Kaçak Sanık Hakkında Mahkûmiyet Kararı Verilebilir mi? Yeni Yargı Paketi Sonrası Durum
Ceza yargılamasında sanığın mahkeme huzurunda bulunması, savunmasını doğrudan yapabilmesi ve hakkında ileri sürülen delillere karşı beyanda bulunabilmesi adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biridir. Bununla birlikte bazı durumlarda hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunan kişi, yargılamanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanabilir veya yabancı ülkede bulunması nedeniyle adli makamlar tarafından kendisine ulaşılamayabilir.
Ceza Muhakemesi Kanunu bu kişileri belirli şartlar altında “kaçak” olarak kabul etmekte ve kaçak sanıkların yargılanmasına ilişkin özel kurallar öngörmektedir.
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun ile kaçak sanıkların yargılanmasına ilişkin önemli bir değişiklik yapılmıştır. 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen 7589 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 247. maddesinin üçüncü fıkrası yeniden düzenlenmiştir. Yeni hüküm 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Yeni CMK m.247/3’e göre;
kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir.
Ancak kaçak sanığın daha önce sorgusu yapılmamışsa, hakkında;
mahkûmiyet kararı
ve
ceza verilmesine yer olmadığı kararı
verilemez.
Bununla birlikte mahkemenin güvenlik tedbirine karar vermesi hâlinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkını kullanmak istediğini bildirerek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.
Bu düzenleme uygulamada son derece önemli sonuçlar doğurmaktadır.
Çünkü yeni sistemde;
“Sanık kaçaksa hiçbir şekilde yargılanamaz.”
şeklinde bir kural bulunmadığı gibi,
“Sanık duruşmaya gelmiyorsa her durumda yokluğunda mahkûm edilebilir.”
şeklinde bir kural da bulunmamaktadır.
Belirleyici olan hususlardan biri, kaçak sanığın daha önce mahkeme tarafından sorgusunun yapılıp yapılmadığıdır.
Kaçak Sanık Kimdir?
Kaçak sanık kavramının doğru anlaşılması gerekir.
Güncel CMK m.247 sistemine göre, hakkında yürütülen soruşturma veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişi kaçak olarak kabul edilmektedir.
Dolayısıyla yalnızca kişinin duruşmaya bir kez katılmaması onu otomatik olarak “kaçak sanık” hâline getirmez.
Örneğin sanık hastalık nedeniyle duruşmaya katılamamış olabilir.
Adres değişikliği nedeniyle tebligattan haberdar olmamış olabilir.
Yurt dışında bulunuyor ancak yargılamadan kaçma amacı taşımıyor olabilir.
Ya da çağrıdan haberdar olmadığı için mahkemeye gelmemiş olabilir.
Kaçaklık kavramında önemli olan, kişinin yargılamanın veya soruşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlama amacıyla hareket etmesi ve adli makamlar tarafından kendisine ulaşılamamasıdır.
Bu nedenle her “bulunamayan sanık” kaçak değildir.
Kaçak Sanık ile Gaip Sanık Aynı Şey midir?
Hayır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda gaip sanık ile kaçak sanık birbirinden farklı hukuki statülerdir.
CMK m.244’e göre bulunduğu yer bilinmeyen veya yurt dışında bulunup da yetkili mahkeme önüne getirilemeyen ya da getirilmesi uygun bulunmayan sanık belirli şartlarda gaip olarak değerlendirilmektedir. Gaip hakkında kural olarak duruşma açılmaması öngörülmüştür.
Kaçaklıkta ise kişinin yargılamanın sonuçsuz kalmasını sağlamaya yönelik iradesi özellikle önem taşır.
Başka bir ifadeyle;
gaiplik daha çok kişinin mahkeme önüne getirilememesi durumunu,
kaçaklık ise yargılamadan bilinçli biçimde kaçınma unsurunu
içeren özel bir ceza muhakemesi statüsüdür.
Bu ayrım önemlidir; çünkü kaçak sanık hakkında uygulanabilecek usul işlemleri ve koruma tedbirleri gaip sanıktan farklıdır.
Kaçak Sanık Hakkında Dava Devam Eder mi?
Evet.
- Yargı Paketi sonrasında CMK m.247/3 bu konuda son derece açıktır:
“Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir.”
