Single Blog Title

This is a single blog caption

İNSAN TİCARETİ SUÇU (TCK MADDE 80)

İnsan Ticaret Suçu Nedir?

İnsan ticareti suçu, yalnızca ceza hukuku bakımından ağır yaptırıma bağlanmış bir suç değildir. Aynı zamanda insan onuruna, beden bütünlüğüne, kişisel özgürlüğe ve temel insan haklarına yönelen en ağır fiiller arasında yer alır. Türk Ceza Kanunu da bu nedenle TCK m. 80 içinde insan ticareti suçunu ayrı ve ağır bir düzenlemeye tabi tutmuştur. Madde metnine göre suç, zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak, esarete tabi kılmak veya organ verilmesini sağlamak amacıyla belirli yöntemlerle kişilerin ülkeye sokulması, ülke dışına çıkarılması, tedarik edilmesi, kaçırılması, bir yerden başka bir yere götürülmesi, sevk edilmesi ya da barındırılması şeklinde düzenlenmiştir.

Bu suç tipi, kamuoyunda çoğu zaman yalnızca sınır geçişi, yabancı uyruklu mağdurlar veya organize suç yapılarıyla ilişkilendirilerek dar biçimde algılanmaktadır. Oysa insan ticareti suçu, sadece uluslararası geçişlerle sınırlı değildir. Kişinin baskı, tehdit, şiddet, kandırma, nüfuz kullanımı veya çaresizliğinden yararlanma yoluyla sömürü ilişkisine sürüklenmesi halinde, olayın niteliğine göre TCK m. 80 kapsamında çok daha ağır bir değerlendirme yapılabilir. Bu nedenle suçun doğru tanımlanması, onu göçmen kaçakçılığı, fuhuş suçu veya kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayıran çizginin net biçimde kurulması gerekir.

İnsan ticareti suçu bakımından en kritik meselelerden biri, mağdurun görünürdeki rızasının her zaman hukuken geçerli sayılmamasıdır. Kanun koyucu, özellikle baskı, tehdit, cebir, kandırma ve çaresizlikten yararlanma gibi yöntemler karşısında rızanın gerçek koruma sağlamayacağını kabul etmiştir. Daha da önemlisi, mağdur çocuk olduğunda koruma alanı daha da genişler. Bu yönüyle insan ticareti suçu, sıradan bir taşıma, aracılık veya iradi ilişki olarak değerlendirilemez. Somut olayın arkasındaki sömürü amacı, mağdurun içinde bulunduğu kırılganlık ve failin kullandığı yöntem birlikte incelenmelidir.

İnsan ticareti

Madde 80- (1) Zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya da barındıran kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir.

(2) Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir.

(3) Onsekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir.

(4) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.

İnsan Ticareti Suçunda Mağdurun Rızası

İnsan ticareti suçu bakımından en hassas meselelerden biri, mağdurun açıkladığı rızanın hukuken ne ölçüde değer taşıdığıdır. Türk Ceza Kanunu bu konuda açık bir tercih yapmıştır. TCK m. 80/2 uyarınca, birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller mevcutsa, mağdurun rızası geçersizdir. Bu düzenleme, insan ticareti suçunun sıradan bir irade ilişkisi olarak görülmediğini gösterir. Kanun koyucu, sömürü amacıyla kurulan ve belirli araç hareketlerle desteklenen ilişkilerde görünürdeki onayın gerçek hukuki koruma sağlamayacağını kabul etmektedir.

İnsan ticareti suçunda fail çoğu zaman mağdurla eşit konumda bir ilişki kurmaz. Tam tersine tehdit, baskı, cebir, şiddet, kandırma, nüfuzu kötüye kullanma veya kişinin çaresizliğinden yararlanma gibi yöntemlerle onu sömürü düzenine sürükler. Kanun metni de bu araçları açıkça saymaktadır. Böyle bir durumda mağdurun verdiği onay, serbest ve bağımsız iradenin ürünü olarak kabul edilmez. Dışarıdan bakıldığında kabul var gibi görünse bile, ceza hukuku bakımından bu kabul geçerli sayılmaz. Çünkü rıza, failin kurduğu baskı ve sömürü düzeni içinde ortaya çıkmıştır.

İnsan Ticareti Suçunun Unsurları

1-Maddi Unsur

1.1) Fail

TCK md.80 kapsamında bu suçun faili açısından herhangi bir özellik aranmamış olup fail herhangi bir kimse olabilir.

