Engelli Raporu, Sağlık Kurulu Raporu ve Rapor İtiraz Süreci
Engelli Raporu Nedir?
Engelli raporu, kişinin bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal veya sosyal işlevlerinde bulunan kayıp ya da kısıtlılıkların sağlık kurulu tarafından değerlendirilmesi sonucunda düzenlenen resmi sağlık kurulu raporudur. Bu rapor, kişinin engellilik durumunu, engel oranını, özel gereksinim düzeyini, bağımlılık durumunu ve bazı sosyal haklardan yararlanıp yararlanamayacağını ortaya koyan temel belgedir.
Günlük uygulamada “engelli raporu”, “heyet raporu”, “sağlık kurulu raporu”, “engelli sağlık kurulu raporu” veya “tam teşekküllü hastane raporu” gibi farklı ifadeler kullanılmaktadır. Ancak hukuki açıdan önemli olan, raporun hangi amaçla alındığı, hangi yönetmeliğe göre düzenlendiği, raporu veren hastanenin yetkili olup olmadığı ve rapor sonucunun kişinin gerçek sağlık durumunu yansıtıp yansıtmadığıdır.
Erişkinler bakımından temel düzenleme Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliktir. Bu Yönetmelik, erişkinler için engellilik sağlık kurulu raporlarının alınışı, geçerliliği, değerlendirilmesi ve raporları verebilecek yetkili sağlık kuruluşlarının belirlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Çocuklar bakımından ise Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, yani uygulamadaki adıyla ÇÖZGER sistemi esas alınır. ÇÖZGER, 18 yaş altındaki çocukların özel gereksinim düzeylerini belirlemek için kullanılan ayrı bir rapor sistemidir.
Engelli raporu, yalnızca sağlık durumunu gösteren bir belge değildir. Aynı zamanda kişinin engelli kimlik kartı, sosyal destekler, bakım yardımı, vergi indirimi, eğitim hakları, çalışma hayatındaki haklar, araç ve ulaşım avantajları, özel eğitim desteği ve bazı idari işlemler bakımından hak kazanıp kazanmadığını etkileyen önemli bir hukuki belgedir. Bu nedenle hatalı oran, eksik değerlendirme veya yanlış rapor sonucu kişinin ciddi hak kaybına uğramasına neden olabilir.
Engelli Sağlık Kurulu Raporu Hangi Amaçlarla Alınır?
Engelli sağlık kurulu raporu birçok farklı amaçla alınabilir. Kişi sosyal haklardan yararlanmak, engelli kimlik kartı almak, bakım aylığı veya evde bakım desteği için başvurmak, vergi indirimi talep etmek, engelli kadrosundan istihdam edilmek, emeklilik işlemlerinde kullanmak, ÖTV istisnası veya ulaşım kolaylıklarından yararlanmak, eğitim ve özel gereksinim desteği almak ya da kurumların talep ettiği sağlık durumunu belgelemek için rapor almak isteyebilir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın güncel bilgilendirmesine göre, erişkinlerde sağlık kurulu raporu ile %40 ve üzeri engelli olduğunu belgeleyen kişiler engelli kimlik kartı alabilir. Çocuklar bakımından ise ÇÖZGER raporunda belirli özel gereksinim düzeylerinden birinin yer alması gerekir. Bakanlık açıklamasında, çocuklar için hafif düzeyde özel gereksinimden özel koşul gereksinimine kadar farklı düzeylerin engelli kimlik kartı bakımından dikkate alındığı belirtilmektedir.
Bu noktada önemli bir ayrım vardır: Her sağlık kurulu raporu “engelli raporu” değildir. Bazı raporlar işe giriş, silah ruhsatı, sürücü belgesi, spor lisansı, askerlik, memuriyet, yurtdışı çıkış, hastalık izni veya belirli bir göreve uygunluk amacıyla düzenlenebilir. Engelli sağlık kurulu raporu ise kişinin engellilik durumunun ve oranının değerlendirilmesine yöneliktir.
Bu nedenle rapor başvurusu yapılırken raporun hangi amaçla alınacağı doğru belirtilmelidir. Yanlış amaçla alınan rapor, daha sonra kullanılmak istenen işlemde kabul edilmeyebilir. Örneğin yalnızca “durum bildirir sağlık kurulu raporu” ile bazı engelli haklarından yararlanmak mümkün olmayabilir. Aynı şekilde engelli oranı içermeyen bir rapor, engelli kimlik kartı veya benzeri işlemler için yeterli sayılmayabilir.
