İsviçre’de Ticari Sözleşmelerde Dikkat Edilmesi Gerekenler
İsviçre’de Ticari Sözleşmeler Neden Önemlidir?
İsviçre, Avrupa’nın en güvenilir ticaret, finans, lojistik, teknoloji ve yatırım merkezlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Zürih, Cenevre, Basel, Lozan ve Zug gibi şehirler; uluslararası şirketlerin, finans kuruluşlarının, holdinglerin, teknoloji girişimlerinin ve varlık yönetimi şirketlerinin yoğun olarak faaliyet gösterdiği merkezlerdir. Bu nedenle İsviçre’de ticari sözleşme yapmak isteyen yerli veya yabancı şirketlerin, yalnızca ticari şartlara değil, aynı zamanda sözleşmenin hukuki altyapısına da dikkat etmesi gerekir.
Ticari sözleşmeler, tarafların hak ve borçlarını belirleyen temel hukuki belgelerdir. Satım, distribütörlük, acentelik, hizmet, danışmanlık, yazılım, lisans, franchise, tedarik, ortaklık, gizlilik, hisse devri veya yatırım sözleşmeleri gibi birçok ticari ilişki, sözleşme hükümleriyle yürütülür. İsviçre hukukunda sözleşme serbestisi önemli bir ilkedir; ancak bu serbesti sınırsız değildir. Emredici hukuk kuralları, dürüstlük ilkesi, kamu düzeni, haksız rekabet, tüketici koruması, iş hukuku, veri koruma ve rekabet hukuku gibi alanlar sözleşme hükümlerini doğrudan etkileyebilir.
İsviçre’de ticari sözleşme hazırlarken yapılan en büyük hata, yalnızca fiyat, ödeme ve teslim şartlarına odaklanmaktır. Oysa iyi hazırlanmış bir ticari sözleşme; tarafların kimliğini, temsil yetkisini, uygulanacak hukuku, yetkili mahkemeyi veya tahkim şartını, ifa yerini, teslim şeklini, ödeme takvimini, temerrüt sonuçlarını, sorumluluk sınırlarını, garanti hükümlerini, gizlilik yükümlülüklerini, fikri mülkiyet haklarını, fesih sebeplerini ve uyuşmazlık çözüm yöntemini açıkça düzenlemelidir.
İsviçre Hukukunda Sözleşmenin Kurulması
İsviçre hukukunda sözleşmeler genel olarak tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulur. Teklif ve kabul, sözleşmenin temel unsurlarını oluşturur. Tarafların sözleşmenin esaslı noktalarında anlaşması halinde sözleşme kurulmuş sayılır. Çoğu ticari sözleşme için yazılı şekil zorunlu olmasa da, ispat kolaylığı ve hukuki güvenlik açısından yazılı sözleşme yapılması önemlidir.
Uluslararası ticari ilişkilerde e-posta, elektronik imza, teklif formu, sipariş formu, proforma fatura, genel işlem şartları veya yazışmalar da sözleşmenin içeriğini belirleyebilir. Bu nedenle İsviçre’de ticaret yapan şirketlerin yalnızca imzalanmış ana sözleşmeye değil, sözleşme öncesi yazışmalara ve ek belgelere de dikkat etmesi gerekir. Özellikle teklif metinleri, fiyat listeleri, ödeme planları, teknik şartnameler, teslim programları ve sipariş teyitleri, sonradan uyuşmazlık konusu olabilir.
Tarafların sözleşme görüşmeleri sırasında dürüst davranma yükümlülüğü de önemlidir. Bir tarafın karşı tarafı yanıltması, önemli bilgileri gizlemesi veya sözleşme yapılacağı yönünde güven oluşturup daha sonra haksız şekilde görüşmeleri kesmesi, belirli şartlarda sorumluluğa yol açabilir. Bu nedenle İsviçre’de ticari sözleşme müzakereleri yürütülürken yazışmaların dikkatli yapılması, bağlayıcı ve bağlayıcı olmayan ifadelerin ayrılması, gizlilik hükümlerinin sözleşme öncesinden itibaren düzenlenmesi gerekir.
