INFLUENCERLARIN TAKVİYE EDİCİ GIDA, ZAYIFLAMA KAHVESİ VE BROMELAİN ÜRÜNÜ REKLAMLARINDA HUKUKİ SORUMLULUĞU
INFLUENCERLARIN TAKVİYE EDİCİ GIDA, ZAYIFLAMA KAHVESİ VE BROMELAİN ÜRÜNÜ REKLAMLARINDA HUKUKİ SORUMLULUĞU
GİRİŞ
Son yıllarda Instagram, TikTok ve YouTube gibi sosyal medya platformlarında “zayıflama kahvesi”, “ödem atıcı şurup”, “bromelain desteği”, “yağ yakıcı karışım”, “detoks içeceği” ve “metabolizma hızlandırıcı takviye” adı altında çok sayıda ürün tanıtılmaktadır. Bu ürünlerin reklamlarında çoğu zaman beyaz önlüklü kişiler, diyetisyenler, eczacılar, sağlık içerikleri üreten influencerlar veya yüksek takipçili sosyal medya kullanıcıları yer almakta; kısa sürede kilo verme, ödem atma, iştah kapatma ve yağ yakma gibi sonuçlar vaat edilmektedir.
Bu tür içeriklerin temel hukuki problemi yalnızca reklam olduğunun gizlenmesi değildir. Daha ağır sorun, tüketicinin sağlıkla ilgili kaygılarının ticari amaçla kullanılması, uzman değerlendirmesi gerektiren kilo ve beslenme sorunlarının tek bir ürünle çözülebileceği algısının yaratılması ve tüketicinin ekonomik kararının gerçeğe aykırı veya abartılı vaatlerle etkilenmesidir.
Takviye edici gıdalar ilaç değildir. Hastalıkları önleme veya tedavi etme amacıyla piyasaya sunulamaz. Tarım ve Orman Bakanlığının bilgilendirmesine göre takviye edici gıdaların Bakanlık onayı bulunması gerekir; ancak bu ürünler ilaç olarak değerlendirilemez ve hastalıkların önlenmesi veya tedavisi amacıyla kullanılamaz. Bakanlık ayrıca çay, kahve, macun, çikolata, lolipop ve sakız gibi ürünlerin takviye edici gıda olmadığını; takviye edici gıdaların “zayıflatıcı”, “boy uzatıcı”, “cinsel performans artırıcı” veya benzeri vaatlerle pazarlanamayacağını açıkça belirtmektedir.
Bu nedenle sosyal medyada “Bakanlık onaylı zayıflama kahvesi” şeklinde kullanılan bir ifade, başlı başına hukuki açıdan sorgulanmalıdır. Ürünün gıda işletmesi kayıtlı olabilir veya belirli bileşenleri mevzuata uygun olabilir; ancak bu durum, ürünün zayıflattığının Bakanlık tarafından kabul edildiği anlamına gelmez.
1. “ZAYIFLAMA KAHVESİ” TAKVİYE EDİCİ GIDA MIDIR?
Hukuki değerlendirmede öncelikle ürünün gerçek kategorisinin tespit edilmesi gerekir. Bir ürünün reklamında “takviye”, “doğal destek”, “bitkisel formül” veya “Bakanlık onaylı” ifadelerinin kullanılması, ürünü kendiliğinden takviye edici gıda hâline getirmez.
Tarım ve Orman Bakanlığının açıklamasına göre kahve ve çay formundaki ürünler takviye edici gıda değildir. Dolayısıyla “zayıflama kahvesi” adıyla satılan ürün, kural olarak bir gıda veya içecek karışımıdır. Bu ürün yine 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile tüketici mevzuatına tabidir; ancak takviye edici gıda onayı varmış gibi tanıtılması ayrıca yanıltıcı olabilir.
Bromelain veya halk arasında söylendiği şekliyle “bromelin” içeren kapsül, tablet, damla veya sıvı ürünlerin durumu ise ürün bazında incelenmelidir. Bir ürünün “şurup” olarak adlandırılması onun ilaç olduğunu ya da takviye edici gıda onayı bulunduğunu göstermez. Ürün adı, formu, üretici veya ithalatçısı, onay numarası ve Gıda Güvenliği Bilgi Sistemi kayıtları birlikte kontrol edilmelidir.
Takviye edici gıdaların her biri için ayrı onay alınması gerekir. Ürünün markası, adı, etken madde miktarı, formu veya ürün sahibi değiştiğinde yeniden onay süreci gündeme gelir. Üretici ve ithalatçı işletmelerin de Gıda Güvenliği Bilgi Sistemi’nde ilgili faaliyet alanıyla kayıtlı olması zorunludur.