Dolayısıyla sanığın kaçak olması, açılmış ceza davasının otomatik olarak durması anlamına gelmemektedir.
Mahkeme yargılamaya devam edebilir.
Dosyadaki deliller incelenebilir.
Tanıklar dinlenebilir.
Bilirkişi incelemeleri yapılabilir.
Diğer sanıklar bakımından yargılama yürütülebilir.
Deliller toplanabilir.
Usulüne uygun şekilde duruşmalar gerçekleştirilebilir.
Üstelik duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii bulunmuyorsa, mahkemenin barodan bir avukat görevlendirilmesini istemesi öngörülmektedir.
Dolayısıyla kanun koyucu bir taraftan kaçak sanığın yargılamayı tamamen kilitlemesini önlemekte, diğer taraftan savunma hakkının belirli güvencelerle korunmasını amaçlamaktadır.
Ancak yargılamanın devam edebilmesi ile mahkûmiyet hükmü kurulabilmesi aynı şey değildir.
Yeni düzenlemenin temel önemi tam olarak burada ortaya çıkmaktadır.
Kaçak Sanık Hakkında Mahkûmiyet Kararı Verilebilir mi?
Bu sorunun cevabı sanığın daha önce sorgusunun yapılıp yapılmadığına göre değişmektedir.
Güncel CMK m.247/3 uyarınca;
daha önce sorgusu yapılmamış kaçak sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilemez.
Dolayısıyla kişi soruşturma veya kovuşturma sırasında hiç mahkeme huzurunda sorgulanmamışsa, daha sonra kaçak hâle gelmesi durumunda yargılama devam edebilir; ancak mahkeme onun yokluğunda doğrudan mahkûmiyet hükmü kuramaz.
Bu kural, sanığın savunma hakkı bakımından son derece önemli bir güvencedir.
Çünkü mahkûmiyet kararı kişinin ceza sorumluluğunu kesin biçimde ortaya koyan ve hapis veya adli para cezası gibi ağır sonuçlar doğuran bir hükümdür.
Kanun koyucu, sanığın mahkeme tarafından hiç sorgulanmadan ve doğrudan savunması alınmadan mahkûm edilmesine izin vermemiştir.
Daha Önce Sorgusu Yapılan Kaçak Sanık Hakkında Mahkûmiyet Kararı Verilebilir mi?
Kural olarak evet.
CMK m.247/3’teki yasak yalnızca “daha önce sorgusu yapılmamış” kaçak sanık bakımından düzenlenmiştir.
Dolayısıyla sanık kovuşturmanın önceki aşamalarında mahkeme huzurunda sorgulanmış, savunmasını yapmış ve daha sonra kaçak hâle gelmişse, sırf sonradan kaçak olması nedeniyle mahkûmiyet kararı verilmesini engelleyen mutlak bir yasak bulunmamaktadır.
Ancak bu durum;
“Sanığın sorgusu bir kez yapıldıysa artık otomatik olarak mahkûm edilebilir.”
anlamına gelmez.
Mahkûmiyet için yine ceza muhakemesinin genel kurallarının yerine getirilmesi gerekir.
Mahkemenin;
yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin hukuka uygun delillerle sabit olduğu,
savunmanın değerlendirildiği,
şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edilmediği
ve hüküm için gerekli diğer koşulların gerçekleştiği
sonucuna ulaşması gerekir.
Dolayısıyla sorgunun daha önce yapılmış olması yalnızca kaçaklık nedeniyle ortaya çıkan özel mahkûmiyet yasağını kaldırmaktadır.
Suçun sabit olup olmadığı ise ayrı bir meseledir.
Polis veya Savcılık İfadesi “Sorgu” Sayılır mı?
Bu noktada çok önemli bir terminolojik ayrım bulunmaktadır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki “ifade alma” ile “sorgu” aynı kavram değildir.
Ceza muhakemesi sisteminde ifade alma; şüphelinin kolluk veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesini ifade ederken, sorgu kavramı şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından dinlenmesini ifade eder.
Bu nedenle yalnızca polis merkezinde ifade vermiş olmak veya Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alınmış olmak, CMK m.247/3 bakımından mahkeme tarafından yapılmış “sorgu” ile aynı hukuki nitelikte değerlendirilmemelidir.