Tarafların Kimliği ve Temsil Yetkisi Kontrol Edilmelidir
İsviçre’de ticari sözleşme yapmadan önce karşı tarafın hukuki statüsü mutlaka incelenmelidir. Karşı taraf gerçek kişi tacir, şahıs işletmesi, limited şirket, anonim şirket, şube, holding, vakıf, kooperatif veya yabancı şirket olabilir. Her bir yapının sorumluluk rejimi ve temsil düzeni farklıdır.
Bu noktada İsviçre ticaret sicili büyük önem taşır. Ticaret sicili, şirketlerin hukuki yapısı, merkezi, yöneticileri, imza yetkilileri ve temsil şekli hakkında bilgi verir. Sözleşmeyi imzalayan kişinin şirketi münferiden mi yoksa müşterek imza ile mi temsil ettiği kontrol edilmelidir. Uygulamada en sık karşılaşılan risklerden biri, sözleşmenin şirket adına yetkisiz kişi tarafından imzalanmasıdır.
Özellikle yüksek bedelli ticari sözleşmelerde şu kontroller yapılmalıdır:
Karşı tarafın ticaret siciline kayıtlı olup olmadığı incelenmelidir. Şirket unvanı, adresi ve sicil numarası kontrol edilmelidir. İmza yetkililerinin kim olduğu belirlenmelidir. Temsil yetkisinin münferit mi yoksa birlikte imza şartına bağlı mı olduğu incelenmelidir. Şirketin tasfiye, iflas veya konkordato benzeri bir süreçte olup olmadığı araştırılmalıdır. Şirketin fiilen faaliyette olup olmadığı ve mali itibarı değerlendirilmelidir.
Bu kontroller yapılmadan imzalanan sözleşmeler, sonradan tahsilat, ifa, yetki ve sorumluluk bakımından ciddi sorunlara yol açabilir.
Uygulanacak Hukuk Açıkça Belirlenmelidir
İsviçre’de ticari sözleşmelerin en önemli unsurlarından biri uygulanacak hukuk hükmüdür. Taraflardan biri İsviçre’de, diğeri Türkiye’de veya başka bir ülkede bulunuyorsa, sözleşmede hangi ülke hukukunun uygulanacağı açıkça yazılmalıdır.
Uygulanacak hukuk belirtilmediğinde, uyuşmazlık halinde hangi hukukun uygulanacağı milletlerarası özel hukuk kurallarına göre belirlenir. Bu da taraflar açısından belirsizlik yaratabilir. Örneğin bir Türk şirketi ile İsviçre şirketi arasında yapılan bir tedarik sözleşmesinde, sözleşmeye İsviçre hukuku mu, Türk hukuku mu, yoksa başka bir ülke hukuku mu uygulanacağı açık değilse, uyuşmazlık büyüdüğünde zaman ve maliyet kaybı yaşanabilir.
Sözleşmede şu tür bir hüküm yer alabilir:
“İşbu sözleşme İsviçre maddi hukukuna tabi olacak ve bu hukuka göre yorumlanacaktır.”
Ancak uygulanacak hukuk seçilirken yalnızca tarafların ticari beklentileri değil, sözleşmenin konusu, ifa yeri, tarafların merkezleri, uyuşmazlık çözüm yöntemi, icra kabiliyeti ve emredici hukuk kuralları da dikkate alınmalıdır. Ayrıca uluslararası mal satımı söz konusuysa CISG yani Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
CISG Uygulaması Göz Ardı Edilmemelidir
İsviçre ve Türkiye, CISG’e taraf devletler arasındadır. Bu nedenle Türkiye’de bulunan bir şirket ile İsviçre’de bulunan bir şirket arasında uluslararası mal satım sözleşmesi yapıldığında, taraflar CISG’i açıkça dışlamamışsa bu sözleşme uygulanabilir hale gelebilir.