Burada önemli ayrım şudur:
Ürün onayı, ürünün belirli bileşim ve üretim şartlarıyla piyasaya sunulmasına ilişkindir. Ürünün zayıflattığına, ödem attırdığına, hastalığı tedavi ettiğine veya belirli kilogram kaybettirdiğine ilişkin reklam iddialarının onaylandığı anlamına gelmez.
Gıda ve takviye edici gıdalarda sağlık beyanı kullanılması, ayrıca sağlık beyanı mevzuatına tabidir. 5996 sayılı Kanun’un 23. maddesi uyarınca gıda ve takviye edici gıdaların etiketinde, tanıtımında veya reklamında sağlık beyanı kullanılmasına ilişkin yetkili kurum Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumudur. Aynı Kanun’un 24. maddesi ise gıdanın etiketlenmesi, tanıtımı, reklamı ve sunumunun tüketiciyi yanıltıcı biçimde yapılamayacağını düzenlemektedir.
2. TAKVİYE EDİCİ GIDALARDA HANGİ REKLAM İFADELERİ HUKUKA AYKIRIDIR?
Takviye edici gıdalar hakkında her türlü açıklama yasak değildir. Ürünün içeriğinde bulunan bir bileşen için mevzuatta izin verilmiş bir sağlık beyanı varsa ve ürün bu beyanın kullanım şartlarını gerçekten karşılıyorsa, izin verilen sınırlar içinde tanıtım yapılabilir.
Ancak izin verilen beyan, ürünü bir hastalığın tedavisi veya kesin çözümü gibi gösterecek şekilde genişletilemez. Örneğin belirli bir vitamin için “bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkıda bulunur” ifadesine izin verilmiş olması, influencerın “Bu ürün hastalanmanızı engeller” veya “Grip olursanız bunu kullanın” demesine imkân vermez.
Özellikle aşağıdaki ifadeler yüksek hukuki risk taşır:
- “Bir haftada 5 kilo verdirir.”
- “Göbek yağlarını eritir.”
- “Vücuttaki bütün ödemi atar.”
- “Metabolizmayı kesin olarak hızlandırır.”
- “İştahınızı tamamen kapatır.”
- “Diyet yapmadan zayıflatır.”
- “İnsülin direncini düzeltir.”
- “Tiroid kaynaklı kiloları verdirir.”
- “Polikistik over sorununu çözer.”
- “Karaciğeri temizler ve detoks yapar.”
- “Kullanan herkes kilo veriyor.”
- “Ben on günde 7 kilo verdim, siz de verebilirsiniz.”
- “Diyetisyene gitmeden bu kahveyle zayıflayabilirsiniz.”
Gıda ve Takviye Edici Gıdalarda Sağlık Beyanı Kullanımı Hakkında Yönetmelik, kilo kaybının veya kilo artışının miktarına ya da oranına atıfta bulunan sağlık beyanlarını kesin olarak yasaklamaktadır. Aynı düzenleme; ürünle ilgili kişilerin deneyimlerine dayanan teşekkür, övgü, tavsiye veya onay ifadeleriyle sağlık beyanı oluşturulmasına da izin vermemektedir.
Bu nedenle influencerın “Ben bu ürünle 62 kilodan 57 kiloya düştüm” şeklindeki açıklaması, yalnızca kişisel tecrübe aktarımı olarak kabul edilmez. Paylaşımın ticari amacı ve ürünün sağlık etkisini ispatlamak için kullanıldığı bağlam dikkate alındığında, yasaklanmış bir sağlık beyanına dönüşebilir.
“Sonuçlar kişiden kişiye değişebilir”, “ilaç değildir”, “takviye edici gıdadır” veya “doktorunuza danışınız” şeklindeki küçük puntolu açıklamalar da ana reklam mesajındaki hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaz. Ana mesaj tüketiciye ürünün kilo verdirdiğini, yağ yaktığını veya hastalık belirtilerini giderdiğini söylüyorsa, altına eklenen uyarı metni reklamı kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
3. REKLAM KURULUNUN BROMELAİN ÜRÜNLERİNE İLİŞKİN YAKLAŞIMI
Reklam Kurulunun bromelain içerikli ürünlerle ilgili verdiği kararlar, konuya ilişkin önemli bir uygulama örneğidir.