Örneğin kişi soruşturma aşamasında kolluğa ayrıntılı ifade vermiş, daha sonra hakkında iddianame düzenlenmiş ancak mahkeme huzuruna hiç çıkmadan yurt dışına gitmiş ve kaçak hâle gelmiş olabilir.
Bu durumda;
“Zaten emniyette ifade vermişti, dolayısıyla sorgusu yapılmıştır.”
şeklinde bir değerlendirme doğru değildir.
CMK m.247/3 bakımından önemli olan mahkeme veya hâkim huzurunda gerçekleştirilen sorgudur.
Bu ayrım, kaçak sanık hakkında mahkûmiyet kurulup kurulamayacağının belirlenmesinde dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Talimatla veya SEGBİS Yoluyla Yapılan Sorgu Geçerli midir?
Sanığın sorgusunun mutlaka davaya bakan hâkimin fiziksel olarak bulunduğu mahkeme salonunda yapılması gerektiği söylenemez.
Ceza muhakemesi mevzuatının izin verdiği hâllerde sanığın sorgusu istinabe yoluyla veya ses ve görüntü bilişim sistemi kullanılarak gerçekleştirilebilir.
Burada önemli olan sanığın hukuka uygun biçimde hâkim veya mahkeme önünde sorgulanmış ve savunma hakkını kullanabilmiş olmasıdır.
Dolayısıyla dosyada daha önce gerçekleştirilen işlemin yalnızca “ifade” mi yoksa hukuken “sorgu” niteliğinde mi olduğunun doğru tespit edilmesi gerekir.
Özellikle yıllardır devam eden ve sanığın daha sonra yurt dışına çıktığı dosyalarda bu ayrım önemlidir.
Sanık Duruşmaya Bir Kez Katıldıysa Sonra Kaçarsa Ne Olur?
Örneğin sanık ilk duruşmaya katılmış, kimlik tespiti yapılmış ve esaslı savunması alınmış olsun.
Daha sonraki celselerde sanık yurt dışına çıkmış ve mahkeme kendisine ulaşamamış olabilir.
Kişinin CMK m.247 anlamında kaçak olduğuna ilişkin şartların da gerçekleşmesi hâlinde mahkeme yargılamaya devam edebilir.
Sanığın daha önce hukuken geçerli sorgusu yapılmışsa CMK m.247/3’teki “sorgusu yapılmamış sanık hakkında mahkûmiyet verilemez” yasağı artık aynı şekilde uygulanmayacaktır.
Bu nedenle kaçaklık statüsündeki en kritik dosya incelemelerinden biri şudur:
Sanığın daha önce sorgusu yapılmış mıdır?
Dosya kapağındaki “ifadesi alınmıştır” ibaresine bakmak yeterli değildir.
Duruşma tutanaklarının ve önceki mahkeme işlemlerinin incelenmesi gerekir.
Sorgusu Yapılmamış Kaçak Sanık Hakkında Hangi Kararlar Verilemez?
- Yargı Paketi sonrasında CMK m.247/3 iki karar türünü açık biçimde yasaklamaktadır:
mahkûmiyet kararı
ve
ceza verilmesine yer olmadığı kararı.
Mahkûmiyet kararının yasaklanması kolay anlaşılabilir.
Ancak “ceza verilmesine yer olmadığı kararı” bakımından da aynı yasağın getirilmesi önemlidir.
Ceza verilmesine yer olmadığı kararı bir beraat kararı değildir.
Bu karar bazı durumlarda fiilin suç teşkil etmesine rağmen failin cezalandırılmasını engelleyen hukuki nedenlerin bulunduğu hâllerde gündeme gelebilen ayrı bir hüküm türüdür.
Kanun koyucu, sorgusu hiç yapılmamış kaçak sanık hakkında yalnızca mahkûmiyet değil, ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesini de yasaklamıştır.
Sorgusu Yapılmamış Kaçak Sanık Hakkında Beraat Kararı Verilebilir mi?
CMK m.247/3’ün lafzında beraat kararı yasaklanan kararlar arasında sayılmamıştır.
Yeni hüküm yalnızca;
mahkûmiyet
ve
ceza verilmesine yer olmadığı
kararlarını açıkça yasaklamaktadır.
Bu nedenle kanunun lafzından hareketle, yargılama sonucunda sanığın beraat etmesi gerektiği açıkça ortaya çıkıyorsa kaçaklık statüsünün tek başına beraat kararı verilmesini engellediği söylenemez.
