Single Blog Title

This is a single blog caption

Genel İşlem Koşulları Nedir? Hukuki Niteliği, Denetimi ve Sözleşmelere Etkisi

Genel İşlem Koşulları Nedir? Hukuki Niteliği, Denetimi ve Sözleşmelere Etkisi

Giriş

Günümüzde ekonomik ve ticari ilişkilerin giderek karmaşık hâle gelmesi, sözleşmelerin hazırlanma biçimlerinde de önemli değişikliklere neden olmuştur. Özellikle bankacılık, sigortacılık, taşıma, elektronik hizmetler, abonelik ilişkileri ve büyük ölçekli ticari faaliyetlerde her sözleşmenin tarafların tek tek müzakeresi sonucunda hazırlanması çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Bu nedenle uygulamada birçok sözleşme, önceden hazırlanmış standart hükümler kullanılarak kurulmaktadır.

Taraflardan birinin, ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden hazırladığı ve diğer tarafın içeriğine müdahale etme imkânı olmaksızın kabul ettiği sözleşme hükümleri genel işlem koşulları olarak ifade edilmektedir.

Genel işlem koşulları, sözleşme ilişkilerinde hız ve pratiklik sağlamakla birlikte, sözleşmenin diğer tarafı bakımından bazı riskleri de beraberinde getirebilir. Özellikle ekonomik açıdan daha güçlü olan tarafın, sözleşme içeriğini tek taraflı olarak belirlemesi ve karşı tarafın haklarını sınırlandıran hükümler koyması mümkündür. Bu nedenle hukuk sistemleri, genel işlem koşullarını tamamen yasaklamak yerine belirli denetim mekanizmaları öngörerek sözleşme dengesini sağlamaya çalışmaktadır.

Türk hukukunda genel işlem koşulları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 20 ila 25. maddeleri arasında ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerle amaçlanan temel husus, sözleşme özgürlüğü ilkesini korurken, taraflardan birinin önceden hazırlanmış sözleşme hükümleri aracılığıyla diğer taraf aleyhine ölçüsüz sonuçlar doğurmasının önüne geçmektir.

Genel İşlem Koşulları Kavramı

Genel işlem koşulları, bir sözleşme kurulurken taraflardan birinin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden hazırladığı ve karşı tarafla müzakere edilmeksizin sözleşmeye dahil edilen hükümlerdir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 20. maddesine göre;

“Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir.”

Bu tanımdan hareketle genel işlem koşullarının bazı temel özellikleri bulunmaktadır.

Öncelikle bu hükümler, sözleşme kurulmadan önce hazırlanmış olmalıdır. Yani tarafların karşılıklı görüşmeleri sonucunda özel olarak oluşturulan hükümler genel işlem koşulu niteliğinde değildir.

İkinci olarak, bu hükümler gelecekte kurulacak çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılmak üzere hazırlanmalıdır. Bir kişinin yalnızca tek bir sözleşme için hazırladığı özel hükümler, genel işlem koşulu olarak değerlendirilmez.

Son olarak, karşı tarafın bu hükümler üzerinde gerçek anlamda müzakere imkânının bulunmaması gerekir. Eğer taraflar bir hüküm üzerinde karşılıklı görüşerek değişiklik yapmışsa, bu hüküm artık genel işlem koşulu olmaktan çıkar ve bireysel sözleşme hükmü niteliği kazanır.

Genel İşlem Koşullarının Unsurları

Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu olarak kabul edilebilmesi için bazı unsurların birlikte bulunması gerekir.

Önceden Hazırlanmış Olma

Genel işlem koşullarının en önemli özelliklerinden biri, sözleşme kurulmadan önce hazırlanmış olmasıdır.

Örneğin bir banka tarafından hazırlanan kredi sözleşmesindeki standart hükümler, banka tarafından önceden hazırlanarak çok sayıda müşteriye sunulduğu için genel işlem koşulu niteliğinde olabilir.

Buna karşılık iki kişinin belirli bir taşınmaz satışı için özel olarak hazırladığı ve üzerinde karşılıklı anlaşmaya vardığı sözleşme hükümleri genel işlem koşulu sayılmaz.

Çok Sayıda Sözleşmede Kullanılma Amacı

Genel işlem koşullarının bir diğer unsuru, bu hükümlerin çok sayıda benzer sözleşmede kullanılmak üzere hazırlanmış olmasıdır.

Burada fiilen kaç sözleşmede kullanıldığı değil, hazırlanırken böyle bir amacın bulunup bulunmadığı önemlidir.

Örneğin bir şirketin müşterileriyle yaptığı tüm sözleşmelerde kullandığı standart şartlar, genel işlem koşulu olarak kabul edilebilir.

Tek Taraflı Hazırlanma

Genel işlem koşulları genellikle sözleşmenin güçlü tarafı tarafından hazırlanır. Düzenleyen taraf, sözleşmenin içeriğini önceden belirler ve diğer tarafa hazır bir metin olarak sunar.

Bu durum özellikle bankalar, sigorta şirketleri, internet hizmet sağlayıcıları, büyük işletmeler ve profesyonel kuruluşlarla yapılan sözleşmelerde sıkça görülmektedir.

