Psikiyatri Tedavisinde Hekim Hatası ve Hasta Hakları
Psikiyatri Tedavisinde Hekim Hatası Nedir?
Psikiyatri tedavisinde hekim hatası, ruh sağlığı alanında teşhis, tedavi, ilaç düzenlemesi, hasta takibi, kriz yönetimi, yatış kararı, taburculuk, risk değerlendirmesi veya mahremiyet yükümlülüklerinin tıp kurallarına ve hasta haklarına aykırı şekilde yürütülmesi nedeniyle hastanın zarar görmesidir. Bu tür hatalar uygulamada psikiyatri malpraktis davası, psikiyatri doktor hatası, psikiyatrik tedavi hatası, yanlış psikiyatrik teşhis veya psikiyatrik ilaç hatası nedeniyle tazminat davası olarak adlandırılabilir.
Psikiyatri tedavisi, diğer tıbbi alanlardan bazı yönleriyle ayrılır. Çünkü hastanın bedensel sağlığı kadar ruhsal durumu, karar verme kapasitesi, kendisine veya başkasına zarar verme riski, aile ilişkileri, özel hayatı, sosyal yaşamı ve kişisel verileri doğrudan tedavi sürecinin konusudur. Bu nedenle psikiyatri tedavisinde hekimin sorumluluğu yalnızca ilaç yazmak veya tanı koymakla sınırlı değildir. Hekim, hastayı bütüncül değerlendirmeli, riskleri takip etmeli, hastayı bilgilendirmeli, mahremiyete özen göstermeli ve gerekiyorsa koruyucu tedbirleri zamanında almalıdır.
Hasta Hakları Yönetmeliği, sağlık hizmeti verilen resmi ve özel bütün kurum ve kuruluşları kapsar. Yönetmeliğin amacı, hasta haklarının sağlık hizmeti içinde somut olarak korunmasını, herkesin insan haysiyetine uygun şekilde sağlık hizmetinden yararlanmasını ve hak ihlallerine karşı hukuki korunma yollarını kullanabilmesini sağlamaktır. Bu çerçeve psikiyatri tedavisinde de geçerlidir; psikiyatri hastası, diğer hastalar gibi bilgi alma, rıza gösterme, mahremiyetinin korunmasını isteme, tıbbi kayıtlarına erişme, tedaviyi reddetme ve hak ihlali halinde başvuru veya dava açma hakkına sahiptir.
Psikiyatri Tedavisinde Her Olumsuz Sonuç Hekim Hatası mıdır?
Hayır. Psikiyatri tedavisinde her kötüleşme, her hastaneye yatış, her ilaç yan etkisi, her intihar girişimi veya her tedaviye cevap alınamaması otomatik olarak hekim hatası anlamına gelmez. Ruhsal hastalıklar dalgalı seyredebilir; bazı hastalarda tedaviye direnç görülebilir; bazı ilaçlar kişiden kişiye farklı etki gösterebilir; hasta tedaviye uyum göstermeyebilir veya hastalığın doğası gereği kriz dönemleri yaşanabilir.
Ancak bu durum, psikiyatri hekiminin veya sağlık kuruluşunun sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. Hukuki değerlendirmede asıl soru şudur: Hekim, somut olayın şartlarına göre özenli bir psikiyatri uzmanından beklenen dikkat ve özeni göstermiş midir? Hastanın şikâyetleri, öyküsü, önceki tanıları, kullandığı ilaçlar, intihar veya saldırganlık riski, madde kullanımı, aile desteği, tedaviye uyumu ve sosyal koşulları yeterince değerlendirilmiş midir?
Örneğin hastada açık intihar düşünceleri, yakın zamanda girişim öyküsü, psikotik belirtiler, ağır depresyon, yoğun ajitasyon veya ciddi madde kullanımı bulunduğu halde bu riskler kayda geçirilmemiş, yakın takip planlanmamış, aileye veya kuruma gerekli uyarılar yapılmamış, yatış gerekliliği değerlendirilmemiş veya hasta uygunsuz şekilde taburcu edilmişse tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.
