İcra ve İflas Hukuku Nedir ? Cebri İcra Türleri , Cebri İcra Organları, Süreci ve Yargısal Denetim
İcra ve İflas Hukuku Nedir?
İcra ve İflas Hukuku, özel hukuktan doğan bir alacağın borçlu tarafından kendiliğinden ödenmemesi halinde, alacaklının bu alacağına devletin cebri gücünü kullanarak kavuşmasını sağlayan hukuk dalıdır. Hukuk sistemimizde “ihkak-ı hak” yasağı gereği, bireylerin kendi alacaklarını şiddet veya baskı yoluyla tahsil etmeleri yasaklandığından; bu hukuk disiplini, alacaklı ve borçlu arasındaki dengeyi yasal mekanizmalarla yöneten en önemli araçtır.
En temel tanımıyla bu hukuk dalı; borcunu yerine getirmeyen bir borçlunun malvarlığına (menkul, gayrimenkul veya haklarına) devlet eliyle el konulması, bu malların paraya çevrilmesi ve elde edilen tutardan alacaklının alacağının karşılanması süreçlerini düzenleyen kurallar bütünüdür. Türk hukuk sisteminde bu süreçlerin çerçevesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) ile çizilmiştir.
İcra ve İflas Hukuku, sadece bir alacağın tahsil edilmesi süreci değil, aynı zamanda tarafların haklarının korunduğu bir yargısal süreçtir. Alacaklı için hakkına kavuşma yoluyken; borçlu için de borcuna karşı yasal itirazlarını sunabileceği, haciz işlemlerinin hukuksuzluğunu denetletebileceği veya gerekirse iflas gibi yollarla malvarlığını tasfiye edebileceği bir güvence mekanizmasıdır.
Bu hukuk disiplini, “Takip Hukuku” olarak da adlandırılır. Çünkü sürecin başlaması için genellikle alacaklının bir talepte bulunması (icra takibi başlatması) gerekir. Mahkeme ilamı olsun veya olmasın, borçluya karşı resmi yollarla bir takip başlatılır ve devletin icra organları (icra daireleri) bu süreci yürütür. Süreç boyunca tebligatlar, süreler, hacizler ve satış işlemleri gibi çok katı şekli kurallar uygulanır.
İcra ve İflas Hukuku’nun kapsamı oldukça geniştir. Sadece bireysel alacaklı-borçlu ilişkilerini değil, aynı zamanda ticari hayatın devamlılığını sağlayan konkordato, iflas ve iflasın ertelenmesi gibi geniş kapsamlı tasfiye süreçlerini de içinde barındırır. Bu nedenle, alacağın türüne göre (kambiyo senetleri, ilamsız takip, rehinin paraya çevrilmesi vb.) takip yolları da çeşitlilik göstermektedir.
İcra ve İflas Hukuku, hukuk düzeninin “hakkın teslimi” konusundaki son aşamasıdır. Mahkemelerin verdiği kararların veya sözleşmelerden doğan hakların somut hayatta karşılık bulmasını sağlayan, cebri icra gücünü hukuk devleti ilkesiyle birleştiren zorunlu ve teknik bir hukuk dalıdır. İcra süreçlerinin doğru yönetilmesi, hak kaybına uğramamak adına atılacak en önemli adımdır. Profesyonel bir hukuki yaklaşım, bu teknik sürecin alacaklı lehine en hızlı şekilde sonuçlanmasını sağlarken; borçlu lehine ise sürecin hukuk sınırları içerisinde kalmasını temin eder.
Özetle,
Maddi hukuktan kaynaklanan taleplerin devletin yetkili organları ve devlet gücü tarafından gerçekleştirilmesine hizmet eden faaliyetlerin tümüne cebri icra faaliyeti ; buna ilişkin kuralları düzenleyen hukuk kurallarına ise İcra ve İflas hukuku ya da cebri icra hukuku denir.