Müzakere Edilmemiş Olma

Genel işlem koşullarının en önemli özelliklerinden biri, karşı tarafın bu hükümler üzerinde gerçek bir pazarlık yapma imkânına sahip olmamasıdır.

Karşı taraf, kendisine sunulan sözleşmeyi olduğu gibi kabul etmek zorunda kalıyorsa veya hükümlerin içeriğini değiştirme imkânı bulunmuyorsa, bu hükümler genel işlem koşulu olarak değerlendirilir.

Ancak tarafların gerçekten müzakere ettiği ve üzerinde anlaşmaya vardığı hükümler genel işlem koşulu kapsamına girmez.

Genel İşlem Koşullarının Sözleşmeye Dahil Edilmesi

Bir hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olması tek başına yeterli değildir. Bu hükümlerin sözleşmenin içeriğine dahil edilmiş sayılabilmesi için bazı şartların yerine getirilmesi gerekir. Türk Borçlar Kanunu, sözleşmenin diğer tarafının genel işlem koşullarından haberdar edilmesini ve bunları kabul etme imkânına sahip olmasını aramaktadır.

Genel işlem koşullarını hazırlayan taraf, karşı tarafa bu hükümleri açık ve anlaşılır şekilde sunmalıdır. Karşı tarafın sözleşmeyi imzalaması veya elektronik ortamda kabul etmesi, her durumda bütün genel işlem koşullarının geçerli olduğu anlamına gelmez. Önemli olan husus, karşı tarafın bu koşulları öğrenme imkânına sahip olup olmadığıdır.

Örneğin bir banka kredi sözleşmesi içerisinde yer alan standart hükümleri müşterisine sunuyorsa, müşterinin bu hükümleri inceleyebilmesi için gerekli imkân sağlanmalıdır. Sözleşme içerisinde yer alan ancak karşı tarafın bilgisine sunulmayan veya öğrenmesi mümkün olmayan hükümler, sözleşmenin içeriğine dahil edilmeyebilir.

Bu düzenlemenin amacı, sözleşme özgürlüğü ilkesinin kötüye kullanılmasını engellemektir. Çünkü genel işlem koşullarında çoğu zaman sözleşmenin bir tarafı ekonomik ve hukuki açıdan daha güçlü konumdadır. Kanun koyucu, zayıf konumdaki tarafın korunması amacıyla genel işlem koşullarının sözleşmeye dahil edilmesini belirli şartlara bağlamıştır.

Genel İşlem Koşullarının Yazılmamış Sayılması

Türk Borçlar Kanunu’nda genel işlem koşullarına ilişkin en önemli yaptırımlardan biri, bazı hükümlerin yazılmamış sayılmasıdır.

Kanuna göre karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmeye dahil edilmesi sırasında düzenleyen taraf, bu hükümlerin varlığı hakkında açıkça bilgi vermemişse veya karşı tarafın bunları öğrenmesine ve kabul etmesine imkân sağlamamışsa, ilgili hükümler yazılmamış sayılır.

Yazılmamış sayılma yaptırımı, hükümsüzlükten farklı bir hukuki sonuç doğurur. Bir hükmün yazılmamış sayılması hâlinde, o hüküm sözleşmenin hiç parçası olmamış kabul edilir. Ancak sözleşmenin diğer hükümleri kural olarak geçerliliğini korur.

Örneğin bir internet abonelik sözleşmesinde, tüketicinin bilgisi dışında ek ücret alınmasına ilişkin bir standart hüküm bulunması ve bu hüküm tüketiciye açık şekilde sunulmaması hâlinde, ilgili hüküm sözleşmenin bir parçası olarak kabul edilmeyebilir.

Bu yaptırım sayesinde sözleşme hazırlayan tarafın, karşı tarafın bilgisi dışında tek taraflı ve ağır sonuç doğuran hükümler koymasının önüne geçilmektedir.

Genel İşlem Koşullarında Açıklık ve Anlaşılabilirlik İlkesi

Genel işlem koşullarının geçerli şekilde kullanılabilmesi için açık ve anlaşılır olması gerekir. Sözleşmenin diğer tarafı, kendisine sunulan hükümlerin anlamını makul şekilde değerlendirebilmelidir.

Karmaşık, belirsiz veya farklı yorumlara açık ifadeler içeren genel işlem koşulları, sözleşmenin diğer tarafı açısından hukuki güvenlik sorunları oluşturabilir.

Bu nedenle genel işlem koşullarında;

  • Açık bir dil kullanılması,
  • Teknik ifadelerin mümkün olduğunca açıklanması,
  • Tarafların hak ve yükümlülüklerinin net şekilde belirtilmesi,
  • Belirsiz ifadelerden kaçınılması,

gerekmektedir.

Açıklık ilkesi yalnızca sözleşmenin okunabilir olması anlamına gelmez. Aynı zamanda sözleşmenin ekonomik ve hukuki sonuçlarının karşı taraf tarafından anlaşılabilir olmasını da ifade eder.

