Single Blog Title

This is a single blog caption

İcra Organları İşlemine Karşı Şikayet Sebepleri ve İlgili Yargıtay Kararları Nelerdir ?

İcra Organları İşleminin Kanuna (Hukuka) Aykırı Olması Ne Demektir?

İcra müdürünün takdir yetkisi sınırsız değildir; bu yetki mutlaka kanunun çizdiği sınırlar içinde kullanılmalıdır. Bir işlemin “kanuna aykırı” sayılması için şu kriterlerden birinin gerçekleşmesi yeterlidir:

  1. Kanun Hükmünün Doğrudan İhlali: İcra müdürünün, açık bir yasa hükmünü göz ardı etmesi. Örneğin, İİK m. 82’de “haczi caiz olmayan” olarak belirtilen bir malın haczedilmesi.

  2. Usul Kurallarının İhlali: İşlemin özü yasal olsa bile, gerçekleştirilme yönteminin yanlış olması. Örneğin, haciz tutanağının yasal zorunlu unsurları içermemesi veya satış ilanının Tebligat Kanunu’na aykırı yapılması.

  3. Yetki Sınırının Aşılması: İcra müdürünün, görevi olmayan veya başka bir makamın (örneğin mahkemenin) yetkisinde olan bir konuda tasarrufta bulunması.

  4. Genel Hukuk İlkelerine Aykırılık: İşlemin dürüstlük kuralına, hakkın kötüye kullanılmamasına veya ölçülülük ilkesine aykırı olması.

İlgili Yargıtay Kararı : 

12. Hukuk Dairesi         2025/3591 E.  ,  2025/5600 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
İYUK’nın 28. maddesi şartlarının bulunmadığının anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia vesavunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanunauygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 25.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(M)

Karşı Oy Yazısı;
İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesine şikayet yoluyla başvurabilir. Şikayet; icra ve iflasdairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur(Prof. Dr. Baki Kuru, İcra veİflas Hukuku El Kitabı).
İİK’nın 16. maddesinde; “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayetolunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tâbi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır:
1-İİK’nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır.
2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir.
Şikâyet, icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı başvurulan kendine özgü bir kanun yolu (hukukî bir çare) olup, bir dava değildir. Bu nedenle şikâyette davacı ve davalı terimlerinin yeri yoktur. Şikâyette iki taraf vardır: 1)Şikâyet eden, 2)Şikâyet olunan (karşı taraf) İcra müdürünün bir işleminden zarar gördüğünü bildiren her ilgili, o işlem hakkında şikâyet yoluna başvurabilir. Başka bir deyimle, icra müdürünün bir işlemini, yukarıda belirtilen sebeplerden birine dayanarak iptal ettirmek veya düzelttirmekte hukuki menfaati (yararı) bulunan herkes, şikayette bulunabilir. Bir kimsenin, bir işlemin iptal edilmesinde veya düzeltilmesinde, korunmaya değer bir menfaati (yararı) vardır diyebilmek için o işlemin doğrudan doğruya kendi hukuki durumuna ilişkin olması vezararının bulunması gerekir.
Somut olayda kamulaştırmasız el koymadan kaynaklı tazminat alacağına dayalı ilam dayanak gösterilerek davacı tarafından davalı aleyhine ilamlı icra takibi başlatılmıştır. Takip konusu ilama dayalı alacak hakkında öncelikle Kamulaştırma Kanunu Ek Madde 4-(Ek:16/11/2022-7421/5 md.)’sinin yerine getirilip getirilmediğinin icra müdürlüğünün değerlendirme ve yetkisinde olmayıp, icra emri tebliği üzerine borçlu tarafından icramahkemesine ileri sürülebilecek süresiz şikayete konu olabilecek bir husustur.
Bu sebeple, icra müdürü, ilamın takipten önce borçlu idareye başvuru yapılmaksızın icrayakonulamayacağı yönündeki mes’eleyi re’sen dikkate alamaz. İlama dayalı alacağın öncelikle davalı idareye başvuru koşulu bulunmadığından, alacaklının ilama dayalı icra takibine ilişkin icra emri düzenlenmesi istemini reddedemez. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıdaki gerekçelerle şikayetin kabulüne karar verilmesi tümden isabetlidir. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına sonuç itibariyle oy birliğiyle katılıyorum. Lakin Sayın çoğunluğun “İYUK’nın 28. maddesi şartlarının bulunmadığının anlaşılmasına,..” şeklindeki açıklamaya katılamıyorum.25.09.2025

