Kentsel Dönüşümde Kamulaştırma Süreci
Kentsel dönüşümde kamulaştırma süreci nasıl işler? 6306 sayılı Kanun kapsamında satın alma, trampa, acele kamulaştırma, bedel tespiti, tapu tescili, dava yolları, yürütmenin durdurulması ve maliklerin hakları hakkında kapsamlı hukuki rehber.
Kentsel Dönüşümde Kamulaştırma Nedir?
Kentsel dönüşümde kamulaştırma, 6306 sayılı Kanun kapsamındaki riskli alan, rezerv yapı alanı veya riskli yapıların bulunduğu parsellerde yürütülen dönüşüm uygulamaları sırasında özel mülkiyete konu taşınmazların kamu yararı amacıyla idare tarafından edinilmesi sürecidir. Bu süreç her zaman klasik anlamda “idarenin tek taraflı olarak taşınmaza el koyması” şeklinde başlamaz. Kentsel dönüşüm uygulamalarında öncelikle anlaşma, satın alma, trampa, hak sahipliği düzenlemesi, arsa payı satışı, imar hakkı aktarımı veya yeni bağımsız bölüm verilmesi gibi araçlar gündeme gelebilir. Ancak anlaşma sağlanamazsa veya proje gereği taşınmazın idare tarafından edinilmesi zorunlu hale gelirse kamulaştırma süreci devreye girebilir.
6306 sayılı Kanun’un amacı, afet riski altındaki alanlar ile riskli yapıların bulunduğu taşınmazlarda fen ve sanat normlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam çevreleri oluşturulmasını sağlamaktır. Bu nedenle kentsel dönüşümde kamulaştırma, yalnızca mülkiyetin idareye geçmesi değil; afet riski, şehircilik, planlama, hak sahipliği ve mülkiyet hakkı dengesi içinde değerlendirilmesi gereken ağır sonuçlu bir idari işlemdir. Kanun, Başkanlığa riskli alanlar, rezerv yapı alanları ve riskli yapıların bulunduğu taşınmazlara ilişkin satın alma, ön alım hakkını kullanma, trampa, taşınmaz mülkiyetini veya imar haklarını başka alana aktarma gibi geniş yetkiler tanımaktadır.
Kentsel dönüşümde kamulaştırma süreci, malik açısından çoğu zaman şu soruları doğurur: Taşınmazım gerçekten kamulaştırılabilir mi? Önce anlaşma teklif edilmesi gerekir mi? Bedel nasıl belirlenecek? Bedeli kabul etmezsem ne olur? Acele kamulaştırma yapılabilir mi? Kamulaştırma kararına karşı dava açabilir miyim? Bedel düşük belirlenirse hangi mahkemede itiraz edeceğim? Tapudaki ipotek, haciz veya intifa hakkı ne olacak? Bu soruların her biri ayrı hukuki değerlendirme gerektirir.
Kentsel Dönüşümde Kamulaştırma Hangi Hallerde Gündeme Gelir?
Kentsel dönüşümde kamulaştırma genellikle riskli alan veya rezerv yapı alanı gibi alan bazlı uygulamalarda daha sık gündeme gelir. Bir bölgenin bütüncül olarak dönüştürülmesi, altyapı ve sosyal donatı alanlarının kurulması, yolların genişletilmesi, yeni konut veya işyeri üretimi, hak sahiplerinin başka alanlara taşınması veya uygulama bütünlüğünün sağlanması için bazı taşınmazların idare tarafından edinilmesi gerekebilir.
Riskli yapı parsellerinde ise kamulaştırma her dosyada zorunlu değildir. Çoğu riskli yapı dosyasında maliklerin kendi aralarında salt çoğunlukla karar alması, müteahhit seçmesi, kat karşılığı sözleşme yapması ve binayı yenilemesi söz konusu olur. Ancak maliklerle anlaşma sağlanamaması, proje bütünlüğünün bozulması, riskli alan veya rezerv yapı alanı içinde kalınması, idarenin doğrudan uygulama yürütmesi ya da kamu hizmeti niteliğinde bir dönüşüm projesi yapılması halinde kamulaştırma gündeme gelebilir.