Reklam Kurulunun 11 Haziran 2024 tarihli kararında bir bromelain ürününün tanıtımında;
“8-16 kilogram verebilirsiniz”,
“metabolizmayı hızlandırır”,
“ödem atar”,
“hızlı yağ yakar”,
“iştahı bastırır” ve
“kilo kaybını destekler”
şeklinde ifadelere yer verildiği tespit edilmiştir. Kurul, bu ifadelerin mevzuatta izin verilen sağlık beyanlarının dışına çıktığını kabul etmiş; reklam veren şirket hakkında 550.059 TL idari para cezası ile reklamları durdurma cezası uygulanmasına karar vermiştir.
Başka bir Reklam Kurulu incelemesinde ise takviye edici gıdalar hakkında sosyal medya kullanıcılarının “fena ödem atar”, “dirençli kilolarım gitti”, “62’den 57’ye düştüm”, “doğal antidepresan” ve belirli rahatsızlıkların düzeldiğine ilişkin kullanıcı yorumlarının reklam içeriğinde kullanıldığı görülmüştür. Kurul değerlendirmesinde “iş birliği değil, teşekkür mesajıdır” biçimindeki açıklamaların da içerikteki sağlık beyanlarının hukuki niteliğini ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.
Bu kararların ortaya koyduğu temel ilke şudur:
Reklamın hukuki niteliği kullanılan başlığa değil, paylaşımın içeriğine, ekonomik bağlantıya ve tüketicide oluşturduğu genel izlenime göre belirlenir.
Markanın içeriğe “müşteri yorumu”, influencerın ise “kendi deneyimim” demesi, içerikte açık veya örtülü sağlık ve zayıflama vaadi bulunuyorsa sorumluluğu kaldırmaz.
4. INFLUENCERIN REKLAM OLDUĞUNU BELİRTME ZORUNLULUĞU
Influencerın markadan ücret alması tek ticari bağlantı biçimi değildir. Aşağıdaki menfaatlerden herhangi birinin bulunması paylaşımın reklam niteliğini gündeme getirir:
- Ücret ödenmesi,
- Ücretsiz ürün gönderilmesi,
- İndirimli ürün veya hizmet verilmesi,
- Satış üzerinden komisyon ödenmesi,
- Influencera özel indirim kodu tanımlanması,
- Etkinlik, seyahat veya konaklama masraflarının karşılanması,
- Çekiliş ürünü sağlanması,
- Düzenli marka elçiliği yapılması,
- Influencerın kendisinin veya yakınının ekonomik menfaat elde etmesi.
Sosyal Medya Etkileyicileri Hakkında Kılavuz uyarınca reklam açıklamasının kolaylıkla okunabilir, ilk bakışta fark edilebilir ve paylaşımın ticari niteliğini açıkça gösterecek konumda bulunması gerekir. Influencer henüz deneyimlemediği bir ürünü deneyimlemiş gibi tanıtamaz; mevzuata aykırı sağlık beyanında bulunamaz ve nesnel, ölçülebilir verilere dayanmayan bilimsel iddiaları kullanamaz.
Ayrıca 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girecek yeni düzenleme uyarınca ücret, ücretsiz veya indirimli ürün, sponsorluk, davet ya da benzeri menfaat karşılığında yapılan paylaşımlarda “reklam”, “iş birliği”, “sponsorlu içerik” veya “tanıtım” gibi ifadeler açıkça kullanılmak zorundadır.
Ancak reklam etiketinin kullanılması içeriği bütünüyle hukuka uygun hâle getirmez. Bir paylaşımda büyük ve görünür biçimde “REKLAM” yazması, “10 günde 8 kilo verdirir” şeklindeki yasak sağlık beyanını meşrulaştırmaz.
Reklam etiketi, yalnızca ticari bağlantıyı açıklama yükümlülüğünü yerine getirir. Sağlık beyanının doğruluğu ve mevzuata uygunluğu ayrıca değerlendirilir.
5. INFLUENCERIN HUKUKİ KONUMU
Influencer, her durumda ürünün üreticisi veya satıcısı değildir. Bununla birlikte reklam kampanyasının görünür yüzü olması, ürünü bizzat kullandığını söylemesi, sağlık sonucu vaat etmesi ve takipçilerini satın almaya yönlendirmesi nedeniyle bağımsız hukuki sorumluluk taşıyabilir.
5.1. İdari sorumluluk
Influencerın reklam ilişkisinin gizlenmesi, kullanmadığı ürünü kullanmış gibi göstermesi veya mevzuata aykırı sağlık beyanında bulunması, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında aldatıcı reklam veya haksız ticari uygulama oluşturabilir.