Erişkin Engelli Raporu ve ÇÖZGER Arasındaki Fark
Engelli raporlarında en önemli ayrımlardan biri erişkin raporu ile çocuk raporudur. 18 yaşını doldurmuş kişiler için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanır. Bu sistemde kişinin engel oranı yüzde olarak belirlenir. Uygulamada en çok bilinen eşik %40’tır; birçok sosyal hak bakımından %40 ve üzeri engellilik oranı önem taşır.
18 yaş altındaki çocuklarda ise klasik yüzde oranı sisteminden farklı olarak ÇÖZGER düzenlenir. ÇÖZGER raporlarında çocuğun özel gereksinim düzeyi belirlenir. Bu sistem çocukların gelişimsel, bedensel, ruhsal ve sosyal ihtiyaçlarını daha bütüncül değerlendirmeyi amaçlar. ÇÖZGER Yönetmeliği, çocuklar için özel gereksinim raporunun alınışı, geçerliliği, değerlendirilmesi ve yetkili sağlık kuruluşlarının belirlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir.
Çocuk 18 yaşını doldurduğunda ÇÖZGER raporu erişkin engelli raporu yerine otomatik olarak sürekli kullanılmaz. Erişkin Yönetmeliği’nde, ÇÖZGER hükümleri kapsamında 18 yaşını doldurduğu için raporu geçersiz hale gelen kişilerin, 18 yaşını doldurdukları tarihten itibaren üç ay içerisinde yeniden engellilik durumunun tespiti için başvuruda bulunabileceği düzenlenmiştir. Bu nedenle çocukluktan erişkinliğe geçişte rapor yenileme süreci dikkatle takip edilmelidir.
Bu ayrım özellikle özel eğitim, bakım desteği, engelli kimlik kartı, sosyal yardım, istihdam ve vergi avantajları bakımından önemlidir. Çocuk için alınmış özel gereksinim raporu ile erişkin dönemdeki engelli raporu aynı hukuki sonucu doğurmayabilir. Bu nedenle ailelerin 18 yaşa yaklaşan çocuklar bakımından rapor süresini, geçiş başvurusunu ve yeni değerlendirme sürecini takip etmesi gerekir.
Engelli Raporu Nasıl Alınır?
Engelli raporu almak isteyen kişi, yetkili sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Her hastane engelli sağlık kurulu raporu düzenleyemez. Raporun geçerli olabilmesi için raporu veren hastanenin ilgili mevzuat kapsamında yetkili sağlık kuruluşları arasında yer alması gerekir.
Başvuru genellikle ilgili hastanenin sağlık kurulu birimine yapılır. Kişinin kimlik bilgileri, mevcut hastalıkları, önceki raporları, tıbbi belgeleri, tetkik sonuçları, ameliyat epikrizleri, ilaç raporları, görüntüleme sonuçları ve varsa engellilik durumunu gösteren belgeler başvuru sırasında önem taşır. Sağlık kurulu, kişiyi ilgili branşlara yönlendirir. Ortopedi, nöroloji, göz hastalıkları, kulak burun boğaz, psikiyatri, iç hastalıkları, kardiyoloji, fizik tedavi, çocuk branşları veya diğer ilgili uzmanlık alanları kişinin durumuna göre değerlendirme yapar.
Değerlendirme sonunda sağlık kurulu toplanır ve rapor düzenlenir. Raporun süreli veya süresiz olması, kişinin sağlık durumuna göre belirlenir. Bazı hastalıklar kalıcı nitelikte olduğundan rapor süresiz düzenlenebilir. Bazı durumlarda ise hastalığın seyri değişebileceğinden rapor süreli düzenlenir ve kontrol muayenesi öngörülür.
Süreli raporlar bakımından zamanında yenileme yapılması önemlidir. Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik’te, süreli olarak düzenlenen raporlarda sürenin bitmesine altı aydan kısa süre kalması halinde engelli bireyin talebi üzerine tekrar rapor verilebileceği düzenlenmiştir. Bu nedenle süreli raporu bulunan kişiler, rapor bitiş tarihini beklemeden yenileme sürecini planlamalıdır.
Engelli Raporunda Oran Nasıl Belirlenir?