Bu yaklaşım aynı zamanda ceza muhakemesinin temel mantığıyla da uyumludur.
Örneğin sanığın atılı suçu işlemediği kamera görüntüleri, resmi kayıtlar veya başka kesin delillerle ortaya çıkmışsa sırf sanığa ulaşılamıyor diye beraat kararının yıllarca ertelenmesi sanığın aleyhine sonuç doğurabilir.
Bununla birlikte hangi hükmün verilebileceği somut dosyadaki yargılama koşulları ve CMK m.223’teki hüküm türleri birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
Kaçak Sanığın Dosyası Sonsuza Kadar Bekler mi?
Hayır.
Yeni düzenlemenin amacı zaten sanığın kaçak olması nedeniyle ceza yargılamasının tamamen işlemez hâle gelmesini önlemektir.
CMK açık biçimde kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabileceğini düzenlemektedir.
Dolayısıyla sanığın gelmemesi;
tanıkların dinlenmesine,
delillerin toplanmasına,
bilirkişi incelemelerine,
diğer sanıklar hakkında hüküm kurulmasına
ve yargılamanın kanunun izin verdiği ölçüde ilerlemesine
mutlak engel değildir.
Ancak mahkeme dosyanın sonunda sorgusu yapılmamış kaçak sanık bakımından mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı hükmü kuramayacaktır.
Bu nedenle dosya, sanığın yakalanması veya mahkeme huzuruna getirilerek sorgusunun yapılması bakımından belirli bir aşamada beklemek zorunda kalabilir.
Kaçak Sanık Hakkında Güvenlik Tedbirine Karar Verilebilir mi?
- Yargı Paketi ile getirilen yeni hükmün en dikkat çekici bölümlerinden biri güvenlik tedbirlerine ilişkindir.
CMK m.247/3’e eklenen hükme göre güvenlik tedbirine karar verilmesi hâlinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.
Bu düzenleme, sorgusu yapılmamış kaçak sanık hakkında mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemezken güvenlik tedbiri yönünden farklı bir sistem oluşturulduğunu göstermektedir.
Ancak burada “güvenlik tedbiri” kavramı ile kaçak sanığın gelmesini sağlamak amacıyla uygulanan koruma tedbirleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Örneğin Ceza Muhakemesi Kanunu’nda kaçak kişinin malvarlığına yönelik zorlama amaçlı elkoyma gibi özel koruma tedbirleri ayrıca düzenlenmektedir. CMK’daki kaçak sanıklara ilişkin bölüm, müdafii bulunmayan kaçak sanığa barodan avukat atanmasını ve ayrıca zorlama amaçlı elkoyma sistemini de içermektedir.
Buna karşılık CMK m.247/3’te sözü edilen güvenlik tedbirleri, ceza hukuku bakımından hüküm sonucunda gündeme gelebilen güvenlik tedbiri kararlarıdır.
Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir.
Güvenlik Tedbiri Kararı Verilen Kaçak Sanığın Yeniden Yargılanma Hakkı Var mı?
Evet.
Yeni düzenlemeye göre güvenlik tedbirine karar verilmişse kaçak sanık veya müdafii;
“Savunma hakkımızı kullanmak istiyoruz.”
şeklinde irade ortaya koyarak yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.
Bu hüküm özellikle kişinin yokluğunda aleyhine sonuç doğuran bir güvenlik tedbiri kararı verilmiş olması hâlinde savunma hakkını güçlendiren önemli bir mekanizmadır.
Başka bir ifadeyle kaçak sanığın yokluğunda verilen güvenlik tedbiri kararının, sanık mahkeme önüne geldiğinde hiçbir şekilde tekrar tartışılamayacağı yönünde mutlak bir sistem bulunmamaktadır.
Kanun açık biçimde yeniden yargılama talebine izin vermektedir.
Kaçak Sanığın Avukatı Duruşmaya Katılabilir mi?
Evet.
Hatta CMK sistemi kaçak sanığın müdafii bulunmaması hâlinde duruşma yapılıyorsa mahkemenin barodan avukat görevlendirilmesini istemesini öngörmektedir.