Influencer hakkında uygulanabilecek yaptırım, somut olayda reklam veren, ticari uygulamada bulunan kişi veya mecra kuruluşu olarak sahip olduğu konuma göre belirlenir. Reklamın durdurulması, aynı yöntemle düzeltilmesi, erişimin engellenmesi ve idari para cezası gündeme gelebilir.
2026 yılında aldatıcı reklamlar ve haksız ticari uygulamalar için uygulanabilecek idari para cezaları, ihlalin niteliği, mecra, elde edilen menfaat, neden olunan zarar, kusur ve ekonomik durum gibi kriterlere bağlı olarak 99.339 TL ile 39.916.524 TL arasında değişebilmektedir.
5.2. Haksız fiil sorumluluğu
Influencer ile ürünü satın alan tüketici arasında çoğu zaman doğrudan bir satış sözleşmesi bulunmaz. Bu nedenle tüketici, influencerdan doğrudan “ayıplı mal seçimlik haklarını” her durumda talep edemez. Ancak influencerın kendi hukuka aykırı açıklamaları tüketicinin zarara uğramasına neden olmuşsa, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümleri kapsamında sorumluluk gündeme gelebilir.
Örneğin influencer;
- Ürünü kullanmadığı hâlde kullandığını söylüyorsa,
- Sahte kilo ölçümleri veya manipüle edilmiş öncesi-sonrası görüntüleri yayımlıyorsa,
- Mevcut bir hastalığa rağmen ürünü güvenli gibi gösteriyorsa,
- “İlaçlarınızı bırakabilirsiniz” şeklinde yönlendirme yapıyorsa,
- Tüketicilerin uzmana başvurmamasını teşvik ediyorsa,
- Ürünün bilinen risklerini gizliyorsa,
kendi kusurlu davranışı nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu tutulabilir.
Ancak tazminat için yalnızca reklamın hukuka aykırı olması yeterli değildir. Tüketicinin;
- Influencerın açıklamasının hukuka aykırılığını,
- Açıklamaya güvenerek ürünü satın aldığını veya kullandığını,
- Gerçek bir maddi veya bedensel zarara uğradığını,
- Reklam ile satın alma arasında,
- Ürünün kullanımı ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağı bulunduğunu
ortaya koyması gerekir.
Influencerın reklamı görmeyen veya ürünü başka bir nedenle satın alan tüketicinin, zararını influencerın paylaşımına bağlaması daha güç olacaktır.
5.3. Influencer aynı zamanda satıcıysa
Influencer ürünü kendi şirketi üzerinden satıyor, siparişleri kendisi topluyor, ödemeyi kendi hesabına alıyor veya kendi markasıyla piyasaya sunuyorsa yalnızca reklam yüzü değildir. Satıcı, sağlayıcı, üretici veya marka sahibi sıfatları da gündeme gelebilir. Bu durumda ayıplı mal, mesafeli satış, ürün güvenliği ve reklam sorumlulukları birlikte uygulanabilir.
Sadece indirim kodu paylaşılması ise influencerı otomatik olarak satıcı hâline getirmez. Bununla birlikte satış başına komisyon alınması, ticari ilişkinin ve reklam açıklaması yükümlülüğünün açık göstergesidir.
5.4. Ceza sorumluluğu
Influencerın her hukuka aykırı reklamı suç oluşturmaz. Bununla birlikte sahte ürün, içeriği gizlenmiş zararlı madde, insan sağlığını tehlikeye sokan gıda veya tüketicileri sistematik biçimde aldatmaya yönelik bir satış organizasyonu söz konusuysa ceza sorumluluğu ayrıca değerlendirilebilir.
Influencer ürünün zararlı veya sahte olduğunu bildiği hâlde satış organizasyonuna katılmış, gerçeğe aykırı sağlık sonuçları üretmiş veya tüketicilerin dolandırılmasına bilinçli biçimde yardım etmişse, yalnızca “reklam yüzüyüm” savunması yeterli olmayabilir. Ancak ceza sorumluluğu şahsidir ve influencerın bilgisi, kastı, kampanyadaki rolü ve elde ettiği menfaat somut delillerle araştırılmalıdır.
6. ÜRETİCİ VE REKLAM VEREN FİRMANIN SORUMLULUĞU
Üretici veya marka sahibi firma, influencerın mevzuata aykırı ifadelerinden kural olarak “Bu sözleri kendisi söyledi” diyerek tamamen kurtulamaz.