Bu nedenle psikiyatri malpraktis davalarında yalnızca sonuca bakılmaz. Hastanın ilk başvurudan itibaren nasıl değerlendirildiği, tanının nasıl konulduğu, hangi ilaçların neden verildiği, risk değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığı, kayıtların yeterli olup olmadığı ve zarar ile ihmal arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı araştırılır.
Psikiyatride Yanlış Teşhis ve Geç Teşhis
Psikiyatri tedavisinde yanlış teşhis, hastanın ruhsal durumunun hatalı değerlendirilmesi ve bu nedenle uygun olmayan tedaviye yönlendirilmesidir. Örneğin bipolar bozukluğu olan bir hastanın yalnızca depresyon olarak değerlendirilmesi, psikotik bozukluğun anksiyete olarak görülmesi, madde kullanımına bağlı belirtilerin bağımsız psikiyatrik hastalık gibi yorumlanması veya nörolojik/bedensel bir hastalığın psikiyatrik yakınma sanılması yanlış teşhis iddiasına konu olabilir.
Geç teşhis de önemlidir. Hastanın uzun süredir ağır depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, psikotik belirtiler, yeme bozukluğu, bağımlılık, bipolar atak veya kendine zarar verme davranışı göstermesine rağmen gerekli değerlendirme yapılmamışsa, uygun tedaviye geç başlanmışsa veya hasta doğru uzmanlık alanına yönlendirilmemişse hukuki sorumluluk doğabilir.
Ancak psikiyatride teşhis her zaman tek görüşmede ve kesin biçimde konulamayabilir. Bu alanın özelliği gereği hastanın zaman içindeki seyri, görüşmeler, aile bilgisi, önceki kayıtlar, psikometrik değerlendirmeler ve klinik gözlem önemlidir. Bu nedenle yanlış teşhis iddiasında, hekimin o tarihte elindeki bilgi ve bulgulara göre makul davranıp davranmadığı incelenir.
Hekim, tanı koyarken hastanın yalnızca anlattıklarını değil, genel görünümünü, duygu durumunu, düşünce içeriğini, algı bozukluğu olup olmadığını, intihar veya zarar verme riskini, içgörüsünü, ilaç kullanımını, madde öyküsünü, aile öyküsünü ve önceki tedavi kayıtlarını değerlendirmelidir. Eksik görüşme, yüzeysel değerlendirme, riskli belirtilerin kayda geçirilmemesi veya ayırıcı tanının yapılmaması hatalı tedavi sürecinin başlangıcı olabilir.
Psikiyatrik İlaç Hataları
Psikiyatri tedavisinde en sık tartışılan konulardan biri ilaç hatalarıdır. Antidepresanlar, antipsikotikler, duygu durum düzenleyiciler, anksiyolitikler, uyku ilaçları ve dikkat eksikliği tedavisinde kullanılan ilaçlar hastanın yaşamını doğrudan etkileyebilir. Yanlış ilaç seçimi, yanlış doz, ilaç etkileşiminin gözden kaçırılması, yan etkilerin takip edilmemesi veya ani ilaç kesilmesi ciddi zararlara neden olabilir.
Örneğin bipolar bozukluk ihtimali değerlendirilmeden yalnızca antidepresan başlanması bazı hastalarda manik kaymaya yol açabilir. Lityum, valproat, klozapin veya bazı antipsikotik ilaçlar bakımından düzenli kan tahlili, yan etki takibi ve hasta bilgilendirmesi gerekebilir. Yaşlı hastalarda sedatif ilaçların düşme, bilinç bulanıklığı veya solunum baskılanması gibi riskleri dikkate alınmalıdır. Çocuk ve ergen psikiyatrisinde doz, takip ve aile bilgilendirmesi ayrıca önem taşır.