CISG, mal satımında sözleşmenin kurulması, teslim, ayıp, ihlal, tazminat, sözleşmeden dönme ve diğer birçok konuda özel hükümler içerir. Bu nedenle tarafların yalnızca “İsviçre hukuku uygulanır” demesi yeterli olmayabilir. Çünkü İsviçre hukuku seçildiğinde, uluslararası mal satımı bakımından CISG de uygulama alanı bulabilir.
Eğer taraflar CISG’in uygulanmasını istemiyorsa sözleşmede açıkça şu yönde bir hüküm bulunmalıdır:
“Taraflar, Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin uygulanmayacağını kabul eder.”
Buna karşılık CISG’in uygulanması bazı hallerde taraflar için faydalı da olabilir. Özellikle uluslararası mal satımı yapan şirketler bakımından öngörülebilir ve yeknesak bir hukuki çerçeve sağlayabilir. Bu nedenle CISG otomatik olarak dışlanmamalı, somut sözleşmenin niteliğine göre değerlendirme yapılmalıdır.
Yetkili Mahkeme veya Tahkim Şartı Net Olmalıdır
Ticari sözleşmelerde uygulanacak hukuk kadar önemli bir diğer konu da uyuşmazlığın nerede çözüleceğidir. İsviçre’de ticari sözleşme yapan taraflar, İsviçre mahkemelerini, başka bir ülke mahkemesini veya tahkimi yetkili kılabilir.
Yetki şartı açık, yazılı ve tereddüde yer vermeyecek şekilde düzenlenmelidir. Örneğin “uyuşmazlık halinde Zürih mahkemeleri yetkilidir” şeklindeki bir hüküm, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hangi mahkemede görüleceğini belirleyebilir. Ancak uluslararası sözleşmelerde Lugano Konvansiyonu, yetki anlaşmaları ve yabancı mahkeme kararlarının tanınması bakımından önem taşır.
Tahkim de İsviçre’de sık tercih edilen bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Özellikle yüksek bedelli, teknik, uluslararası veya gizlilik gerektiren ticari sözleşmelerde tahkim şartı düşünülebilir. İsviçre, tahkim konusunda güçlü bir itibara sahiptir. Cenevre ve Zürih, uluslararası tahkim merkezleri bakımından önemli şehirlerdir.
Tahkim şartı hazırlanırken tahkim kurumu, tahkim yeri, hakem sayısı, tahkim dili, uygulanacak hukuk, masraflar ve kararın icrası açıkça düzenlenmelidir. Eksik veya belirsiz tahkim şartları, uyuşmazlık çıktığında yetki tartışmalarına neden olabilir.
Ödeme, Para Birimi ve Kur Riski Düzenlenmelidir
İsviçre’de ticari sözleşmeler genellikle İsviçre Frangı, Euro, Amerikan Doları veya tarafların belirlediği başka bir para birimi üzerinden yapılabilir. Ancak uluslararası ticarette kur riski önemli bir sorundur. Özellikle Türkiye ile İsviçre arasındaki ticari ilişkilerde Türk Lirası, İsviçre Frangı ve Euro arasındaki kur dalgalanmaları tarafların ekonomik dengesini etkileyebilir.
Bu nedenle sözleşmede ödeme para birimi, ödeme tarihi, banka masrafları, gecikme faizi, kur farkı, vergi ve kesinti yükümlülükleri açıkça düzenlenmelidir. Ayrıca avans, ara ödeme, teminat mektubu, akreditif, escrow, banka garantisi veya ödeme blokajı gibi güvence mekanizmaları da değerlendirilebilir.
Ödeme hükümleri hazırlanırken şu sorulara cevap verilmelidir:
Ödeme hangi para birimiyle yapılacaktır? Ödeme hangi tarihte muaccel olacaktır? Gecikme halinde faiz uygulanacak mıdır? Banka masrafları hangi tarafa ait olacaktır? Vergi, stopaj veya kesinti doğarsa kim sorumlu olacaktır? Mal teslim edilmeden önce ödeme alınacak mıdır? Hizmet sözleşmelerinde iş tamamlanmadan önce ara ödeme yapılacak mıdır?
