Arkadaşıma Kefil Oldum, Borcunu Ödemiyor: Bütün Borç Benden Tahsil Edilebilir mi? (2026)
Arkadaşlık, akrabalık veya ticari ilişkiler nedeniyle bir başkasının borcuna kefil olmak, günlük hayatta sıklıkla karşılaşılan hukuki işlemlerden biridir. Özellikle banka kredileri, araç alımları, kira sözleşmeleri ve ticari borçlarda kişiler, güvendikleri yakınlarının borçlarına kefil olabilmektedir.
Ancak asıl borçlunun ödeme yapmaması durumunda kefil olan kişi, beklemediği miktarda borç ve icra takibiyle karşı karşıya kalabilir.
Bu durumda “Arkadaşıma kefil oldum, borcunu ödemiyor, ne yapmalıyım?”, “Kefil olduğum borcun tamamını ödemek zorunda mıyım?”, “Banka önce asıl borçluya mı gitmek zorunda?” ve “Kefil olduğum borçtan nasıl kurtulabilirim?” soruları gündeme gelmektedir.
Türk hukukunda kefalet sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 581 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kefalet, kişinin başka bir kişinin borcunu ifa etmemesi durumunda alacaklıya karşı kişisel sorumluluk üstlenmesini ifade eder.
Kefil olan kişi, kanuni şartların bulunması hâlinde asıl borçlunun ödemediği borçtan sorumlu tutulabilir. Ancak bu sorumluluk sınırsız değildir ve her kefilden doğrudan borcun tamamı talep edilemez.
Kefaletin adi veya müteselsil olması, sözleşmenin şekil şartlarına uygunluğu, kefalet limiti, eşin rızası ve alacaklının takip koşulları bu konuda belirleyicidir.
Bu yazımızda kefilin hangi borçlardan sorumlu olduğunu, müteselsil kefaletin sonuçlarını, kefilin kendi malvarlığına haciz uygulanıp uygulanamayacağını, geçersiz kefalet sözleşmelerini ve ödenen borcun asıl borçludan geri alınmasını ayrıntılı olarak ele alacağız.
1. Arkadaşıma Kefil Oldum, Borcunu Ödemiyorsa Ben mi Ödemek Zorundayım?
Bir kişinin arkadaşına kefil olması, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumunda kefilin sorumluluğunu gündeme getirebilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 581. maddesine göre kefalet sözleşmesi, kefilin borçlunun alacaklıya karşı borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.
Örneğin Mehmet, bankadan 500.000 TL kredi kullanmış ve arkadaşı Ahmet bu krediye kefil olmuş olabilir.
Mehmet kredi taksitlerini ödemediğinde banka, kefaletin türüne ve sözleşmenin geçerliliğine göre Ahmet’e başvurabilir.
Ancak Ahmet’in kefil sıfatıyla imza atmış olması, bankanın her koşulda doğrudan Ahmet’in bütün malvarlığına başvurabileceği anlamına gelmez.
Öncelikle kefalet sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, hangi miktar için kefalet verildiği ve alacaklının doğrudan kefile başvurma hakkının bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
2. Kefil Olduğum Borcun Tamamını Ödemek Zorunda mıyım?
Kefilin sorumluluğu, kural olarak kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktarla sınırlıdır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 589. maddesi uyarınca kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur.
Örneğin asıl borçlunun toplam borcu 800.000 TL olsa bile kefalet sözleşmesinde kefilin sorumluluğu 300.000 TL ile sınırlandırılmışsa, kefilden kefalet ilişkisi kapsamında 800.000 TL talep edilmesi kural olarak mümkün değildir.
Ancak kefalet limitinin kapsamına asıl borç, kanuni şartları bulunan faiz ve diğer ferî borçların hangi ölçüde dâhil olduğu ayrıca değerlendirilir.
Özellikle sözleşmede kefalet limitiyle birlikte faiz, masraf ve cezai şartlara ilişkin hükümler bulunuyorsa bunların kanuna uygunluğu araştırılmalıdır.
Dolayısıyla kefil, her durumda asıl borçlunun bütün borçlarından sınırsız sorumlu değildir.
3. Adi Kefalet ile Müteselsil Kefalet Arasındaki Fark Nedir?
Türk hukukunda kefaletin türü, alacaklının kefile hangi şartlarda başvurabileceğini doğrudan etkiler.