Engelli raporunda oran, kişinin hastalığına, fonksiyon kaybına, tedavi durumuna, günlük yaşam aktivitelerine etkisine ve ilgili yönetmelikteki ölçütlere göre belirlenir. Birden fazla hastalık veya engel mevcutsa oranların nasıl birleştirileceği ayrıca teknik hesaplama kurallarına tabidir. Bu hesaplama, her hastalığın oranının basitçe toplanması şeklinde yapılmaz.
Örneğin kişinin hem ortopedik engeli hem görme kaybı hem de kronik hastalığı bulunabilir. Bu durumda her branş kendi alanına ilişkin değerlendirme yapar. Kurul, bu oranları mevzuattaki hesaplama yöntemine göre birleştirir ve nihai engellilik oranını belirler.
Rapor oranı kişinin haklarını doğrudan etkiler. %40 altındaki bir oran ile %40 ve üzerindeki bir oran arasında önemli hukuki sonuçlar olabilir. Aynı şekilde ağır engellilik, tam bağımlılık, özel gereksinim düzeyi, süreli-süresiz rapor ayrımı ve raporun kullanım amacı da kişinin yararlanabileceği hakları etkiler.
Bu nedenle raporda yalnızca oran kısmına değil, açıklamalar bölümüne, bağımlılık değerlendirmesine, süre kısmına, raporun hangi amaçla düzenlendiğine ve kurul kararına dikkat edilmelidir. Bazı durumlarda rapor oranı doğru görünse bile raporda bulunması gereken ibarenin eksikliği nedeniyle kişi ilgili haktan yararlanamayabilir.
Raporun Eksik veya Hatalı Düzenlenmesi
Engelli sağlık kurulu raporlarında uygulamada birçok hata yaşanabilmektedir. Hastalığın eksik değerlendirilmesi, bazı branşlara hiç sevk yapılmaması, eski tıbbi belgelerin dikkate alınmaması, fonksiyon kaybının gerçekte olduğundan düşük kabul edilmesi, psikiyatrik veya nörolojik durumun yeterince incelenmemesi, bağımlılık durumunun yanlış değerlendirilmesi, süreli rapor verilmesi gerekirken süresiz veya süresiz rapor verilmesi gerekirken süreli rapor düzenlenmesi bu hatalara örnektir.
Bazen de raporun şekli unsurlarında hata olur. Kimlik bilgileri, tanı kodları, rapor amacı, süre, oran, kurul imzaları veya açıklama kısmında eksiklik bulunabilir. Bu tür hatalar, kişinin sosyal yardım, vergi indirimi, eğitim veya istihdam başvurularında sorun yaşamasına neden olabilir.
Raporun gerçek sağlık durumunu yansıtmadığı düşünülüyorsa, öncelikle rapor dikkatle incelenmelidir. Hangi hastalıkların rapora işlendiği, hangi branşların değerlendirme yaptığı, hangi belgelerin dikkate alındığı ve oran hesabının nasıl yapıldığı kontrol edilmelidir. Eksik tıbbi belgeyle yapılan başvurular genellikle olumsuz sonuç doğurabilir. Bu nedenle itiraz sürecinde güncel tıbbi belgeler, uzman raporları, epikrizler, görüntüleme sonuçları ve ilaç raporlarıyla başvuru desteklenmelidir.
Engelli Raporuna Kimler İtiraz Edebilir?
Engelli raporuna, rapor sahibi kişi, vasisi, velisi veya raporu talep eden kurum itiraz edebilir. Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik’e göre raporlara engelli birey, vasisi veya raporu talep eden kurum tarafından müdürlüğe itiraz edilir. Bireysel rapor itirazları, raporun ilgilisine teslim tarihinden itibaren otuz gün içerisinde yapılmalıdır. Süresinde yapılmayan itirazlar değerlendirilmez. Kurum itirazlarında ise süre aranmaz; ancak kurumun gerekçesini yazılı olarak belirtmesi gerekir.
Uygulamada kişi rapor oranının düşük olduğunu, raporda hastalığının hiç değerlendirilmediğini, “ağır engelli” veya bağımlılık durumunun yanlış belirlendiğini, raporun süreli düzenlenmesinin hatalı olduğunu veya raporun kullanım amacına uygun olmadığını düşünerek itiraz edebilir.