İlaç hatasında hekimin sorumluluğu şu sorularla değerlendirilir: İlaç hastanın tanısına ve klinik durumuna uygun mu? Doz doğru mu? Hasta yaşı, kilosu, karaciğer-böbrek fonksiyonları, gebelik durumu, madde kullanımı ve kullandığı diğer ilaçlar dikkate alınmış mı? Yan etkiler anlatılmış mı? Gerekli kan tahlili ve kontroller planlanmış mı? Hasta ilacı kullanırken kötüleştiğinde hekime ulaşabilmiş mi?
Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık durumu, uygulanacak tıbbi işlemler, bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları ile alternatif tedavi yöntemleri konusunda bilgi alma hakkını düzenlemektedir. Bu nedenle ciddi yan etki riski bulunan psikiyatrik ilaçlarda hastanın uygun şekilde bilgilendirilmesi, tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır.
İntihar Riski ve Psikiyatristin Sorumluluğu
Psikiyatri tedavisinde en hassas başlıklardan biri intihar riskidir. İntihar, her zaman mutlak şekilde önlenebilir bir sonuç değildir. Bu nedenle bir hastanın intihar etmesi veya intihar girişiminde bulunması tek başına hekimin kusurlu olduğunu göstermez. Ancak hasta bakımından belirgin risk işaretleri mevcutsa, hekimin bu riski değerlendirmesi, kayıt altına alması ve uygun tedbirleri alması gerekir.
İntihar riski değerlendirilirken hastanın daha önce intihar girişimi olup olmadığı, aktif intihar düşüncesi, planı veya hazırlığı bulunup bulunmadığı, ağır depresyon, psikotik belirtiler, madde kullanımı, umutsuzluk, sosyal destek eksikliği, yakın zamanda travmatik olay, ilaçlara erişim, kendine zarar verme davranışı ve tedaviye uyum durumu incelenmelidir.
Hekim, riskli hastada yalnızca ilaç yazıp göndermekle yetinmemelidir. Riskin ağırlığına göre sık kontrol, aile veya yakınların bilgilendirilmesi, kriz planı oluşturulması, acil başvuru yollarının anlatılması, yatış önerilmesi, gönüllü yatış sağlanması veya şartları varsa koruyucu tedbirlerin değerlendirilmesi gerekir.
Psikiyatri tazminat davalarında intihar riski yönünden en önemli deliller hasta görüşme notları, risk değerlendirme kayıtları, reçeteler, yatış-taburculuk evrakı, aile görüşmeleri, acil başvuru kayıtları ve önceki intihar girişimi belgeleridir. Hekim risk değerlendirmesi yaptığını ve tedavi planını buna göre oluşturduğunu kayıtlarla gösterebilmelidir. Çünkü psikiyatride kayıt tutma, hem tedavinin sürekliliği hem de hukuki denetlenebilirlik açısından kritik önemdedir.
Zorunlu Yatış ve Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması
Psikiyatri tedavisinde en önemli hukuki konulardan biri hastanın rızası olmadan yatırılması veya kurumda alıkonulmasıdır. Kural olarak tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Hasta Hakları Yönetmeliği’nin rıza hükümlerine göre, tıbbi müdahalelerde hastanın rızası aranır; acil ve istisnai durumlar dışında hastanın rızası olmadan vücut bütünlüğüne ve kişilik haklarına müdahale edilemez.
Ancak bazı psikiyatrik durumlarda kişi kendisi veya toplum için ciddi tehlike oluşturabilir ve kişisel korunması başka şekilde sağlanamayabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 432. maddesi, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı gibi sebeplerden biriyle toplum için tehlike oluşturan ergin kişinin, kişisel korunması başka şekilde sağlanamıyorsa tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirilebileceğini veya alıkonulabileceğini düzenlemektedir. Aynı düzenleme, kişinin durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılması gerektiğini de belirtir.
Bu konuda usul güvenceleri de önemlidir. Türk Medeni Kanunu’nun 436. maddesi, kuruma yerleştirilen kişiye kararın sebeplerinin bildirilmesini, karara karşı denetim makamına itiraz edebileceğinin yazılı olarak hatırlatılmasını ve mahkeme kararını gerektiren istemlerin gecikmeksizin hâkime ulaştırılmasını öngörmektedir. Akıl hastalığı veya bağımlılık gibi hallerde resmi sağlık kurulu raporu alınması da özel önem taşır.
