Trafik Kazasında Kusur Oranı Tazminatı Nasıl Etkiler?
Trafik Kazasında Kusur Oranı Nedir?
Trafik kazasında kusur oranı, kazanın meydana gelmesinde tarafların hangi ölçüde sorumlu olduğunu gösteren teknik ve hukuki değerlendirmedir. Bir trafik kazasında taraflardan biri tamamen kusurlu olabileceği gibi, her iki tarafın da belirli oranlarda kusurlu kabul edilmesi mümkündür. Uygulamada kusur oranları çoğunlukla yüzde üzerinden belirlenir. Örneğin bir taraf yüzde 100 kusurlu, diğer taraf kusursuz olabilir. Ya da taraflardan biri yüzde 75, diğeri yüzde 25 kusurlu kabul edilebilir.
Kusur oranı, trafik kazası tazminat davalarının en önemli unsurlarından biridir. Çünkü maddi tazminat hesabında zarar miktarı kadar, bu zararın hangi oranda karşı taraftan talep edilebileceği de önemlidir. Başka bir ifadeyle mağdurun gerçek zararı yüksek olsa bile, kendi kusuru varsa alabileceği tazminat azalabilir.
Trafik kazalarında sorumluluk yalnızca klasik kusur sorumluluğuna dayanmaz. Motorlu aracın işletilmesi nedeniyle doğan zararlar bakımından Karayolları Trafik Kanunu’nda işletenin sorumluluğu ayrıca düzenlenmiştir. Kanuna göre bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, aracın işleteni ve şartları varsa bağlı olduğu teşebbüs sahibi doğan zarardan sorumlu tutulabilir.
Bu nedenle trafik kazalarında kusur oranı yalnızca sürücüler arasındaki teknik bir oran değildir. Aynı zamanda sürücü, araç sahibi, işleten, sigorta şirketi ve bazı durumlarda işveren ya da idare bakımından tazminat sorumluluğunu belirleyen temel ölçüttür.
Kusur Oranı Tazminatı Neden Doğrudan Etkiler?
Trafik kazasında tazminat hesabı yapılırken önce zarar belirlenir, sonra kusur oranı uygulanır. Yani mağdurun uğradığı toplam zarar hesaplandıktan sonra, bu zararın karşı tarafın kusuruna denk gelen bölümü talep edilebilir.
Örneğin bir trafik kazasında mağdurun araç değer kaybı, hasar bedeli, tedavi gideri, gelir kaybı ve diğer zararları toplam 400.000 TL olarak hesaplanmış olsun. Eğer karşı taraf yüzde 100 kusurluysa, mağdur bu zararın tamamını talep edebilir. Ancak karşı taraf yüzde 75 kusurlu, mağdur yüzde 25 kusurluysa, mağdur kural olarak 400.000 TL’nin tamamını değil, 300.000 TL’lik kısmını talep edebilir.
Bu nedenle trafik kazasında kusur oranı, tazminatın matematiksel sonucunu doğrudan belirler. Aynı zarar miktarında dahi kusur oranının değişmesi, alınabilecek tazminatı ciddi şekilde artırabilir veya azaltabilir.
Türk Borçlar Kanunu’nda haksız fiil sorumluluğunun temelinde kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren kişinin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Aynı Kanun’da hâkimin tazminatın kapsamını belirlerken durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını dikkate alacağı belirtilmiştir.
Bu düzenleme, kusurun yalnızca tazminatın varlığını değil, tazminatın kapsamını ve miktarını da etkilediğini göstermektedir.
Yüzde 100 Kusurlu Olan Kişi Tazminat Alabilir mi?
Trafik kazasında bir kişi yüzde 100 kusurlu kabul edilmişse, kural olarak karşı taraftan maddi tazminat talep edemez. Çünkü kazanın meydana gelmesinde tüm sorumluluk kendisine yüklenmiş olur. Örneğin kırmızı ışıkta geçen, tali yoldan kontrolsüz çıkan, arkadan çarpan veya alkollü şekilde kazaya tamamen sebep olan sürücü yüzde 100 kusurlu kabul edilirse, karşı tarafın sigortasından ya da karşı taraftan zarar talep etmesi mümkün olmayabilir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta şudur: İlk kaza tespit tutanağında bir kişinin yüzde 100 kusurlu gösterilmesi, bu sonucun kesin ve değişmez olduğu anlamına gelmez. Kaza tespit tutanakları hatalı düzenlenebilir. Olay yeri yanlış değerlendirilmiş olabilir. Kamera kayıtları incelenmemiş olabilir. Tanık beyanları alınmamış olabilir. Çarpma noktası, fren izi, yol durumu, trafik ışığı fazı veya hız analizi eksik yapılmış olabilir.
