Single Blog Title

This is a single blog caption

Hastane Enfeksiyonu Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Hastane Enfeksiyonu Nedir?

Hastane enfeksiyonu, hastanın hastaneye başvurduğu sırada mevcut olmayan, sağlık hizmeti aldığı süreçte veya bu hizmetle bağlantılı olarak gelişen enfeksiyonları ifade eder. Güncel sağlık literatüründe bu kavram çoğu zaman sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyon olarak da adlandırılır. Bu enfeksiyonlar; ameliyat sonrası yara yerinde, yoğun bakımda, idrar sondası veya damar kateteri takıldıktan sonra, solunum cihazına bağlı hastalarda, diyaliz, doğum, protez, implant, ortopedik cerrahi, kanser tedavisi veya uzun süreli yatış sırasında ortaya çıkabilir.

Hastane enfeksiyonu her zaman hastane veya doktor hatası anlamına gelmez. Bazı hastalar yaş, bağışıklık sistemi, kronik hastalık, diyabet, kanser tedavisi, yoğun bakım ihtiyacı, açık yara, protez veya uzun süreli yatış gibi nedenlerle enfeksiyona daha yatkın olabilir. Ancak enfeksiyonun önlenebilir olduğu, sterilizasyon kurallarına uyulmadığı, el hijyeni sağlanmadığı, izolasyon tedbirleri alınmadığı, antibiyotik yönetimi hatalı yapıldığı, kateter veya sonda gereksiz uzun süre tutulduğu, cerrahi alan temizliği eksik olduğu ya da enfeksiyon geç fark edildiği durumlarda hastane ve sağlık personelinin hukuki sorumluluğu gündeme gelebilir.

Sağlık Bakanlığı kaynaklarında enfeksiyon kontrol komitelerinin temel amacının sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonların önlenmesi, izlenmesi ve kontrol altına alınması olduğu belirtilmektedir. Enfeksiyon kontrol programları kapsamında risk değerlendirmesi, sürveyans, önleme stratejileri, eğitim ve geri bildirim mekanizmaları uygulanır.

Hastane Enfeksiyonu Hangi Durumlarda Tazminat Sebebi Olur?

Hastane enfeksiyonu nedeniyle tazminat davası açılabilmesi için yalnızca enfeksiyon gelişmiş olması yeterli değildir. Hukuki sorumluluk için enfeksiyon ile hastane hizmetindeki kusur arasında illiyet bağı kurulmalıdır. Başka bir ifadeyle, enfeksiyonun hastane ortamında veya sağlık hizmeti sırasında geliştiği, hastanenin gerekli önlemleri almadığı ya da enfeksiyon geliştikten sonra geç veya hatalı müdahale ettiği gösterilmelidir.

Örneğin ameliyat sonrası yara yerinde ağır enfeksiyon gelişmiş, ancak ameliyathane sterilizasyon kayıtları eksikse; protez ameliyatından sonra enfeksiyon oluşmuş ve antibiyotik profilaksisi uygun yapılmamışsa; yoğun bakımda ventilatöre bağlı hastada zatürre gelişmiş fakat ağız bakımı, aspirasyon ve enfeksiyon kontrol protokolleri uygulanmamışsa; idrar sondası gereksiz uzun süre tutulduğu için idrar yolu enfeksiyonu ve sepsis gelişmişse tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.

Buna karşılık, tüm enfeksiyon kontrol önlemleri alınmış, hasta yüksek risk grubunda bulunmuş, enfeksiyon bilinen ve kaçınılmaz bir komplikasyon olarak gelişmiş ve zamanında uygun şekilde tedavi edilmişse, yalnızca enfeksiyonun varlığı tazminat için yeterli olmayabilir. Bu nedenle davanın temelinde “enfeksiyon oldu” iddiası değil; “enfeksiyonun önlenebilir olduğu, hastanenin gerekli tedbirleri almadığı veya tedavide geciktiği” iddiası yer almalıdır.

