İcra ve İflas Hukukunda Borçtan Kurtulma Davası Nedir ?
İcra ve İflas Hukukunda Borçtan Kurtulma Davası
Borçtan kurtulma davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 69. maddesinde düzenlenen ve itirazın geçici kaldırılmasıkararına karşı borçluya tanınan özel bir dava yoludur. Bu dava, borçlunun gerçekte borçlu olmadığının tespit edilmesini amaçlayan, icra hukukuna özgü bir menfi tespit davası niteliğindedir. Kanun koyucu, icra mahkemesinin verdiği geçici kaldırma kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemesi nedeniyle, borçluya uyuşmazlığı genel mahkemede esastan inceletme imkânı tanımıştır.
Borçtan kurtulma davası, yalnızca belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde açılabilir. Öncelikle alacaklı tarafından adi senede dayanılarak ilamsız icra takibi başlatılmış olmalıdır. Borçlu, ödeme emrine süresi içinde imzaya itiraz etmiş, ardından alacaklının başvurusu üzerine icra mahkemesi itirazın geçici kaldırılmasına karar vermiş olmalıdır. İşte bu karar üzerine borçluya, genel mahkemede borçtan kurtulma davası açma hakkı tanınmaktadır.
İİK m. 69 uyarınca borçlu, itirazın geçici kaldırılması kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde davayı açmalıdır. Bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Sürenin geçirilmesi hâlinde borçtan kurtulma davası açılamaz; itirazın geçici kaldırılması kararı kesinleşir ve varsa geçici haciz de kesin hacze dönüşebilir. Ayrıca davanın görülebilmesi için borçlunun, kanunda öngörülen oranda teminat göstermesi gerekir. Bu teminat dava şartı niteliğinde olup, süresinde yatırılmaması hâlinde dava usulden reddedilir.
Borçtan kurtulma davasında görevli mahkeme genel mahkemedir. Yetki bakımından ise dava, takibin yapıldığı yer mahkemesinde veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Dava sırasında mahkeme, icra mahkemesinden farklı olarak uyuşmazlığı yalnızca belge üzerinden değil, her türlü delili değerlendirerek esastan inceler. Böylece taraflar tanık, bilirkişi, yemin ve diğer ispat araçlarına başvurabilir.
Borçtan kurtulma davasının kabul edilmesi hâlinde mahkeme, borçlunun takip konusu borçtan sorumlu olmadığına karar verir. Bu durumda ilamsız icra takibi devam ettirilemez ve geçici haciz uygulanmışsa kaldırılır. Buna karşılık davanın reddedilmesi hâlinde itirazın geçici kaldırılması kararı kesinleşir ve alacaklı kesin haciz yoluyla takibe devam edebilir. Ayrıca haksız çıkan taraf hakkında İcra ve İflas Kanunu’nda öngörülen tazminat hükümleri de uygulanabilir.
Borçtan kurtulma davası ile menfi tespit davası arasında yakın bir ilişki bulunmakla birlikte, iki dava aynı değildir. Menfi tespit davası, icra takibinden önce veya takip sırasında genel olarak açılabilen bir dava iken; borçtan kurtulma davası yalnızca itirazın geçici kaldırılması kararından sonra, İİK m. 69’da öngörülen özel şartlar altında açılabilir. Bu nedenle öğretide borçtan kurtulma davası, icra hukukuna özgü özel bir menfi tespit davası olarak nitelendirilmektedir.
Sonuç olarak borçtan kurtulma davası, alacaklının elindeki adi senede dayanarak başlattığı ilamsız icra takibinde, borçlunun imza itirazının geçici olarak kaldırılması üzerine başvurabileceği önemli bir hukuki koruma yoludur. Bu dava sayesinde borçlu, icra mahkemesinin sınırlı incelemesi yerine genel mahkemede uyuşmazlığın tüm yönleriyle incelenmesini sağlayabilir. Böylece hem alacaklının takip hakkı hem de borçlunun maddi hukuk bakımından savunma hakkı arasında denge kurulması amaçlanmaktadır.
19. Hukuk Dairesi 2017/1051 E. , 2017/8062 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl itirazın iptali davası, Birleşen … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/94 sayılı borçtan kurtulma davası ve birleşen … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/595 sayılı borçtan kurtulma davalarının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davaların reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile; icra takip dosyalarının temlik alacaklısı davalı … vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Asıl dava itirazın iptali, birleşen davalar ise borçtan kurtulma davasıdır.
Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl dava yönünden davalının takas isteminin kabulü ve asıl davanın reddine, birleşen 2009/94 sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/595 esas sayılı davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili, davalı … ve … vekili ile davalı temlik alan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2013/9841 E. – 2013/18147 K. sayılı 18.11.2013 tarihli ilamıyla; “ Birleştirilen davalar borçtan kurtulma davası olup İİK’nın 69/2 maddesinde öngörülen 7 günlük süre içerisinde açılmamıştır. Buna göre birleştirilmekle birlikte bağımsızlığını koruyan birleştirilen davalar yönünden aynı Yasanın 69/3. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, asıl davadaki iddia ve savunmalar çerçevesinde deliller eksiksiz olarak toplanıp değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibaret olmalıdır”. gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, birleşen … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/595 esas ve birleşen Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/94 esas sayılı davaların reddine, asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı temlik alacaklısı … tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava itirazın iptali davası olup, asıl davanın davalıları tarafından takas-mahsup talebinde bulunulmuştur. Takas-mahsup talebi ile davalılar icra takip tarihi itibariyle davacı alacağını kabul etmiş ve mukabil alacaklarının davacı alacağından düşülmesi gerektiğini bildirmişlerdir.
Bu durumda mahkemece alınacak konusunda uzman bilirkişi raporuna göre davacı bankanın başlattığı icra takip tarihi itibariyle davalıların varsa alacakları belirlendikten ve davacı alacağından takas mahsubu yapılıp varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde iadesine, 19/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.