Genel İflas Yolu ile Takip Nedir? Kimler Hakkında Uygulanır?
Genel iflas yolu ile takip, para veya teminat alacağının, iflasa tabi bir borçlu hakkında yürütülen özel bir icra yoludur. En basit anlatımla alacaklı, “bu kişi sadece hacizle değil, iflas yoluyla da takip edilebilir” diyorsa, ilamsız takip içinde genel iflas yoluna başvurabilir. İcra ve İflas Kanunu’nda para borcu ve teminat için takibin genel kuralı düzenlenmiş; iflasa tabi kişiler bakımından ise özel olarak “iflasa tabi şahıslar hakkındaki takip” ayrımı yapılmıştır. İflas, sonunda borçlunun tüm malvarlığını etkileyen ağır bir sonuç doğurduğu için, bu yol herkes hakkında uygulanmaz.
Genel iflas yolu ne demektir?
Bu yol, alacaklının icra dairesinde takip başlatmasıyla başlar; ancak normal haciz takibinden farklı olarak süreç sonunda borçlunun malvarlığının topluca tasfiyesi sonucuna kadar gidebilir. Klasik haciz yolunda amaç belirli malların haczedilip satılmasıdır. Genel iflas yolunda ise şartlar oluşursa asliye ticaret mahkemesi borçlunun iflasına karar verebilir. Öğretide de genel iflas yolunun İİK m. 155-166 arasında düzenlenen “takipli iflas” yolu olduğu belirtilmektedir.
Kimler hakkında uygulanır?
En önemli soru budur: Her borçlu iflasa tabi değildir. Türk Ticaret Kanunu’na göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kişi tacirdir. Ticaret şirketleri, ticari işletme işleten bazı dernek ve vakıflar ile özel hukuk hükümlerine göre işletilen bazı kamu kurum ve kuruluşları da tacir sayılır. Aynı Kanun ayrıca “her tacirin, her türlü borcu için iflasa tabi” olduğunu açıkça söyler. Bu yüzden iflas yoluyla takip, esas olarak tacirler ve tacir sayılanlar hakkında uygulanır.
İcra ve İflas Kanunu bakımından da çerçeve aynıdır. Genel iflas yolu; tacirler, tacir sayılanlar, tacirler hakkındaki hükümlere tabi olanlar ve özel kanun gereği iflasa tabi tutulan kişiler hakkında uygulanır. Buna karşılık sıradan tüketiciler, ücretliler veya tacir niteliği taşımayan çoğu gerçek kişi bakımından kural olarak iflas yolu değil, genel haciz yolu gündeme gelir. Yani herkes için “iflas takibi” yapılamaz.
Esnaf hakkında uygulanır mı?
Genellikle hayır. Türk Ticaret Kanunu’nda esnaf, ekonomik faaliyeti sermayesinden çok bedenî çalışmasına dayanan ve geliri belirli sınırı aşmayan kişi olarak tanımlanır. Esnaf, kural olarak tacir değildir. Bu nedenle çoğu durumda iflasa tabi olmaz; onun hakkında genel haciz yoluyla takip yapılır. Vatandaşların en sık karıştırdığı noktalardan biri budur: küçük ölçekte iş yapmak ile “tacir” sayılmak aynı şey değildir.
Süreç nasıl işler?
Alacaklı önce icra dairesinde takip başlatır. İcra dairesi borçluya bir iflas ödeme emri gönderir. Bu ödeme emrinde borcun ödenmesi, itiraz süresi ve borç ödenmezse alacaklının ticaret mahkemesinden iflas isteyebileceği ihtarı yer alır. İİK m. 155’e ilişkin kaynaklarda, borçluya yedi günlük süre tanındığı ve bu sürede itiraz edilmezse takibin kesinleştiği belirtilmektedir.
Borçlu yedi gün içinde itiraz etmez ve borcu da ödemezse, alacaklı asliye ticaret mahkemesinden iflas kararı verilmesini isteyebilir. Eğer borçlu ödeme emrine itiraz ederse takip durur; bu durumda alacaklı ticaret mahkemesinde hem itirazın kaldırılmasını hem de iflas kararı verilmesini talep eder. Öğretide ve uygulama kaynaklarında, iflasta itirazın kaldırılması için icra mahkemesine değil, ticaret mahkemesine gidildiği özellikle vurgulanmaktadır.
Ticaret mahkemesi hemen iflas kararı verir mi?
Hayır. Mahkeme önce alacağın varlığını inceler. İflas takibi kesinleştiğinde iflas talebi ilan edilir; diğer alacaklılar da belirli süre içinde davaya müdahale edebilir veya iflası gerektiren bir durum bulunmadığını ileri sürebilir. İİK m. 158’e ilişkin kaynaklarda, mahkemenin tarafları dinleyip alacağın varlığını genel hükümlere göre değerlendirdiği; ayrıca borçluya “depo kararı” ile son bir ödeme imkânı tanıyabildiği belirtilmektedir.
Bu “depo kararı” vatandaş açısından önemlidir. Mahkeme, borçluya borcu, faizleri ve giderleri belirli süre içinde ödemesi veya mahkeme veznesine yatırması için son bir fırsat verebilir. Eğer borçlu bu emre rağmen ödeme yapmazsa, iflas kararı riski ciddi biçimde ortaya çıkar. Yargı kararlarına ilişkin güncel kaynaklarda da depo emrinin, borç kalemlerini ayrı ayrı göstermesi ve yedi günlük süreyi açıkça içermesi gerektiği belirtilmektedir.
Genel haciz yolu ile farkı nedir?
Genel haciz yolunda alacaklı, borçlunun belli mallarını haczettirip sattırarak alacağını almaya çalışır. Genel iflas yolunda ise konu, sadece tek tek malların haczi değil; şartlar oluşursa borçlunun iflasına karar verilmesi ve malvarlığının topluca tasfiyesidir. Bu nedenle iflas yolu daha ağır sonuç doğurur ve herkese uygulanmaz. Özellikle tacirler bakımından ticari hayatı doğrudan etkileyen bir yoldur.
Sonuç
Genel iflas yolu ile takip, iflasa tabi borçlular hakkında başvurulan özel bir takip yoludur. Kural olarak tacirler, tacir sayılanlar ve özel kanun gereği iflasa tabi olan kişiler hakkında uygulanır; sıradan borçlular hakkında ise genellikle uygulanmaz. Süreç, iflas ödeme emriyle başlar; itiraz edilmez veya borç ödenmezse, alacaklı asliye ticaret mahkemesinden iflas kararı isteyebilir. Bu nedenle “her borçlu iflas ettirilebilir” düşüncesi doğru değildir; önce borçlunun gerçekten iflasa tabi olup olmadığına bakmak gerekir.