6306 sayılı Kanun, Başkanlığa yalnızca kamulaştırma değil; satın alma, trampa, imar hakkı aktarımı, menkul değere dönüştürme, kamu-özel sektör işbirliği, kat veya hasılat karşılığı inşaat yaptırma, arsa paylarını belirleme ve paylaştırma gibi çeşitli araçlar tanımaktadır. Bu nedenle kentsel dönüşümde kamulaştırma, çoğu zaman daha geniş bir “dönüşüm uygulaması” zincirinin parçasıdır.
Kamulaştırma Her Zaman İlk Yol mudur?
Hayır. Kentsel dönüşümde kamulaştırma çoğu zaman son veya tamamlayıcı yol olarak düşünülmelidir. 6306 sayılı Kanun ve uygulama yönetmeliği, anlaşma, satın alma ve trampa yöntemlerine özel önem verir. Uygulama alanındaki taşınmazların Başkanlıkça satın alınabileceği veya Başkanlığa ait başka bir taşınmazla trampa yoluyla devralınabileceği düzenlenmiştir. Satın alma veya trampa işleminden önce malike bedel üzerinden teklif yapılması ve malik teklifi kabul ederse buna ilişkin tutanak düzenlenmesi gerekir.
Bu nedenle malik, kendisine teklif yapılmadan doğrudan zorlayıcı kamulaştırma işlemleriyle karşılaşıyorsa süreci dikkatle incelemelidir. İdare satın alma, trampa veya anlaşma sürecini usulüne uygun işletmiş mi? Malik gerçekten bilgilendirilmiş mi? Bedel nasıl belirlenmiş? Malik teklifin hukuki sonuçlarını anlamış mı? Tutanak içeriğinde taşınmazın tüm hukuki ve fiili vasıfları, bedel, malik kimlik bilgileri ve tapuda tescil/terkin beyanları yer alıyor mu? Bu hususlar son derece önemlidir.
Kentsel dönüşümde anlaşma yoluyla edinim ile zorunlu kamulaştırma arasında büyük fark vardır. Malik satın alma veya trampa teklifini kabul ederse, düzenlenen tutanak malikin ferağ beyanı ve tapuda Başkanlık adına tescilin hukuki sebebi sayılabilir. Bu nedenle anlaşma tutanağı imzalanmadan önce bedel, taşınmazın gerçek değeri, trampa edilecek taşınmazın niteliği, mevcut takyidatlar ve hak sahipliği sonuçları dikkatle değerlendirilmelidir.
Satın Alma ve Trampa Süreci
Kentsel dönüşümde satın alma, idarenin veya Başkanlığın malike belirli bir bedel teklif ederek taşınmazı devralmasıdır. Trampa ise malikin taşınmazı karşılığında idareye ait başka bir taşınmazı almasıdır. Klasik kamulaştırma hukukunda da mal sahibinin kabul etmesi halinde kamulaştırma bedeli yerine idarenin kamu hizmetine tahsis edilmemiş taşınmazlarından bedeli karşılayacak miktarda taşınmaz verilebilir. Taşınmazlar arasındaki değer farkı taraflarca nakit olarak karşılanır.
Kentsel dönüşüm uygulamasında satın alma veya trampa teklifinin kabul edilmesi halinde düzenlenen tutanak büyük önem taşır. Uygulama Yönetmeliği’ne göre tutanakta taşınmazın tüm hukuki ve fiili vasıfları, satın alma bedeli, malikin kimlik bilgileri ve taşınmazın tapuda tesciline veya terkinine ilişkin kabul beyanları yer alır. Bu tutanak, malikin ferağ beyanı ve tapuda Başkanlık adına yapılacak tescilin hukuki sebebi sayılır.
Bu nedenle malik açısından en önemli husus, teklif edilen bedelin gerçek rayiç değeri yansıtıp yansıtmadığıdır. Taşınmazın arsa niteliği, imar hakkı, mevcut bağımsız bölüm değeri, yeni proje potansiyeli, konumu, emsal satışlar, ticari değer, kira getirisi, yapı niteliği ve dönüşüm sonrası hak sahipliği seçenekleri birlikte değerlendirilmelidir. Malik yalnızca idarenin teklif ettiği bedeli değil, bu bedelin hangi değerleme yöntemine göre belirlendiğini de incelemelidir.