İtiraz hakkı çok önemlidir. Çünkü sağlık kurulu raporu, kişinin sosyal ve ekonomik haklarını doğrudan etkiler. Yanlış rapor nedeniyle engelli kimlik kartı alınamayabilir, sosyal yardım başvurusu reddedilebilir, vergi indirimi hakkı kullanılamayabilir, özel eğitim desteği aksayabilir veya istihdam haklarından yararlanılamayabilir. Bu nedenle raporun gerçeğe aykırı olduğunu düşünen kişi, 30 günlük süreyi kaçırmadan itiraz etmelidir.
Engelli Raporuna İtiraz Süresi
Engelli raporuna bireysel itiraz süresi genel olarak raporun tesliminden veya tebliğinden itibaren 30 gündür. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün engelli sağlık kurulu raporu itirazı bilgilendirmesinde de, engelli sağlık kurulu raporuna itirazın raporun kişiye teslimi veya tebliğinden itibaren 30 gün içinde yapılması gerektiği, bu sürenin geçmesinden sonra yapılan itirazların kabul edilmeyeceği belirtilmektedir.
Bu süre hak kaybı bakımından kritik öneme sahiptir. Kişi raporu aldıktan sonra “nasıl olsa daha sonra itiraz ederim” düşüncesiyle hareket etmemelidir. Rapor e-Devlet veya e-Nabız üzerinden görünmüş olsa bile fiili teslim, tebliğ ve sistemde görünme tarihleri somut olayda ayrıca değerlendirilebilir. Özellikle ÇÖZGER raporlarında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bilgilendirmesine göre, raporun teslim alındığı ve/veya e-Devlet üzerinden göründüğü tarihten itibaren 30 gün içinde İl Sağlık Müdürlüğü’ne itiraz edilebilir.
Süre kaçırılmışsa yapılabilecek işlemler somut olaya göre değişir. Bazı durumlarda yeni hastalık, mevcut durumun kötüleşmesi, kontrol muayenesi, süreli raporun bitmesi veya kurum talebi üzerine yeniden değerlendirme mümkün olabilir. Ancak klasik anlamda rapora itiraz hakkının süresinde kullanılması en güvenli yoldur.
Engelli Raporuna İtiraz Nereye Yapılır?
Engelli raporuna itiraz, ilgili İl Sağlık Müdürlüğü veya uygulamada il/ilçe sağlık müdürlükleri üzerinden yürütülür. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün açıklamasına göre engelli sağlık kurulu raporuna itiraz, raporu alan kişi, velisi veya vasisi tarafından ikamet edilen ilçedeki İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne yapılmaktadır. İlçe Sağlık Müdürlükleri, başvuruyu resmi yazı ile Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlıkları rapor itiraz birimlerine iletir.
Başvuru dilekçesinde raporun hangi yönlerden hatalı olduğu açıkça belirtilmelidir. Sadece “rapora itiraz ediyorum” demek yeterli olmayabilir. İtiraz dilekçesinde kişinin hastalıkları, eksik değerlendirilen branşlar, yanlış oran verilen alanlar, önceki raporlar, güncel tıbbi belgeler, tedavi süreci, bağımlılık durumu ve hak kaybı somut şekilde açıklanmalıdır.
İtiraz başvurusuna kimlik fotokopisi, rapor örneği, varsa eski raporlar, epikrizler, uzman hekim raporları, görüntüleme sonuçları, ilaç kullanım raporları, ameliyat belgeleri ve diğer tıbbi evraklar eklenmelidir. Özellikle engellilik oranını etkileyebilecek belgelerin eksiksiz sunulması önemlidir.
İtiraz Sonrası İkinci Hastane Süreci
Engelli raporuna itiraz edildiğinde kişi yeniden aynı hastaneye gönderilmez. Yönetmeliğe göre rapora itiraz edilmesi halinde birey, müdürlük tarafından yetkili en yakın farklı bir sağlık kuruluşuna veya önceki raporu farklı sağlık kuruluşundan alınmış ise sürekli izleminin yapıldığı sağlık kuruluşuna gönderilir.
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü uygulamasında da itiraz birimi başvuruyu değerlendirdikten sonra herhangi bir yanlışlık veya eksiklik yoksa rapor sahibini ikametine yakın sağlık tesisine sevk eder. Sevk bilgisi kişinin dilekçesinde bildirdiği iletişim numarasına SMS yoluyla iletilir. Açıklamaya göre kişi, sevk bilgisinin kendisine tebliğinden itibaren belirlenen hastanenin sağlık kurulundan en geç 20 gün içerisinde bizzat başvurarak randevu talep etmelidir.