Bu nedenle psikiyatri hastasının rızası dışında yatırılması, kapalı serviste tutulması veya taburcu edilmemesi ancak kanuni şartlar ve usul güvenceleri yerine getirildiğinde hukuka uygun olabilir. Aksi halde kişi özgürlüğü, hasta hakları ve tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.
Haksız Yatış veya Erken Taburculuk
Psikiyatri tedavisinde iki zıt hata türü aynı derecede önemlidir: haksız yatış ve erken taburculuk.
Haksız yatış, kişinin kanuni şartlar oluşmadan psikiyatri servisine yatırılması, iradesi dışında kurumda tutulması veya hastanın çıkış talebinin haksız biçimde reddedilmesidir. Bu durumda kişinin özgürlüğü, özel hayatı, çalışma yaşamı, aile hayatı ve itibarı zarar görebilir. Haksız yatış iddiasında rıza belgeleri, sağlık kurulu raporları, mahkeme kararları, hasta dosyası ve taburculuk kayıtları incelenir.
Erken taburculuk ise ağır risk taşıyan hastanın yeterli değerlendirme yapılmadan servisten çıkarılmasıdır. Özellikle intihar riski, psikotik atak, ağır manik dönem, kendine veya başkasına zarar verme riski, ciddi madde yoksunluğu veya ağır depresyon bulunan hastalarda taburculuk kararı dikkatle verilmelidir. Hastanın klinik durumu stabilize edilmeden, aile ve sosyal destek planı yapılmadan, kontrol randevusu verilmeden veya ilaç düzenlemesi oturmadan taburcu edilmesi zararın ağırlaşmasına neden olabilir.
Bu nedenle psikiyatri hastalarında yatış ve taburculuk kararları yalnızca “yer var mı, hasta kalmak istiyor mu, yakınları ne diyor” gibi ölçütlerle değil, tıbbi risk ve hukuki şartlarla birlikte değerlendirilmelidir.
Psikiyatride Mahremiyet ve Sağlık Verilerinin Gizliliği
Psikiyatri tedavisinde mahremiyet diğer birçok alandan daha hassastır. Hastanın ruhsal durumu, tanısı, terapi notları, kullandığı ilaçlar, travma öyküsü, aile ilişkileri, bağımlılık geçmişi, cinsel yaşamı, intihar düşünceleri veya özel hayatına ilişkin bilgiler yüksek düzeyde korunması gereken verilerdir.
Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın mahremiyetine saygı gösterilmesini temel hasta hakkı olarak düzenler. Yönetmelik, tıbbi müdahalenin makul bir gizlilik ortamında yapılmasını, hastanın özel ve aile hayatına ilişkin bilgilerin korunmasını ve tedaviyle doğrudan ilgili olmayan kişilerin müdahale sırasında bulunmamasını öngörür.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bakımından sağlık verileri özel nitelikli kişisel veridir. 6698 sayılı Kanun’un 6. maddesinde sağlık ve cinsel hayata ilişkin veriler özel nitelikli kişisel veri olarak kabul edilmiştir; bu verilerin işlenmesi bakımından açık rıza, kanuni dayanak veya sağlık hizmetinin yürütülmesi gibi özel şartlar aranır.
Bu nedenle psikiyatri hastasının tanısının işverenle, aile bireyleriyle, okuluyla, sosyal çevresiyle veya üçüncü kişilerle hukuka aykırı şekilde paylaşılması ciddi bir hak ihlali oluşturabilir. Hasta yakını olmak, her durumda hastanın psikiyatrik bilgilerinin öğrenilmesi hakkını vermez. Hastanın ayırt etme gücü, rızası, tedavi gerekliliği, güvenlik riski ve kanuni istisnalar ayrıca değerlendirilmelidir.
