Kentsel Dönüşümde Kiracıların Hakları
Kentsel dönüşümde kiracıların hakları; riskli yapı tahliyesi, kira yardımı, taşınma desteği, depozito, işyeri kiracısı, dava hakkı, malik-kiracı uyuşmazlığı ve 6306 sayılı Kanun kapsamında detaylı hukuki rehber.
Kentsel Dönüşümde Kiracıların Hakları Neden Önemlidir?
Kentsel dönüşüm süreci, çoğu zaman maliklerin ve müteahhitlerin hakları üzerinden tartışılsa da bu sürecin en fazla etkilediği kişilerden biri kiracılardır. Bir binanın 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespit edilmesi, yalnızca tapu maliklerinin değil; o binada konut olarak oturan kiracıların, işyeri işleten kiracıların, aile bireylerinin, çalışanların ve ticari faaliyet sahiplerinin yaşamını doğrudan etkiler. Riskli yapı kararı kesinleştiğinde tahliye ve yıkım süreci başlayabileceğinden, kiracının barınma hakkı, taşınma planı, depozito alacağı, kira sözleşmesi, işyeri faaliyeti ve mali destek başvuruları önem kazanır.
Kentsel dönüşümde kiracının durumu, malik kadar güçlü bir mülkiyet hakkına dayanmaz. Kiracı taşınmazın maliki değildir; taşınmaz üzerinde ayni hak sahibi değil, kira sözleşmesine dayalı kişisel hak sahibidir. Ancak bu durum kiracının tamamen korumasız olduğu anlamına gelmez. Kiracı, tahliye sürecinin usule uygun yürütülmesini isteme, kira yardımı veya taşınma desteği başvurusu yapma, peşin ödediği kira ve depozito alacaklarını talep etme, haksız veya kötü niyetli tahliye iddialarına karşı hukuki yollara başvurma, işyeri ise ticari faaliyetini korumaya yönelik önlemler alma hakkına sahiptir.
Kentsel dönüşümde kiracıların hakları değerlendirilirken iki ayrı hukuki rejim birlikte düşünülmelidir. Birincisi 6306 sayılı Kanun kapsamındaki riskli yapı, tahliye, yıkım ve mali yardım rejimidir. İkincisi ise Türk Borçlar Kanunu kapsamında kira sözleşmesinden doğan hak ve borçlardır. Riskli yapı nedeniyle binanın yıkılması, kiracı ile malik arasındaki kira ilişkisinin olağan akışını değiştirebilir; fakat kiracının depozito, peşin kira, zarar, bildirim ve iyi niyet kuralları bakımından hakları ayrıca değerlendirilmelidir.
Riskli Yapı Sürecinde Kiracının Hukuki Konumu
Kentsel dönüşüm süreci çoğunlukla riskli yapı tespiti ile başlar. Riskli yapı tespiti, binanın ekonomik ömrünü tamamladığı veya yıkılma ya da ağır hasar görme riski taşıdığı yönündeki teknik ve idari tespittir. Bu tespit yapılıp kesinleştiğinde, binanın tahliye edilmesi ve yıkılması gündeme gelir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kaynaklarında riskli yapı sürecinin, risk tespiti, tapuya bildirim, itiraz, kesinleşme, tahliye ve yıkım aşamalarıyla ilerlediği açıklanmaktadır.
Kiracı bu sürecin başlatıcısı değildir. Riskli yapı tespiti kural olarak malik veya kanuni temsilci tarafından yaptırılır; idare de belirli hallerde tespiti resen yaptırabilir. Kiracı, malik gibi riskli yapı tespiti başvurusunda bulunan asli kişi değildir. Bununla birlikte, riskli yapı tespitinin sonucu kiracıyı doğrudan etkiler. Çünkü kiracının oturduğu konut veya işlettiği işyeri tahliye ve yıkım kapsamına girebilir.