İkinci hastane yeni bir değerlendirme yapar. Bu değerlendirme ilk rapordan bağımsız olmalıdır. Kişi yeniden ilgili branşlara girer, tıbbi belgeler incelenir ve yeni bir sağlık kurulu raporu düzenlenir. İkinci raporun sonucu ilk raporla aynı yönde ise rapor kesinleşir. Eğer ikinci rapor ilk rapordan farklı ise ve itiraz devam ediyorsa kişi hakem hastaneye yönlendirilir.
Hakem Hastane Nedir?
Hakem hastane, birinci rapor ile itiraz üzerine alınan ikinci rapor arasında farklılık bulunması ve itirazın devam etmesi halinde nihai değerlendirmeyi yapan hastanedir. Erişkin Yönetmeliği’ne göre itiraz edilen rapor ile itiraz üzerine verilen rapordaki kararlar aynı yönde ise rapor kesinleşir. Rapor sonuçlarının farklı olması ve itirazın devam etmesi halinde müdürlük kişiyi en yakın hakem hastaneye yönlendirir. Hakem hastane tarafından verilen karar kesindir.
ÇÖZGER bakımından da benzer bir süreç vardır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın açıklamasına göre ÇÖZGER raporuna itiraz edilirse İl Sağlık Müdürlüğü çocuğu farklı bir hastaneye yönlendirir. İkinci ÇÖZGER raporu uygun bulunursa hakem hastaneye gidilmeden bu rapor kullanılabilir. İkinci rapora itiraz devam ederse çocuk hakem hastaneye yönlendirilir.
Hakem hastane kararı idari süreç bakımından kesin kabul edilir. Ancak bu, hiçbir hukuki denetim yolu olmadığı anlamına gelmez. Hakem hastane raporunda açık hukuka aykırılık, tıbbi değerlendirme eksikliği, usul hatası, yetki sorunu veya kişinin temel haklarını etkileyen ciddi bir yanlışlık varsa somut olaya göre idari yargı yolu, yeniden değerlendirme talebi veya ilgili kurum işleminin iptali gündeme gelebilir. Bu noktada raporun hangi amaçla kullanıldığı ve hangi idari işleme dayanak yapıldığı önemlidir.
Rapor İtiraz Dilekçesi Nasıl Hazırlanmalıdır?
Engelli raporuna itiraz dilekçesi kısa, açık ve delilli hazırlanmalıdır. Dilekçede öncelikle raporun tarihi, rapor numarası, raporu veren hastane, belirlenen engellilik oranı veya ÇÖZGER düzeyi belirtilmelidir. Ardından rapora hangi sebeplerle itiraz edildiği açıklanmalıdır.
İtiraz gerekçeleri somut olmalıdır. Örneğin “rapor oranı düşüktür” demek yerine, “müvekkilin/başvurucunun ortopedik engeli değerlendirilirken yürüme kısıtlılığı, ameliyat sonrası kalıcı fonksiyon kaybı ve mevcut görüntüleme sonuçları dikkate alınmamıştır” gibi açıklamalar yapılmalıdır. Psikiyatrik hastalıklarda tedavi süresi, ilaç kullanımı, işlevsellik kaybı ve önceki uzman raporları; nörolojik hastalıklarda MR, EEG, EMG, nörolojik muayene ve günlük yaşam etkileri; görme ve işitme kayıplarında odyometri, görme alanı ve uzman raporları eklenmelidir.
Dilekçede talep kısmı da net olmalıdır. Kişinin yetkili farklı hastaneye sevki, eksik değerlendirilen branşların yeniden incelenmesi, güncel tıbbi belgelerin dikkate alınması ve rapor oranının gerçek sağlık durumuna uygun şekilde belirlenmesi talep edilebilir.
İtiraz dilekçesinin güçlü hazırlanması, ikinci hastane ve hakem hastane sürecinde dosyanın doğru anlaşılmasını sağlar. Çünkü sağlık kurulu çoğu zaman yoğun iş yükü altında çalışır; eksik veya dağınık belgelerle yapılan başvurular sağlıklı değerlendirmeyi zorlaştırabilir.
Rapor Sonucu Hangi Hakları Etkiler?