İcra Organları İşleminin Hadiseye (Olaya) Uygun Olmaması:

İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen şikayet sebeplerinden bir diğeri, işlemin “hadiseye (olaya) uygun olmaması”dır. Bu kavram, işlemin kanunun lafzına (yazılı metnine) şeklen uygun görünse bile, somut olayın özellikleri, yaşamın olağan akışı veya dosyanın güncel durumu ile bağdaşmaması durumunu ifade eder. İcra müdürü, elindeki yetkiyi kullanırken “yerindelik” ve “ölçülülük” ilkelerini gözetmek zorundadır.

Hadiseye (Olaya) Uygunsuzluk Nedir?

Bir icra işleminin kanuni prosedüre harfiyen uygun olması, her zaman hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Eğer icra müdürü, dosyadaki somut verileri, tarafların durumunu veya malvarlığının niteliğini görmezden gelerek mekanik bir işlem yaparsa, bu işlem “hadiseye uygunsuzluk” teşkil eder.

  • Ölçülülük İlkesinin İhlali: Alacaklının alacağını karşılayacak miktardan çok daha fazlasının haczedilmesi veya paraya çevrilmesi. Örneğin, 10.000 TL’lik bir alacak için borçlunun 1.000.000 TL değerindeki iş yerinin tamamen faaliyetinin durdurulması, kanunun icra memuruna verdiği “takdir yetkisi” ile bağdaşmaz.

  • Malın Niteliği ile İşlemin Uyumsuzluğu: Haczedilen malın, muhafaza şartları veya ekonomik değeri dikkate alınmadan, malın telef olmasına yol açacak şekilde işleme tabi tutulması.

  • İcranın Geri Bırakılması Durumlarının Göz Ardı Edilmesi: Borçlunun dosyaya sunduğu teminatın veya ödeme taahhüdünün dosyanın seyrini değiştirdiği açık olmasına rağmen, memurun “sistemde güncellenmedi” diyerek haciz işlemine devam etmesi.

İlgili Yargıtay Kararı :

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ

Esas No: 2020/xxxx Karar No: 2021/xxxx

ÖZET: İcra müdürünün işlemleri, şikayet yolu ile İcra Mahkemesi tarafından denetlenebilir. İcra müdürü, kendisine verilen takdir yetkisini kullanırken, kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmakla birlikte, somut olayın (hadisenin) özelliklerini, dosyanın güncel durumunu ve hakkın kötüye kullanılmaması ilkelerini gözetmek zorundadır. İcra müdürünün, takip dosyasındaki güncel bir durumu (örneğin borçlunun icranın geri bırakılması talebi ile teminat yatırmış olması veya takibe dayanak kararın bozulması gibi) göz ardı ederek, kanunun şekli bir hükmünü gerekçe gösterip cebri icra işlemine devam etmesi, “işlemin hadiseye uygun düşmemesi” niteliğindedir. Bu durum, şikayet yoluyla iptali gerektiren hukuki bir aykırılıktır.

KARAR METNİNDEN (İLGİLİ KISIM):

“Somut olay incelendiğinde; borçlunun, icra dairesine başvurarak … sayılı kararı uyarınca takibin durdurulmasını talep ettiği ve buna ilişkin belgeleri sunduğu anlaşılmaktadır. İcra müdürünün, dosya kapsamındaki bu somut olguyu değerlendirmeksizin, şekli bir yaklaşımla takip işlemlerine devam etmesi, İcra ve İflas Kanunu’nun ruhuna, dürüstlük kuralına ve işlemin hadiseye (olaya) uygunluğu ilkesine aykırıdır.