Failin kamu görevlisi olması veya kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanması halinde faile verilecek ceza arttırılır.

Failin tüzel kişi olması halinde de haklarında güvenlik tedbiri uygulanabileceği düzenlenmiştir.

1.2) Mağdur

TCK md.80 kapsamında zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle ülkeye sokulan kişiler mağdur olarak kabul edilmektedir.

TCK 80/3 de onsekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir denilerek mağdurun 18 yaşından küçük olması durumuna değinilmiştir. Aynı zamanda 2. fıkrada da mağdurun rızası olmuş olsa bile suçun oluştuğu belirtilmiştir.

1.3) Suçun Konusu

Türk Ceza Kanunu m.80’deki suçunda failin fiili mağdurun maddi ve manevi varlığına yöneldiği için suçun maddi konusu, mağdur insanların bizzat kendisi, bedenidir.

1.4)Hareket

​ İnsan Ticareti Suçunun maddi unsurlarından olan hareket asıl fiiller ve araç fiiller olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.

İnsan ticareti suçunun düzenlendiği 80’inci maddenin 1’inci fıkrasında bu suçun “tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek” şeklinde sayılan araç̧ fiillerin ve “ülkeye sokmak veya ülkeden çıkarmak, tedarik etmek, kaçırmak, bir yerden başka bir yere götürmek veya sevk etmek, barındırmak” şeklinde sayılan asıl fiillerin icra edilmesiyle işleneceği düzenlenmiştir. Ancak aynı maddenin 3.fıkrasında düzenlenen mağdurun on sekiz yaşından küçük olması durumunda araç fiillerin icra edilip edilmediğine bakılmaksızın failin asıl fiili gerçekleştirmesiyle suç oluşacaktır.

Kanun metninden de açıkça anlaşılacağı üzere suçun hukuki konusunun değişik şekillerde ihlal edilebilecek olması nedeniyle bu suç çok hareketli ve seçimlik hareketli bir suçtur. Suçun işlenmesi için en az birer araç̧ ve asıl fiilin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere maddenin 3.fıkrasında, on sekiz yaşını doldurmamış mağdurlara karşı bu suçun işlenmesi durumunda araç̧ fiillerin gerçekleştirilmesi aranmadığı için mağdurun on sekiz yaşından küçük olması durumunda tek hareketli suç̧ olarak islenebilir.

İnsan Ticareti Suçunun kanuni tanımında sayılan asıl fiiller ve araç fiiller vasıtasıyla işlenmediğinde bu suçun unsurları oluşmayacağından bağlı hareket suçudur.

Suçu işlemeye elverişli fiillerden birinin gerçekleştirilmesine bağlı olarak suç ani veya kesintisiz hareketle işlenebilecektir. Asıl fiillerden olan ülkeye sokmak ve ülke dışına çıkarmak fiilinin icrası ile suçun işlenmesi halinde hareketin yapılmasıyla suç̧ tamamlanmış̧ olacağından ani hareketli suçtan söz edilebilir. Tedarik etmek, bir yerden başka bir yere götürmek veya sevk etmek, barındırmak, kaçırmak fiilleri bakımından ise kesintisiz suç olacaktır.

2)Manevi Unsur

İnsan ticareti suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Suçun oluşumu için fail bilerek ve isteyerek madde metninde belirtilen hareketleri gerçekleştirmelidir. Dolayısıyla bu suç̧ taksirle işlenemeyecektir.

İnsan ticareti suçunun oluşumu için genel kast yeterli değildir. Failin özel kastla hareket etmesi aranmaktadır. Failin güttüğü saik; kişileri zorla çalıştırmak, zorla hizmet ettirmek, esaret veya benzeri uygulamalara tabi kılmak, vücut organlarını almak olmalıdır. Suçun oluşumu için özel kast arandığından bu suçun olası kastla işlenmesi mümkün değildir.

3)Hukuka Aykırılık

Suçun oluşabilmesi için fiilin hukuka aykırı olması gerekir. Bir hukuka uygunluk sebebi varsa, fiilin hukuka aykırılığı ortadan kalkmış olur

İnsan Ticareti Suçu ve Göçmen Kaçaklığı Suçu Arasındaki Farklar

Göçmen kaçakçılığı suçu ile insan ticareti suçu birbirine bazı yönlerden benzemiş olsa da aralarında farklılıklar vardır.Göçmen kaçakçılığında suçun maddi konusunu oluşturan kimsenin bir ülkeden diğerine nakli rızasına dayanmaktadır. Oysa insan ticaretinde, mağdura karşı maddi ya da manevi cebir kullanılmakta veyahut iradesi bir şekilde ifşada uğratılmaktadır.