Sosyal Medya Etkileyicileri Hakkında Kılavuz’a göre reklam veren;
- Influencerı mevzuat hakkında bilgilendirmek,
- Influencerın mevzuata uymasını istemek,
- Yükümlülüklerin yerine getirilmesi için çaba göstermek,
- İhlallere karşı önlem almak
zorundadır. Kılavuz ayrıca reklam verenin, influencerın kendi sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek bu yükümlülüklerden kaçınamayacağını ve reklam veren, reklam ajansı, influencer ile mecra kuruluşunun kendi konumları bakımından ayrı ayrı sorumlu olduğunu düzenlemektedir.
Dolayısıyla marka aşağıdaki durumlarda influencerın hatalarından doğrudan etkilenir:
- Reklam metnini marka hazırlamışsa,
- Yasak ifadeler marka tarafından iletilmişse,
- İçerik yayımlanmadan önce marka tarafından onaylanmışsa,
- Influencera kilo verme sonucu veya sağlık vaadi içeren “brief” verilmişse,
- Marka hukuka aykırı içeriği bildiği hâlde kaldırmamışsa,
- Aynı yasak ifadeler birden fazla influencer tarafından sistematik olarak kullanılmışsa,
- Influencerın videosu markanın kendi hesabında yeniden yayımlanmışsa,
- Kullanıcı yorumları markanın reklam materyaline dönüştürülmüşse.
Bu hâllerde ihlalin münferit bir influencer hatası olduğu savunması zayıflar.
Takviye edici gıda onay sürecinde ürün sahibi işletme, kendi internet alanlarında mevzuata aykırı reklam yapmayacağını; kendisine ait olmayan internet sayfalarında aykırı reklam yapılması hâlinde ise içeriğin kaldırılması için kanuni yollara başvuracağını taahhüt etmektedir.
Bu düzenleme, markanın hiçbir bağlantısı olmayan üçüncü kişilerin bütün açıklamalarından otomatik olarak sorumlu olacağı anlamına gelmez. Ancak firma, kendi ürünüyle ilgili açıkça hukuka aykırı içerikten haberdar olduğunda kayıtsız kalmamalıdır.
Influencer gerçekten marka talimatlarına aykırı biçimde ve şirketin bilgisi dışında paylaşım yapmışsa firma;
- İçeriğin kaldırılmasını istemeli,
- Yazılı ihtar göndermeli,
- Sosyal medya platformuna bildirim yapmalı,
- Gerekirse erişimin engellenmesi veya içeriğin kaldırılması için hukuki yola başvurmalı,
- Ürünün sağlık beyanları konusunda kamuoyunu doğru bilgilendirmeli,
- Influencer sözleşmesinden doğan rücu ve tazminat haklarını kullanmalıdır.
Marka ile influencer arasındaki sözleşmede bulunan “bütün sorumluluk influencera aittir” hükmü, kamu kurumlarına veya zarar gören tüketiciye karşı markanın kanundan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Böyle bir hüküm ancak tarafların kendi aralarındaki iç ilişkide rücu ve zarar paylaşımı bakımından sonuç doğurabilir.
7. ÜRÜNÜN SAĞLIĞA ZARAR VERMESİ HÂLİNDE ÜRETİCİNİN SORUMLULUĞU
Reklam hukuka uygun olsa dahi piyasaya sunulan ürünün güvenli olması zorunludur. Ürünün içeriğinin etikette belirtilenden farklı olması, yasaklı madde içermesi, izin verilenden yüksek dozda bileşen içermesi, başka ilaçlarla tehlikeli etkileşim oluşturması veya üretim hatası nedeniyle zarar vermesi hâlinde ürün güvenliği sorumluluğu gündeme gelir.
7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu’na göre ürünün bir kişiye veya mala zarar vermesi hâlinde imalatçı veya ithalatçı zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören kişinin uğradığı zararı ve uygunsuzluk ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispatlaması gerekir. Birden fazla imalatçı veya ithalatçı sorumluysa müteselsil sorumluluk söz konusu olabilir. Kanun ayrıca üçüncü kişinin fiilinin bulunmasının imalatçı veya ithalatçının sorumluluğunu kendiliğinden azaltmayacağını, ancak üçüncü kişiye rücu hakkının saklı olduğunu düzenlemektedir. Gıdalara ilişkin özel mevzuat hükümleri öncelikle uygulanmakla birlikte, 7223 sayılı Kanun özel düzenleme bulunmayan konularda tamamlayıcı nitelik taşıyabilir.