Satın Alma Tutanaklarının Hukuki Sonucu
Satın alma veya trampa tutanağı imzalanırsa, malik açısından geri dönüşü zor bir süreç başlayabilir. Çünkü tutanak, tapuda tescilin hukuki sebebi sayılmakta ve taşınmazın Başkanlık adına tescili veya terkini tapu müdürlüğünce resen yapılabilmektedir. 6306 sayılı Kanun’da da Başkanlıkça yapılan satın alma/trampa teklifinin malikçe kabul edilmesi halinde düzenlenecek tutanağın, malikin ferağ beyanı ve tapuda Başkanlık adına yapılacak tescilin hukuki sebebi sayılacağı düzenlenmiştir.
Bu nedenle maliklerin “ön görüşme tutanağı”, “uzlaşma tutanağı”, “satın alma kabul tutanağı” veya “trampa kabul beyanı” gibi belgeleri sıradan evrak gibi görmemesi gerekir. Bu belgeler mülkiyet devrine yol açabilecek güçlü hukuki sonuçlar doğurabilir.
Uygulamada maliklerin yaptığı en önemli hata, teklif edilen bedeli ve taşınmazın değerini bağımsız olarak incelemeden tutanak imzalamasıdır. Malik, imza atmadan önce mutlaka güncel tapu kaydını, imar durumunu, değerleme raporunu, proje kapsamındaki hak sahipliği durumunu ve varsa trampa edilecek taşınmazın hukuki durumunu incelemelidir.
Takyidatlar, İpotek, Haciz ve İntifa Hakkı Ne Olur?
Kentsel dönüşümde satın alınan veya kamulaştırılan taşınmaz üzerinde ipotek, ihtiyati haciz, haciz, kamu haczi, intifa hakkı veya başka sınırlamalar bulunabilir. Uygulama Yönetmeliği, Başkanlıkça satın alınan taşınmazın üzerindeki ipotek, ihtiyati haciz, haciz ve intifa hakkı gibi hakların satış sonrasında satış bedeli üzerinde devam edeceğini düzenlemektedir. Ayrıca satın alma tutanağı ve idarenin yazılı talebi üzerine taşınmaz üzerindeki takyidatların terkin edilerek taşınmazın Başkanlık adına tescil edilebileceği belirtilmiştir.
Bu düzenleme malik açısından iki yönlü sonuç doğurur. Birincisi, taşınmaz üzerindeki takyidatlar kamulaştırma veya satın alma sürecini tamamen engellemeyebilir. İkincisi, malik taşınmaz bedelini serbestçe alamayabilir; çünkü ipotek veya haciz gibi haklar satış bedeli üzerinde devam edebilir.
Bu nedenle kamulaştırma veya satın alma sürecinde yalnızca taşınmazın bedeli değil, bu bedelin kime ve nasıl ödeneceği de önemlidir. Banka ipoteği varsa banka, icra haczi varsa icra dosyası, intifa hakkı varsa intifa hakkı sahibi, aile konutu şerhi veya tedbir varsa ilgili mahkeme kararı ayrıca değerlendirilmelidir.
Klasik Kamulaştırma Süreci Nasıl İşler?
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyetteki taşınmazların Devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından kamulaştırılmasına ilişkin usulü düzenler. Kanun; kamulaştırma işlemleri, bedelin hesaplanması, taşınmazın idare adına tescili, geri alma hakkı ve uyuşmazlıkların çözüm usullerini kapsar.
Klasik kamulaştırma sürecinde önce kamu yararı kararı alınır veya onaylı imar planı/özel proje kapsamında kamulaştırma işlemine başlanır. İdare, kamulaştırılacak taşınmazın sınırını, yüzölçümünü, cinsini, maliklerini, adreslerini ve tapu kayıtlarını belirler. Kamulaştırma kararı sonrasında tapu siciline kamulaştırma şerhi verilmesi de istenebilir.
Daha sonra idare, satın alma usulünü işletir. Kamulaştırma Kanunu’nun güncel sisteminde idare, kıymet takdir komisyonunca belirlenen tahmini bedeli belirtmeksizin malike resmi taahhütlü yazı göndererek taşınmazı pazarlıkla satın almak veya trampa yoluyla devralmak istediğini bildirir. Malik 15 gün içinde başvurursa pazarlık görüşmesi yapılır; anlaşma sağlanırsa tutanak düzenlenir.