Adi kefalet ve müteselsil kefalet karşılaştırması
| Konu | Adi kefalet | Müteselsil kefalet |
| Kanuni dayanak | TBK m. 585 | TBK m. 586 |
| Önce asıl borçluya başvurma | Kural olarak gerekir; istisnalar vardır | Kanuni şartlarla doğrudan kefile başvurulabilir |
| Kefilin sorumluluk sınırı | Azami kefalet miktarı | Azami kefalet miktarı |
| Özel şekil şartı | Yazılı şekil, el yazısıyla miktar ve tarih | Bunlara ek olarak müteselsil kefalet sıfatının el yazısıyla belirtilmesi |
Adi kefalette alacaklı, kanunda öngörülen istisnalar dışında önce asıl borçluya başvurmalıdır.
Müteselsil kefalette ise asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içerisinde bulunması hâlinde alacaklı, asıl borçluyu takip etmeden kefile başvurabilir.
Bu nedenle kefalet sözleşmesinde “müteselsil kefil” ifadesinin bulunması hukuki sonuçlar bakımından büyük önem taşır.
4. Müteselsil Kefil Oldum, Banka Önce Asıl Borçluya Gitmek Zorunda mı?
Müteselsil kefalette banka veya diğer alacaklılar, belirli şartlar altında asıl borçluya karşı icra takibi başlatmadan doğrudan kefile başvurabilir.
TBK’nin 586. maddesi uyarınca bunun için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içerisinde olması gerekir.
Örneğin bir kişi arkadaşının ticari kredisine müteselsil kefil olmuş olabilir.
Asıl borçlunun borcunu ödememesi ve kanuni başvuru şartlarının gerçekleşmesi hâlinde banka, asıl borçluya karşı haciz işlemleri yapmadan kefili takip edebilir.
Ancak müteselsil kefalet bakımından da kefalet sözleşmesinin geçerli olması, kefalet limitinin aşılmaması ve varsa rehinlere ilişkin özel kuralların dikkate alınması gerekir.
Dolayısıyla müteselsil kefalet, kefilin hiçbir savunma hakkı bulunmadığı anlamına gelmez.
5. Kefalet Sözleşmesinin Geçerli Olması İçin Hangi Şartlar Gereklidir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesinde kefalet sözleşmesinin geçerliliği bakımından özel şekil şartları öngörülmüştür.
Bu düzenleme kapsamında:
-
Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalıdır.
-
Kefilin sorumlu olacağı azami miktar belirtilmelidir.
-
Kefalet tarihi bulunmalıdır.
-
Azami kefalet miktarı kefilin kendi el yazısıyla yazılmalıdır.
-
Kefalet tarihi kefilin kendi el yazısıyla belirtilmelidir.
-
Müteselsil kefalet kararlaştırılmışsa bu sıfat veya aynı anlama gelen ifade kefilin kendi el yazısıyla yazılmalıdır.
Bu şartların eksik olması, kefaletin geçerliliğini etkileyebilir.
Örneğin bankanın hazırladığı standart kredi sözleşmesinde kefalet limiti ve kefalet tarihi yalnızca bilgisayar çıktısı olarak bulunuyorsa, TBK m. 583 kapsamında geçerlilik sorunu gündeme gelebilir.
Ancak özellikle müteselsil kefalet ifadesinin el yazısıyla bulunmaması hâlinde, adi kefaletin diğer şartları mevcutsa sözleşmenin adi kefalet olarak değerlendirilmesi de söz konusu olabilir.
6. Kefalet Sözleşmesinde El Yazısı Yoksa Kefillik Geçersiz Olur mu?
Kefalet sözleşmesinin geçerliliğinde el yazısı şartı son derece önemlidir.
TBK m. 583 kapsamında azami sorumluluk miktarı ve kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısıyla belirtilmesi gerekir.
Bu şartların yerine getirilmemesi, kefalet sözleşmesinin geçersizliği sonucunu doğurabilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1523 E., 2023/5569 K.
Karara konu uyuşmazlıkta genel kredi ve teminat sözleşmesindeki kefalet limiti, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet ibaresinin kefilin kendi el yazısıyla yazılıp yazılmadığı incelenmiştir.
Yapılan teknik incelemede zorunlu el yazısı unsurlarının kefile ait olmadığı tespit edilmiş ve kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşımadığı kabul edilmiştir.
Bu karar, kefalet sözleşmesinde yalnızca imzanın bulunmasının her durumda yeterli olmadığını göstermektedir.
Dolayısıyla kefil sıfatıyla imza atmış olan kişi, hukuki uyuşmazlık hâlinde sözleşmedeki zorunlu unsurların kendi el yazısıyla düzenlenip düzenlenmediğini incelemelidir.