Bu çerçevede üretici firma, “Influencer ürünü yanlış anlattı” savunmasıyla ürünün kendi yapısından kaynaklanan bir sağlık zararından kurtulamaz. Buna karşılık zarar yalnızca influencerın ürünü kullanım talimatına açıkça aykırı biçimde tavsiye etmesinden doğmuşsa, üretici influencerın kusuruna dayanarak rücu talebinde bulunabilir. Ancak bu durumun dış ilişkide tüketicinin haklarını ne ölçüde etkileyeceği somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
8. TÜKETİCİNİN BAŞVURABİLECEĞİ HUKUKİ YOLLAR
Tüketicinin hangi yola başvuracağı, yalnızca yanıltıcı reklam görmüş olmasına, ürünü satın almasına veya üründen sağlık zararı doğmasına göre değişir.
8.1. Reklam Kuruluna şikâyet
Tüketici, sosyal medyada gördüğü örtülü reklamı, yasak sağlık beyanını veya yanıltıcı zayıflama vaadini Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Reklam Kuruluna şikâyet edebilir.
Reklam Kurulu;
- Reklamı durdurabilir,
- Aynı yöntemle düzeltme yapılmasına karar verebilir,
- İdari para cezası uygulayabilir,
- Üç aya kadar tedbiren durdurma kararı verebilir,
- İnternet sitesinin ilgili bölümüne veya tamamına erişimin engellenmesine karar verebilir.
Başvurular e-Devlet üzerinden Reklam ve Haksız Ticari Uygulama Şikâyeti sistemi aracılığıyla yapılabilir.
Reklam Kurulu başvurusu tüketiciye otomatik olarak para iadesi veya tazminat sağlamaz. Bu başvuru reklamın idari yönden denetlenmesine ve yaptırım uygulanmasına yöneliktir. Tüketicinin bedel iadesi veya zararının karşılanması için ayrıca özel hukuk yollarına başvurması gerekir.
8.2. Tarım ve Orman Bakanlığına başvuru
Ürünün;
- Takviye edici gıda onayının bulunmadığı,
- Etiket bilgilerinin gerçeğe aykırı olduğu,
- İçeriğinin şüpheli olduğu,
- Son kullanma tarihinin değiştirildiği,
- Kaçak veya sahte olduğu,
- Yasaklı madde içerdiği,
- Sağlığı tehlikeye düşürdüğü
düşünülüyorsa ALO 174 Gıda Hattına veya ilgili İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne başvurulabilir.
ALO 174 hattı 7 gün 24 saat başvuru almakta; ihbarlar telefon, WhatsApp, e-posta ve çevrim içi başvuru kanalları üzerinden iletilebilmektedir. Başvuruda ürünün adı, üretici veya satıcı bilgisi, işletmenin adresi, parti numarası ve şikâyetin açık açıklaması sunulmalıdır.
Gerekli görülmesi hâlinde resmi kontrol görevlileri tarafından denetim ve numune incelemesi yapılabilir. Tüketici elindeki bütün ürünü tüketmemeli; mümkünse bir kısmını orijinal ambalajında ve uygun saklama şartlarında muhafaza etmelidir.
8.3. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna başvuru
Mevzuata aykırı sağlık beyanları Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun denetim alanına da girebilir. Kurum, mevzuata aykırı sağlık beyanı kullanılarak yapılan tanıtım ve satış faaliyetlerinin durdurulması, içeriğin kaldırılması ve erişimin engellenmesi için ilgili kurumlarla iş birliği yapabilir.
Özellikle ürünün;
- Hastalık tedavi ettiği,
- İlaç yerine kullanılabileceği,
- Tıbbi değerleri düzelttiği,
- Depresyon, anksiyete, insülin direnci, tiroid, polikistik over veya başka bir hastalığa iyi geldiği
iddia ediliyorsa sağlık beyanı yönünden ayrıca bildirim yapılması önemlidir.
8.4. Ayıplı mal hükümlerine başvuru
6502 sayılı Kanun’a göre bir mal, reklamında veya ilanında belirtilen özelliklerden birini veya birkaçını taşımıyorsa ayıplı mal olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla “kilo verdirir”, “iştah kapatır” veya “ödem atar” denilerek satılan ürünün bu özelliklere sahip olmadığı anlaşılırsa tüketici ayıplı mal hükümlerine dayanabilir.
Tüketici satıcıya karşı;
- Ürünü iade ederek sözleşmeden dönme ve bedel iadesi,
- Ayıp oranında bedel indirimi,
- İmkân varsa ayıpsız misliyle değişim,
- Niteliği uygun ürünlerde ücretsiz onarım
haklarından birini kullanabilir. Gıda ve takviye edici gıdalarda uygulamada en anlamlı talepler genellikle bedel iadesi veya ayıpsız ürünle değişimdir.