Bu nedenle yüzde 100 kusur değerlendirmesi bulunan dosyalarda dahi teknik inceleme yapılmadan kesin kanaate varılmamalıdır. Özellikle yaralanmalı ve ölümlü trafik kazalarında ceza dosyası, bilirkişi raporu, kamera kayıtları ve olay yeri incelemesi mutlaka değerlendirilmelidir.
Eğer yüzde 100 kusur raporu hatalıysa, kusur oranına itiraz edilerek yeni bilirkişi incelemesi talep edilebilir. Kusur oranının yüzde 100’den yüzde 75’e, yüzde 50’ye veya daha düşük bir orana düşmesi, tazminat hakkının tamamen değişmesine neden olabilir.
Kısmi Kusur Hâlinde Tazminat Alınabilir mi?
Trafik kazasında mağdurun kısmi kusurlu olması, tazminat hakkını tamamen ortadan kaldırmaz. Kısmi kusur hâlinde hesaplanan tazminat, karşı tarafın kusur oranı kadar talep edilebilir.
Örneğin bir kazada toplam zarar 1.000.000 TL olarak hesaplanmışsa ve mağdur yüzde 20 kusurlu, karşı taraf yüzde 80 kusurlu ise mağdur kural olarak 800.000 TL tazminat talep edebilir. Aynı şekilde mağdur yüzde 50 kusurlu ise hesaplanan zararın yüzde 50’si talep edilebilir.
Türk Borçlar Kanunu’na göre zarar gören, zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Bu düzenleme, trafik kazalarında müterafik kusur değerlendirmesinin temel dayanaklarından biridir.
Müterafik kusur, zarar görenin kazanın oluşmasına veya zararın artmasına katkıda bulunmasıdır. Örneğin emniyet kemeri takmamak, motosiklet kazasında kask kullanmamak, yaya geçidi varken kontrolsüz şekilde yola çıkmak, hız sınırına uymamak veya kazadan sonra tedavi sürecini ihmal etmek somut olayın özelliklerine göre müterafik kusur tartışmasına neden olabilir.
Ancak müterafik kusur otomatik olarak uygulanmaz. Her olayda davranış ile zarar arasındaki illiyet bağı araştırılmalıdır. Örneğin motosiklet sürücüsünün kask takmaması baş bölgesi yaralanmasında önem taşıyabilir; fakat sadece bacak kırığı bulunan bir dosyada kask takmamanın tazminatı azaltması her zaman doğru olmayacaktır.
Kusur Oranı Maddi Tazminatı Nasıl Etkiler?
Maddi tazminat, trafik kazası nedeniyle oluşan ekonomik zararların giderilmesini amaçlar. Araç hasarı, araç değer kaybı, araç mahrumiyet zararı, tedavi giderleri, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze giderleri maddi tazminat kapsamında değerlendirilebilir.
Kusur oranı maddi tazminatın tamamında etkili olur. Örneğin araç değer kaybı 100.000 TL ise ve karşı taraf yüzde 70 kusurluysa, talep edilebilecek değer kaybı kural olarak 70.000 TL olacaktır. Yaralanmalı kazada sürekli iş göremezlik zararı 2.000.000 TL hesaplanmışsa ve karşı taraf yüzde 60 kusurluysa, talep edilebilecek tazminat 1.200.000 TL’ye düşebilir.
Ölümlü trafik kazalarında da destekten yoksun kalma tazminatı kusur oranından etkilenir. Ölen kişinin veya başka bir tarafın kusuru varsa, destekten yoksun kalanların talep edebileceği maddi tazminat bu orana göre azaltılabilir. Ancak destekten yoksun kalma tazminatı, desteğini kaybeden kişilerin kendi şahsında doğan bağımsız bir hak olduğundan, her dosyada kusur ve destek ilişkisi ayrı ayrı incelenmelidir.