Cebri İcra Türleri: Cüzi ve Külli İcra Kavramları
İcra ve İflas Hukuku, borçlunun hukuki yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda devletin cebri gücünü kullanarak alacaklıya hakkını teslim etme sürecidir. Bu sürecin işleyiş biçimi ve kapsamı, borçlunun malvarlığının ne şekilde tasfiye edileceğine göre farklılık gösterir. Hukuk doktrininde cebri icra, tasfiyenin kapsamına göre temelde iki ana kategoriye ayrılır: Cüzi (Kısmi) İcra ve Külli (Genel) İcra.
1. Cüzi (Kısmi) İcra Nedir?
Cüzi icra, alacaklının sadece kendi alacağını tahsil etmek amacıyla, borçlunun malvarlığındaki belirli değerler (menkul, gayrimenkul veya üçüncü kişilerdeki haklar) üzerine gidilmesini ifade eden bir cebri icra türüdür.
Cüzi icrada borçlunun tüm malvarlığına bir bütün olarak el konulmaz. Alacaklı, alacağı tutarında bir malı veya değeri haczedilmesini talep eder. Haczedilen bu mallar satılarak paraya çevrilir ve elde edilen tutardan sadece alacaklının alacağı karşılanır. Eğer malın satışından alacak tutarından daha fazla para elde edilirse, artan kısım borçluya iade edilir. Dolayısıyla cüzi icrada amaç, borçlunun ekonomik varlığını tamamen sona erdirmek değil, alacaklının alacağını tatmin etmektir.
Bu süreç, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) genel hükümlerine göre yürütülür ve hem tacir olan hem de tacir olmayan borçlular için uygulanabilir. İlamsız icra takibi, ilamlı icra takibi ve kambiyo senetlerine mahsus takipler, cüzi icranın en sık başvurulan uygulama biçimleridir.
2. Külli (Genel) İcra Nedir?
Külli icra ise, borçlunun (iflasa tabi olması şartıyla) tüm malvarlığının bir bütün olarak ele alınması, tasfiye edilmesi ve bu tasfiyeden elde edilen paranın tüm alacaklılar arasında kanunla belirlenen sıra cetveline göre paylaştırılmasıdır.
Külli icranın temel özelliği, borçlunun aktif ve pasiflerinin (tüm hakları, alacakları ve borçları) tek bir “iflas masası” altında toplanmasıdır. Bu sistemde alacaklılar bireysel olarak kendi takiplerini sürdüremezler; alacaklarını iflas masasına kaydettirmek zorundadırlar. Sürecin sonunda iflas masası tasfiye edilir ve alacaklılar alacaklarını oransal olarak alırlar. Külli icra, özellikle borçlunun mali durumunun tamamen bozulduğu ve tüm borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğu (borca batıklık) hallerde başvurulan, oldukça ağır ve kapsamlı bir süreçtir.
Cebri İcra Türlerinin İcra İflas Kanunu’ndaki Görünümü
Cüzi ve külli icra kavramları, uygulamada İcra İflas Kanunu’nun sağladığı takip yollarıyla somutlaşır. Bu takip yollarını şu şekilde detaylandırabiliriz:
A. İlamsız İcra Takibi (Cüzi İcra Örneği)
Alacaklının elinde bir mahkeme kararı olmaksızın, bir alacak veya tazminat talebini icra dairesine bildirmesidir. Borçlunun itiraz hakkının bulunduğu, süreçlerin şekli bir denetimden geçtiği bu yol, cüzi icranın temelini oluşturur. Burada devletin icra organları, alacaklı hangi malın haczedilmesini istiyorsa o mal üzerinde işlem yapar.
B. İlamlı İcra Takibi (Cüzi İcra Örneği)
Mahkeme tarafından verilmiş bir ilama (hükme) dayanan takiptir. İlamlı icra, ilamsız icraya göre daha güçlüdür çünkü alacağın varlığı yargı kararıyla kesinleşmiştir. Borçlunun bu aşamada borca itiraz hakkı yoktur. İcra dairesi, ilamın gereğini yerine getirmekle yükümlüdür; örneğin borçlunun taşınmazının tahliyesi veya belirli bir miktar paranın tahsili için haciz işlemleri başlatılır.
C. Kambiyo Senetlerine Mahsus Takip (Cüzi İcra Örneği)
Çek, bono ve poliçeye dayalı, icra hukukunun en hızlı cüzi icra yoludur. Bu takip türü, alacaklıya borçlunun malvarlığına hızlıca el koyma imkanı verir. İtiraz süreleri çok kısadır ve takip kural olarak durmaz.