Ürün internet üzerinden alınmışsa ayrıca mesafeli sözleşmelerdeki cayma hakkı değerlendirilebilir. Ancak ambalajı açılmış, sağlık veya hijyen bakımından iadesi uygun olmayan ürünlerde ve çabuk bozulabilen ürünlerde cayma hakkı istisnaları gündeme gelebilir. Bu nedenle cayma hakkı ile ayıplı maldan doğan haklar birbirinden ayrılmalıdır. Ayıplı veya güvenli olmayan bir üründe ambalajın açılmış olması, tüketicinin bütün haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
8.5. Tüketici hakem heyeti ve tüketici mahkemesi
2026 yılı itibarıyla değeri 186.000 TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında İl veya İlçe Tüketici Hakem Heyetine başvurulması zorunludur. Bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk süreci tamamlandıktan sonra tüketici mahkemesine; tüketici mahkemesi bulunmayan yerlerde tüketici mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesine başvurulur.
Sadece ürün bedelinin iadesi isteniyorsa tüketici hakem heyeti etkili bir yol olabilir. Buna karşılık hastane gideri, çalışma gücü kaybı, kalıcı sağlık zararı veya yüksek miktarlı manevi tazminat talebi varsa uyuşmazlık çoğunlukla mahkeme önünde bilirkişi ve tıbbi uzman incelemesini gerektirir.
9. TÜKETİCİNİN TAZMİNAT HAKKI
Ürünün kullanılması nedeniyle tüketicinin sağlığı zarar görmüşse yalnızca ürün bedelinin iadesiyle yetinilmesi gerekmez.
Somut olaya göre tüketici;
- Muayene ve hastane giderlerini,
- İlaç ve tedavi masraflarını,
- Laboratuvar ve görüntüleme giderlerini,
- Ulaşım ve bakım giderlerini,
- Çalışamadığı dönem nedeniyle kazanç kaybını,
- Çalışma gücünün azalmasından doğan zararları,
- Başka bir sağlık sorununun ağırlaşması nedeniyle oluşan zararları,
- Bedensel bütünlüğünün zedelenmesi nedeniyle manevi tazminatı
talep edebilir.
7223 sayılı Kanun, ürünün sebep olduğu zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminatın Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenmesini öngörmektedir. Tazminat talebinde zarar, üründeki uygunsuzluk ve nedensellik bağı temel ispat konularıdır.
Burada en güç mesele illiyet bağıdır. Örneğin tüketicinin çarpıntı, karaciğer hasarı veya hormonal bozukluk yaşaması hâlinde bu durumun gerçekten üründen kaynaklanıp kaynaklanmadığı tıbbi bilirkişi incelemesiyle belirlenmelidir. Tüketicinin başka hastalıkları, kullandığı ilaçlar, ürünün dozu ve kullanım süresi de değerlendirilir.
Influencerın da aynı zarardan sorumlu tutulması isteniyorsa tüketicinin influencerın paylaşımını gördüğünü ve bu paylaşıma güvenerek ürünü satın alıp kullandığını gösterebilmesi önem taşır. Bu nedenle ekran görüntüsü tek başına değil, satın alma tarihi, indirim kodu, bağlantı geçmişi ve sipariş kayıtlarıyla birlikte saklanmalıdır.
10. TÜKETİCİNİN DELİL OLARAK SAKLAMASI GEREKENLER
Sosyal medya içerikleri kısa sürede silinebildiğinden deliller mümkün olan en erken aşamada toplanmalıdır. Tüketicinin özellikle şunları muhafaza etmesi gerekir:
- Paylaşımın tamamının ekran kaydı,
- Influencer hesabının kullanıcı adı,
- Paylaşımın tarihi ve bağlantısı,
- “Reklam”, “iş birliği” veya sponsor etiketi bulunup bulunmadığı,
- Kullanılan indirim kodu,
- Ürün sipariş ve ödeme kayıtları,
- Fatura veya elektronik fatura,
- Ürünün ambalajı,
- Parti ve seri numarası,
- Son kullanma tarihi,
- Takviye edici gıda onay numarası,
- Kullanım talimatı,
- Influencer veya satıcıyla yapılan yazışmalar,
- Sağlık şikâyetinin başladığı tarih,
- Hastane kayıtları ve reçeteler,
- Kalan ürün ve mümkünse açılmamış diğer kutular.