Bu sorulara sözleşmede net cevap verilmemesi, ticari uyuşmazlıkların en sık sebeplerinden biridir.
Teslim, İfa ve Incoterms Hükümleri
Mal satımı, ihracat, ithalat ve lojistik içeren ticari sözleşmelerde teslim şartları hayati öneme sahiptir. Teslimin nerede, ne zaman ve hangi şartlarda yapılacağı açıkça belirlenmelidir. Uluslararası ticarette Incoterms kuralları sıklıkla kullanılır. EXW, FCA, FOB, CIF, DAP ve DDP gibi teslim şekilleri; taşıma, sigorta, gümrük, risk geçişi ve masrafların paylaşımı bakımından farklı sonuçlar doğurur.
Sözleşmede yalnızca “teslim satıcıya aittir” veya “nakliye alıcıya aittir” gibi genel ifadeler yeterli olmayabilir. Bunun yerine hangi Incoterms kuralının, hangi yıl versiyonuyla ve hangi teslim yeri için uygulanacağı açıkça belirtilmelidir. Örneğin “DAP Zurich, Incoterms 2020” şeklinde net bir hüküm, taraflar arasındaki belirsizliği azaltır.
Teslim hükümlerinde ayrıca ambalajlama, taşıma sigortası, gümrük işlemleri, ihracat izinleri, ithalat belgeleri, kalite kontrol, muayene süresi, eksik teslim, geç teslim ve hasar riskinin geçişi de düzenlenmelidir.
Ayıp, Garanti ve Sorumluluk Hükümleri
Ticari sözleşmelerde ayıplı mal veya eksik hizmet konusu sıkça uyuşmazlık yaratır. İsviçre hukukunda satıcının, yüklenicinin veya hizmet sağlayıcının sorumluluğu sözleşmenin türüne göre değişebilir. Bu nedenle garanti süresi, ayıp ihbarı, muayene yükümlülüğü, onarım, değiştirme, bedel indirimi, tazminat ve sözleşmeden dönme hakları açıkça düzenlenmelidir.
Özellikle teknik ürünler, makine, yazılım, medikal cihaz, kimyasal ürün, inşaat malzemesi veya yüksek değerli ticari mallarda garanti hükümleri detaylı yazılmalıdır. Tarafların “ticari garanti” ile “kanuni sorumluluk” arasındaki farkı bilmesi gerekir. Sözleşmede sorumluluğun tamamen kaldırılması her zaman geçerli olmayabilir. Ağır kusur, hile, kasıt, kişisel zararlar, emredici hükümler ve kamu düzeni gibi sınırlar dikkate alınmalıdır.
Sorumluluk sınırlaması yapılacaksa, hangi zararların kapsam dışında olduğu, dolaylı zararların talep edilip edilemeyeceği, kar kaybı ve üretim kaybının tazmin edilip edilmeyeceği, toplam sorumluluk limitinin ne olduğu açıkça belirlenmelidir. Belirsiz sorumluluk hükümleri, mahkeme veya hakem heyeti önünde beklenen sonucu vermeyebilir.
Gizlilik ve Fikri Mülkiyet Hükümleri
İsviçre’de ticari sözleşmelerde gizlilik hükümleri oldukça önemlidir. Taraflar, sözleşme görüşmeleri veya sözleşmenin ifası sırasında ticari sır, müşteri listesi, fiyat politikası, yazılım kodu, teknik çizim, üretim yöntemi, finansal veri, yatırım planı veya stratejik bilgi paylaşabilir.
Bu nedenle gizlilik hükmü yalnızca genel bir cümle olarak bırakılmamalıdır. Hangi bilgilerin gizli olduğu, gizlilik yükümlülüğünün kimleri kapsadığı, bilgilerin hangi amaçla kullanılabileceği, üçüncü kişilere aktarım şartları, gizliliğin süresi ve ihlal halinde uygulanacak yaptırımlar açıkça düzenlenmelidir.