Anlaşma sağlanamazsa veya malik ferağ vermezse, idare taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve idare adına tescil davası açar. Mahkeme, başvurudan itibaren en geç 30 gün sonrası için duruşma günü belirleyerek maliki davet eder. Malik bu davada bedelin düşük olduğunu ileri sürebilir ve bilirkişi raporuna itiraz edebilir.
Kamulaştırma Bedeli Nasıl Belirlenir?
Kamulaştırma bedeli belirlenirken taşınmazın cinsi, yüzölçümü, değerini etkileyen tüm nitelikleri, vergi beyanı, resmi kıymet takdirleri, arazilerde net gelir, arsalarda kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlar, yapılarda resmi birim fiyatları, yapı maliyet hesapları ve yıpranma payı dikkate alınır. Kanun, bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin de değerlendirilmesini öngörür.
Kentsel dönüşüm dosyalarında bedel tespiti daha karmaşık hale gelebilir. Çünkü taşınmaz sadece mevcut haliyle değil, dönüşüm potansiyeli, imar durumu, proje alanı içindeki konumu, hak sahipliği ihtimali, yeni bağımsız bölüm karşılığı, arsa payı ve çevredeki emsal değerler bakımından da önem taşır. Ancak Kamulaştırma Kanunu, kamulaştırmayı gerektiren imar veya hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışlarının ve ileride düşünülen kullanım şekline göre getireceği kârın kıymet takdirinde dikkate alınmayacağını düzenlemektedir.
Bu ayrım uygulamada sıkça tartışılır. Malik, taşınmazın gerçek piyasa değerinin düşük belirlendiğini düşünüyorsa, bağımsız ekspertiz raporu, emsal satış belgeleri, imar durumu, tapu kayıtları, kira getirisi, yapı maliyetleri ve çevredeki gerçek piyasa verileriyle itirazını desteklemelidir. Sadece “bedel düşük” demek yeterli değildir; bilirkişi raporundaki somut hataların gösterilmesi gerekir.
Bedel Tespiti ve Tescil Davasında Malik Ne Yapmalıdır?
Bedel tespiti ve tescil davası, kamulaştırma bedelinin mahkemece belirlendiği ve bedelin yatırılması karşılığında taşınmazın idare adına tesciline karar verilen davadır. Bu davada malik davalı konumunda görünse de, aslında en önemli talebi bedelin gerçek değere uygun belirlenmesidir.
Malik, mahkemece gönderilen davetiyeyi aldıktan sonra dosyayı incelemeli, idarenin sunduğu kıymet takdir raporunu değerlendirmeli, taşınmazın özelliklerini mahkemeye bildirmeli ve mümkünse kendi özel değerleme raporunu sunmalıdır. Arsa niteliğinde taşınmazlarda emsal satış araştırması, yapı bulunan taşınmazlarda yapı sınıfı, yaşı, yıpranma payı, ruhsat/iskân durumu ve bağımsız bölüm niteliği önem taşır.
Mahkeme bilirkişi raporuyla bedeli belirler. Taraflar bedelde anlaşamazsa hakim, gerekirse yeni bilirkişi kurulu tayin ederek adil ve hakkaniyete uygun kamulaştırma bedelini tespit eder. Kanun, mahkemece belirlenen bedelin kamulaştırma bedeli olduğunu kabul eder.
Bu aşamada bilirkişi raporuna süresinde ve teknik itiraz yapılmalıdır. Rapor emsal satışları yanlış seçmişse, taşınmazın imar durumunu hatalı değerlendirmişse, yapı maliyetini eksik hesaplamışsa, ticari cephe değerini dikkate almamışsa veya objektif değer artırıcı unsurları göz ardı etmişse ayrıntılı itiraz dilekçesi verilmelidir.
Acele Kamulaştırma Nedir?
Acele kamulaştırma, olağan kamulaştırma süreci tamamlanmadan, idarenin belirli şartlarda taşınmaza daha hızlı şekilde el koymasını sağlayan istisnai bir usuldür. 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesine göre yurt savunması ihtiyacı, Cumhurbaşkanınca aceleliğine karar verilen haller veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere mahkemece 7 gün içinde değer tespiti yapılabilir ve bedel mal sahibi adına bankaya yatırılarak taşınmaza el konulabilir.
