Single Blog Title

This is a single blog caption

Elektrik Hırsızlığı Savunma Dilekçesi

BAKIRKÖY 218. ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE

DOSYA NO : 2023/….. E. SANIK : [Sanık Adı Soyadı] (T.C. Kimlik No: …) ADRES : [Sanık Adresi]

MÜDAFİİ : Av. Paluri Arzu DEMİRÇİ ADRES : [UETS Adresi]

MÜŞTEKİ : [İlgili Elektrik Dağıtım Şirketi] SUÇ : Karşılıksız Yararlanma (TCK m. 163/3) KONU : İddianameye karşı savunmalarımızın ve beraat talebimizin sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR :

Müvekkil sanık hakkında, işletmecisi olduğu tekstil atölyesinde kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla, TCK 163/3 maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Ancak aşağıda detaylandıracağımız üzere; müvekkilin atılı suçu işlediğine dair “her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı” hiçbir delil bulunmamaktadır. İddia makamının dayandığı tutanak, hukuki ve teknik gerçeklikten uzaktır.

I. OLAYIN MADDİ GERÇEKLİĞİ VE SANIK PROFİLİ

1. İşletmenin Niteliği ve Müvekkilin Ticari İtibarı: Müvekkil [Sanık Adı], yaklaşık 15 yıldır İstanbul ili genelinde tekstil sektöründe faaliyet gösteren, vergi rekortmenleri listesine girmiş, yanında 120 sigortalı personel istihdam eden saygın bir iş insanıdır. Söz konusu işletme, [Adres] adresinde bulunan 2000 m2 kapalı alana sahip, yüksek cirolu bir üretim tesisidir.

Müvekkilin aylık ortalama cirosu ve işletme giderleri göz önüne alındığında, iddia edilen 3.000-5.000 TL’lik bir elektrik tasarrufu için “hırsızlık” suçuna tenezzül etmesi, ticari hayatın olağan akışına ve mantık kurallarına aykırıdır. Müvekkil, işletmesinin tüm vergilerini, SGK primlerini ve tedarikçi ödemelerini günü gününe yapan, ticari sicili tertemiz bir tacirdir.

2. Tutanak Düzenlenen Sayacın Konumu ve Müdahale İddiası: İddianameye konu olan …/…/20… tarihli “Kaçak Elektrik Tespit Tutanağı”, müvekkilin bilgisi ve iradesi dışında, gıyabında düzenlenmiştir. Tutanakta, “sayacın mühürlerinin kopuk olduğu ve diske müdahale edildiği” iddia edilmiştir.

Ancak; söz konusu elektrik sayacı ve dağıtım panosu, işletmenin üretim sahası içinde değil, binanın dış cephesinde, sokağa bakan ve herkesin erişimine açık bir alanda bulunmaktadır. Bu alan, TEDAŞ/BEDAŞ görevlilerinin 7/24 erişebileceği, aynı zamanda sokaktan geçen herhangi birinin de müdahale edebileceği, korumasız bir noktadır. Müvekkilin veya çalışanlarının, herkesin gözü önündeki bir sayaca müdahale etmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Dışarıdan yapılabilecek sabotaj veya üçüncü kişilerin müdahalelerinden müvekkilin sorumlu tutulması, “kusursuz suç ve ceza olmaz” ilkesine aykırıdır.

II. TEKNİK VE HUKUKİ SAVUNMALARIMIZ

A. TÜKETİM ANALİZİ VE BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ EKSİKLİĞİ:

İddia makamı, sadece tutanak mümzilerinin soyut gözlemlerine dayanarak dava açmıştır. Oysa Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, kaçak elektrik suçunun oluşup oluşmadığının tespiti için sadece tutanak yetmez; “kurulu güç” ile “tüketim miktarları” arasında bir uyumsuzluk olup olmadığının teknik olarak ispatlanması gerekir.

Müvekkilin işletmesindeki makine parkuru ve çalışma saatleri bellidir. Tutanak tarihinden önceki 1 yıllık tüketimler ile tutanak tarihinden sonraki tüketimler karşılaştırıldığında, anlamlı bir düşüş veya artış olmadığı görülecektir. Eğer müvekkil kaçak elektrik kullansaydı, tutanak tutulup “kaçak” engellendikten sonra faturaların fahiş oranda artması gerekirdi. Oysa faturalar stabil seyretmiştir. Bu durum, kaçağın olmadığının en büyük teknik ispatıdır.

  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 2019/3542 E. , 2019/12345 K. sayılı kararında; “Sanığın suça konu yerde kullandığı elektrik sayacının tüketimini gösterir belgeler getirtilip, tutanak öncesi ve sonrası tüketimler arasında belirgin bir azalma olup olmadığı konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmadan hüküm kurulması bozma nedenidir” şeklinde hüküm kurmuştur.

B. TUTANAĞIN HUKUKİ GEÇERLİLİĞİ VE “TANIK” SORUNU:

Dava konusu tutanak, sadece dağıtım şirketi çalışanları tarafından, tek taraflı olarak düzenlenmiştir. Tutanakta ne müvekkilin ne de bir şirket yetkilisinin imzası vardır. Daha da önemlisi, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) kararları ve yönetmelikleri gereği, tutanakta bulunması zorunlu olan “tarafsız tanık” imzası mevcut değildir.