Göçmen kaçakçılığı mutlaka sınır aşan bir suçtur.Oysa insan ticareti aynı ülkelerin sınırları içerisinde de işlenebilir. Buna karşılık göçmen kaçakçılığı suçu, mağdurun bir ülkeden diğerine sokulmasından ibaret olup sınır değiştirmeyle tamamlanır.

SUÇUN ÖZEL HÜKÜMLERİ VE NİTELİKLİ HALLER

18 Yaşını Doldurmamış Mağdurlar (Çocuk Ticareti) ve Rızanın Mutlak Geçersizliği (TCK 80/3)

Kanun koyucu, 18 yaşını doldurmamış kişilere karşı işlenen insan ticareti suçuna (Çocuk Ticareti) ayrı bir önem atfetmiştir. TCK Madde 80’in üçüncü fıkrası, bu hususu özel bir hükümle düzenleyerek cezai müeyyideye bağlamıştır.
Bu fıkra uyarınca, çocuk mağdurlar söz konusu olduğunda, suçun oluşması için araç fiillerden (tehdit, cebir, baskı, kandırma) hiçbirine başvurulmuş olması şartı aranmaz. Kanun, 18 yaş altındaki kişilerin birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde dahi faile ceza verilmesini emreder. Çocukların rızası, mağduriyetin hassasiyeti ve çocukların irade beyanlarının hukuki sınırlılıkları nedeniyle hiçbir şekilde dikkate alınmaz ve mutlak surette geçersiz kabul edilir.
Bu mutlak sorumluluk hali, çocuk ticareti davalarında faillerin tipik savunma argümanı olan “rızaya dayanma” veya “cebir/şiddet kullanılmadığı” iddialarını tamamen hükümsüz kılmaktadır. Yetişkin mağdurlarda savcılık, araç fiillerin ispatı ile yükümlü iken, çocuk mağdurlarda sadece amaç fiil kastı ve seçimlik hareketlerden (tedarik, barındırma, sevk) birinin ispatı yeterli hale gelmektedir. Bu durum, yasa koyucunun çocuk mağdurların korunmasına verdiği önemi ve uluslararası protokollere tam uyumu gösterir.

Cezayı Ağırlaştıran Nitelikli Haller

İnsan ticareti suçunun cezası, suçun işleniş biçimi, failin veya mağdurun niteliği göz önüne alınarak ağırlaştırılabilir. Bu nitelikli haller şunları kapsar:
  1. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi.

  2. Failin, mağdura bakmakla yükümlü kişi konumunda bulunması veya güven ilişkisini kötüye kullanması.

  3. Suçun örgütlü şekilde gerçekleştirilmesi.

  4. Suçun işlenişinde cebir, tehdit veya hile kullanılması.

    Bu nitelikli hallerin varlığı, temel cezanın alt ve üst sınırlarının yükseltilmesini gerektirir ve faile daha ağır bir ceza uygulanmasına yol açar.

Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbirleri

5237 sayılı TCK’nın 80. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, insan ticareti suçunun işlenmesi durumunda, tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunması mümkündür. Bu hüküm, organize suçlarla mücadelede tüzel kişiliğin araç olarak kullanılmasının önüne geçmeyi amaçlamaktadır.

İnsan Ticareti Suçunda Uzlaşma

Uzlaşma kurumu CMK’nın 253.vd. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu norma göre soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir.

Uzlaşmanın mümkün olduğu suçlar CMK m.253/1’de düzenleme altına alınmıştır. Suç uzlaşmanın mümkün olduğu suçlardan değildir.

İnsan Ticareti Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık failin işlediği suçtan ötürü sonradan samimi bir biçimde ve ilgili normun istediği koşullar nezdinde pişman olmasıdır.

Etkin pişmanlık halinde failin cezasında indirim gündeme gelir. Bahsini ettiğimiz kurumdan faydalanabilmek için ilgili suç için özel olarak etkin pişmanlık hükmünün bulunması gerekmektedir.

İnsan ticareti suçu için etkin pişmanlık düzenlemesi bulunmamaktadır.