Maddi tazminat hesabında izlenecek temel yöntem şudur:
Önce gerçek zarar belirlenir.
Sonra kusur oranı uygulanır.
Daha sonra varsa sigorta limiti, önceki ödemeler, temerrüt tarihi ve faiz değerlendirilir.
Bu nedenle kusur oranı hatalı belirlenmişse, aktüerya hesabı doğru olsa bile sonuç yanlış çıkar. Hatalı kusur oranı, mağdurun tazminatını ciddi şekilde düşürebilir.
Kusur Oranı Manevi Tazminatı Nasıl Etkiler?
Manevi tazminat, kazadan zarar gören kişinin yaşadığı acı, elem, ızdırap, korku, psikolojik yıkım ve yaşam kalitesindeki düşüş nedeniyle talep edilir. Yaralanmalı kazalarda bizzat yaralanan kişi manevi tazminat isteyebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde yakınlar da manevi tazminat talep edebilir.
Türk Borçlar Kanunu m.56’ya göre bedensel bütünlüğün zedelenmesi hâlinde hâkim, olayın özelliklerini dikkate alarak zarar görene uygun miktarda manevi tazminat ödenmesine karar verebilir; ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde yakınlar lehine de manevi tazminat mümkündür.
Manevi tazminatta kusur oranı önemli olmakla birlikte, hesaplama maddi tazminattaki gibi tamamen matematiksel değildir. Hâkim; kazanın oluş şekli, kusurun ağırlığı, yaralanmanın niteliği, tedavi süreci, kalıcı sakatlık, ölüm, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, olayın mağdur üzerindeki etkisi ve hakkaniyet ilkelerini birlikte değerlendirir.
Örneğin sürücünün kırmızı ışıkta geçerek yayaya çarpması, alkollü araç kullanması, aşırı hız yapması veya okul geçidinde çocuğa çarpması hâlinde kusurun ağırlığı manevi tazminat miktarını artıran bir unsur olabilir. Buna karşılık mağdurun da kazaya belirli ölçüde katkısının bulunması, manevi tazminatın takdirinde dikkate alınabilir.
Manevi tazminat bir zenginleşme aracı değildir; ancak mağdurun yaşadığı ağır travmayı önemsizleştirecek kadar düşük de belirlenmemelidir. Bu nedenle kusur oranı, manevi tazminat bakımından hâkimin takdirini yönlendiren temel faktörlerden biridir.
Sigorta Şirketi Kusur Oranına Göre mi Ödeme Yapar?
Zorunlu trafik sigortası, kusurlu aracın üçüncü kişilere verdiği zararları poliçe limiti dahilinde karşılar. Bu nedenle sigorta şirketi ödeme yaparken kusur oranını dikkate alır. Karşı tarafın kusuru ne kadarsa, sigorta şirketinin sorumluluğu da kural olarak o oranda gündeme gelir.
Örneğin kazada karşı taraf yüzde 100 kusurluysa, sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde zararın tamamından sorumlu olabilir. Karşı taraf yüzde 50 kusurluysa, sigorta şirketi de zararın yüzde 50’si bakımından ödeme yapmak isteyecektir.
Ancak sigorta şirketinin esas aldığı kusur oranı her zaman doğru olmayabilir. Sigorta şirketi, kaza tespit tutanağına veya kendi eksper değerlendirmesine dayanarak ödeme yapabilir. Bu değerlendirme eksik veya hatalıysa, sigorta şirketinin ödeme miktarı da eksik olur.
Karayolları Trafik Kanunu m.97 uyarınca zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde dava yoluna gitmeden önce sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunmalıdır. Sigorta şirketi başvuruya yasal süre içinde cevap vermez veya verilen cevap talebi karşılamazsa dava ya da Sigorta Tahkim Komisyonu yolu gündeme gelir. Sigorta Tahkim Komisyonu da trafik sigortasında sigorta şirketine başvuru sonrası 15 gün içinde cevap verilmemesi veya cevabın talebi karşılamaması hâlinde başvuru yapılabileceğini açıklamaktadır.
Bu nedenle sigorta şirketinin eksik ödeme yapması hâlinde kusur oranı ayrıca incelenmeli, gerekirse tahkim veya dava yolunda yeni kusur raporu alınması talep edilmelidir.