Hastanenin Enfeksiyon Kontrol Yükümlülüğü

Hastanelerin enfeksiyonları önleme ve kontrol etme yükümlülüğü yalnızca genel özen borcundan kaynaklanmaz; aynı zamanda özel mevzuatla da düzenlenmiştir. Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği, yataklı tedavi kurumlarında sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonları önlemek, kontrol altına almak, sorunları tespit etmek ve çözüm faaliyetlerini yürütmek üzere enfeksiyon kontrol komitesinin teşkili, görev ve yetkileri ile çalışma usul ve esaslarını düzenlemektedir. Yönetmelik kamu kurumları yanında özel hukuk tüzel kişilerine ait yataklı tedavi kurumlarını ve personelini de kapsar.

Bu kapsamda hastane; enfeksiyon kontrol komitesi kurmak, enfeksiyon kontrol programı hazırlamak, çalışanlara eğitim vermek, el hijyenini sağlamak, izolasyon tedbirlerini uygulamak, sürveyans yapmak, sterilizasyon-dezenfeksiyon kurallarını belirlemek, antibiyotik kullanım politikası geliştirmek ve salgın şüphesinde hızlı inceleme başlatmakla yükümlüdür. Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastane kaynaklarında enfeksiyon kontrol komitelerinin el hijyeni, izolasyon, sürveyans, akılcı antibiyotik kullanımı, sterilizasyon, dezenfeksiyon, tıbbi atık yönetimi ve çalışan eğitimi gibi başlıklarda görev yürüttüğü açıkça belirtilmektedir.

Bu yükümlülükler tazminat davalarında önemlidir. Çünkü mahkeme, enfeksiyonun geliştiği hastanede enfeksiyon kontrol programının gerçekten uygulanıp uygulanmadığını, kayıtların düzenli tutulup tutulmadığını, ilgili serviste enfeksiyon oranlarında artış olup olmadığını ve somut hastaya yönelik tedbirlerin alınıp alınmadığını bilirkişi aracılığıyla inceler.

En Sık Görülen Hastane Enfeksiyonu Türleri

Hastane enfeksiyonları farklı klinik durumlarda ortaya çıkabilir. Uygulamada tazminat davalarına en sık konu olanlardan biri ameliyat sonrası cerrahi alan enfeksiyonudur. Özellikle ortopedik protez ameliyatları, kalp cerrahisi, beyin cerrahisi, sezaryen, karın ameliyatları, estetik cerrahi, implant ve yabancı cisim yerleştirilen operasyonlarda enfeksiyon ciddi sonuçlar doğurabilir.

İkinci sık görülen grup yoğun bakım enfeksiyonlarıdır. Yoğun bakım hastaları bağışıklık sistemi zayıf, solunum cihazına bağlı, damar yolu bulunan, idrar sondası takılı ve uzun süre hastanede kalan hastalar olabildiği için enfeksiyon riski yüksektir. Ancak yüksek risk, hastanenin tedbir alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Yoğun bakımda el hijyeni, izolasyon, kateter bakımı, ventilatör bakım protokolleri, hasta çevresi temizliği ve antibiyotik yönetimi dikkatle uygulanmalıdır.

Üçüncü grup kateter ve sonda ilişkili enfeksiyonlardır. Damar kateteri, santral venöz kateter, idrar sondası, dren, diyaliz kateteri veya benzeri tıbbi araçlar doğru takılmaz, gereksiz uzun süre tutulur veya bakım kurallarına uyulmazsa enfeksiyon kaynağı haline gelebilir.

Dördüncü grup ise hastane kaynaklı sepsis vakalarıdır. Enfeksiyonun kana karışması ve organ yetmezliğine neden olması halinde hasta yoğun bakıma alınabilir, kalıcı organ hasarı yaşayabilir veya hayatını kaybedebilir. Sepsis gelişen dosyalarda enfeksiyonun ilk bulgularının ne zaman ortaya çıktığı, antibiyotik tedavisinin ne zaman başlandığı, kültürlerin ne zaman alındığı ve yoğun bakım kararının gecikip gecikmediği çok önemlidir.