Bu nedenle kiracının yapması gereken ilk şey, binanın gerçekten 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespit edilip edilmediğini öğrenmektir. Sadece apartman yönetiminin, müteahhidin veya malikin “bina kentsel dönüşüme girecek” demesi yeterli değildir. Kiracı; riskli yapı raporu, idare yazısı, tahliye bildirimi, yıkım süresi, yapıya asılan tutanak, muhtarlık ilanı ve varsa e-Devlet bildirimleri konusunda bilgi istemelidir. Çünkü gerçek bir riskli yapı süreci ile yalnızca kira bedelini artırmak veya kiracıyı çıkarmak amacıyla ileri sürülen soyut dönüşüm iddiası birbirinden ayrılmalıdır.
Kiracı Riskli Yapı Raporuna İtiraz Edebilir mi?
Kentsel dönüşümde en çok sorulan sorulardan biri, kiracının riskli yapı raporuna itiraz edip edemeyeceğidir. 6306 sayılı Kanun uygulamasında riskli yapı tespitine karşı teknik itiraz hakkı esas olarak yapı maliklerine ve kanuni temsilcilerine tanınmıştır. Resmi açıklamalarda riskli yapı tespitine itirazın yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından yapılabileceği belirtilmektedir.
Bu nedenle kiracı, kural olarak malik gibi riskli yapı tespitine teknik itiraz yolunu kullanamaz. Kiracının taşınmazda oturması veya işyeri işletmesi, ona malik sıfatı kazandırmaz. Ancak bu durum, kiracının hiçbir hukuki yolunun bulunmadığı anlamına gelmez. Kiracı, kendisine yönelen tahliye işlemi, kira sözleşmesinden doğan hakları, depozito alacağı, peşin kira iadesi, taşınma giderleri, işyeri zararları veya kötü niyetli işlem iddiaları bakımından ayrıca hukuki yollara başvurabilir.
Özellikle riskli yapı sürecinin gerçekte başlamadığı, rapor bulunmadığı, yıkım kararı olmadığı veya malik tarafından yalnızca kiracıyı taşınmazdan çıkarmak amacıyla “kentsel dönüşüm” gerekçesinin ileri sürüldüğü durumlarda kiracı, tahliye talebine karşı savunma yapabilir. Buna karşılık riskli yapı kararı usulüne uygun şekilde kesinleşmişse, kiracının binada kalmakta ısrar etmesi kamu güvenliği gerekçesiyle korunmayabilir.
Riskli Yapı Kararı Kesinleşince Kiracı Ne Yapmalıdır?
Riskli yapı kararı kesinleştiğinde bina hakkında tahliye ve yıkım süreci başlar. Bu aşamada kiracı açısından en önemli konu, sürecin gerçek ve usule uygun olup olmadığını tespit etmektir. Kiracı, malikten veya apartman yönetiminden riskli yapı kararına ilişkin belgeleri istemeli; mümkünse ilgili idareden tahliye ve yıkım süresi hakkında bilgi almalıdır.
Kesinleşmiş riskli yapı kararında kiracının “kira sözleşmem devam ediyor, bu nedenle çıkmam” şeklindeki savunması çoğu durumda yeterli olmaz. Çünkü burada tahliye, yalnızca malik-kiracı ilişkisine dayalı özel hukuk talebi değildir; can ve mal güvenliği amacıyla yürütülen idari bir sürecin sonucudur. Riskli yapı olarak kesinleşen binanın kullanılmaya devam edilmesi, kiracının kendisi kadar çevredeki kişilerin güvenliği bakımından da risk oluşturur.
Bu aşamada kiracının yapması gerekenler şunlardır: tahliye tarihini netleştirmek, yeni konut veya işyeri arayışına başlamak, kira yardımı veya taşınma desteği şartlarını incelemek, depozito ve peşin kira alacaklarını yazılı olarak talep etmek, taşınma sırasında demirbaş ve eşya tespiti yapmak, işyeri ise vergi levhası ve faaliyet adresi değişikliği süreçlerini planlamak. Kiracı, mümkünse malik ile tahliye tarihini ve mali hakları yazılı protokole bağlamalıdır.
Kentsel Dönüşümde Kiracıya Kira Yardımı Yapılır mı?