Bu nedenle sanığın kaçak olması;
avukatın dosyayı takip etmesini,
delillere karşı beyanda bulunmasını,
tanıklara ilişkin itirazlarını sunmasını,
bilirkişi raporlarına karşı beyanda bulunmasını
ve hukuki savunma yapmasını
engellemez.
Bununla birlikte avukatın savunma yapması ile sanığın kişisel olarak sorgusunun yapılmış olması birbirinden farklıdır.
Sorgusu hiç yapılmamış kaçak sanığın müdafiinin dosyada aktif biçimde savunma yapmış olması, CMK m.247/3’teki açık mahkûmiyet yasağını tek başına ortadan kaldırmaz.
Kanun, özellikle sanığın daha önce sorgulanmış olmasına önem vermektedir.
Bu ayrım ceza mahkemelerindeki uygulama açısından son derece kritiktir.
Kaçak Sanığın Malvarlığına El Konulabilir mi?
Ceza Muhakemesi Kanunu, kaçak sanığın mahkeme huzuruna gelmesini sağlamak amacıyla belirli şartlar altında malvarlığına ilişkin tedbirlere de izin vermektedir.
CMK’nın kaçak sanıklara ilişkin bölümünde zorlama amaçlı elkoyma ve teminat belgesi sistemi düzenlenmiştir.
Bu tedbirlerin amacı kişiyi cezalandırmak değildir.
Amaç, kaçak sanığın mahkeme huzuruna gelmesini sağlamak ve ceza muhakemesinin etkili biçimde yürütülmesine katkıda bulunmaktır.
Dolayısıyla zorlama amaçlı elkoyma ile mahkûmiyet hükmü sonucunda uygulanan müsadere veya başka güvenlik tedbirleri birbirinden farklı hukuki kurumlardır.
Bu nedenle kaçak sanık dosyalarında;
“Malvarlığına el konuldu, demek ki kişi mahkûm oldu.”
şeklinde bir sonuç çıkarılması doğru değildir.
Koruma tedbirleri, nihai suçluluk kararı verilmeden önce de kanuni şartlar altında uygulanabilir.
Yurt Dışında Yaşayan Her Sanık Kaçak Sayılır mı?
Hayır.
Kişinin yalnızca yurt dışında yaşaması veya yabancı ülkede bulunması kaçak kabul edilmesi için tek başına yeterli değildir.
CMK m.247’nin tanımında kişinin hakkında yürütülen soruşturma veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlama amacı önem taşımaktadır. Ayrıca Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından kişiye ulaşılamaması gerekir.
Örneğin yıllardır Almanya’da yaşayan, Türkiye’deki adresini bildirmiş ve avukatı vasıtasıyla dosyayı takip eden kişinin yalnızca Türkiye’de bulunmaması onun otomatik olarak kaçak kabul edilmesini gerektirmez.
Buna karşılık kişi hakkında ceza davası açıldıktan sonra izini kaybettirmiş, adreslerini gizlemiş ve bilinçli biçimde mahkemeye ulaşılmaz hâle gelmişse kaçaklık şartları farklı şekilde değerlendirilebilir.
Bu nedenle özellikle uluslararası unsurlu ceza dosyalarında “yurt dışında bulunma” ile “kaçak olma” kavramları birbirine karıştırılmamalıdır.
Hakkında Yakalama Emri Bulunan Her Kişi Kaçak mıdır?
Hayır.
Yakalama emri ile kaçaklık statüsü de aynı kavram değildir.
Bir kişi çeşitli nedenlerle hakkında yakalama emri çıkarılan sanık olabilir ancak CMK m.247 anlamında kaçak sayılması için kanundaki özel şartların gerçekleşmesi gerekir.
Kaçaklık, kanunda ayrıca tanımlanmış bir ceza muhakemesi statüsüdür.
Bu nedenle dosyada;
yakalama emri bulunması,
sanığın duruşmaya gelmemesi
veya
tebligat yapılamaması
tek başına kaçaklık değerlendirmesi için yeterli görülmemelidir.
Mahkemenin kanuni şartların oluşup oluşmadığını değerlendirmesi gerekir.
12. Yargı Paketi Öncesinde Kaçak Sanık Sistemi Nasıldı?
Kaçak sanıkların yargılanması konusu son yıllarda Anayasa Mahkemesinin de değerlendirmesine konu olmuştur.