Ameliyat Sonrası Enfeksiyon ve Cerrahi Alan Sorumluluğu

Ameliyat sonrası enfeksiyon, hastane enfeksiyonu davalarının en önemli başlıklarından biridir. Cerrahi alan enfeksiyonu bazen yüzeysel yara enfeksiyonu şeklinde kalabilir; bazen de derin doku, protez, implant, kemik, karın içi boşluk veya organ sistemlerini etkileyebilir.

Ameliyat sonrası enfeksiyon iddiasında şu sorular sorulur: Ameliyat öncesi cilt hazırlığı uygun yapıldı mı? Ameliyathane sterilizasyonu sağlandı mı? Kullanılan aletler steril miydi? Antibiyotik profilaksisi doğru zamanda ve doğru ilaçla yapıldı mı? Ameliyat süresi uzadı mı? Ameliyat sırasında kontaminasyon oldu mu? Yabancı cisim, protez veya implant kullanıldı mı? Ameliyat sonrası yara bakımı doğru yapıldı mı? Enfeksiyon belirtileri zamanında fark edildi mi?

Örneğin hastanın ameliyat yerinde kızarıklık, akıntı, ateş, kötü koku, şiddetli ağrı veya yara açılması olmasına rağmen bu bulgular ciddiye alınmamışsa ve hasta geç müdahale nedeniyle sepsis veya ikinci ameliyat geçirmek zorunda kalmışsa, hastanenin sorumluluğu gündeme gelebilir.

Yoğun Bakım Enfeksiyonları ve Hastane Sorumluluğu

Yoğun bakım enfeksiyonları, hasta güvenliği bakımından ayrı bir önem taşır. Yoğun bakım hastalarının durumu zaten ağır olabilir; fakat bu durum enfeksiyon kontrolünün ihmal edilmesini haklı göstermez. Yoğun bakımda enfeksiyonların önlenmesi için el hijyeni, hasta başı ekipman temizliği, izolasyon, ventilatör bakım protokolleri, kateter bakım kuralları, uygun antibiyotik kullanımı ve düzenli sürveyans gerekir.

Sağlık Bakanlığı’na bağlı enfeksiyon kontrol birimi tanıtımlarında yoğun bakım üniteleri başta olmak üzere kliniklerde aktif ve pasif sürveyans yapıldığı, cerrahi alan enfeksiyonlarının prosedür-spesifik izlendiği, el hijyeni uyum gözlemlerinin düzenli değerlendirildiği belirtilmektedir.

Bu kayıtlar dava açısından önemlidir. Eğer hastanın yattığı yoğun bakımda aynı dönemde benzer enfeksiyon vakaları artmışsa, aynı mikroorganizma birden fazla hastada görülmüşse, izolasyon eksikliği varsa veya enfeksiyon kontrol komitesi bu artışa rağmen önlem almamışsa hastane organizasyon kusuru güçlenebilir.

Enfeksiyonun Geç Teşhisi ve Geç Tedavisi

Hastane enfeksiyonunda sorumluluk yalnızca enfeksiyonun ortaya çıkmasından değil, enfeksiyon geliştikten sonra geç veya hatalı tedaviden de doğabilir. Enfeksiyon belirtileri çoğu zaman ateş, titreme, yara yerinde kızarıklık, akıntı, kötü koku, ağrı, tansiyon düşüklüğü, nabız artışı, laboratuvar değerlerinde bozulma, CRP/prokalsitonin yüksekliği veya kültür pozitifliği ile anlaşılır.

Bu bulgulara rağmen hastanın şikâyetleri dikkate alınmamış, kültür alınmamış, antibiyotik tedavisi gecikmiş, enfeksiyon hastalıkları konsültasyonu istenmemiş, ameliyat yeri açılıp temizlenmemiş, yoğun bakım kararı gecikmiş veya hasta erken taburcu edilmişse tazminat sorumluluğu doğabilir.

Özellikle sepsis vakalarında saatler önemlidir. Enfeksiyonun kana karıştığı, tansiyonun düştüğü, organ fonksiyonlarının bozulduğu veya hastanın genel durumunun kötüleştiği durumlarda hızlı müdahale gerekir. Hastanenin “enfeksiyon her zaman olabilir” savunması, geç müdahale veya kayıt eksikliği varsa yeterli olmayabilir.