D. İflas Yoluyla Takip (Külli İcra Örneği)
Tacirler ve özel kanunlarında iflasa tabi oldukları belirtilen kişiler için uygulanan külli icra yoludur. İflas takibi ile borçlunun tüm malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanır. İflas masası oluşturulur ve borçlunun tüm alacaklıları iflas masasına karşı hak sahibi olur. Bu sistem, bireysel alacaklıların birbirlerinden önce davranarak borçlunun malvarlığını tüketmesini engeller ve “alacaklılar eşitliği” ilkesini gözetir.
E. Rehinin Paraya Çevrilmesi (Karma Yapı)
Rehinle teminat altına alınan alacaklarda, alacaklı öncelikle rehinli malı paraya çevirmek zorundadır. Bu yönüyle cüzi icraya benzer ancak rehinli malın değerinin alacağı karşılamaması durumunda, bakiye alacak için genel haciz yoluyla (cüzi icra) takibe devam edilebilir.
Sonuç
İcra hukuku, alacaklının korunması ile borçlunun hakkının sınırlandırılması arasındaki dengeyi sağlar. Cüzi icra, alacaklıya hızlı ve doğrudan bir tahsilat imkanı sunarken; külli icra, borçlunun malvarlığının adil bir şekilde dağıtılmasını sağlayarak toplu bir çözüm üretir.
Cüzi İcrada Görevli Cebri İcra Organları
İcra ve İflas Hukuku sistemimiz, cebri icra süreçlerinin (özellikle cüzi icranın) hızlı, düzenli ve devlet denetiminde yürütülmesi için spesifik bir teşkilat yapısı kurmuştur. Cüzi icra sürecinde görevli olan bu organlar, yasaların kendilerine verdiği yetki çerçevesinde alacaklının talebini icra ederken, aynı zamanda borçlunun haklarını gözetmekle de yükümlüdür.
Cüzi icra takibinde (haciz yoluyla takip) temel görevli organlar şunlardır:
1. İcra Dairesi
İcra dairesi, cebri icra sürecinin “ana motoru” ve en temel uygulama organıdır. Her asliye hukuk mahkemesinin yargı çevresinde bir icra dairesi bulunur.
-
Temel Görevi: Alacaklının takip talebini kabul etmek, ödeme emrini borçluya tebliğ etmek, haciz işlemlerini gerçekleştirmek, satış süreçlerini yürütmek ve tahsil edilen paraları alacaklıya paylaştırmaktır.
-
Yetki: İcra dairesi, bir yargı organı değil, bir idari icra organıdır. Kendi başına bir uyuşmazlığı “hukuki anlamda çözme” yetkisi yoktur; sadece yasada kendisine verilen işlemleri yerine getirir. Örneğin; borçlunun malını haciz ederken malın gerçekten borçluya ait olup olmadığını değil, malın borçlunun zilyetliğinde olup olmadığını gözetir.
2. İcra Mahkemesi
İcra dairesinin yaptığı işlemlerin hukuka uygunluğunu denetleyen ve icra takibi ile bağlantılı hukuki uyuşmazlıkları çözümleyen özel bir mahkemedir.
-
Temel Görevi: İcra dairesinin işlemlerine karşı yapılan “şikayetleri” incelemek, itirazın iptali veya kaldırılması davalarına bakmak, menfi tespit veya istirdat davalarında görev almaktır.
-
İşleyiş: İcra dairesi bir idari işlem yaptığında ve bu işlem tarafların birinin hakkını ihlal ettiğinde, denetim mercii icra mahkemesidir. İcra dairesinin aksine, icra mahkemesi bir yargı organıdır. Kararları, taraflar için kesin hüküm teşkil eder.
3. Yargıtay (Denetim Organı)
İcra mahkemelerinin vermiş olduğu kararların üst mahkeme nezdinde denetimini sağlar. İcra ve İflas Hukuku’na özgü kurallar çerçevesinde, icra mahkemesi kararlarına karşı istinaf ve temyiz yolları açıktır. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, icra hukuku konusundaki içtihatları belirleyerek uygulamada yeknesaklığı (birliği) sağlar.