7. Eşimin Rızası Olmadan Kefil Oldum, Kefalet Geçerli mi?
Türk Borçlar Kanunu’nun 584. maddesi uyarınca, kanuni istisnalar dışında evli kişilerin kefil olabilmesi için eşin yazılı rızası gerekmektedir.
Bu rızanın kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması sırasında verilmiş olması gerekir.
Örneğin evli bir kişinin arkadaşının banka kredisine kefil olduğu, ancak eşinin yazılı rızasının alınmadığı düşünülebilir.
Bu durumda kanundaki istisnalardan biri mevcut değilse kefalet sözleşmesinin geçersizliği gündeme gelebilir.
Ancak ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi, ticaret şirketinin ortak veya yöneticisi tarafından işletme ya da şirketle ilgili verilen kefaletlerde ve kanunun öngördüğü diğer bazı hâllerde eşin rızası aranmayabilir.
Bu nedenle eş rızası bulunmayan her kefalet sözleşmesinin otomatik olarak geçersiz olduğu sonucuna varılmamalıdır.
8. Kefil Olduğum Borç İçin Evime veya Maaşıma Haciz Konulabilir mi?
Geçerli bir kefalet sözleşmesinden kaynaklanan borç nedeniyle kefile karşı kanuni şartlar çerçevesinde icra takibi başlatılabilir.
Kefilin borçtan sorumlu olması ve takibin haciz aşamasına ulaşması hâlinde malvarlığına yönelik cebrî icra işlemleri gündeme gelebilir.
Örneğin kefilin banka hesapları, taşınır malları veya taşınmazları üzerinde haciz işlemleri uygulanması mümkün olabilir.
Ancak haczedilemezlik hükümleri ve diğer icra hukuku sınırlamaları dikkate alınmalıdır.
Maaş haczinde ise İcra ve İflas Kanunu’nun 83. maddesi ve ilgili diğer hükümler uygulanır.
Bu nedenle kefil olunan borç nedeniyle maaşa veya eve haciz gelmesi hukuken mümkün olmakla birlikte, her malvarlığı değerine sınırsız şekilde haciz uygulanabileceği söylenemez.
9. Arkadaşıma Kefil Oldum Ama Hiçbir Para Almadım. Yine de Borçlu Sayılır mıyım?
Kefalet ilişkisinde kefilin borçtan sorumlu tutulabilmesi için kredi veya ödünç paranın doğrudan kefilin hesabına yatırılması gerekmez.
Kefaletin özelliği, bir başkasının borcunun ifa edilmemesinin sonuçlarından sorumluluk üstlenilmesidir.
Örneğin arkadaşınız bankadan 400.000 TL kredi kullanmış ve kredi tutarı yalnızca arkadaşınızın hesabına yatırılmış olabilir.
Sizin hiçbir para almamış olmanız, geçerli kefalet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğunuzu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Ancak kefaletin geçersizliği, sorumluluk limitinin aşılması veya diğer kanuni savunma nedenleri söz konusu olabilir.
Bu nedenle “Parayı ben almadım” savunması tek başına yeterli olmayabilir.
10. Kefil Olduğum Borçta Faiz ve İcra Masraflarından da Sorumlu muyum?
Kefilin sorumluluğu, yalnızca asıl borç tutarından ibaret olmayabilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 589. maddesi, kefilin asıl borçla bağlantılı bazı ferî yükümlülüklerden de sorumluluğunu düzenlemektedir.
Bu kapsamda kanuni şartlara göre faiz, takip ve dava giderleri gibi kalemler sorumluluk kapsamına girebilir.
Ancak kefilin sözleşmede belirtilen azami sorumluluk sınırı önemini korur.
Örneğin 500.000 TL limitli kefalet sözleşmesinde asıl borç, faiz ve masraf kalemlerinin toplamı 700.000 TL’ye ulaşmış olabilir.
Bu durumda kefilin sorumluluğunun kapsamı, kanuni hükümler ve kefalet limiti esas alınarak değerlendirilmelidir.
Özellikle kefilin kendi temerrüdünden kaynaklanan sonuçlar ile asıl borçlunun borcunun ferîleri ayrı hukuki değerlendirmeler gerektirebilir.
11. Kefil Olduğum Borcu Ödersem Arkadaşımdan Geri Alabilir miyim?
Evet. Kefil, geçerli kefalet sözleşmesi nedeniyle alacaklıya ödeme yapmışsa, kanuni şartlar çerçevesinde ödediği tutarı asıl borçludan geri isteyebilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 596. maddesi kapsamında kefil, alacaklıya ödeme yaptığı ölçüde alacaklının haklarına halef olur.