Özel Hastanede Hastane Enfeksiyonu

Hastane enfeksiyonu özel hastanede, özel cerrahi merkezde, özel doğum hastanesinde veya özel klinikte meydana gelmişse özel hukuk sorumluluğu gündeme gelir. Özel hastane, hastaya ücret karşılığı sağlık hizmeti sunduğundan yalnızca hekimin bireysel hatasından değil; ameliyathane, yoğun bakım, sterilizasyon, hemşirelik, temizlik, atık yönetimi, enfeksiyon kontrol ve hastane organizasyonundan da sorumludur.

Özel hastane, enfeksiyonun kaçınılmaz komplikasyon olduğunu ileri sürebilir. Ancak bu savunmanın kabul edilebilmesi için enfeksiyon kontrol önlemlerinin alındığını, sterilizasyon ve dezenfeksiyon kayıtlarının düzenli olduğunu, antibiyotik profilaksisinin doğru yapıldığını, enfeksiyon belirtilerinin zamanında değerlendirildiğini ve hastaya uygun tedavi uygulandığını gösterebilmelidir.

Özel hastane enfeksiyon davalarında tüketici hukuku, sözleşmeye aykırılık, haksız fiil ve sağlık hukuku birlikte değerlendirilir. Ancak ağır enfeksiyon, sepsis, organ kaybı, yoğun bakım, kalıcı sakatlık veya ölüm varsa dosya yalnızca hizmet bedelinin iadesi olarak değil, kapsamlı maddi ve manevi tazminat davası olarak hazırlanmalıdır.

Devlet Hastanesinde Hastane Enfeksiyonu

Hastane enfeksiyonu devlet hastanesinde, şehir hastanesinde, eğitim ve araştırma hastanesinde veya kamu üniversitesi hastanesinde meydana gelmişse süreç çoğu durumda idare hukuku kapsamındadır. Devlet hastanesinde sunulan sağlık hizmeti kamu hizmetidir. Bu hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi halinde idarenin hizmet kusuru doğabilir.

Kamu hastanesinde enfeksiyon nedeniyle zarar gören hasta veya yakınları, genellikle önce ilgili idareye başvurmalı, zararlarının giderilmesini talep etmeli, başvurunun reddi veya cevapsız kalması halinde idare mahkemesinde tam yargı davası açmalıdır. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi, idari eylemlerden hakları ihlal edilen kişilerin eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurmasını düzenler.

Devlet hastanesinde dava açarken davalı idarenin doğru belirlenmesi gerekir. Sağlık Bakanlığı hastanesi, üniversite hastanesi veya farklı bir kamu sağlık kuruluşu söz konusu olabilir. Yanlış idareye başvuru, sürelerin kaçırılması veya zarar kalemlerinin eksik belirtilmesi ciddi hak kaybına neden olabilir.

Hastane Enfeksiyonunda Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?

Hastane enfeksiyonu nedeniyle zarar gören hasta, şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edebilir.

Maddi tazminat kapsamında tedavi giderleri, antibiyotik ve ilaç masrafları, ek ameliyat giderleri, yoğun bakım masrafları, özel hastane giderleri, yara bakım giderleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon masrafları, medikal cihaz giderleri, protez veya implant yenileme giderleri, ulaşım giderleri, bakıcı giderleri, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, gelir kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması talep edilebilir.

Örneğin protez ameliyatı sonrası enfeksiyon nedeniyle protez çıkarılmış, hasta yeniden ameliyat olmuş ve aylarca yürüyememişse yalnızca ilk ameliyat bedeli değil; ikinci ameliyat, tedavi, fizik tedavi, bakıcı, iş gücü kaybı ve manevi zarar birlikte hesaplanmalıdır. Sepsis nedeniyle organ hasarı oluşmuşsa yaşam boyu tedavi ve çalışma gücü kaybı ayrıca değerlendirilmelidir.