Özellikle tüketici sözleşmelerinde bu ilke daha büyük önem taşımaktadır. Çünkü tüketiciler çoğu zaman uzun ve teknik sözleşme metinlerini ayrıntılı şekilde inceleme imkânına sahip olmayabilir. Bu nedenle tüketicinin aleyhine sonuç doğurabilecek hükümlerin açık şekilde düzenlenmesi gerekir.

Genel İşlem Koşullarında İçerik Denetimi

Genel işlem koşullarında içerik denetimi, sözleşme hükümlerinin dürüstlük kuralına uygun olup olmadığının incelenmesidir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 25. maddesine göre, genel işlem koşullarına dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz.

Bu düzenleme ile amaçlanan, sözleşme hazırlayan tarafın ekonomik gücünü kullanarak diğer tarafın haklarını aşırı şekilde sınırlandırmasını önlemektir.

İçerik denetimi yapılırken şu hususlar değerlendirilir:

  • Hükmün taraflar arasındaki dengeyi bozup bozmadığı,
  • Karşı tarafın haklarını ölçüsüz şekilde sınırlandırıp sınırlandırmadığı,
  • Düzenleyen taraf lehine aşırı bir avantaj sağlayıp sağlamadığı,
  • Dürüstlük kuralıyla bağdaşıp bağdaşmadığı.

Örneğin sözleşmenin bir tarafının hiçbir sorumluluk üstlenmemesine rağmen diğer tarafın bütün riskleri taşımasını öngören hükümler, içerik denetimi bakımından sorun oluşturabilir.

Mahkemeler, genel işlem koşullarının değerlendirilmesinde yalnızca sözleşmenin görünüşüne değil, hükümlerin taraflar arasındaki gerçek etkisine de bakmaktadır.

Genel İşlem Koşullarının Tüketici Sözleşmelerindeki Yeri

Genel işlem koşulları özellikle tüketici sözleşmelerinde sıkça karşımıza çıkmaktadır. Banka sözleşmeleri, sigorta poliçeleri, abonelik sözleşmeleri, elektronik ticaret sözleşmeleri ve garanti şartları çoğunlukla önceden hazırlanmış standart hükümler içermektedir.

Tüketiciler, çoğu zaman bu sözleşmeleri değiştirme veya müzakere etme imkânına sahip olmadan kabul etmek durumunda kalmaktadır. Bu nedenle tüketici hukukunda da genel işlem koşullarına ilişkin özel koruma mekanizmaları bulunmaktadır.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketici sözleşmelerinde yer alan haksız şartlar ayrıca denetime tabi tutulmaktadır. Tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan ve dürüstlük kuralına aykırı bulunan sözleşme hükümleri geçersiz kabul edilebilir.

Bu düzenlemeler sayesinde tüketicinin sözleşme özgürlüğü ile korunma ihtiyacı arasında bir denge kurulmaya çalışılmaktadır.

Yargıtay Uygulamalarında Genel İşlem Koşulları

Yargıtay kararlarında genel işlem koşullarına ilişkin temel yaklaşım, sözleşme özgürlüğünün sınırsız olmadığı ve taraflar arasındaki dengenin korunması gerektiği yönündedir.

Yargıtay, bir hükmün genel işlem koşulu olup olmadığını değerlendirirken öncelikle bu hükmün önceden hazırlanıp hazırlanmadığına, çok sayıda sözleşmede kullanılma amacına ve karşı tarafla müzakere edilip edilmediğine bakmaktadır.

Ayrıca Yargıtay uygulamalarında, sözleşmenin diğer tarafının yalnızca sözleşmeyi imzalamış olmasının her zaman yeterli olmadığı kabul edilmektedir. Önemli olan, karşı tarafın sözleşme hükümleri hakkında gerçek anlamda bilgi sahibi olabilme imkânının bulunmasıdır.

Özellikle banka sözleşmeleri, kira ilişkileri, sigorta sözleşmeleri ve tüketici işlemlerinde genel işlem koşullarının denetimi sıkça gündeme gelmektedir.

Yargıtay’ın bu konudaki yaklaşımı, ekonomik açıdan güçlü tarafın sözleşme hazırlama yetkisini kullanırken dürüstlük kurallarına uygun hareket etmesi gerektiği yönündedir.

Sonuç

Genel işlem koşulları, günümüz sözleşme ilişkilerinde yaygın olarak kullanılan ve ticari hayatın hızını artıran önemli hukuki araçlardan biridir. Ancak bu koşulların önceden tek taraflı hazırlanması, sözleşmenin diğer tarafı bakımından bazı riskler ortaya çıkarabilmektedir.

Türk Borçlar Kanunu, genel işlem koşullarını tamamen yasaklamak yerine bunları çeşitli denetim mekanizmalarına tabi tutmuştur. Sözleşmeye dahil edilme şartları, yazılmamış sayılma yaptırımı, açıklık ilkesi ve içerik denetimi sayesinde taraflar arasındaki sözleşme dengesinin korunması amaçlanmaktadır.

Bu nedenle genel işlem koşullarının hazırlanması ve uygulanması sırasında kanuni düzenlemelere uygun hareket edilmesi, sözleşmelerin geçerliliği ve tarafların haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

Leave a Reply

Call Now Button