Kusur Raporu Nedir?
Kusur raporu, trafik kazasının meydana geliş şekline göre tarafların kusur oranlarını değerlendiren teknik rapordur. Bu rapor polis, jandarma, sigorta eksperi, bilirkişi, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi veya mahkemece görevlendirilen uzman bilirkişiler tarafından hazırlanabilir.
Kusur raporu hazırlanırken olay yeri krokisi, kaza tespit tutanağı, araçların hasar bölgeleri, çarpma noktası, fren izi, hız, yol durumu, trafik işaretleri, hava ve görüş koşulları, kamera kayıtları, tanık beyanları ve taraf ifadeleri değerlendirilir.
Ancak her kusur raporu doğru değildir. Rapor eksik belgeye dayanabilir. Kamera kaydı incelenmemiş olabilir. Çarpma noktası hatalı kabul edilmiş olabilir. Trafik levhası veya ışık fazı dikkate alınmamış olabilir. Sürücü beyanlarına gereğinden fazla değer verilmiş olabilir. Bu nedenle özellikle yüksek tazminat potansiyeli bulunan yaralanmalı ve ölümlü kazalarda kusur raporu dikkatle incelenmelidir.
Kusur raporunda yalnızca sonuç kısmına bakmak yeterli değildir. Raporun gerekçesi, hangi delillere dayandığı, hangi trafik kurallarının ihlal edildiği, olayın teknik analizinin yapılıp yapılmadığı ve kusur oranının neden bu şekilde belirlendiği değerlendirilmelidir.
Kusur Raporuna İtiraz Edilebilir mi?
Trafik kazasında kusur raporuna itiraz edilebilir. Kaza tespit tutanağında veya bilirkişi raporunda tarafınıza haksız kusur verilmişse, bunun teknik ve hukuki gerekçelerle düzeltilmesi istenebilir.
Kusur raporuna itiraz ederken genel ifadeler yeterli değildir. “Rapora itiraz ediyoruz” demek yerine, raporun hangi yönlerden hatalı olduğu açıkça gösterilmelidir. Örneğin çarpma noktası yanlış değerlendirilmişse, kamera kaydı rapora yansıtılmamışsa, yol önceliği hatalı yorumlanmışsa, hız tespiti yapılmamışsa, yaya geçidi dikkate alınmamışsa veya trafik ışığı fazı araştırılmamışsa bunlar somut olarak belirtilmelidir.
İtirazda şu deliller özellikle önemlidir:
Kamera kayıtları,
Olay yeri fotoğrafları,
Araçların hasar fotoğrafları,
Tanık beyanları,
Trafik ışık döngüsü kayıtları,
MOBESE veya işyeri kamera görüntüleri,
Ceza dosyası evrakları,
Ekspertiz raporları,
Yol krokisi ve trafik levhaları,
Hız ve fren izi incelemesi.
Mahkeme veya Sigorta Tahkim Komisyonu, itirazı yerinde görürse yeni bilirkişi raporu alabilir. Bazı dosyalarda farklı raporlar arasında çelişki doğabilir. Bu durumda çelişkinin giderilmesi için ek rapor veya yeni heyet raporu istenebilir.
Kaza Tespit Tutanağındaki Kusur Kesin midir?
Kaza tespit tutanağı önemli bir delildir; ancak her zaman kesin ve bağlayıcı değildir. Tarafların kendi aralarında düzenlediği maddi hasarlı kaza tespit tutanakları veya polis/jandarma tarafından düzenlenen tutanaklar, kazanın ilk tespitine ilişkindir. Bu tutanaklarda hata yapılması mümkündür.
Özellikle şu durumlarda kaza tespit tutanağına itiraz gerekebilir:
Trafik ışığı yanlış değerlendirilmişse,
Yaya geçidi veya okul geçidi dikkate alınmamışsa,
Araçların konumu hatalı çizilmişse,
Kusur oranı olayın oluşuna aykırıysa,
Tanık beyanları alınmamışsa,
Kamera kaydı incelenmemişse,
Yol önceliği hatalı yorumlanmışsa,
Sürücülerden birinin beyanı esas alınmışsa,
Tutanak olay yerindeki fiziki izlerle çelişiyorsa.