Mahremiyet ihlali nedeniyle manevi tazminat, idari başvuru, disiplin süreci ve KVKK başvuruları gündeme gelebilir. Özellikle psikiyatri kayıtlarının üçüncü kişilerle paylaşılması, hastanın işini, evliliğini, eğitimini veya sosyal itibarını etkileyebilir.
Psikiyatri Tedavisinde Aydınlatılmış Onam
Psikiyatri tedavisinde aydınlatılmış onam, hastanın tedaviye bilinçli şekilde katılmasını sağlar. Hasta, kendisine önerilen ilaçların amacı, muhtemel yan etkileri, alternatif tedaviler, psikoterapi seçenekleri, yatış önerisinin nedeni, tedaviyi reddetmesi halinde doğabilecek sonuçlar ve tedavi sürecinin nasıl ilerleyeceği konusunda bilgilendirilmelidir.
Elbette psikiyatri tedavisinde bazı hastaların hastalık içgörüsü zayıf olabilir veya karar verme kapasitesi geçici olarak bozulabilir. Ancak bu durum, hastanın tamamen yok sayılacağı anlamına gelmez. Mümkün olduğu ölçüde hastanın sürece katılımı sağlanmalı, hasta anlayabileceği şekilde bilgilendirilmeli ve rızası alınmalıdır. Küçükler, kısıtlılar veya karar verme kapasitesi tartışmalı kişiler bakımından veli, vasi, mahkeme ve acil müdahale hükümleri ayrıca değerlendirilir.
Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre hasta, sağlık durumu ve uygulanacak tıbbi işlemler hakkında bilgi isteme hakkına sahiptir; tıbbi müdahalelerde rızanın alınması esastır. Rıza, hukuka ve ahlaka aykırı biçimde alınmışsa geçerli kabul edilemez.
Psikiyatrik tedavide onam formunun bulunması tek başına yeterli olmayabilir. Hasta gerçekten bilgilendirilmiş mi, ilacın yan etkileri anlatılmış mı, terapi süreci açıklanmış mı, yatışın gerekçesi belirtilmiş mi, riskli tedavilerde takip planı yapılmış mı soruları ayrıca incelenmelidir.
Çocuk ve Ergen Psikiyatrisinde Hasta Hakları
Çocuk ve ergen psikiyatrisi, daha hassas bir alandır. Çocuk hastanın tanısı, ilaç tedavisi, okul yaşamı, aile ilişkileri ve psikolojik gelişimi uzun vadeli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle çocuk ve ergen psikiyatrisinde yanlış teşhis, gereksiz ilaç kullanımı, aileye yetersiz bilgilendirme, okul veya üçüncü kişilerle veri paylaşımı, istismar şüphesinin değerlendirilmemesi veya intihar riskinin gözden kaçırılması ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.
Küçük hastalarda kural olarak veli veya kanuni temsilci sürece katılır. Ancak çocuğun yaşı ve olgunluğu elverdiği ölçüde kendisinin de dinlenmesi ve tedavi sürecine katılımının sağlanması gerekir. Çocuğun üstün yararı, psikiyatri tedavisinde temel ölçüttür.
Çocuk veya ergen hastada antidepresan, antipsikotik, dikkat eksikliği ilacı veya duygu durum düzenleyici ilaç başlanacaksa doz, takip, yan etki ve aile bilgilendirmesi özel önem taşır. Ayrıca okul raporları, rehberlik birimi bilgileri, aile içi şiddet veya istismar şüphesi gibi hususlar hekimin dikkatle değerlendirmesi gereken alanlardır.
Çocuk psikiyatrisi dosyalarında mahremiyet dengesi de hassastır. Veliye bilgi verilmesi gerekir; ancak çocuğun kişilik hakları ve güvenliği de korunmalıdır. Özellikle ergen hastanın özel bilgileri, tedavi gerekliliği ve hukuki zorunluluklar dışında üçüncü kişilerle paylaşılmamalıdır.