Kentsel dönüşümde kiracılar belirli koşullarla mali desteklerden yararlanabilir. Resmi kaynaklarda, anlaşma ile tahliye edilen uygulama alanındaki yapılarda kiracı olarak ikamet edenlere veya işyeri işletenlere, Bakanlıkça belirlenen aylık kira bedelinin iki katı kadar defaten kira yardımı yapılabileceği belirtilmektedir. Aynı kaynakta sınırlı ayni hak sahipleri için farklı oran öngörüldüğü, maliklere ise aylık kira yardımı yapılabildiği açıklanmaktadır.
Burada önemli ayrım şudur: Maliklere yapılan kira yardımı çoğunlukla aylık ödeme şeklindedir; riskli alan dışındaki riskli yapılarda maliklere yapılacak yardım süresi 18 ay olarak belirtilmektedir. Riskli ve rezerv yapı alanlarında ise kira yardımı süresi 48 ayı geçmemek üzere ilgili kurumca belirlenebilir. Kiracılar bakımından ise uygulama, çoğunlukla taşınma masrafları dikkate alınarak defaten ödeme şeklindedir.
İzmir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün kentsel dönüşüm soru-cevap içeriğinde de kiracılara taşınma masrafları dikkate alınarak bir defaya mahsus kira yardımı yapılabileceği, konut satın almak isteyen kiracıların ise Bakanlık ile protokol imzalayan bankalardan alınacak krediler için faiz desteğinden yararlanabileceği ifade edilmektedir.
Bu nedenle kiracı, “ben malik değilim, hiçbir destek alamam” düşüncesiyle hareket etmemelidir. Ancak kiracıya yapılacak yardım, malike yapılan uzun süreli aylık kira yardımıyla aynı nitelikte değildir. Kiracı bakımından destek daha çok taşınma ve geçiş sürecini kolaylaştırmaya yöneliktir.
Kiracı Kira Yardımı İçin Nereye Başvurur?
Kira yardımı başvurusu, riskli yapının bulunduğu ilde yetkili idareye yapılır. Uygulamada başvuru merci, taşınmazın bulunduğu ildeki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü veya yetki devri yapılmışsa ilgili belediye/idare olabilir. Resmi kaynaklarda kira yardımı başvurularının riskli alan veya rezerv yapı alanlarında ilgili kuruma, riskli yapılarda ise idareye yapılacağı; başvuruların tahliye tarihinden itibaren bir yıl içinde veya riskli yapının yıktırıldığı tarihten itibaren üç ay içinde yapılması gerektiği belirtilmektedir.
Bu süre kiracı bakımından son derece önemlidir. Kiracı taşındıktan sonra uzun süre başvuru yapmazsa, mali destek hakkını kaybedebilir. Başvurunun hangi tarihten itibaren yapılacağı, tahliye tarihi, yıkım tarihi ve idarenin sistem kayıtlarıyla bağlantılıdır. Bu nedenle kiracı taşındığı gün veya en geç kısa süre içinde gerekli belgeleri toplamaya başlamalıdır.
Başvuruda genellikle kimlik fotokopisi, kiracının riskli yapıda oturduğunu gösteren belge, eski ve yeni adres bilgileri, tahliye bilgisi, banka hesap bilgisi ve riskli yapı bilgileri aranır. İzmir İl Müdürlüğü’nün soru-cevap içeriğinde konut kiracıları için nüfus cüzdanı fotokopisi, kiracı üzerine kayıtlı fatura veya riskli binada oturduğunu gösteren adrese dayalı nüfus kayıt örneği ve tahliye edilen konuta ilişkin yeni adresi gösteren nüfus kayıt örneği gibi belgeler sayılmıştır.
Kiracı Kira Yardımı İçin Hangi Şartları Sağlamalıdır?
Kiracının kira yardımı veya taşınma desteğinden yararlanabilmesi için en önemli şartlardan biri, riskli yapı tespiti yapılan taşınmazda gerçekten ikamet ediyor veya işyeri işletiyor olmasıdır. Resmi açıklamalarda, kira yardımı başvurusu için hak sahiplerinin riskli yapı onay tarihinden önce riskli yapıda oturuyor olması gerektiği; riskli yapıyı tahliye tarihinden önceki dönemi kapsayan fatura veya adres bilgisi gibi belgelerin önemli olduğu belirtilmektedir.