Örneğin bir kişi arkadaşının 300.000 TL tutarındaki borcuna kefil olmuş ve borç ödenmediği için bankaya 300.000 TL ödeme yapmış olabilir.
Bu durumda kefilin, ödediği tutarı asıl borçludan talep etmesi mümkündür.
Ancak kefilin asıl borçluya karşı sahip olduğu savunmalar, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve kefilin ödeme yapmadan önce ileri sürmesi gereken def’iler de önem taşır.
Kefil, ödediği borcu geri alabilmek için asıl borçluya karşı icra takibi veya alacak davası yoluna başvurabilir.
Bu nedenle kefalet borcu ödenirken ödeme dekontlarının ve ilgili diğer belgelerin muhafaza edilmesi önemlidir.
12. Kefil Olduğum Borç İçin İcra Takibi Gelirse Ne Yapmalıyım?
Kefil hakkında icra takibi başlatılması durumunda öncelikle takibin türü ve ödeme emrinin tebliğ tarihi incelenmelidir.
Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz süresi kural olarak yedi gündür.
Kefil, hukuki koşullara göre kefalet sözleşmesinin geçersizliğini, azami sorumluluk sınırının aşıldığını, asıl borcun sona erdiğini veya alacaklının kefile başvurma koşullarının oluşmadığını ileri sürebilir.
Özellikle kefalet sözleşmesindeki el yazısı şartı ve eş rızası dikkatle incelenmelidir.
Ancak icra takibine yapılan itirazın nasıl ve hangi mercie sunulacağı, takibin türüne göre değişebilir.
Kambiyo senetlerine özgü takiplerde ise özel süreler ve usuller bulunmaktadır.
Bu nedenle kefalet nedeniyle ödeme emri alan kişinin, kanuni süreler içerisinde uygun hukuki başvuruyu yapması önemlidir.
13. Kefil Olduğum Borç İçin Menfi Tespit Davası Açabilir miyim?
Evet. Gerçekte kefalet borcunun bulunmadığını ileri süren kişi, şartları varsa menfi tespit davası açabilir.
Menfi tespit davası, kişinin davalıya karşı borçlu olmadığının mahkeme kararıyla belirlenmesini amaçlar.
Örneğin kefalet sözleşmesinde azami miktarın ve kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısıyla yazılmadığı durumlarda, TBK m. 583 kapsamında sözleşmenin geçersizliği ileri sürülebilir.
Bu durumda kefalet ilişkisine dayalı borcun bulunmadığının tespiti talep edilebilir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi kapsamında menfi tespit davası, icra takibinden önce veya takip sırasında açılabilir.
Ancak menfi tespit davası açılması icra takibini her durumda kendiliğinden durdurmaz. İhtiyati tedbir koşullarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
14. Kefil Olduğum Borç Zamanla Kendiliğinden Sona Erer mi?
Kefalet sözleşmesinin sona ermesi bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun 598. maddesi önemli düzenlemeler içermektedir.
Bu hükme göre asıl borcun sona ermesi hâlinde kefil de borcundan kurtulur.
Ayrıca gerçek kişiler tarafından verilen kefaletler bakımından özel bir süre sınırlaması bulunmaktadır.
Gerçek kişi tarafından verilen kefalet, kanuni uzatma veya yenileme şartları saklı kalmak üzere, sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yıl geçmesiyle kendiliğinden sona erer.
Örneğin 2016 yılında geçerli bir kefalet sözleşmesi imzalayan kişinin, 2026 yılında kefalet sorumluluğunun devam edip etmediği incelenirken sözleşmenin başlangıç tarihi ve sonradan geçerli şekilde uzatılıp uzatılmadığı araştırılmalıdır.
Ancak bu süre, asıl borcun kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez.
Kefaletin sona ermesi ile asıl borcun zamanaşımına uğraması farklı hukuki konulardır.
15. Asıl Borçlu Borcunu Ödediyse Kefilin Sorumluluğu Devam Eder mi?
Kefalet, asıl borca bağlı bir kişisel teminattır.
Bu nedenle asıl borcun tamamen ve geçerli biçimde sona ermesi durumunda kefalet sorumluluğu da kural olarak sona erer.
Örneğin kredi borçlusu, bankaya olan bütün borcunu faiz ve diğer yükümlülükleriyle birlikte kapatmış olabilir.
Bu durumda kefaletin teminat altına aldığı borcun sona ermesi nedeniyle kefilin sorumluluğu da ortadan kalkar.
Ancak banka kayıtlarında borcun devam ettiği ileri sürülüyorsa ödeme belgelerinin ve hesap dökümlerinin incelenmesi gerekir.