Özel Hastanede veya Özel Klinikte Psikiyatri Hatası
Psikiyatri tedavisi özel hastane, özel klinik, tıp merkezi veya özel muayenehanede yapılmışsa, hasta ile sağlık kuruluşu veya hekim arasında özel hukuk ilişkisi gündeme gelir. Bu durumda hatalı teşhis, hatalı ilaç düzenlemesi, eksik takip, mahremiyet ihlali, haksız yatış, erken taburculuk veya intihar riskinin gözden kaçırılması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edilebilir.
Özel sağlık hizmetlerinde, somut olayın niteliğine göre tüketici hukuku da gündeme gelebilir. Özel hastane veya özel klinik, yalnızca psikiyatri hekiminin bireysel davranışından değil, randevu sistemi, kayıtların tutulması, hasta güvenliği, mahremiyet, yatış organizasyonu, hasta bilgilendirmesi ve kriz yönetimi gibi kurumsal hizmetlerden de sorumlu olabilir.
Örneğin özel klinikte hastanın psikiyatrik tanısının hukuka aykırı şekilde üçüncü kişilere açıklanması, tedavi kayıtlarının korunmaması veya yüksek riskli hastanın hiçbir takip planı yapılmadan gönderilmesi halinde yalnızca doktorun değil, sağlık kuruluşunun da sorumluluğu gündeme gelebilir.
Devlet Hastanesinde Psikiyatri Hatası
Psikiyatri tedavisi devlet hastanesinde, şehir hastanesinde, eğitim ve araştırma hastanesinde veya kamu üniversitesi hastanesinde yapılmışsa çoğu durumda idare hukuku süreci gündeme gelir. Devlet hastanesinde sunulan sağlık hizmeti kamu hizmetidir. Bu hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi halinde idarenin hizmet kusuru nedeniyle tazminat sorumluluğu doğabilir.
Bu tür olaylarda çoğu zaman doğrudan doktora karşı adli yargıda dava açılması yerine, ilgili idareye başvuru ve ardından idare mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi, idari eylemlerden hakları ihlal edilen kişilerin, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmasını düzenlemektedir. Başvurunun reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi halinde dava açma süreci başlar.
Devlet hastanesinde psikiyatri hatası iddiasında davalı çoğu zaman Sağlık Bakanlığı veya ilgili kamu idaresidir. Kamu üniversitesi hastanelerinde ilgili üniversite, adli psikiyatri veya ceza infaz kurumu bağlantılı tedavilerde ise farklı idari ve hukuki süreçler söz konusu olabilir. Bu nedenle dava açmadan önce hastanenin statüsü, tedavinin niteliği ve zarar doğuran eylemin hangi idari hizmet kapsamında gerçekleştiği doğru belirlenmelidir.
Psikiyatri Tedavisinde Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?
Psikiyatri tedavisinde hekim hatası veya hasta hakkı ihlali nedeniyle zarar gören kişi, şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Maddi tazminat kapsamında yanlış tedavi nedeniyle yapılan yeni tedavi giderleri, hastane yatış masrafları, ilaç giderleri, psikoterapi giderleri, rehabilitasyon masrafları, iş gücü kaybı, geçici iş göremezlik zararı, sürekli iş göremezlik zararı, eğitim veya çalışma hayatının etkilenmesinden doğan ekonomik zararlar, bakıcı veya refakat giderleri istenebilir.
Manevi tazminat ise hastanın yaşadığı ruhsal acı, psikolojik yıkım, kişilik haklarının zedelenmesi, mahremiyet ihlali, haksız yatış, özgürlükten yoksun kalma, yanlış teşhis nedeniyle sosyal itibar kaybı, ilaç yan etkileri nedeniyle yaşam kalitesinin düşmesi veya intihar girişimi sonrası ağır ruhsal ve bedensel zararlar nedeniyle gündeme gelir. Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi, bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde hâkimin olayın özelliklerine göre uygun manevi tazminata karar verebileceğini; ağır bedensel zarar veya ölüm halinde yakınlara da manevi tazminat ödenebileceğini düzenler.
Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir. Örneğin intihar riski açıkça mevcut olduğu halde gerekli takip ve koruyucu tedbirlerin alınmadığı iddiası varsa, ölüm ile ihmal arasında illiyet bağı bilirkişi raporlarıyla değerlendirilir.
Psikiyatri Hatası Nasıl İspatlanır?
Psikiyatri malpraktis davalarında ispat süreci oldukça hassastır. Çünkü zarar çoğu zaman yalnızca fiziksel bulgularla değil, ruhsal durum, tedavi seyri, ilaç düzenlemeleri, görüşme kayıtları ve risk değerlendirmeleriyle ortaya konulur.
Delil olarak hasta dosyası, psikiyatri görüşme notları, reçeteler, ilaç kullanım kayıtları, yatış ve taburculuk evrakı, acil başvuru kayıtları, risk değerlendirme formları, intihar girişimi kayıtları, aile görüşme notları, psikometrik testler, epikriz raporları, konsültasyonlar, terapi kayıtları, mesajlaşmalar, randevu kayıtları, kamera kayıtları, adli raporlar, engellilik veya iş göremezlik raporları kullanılabilir.
Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık durumu ile ilgili bilgilerin bulunduğu dosya ve kayıtları doğrudan veya vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilmesine ve suret alabilmesine imkân tanımaktadır. Bu nedenle psikiyatri hatası iddiasında tıbbi kayıtların eksiksiz talep edilmesi gerekir.
Ancak psikiyatri kayıtları mahremiyet bakımından da hassastır. Bu nedenle kayıtların hukuka uygun şekilde talep edilmesi, saklanması ve dava dosyasına gerektiği kadar sunulması önemlidir. Gereksiz kişisel bilgilerin ifşa edilmemesi, hastanın özel hayatının korunması açısından ayrıca dikkat gerektirir.
Bilirkişi Raporunun Önemi
Psikiyatri tedavisinde hekim hatası davalarında bilirkişi raporu çoğu zaman davanın kaderini belirler. Bilirkişi heyetinde psikiyatri uzmanı, çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı, adli tıp uzmanı, klinik farmakoloji uzmanı veya olayın niteliğine göre ilgili başka branşlardan uzmanlar bulunmalıdır.
Bilirkişi raporunda şu sorulara cevap aranmalıdır: Tanı koyma süreci tıp kurallarına uygun mu? Hastanın risk değerlendirmesi yapılmış mı? İntihar veya zarar verme riski kayda geçirilmiş mi? İlaç seçimi ve dozu uygun mu? Yan etki takibi yapılmış mı? Yatış veya taburculuk kararı tıbben doğru mu? Mahremiyet ve bilgilendirme yükümlülüğü yerine getirilmiş mi? Zarar ile tedavi hatası arasında illiyet bağı var mı?
Eksik bilirkişi raporlarına mutlaka itiraz edilmelidir. Özellikle yalnızca “psikiyatrik hastalık öngörülemezdir” veya “intihar kişinin kendi eylemidir” şeklindeki genel değerlendirmeler yeterli olmayabilir. Raporun hastanın önceki öyküsünü, risk belirtilerini, tedavi kayıtlarını, ilaç dozlarını, kontrol sıklığını ve taburculuk kararını somut şekilde incelemesi gerekir.
Ceza Soruşturması Açılabilir mi?
Psikiyatri tedavisinde ağır ihmal, ölüm, intihar, ağır bedensel zarar, haksız alıkoyma, mahremiyet ihlali veya kayıtların değiştirilmesi gibi iddialar varsa ceza soruşturması da gündeme gelebilir. Ancak sağlık meslek mensupları hakkında yürütülecek soruşturmalarda özel izin usulleri bulunmaktadır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek Madde 18’e göre, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekimler ve diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamındaki muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılan soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanır; soruşturma izni Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Kurul kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz mümkündür.