Tazminat davasında veya tahkim sürecinde kaza tespit tutanağına rağmen yeni kusur incelemesi yapılması mümkündür. Bu nedenle mağdurun sırf tutanakta kusurlu gösterildiği için tazminat hakkından vazgeçmesi doğru değildir.
Kusur Oranı Araç Değer Kaybını Nasıl Etkiler?
Araç değer kaybı, trafik kazası sonrasında onarılan aracın ikinci el piyasa değerinde meydana gelen azalmadır. Araç tamir edilmiş olsa bile hasar kaydı nedeniyle piyasa değeri düşebilir. Bu zarar da kusur oranına göre talep edilir.
Örneğin aracın değer kaybı 120.000 TL olarak hesaplanmışsa ve karşı taraf yüzde 100 kusurluysa bu miktarın tamamı talep edilebilir. Ancak karşı taraf yüzde 50 kusurluysa talep edilebilecek değer kaybı 60.000 TL olacaktır.
Araç değer kaybında kusur kadar aracın yaşı, kilometresi, hasar geçmişi, değişen veya boyanan parçalar, kaza öncesi piyasa değeri ve onarım sonrası piyasa değeri de önemlidir. Ancak hangi yöntemle hesaplanırsa hesaplansın, karşı tarafın kusur oranı nihai tazminatı belirleyen ana faktörlerden biridir.
Sigorta şirketleri değer kaybı başvurularında çoğu zaman kusur oranını esas alarak ödeme yapar. Eğer kusur oranı hatalı belirlenmişse, değer kaybı ödemesi de eksik olacaktır. Bu durumda önce kusur oranına, ardından değer kaybı hesabına itiraz edilmelidir.
Kusur Oranı Yaralanmalı Trafik Kazalarında Nasıl Etki Eder?
Yaralanmalı trafik kazalarında kusur oranının etkisi çok daha büyük olabilir. Çünkü yaralanmalı dosyalarda tazminat kalemleri yalnızca araç hasarından ibaret değildir. Tedavi giderleri, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, ekonomik geleceğin sarsılması ve manevi tazminat gibi birçok kalem gündeme gelir.
Özellikle sürekli iş göremezlik tazminatında kusur oranı son derece önemlidir. Kişinin maluliyet oranı, yaşı, geliri ve mesleği dikkate alınarak yüksek miktarda tazminat hesaplanabilir. Ancak mağdurun kusuru varsa, hesaplanan miktar karşı tarafın kusuru oranında talep edilebilir.
Örneğin 30 yaşındaki bir motosiklet sürücüsünün sürekli iş göremezlik zararı 3.000.000 TL hesaplanmış olsun. Karşı taraf yüzde 100 kusurluysa bu zarar tam talep edilebilir. Ancak motosiklet sürücüsü yüzde 40 kusurlu kabul edilirse talep edilebilecek maddi tazminat 1.800.000 TL’ye düşebilir.
Bu nedenle yaralanmalı kazalarda kusur raporu, maluliyet raporu kadar önemlidir. Hatta çoğu zaman dosyanın sonucunu belirleyen iki ana rapor kusur raporu ve maluliyet raporudur.
Kusur Oranı Ölümlü Trafik Kazalarında Nasıl Etki Eder?
Ölümlü trafik kazalarında destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri ve manevi tazminat gündeme gelir. Türk Borçlar Kanunu m.53, ölüm hâlinde cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybı ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin uğradıkları zararların talep edilebileceğini düzenler.
Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken ölen kişinin yaşı, geliri, destek olduğu kişiler, destek payları, kusur oranı ve aktüeryal kriterler dikkate alınır. Eğer ölen kişi kazada kısmi kusurluysa, destekten yoksun kalanların talep edebileceği maddi tazminat bu kusur oranına göre azalabilir.
Örneğin ölen kişinin desteğinden yoksun kalan eş ve çocuklar için toplam 4.000.000 TL zarar hesaplanmış olsun. Karşı taraf yüzde 75 kusurlu, ölen kişi yüzde 25 kusurlu kabul edilirse talep edilebilecek maddi tazminat kural olarak 3.000.000 TL olacaktır.
Manevi tazminatta da ölen kişinin ve karşı tarafın kusuru önemlidir. Özellikle karşı tarafın ağır kusurlu olması, alkollü araç kullanması, aşırı hız yapması, kırmızı ışık ihlali veya yaya geçidinde çarpma gibi durumlar manevi tazminatın takdirinde etkili olabilir.