Bu şart, uygulamada sahte veya sonradan oluşturulmuş kira ilişkilerinin önüne geçmek için önemlidir. Riskli yapı kararı çıktıktan sonra bir kişinin geriye dönük kira sözleşmesi düzenleyerek kiracı yardımı almaya çalışması hukuken riskli ve idari açıdan reddedilebilir bir durumdur. İdare, kiracının gerçekten orada oturup oturmadığını adres kayıtları, fatura bilgileri, vergi levhası, tahliye bilgileri ve sistem kayıtları üzerinden denetleyebilir.
Kiracı bakımından ispat araçları şunlar olabilir: kira sözleşmesi, adrese dayalı nüfus kayıt örneği, elektrik-su-doğalgaz-internet faturaları, apartman aidat makbuzları, banka kira ödeme dekontları, işyeri için vergi levhası, yoklama fişi, oda kaydı, belediye ruhsatı, SGK işyeri kaydı ve tahliye sonrası adres değişikliği belgeleri. Bu belgeler, hem kira yardımı başvurusunda hem de malik ile doğabilecek uyuşmazlıklarda önem taşır.
İşyeri Kiracılarının Kentsel Dönüşümde Hakları
Kentsel dönüşümde işyeri kiracıları, konut kiracılarına göre daha farklı ve çoğu zaman daha ağır sonuçlarla karşılaşır. Bir işyerinin riskli yapı nedeniyle tahliye edilmesi, yalnızca fiziksel taşınma anlamına gelmez. Müşteri çevresi, vergi kaydı, ruhsat, çalışanlar, stoklar, tabela, reklam değeri, konum avantajı ve ticari süreklilik etkilenir.
Resmi kaynaklarda, riskli binada kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak işyeri işletenlerin kira yardımı için başvuru yaparken nüfus cüzdanı fotokopisi, vergi levhası ve işyerinin tahliye edildiğine dair güncel vergi levhası gibi belgeler sunabileceği belirtilmektedir. İstanbul, İzmir ve Bursa gibi yerlerde başvuru merciinin Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü, diğer illerde ise Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü olduğu açıklanmıştır.
İşyeri kiracısı, yalnızca Bakanlık desteğine güvenmemelidir. Malik ile kira sözleşmesinden doğan haklar ayrıca incelenmelidir. Örneğin işyeri kiracısı taşınma için makul süre isteyebilir, depozito ve peşin kira bedelinin iadesini talep edebilir, özel tadilat ve dekorasyon masrafları bakımından sözleşmedeki hükümleri değerlendirebilir, tahliye tarihinin ani belirlenmesi halinde uğradığı zararları tartışabilir. Ancak riskli yapı kesinleşmişse, işyerinde faaliyete devam etme iddiası kamu güvenliği gerekçesiyle sınırlanabilir.
Kiracı Depozitosunu Geri Alabilir mi?
Kentsel dönüşüm nedeniyle tahliye edilen kiracının en temel özel hukuk haklarından biri depozito iadesidir. Depozito, kiracının taşınma sırasında taşınmaza verdiği zararları veya kira borçlarını güvence altına almak için alınır. Riskli yapı nedeniyle binanın yıkılacak olması, malikin depozitoyu otomatik olarak alıkoyabileceği anlamına gelmez.
Kiracı taşınmazı tahliye ederken, taşınmazın mevcut durumunu fotoğraf ve video ile kayıt altına almalıdır. Anahtar teslimi yazılı tutanakla yapılmalı, mümkünse sayaç son endeksleri, aidat borcu, kira borcu ve eşya durumu tutanağa geçirilmelidir. Malik, sadece gerçek ve ispatlanabilir zararlar veya ödenmemiş borçlar için depozitodan mahsup yapabilir. Bina yıkılacak diye kiracının tüm depozitosunun kesilmesi hukuken savunulamaz.
Peşin ödenmiş kira bedeli varsa, kiracı kullanılmayan döneme ilişkin iade talep edebilir. Örneğin kiracı altı aylık kirayı peşin ödemiş; ancak riskli yapı tahliyesi nedeniyle ikinci ayda taşınmak zorunda kalmışsa, kalan döneme ilişkin kira bedelinin iadesi gündeme gelir. Burada somut sözleşme hükümleri, tahliye tarihi, tarafların anlaşması ve riskli yapı sürecinin hangi tarihte kesinleştiği birlikte değerlendirilmelidir.