Fikri mülkiyet açısından da sözleşmenin niteliğine göre marka, patent, tasarım, yazılım, telif, know-how ve lisans hakları düzenlenmelidir. Özellikle yazılım geliştirme, danışmanlık, tasarım, AR-GE, teknoloji transferi ve lisans sözleşmelerinde, ortaya çıkan fikri ürünlerin kime ait olacağı açıkça yazılmalıdır. Aksi halde bedeli ödenmiş bir iş sonucunda dahi fikri mülkiyet hakkının devredilip devredilmediği tartışmalı hale gelebilir.
Rekabet Yasağı ve Münhasırlık Hükümleri
Distribütörlük, acentelik, bayilik, franchise ve ortaklık sözleşmelerinde rekabet yasağı ve münhasırlık hükümleri sıkça kullanılır. Ancak bu hükümler dikkatli hazırlanmalıdır. Bir tarafın belirli bölgede tek yetkili distribütör olması, belirli müşterilere satış yapma hakkı, rakip ürün satma yasağı veya sözleşme sonrası rekabet etmeme yükümlülüğü ticari açıdan önemli sonuçlar doğurur.
Rekabet yasağı hükümleri süre, bölge ve konu bakımından ölçülü olmalıdır. Aşırı geniş rekabet yasakları, rekabet hukuku ve dürüstlük ilkesi bakımından sorun yaratabilir. Aynı şekilde münhasırlık hükümleri de satış hedefleri, performans kriterleri, minimum alım yükümlülüğü, raporlama, stok tutma, pazarlama faaliyeti ve fesih şartlarıyla birlikte düzenlenmelidir.
Örneğin bir İsviçre şirketinin Türkiye’de bir distribütöre münhasır satış hakkı vermesi halinde, distribütörün hangi bölgede yetkili olduğu, internet satışlarının kapsamı, alt bayilik kurup kuramayacağı, minimum satış hedefleri ve hedeflerin tutmaması halinde münhasırlığın sona erip ermeyeceği açıkça belirlenmelidir.
Vergi, KDV ve Gümrük Riskleri
Ticari sözleşmeler yalnızca özel hukuk ilişkisi doğurmaz; vergi, KDV, gümrük, transfer fiyatlandırması ve muhasebe sonuçları da doğurabilir. İsviçre’de şirketler kantonlara göre farklı vergi rejimleriyle karşılaşabilir. Uluslararası ticarette ise çifte vergilendirme anlaşmaları, kaynakta kesinti, hizmet faturası, royalty ödemesi, lisans bedeli, danışmanlık geliri ve grup içi işlemler ayrıca değerlendirilmelidir.
Sözleşmede fiyatın vergiler dahil mi hariç mi olduğu açıkça yazılmalıdır. KDV, gümrük vergisi, ithalat masrafı, banka masrafı, stopaj veya benzeri kesintilerden hangi tarafın sorumlu olduğu belirtilmelidir. Özellikle hizmet sözleşmeleri, lisans sözleşmeleri ve danışmanlık sözleşmelerinde ödemenin hangi ülkede vergilendirileceği ayrıca incelenmelidir.
Vergi hükümlerinin eksik düzenlenmesi, sözleşmenin ekonomik dengesini bozabilir. Taraflardan biri net ödeme beklerken, diğer taraf vergi kesintisi yapabilir. Bu nedenle uluslararası ticari sözleşmelerde vergi danışmanlığı ve hukuki danışmanlık birlikte yürütülmelidir.