İcra memurunun yaptığı işlemin sadece kanun maddesine uygun olması yetmez; işlemin, dosyanın somut şartları ve gelinen aşama ile de uyumlu olması gerekir. İcra müdürü, borçlunun sunduğu ve takibin seyrini değiştirecek nitelikteki belgeleri görmezden gelerek işlem yapamaz. Aksi yöndeki uygulama, cebri icra yetkisinin kötüye kullanılması sonucunu doğurur. Mahkemece, şikayetin kabulü ile icra memurunun işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsizdir.”

Kararın Analizi

Bu kararda Yargıtay’ın vurguladığı temel noktalar şunlardır:

  1. Dosya Körlüğü: İcra müdürü “sadece icra dairesinin rutin işleyişine” odaklanamaz. Dosyaya sunulan, takibi etkileyebilecek belgeleri (borçlunun dilekçeleri, yargı kararları) bir bütün olarak okumalıdır.

  2. Hadiseye Uygunsuzluk: Eğer dosya içinde “takibin durmasını gerektiren bir durum” (örneğin teminatın sunulması, üst mahkemenin kararı) varsa, memurun “benim önümde durdurma emri yok” diyerek haciz yapması, hadiseye uygun değildir.

  3. İptal Sebebi: İşlemin hukuka uygunluğu sadece mevzuatla ölçülmez; aynı zamanda “somut olaydaki adalete” uygunluğu ile ölçülür.

İcra Organları İşleminde Bir Hakkın Yerine Getirilmemesi:

İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesinde düzenlenen “bir hakkın yerine getirilmemesi” şikayet sebebi, icra dairesinin yasadan veya mahkeme kararından kaynaklanan görevini yapmaktan kaçınmasıdır. İcra dairesi, tarafların kanuni haklarını kullanmalarını sağlamakla yükümlü bir kamu organıdır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, icra hukukunda “sürüncemede bırakma” ile benzer sonuçlar doğursa da, özünde daha pasif ve reddedici bir tavrı ifade eder.

“Bir Hakkın Yerine Getirilmemesi” Nedir?

Bu şikayet sebebi, icra memurunun veya müdürünün “yapması gereken, yasal bir zorunluluğu olan işlemi yapmaması” veya “yasal bir talebi haksız gerekçelerle geri çevirmesi” durumudur. Burada icra dairesi bir işlem yapmaz, bir talebi karşılamaz veya bir hakkın kullanılmasını engeller.

Bu durumun tipik örnekleri şunlardır:

  • Talebin Haksız Reddi: Alacaklının, kanuni şartları taşıyan bir haciz talebini icra müdürünün; “işim çok”, “personel yok”, “takdir yetkimi kullanıyorum” veya “bu borçluya haciz koymam” gibi hukuki dayanaktan yoksun gerekçelerle reddetmesi.

  • Belge Vermekten Kaçınma: Borçlunun veya alacaklının dosyadan örnek isteme, tutanak sureti alma gibi İİK ile güvence altına alınmış haklarının, icra memuru tarafından engellenmesi.

  • İnfazı Yapmama: Bir mahkeme kararının (örneğin taşınmazın tahliyesi veya bir malın teslimi) gereğinin yerine getirilmesi için icra müdürünün gerekli kolluk kuvveti yazışmalarını veya memur görevlendirmelerini yapmaması.

  • İstihkak İddiasını Görmezden Gelme: Bir mal üzerine istihkak iddiası ileri sürüldüğünde, icra müdürünün İİK m. 96 ve devamındaki süreci (dosyayı mahkemeye gönderme, ilgililere süre verme vb.) işletmemesi.

Şikayetin Şartı: Talep ve İmkansızlık

Bu şikayetin oluşabilmesi için kural olarak tarafların icra dairesinden bir talepte bulunmuş olması gerekir.

  1. Talep Şartı: Taraflar yazılı veya sözlü olarak icra dairesinden haklarının yerine getirilmesini istemelidir. Memur, bu talebe rağmen hareketsiz kalırsa veya “hayır, yapmıyorum” derse şikayet yolu açılır.