Kentsel dönüşüm uygulamalarında acele kamulaştırma özellikle riskli alan veya büyük ölçekli dönüşüm projelerinde gündeme gelebilir. Ancak acele kamulaştırma, idareye sınırsız ve keyfi el koyma yetkisi vermez. Acelelik hali, kamu yararı, afet riski, uygulama bütünlüğü ve zorunluluk unsurları somut şekilde ortaya konulmalıdır.
Acele kamulaştırma sürecinde malik açısından iki ayrı hukuki alan vardır. Birincisi, acele kamulaştırma kararının hukuka uygun olup olmadığıdır. Bu konu idari yargıda iptal davasına konu edilebilir. İkincisi, acele el koyma için mahkemece belirlenen bedelin yeterli olup olmadığıdır. Bu konu ise sonrasında açılacak bedel tespiti ve tescil süreciyle birlikte değerlendirilir.
Acele Kamulaştırmaya Karşı Dava Açılabilir mi?
Evet. Acele kamulaştırma kararına karşı idari yargıda iptal davası açılabilir. Özellikle kararın dayanağında gerçek bir acelelik halinin bulunmadığı, kamu yararının somutlaştırılmadığı, kararın dönüşüm amacı dışında kullanıldığı, mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahale edildiği veya taşınmazın acele kamulaştırma kapsamına alınmasının zorunlu olmadığı ileri sürülebilir.
Acele kamulaştırmaya karşı dava açılırken yürütmenin durdurulması talebi özellikle önemlidir. Çünkü acele kamulaştırmada idare, bedeli bankaya yatırarak taşınmaza el koyabilir. Taşınmaz yıkılmış, boşaltılmış veya proje uygulaması başlamışsa dava sonunda verilecek iptal kararının fiilen uygulanması zorlaşabilir.
Ancak acele kamulaştırma davası ile bedel tespiti davası karıştırılmamalıdır. İdari yargıda açılacak dava, acele kamulaştırma kararının hukuka uygunluğunu denetler. Adli yargıdaki bedel tespiti davası ise kamulaştırma bedelinin gerçek değere uygun belirlenip belirlenmediğine ilişkindir.
Kentsel Dönüşümde Kamulaştırma ve Mülkiyet Hakkı
Kamulaştırma, mülkiyet hakkına en ağır müdahale türlerinden biridir. Anayasal olarak mülkiyet hakkı kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir; ancak bu müdahalenin ölçülü olması ve gerçek karşılığın ödenmesi gerekir. Kentsel dönüşümde afet riski ve güvenli yapılaşma önemli kamu yararı oluşturabilir. Buna rağmen “kentsel dönüşüm” ibaresi her kamulaştırmayı otomatik olarak hukuka uygun hale getirmez.
İdare, taşınmazın neden kamulaştırıldığını, kamulaştırmanın dönüşüm projesi için neden zorunlu olduğunu, daha hafif araçlarla aynı sonuca ulaşılıp ulaşılamayacağını ve malike hangi karşılıkların önerildiğini ortaya koymalıdır. Özellikle riskli alan veya rezerv yapı alanı içinde çok geniş mülkiyet müdahaleleri yapılırken kamu yararı ile bireysel mülkiyet hakkı arasında adil denge kurulmalıdır.
Malik açısından bu denge şu sorularla denetlenir: Kamulaştırma gerçekten zorunlu mu? Taşınmaz yerine dönüşüm projesinde bağımsız bölüm verilebilir miydi? Trampa imkânı değerlendirildi mi? Bedel gerçek rayiç değeri yansıtıyor mu? Taşınmaz üzerindeki ekonomik ve kişisel bağlılık dikkate alındı mı? İdare dönüşüm projesini kamu yararı için mi, yoksa gelir/hasılat amacıyla mı yürütüyor?
Kamulaştırma Kararına Karşı İptal Davası
Kamulaştırma kararına karşı idari yargıda iptal davası açılabilir. Bu dava, kamulaştırmanın hukuka uygun olup olmadığını denetler. İptal davasında idarenin yetkisi, kamu yararı kararı, usul işlemleri, kamulaştırmanın amacı, taşınmazın proje için zorunlu olup olmadığı ve mülkiyet hakkına müdahalenin ölçülü olup olmadığı incelenir.
2942 sayılı Kanun, kamulaştırma sürecinde malikin dava açma hakkına ilişkin bildirimlerin yapılmasını öngörür. Güncel sistemde bedel tespiti ve tescil davasında mahkemece çıkarılacak davetiyede, malike kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açabileceği ve maddi hatalara karşı adli yargıda düzeltim davası açabileceği bildirilir.