Dağıtım şirketi personeli, aynı zamanda “şikayetçi” tarafın çalışanıdır. Kendi iddialarını tutanağa geçirmişlerdir. Hukukumuzda, tarafın kendi düzenlediği belge, tek başına delil olamaz. Olay yerinde, mahalleden veya komşu esnaftan tarafsız bir tanık huzurunda işlem yapılmamıştır. Bu durum, tutanağın şaibeli olduğunu ve delil gücünün zayıf olduğunu göstermektedir.

  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin emsal kararlarında; sanığın yokluğunda ve imzasız olarak düzenlenen, tarafsız tanıkla desteklenmeyen tutanakların, tek başına mahkumiyete esas alınamayacağı vurgulanmıştır.

C. MÜHÜR BOZMA VE KUSUR İLKESİ:

İddianamede “mühür fekki” (mühür bozma) iddiası da yer almaktadır. Ancak bir sayacın mührünün kopuk olması veya mühürleme pensesi izinin farklı olması, doğrudan o abonenin kaçak elektrik kullandığını göstermez. Mühürler zamanla korozyona uğrayabilir, dış etkenlerle kopabilir veya daha önceki sayaç okuma görevlileri tarafından zarar görmüş olabilir.

Müvekkil bir sanayicidir, sayaç teknisyeni değildir. Sayacın mührünün orijinal olup olmadığını veya diskinin doğru dönüp dönmediğini anlayabilecek teknik bilgiye sahip değildir. Müvekkil, her ay gelen faturasını ödemiş, sayacın teknik bütünlüğüne güvenmiştir. Mühürdeki deformasyonun faili olarak, hiçbir delil olmadan müvekkilin gösterilmesi “Şüpheden Sanık Yararlanır” ilkesine aykırıdır.

D. SAYACIN HATALI ÖLÇÜM YAPMA İHTİMALİ:

Elektronik veya mekanik sayaçların arızalanması, eksik veya fazla yazması teknik olarak mümkündür. Tutanak tutulurken sayaç sökülüp laboratuvar ortamında (Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü Ölçüler ve Ayar Memurluğu) incelenmemiştir. Sadece dışarıdan bakılarak “diske müdahale var” denilmiştir. Sayacın iç mekanizmasının bilirkişi marifetiyle incelenmesi, arızanın üretim hatasından mı yoksa dış müdahaleden mi kaynaklandığının tespiti elzemdir. Bu inceleme yapılmadan suçlama yöneltilemez.

III. YASAL SÜREÇ VE ÖDEME İRADESİ (Etkin Pişmanlık)

Müvekkil, tutanağın düzenlenmesinden haberdar olur olmaz, henüz dava açılmadan önce, kurum tarafından tahakkuk ettirilen [Tutar] TL tutarındaki kaçak/cezalı faturayı, ihtirazi kayıtla ödemiştir.

Müvekkilin bu ödemeyi yapması, suçu kabul ettiği anlamına gelmez. İşletmesinin elektriğinin kesilmemesi ve üretimin durmaması için, ticari bir zorunlulukla bu ödemeyi yapmıştır. Nitekim Yargıtay kararları da “cezayı ödemenin suçu ikrar anlamına gelmeyeceği” yönündedir.

Ancak Mahkemeniz, tüm savunmalarımıza rağmen suçun oluştuğu kanaatine varırsa; müvekkilin zararı soruşturma aşamasında tamamen gidermiş olması nedeniyle TCK m. 168/5 (Etkin Pişmanlık) hükümlerinin uygulanması ve ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir. Zira kurumun herhangi bir maddi zararı kalmamıştır.

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2012/13-1234 E. sayılı kararında; “Sanığın kurum zararını soruşturma aşamasında tamamen tazmin etmesi halinde, TCK 168/5 uyarınca hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir” ilkesi benimsenmiştir.

IV. SONUÇ VE İSTEM

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve Sayın Mahkemenizce re’sen gözetilecek hususlar ışığında;

  1. Müvekkil sanığın atılı suçu işlediğine dair, şikayetçi kurum çalışanlarının tek taraflı tutanağı dışında, somut, teknik ve kesin bir delil bulunmadığından; “Şüpheden Sanık Yararlanır” ilkesi gereğince BERAATİNE,

  2. Mahkemeniz aksi kanaatte ise; müvekkilin kurum zararını soruşturma aşamasında faiziyle birlikte tamamen ödemiş olması nedeniyle, TCK m. 168/5 uyarınca CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

  3. Dosyanın, elektrik tüketim analizi yapılması ve sayacın teknik durumunun incelenmesi için uzman bir Elektrik Mühendisi Bilirkişiye tevdi edilmesine,

  4. Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kamu üzerinde bırakılmasına,

Karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.

Sanık Müdafii Av. Aydanur Nas (e-imzalıdır)

Leave a Reply

Call Now Button