Sözleşmenin Feshi ve Temerrüt Sonuçları
İyi hazırlanmış bir ticari sözleşme, yalnızca ilişkinin nasıl başlayacağını değil, nasıl sona ereceğini de düzenlemelidir. Fesih hükümleri, ticari sözleşmenin en kritik bölümlerinden biridir. Süreli veya süresiz sözleşmelerde olağan fesih, haklı nedenle fesih, ihlal halinde fesih, ödeme temerrüdü, ifa imkansızlığı, iflas, kontrol değişikliği, lisans ihlali veya gizlilik ihlali gibi durumlar açıkça düzenlenmelidir.
Fesih halinde tarafların devam eden siparişleri, stokları, iade yükümlülükleri, ödeme borçları, gizlilik yükümlülüğü, rekabet yasağı, müşteri devri, veri iadesi ve fikri mülkiyet kullanımı gibi konular netleştirilmelidir. Aksi halde sözleşmenin sona ermesi yeni uyuşmazlıkların başlangıcı haline gelebilir.
Temerrüt hükümlerinde ise ihtar gerekip gerekmediği, ek süre verilip verilmeyeceği, gecikme faizi, cezai şart, tazminat, sözleşmeden dönme ve ifayı askıya alma hakları düzenlenmelidir. Özellikle tedarik zinciri sözleşmelerinde geç teslim, yalnızca bir malın geç ulaşması anlamına gelmeyebilir; üretim durması, müşteri kaybı, cezai şart ve itibar kaybı gibi sonuçlar doğurabilir.
Mücbir Sebep ve Uyarlama Hükümleri
Pandemi, savaş, ambargo, enerji krizi, hammadde yokluğu, lojistik kesintiler, doğal afetler ve ani mevzuat değişiklikleri, ticari sözleşmelerde mücbir sebep ve uyarlama hükümlerinin önemini artırmıştır. İsviçre’de ticari sözleşmeler hazırlanırken mücbir sebep kavramı somut ve ayrıntılı şekilde düzenlenmelidir.
Mücbir sebep hükmünde hangi olayların mücbir sebep sayılacağı, tarafların bildirim yükümlülüğü, ifanın ne kadar süre askıya alınacağı, masrafların nasıl paylaşılacağı ve uzun süreli imkansızlık halinde sözleşmenin sona erip ermeyeceği açıkça yazılmalıdır.
Ayrıca fiyat uyarlama hükümleri de önemlidir. Uzun süreli tedarik, inşaat, enerji, üretim veya hizmet sözleşmelerinde hammadde fiyatı, döviz kuru, navlun, vergi, işçilik maliyeti ve enerji maliyetindeki olağanüstü artışlar sözleşmenin dengesini bozabilir. Bu nedenle taraflar fiyat revizyon mekanizması, endeksleme, yeniden müzakere ve uyarlama hükümlerini sözleşmeye koymalıdır.
Genel İşlem Şartları ve Standart Sözleşmeler
İsviçre’de birçok şirket, satış şartları, kullanım şartları, tedarik koşulları veya genel işlem şartları kullanmaktadır. Ancak genel işlem şartlarının sözleşmenin parçası olabilmesi için karşı tarafın bu şartlardan haberdar olması ve bunları kabul etmesi gerekir. Yalnızca internet sitesinde yer alan genel şartların her durumda bağlayıcı olacağı varsayılmamalıdır.
Özellikle iki tarafın da kendi genel işlem şartlarını kullandığı durumlarda “battle of forms” denilen sorun ortaya çıkabilir. Alıcının satın alma şartları ile satıcının satış şartları çelişebilir. Bu durumda hangi şartların uygulanacağı, somut olayın özelliklerine göre tartışmalı hale gelebilir.
Bu nedenle ticari sözleşmelerde genel işlem şartlarının sözleşmeye açıkça dahil edilmesi, çelişki halinde hangi belgenin öncelikli olacağının yazılması ve ana sözleşme ile ekler arasında öncelik sıralaması yapılması gerekir.
Dil, Çeviri ve Belge Önceliği
İsviçre çok dilli bir ülkedir. Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Romanşça resmi diller arasındadır. Uluslararası ticari sözleşmelerde ise İngilizce yaygın olarak kullanılır. Ancak sözleşmenin birden fazla dilde hazırlanması halinde hangi dil versiyonunun esas alınacağı mutlaka belirtilmelidir.