Kentsel dönüşüm kapsamında tesis edilen idari işlemlere karşı 6306 sayılı Kanun’da 30 günlük dava süresi öngörülmüştür. Kanun, bu kapsamdaki idari işlemlere karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde dava açılabileceğini düzenlemektedir. Bu nedenle kentsel dönüşüm kamulaştırmalarında genel idari dava süresi ile 6306 sayılı Kanun’daki özel süre ayrımı dikkatle yapılmalıdır.
Kamulaştırma Bedeline İtiraz Hangi Mahkemede Yapılır?
Kamulaştırma bedeline ilişkin uyuşmazlıklar adli yargıda, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde görülen bedel tespiti ve tescil davası içinde çözülür. Malik, kamulaştırma kararının hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsa idari yargıda iptal davası açmalı; bedelin düşük olduğunu düşünüyorsa asliye hukuk mahkemesindeki bedel tespiti davasında bilirkişi raporuna itiraz etmelidir.
Bu iki yol birbirinden farklıdır. İdari yargıda “kamulaştırma kararı hukuka aykırıdır” denilir. Adli yargıda ise “kamulaştırma bedeli eksik belirlenmiştir” denilir. Malik çoğu durumda her iki yolu birlikte değerlendirmelidir. Sadece bedel davasında itiraz etmek, kamulaştırma kararının hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaz. Sadece iptal davası açmak da bedelin doğru belirlenmesini kendiliğinden garanti etmez.
Kısmi Kamulaştırma ve Artan Kısmın Durumu
Kentsel dönüşüm projelerinde bazen taşınmazın tamamı değil, bir kısmı kamulaştırılır. Bu durumda geriye kalan kısmın imar mevzuatına göre kullanılabilir olup olmadığı ve değerinin düşüp düşmediği önem taşır. Kamulaştırma Kanunu, kısmen kamulaştırılan taşınmazda kamulaştırılmayan kısmın değerinde azalma varsa bu azalmanın bedel hesabında dikkate alınacağını düzenlemektedir. Ayrıca artan kısım imar mevzuatına göre yararlanmaya elverişli değilse, şartları oluştuğunda malik bu kısmın da kamulaştırılmasını isteyebilir.
Bu hüküm kentsel dönüşümde özellikle yol, yeşil alan, sosyal donatı veya altyapı nedeniyle yapılan kısmi kamulaştırmalarda önemlidir. Taşınmazın kalan kısmı küçük, şekilsiz, yapılaşmaya elverişsiz veya ekonomik değerini büyük ölçüde kaybetmişse malik bu hususu mutlaka ileri sürmelidir.
Kamulaştırma Amacı Gerçekleşmezse Geri Alma Hakkı
Kamulaştırılan taşınmaz, kamulaştırma amacına uygun kullanılmazsa malikin geri alma hakkı gündeme gelebilir. Kamulaştırma Kanunu’na göre kamulaştırma bedelinin kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde idarece kamulaştırma amacına uygun hiçbir işlem veya tesisat yapılmaz ve taşınmaz kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek olduğu gibi bırakılırsa, malik veya mirasçıları kamulaştırma bedelini faiziyle geri ödeyerek taşınmazı geri alabilir. Bu hakkın doğmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmaması halinde hak düşer.
Kentsel dönüşümde bu hak dikkatle değerlendirilmelidir. Taşınmaz kamulaştırıldıktan sonra dönüşüm projesi hiç uygulanmamış, alan boş bırakılmış veya kamulaştırma amacı dışında kullanılmışsa geri alma hakkı veya tazminat talepleri gündeme gelebilir. Ancak her somut olayda özel kanun hükümleri ve kamulaştırmanın amacı ayrıca incelenmelidir.
Malikler Hangi Belgeleri Toplamalıdır?
Kentsel dönüşümde kamulaştırma sürecine giren malik güçlü bir dosya hazırlamalıdır. Bu dosyada güncel tapu kaydı, takyidat belgesi, imar durumu, riskli alan/rezerv yapı alanı kararı, riskli yapı tespit belgeleri, kamulaştırma kararı, kamu yararı kararı, satın alma veya trampa teklif yazısı, uzlaşma tutanağı, değerleme raporu, emsal satış belgeleri, kira sözleşmeleri, yapı ruhsatı ve iskân belgeleri, fotoğraflar, belediye rayiçleri, bağımsız ekspertiz raporu, bilirkişi raporları ve idare yazışmaları bulunmalıdır.