4. Yardımcı Organlar ve Kolluk Kuvvetleri
Cebri icra işlemleri sırasında icra dairesine destek olan ve süreci fiilen mümkün kılan diğer organlardır.
-
Kolluk Kuvvetleri (Polis ve Jandarma): İcra dairesi, haciz veya tahliye gibi işlemleri gerçekleştirirken fiziksel bir dirençle karşılaşırsa, güvenlik önlemlerini almak ve kamu düzenini korumak için kolluk kuvvetlerinden yardım ister. Kolluk, burada sadece icra memuruna destek veren bir yardımcı organdır.
-
Yedieminler: Haczedilen malların muhafaza edilmesi için icra dairesi tarafından atanan üçüncü kişilerdir. Malların hukuki sorumluluğu ve korunması yediemin aracılığıyla sağlanır.
-
Satış Memurluğu: Haczedilen taşınmaz veya taşınırların paraya çevrilmesi aşamasında, satışın kurallara uygun yapılmasından sorumlu olan ve icra dairesi bünyesinden görevlendirilen birimdir.
Organlar Arasındaki İlişki ve Önem
Cüzi icra sisteminde icra dairesi “yapan”, icra mahkemesi “denetleyen” konumundadır. Alacaklı ve borçlu arasındaki çekişmeler (örneğin; “bu mal haczolunamaz”, “borçlu değilim” veya “işlem usulsüz yapıldı” gibi itirazlar) icra mahkemesine taşınır.
Cebri İcra Sürecinin Temel Uygulama Organı : İcra Dairesi
İcra Dairesi, İcra ve İflas Hukuku sistemimizin en temel, icraatın merkezinde yer alan ve cebri icra süreçlerini fiilen yürüten idari bir organdır. Her asliye hukuk mahkemesinin yargı çevresinde en az bir icra dairesi bulunması zorunludur. İcra dairesi bir yargı organı değildir; bir idari icra organıdır. Bu niteliği, icra dairesinin bir uyuşmazlığı “hukuki olarak çözme” (tarafları dinleyip karar verme) yetkisine sahip olmadığını, sadece kendisine verilen yasal görevleri (haciz yapmak, satış gerçekleştirmek, ödeme emri göndermek vb.) yerine getirdiğini gösterir.
İcra Dairesinin Görevleri
İcra dairesinin görevleri, İcra ve İflas Kanunu (İİK) ile sınırları net bir şekilde çizilmiş olan şekli görevlerdir. Bu görevleri başlıca şu başlıklar altında toplayabiliriz:
-
Takip Talebini Kabul Etmek: Alacaklının yasal yollardan takip başlatma talebini işleme koymak.
-
Ödeme Emri Göndermek: Borçluya, borcunu ödemesi veya itiraz etmesi için yasal tebligatı göndermek.
-
Haciz İşlemlerini Yürütmek: Alacaklının talebi üzerine, borçlunun malvarlığına (menkul, gayrimenkul veya üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklar) fiilen el koymak.
-
Paraya Çevirme (Satış): Haczedilen malların, kanunda belirtilen kurallar çerçevesinde açık artırma veya sair yollarla satışını gerçekleştirmek.
-
Paylaştırma: Satıştan elde edilen paranın, alacaklıların alacaklarına göre (sıra cetveline uygun olarak) paylaştırılması.
-
İşlem ve Kararlar: Takip süresince gerekli olan (haciz kaldırma, satış durdurma, parayı alacaklıya ödeme gibi) işlemleri yapmak.
İcra Dairesinin Çalışma İlkeleri
İcra dairesi, “şeklilik” prensibiyle çalışır. Yani, önüne gelen talep usule uygun mu, süreler geçmiş mi ve yasal şartlar oluşmuş mu gibi objektif kriterlere bakar. İcra dairesi memurları, tarafların iddialarının doğruluğunu araştırmazlar; kanunun öngördüğü formaliteleri tamamlamaya odaklanırlar.
-
Bağlılık: İcra dairesi, alacaklının talebiyle hareket eder. Alacaklı talep etmeden, memurun kendiliğinden borçlunun evine gidip haciz yapması veya satış gerçekleştirmesi mümkün değildir.