Engelli raporu sonucunda belirlenen oran veya özel gereksinim düzeyi, kişinin birçok hakkını etkileyebilir. Engelli kimlik kartı, sosyal yardım, evde bakım desteği, ulaşım indirimi, vergi indirimi, engelli istihdamı, emeklilik, özel eğitim, rehabilitasyon, bakım hizmetleri, araç alımı, kamu kurumlarında işlem kolaylığı ve erişilebilirlik hakları bu kapsamda değerlendirilebilir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın engelli kimlik kartı bilgilendirmesinde, %40 ve üzeri engelli olduğunu sağlık kurulu raporu ile belgeleyen erişkinlerin engelli kimlik kartı alabileceği, çocuklarda ise ÇÖZGER kapsamında belirli özel gereksinim düzeylerinin aranacağı açıklanmaktadır. Başvuruların Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı il müdürlükleri, sosyal hizmet merkezleri veya e-Devlet üzerinden yapılabileceği de belirtilmektedir.
Engelli bireylere kimlik kartı verilmesine ve Ulusal Engelli Veri Sistemi oluşturulmasına ilişkin Yönetmelik de, erişkinlerde en az %40 engel oranı bulunan bireylere veya ÇÖZGER’e göre bu orana denk özel gereksinim düzeyine sahip çocuklara engelli kimlik kartı verilmesini ve bu verilerin ulusal sistemde işlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir.
Bu nedenle raporda yapılacak küçük bir hata dahi kişinin haklardan yararlanmasını engelleyebilir. Örneğin oran %39 çıkarsa kişi birçok haktan yararlanamayabilir. Ya da kişinin bağımlılık durumu doğru yazılmazsa evde bakım desteği veya benzeri haklarda sorun yaşanabilir. Bu yüzden raporun sadece tıbbi değil, hukuki sonucu da dikkatle değerlendirilmelidir.
Rapor Nedeniyle Hak Kaybı Yaşanırsa Ne Yapılabilir?
Engelli raporu nedeniyle hak kaybı yaşanıyorsa izlenecek yol, hak kaybının nedenine göre belirlenmelidir. Sorun rapor oranının düşük olması veya sağlık durumunun eksik değerlendirilmesi ise süresinde rapora itiraz edilmelidir. Sorun raporun doğru olmasına rağmen kurumun başvuruyu reddetmesi ise bu kez ilgili kurum işlemine karşı idari başvuru veya dava yolu gündeme gelebilir.
Örneğin kişi %40 üzeri rapora sahip olduğu halde engelli kimlik kartı başvurusu reddedilmişse, sorun rapor değil idari işlem olabilir. Kişi evde bakım desteği için gerekli şartları taşıdığını düşünüyorsa ancak başvurusu reddedilmişse, ilgili sosyal hizmet birimi kararına karşı ayrıca hukuki yol değerlendirilmelidir. Vergi indirimi, emeklilik, ÖTV istisnası veya kamu istihdamı gibi işlemlerde de raporun yanı sıra ilgili kurumun değerlendirmesi önem taşır.
Bu nedenle her durumda yalnızca “rapora itiraz” yoluna gidilmemelidir. Bazen rapor doğru olduğu halde idarenin yanlış yorumu söz konusu olabilir. Bazen de idare doğru işlem yapmıştır; asıl sorun raporun hatalı düzenlenmesidir. Hukuki strateji bu ayrım yapılarak belirlenmelidir.
Hakem Hastane Raporuna Karşı Dava Açılabilir mi?
Hakem hastane raporu, idari rapor süreci bakımından kesin kabul edilir. Ancak hakem hastane kararının kesin olması, mutlak anlamda yargı denetimi dışında olduğu anlamına gelmez. Özellikle rapor bir idari işleme dayanak yapılmışsa, örneğin sosyal yardımın reddi, vergi indiriminin kabul edilmemesi, engelli kadrosu başvurusunun reddi veya bakım desteğinin kesilmesi gibi bir sonuç doğurmuşsa, bu idari işleme karşı dava açılması gündeme gelebilir.
Bazı durumlarda doğrudan raporun iptali değil, rapora dayanılarak tesis edilen işlemin iptali istenir. Mahkeme, gerekli görürse yeni bilirkişi incelemesi, üniversite hastanesi değerlendirmesi veya Adli Tıp Kurumu raporu alınmasına karar verebilir. Bu nedenle “hakem hastane kesin karar verdi, artık hiçbir şey yapılamaz” düşüncesi her zaman doğru değildir.