Kentsel Dönüşüm Gerekçesiyle Kiracı Hemen Çıkarılabilir mi?
Malikin “bina kentsel dönüşüme girecek” demesi, tek başına kiracının hemen çıkması gerektiği anlamına gelmez. Gerçek bir riskli yapı süreci yoksa, malik Türk Borçlar Kanunu hükümlerine uygun şekilde hareket etmelidir. Yeniden inşa veya imar amacıyla tahliye, kira hukukunda belirli şartlara bağlıdır. Türk Borçlar Kanunu m. 350/2 kapsamında kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarım, genişletme ya da değiştirme gerekli olmalı ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız hale gelmelidir; bu durumda kiraya veren, kanunda öngörülen sürelerde dava açarak kira sözleşmesini sona erdirebilir.
Bu ayrım uygulamada çok önemlidir. Eğer bina hakkında 6306 sayılı Kanun kapsamında kesinleşmiş riskli yapı kararı varsa, tahliye idari süreçle bağlantılıdır. Ancak yalnızca malik “tadilat yapacağım” veya “müteahhitle anlaştım” diyorsa, kiracı kira hukukundan doğan korumalarını ileri sürebilir. Malik, hukuken gerekli şartlar oluşmadan kiracıyı zorla çıkaramaz, elektriğini veya suyunu kestiremez, kapıyı değiştiremez, eşyaları tahliye edemez.
Kiracı, bu tür durumlarda yazılı belge istemeli ve sözlü baskıya dayanarak taşınmazı boşaltmamalıdır. Özellikle yüksek kira artışları döneminde bazı tahliye talepleri gerçek dönüşüm amacı taşımayabilir. Bu nedenle kiracı açısından en sağlıklı yol, riskli yapı belgesi, yıkım kararı, tahliye tebligatı veya mahkeme kararı gibi somut dayanakları görmeden hareket etmemektir.
Tahliye Edilen Kiracının Yeniden Kiralama Önceliği Var mı?
Kira hukuku bakımından yeniden inşa ve imar sebebiyle tahliye edilen kiracının bazı durumlarda yeniden kiralama önceliği gündeme gelebilir. Türk Borçlar Kanunu sistemi içinde, yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılan taşınmazın yeni durumu ve yeni kira bedeliyle eski kiracıya öncelikle teklif edilmesi gibi koruma mekanizmaları vardır. Ancak bu hakkın uygulanabilmesi için tahliyenin hangi hukuki sebebe dayandığı, kiraya verenin dava yoluyla mı tahliye sağladığı, taşınmazın gerçekten yeniden inşa edilip edilmediği ve eski kiracıya bildirim yapılıp yapılmadığı somut olayda incelenmelidir.
Kentsel dönüşüm kapsamında bina tamamen yıkılıp yeni bir bağımsız bölüm ortaya çıktığında, eski kiracının otomatik olarak aynı yeri eski kira bedeliyle kiralama hakkı olduğu söylenemez. Özellikle 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı nedeniyle tahliye ile Türk Borçlar Kanunu m. 350 kapsamında yeniden inşa ve imar nedeniyle tahliye davası farklı hukuki zeminlere dayanabilir. Bu nedenle eski kiracının yeni binada öncelik veya tazminat iddiası somut tahliye biçimine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Kiracı, tahliye sırasında bu konuda haklarını korumak istiyorsa malik ile yazılı protokol yapmalıdır. Örneğin yeni bina tamamlandığında kiracıya öncelikli kiralama teklifi yapılacağı, yeni kira bedelinin nasıl belirleneceği, işyeri ise tabelanın ve müşteri çevresinin korunmasına ilişkin hususlar açıkça düzenlenebilir. Aksi halde sözlü vaatlerin ispatı güçleşir.
Kiracıya Yapılacak Bildirim Nasıl Olmalıdır?