-
Sürelerin Takibi: İcra dairesi, takibin her aşamasında (itiraz süreleri, haciz isteme süreleri, satış isteme süreleri) çok katı olan yasal süreleri takip eder ve bu sürelere uymayan işlemleri reddeder.
İcra Dairesi ve İcra Mahkemesi Farkı
Sıklıkla karıştırılan bir nokta olarak; icra dairesi işlemi yapan birimdir, icra mahkemesi ise yapılan bu işlemin hukuka uygunluğunu denetleyen yargı organıdır. Eğer icra dairesi yasaya aykırı bir işlem yaparsa (örneğin haczolunmaması gereken bir malı haczetmişse), borçlu veya alacaklı bu işlemi “şikayet” yoluyla icra mahkemesine taşıyabilir.
Cebri İcra Süreçlerinin Yargısal Denetim Organı : İcra Mahkemesi
İcra ve İflas Hukuku sisteminde, icra dairesinin yapmış olduğu işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenmesi ve takiple bağlantılı hukuki uyuşmazlıkların çözümlenmesi için kurulmuş olan özel mahkemelere İcra Mahkemesi denir. İcra dairesi bir idari icra organı iken, İcra Mahkemesi bir yargı organıdır.
İcra Mahkemesinin Hukuki Niteliği
İcra Mahkemesi, genel mahkemelerden (Asliye Hukuk, Sulh Hukuk vb.) farklı olarak, sadece 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) ile kendisine verilen özel görevleri yerine getiren, “şekli yargılama” yapan bir mahkemedir. Bu mahkemede verilen kararlar, kural olarak sadece icra takibi ile sınırlı sonuç doğurur; yani bir hakkın kesin mülkiyetini veya varlığını nihai olarak tespit eden “kesin hüküm” teşkil etmez.
İcra Mahkemesinin Temel Görevleri
İcra Mahkemesi, icra sürecinin sağlıklı işlemesi için şu üç temel alanda görev yapar:
1. Şikayetlerin İncelenmesi İcra dairesinin yapmış olduğu bir işlemin kanuna aykırı olması, bir hakkın yerine getirilmemesi veya sürüncemede bırakılması hallerinde, taraflar “şikayet” yoluyla İcra Mahkemesine başvurabilir. Mahkeme, işlemin yasaya uygun olup olmadığını denetler. Örneğin; haczedilmesi yasak bir malın haczedilmesi şikayete tabidir.
2. İtirazların Kaldırılması İlamsız icra takibinde, borçlu ödeme emrine itiraz ederse takip durur. Alacaklı, bu itirazın hükümden düşürülerek takibe devam edilebilmesi için İcra Mahkemesinde “İtirazın Kaldırılması” davası açabilir. Bu, İcra Mahkemesinin en yoğun baktığı işlerden biridir.
3. İcra Suçları ve Diğer Özel Davalar İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen suçlara (örneğin; mal beyanında bulunmama, taahhüdü ihlal, alacaklıyı zarara uğratma kastıyla hareket etme) ilişkin davalara ve özel nitelikli icra davalarına (menfi tespit, istirdat, ihalenin feshi) bakar.
Çalışma Usulü ve Özellikleri
İcra Mahkemesi, genel mahkemelerdeki gibi uzun süreli ve derinlemesine bir delil incelemesi (tanık dinleme, keşif yapma vb.) yapmaz. İcra süreçlerinin hızını kesmemek adına;
-
Basit Yargılama Usulü uygulanır.
-
Duruşmalar hızlı yürütülür.
-
Tarafların sunduğu belgeler ve icra dosyası üzerinden inceleme yapılır.
-
İcra Mahkemesi hakimi, dosya üzerinde uzmanlaşmış bir hakimdir.
İcra Dairesi ile İlişkisi
İcra Mahkemesi, İcra dairesinin yaptığı işlemlerin “hukuksal filtresidir.” İcra dairesi işlemi yaparken şekli davranır; İcra Mahkemesi ise yapılan işlemin hukuka uygun olup olmadığını denetler. Eğer İcra Mahkemesi bir işlemin iptaline karar verirse, icra dairesi bu kararı derhal uygulamak zorundadır.