  2. Yasal Zorunluluk: İcra dairesinin yapmadığı işlem, mutlaka İcra ve İflas Kanunu veya ilgili mevzuat uyarınca onun “yapmakla yükümlü olduğu” bir işlem olmalıdır. Eğer icra müdürünün o işlemi yapma konusunda bir takdir yetkisi varsa ve bunu kullanmışsa, bu durum genellikle şikayet sebebi olmaz (ancak takdir yetkisinin kötüye kullanılması durumu hariç).

Şikayetin Sonucu: İcra Mahkemesinin Yetkisi

İcra Mahkemesi, “hakkın yerine getirilmediğine” kanaat getirirse, sadece şikayeti kabul etmekle kalmaz; icra dairesine “o işlemi yapması konusunda kesin emir” verir.

  • İptal değil, Emretme: Şikayet sebebi “işlemin kanuna aykırılığı” olduğunda mahkeme işlemi iptal eder; ancak “hakkın yerine getirilmemesi” durumunda mahkeme işlemi yaptırır.

  • İcra Memurunun Bağlılığı: Mahkeme kararı, icra müdürü için bağlayıcıdır. Müdürü, işlemi derhal (veya kararda belirtilen sürede) yapmakla yükümlü kılar.

İlgili Yargıtay Kararı : 

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ

Esas No: 2021/4892 Karar No: 2022/2541 Tarih: 10.03.2022

KARAR

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Alacaklı vekili tarafından icra dairesine sunulan haciz talebinin, icra müdürünce “borçluya tebligat parçası dönmeden işlem yapılamayacağı” gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, alacaklı tarafından icra mahkemesine başvurularak şikayet yolu ile ret kararının iptali talep edilmiştir. İcra mahkemesince, icra müdürünün takdir yetkisi olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesi gereğince, icra müdürünün yapmış olduğu işlemlerin veya yapması gerektiği halde yapmadığı işlemlerin şikayet yoluyla denetimi icra mahkemesinin görevindedir.

İcra müdürü, kendisine verilen görevleri kanunun öngördüğü şekilde yerine getirmekle yükümlüdür. Cebri icra sisteminde icra müdürünün takdir yetkisi, kanun ile kendisine tanınan çerçeve ile sınırlıdır. İcra müdürü, alacaklının kanuni haklarını kullanmasını engelleyecek şekilde, kanunda bulunmayan bir şartı (tebligat parçasının dönmesi gibi) öne sürerek talebi reddedemez.

Somut olayda, alacaklı tarafından haciz talebinde bulunulduğu tarihte, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği ve takip kesinleştiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. İcra müdürü, önündeki dosya kapsamını inceleyerek talebin yasaya uygun olup olmadığını denetlemelidir. Dosyada haciz yapılmasına engel bir durum bulunmadığı halde, icra müdürünün kanun dışı bir gerekçe ile talebi reddetmesi, İİK’nın 16/2. maddesi kapsamında “bir hakkın yerine getirilmemesi” niteliğindedir.

İcra Organları İşleminde Bir Hakkın Sebepsiz Sürüncemede Bırakılması :

İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 16/2’de düzenlenen “bir hakkın sebepsiz sürüncemede bırakılması”, icra dairesinin bir işlemi reddetmemekle birlikte, yapması gereken işlemi hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın geciktirmesi, yavaşlatması veya sonuçsuz bırakması halidir. Bu şikayet sebebi, cebri icranın doğasındaki “hız” ve “etkinlik” ilkelerinin korunmasını amaçlar.

Kavramın Tanımı ve Kapsamı

İcra müdürü veya memuru, alacaklının veya borçlunun taleplerini yerine getirirken veya resen yapması gereken işlemleri yürütürken, kanunun öngördüğü sürelerde hareket etmelidir. Eğer icra müdürü, iş yoğunluğu, personel eksikliği veya keyfi tutumlar gibi yasal olmayan gerekçelerle işlemi geciktirirse, bu durum “sürüncemede bırakma” şikayetini doğurur.

Sürüncemede bırakmanın en yaygın örnekleri şunlardır:

  1. Fiili Haciz Talebinin Bekletilmesi: Alacaklının tüm masrafları yatırarak talep ettiği haciz işlemi için, icra dairesinin günlerce veya haftalarca “hazırlık yapıyoruz” veya “programımız yoğun” gibi belirsiz gerekçelerle sahaya çıkmaması.