Sadece ekran görüntüsü yerine videonun başından sonuna kadar ekran kaydı alınması, açıklama kısmının, yorumların, profil bağlantılarının ve ürün satın alma yönlendirmesinin birlikte kaydedilmesi ispat gücünü artırır. Gerekli hâllerde noter aracılığıyla internet içeriği tespiti veya mahkemeden delil tespiti talep edilmesi de düşünülebilir.
11. MARKA–INFLUENCER SÖZLEŞMELERİNDE BULUNMASI GEREKEN HÜKÜMLER
Üretici ve reklam veren firmaların influencer sözleşmelerinde yalnızca paylaşım sayısı ve ücret belirlemesi yeterli değildir. Sözleşmede en azından şu konular açıkça düzenlenmelidir:
- Kullanılabilecek ve kullanılamayacak sağlık beyanları,
- Mevzuata uygun reklam açıklamasının biçimi,
- Influencerın ürünü gerçekten denemeden deneyim beyanında bulunamayacağı,
- Belirli kilo kaybı veya süre vaadi kullanılamayacağı,
- Öncesi-sonrası görsellerinin manipüle edilemeyeceği,
- Tüketici yorumlarının sağlık beyanı amacıyla kullanılamayacağı,
- İçeriğin yayımlanmadan önce hukuki ve bilimsel kontrolden geçirilmesi,
- Influencerın senaryo dışına çıkması hâlinde içeriğin derhâl kaldırılması,
- Tüketici şikâyetlerinin markaya iletilmesi,
- Mevzuata aykırılık hâlinde rücu ve tazminat hükümleri,
- Kampanya bittikten sonra eski içeriklerin kaldırılması veya güncellenmesi,
- Resmî makamların taleplerine uyum sağlanması.
Ancak markanın influencera verdiği metnin kendisi mevzuata aykırıysa, sözleşmeye “Bütün hukuki sorumluluk influencera aittir” maddesi koyulması firmayı korumaz. Reklam verenin kendi hazırladığı veya onayladığı yasak sağlık beyanının sonuçları iç sözleşmeyle tüketiciye yüklenemez.
SONUÇ
Takviye edici gıda ve zayıflama ürünü reklamları, sıradan bir ürün tanıtımından farklı olarak doğrudan insan sağlığına ve tüketicinin sağlıkla ilgili kaygılarına temas etmektedir. Bu nedenle influencerın “Ben yalnızca kendi deneyimimi anlattım” veya markanın “Bu ifadeleri influencer kendisi kullandı” savunması her durumda sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Kahve ve çay formundaki ürünlerin takviye edici gıda olmadığı; takviye edici gıdaların ise zayıflama, belirli kilogram kaybı, yağ yakma veya hastalık tedavisi vaatleriyle pazarlanamayacağı temel hareket noktasıdır.
Influencer;
- Ticari bağlantısını açıkça göstermeli,
- Kullanmadığı ürünü kullanmış gibi davranmamalı,
- Belirli miktarda kilo kaybı vaat etmemeli,
- Kişisel kullanıcı deneyimini bilimsel kanıt gibi sunmamalı,
- Hastalıkların tedavisine ilişkin iddialarda bulunmamalı,
- Tüketiciyi uzman desteğinden uzaklaştıracak açıklamalar yapmamalıdır.
Üretici ve reklam veren firma ise influencerı seçmek, bilgilendirmek, içerikleri denetlemek, ihlalleri önlemek ve hukuka aykırı içerikleri kaldırmak için gerekli tedbirleri almak zorundadır. Influencerın fiilinden haberdar olduğu veya kampanyayı yönettiği hâllerde firma, influencerın kişisel sorumluluğunu ileri sürerek kendi yükümlülüklerinden kaçınamaz.
Tüketici yanıltıcı reklam nedeniyle ürünü satın almışsa bedel iadesi ve ayıplı mal haklarına; sağlığı zarar görmüşse maddi ve manevi tazminat taleplerine başvurabilir. Reklam Kurulu, Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, tüketici hakem heyetleri ve tüketici mahkemeleri somut uyuşmazlığın niteliğine göre ayrı ayrı devreye girebilir.
Sonuç olarak “bir kahveyle”, “bir şurupla” veya “tek kutu takviyeyle” kısa sürede zayıflama algısı yaratan sosyal medya reklamları yalnızca etik bir sorun değildir. Bu içerikler; örtülü reklam, yasak sağlık beyanı, aldatıcı reklam, haksız ticari uygulama, ayıplı mal, ürün güvenliği ve şartları varsa haksız fiil sorumluluğu bakımından çok yönlü hukuki sonuçlar doğurabilir.