Yaya Kazalarında Kusur Oranı
Yaya kazalarında kusur oranı özel önem taşır. Çünkü yaya, motorlu araca göre daha korunmasızdır. Sürücüler özellikle yaya geçidi, okul geçidi, kavşak, durak, pazar yeri, hastane çevresi ve kalabalık alanlarda daha dikkatli davranmak zorundadır.
Karayolları Trafik Kanunu’nda sürücülerin, görevli kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan ancak trafik işaretleriyle belirlenmiş yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamaları ve geçen ya da geçmek üzere bulunan yayalara ilk geçiş hakkını vermeleri gerektiği düzenlenmiştir.
Bu nedenle yaya geçidinde meydana gelen kazalarda sürücünün kusuru ağırlaşabilir. Ancak yaya kırmızı ışıkta geçmiş, aniden yola çıkmış veya yakınında yaya geçidi olmasına rağmen kontrolsüz şekilde taşıt yolundan geçmişse yayanın kusuru da tartışılabilir.
Yaya kazalarında kusur değerlendirmesi yapılırken yayanın yaşı, olay yeri, trafik ışığı, yaya geçidi, görüş mesafesi, sürücünün hızı, yol durumu ve kamera kayıtları birlikte değerlendirilmelidir. Çocuk, yaşlı veya engelli yayalar bakımından sürücüden beklenen dikkat düzeyi daha yüksek olabilir.
Motosiklet Kazalarında Kusur Oranı
Motosiklet kazalarında kusur oranı genellikle daha tartışmalıdır. Çünkü motosikletler trafikte daha küçük, daha hareketli ve daha korunmasız araçlardır. Sürücülerin motosikletleri fark etme yükümlülüğü olduğu gibi, motosiklet sürücülerinin de hız, şerit, takip mesafesi ve güvenli sürüş kurallarına uyması gerekir.
Motosiklet kazalarında sık karşılaşılan kusur tartışmaları şunlardır:
Şerit ihlali,
Ani manevra,
Kavşakta dönüş,
Araç kapısı açılması,
Tali yoldan çıkış,
Hatalı sollama,
Kırmızı ışık ihlali,
Emniyet şeridi kullanımı,
Aşırı hız,
Takip mesafesine uymama.
Motosiklet sürücüsünün kask takmaması da bazı dosyalarda müterafik kusur olarak ileri sürülebilir. Ancak kask takmamanın tazminata etkisi, yaralanmanın niteliğine göre değerlendirilmelidir. Baş yaralanması yoksa kask takmamanın tazminatı azaltması her zaman yerinde olmayabilir.
Kusur Oranı Değişirse Tazminat Değişir mi?
Evet. Kusur oranı değişirse tazminat miktarı da değişir. Bu nedenle kusur raporuna itiraz etmek, birçok trafik kazası dosyasında en kritik hamledir.
Örneğin sigorta şirketi, yüzde 50 kusur üzerinden 250.000 TL ödeme teklif etmiş olabilir. Ancak yeni bilirkişi raporuyla karşı tarafın yüzde 100 kusurlu olduğu tespit edilirse, aynı zarar kalemi için talep edilebilecek miktar iki katına çıkabilir.
Aynı şekilde yaralanmalı trafik kazasında yüzde 30 kusurlu kabul edilen mağdur, itiraz sonucu kusursuz kabul edilirse, sürekli iş göremezlik tazminatı ciddi şekilde artabilir. Bu nedenle sigorta şirketinin ilk değerlendirmesi, kaza tespit tutanağı veya ilk bilirkişi raporu her zaman nihai sonuç olarak kabul edilmemelidir.
Kusur Oranına İtiraz İçin Ne Yapılmalıdır?
Kusur oranına itiraz etmek için öncelikle dosyadaki tüm deliller toplanmalıdır. Kaza tespit tutanağı, olay yeri fotoğrafları, kamera kayıtları, araç hasar fotoğrafları, tanık beyanları, hastane kayıtları, ceza dosyası ve ekspertiz raporları birlikte incelenmelidir.
İtiraz dilekçesinde yalnızca raporun kabul edilmediği belirtilmemeli; teknik hata açıkça gösterilmelidir. Örneğin:
“Raporda çarpma noktası hatalı belirlenmiştir.”