Kentsel dönüşümde kiracıya yapılacak bildirim, sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından önemlidir. Riskli yapı sürecinde tahliye ve yıkım bildirimleri çoğu zaman idari ilan, yapıya asılan tutanak ve maliklere yapılan bildirimler üzerinden ilerler. Ancak fiilen binada oturan kiracıların durumdan makul süre önce haberdar edilmesi, hem hakkaniyet hem de uygulama güvenliği bakımından gereklidir.
Kiracıya yalnızca apartman girişine son anda asılan bir kâğıtla tahliye baskısı yapılması uygulamada ciddi mağduriyetlere yol açabilir. Kiracının yeni konut veya işyeri bulması, taşınma organizasyonu yapması, çocukların okul durumu, işyeri ruhsatı, çalışanlar ve ticari faaliyet gibi konular zamana ihtiyaç duyar. Bu nedenle maliklerin kiracıya yazılı bildirim yapması, tahliye tarihini açıkça belirtmesi ve riskli yapı sürecine ilişkin belgeleri paylaşması uyuşmazlıkları azaltır.
Kiracı açısından da bildirimler yazılı alınmalı ve sözlü görüşmeler mümkünse mesaj, e-posta veya tutanakla kayıt altına alınmalıdır. Tahliye tarihi, anahtar teslimi, depozito iadesi, peşin kira iadesi, aidat ve fatura borçları açıkça belirlenmelidir.
Kiracı Kentsel Dönüşüm Nedeniyle Tazminat Talep Edebilir mi?
Kiracının tazminat talep edip edemeyeceği, tahliyenin nedenine ve sürecin nasıl yürütüldüğüne bağlıdır. Gerçekten riskli yapı kararı kesinleşmiş ve bina kamu güvenliği nedeniyle tahliye edilip yıkılmışsa, kiracının sırf tahliye edildiği için malikten yüksek tutarlı tazminat talep etmesi her durumda mümkün olmayabilir. Çünkü burada tahliye, malikin keyfi davranışından değil, binanın riskli yapı statüsünden kaynaklanmaktadır.
Ancak malik kötü niyetli davranmışsa, kiracıya gerçeğe aykırı beyanda bulunmuşsa, riskli yapı süreci olmadığı halde dönüşüm bahanesiyle kiracıyı çıkarmışsa, depozitoyu haksız yere iade etmemişse, peşin kira bedelini ödememişse, taşınma için makul süre tanımamışsa veya işyeri kiracısının zararına sebep olacak şekilde hukuka aykırı işlem yapmışsa tazminat gündeme gelebilir.
İşyeri kiracıları bakımından zarar kalemleri daha karmaşık olabilir. Taşınma giderleri, yeni yer tadilat masrafları, müşteri kaybı, ruhsat değişikliği, tabela masrafları, stok ve demirbaş taşıma giderleri, çalışanlara ilişkin zararlar ve faaliyet kesintisi gibi kalemler somut delillerle ispatlanmalıdır. Ancak bu taleplerin kabulü için hukuka aykırılık, zarar ve illiyet bağı açıkça ortaya konulmalıdır.
Kiracıların En Sık Yaptığı Hatalar
Kentsel dönüşüm sürecinde kiracıların yaptığı en büyük hata, sözlü bilgilere dayanarak hareket etmektir. “Bina yıkılacakmış”, “müteahhit gelmiş”, “ev sahibi çık diyor” gibi sözlü açıklamalar tek başına yeterli değildir. Kiracı mutlaka riskli yapı sürecinin resmi belgelerini görmelidir.
İkinci hata, kira yardımı başvuru süresini kaçırmaktır. Resmi kaynaklarda başvuru süresi tahliye tarihinden itibaren bir yıl veya riskli yapının yıkıldığı tarihten itibaren üç ay olarak belirtilmektedir. Bu nedenle kiracı taşındıktan sonra başvuru belgelerini gecikmeden hazırlamalıdır.
Üçüncü hata, depozito ve peşin kira iadesini yazılı güvenceye almamaktır. Kiracı anahtar teslim ederken mutlaka tutanak düzenlemeli, depozito ve kullanılmayan kira alacaklarını yazılı olarak talep etmelidir.
Dördüncü hata, işyeri kiracılarının vergi levhası, adres değişikliği, ruhsat ve ticari kayıt süreçlerini geç planlamasıdır. Kentsel dönüşüm nedeniyle işyerinin kapanması veya adres değiştirmesi, idari ve mali yükümlülükleri de beraberinde getirir.