Bedel yönünden ayrıca taşınmazın konumu, çevre emsalleri, ulaşım imkânı, ticari cephe, imar hakkı, kira getirisi, mevcut yapı niteliği, bağımsız bölüm özellikleri ve dönüşüm projesindeki hak sahipliği ihtimali belgelenmelidir.
Kamulaştırma Sürecinde En Sık Yapılan Hatalar
Maliklerin en sık yaptığı hata, idarenin gönderdiği satın alma veya trampa teklifini hukuki sonuçlarını anlamadan imzalamaktır. Satın alma tutanağı tapuda tescilin hukuki sebebi olabileceği için imza atmadan önce mutlaka bedel ve hak sahipliği sonuçları incelenmelidir.
İkinci hata, bedel tespiti davasında pasif kalmaktır. Mahkeme bilirkişi raporu malik aleyhine düşük bedel belirlemişse süresinde itiraz edilmelidir.
Üçüncü hata, kamulaştırma kararına karşı iptal davası ile bedel itirazını karıştırmaktır. İdari işlem hukuka aykırıysa idari yargı; bedel düşükse adli yargı süreci işletilmelidir.
Dördüncü hata, acele kamulaştırmada yalnızca bedel bankaya yatırıldı diye süreci kabullenmektir. Acele kamulaştırma kararının hukuka uygunluğu ayrıca denetlenebilir.
Beşinci hata, takyidatları göz ardı etmektir. İpotek, haciz veya intifa hakkı bulunan taşınmazlarda kamulaştırma bedelinin doğrudan malike ödenmeyebileceği unutulmamalıdır.
Altıncı hata, dava sürelerini kaçırmaktır. Özellikle 6306 sayılı Kanun kapsamındaki işlemlerde 30 günlük dava süresi dikkate alınmalıdır.
Sonuç
Kentsel dönüşümde kamulaştırma süreci, maliklerin mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen en ağır hukuki süreçlerden biridir. Bu süreç yalnızca taşınmazın idare adına tescilinden ibaret değildir; satın alma, trampa, uzlaşma, değerleme, acele kamulaştırma, bedel tespiti, iptal davası, yürütmenin durdurulması, takyidatların akıbeti, hak sahipliği ve geri alma hakkı gibi birçok aşamayı içerir.
6306 sayılı Kanun, Başkanlığa riskli alanlar, rezerv yapı alanları ve riskli yapıların bulunduğu taşınmazlarda satın alma, ön alım hakkını kullanma, trampa, imar hakkı aktarımı ve çeşitli dönüşüm uygulamaları yürütme yetkileri tanımaktadır. Ancak bu yetkiler sınırsız değildir; kamu yararı, ölçülülük, gerçek karşılık, usulüne uygun bildirim ve yargısal denetim ilkeleri her aşamada korunmalıdır.
Malik açısından en önemli strateji, sürecin başından itibaren pasif kalmamaktır. Satın alma veya trampa teklifi gelirse bedel bağımsız olarak incelenmeli; uzlaşma tutanağı imzalanmadan önce sonuçları değerlendirilmelidir. Kamulaştırma kararı hukuka aykırıysa idari yargıda iptal ve yürütmenin durdurulması davası açılmalı; bedel düşükse asliye hukuk mahkemesindeki bedel tespiti ve tescil davasında güçlü bilirkişi itirazları yapılmalıdır. Acele kamulaştırma halinde ise hem acelelik kararının hukuka uygunluğu hem de bedelin yeterliliği ayrı ayrı denetlenmelidir.
Sonuç olarak kentsel dönüşümde kamulaştırma, “idare taşınmazı alır, malik bedeli alır” şeklinde basit bir işlem değildir. Bu süreçte doğru süre takibi, doğru dava türü, doğru değerleme ve doğru delil hazırlığı maliklerin hak kaybını önler. Kentsel dönüşüm amacı kamu yararı taşısa bile, malikin mülkiyet hakkı gerçek değer, usul güvencesi ve etkili yargı denetimiyle korunmalıdır.