Anayasa Mahkemesi, CMK m.247’de yer alan kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilmesine ilişkin önceki kuralları savunma hakkı ve adil yargılanma hakkı bağlamında incelemiştir. E.2022/145, K.2023/59 sayılı karar bu konudaki önemli norm denetimi kararlarından biridir.
- Yargı Paketi ile CMK m.247/3 yeniden kaleme alınmış ve yeni sistemde;
kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabileceği,
daha önce sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet verilemeyeceği,
buna ek olarak ceza verilmesine yer olmadığı kararının da verilemeyeceği
ve güvenlik tedbiri kararı verilmişse savunma hakkını kullanmak isteyen sanık veya müdafiine yeniden yargılama talebi hakkı tanınacağı
açık biçimde düzenlenmiştir.
Bu nedenle 31 Temmuz 2026 sonrası kaçak sanık dosyalarında eski düzenlemeye dayanılarak otomatik değerlendirme yapılmaması gerekir.
Kaçak Sanık Hakkında Mahkûmiyet Verilmişse Ne Yapılabilir?
Öncelikle sanığın karar verilmeden önce sorgusunun yapılıp yapılmadığı incelenmelidir.
Eğer sanık hiçbir aşamada mahkeme veya hâkim tarafından sorgulanmamış olmasına rağmen kaçak statüsünde yokluğunda mahkûmiyet kararı verilmişse, güncel CMK m.247/3 bakımından ciddi bir hukuka aykırılık tartışması ortaya çıkacaktır.
Dosya henüz kesinleşmemişse bu husus;
istinaf,
temyiz
ve dosyanın niteliğine göre diğer kanun yollarında
ileri sürülebilir.
Özellikle istinaf başvurusunda yalnızca;
“Sanık duruşmaya katılmamıştır.”
denilmesi yerine;
sanığın hiçbir zaman mahkeme huzurunda sorgulanmadığı,
CMK m.247/3’ün açık yasağına rağmen mahkûmiyet hükmü kurulduğu,
kişisel savunma hakkının kullanılmadığı
somut duruşma tutanaklarıyla ortaya konulmalıdır.
Bu nedenle dosyanın bütün celse tutanaklarının incelenmesi önemlidir.
Kaçak Sanık Sonradan Türkiye’ye Gelirse Ne Olur?
Kaçak sanık daha sonra yakalanabilir veya kendi isteğiyle mahkeme huzuruna çıkabilir.
Sorgusu daha önce yapılmamışsa mahkemenin onun sorgusunu yapmasıyla CMK m.247/3’teki özel mahkûmiyet engeli bakımından durum değişebilir.
Bu aşamada sanığa;
suçlama,
deliller,
hakları
ve savunma imkânı
sunularak hukuka uygun sorgu yapılması gerekir.
Sanığın daha sonra kaçaklık durumunun sona ermesi, yargılamanın normal usul kuralları çerçevesinde devam etmesine imkân sağlayabilir.
Güvenlik tedbirine sanığın yokluğunda karar verilmişse de yeni düzenleme ayrıca sanık veya müdafiine savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek yargılamanın yenilenmesini isteme hakkı tanımaktadır.
Kaçak Sanığın Savunma Hakkı Ortadan Kalkar mı?
Hayır.
Bir kişinin yargılamadan kaçması veya mahkemeye bilinçli biçimde ulaşılmaz hâle gelmesi, savunma hakkının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Ceza muhakemesi hukukunun temel amaçlarından biri maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olmakla birlikte bu amaca temel hak ve özgürlükler ile adil yargılanma güvenceleri ihlal edilmeden ulaşılması gerekir. CMK’nın hazırlık çalışmalarında da adil yargılanma, savunma hakkı ve insan hakları güvenceleri ceza muhakemesi sisteminin temel ilkeleri arasında vurgulanmıştır.
Yeni CMK m.247/3 bu dengeyi iki yönlü kurmaya çalışmaktadır.
Bir taraftan sanığın kaçarak yargılamayı tamamen durdurmasına izin verilmemektedir.
Diğer taraftan sanık daha önce sorgulanmamışsa onun yokluğunda mahkûmiyet kurulması yasaklanmaktadır.
Bu nedenle yeni sistem hem yargılamanın etkinliği hem de savunma hakkının korunması amacı taşımaktadır.