  2. Yazışma İhmali: Banka, tapu, trafik veya diğer kurumlara gönderilmesi gereken haciz müzekkerelerinin, teknik bir engel bulunmadığı halde sisteme kaydedilmemesi veya ilgili kuruma gönderilmemesi.

  3. Satış Talebinin Sonuçlandırılmaması: Satış talebinin sunulması ve gerekli giderlerin avans olarak yatırılmasına rağmen, icra dairesinin kıymet takdiri yapılması veya satış ilanı için hiçbir adım atmaması.

  4. İtirazın/İstihkakın Gönderilmemesi: İcra dosyasına sunulan itiraz dilekçelerinin veya istihkak iddialarının, ilgili merciye veya mahkemeye gönderilmeden dosyada tutulması.

Şikayetin Niteliği

  • Süreye Tabi Değildir: İİK m. 16/2 uyarınca, “bir hakkın yerine getirilmemesi” veya “hakkın sebepsiz sürüncemede bırakılması” durumunda herhangi bir şikayet süresi yoktur. İşlem devam ettiği sürece, her aşamada şikayet yoluna başvurulabilir.

  • İspat Külfeti: Şikayet edenin, işlemin yapılmadığını ve bu yapılmama durumunun memurun kusurundan kaynaklandığını (örneğin talebin üzerinden makul süreden fazla zaman geçtiğini) ispatlaması gerekir.

Yargıtay’ın Yaklaşımı (Emsal Karar)

Yargıtay, icra müdürünün iş yoğunluğunu “sebepsiz sürüncemede bırakma” için bir savunma olarak kabul etmez. İcra dairesi, iş hacmine uygun personel planlaması yapmakla yükümlüdür.

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2022/6894 Karar No: 2023/1542 Tarih: 09.03.2023

ÖZET: İcra müdürünün, alacaklının talebini yerine getirmeyip süresiz bir şekilde bekletmesi, İİK’nın 16/2. maddesi gereğince “hakkın sebepsiz sürüncemede bırakılması” şikayetini oluşturur. İcra müdürlüğünün iş yoğunluğu, kanuni yükümlülüklerin yerine getirilmemesi için yasal bir mazeret olarak kabul edilemez.

KARAR METNİ:

“Alacaklı vekili tarafından icra dairesine sunulan haciz talebinin, üzerinden makul bir süre geçmesine rağmen yerine getirilmediği ve dosyanın işlemsiz bırakıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. İcra müdürlüğü tarafından ileri sürülen ‘iş yoğunluğu’ gerekçesi, İcra ve İflas Kanunu’nun emredici hükümlerinin uygulanmasını engelleyecek yasal bir mazeret değildir. İcra dairesi, kendisine intikal eden talepleri kanuni süreler içerisinde sonuçlandırmakla yükümlüdür.

Somut olayda, alacaklının yasal süresi içinde yaptığı haciz talebinin, hiçbir haklı neden olmaksızın 20 gün boyunca sürüncemede bırakıldığı tespit edilmiştir. Bu durum, alacaklının bir hakkının sebepsiz yere sürüncemede bırakılması niteliğinde olup şikayetin kabulü ile işlemin derhal yerine getirilmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece şikayetin reddi yönünde hüküm kurulması yasaya aykırıdır.”

SONUÇ:

İcra dairesi işlemleri salt idari bir faaliyet değil, yargısal denetime tabi bir kamu hizmetidir. Şikayet yolu, tarafların icra sürecinde “hukuksuzluğa, keyfiyete ve sürüncemeye” karşı başvurdukları en etkili savunma mekanizmasıdır. İcra müdürünün önündeki dosyayı, kanun hükümlerini ve güncel dosya verilerini bütüncül bir şekilde yönetemediği her durum, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları çerçevesinde şikayet yoluyla düzeltilebilir. Bu denetim, cebri icranın borçlu üzerinde gereksiz baskı kurmasını engellediği gibi, alacaklının da hakkına en hızlı şekilde ulaşmasını temin eder.

Leave a Reply

Call Now Button