Ancak dava yolu somut olaya göre değişir. Raporun hangi amaçla alındığı, hangi kurum işlemine dayanak olduğu, başvurunun idari mi özel hukuk alanında mı sonuç doğurduğu, kişinin kamu görevlisi olup olmadığı, sosyal yardım veya vergi gibi hangi hakkın etkilendiği ayrıca incelenmelidir.
Engelli Raporu Sürecinde Sık Yapılan Hatalar
Engelli raporu sürecinde en sık yapılan hata, başvuruya eksik tıbbi belgeyle gidilmesidir. Kişinin yıllardır süren hastalığı olsa bile kurul önüne güncel rapor, epikriz, tetkik ve uzman değerlendirmesi sunulmazsa oran düşük çıkabilir.
İkinci hata, rapor alındıktan sonra 30 günlük itiraz süresinin kaçırılmasıdır. Kişi raporu düşük bulmasına rağmen süre içinde İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvurmazsa, itiraz hakkını kaybedebilir. Bu durumda yeniden rapor alma imkânı ancak mevzuattaki özel şartlara bağlı hale gelir.
Üçüncü hata, itiraz dilekçesinin gerekçesiz verilmesidir. İtiraz dilekçesinde hangi hastalıkların eksik değerlendirildiği, hangi branşta hata olduğu ve hangi belgelerin dikkate alınmadığı açıkça yazılmalıdır.
Dördüncü hata, ikinci hastane sevkinden sonra süreci takip etmemektir. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü uygulamasında sevk bilgisinin SMS ile bildirildiği ve kişinin belirlenen sağlık kurulundan 20 gün içinde randevu talep etmesi gerektiği açıklanmaktadır. Bu nedenle iletişim bilgilerinin doğru verilmesi ve sevk sonrası randevu işlemlerinin zamanında yapılması gerekir.
Beşinci hata ise raporla idari işlem arasındaki farkın karıştırılmasıdır. Bazı durumlarda rapora değil, rapora dayanılarak verilen ret kararına itiraz etmek veya dava açmak gerekir.
Sonuç: Engelli Raporu ve İtiraz Süreci Hak Kaybı Yaşanmadan Takip Edilmelidir
Engelli raporu, kişinin sosyal, ekonomik, eğitimsel ve hukuki haklarını doğrudan etkileyen son derece önemli bir belgedir. Rapor oranının düşük belirlenmesi, hastalığın eksik değerlendirilmesi, bağımlılık durumunun yanlış yazılması, ÇÖZGER düzeyinin hatalı belirlenmesi veya raporun süreli-süresiz kısmındaki yanlışlıklar ciddi hak kayıplarına neden olabilir.
Erişkinlerde engelli sağlık kurulu raporu, çocuklarda ise ÇÖZGER raporu farklı mevzuata tabidir. Erişkinlerde engellilik oranı yüzde üzerinden değerlendirilirken, çocuklarda özel gereksinim düzeyi esas alınır. %40 ve üzeri erişkin engelli raporu ile engelli kimlik kartı gibi birçok haktan yararlanmak mümkün olabilir; çocuklarda ise ÇÖZGER’deki özel gereksinim düzeyi belirleyici olur.
Raporun hatalı olduğu düşünülüyorsa, raporun tesliminden veya tebliğinden itibaren 30 gün içinde İl Sağlık Müdürlüğü’ne itiraz edilmelidir. İtiraz üzerine kişi farklı bir yetkili hastaneye sevk edilir. İkinci rapor ile ilk rapor aynı yönde ise rapor kesinleşir; sonuçlar farklı olur ve itiraz devam ederse hakem hastaneye yönlendirme yapılır. Hakem hastanenin kararı idari rapor süreci bakımından kesin kabul edilir.
Bu süreçte en önemli hususlar; tıbbi belgelerin eksiksiz toplanması, itiraz süresinin kaçırılmaması, itiraz dilekçesinin somut gerekçelerle hazırlanması, ikinci hastane ve hakem hastane aşamalarının dikkatle takip edilmesi ve rapora dayanılarak tesis edilen idari işlemlere karşı ayrıca hukuki yolun değerlendirilmesidir.
Engelli raporu yalnızca bir sağlık belgesi değil, kişinin yaşamını ve haklarını doğrudan etkileyen hukuki bir belgedir. Bu nedenle rapor süreci dikkatle yürütülmeli, hatalı veya eksik raporlara karşı süresinde itiraz edilmeli ve hak kaybı yaşanması halinde uygun idari ve yargısal yollar kullanılmalıdır.