Ceza soruşturması ile tazminat davası farklıdır. Ceza soruşturmasında hekimin veya sağlık personelinin cezai sorumluluğu araştırılırken, tazminat davasında hastanın veya yakınlarının uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesi amaçlanır. Ancak ceza dosyasındaki Adli Tıp raporları, ifadeler ve tıbbi belgeler tazminat davası açısından önemli delil olabilir.
Psikiyatri Tedavisinde Hasta veya Yakınları Ne Yapmalıdır?
Psikiyatri tedavisinde hekim hatası veya hasta hakkı ihlali şüphesi varsa öncelikle olayın kronolojisi çıkarılmalıdır. İlk başvuru tarihi, tanı, verilen ilaçlar, doz değişiklikleri, kontrol tarihleri, yatış-taburculuk süreci, riskli belirtiler, aile görüşmeleri, acil başvurular ve zararın ne zaman ortaya çıktığı netleştirilmelidir.
İkinci olarak, tıbbi kayıtlar yazılı şekilde talep edilmelidir. Psikiyatri hasta dosyası, reçeteler, epikriz, yatış ve taburculuk belgeleri, risk değerlendirme formları, acil kayıtları, laboratuvar sonuçları ve varsa psikometrik testler temin edilmelidir.
Üçüncü olarak, olayın özel hastanede mi, özel klinikte mi, devlet hastanesinde mi, kamu üniversitesi hastanesinde mi gerçekleştiği belirlenmelidir. Özel sağlık kuruluşlarında özel hukuk/tüketici hukuku; kamu hastanelerinde idareye başvuru ve tam yargı davası gündeme gelebilir.
Dördüncü olarak, zarar kalemleri belirlenmelidir. Yanlış tedavi nedeniyle ek tedavi giderleri, iş gücü kaybı, eğitim veya meslek hayatındaki zararlar, kalıcı ruhsal zarar, mahremiyet ihlali, haksız yatış veya ölüm halinde yakınların destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talepleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Sonuç: Psikiyatri Tedavisinde Hasta Hakları Titizlikle Korunmalıdır
Psikiyatri tedavisi, hastanın ruhsal dünyası, kişilik hakları, mahremiyeti, özgürlüğü ve yaşam hakkı ile doğrudan ilgili özel bir sağlık hizmetidir. Bu nedenle psikiyatri tedavisinde hekim hatası yalnızca yanlış ilaç yazılmasıyla sınırlı değildir. Yanlış teşhis, eksik takip, intihar riskinin değerlendirilmemesi, haksız yatış, erken taburculuk, mahremiyet ihlali, yetersiz bilgilendirme ve ilaç yan etkilerinin izlenmemesi de hukuki sorumluluk doğurabilir.
Her olumsuz psikiyatrik sonuç doktor hatası değildir. Ancak her “hastalık öngörülemezdi” veya “hasta kendi iradesiyle yaptı” savunması da tek başına yeterli değildir. Hukuki değerlendirmede hekimin riskleri zamanında değerlendirip değerlendirmediği, tedavi planının tıp kurallarına uygun olup olmadığı, hastanın bilgilendirilip bilgilendirilmediği, kayıtların düzenli tutulup tutulmadığı ve zarar ile tedavi hatası arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı araştırılır.
Psikiyatri tedavisinde zarar gören hasta; tedavi giderleri, iş göremezlik zararı, eğitim ve meslek hayatındaki kayıplar, mahremiyet ihlali, haksız yatış, manevi zarar ve ağır olaylarda destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir. Özel hastane veya özel kliniklerde doktor ve sağlık kuruluşu sorumluluğu; devlet hastanelerinde ise idarenin hizmet kusuru ve tam yargı davası yolu dikkatle değerlendirilmelidir.
Bu nedenle psikiyatri tedavisinde hekim hatası şüphesi bulunan olaylarda vakit kaybetmeden tıbbi kayıtlar toplanmalı, olayın kronolojisi çıkarılmalı, mahremiyet korunmalı, özel-devlet hastanesi ayrımı doğru yapılmalı ve bilirkişi sürecine güçlü hazırlanılmalıdır.