Kaçak Sanık Hakkında Sık Sorulan Sorular
Kaçak sanık hakkında ceza davası devam eder mi?
Evet. Güncel CMK m.247/3 uyarınca kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir.
Kaçak sanık hakkında mahkûmiyet verilebilir mi?
Sanığın daha önce sorgusu yapılmışsa sırf kaçak olması mahkûmiyet için mutlak engel değildir. Ancak daha önce sorgusu yapılmamış kaçak sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilemez.
Polis ifadesi sorgu sayılır mı?
Ceza muhakemesinde kolluk veya Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan ifade alma ile hâkim veya mahkeme tarafından yapılan sorgu farklı kurumlardır. CMK m.247 bakımından mahkeme huzurunda yapılmış sorgunun bulunup bulunmadığı özellikle incelenmelidir.
Sorgusu yapılmamış kaçak sanık beraat edebilir mi?
CMK m.247/3’te yasaklanan kararlar mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarıdır. Beraat aynı yasak içinde açıkça sayılmamıştır.
Kaçak sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebilir mi?
Daha önce sorgusu yapılmamışsa hayır. 12. Yargı Paketi ile bu karar türü de açıkça yasak kapsamına alınmıştır.
Kaçak sanığın avukatı duruşmaya katılabilir mi?
Evet. Hatta duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa mahkemenin barodan avukat görevlendirilmesini istemesi öngörülmektedir.
Yurt dışında bulunan sanık otomatik olarak kaçak mıdır?
Hayır. CMK m.247’deki kaçaklık şartlarının gerçekleşmesi gerekir. Kişinin soruşturma veya kovuşturmayı sonuçsuz bırakma amacıyla hareket etmesi ve adli makamlar tarafından kendisine ulaşılamaması önem taşır.
Kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilebilir mi?
Yeni CMK m.247/3 güvenlik tedbirine karar verilmesi hâlini ayrıca düzenlemekte ve bu durumda kaçak sanık veya müdafiine savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkı vermektedir.
Kaçak sanık sonradan ortaya çıkarsa yeniden yargılama isteyebilir mi?
Güvenlik tedbirine karar verilmiş olması durumunda yeni düzenleme açık şekilde yargılamanın yenilenmesi talebine izin vermektedir.
Hakkında yakalama kararı olan herkes kaçak mıdır?
Hayır. Yakalama emri bulunması ile CMK m.247 anlamında kaçak statüsünde bulunmak aynı hukuki durum değildir. Kaçaklık için maddedeki özel şartların oluşması gerekir.
Sonuç: Kaçak Sanığın Sorgulanıp Sorgulanmadığı Artık Dosyanın En Kritik Noktalarından Biri
- Yargı Paketi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 247. maddesinde yapılan değişiklik, kaçak sanıkların yargılanması bakımından son derece önemli sonuçlar doğurmuştur.
31 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükte bulunan yeni CMK m.247/3 açık biçimde;
kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabileceğini,
ancak
daha önce sorgusu yapılmamış kaçak sanık hakkında mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceğini
düzenlemektedir.
Dolayısıyla yeni sistemde yalnızca;
“Sanık kaçak mı?”
sorusunun sorulması yeterli değildir.
Asıl belirleyici sorulardan biri şudur:
“Sanığın daha önce hukuka uygun şekilde sorgusu yapılmış mı?”
Sanık daha önce mahkeme veya hâkim önünde sorgulanmış ve savunmasını gerçekleştirmişse, daha sonra kaçak hâle gelmesi sırf bu nedenle mahkûmiyet kararı verilmesini engelleyen mutlak bir sonuç doğurmaz.
Buna karşılık kişi yalnızca kollukta veya savcılıkta ifade vermiş ancak hiçbir zaman hâkim veya mahkeme huzurunda sorgulanmamışsa ve daha sonra kaçak hâle gelmişse, CMK m.247/3’teki mahkûmiyet yasağının özellikle dikkate alınması gerekir.
Bu nedenle ifade ile sorgu arasındaki fark kaçak sanık dosyalarında son derece önemlidir.
Yargılama boyunca sanığın avukatının dosyayı takip etmiş olması da tek başına bu eksikliği ortadan kaldırmaz. Kanunun lafzı doğrudan sanığın daha önce sorgusunun yapılmış olmasını esas almaktadır.