Manevi tazminat ise hastanın yaşadığı acı, korku, ölüm tehlikesi, yoğun bakım süreci, uzun hastane yatışı, kalıcı iz, organ kaybı, hareket kısıtlılığı, psikolojik yıkım, sosyal hayattan uzaklaşma ve yaşam kalitesinin düşmesi nedeniyle talep edilir.

Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri ve manevi tazminat isteyebilir. Eş, çocuklar, anne-baba ve somut olayda destek ilişkisi bulunan kişiler ölüm nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesini talep edebilir.

Hastane Enfeksiyonu Nasıl İspatlanır?

Hastane enfeksiyonu davalarında ispat süreci teknik ve belgelere dayalıdır. Öncelikle enfeksiyonun ne zaman geliştiği, hangi mikroorganizmanın saptandığı, enfeksiyonun hastane süreciyle bağlantısı, hastanın risk faktörleri ve hastanenin aldığı önlemler incelenir.

Delil olarak ameliyat notu, anestezi formu, hemşire gözlem kayıtları, yoğun bakım kayıtları, kültür sonuçları, antibiyotik tedavi kayıtları, laboratuvar sonuçları, CRP/prokalsitonin değerleri, enfeksiyon hastalıkları konsültasyonları, yara bakım formları, ateş takip çizelgeleri, kateter ve sonda takılma-çıkarılma kayıtları, sterilizasyon kayıtları, ameliyathane temizlik kayıtları, enfeksiyon kontrol komitesi kayıtları, epikriz, taburculuk belgeleri ve ölüm halinde otopsi raporu kullanılabilir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre hasta, sağlık durumu ile ilgili dosya ve kayıtları doğrudan, vekili veya kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Bu nedenle hasta veya yakınları hastane enfeksiyonu şüphesinde tüm tıbbi kayıtları yazılı şekilde talep etmelidir.

Kayıtların eksik olması önemlidir. Örneğin kültür sonuçları dosyada yoksa, hemşire gözlem formları eksikse, kateter bakım kaydı tutulmamışsa, antibiyotik saatleri belirsizse, sterilizasyon kayıtları sunulamıyorsa veya enfeksiyon kontrol komitesi kayıtları ibraz edilmiyorsa bu durum bilirkişi incelemesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Bilirkişi Raporunun Önemi

Hastane enfeksiyonu davalarında bilirkişi raporu davanın sonucunu büyük ölçüde belirler. Bilirkişi heyetinde enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı bulunması son derece önemlidir. Olayın niteliğine göre genel cerrahi, ortopedi, kadın doğum, yoğun bakım, anestezi, kalp damar cerrahisi, üroloji, beyin cerrahisi, mikrobiyoloji, hemşirelik uygulamaları ve adli tıp uzmanları da heyete dahil edilmelidir.

Bilirkişi şu sorulara cevap vermelidir: Enfeksiyon hastane kaynaklı mı? Hasta enfeksiyon açısından yüksek risk grubunda mıydı? Enfeksiyonun önlenmesi için gerekli tedbirler alınmış mı? Sterilizasyon, dezenfeksiyon, el hijyeni, izolasyon ve kateter bakım kuralları uygulanmış mı? Antibiyotik profilaksisi ve tedavisi uygun mu? Enfeksiyon zamanında teşhis edilmiş mi? Geç müdahale zararı artırmış mı? Enfeksiyon ile ölüm, organ kaybı veya sakatlık arasında illiyet bağı var mı?

Eksik bilirkişi raporlarına mutlaka itiraz edilmelidir. Özellikle yalnızca “hastane enfeksiyonları görülebilir” denilerek dosyanın kapatılması yeterli değildir. Raporun somut hastanın kayıtlarını, kültür sonuçlarını, hastane enfeksiyon kontrol yükümlülüklerini ve zararın önlenebilir olup olmadığını ayrıntılı değerlendirmesi gerekir.

Ceza Soruşturması Açılabilir mi?

Hastane enfeksiyonu ağır yaralanma, organ kaybı, kalıcı sakatlık veya ölümle sonuçlanmışsa ceza soruşturması da gündeme gelebilir. Olayın niteliğine göre taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçları tartışılabilir. Ancak ceza sorumluluğu için belirli sağlık personelinin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiğinin ortaya konulması gerekir.

Sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılacak soruşturmalarda 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek 18 kapsamında Mesleki Sorumluluk Kurulu süreci gündeme gelebilir. 3359 sayılı Kanun, sağlık hizmetlerinin temel esaslarını düzenlemekte ve kamu-özel sağlık hizmetlerini kapsayan temel kanun niteliği taşımaktadır.

Ceza soruşturması ile tazminat davası birbirinden farklıdır. Ceza dosyası kişilerin cezai sorumluluğunu araştırırken, tazminat davası hastanın veya yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesini amaçlar. Ancak ceza dosyasındaki Adli Tıp raporu ve bilirkişi değerlendirmeleri tazminat davasında önemli delil olabilir.

Hasta veya Yakınları Ne Yapmalıdır?

Hastane enfeksiyonu şüphesi varsa ilk adım tüm tıbbi kayıtların yazılı olarak talep edilmesidir. Hastaneden ameliyat notu, yoğun bakım kayıtları, hemşire gözlem formları, kültür sonuçları, antibiyotik tedavi kayıtları, laboratuvar sonuçları, enfeksiyon hastalıkları konsültasyonları, sterilizasyon kayıtları ve epikriz istenmelidir.

İkinci adım olay kronolojisini çıkarmaktır. Hasta hastaneye ne zaman yattı? Ameliyat ne zaman yapıldı? Ateş, akıntı, yara bozulması veya sepsis bulguları ne zaman başladı? Kültür ne zaman alındı? Antibiyotik ne zaman başlandı? Yoğun bakım kararı ne zaman verildi? Hasta ne zaman taburcu edildi veya hayatını kaybetti? Bu kronoloji, bilirkişi incelemesi için temel oluşturur.

Üçüncü adım özel hastane-devlet hastanesi ayrımını yapmaktır. Özel hastanede özel hukuk, tüketici hukuku ve malpraktis sorumluluğu; devlet hastanesinde idareye başvuru ve tam yargı davası gündeme gelir.

Dördüncü adım zarar kalemlerini belirlemektir. Hasta hayattaysa tedavi giderleri, iş göremezlik, kalıcı maluliyet, bakıcı giderleri ve manevi zarar; hasta vefat etmişse destekten yoksun kalma, cenaze giderleri ve yakınların manevi tazminat talepleri hazırlanmalıdır.

Sonuç: Hastane Enfeksiyonu Davalarında Kayıtlar ve Bilirkişi İncelemesi Belirleyicidir

Hastane enfeksiyonu, sağlık hizmeti sırasında gelişebilen ciddi ve bazen hayatı tehdit eden bir tablodur. Her hastane enfeksiyonu otomatik olarak tazminat sebebi değildir. Ancak enfeksiyon önlenebilir nitelikteyse, hastane enfeksiyon kontrol yükümlülüklerine uymamışsa, sterilizasyon veya el hijyeni eksikliği varsa, kateter/sonda bakımı hatalıysa, antibiyotik yönetimi yanlışsa, izolasyon yapılmamışsa veya enfeksiyon geç teşhis edilip geç tedavi edilmişse hukuki sorumluluk doğabilir.

Hastane enfeksiyonu nedeniyle zarar gören hasta; tedavi giderleri, yoğun bakım masrafları, ek ameliyat giderleri, rehabilitasyon giderleri, bakıcı giderleri, iş göremezlik zararı, kalıcı maluliyet ve manevi tazminat talep edebilir. Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteyebilir.

Bu tür davalarda en önemli deliller tıbbi kayıtlar, kültür sonuçları, antibiyotik kayıtları, hemşire gözlem formları, yoğun bakım belgeleri, enfeksiyon kontrol kayıtları ve sterilizasyon belgeleridir. Güçlü bir dava yalnızca “hastanede enfeksiyon kaptı” iddiasıyla değil; enfeksiyonun sağlık hizmetiyle bağlantısını, hastanenin kusurunu, zararı ve illiyet bağını somut tıbbi kayıtlarla ortaya koyarak hazırlanmalıdır.

Leave a Reply

Call Now Button