İnsan Ticareti Suçunda Görevli Mahkeme

Mahkemelerin görevleri belirlenirken cezanın üst sınırı dikkate alınır. On yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ağır ceza mahkemelerince kovuşturulur.

İnsan ticareti suçunun üst sınırı on iki yıldır. Dolayısıyla bu suçun kovuşturulmasında görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir.

İnsan Ticareti Suçu ile İlgili Yargıtay Kararları

Karar 1: Çaresizlikten Yararlanma ve Fuhuş Amacıyla İnsan Ticareti

Yargıtay 18. Ceza Dairesi Esas No: 2016/5144 Karar No: 2018/2524

Olayın Özeti

Yabancı uyruklu mağdure, ülkesindeki ağır ekonomik sıkıntılar, işsizlik ve bakmakla yükümlü olduğu ailesi nedeniyle çaresiz durumdadır. Sanıklar, mağdureye Türkiye’de yüksek maaşlı bir çocuk bakıcılığı işi bulacaklarını vaat ederek güvenini kazanır ve Türkiye’ye gelmesini sağlarlar. Ancak mağdure Türkiye’ye geldikten sonra pasaportuna sanıklarca el konulur. Kendisine yol ve vize masrafları nedeniyle “borçlandırıldığı” söylenerek, borcunu ödeyene kadar bir evde kilitli tutulur ve zorla fuhuş yaptırılır. Yerel mahkeme sanıkları TCK 80 uyarınca “insan ticareti” suçundan cezalandırır. Sanıklar kararı temyiz eder.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay, yerel mahkemenin insan ticareti suçundan verdiği mahkumiyet kararını onamıştır:

  • Çaresizliğin İstismarı: Mağdurenin kendi ülkesindeki ekstrem yoksulluk ve çaresizlik hali, TCK’nın 80. maddesinde suçun unsurlarından biri olarak sayılan “kişiler üzerindeki çaresizliklerinden yararlanma” kriterini tam olarak karşılamaktadır.

  • Rızanın Geçersizliği: Mağdurenin ilk başta Türkiye’ye gelmeye kendi isteğiyle rıza göstermiş olması suçun oluşumunu engellemez; çünkü bu rıza hile ve aldatma (sahte iş vaadi) ile sakatlanmıştır.

  • Sömürü Amacı: Sanıkların mağdurenin pasaportunu alması, onu barındırması ve fuhuş yoluyla üzerinden kazanç elde etmesi (sömürmesi), insan ticareti suçunun tüm unsurlarının bir arada gerçekleştiğini göstermektedir.

Karar 2: Fuhuş Suçu ile İnsan Ticareti Suçu Arasındaki İnce Çizgi (Bozma Kararı)

Yargıtay 18. Ceza Dairesi Esas No: 2015/34125 Karar No: 2017/1296

Olayın Özeti

Sanık, yabancı uyruklu bir kadını Türkiye’ye getirmiş ve kendisine ait otelde barındırarak gelen müşterilerle fuhuş yapmasına aracılık etmiştir. Mağdure ifadesinde, fuhuş yaptığını ancak kazandığı paranın yarısını sanığa verdiğini, otelden dışarı çıkmasına veya telefonla konuşmasına bir engel çıkarılmadığını, pasaportunun kendisinde olduğunu beyan etmiştir. Yerel mahkeme, sanığı “insan ticareti” suçundan cezalandırmıştır.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay, yerel mahkemenin insan ticareti suçundan verdiği mahkumiyet kararını bozmuştur:

  • Araç Fiillerin Eksikliği: İnsan ticareti suçunun oluşabilmesi için mağdurun iradesini sakatlayan tehdit, baskı, cebir, hile veya çaresizlikten yararlanma gibi araç fiillerin somut olayda ispatlanması gerekir.

  • Serbest Hareket Alanı: Mağdurenin hareket serbestisinin kısıtlanmadığı, dış dünyayla iletişiminin koparılmadığı, pasaportunun elinden alınmadığı ve kendi iradesiyle (ekonomik kazanç amacıyla) fuhuş yapmayı kabul ettiği durumlarda insan ticareti suçu oluşmaz.

  • Hukuki Sonuç: Sanığın eylemi TCK 80 anlamında insan ticareti değil, TCK 227. maddesinde düzenlenen “Fuhşa aracılık etmek ve yer temin etmek” suçunu oluşturur. Eylemin nitelendirilmesinde yanılgıya düşülmesi yasaya aykırıdır.