Örneğin Türkçe ve İngilizce hazırlanan bir sözleşmede, iki metin arasında çelişki çıkarsa hangi metnin geçerli olacağı açıkça düzenlenmelidir. Aksi halde basit bir tercüme farkı dahi milyonlarca franklık uyuşmazlığa dönüşebilir.
Sözleşmede ayrıca ekler arasında öncelik sıralaması yapılmalıdır. Ana sözleşme, teknik şartname, sipariş formu, genel işlem şartları, fiyat listesi, teslim programı ve gizlilik protokolü arasında çelişki çıkarsa hangi belgenin uygulanacağı belirlenmelidir.
İsviçre’de Ticari Sözleşme Hazırlarken Avukat Desteğinin Önemi
İsviçre’de ticari sözleşme hazırlamak, yalnızca birkaç madde yazmaktan ibaret değildir. Sözleşmenin ticari amacı, tarafların ülkeleri, ödeme modeli, teslim şekli, uygulanacak hukuk, mahkeme veya tahkim seçimi, vergi sonuçları, fikri mülkiyet hakları ve icra kabiliyeti birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle Türk şirketleri açısından İsviçre ile yapılan sözleşmelerde iki hukuk sisteminin birlikte değerlendirilmesi gerekebilir. Sözleşmenin İsviçre hukukuna tabi olması, uyuşmazlık halinde Türkiye’de icra veya tenfiz sürecini tamamen ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde Türkiye’de verilen kararların veya İsviçre’de verilen kararların diğer ülkede nasıl uygulanacağı da önceden düşünülmelidir.
Profesyonel hukuki destek alınmadan hazırlanan sözleşmeler, başlangıçta maliyet avantajı sağlıyor gibi görünse de, uyuşmazlık çıktığında çok daha yüksek maliyetlere yol açabilir. Bu nedenle yüksek bedelli, uzun süreli veya uluslararası nitelikli ticari sözleşmelerde mutlaka sözleşme incelemesi ve hukuki risk analizi yapılmalıdır.
Sonuç
İsviçre’de ticari sözleşmelerde dikkat edilmesi gerekenler; uygulanacak hukuk, yetkili mahkeme, tahkim, temsil yetkisi, ödeme, teslim, ayıp, garanti, sorumluluk, gizlilik, fikri mülkiyet, rekabet yasağı, vergi ve fesih hükümleri gibi birçok başlık altında değerlendirilmelidir. İsviçre hukukunda sözleşme serbestisi güçlü olmakla birlikte, bu serbestinin emredici hukuk kuralları ve uluslararası düzenlemelerle sınırlandığı unutulmamalıdır.
İyi hazırlanmış bir ticari sözleşme, yalnızca tarafların borçlarını yazan bir belge değildir; aynı zamanda ticari ilişkinin güvenliğini sağlayan, uyuşmazlık riskini azaltan ve tarafların ekonomik menfaatlerini koruyan stratejik bir araçtır. İsviçre’de veya İsviçre bağlantılı ticari sözleşme yapacak şirketlerin, sözleşme imzalamadan önce hukuki inceleme yaptırması, temsil yetkisini kontrol etmesi, ödeme ve teslim şartlarını netleştirmesi, uyuşmazlık çözüm mekanizmasını doğru belirlemesi ve vergi sonuçlarını değerlendirmesi büyük önem taşır.
Bu nedenle İsviçre’de ticari sözleşmeler, her işlem özelinde ayrı değerlendirilmelidir. Standart sözleşme metinleri her zaman yeterli olmayabilir. Tarafların ticari hedefleri, sektör özellikleri ve uluslararası bağlantıları dikkate alınarak hazırlanan profesyonel sözleşmeler, hem uyuşmazlıkları önler hem de ticari ilişkinin sürdürülebilirliğini güçlendirir.