Beşinci hata, riskli yapı süreci ile normal tahliye davası sürecini karıştırmaktır. Kesinleşmiş riskli yapı kararında idari tahliye-yıkım süreci gündeme gelirken, yalnızca tadilat veya yeniden inşa iddiasında kira hukukunun tahliye hükümleri uygulanır.
Kentsel Dönüşümde Kiracıların Haklarını Koruması İçin Pratik Öneriler
Kiracı, binanın riskli yapı olup olmadığını öğrendiği anda resmi belgeleri istemelidir. Riskli yapı raporu, tahliye bildirimi, yıkım süresi ve idare yazıları incelenmelidir. Sadece müteahhit veya malik beyanıyla hareket edilmemelidir.
Kiracı, taşınmadan önce tüm ödeme ilişkisini netleştirmelidir. Kira borcu, aidat, fatura, depozito, peşin kira ve anahtar teslimi yazılı tutanakla belirlenmelidir. Taşınmazın son durumu fotoğraf ve video ile kayıt altına alınmalıdır.
Kiracı, kira yardımı veya taşınma desteği için gerekli belgeleri zamanında toplamalıdır. Adres kayıtları, faturalar, kira sözleşmesi, banka dekontları, yeni adres bilgileri ve işyeri için vergi levhası gibi belgeler saklanmalıdır.
İşyeri kiracısı, ticari faaliyetin kesintiye uğramaması için yeni adres, ruhsat, vergi dairesi, SGK, belediye, oda kaydı, tabela ve müşteri bilgilendirmesi süreçlerini erkenden planlamalıdır.
Malik ile anlaşma yapılacaksa bu anlaşma yazılı olmalıdır. Tahliye tarihi, depozito iadesi, taşınma desteği, peşin kira iadesi ve varsa yeni binada kiralama önceliği açıkça düzenlenmelidir.
Sonuç
Kentsel dönüşümde kiracıların hakları, çoğu zaman maliklerin hakları kadar görünür olmasa da son derece önemlidir. Kiracı, taşınmazın maliki olmadığı için riskli yapı tespitine malik gibi itiraz etme hakkına sahip olmayabilir; ancak tahliye sürecinin usule uygun yürütülmesini isteme, mali destek başvurusu yapma, depozito ve peşin kira alacaklarını talep etme, işyeri faaliyetini koruma, kötü niyetli veya hukuka aykırı tahliye girişimlerine karşı savunma yapma haklarına sahiptir.
6306 sayılı Kanun kapsamında kiracı olarak ikamet edenlere veya işyeri işletenlere, belirli şartlarla defaten kira yardımı yapılabilmektedir. Başvuru süresi, belgeler ve başvuru mercii dikkatle takip edilmelidir. Resmi kaynaklarda kiracılar için yardımın defaten yapılabileceği ve başvuru için tahliye/yıkım tarihleriyle bağlantılı sürelerin bulunduğu açıkça belirtilmektedir.
Kiracı açısından en doğru strateji, süreci pasif şekilde beklememek; riskli yapı belgelerini istemek, tahliye tarihini netleştirmek, mali hakları yazılı güvenceye almak ve başvuru belgelerini zamanında hazırlamaktır. Özellikle işyeri kiracıları bakımından kentsel dönüşüm, yalnızca taşınma değil; ticari faaliyetin devamı, müşteri çevresi, ruhsat ve vergi süreçleri bakımından da kapsamlı bir hukuki planlama gerektirir.
Sonuç olarak, kentsel dönüşümde kiracıların hakları hem 6306 sayılı Kanun’daki mali destekler hem de Türk Borçlar Kanunu’ndaki kira sözleşmesi hükümleri birlikte değerlendirilerek korunmalıdır. Gerçek bir riskli yapı kararı varsa kiracının binada kalmakta ısrar etmesi çoğu zaman hukuken mümkün olmayabilir; ancak bu durum kiracının depozito, peşin kira, taşınma desteği, makul bildirim, işyeri zararları ve kötü niyetli işlemlere karşı hukuki korunma haklarını ortadan kaldırmaz.