Karar 3: Göçmen Kaçakçılığı ile İnsan Ticareti Arasındaki Fark

Yargıtay 8. Ceza Dairesi Esas No: 2021/11054 Karar No: 2022/14231

Olayın Özeti

Sanıklar, yasal olmayan yollardan Türkiye’ye giren ve Avrupa’ya gitmek isteyen yabancı uyruklu kişileri para karşılığında bir minibüsün arkasında taşırken yakalanmıştır. Yapılan incelemede, göçmenlerin kendi istekleriyle Avrupa’ya gitmek için sanıklara para ödediği, sanıkların bu kişileri Türkiye’de zorla çalıştırmak, fuhşa zorlamak veya organlarını almak gibi bir niyetlerinin olmadığı, tek amaçlarının kişileri yasa dışı yollarla nakletmek olduğu anlaşılmıştır. Yerel mahkeme sanıklara “insan ticareti” suçundan ceza vermiştir.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay, yerel mahkemenin kararını suç vasfında hata yapıldığı gerekçesiyle bozmuştur:

  • Amaç Farkı (Sömürü Kıstası): Göçmen kaçakçılığında (TCK 79) temel amaç, kişiyi ülkeye yasa dışı sokmak veya ülkeden çıkarmak suretiyle maddi menfaat elde etmek olup; eylem nakil bittiğinde sona erer. İnsan ticaretinde (TCK 80) ise amaç, kişiyi sınır dışına taşımaktan ziyade, ulaştığı yerde emek veya beden sömürüsüne (zorla çalıştırma, fuhuş, organ alımı vb.) tabi tutmaktır.

  • Hukuki Sonuç: Somut olayda göçmenlerin sömürüleceğine dair bir delil bulunmadığından ve sanıkların eylemi kişileri yasa dışı nakletmekle sınırlı kaldığından, suç “insan ticareti” değil, “Göçmen Kaçakçılığı” suçunu oluşturmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

İnsan ticareti suçu hangi durumlarda oluşur?

Sadece mağdurun bir yerden başka bir yere götürülmesi gerekmez. Hazırlık niteliğindeki fiiller dahi suçun oluşumu için yeterli olabilir. Örneğin, mağdurun kandırılarak bir yere yerleştirilmesi veya sömürü amacıyla barındırılması, tek başına suçun maddi unsurunu oluşturur. Failin amacı her zaman mağduru istismar etmeye yöneliktir.

Bu suçun mağduru kim olabilir?

Yaş, cinsiyet, milliyet veya hukuki statü gözetilmeksizin herkes bu suçun mağduru olabilir. Ancak çocuklar, mülteciler ve göçmenler gibi kırılgan gruplar daha sık mağdur konumunda görülmektedir. Çocuklara karşı işlendiğinde rıza aranmaz; yalnızca temin veya sevk eylemi dahi suçun tamamlanması için yeterlidir.

Fail bakımından özel bir nitelik aranır mı?

TCK’da fail bakımından herhangi bir sınırlama yoktur; herkes insan ticareti suçunu işleyebilir. Bununla birlikte failin kamu görevlisi olması, mağdura bakmakla yükümlü kişi konumunda bulunması veya güven ilişkisini kötüye kullanması halinde suçun nitelikli hali gündeme gelir ve ceza ağırlaştırılır.

Mağdurun rızası varsa suç oluşur mu?

Eğer mağdurun rızası cebir, tehdit, hile veya güçsüzlükten yararlanma sonucu elde edilmişse, bu rıza hukuken geçerli değildir. Dolayısıyla mağdur rıza göstermiş olsa dahi suç oluşur. Çocuklar bakımından ise rıza hiçbir şekilde dikkate alınmaz; çünkü çocukların rızası geçerli kabul edilmez.

İnsan ticareti suçunda dava zamanaşımı süresi ne kadardır?

TCK 66/1-d uyarınca:

  • 8 yıldan fazla ve 20 yıldan az hapis cezası öngörülen suçlarda dava zamanaşımı süresi 15 yıldır.

Dolayısıyla insan ticareti suçu için kamu davası açma zamanaşımı 15 yıldır.
Bu süre, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak bazı durumlarda zamanaşımını kesen veya durduran hâller gerçekleşebilir; bu durumda süre yeniden işlemeye başlar.

Leave a Reply

Call Now Button