“Yaya geçidi dikkate alınmamıştır.”
“Kamera kayıtları incelenmeden kanaat oluşturulmuştur.”
“Trafik ışık fazları araştırılmamıştır.”
“Fren izi ve hız değerlendirmesi yapılmamıştır.”
“Tanık beyanları rapora yansıtılmamıştır.”
“Araçların son konumu ile hasar bölgeleri çelişkili değerlendirilmiştir.”
Bu şekilde somut itiraz yapılması, yeni rapor alınması ihtimalini güçlendirir.
Trafik Kazasında Kusur Oranı ve Zamanaşımı
Kusur oranı tartışması yapılırken zamanaşımı süreleri de gözden kaçırılmamalıdır. Karayolları Trafik Kanunu m.109’a göre motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza gününden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Eğer olay cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş ve ceza kanununda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse, bu süre maddi tazminat talepleri için de uygulanır.
Bu nedenle kusur raporuna itiraz, sigorta başvurusu, tahkim ve dava süreci geciktirilmemelidir. Özellikle yaralanmalı ve ölümlü trafik kazalarında ceza dosyası da takip edilmeli, süreler dikkatle yönetilmelidir.
Trafik Kazalarında Kusur Oranı Konusunda Sık Yapılan Hatalar
Trafik kazalarında en sık yapılan hata, kaza tespit tutanağındaki kusur oranını kesin kabul etmektir. Oysa tutanak hatalı olabilir ve teknik bilirkişi incelemesiyle değişebilir.
İkinci hata, sigorta şirketinin belirlediği kusur oranına itiraz etmemektir. Sigorta şirketi çoğu zaman kendi ödeme sorumluluğunu azaltacak şekilde değerlendirme yapabilir.
Üçüncü hata, kusur oranı ile tazminat hesabını ayrı ayrı değerlendirmemektir. Gerçek zarar yüksek olsa bile kusur oranı hatalıysa tazminat eksik alınır.
Dördüncü hata, manevi tazminatta kusurun etkisini küçümsemektir. Ağır kusur, özellikle ölümlü ve ağır yaralanmalı kazalarda manevi tazminat miktarını etkileyebilir.
Beşinci hata, kamera kayıtlarını zamanında toplamamaktır. Birçok işyeri, site, MOBESE veya araç kamerası kaydı kısa sürede silinebilir. Bu nedenle deliller kazadan hemen sonra toplanmalıdır.
Altıncı hata, ceza dosyasını takip etmemektir. Ceza dosyasında alınan kusur raporu, tanık beyanları ve kamera kayıtları tazminat davasında son derece önemlidir.
Sonuç
Trafik kazasında kusur oranı, tazminat davasının en belirleyici unsurlarından biridir. Araç hasarı, değer kaybı, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, destekten yoksun kalma ve diğer maddi zararlar, kusur oranına göre talep edilir. Manevi tazminatta da kusurun ağırlığı hâkimin takdirini doğrudan etkiler.
Yüzde 100 kusurlu kabul edilen kişinin tazminat alması kural olarak mümkün olmayabilir. Ancak ilk kusur değerlendirmesi hatalıysa bu sonuca itiraz edilebilir. Kısmi kusur hâlinde ise tazminat hakkı tamamen ortadan kalkmaz; hesaplanan zarar karşı tarafın kusur oranına göre talep edilir.
Bu nedenle trafik kazası sonrası yapılması gereken ilk işlerden biri, kusur oranının doğru belirlenip belirlenmediğini kontrol etmektir. Kaza tespit tutanağı, kamera kayıtları, tanık beyanları, ceza dosyası, olay yeri fotoğrafları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak kusur oranı doğru belirlenmeden trafik kazası tazminat dosyasının gerçek değeri ortaya çıkmaz. Sigorta şirketinin ilk ödeme teklifi, kaza tespit tutanağı veya ilk bilirkişi raporu her zaman kesin kabul edilmemeli; hatalı kusur değerlendirmesi varsa teknik ve hukuki itiraz yolları kullanılmalıdır. Doğru kusur analizi, mağdurun gerçek zararına ulaşabilmesi için tazminat sürecinin en kritik aşamasıdır.