Yeni düzenleme aynı zamanda sorgusu yapılmamış kaçak sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesini de engellemiştir.
Buna karşılık maddenin açık lafzında beraat kararı aynı yasak kapsamına alınmamıştır. Bu nedenle dosyadaki deliller sanığın beraatini gerektiriyorsa, kaçaklık statüsünün yalnızca sanık aleyhine çalışan bir yargılama engeline dönüştürülmemesi gerekir.
Güvenlik tedbirleri bakımından ise farklı bir sistem kurulmuştur.
Mahkeme kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar vermişse, sanık veya müdafii daha sonra savunma hakkını kullanmak istediğini bildirerek yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.
Bu mekanizma, kişinin yokluğunda hakkında verilen güvenlik tedbiri kararının savunma hakkı kullanılmaksızın değiştirilemez hâle gelmesini önleyen önemli bir güvencedir.
Bunun yanında kaçak sanığın yargılanması ile kaçak sanığın mahkemeye gelmesini sağlamak için uygulanan koruma tedbirlerinin birbirine karıştırılmaması gerekir.
Kaçak kişinin malvarlığına yönelik zorlama amaçlı elkoyma gibi tedbirler, mahkûmiyet cezası veya müsadere ile aynı şey değildir. Bu tür işlemler yargılamanın etkili yürütülmesini ve kişinin mahkeme huzuruna gelmesini sağlamaya yönelik koruma tedbirleridir.
Yeni sistem açısından bir başka önemli ayrım ise kaçak, gaip ve hakkında yakalama emri bulunan sanık kavramları arasındadır.
Yurt dışında bulunan her kişi kaçak değildir.
Hakkında yakalama emri çıkarılan her sanık da otomatik olarak CMK m.247 anlamında kaçak sayılmaz.
Kişinin soruşturma veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlama amacıyla yurt içinde saklanması veya yabancı ülkede bulunması ve adli makamların bu nedenle kendisine ulaşamaması gerekir.
Bu nedenle kaçak sanık dosyalarında savunma veya kanun yolu başvurusu hazırlanırken yalnızca mahkemenin kişiyi “kaçak” olarak nitelendirmiş olmasına bakılmamalıdır.
Şu hususlar ayrı ayrı incelenmelidir:
Sanık hakkında kaçaklık şartları gerçekten oluşmuş mudur?
Sanığın yurt dışında bulunduğu biliniyor mudur?
Kendisine ulaşılmaya çalışılmış mıdır?
Sanık yargılamayı sonuçsuz bırakmak amacıyla mı hareket etmektedir?
Daha önce mahkeme huzurunda sorgusu yapılmış mıdır?
Dosyadaki eski işlem yalnızca kolluk veya savcılık ifadesi midir?
Sanık müdafii duruşmalara katılmış mıdır?
Sanık yokluğunda hangi karar verilmiştir?
Mahkûmiyet hükmü kurulmuşsa CMK m.247/3’teki şart yerine getirilmiş midir?
Güvenlik tedbiri verilmişse yeniden yargılama hakkı değerlendirilmiş midir?
Özellikle sorgusu hiç yapılmadan kaçak sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş dosyalarda, 12. Yargı Paketi sonrasında CMK m.247/3 hükmü doğrudan kanun yolu incelemesinin konusu olabilecek güçlü bir hukuka aykırılık sebebi oluşturabilir.
Sonuç olarak 12. Yargı Paketi sonrasında kaçak sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi tamamen yasaklanmış değildir.
Doğru hukuki sonuç şudur:
Daha önce sorgusu yapılmış kaçak sanık hakkında, diğer yasal şartlar da mevcutsa mahkûmiyet kararı verilebilir. Buna karşılık daha önce sorgusu yapılmamış kaçak sanık hakkında mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
Bu nedenle kaçak sanığın yargılandığı bir ceza dosyasında en kritik incelemelerden biri, sanığın daha önce verdiği beyanın yalnızca bir kolluk/savcılık ifadesi mi, yoksa hukuken geçerli bir hâkim veya mahkeme sorgusu mu olduğunun belirlenmesidir.
Yeni düzenleme sonrasında bu ayrım, bir ceza dosyasında mahkûmiyet hükmünün hukuka uygun olup olmadığını doğrudan belirleyebilecek niteliktedir.