İcra Mahkemesi Kararlarına Karşı İstinaf ve Temyiz Yolu
İcra mahkemeleri tarafından verilen kararlar, genel mahkemelerin kararlarına kıyasla daha hızlı ve basit yargılama usulüne tabidir. Ancak bu durum, kararların denetlenemeyeceği anlamına gelmez. İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 363 ve devamında düzenlenen hükümler uyarınca, icra mahkemesi kararlarına karşı kanun yolları (istinaf ve temyiz) açık olup, bu süreçler genel hükümlerden bazı farklılıklar gösterir.
1. İstinaf Yolu
İcra mahkemesi kararlarına karşı başvurulacak ilk kanun yolu istinaftır. İstinaf incelemesi, bölge adliye mahkemeleri (BAM) tarafından yapılır.
-
Başvuru Süresi: İcra mahkemesi kararlarına karşı, kararın tefhiminden (duruşmada yüze karşı okunmasından) veya tebliğinden itibaren 10 gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bu süre, genel mahkemelerdeki 2 haftalık süreden daha kısadır ve oldukça kritiktir.
-
İstinaf Edilebilirlik Sınırı: Her karar istinaf edilemez. İİK m. 363 uyarınca, kararın istinaf edilebilmesi için belirli bir parasal sınırın aşılması gerekir. Bu sınır her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellenir.
-
İstinafın Etkisi: İcra mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulması, kural olarak icrayı kendiliğinden durdurmaz. Yani icra işlemleri, istinaf incelemesi devam ederken de yürümeye devam edebilir. Ancak borçlu, belirli şartlar altında (örneğin teminat göstererek) icranın geri bırakılması talebinde bulunabilir.
2. Temyiz Yolu
İstinaf incelemesi sonucunda bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı, kanunda belirtilen hallerde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açıktır.
-
Temyiz Süresi: Bölge adliye mahkemesinin kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
-
Temyiz Edilebilirlik Sınırı: İstinafta olduğu gibi, temyiz incelemesi için de kanunda öngörülen parasal bir sınır söz konusudur. Bu sınırın altındaki kararlar, bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar olduğu için kesin niteliktedir ve temyiz edilemez.
-
Temyiz İncelenmesi: Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, bölge adliye mahkemesi kararının kanuna uygun olup olmadığını denetler. Temyiz incelemesi, icra hukukunun hız prensibi gereği daha dar ve teknik bir inceleme niteliğindedir.
3. Kesinlik ve İcra Takibine Etkisi
İcra mahkemesi kararlarının büyük bir kısmı, icra takibinin o aşamasını doğrudan etkiler. Bu nedenle kararların kesinleşmesini beklemeden icra takibinin yürütülebilmesi, alacaklı için büyük bir önem arz eder.
-
Kesin Nitelikteki Kararlar: Kanun yollarına başvurulması mümkün olmayan veya istinaf/temyiz süreci sonunda onaylanan kararlar “kesinleşmiş” sayılır.
-
İcranın Geri Bırakılması: İcra mahkemesi kararının istinaf veya temyiz edilmesi, icra takibini durdurmadığı için borçlunun icrayı durdurmak istemesi halinde, İİK m. 36 uyarınca mahkemeye başvurarak icranın geri bırakılmasını talep etmesi gerekir. Bu genellikle, borçlunun takip konusu tutarı nakit olarak veya teminat mektubu şeklinde dosyaya depo etmesi (yatırması) şartıyla kabul edilir.
Önemli Hususlar
-
Sürelerin Kısalığı: İcra hukukunda süreler 10 gün gibi oldukça kısıtlıdır. Genel mahkemelerdeki gibi 2 haftalık süreleri esas almak, icra mahkemesi kararlarının kesinleşmesine ve geri dönülemez hak kayıplarına yol açar.
-
Şekli İnceleme: İstinaf ve temyiz incelemelerinde, mahkemeler olayın esasına girmekten ziyade, usul kurallarının, sürelerin ve icra hukuku prensiplerinin doğru uygulanıp uygulanmadığına odaklanır.