Kefil, asıl borçluya ait ve kanunen ileri sürebileceği savunmaları alacaklıya karşı kullanabilir.
Bu nedenle asıl borçlunun borcu ödemiş olması, kefil hakkında başlatılmış bir takipte önemli savunma oluşturabilir.
16. Kefalet Sözleşmesindeki İmza Bana Ait Ama Diğer Yazılar Bana Ait Değilse Ne Olur?
Kefalet sözleşmelerinde yalnızca imzanın kefile ait olması her durumda geçerlilik için yeterli değildir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesinde belirli unsurların kefilin kendi el yazısıyla belirtilmesi zorunlu tutulmuştur.
Özellikle kefalet tarihi ve azami sorumluluk miktarı bu kapsamda önemlidir.
Müteselsil kefalet bakımından ise kefilin bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmesi gerekir.
Bu nedenle kefalet sözleşmesindeki zorunlu yazıların kefile ait olmadığı ileri sürülüyorsa gerekli koşullarda bilirkişi incelemesi talep edilebilir.
Ancak sözleşmedeki bütün metnin mutlaka kefilin el yazısıyla yazılması gerektiği şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Önemli olan kanunun el yazısıyla belirtilmesini zorunlu tuttuğu unsurların mevcut olmasıdır.
17. Kira Sözleşmesine Kefil Oldum, Kiracı Kirasını Ödemiyor. Sorumlu muyum?
Kira sözleşmelerinde kefalet hükümleri de Türk Borçlar Kanunu’nun kefalete ilişkin geçerlilik şartlarına tabidir.
Örneğin bir kişi arkadaşının konut kira sözleşmesine kefil olmuş olabilir.
Kiracının kira bedellerini ödememesi durumunda kiraya veren, kefaletin geçerliliğine ve kapsamına göre kefile başvurabilir.
Ancak kira sözleşmesinin altına yalnızca “Kefil” yazılarak imza atılması, TBK m. 583’te aranan diğer zorunlu şartlar bulunmuyorsa her durumda geçerli kefalet ilişkisi oluşturmaz.
Ayrıca kefaletin hangi kira dönemi ve hangi borçlar için verildiği, azami sorumluluk tutarı ve sözleşmenin devamına ilişkin hükümler değerlendirilmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2023/4507 E., 2024/3101 K.
Yargıtay’ın kira sözleşmesindeki kefalete ilişkin bu kararında, kefaletin geçerlilik şartları değerlendirilmiştir.
Özellikle azami kefalet miktarı, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet sıfatına ilişkin el yazısı şartlarının yerine getirilmemesi üzerinde durulmuştur.
Karar, kira sözleşmelerindeki kefalet hükümlerinin de kanunda aranan geçerlilik koşullarından bağımsız olmadığını göstermektedir.
18. Ticari Krediye Kefil Oldum, Sorumluluğum Daha mı Fazla?
Ticari kredi sözleşmelerinde kefalet hükümleri özellikle önem taşır.
Bankalar, ticari kredi kullandırırken şirket ortaklarından, yöneticilerinden veya üçüncü kişilerden müteselsil kefalet talep edebilir.
Bu tür sözleşmelerde kefilin sıfatı, kefalet limiti ve eş rızasına ilişkin istisnalar önemlidir.
Ancak ticari krediye kefil olmak, kişinin sınırsız borç altına girdiği anlamına gelmez.
Geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunması ve azami kefalet miktarının belirlenmiş olması gerekir.
Ayrıca tacir sıfatı, ticari iş karinesi ve diğer özel hükümler bakımından farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkabilir.
Bu nedenle özellikle şirket borçlarına kefil olan kişilerin, kredi ve kefalet sözleşmelerini ayrıntılı şekilde incelemeleri önemlidir.
19. Yargıtay Kefalet Sözleşmelerinde Hangi Şartları Arıyor?
Yargıtay uygulamasında kefalet sözleşmesinin geçerliliği bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun 583 ve 584. maddelerindeki şartlar önem taşımaktadır.
Özellikle kefilin kendi el yazısıyla belirtmesi gereken unsurların bulunup bulunmadığı uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1523 E., 2023/5569 K.
Bu kararda, kefalet sözleşmesindeki azami miktar, tarih ve müteselsil kefalet ibaresinin kefilin kendi el yazısıyla düzenlenmemesi nedeniyle kefaletin geçersizliği değerlendirilmiştir.
Karar, bankalar tarafından hazırlanan standart sözleşmelerde zorunlu şekil şartlarının yerine getirilmesinin önemini göstermektedir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 2016/5618 E., 2017/1675 K.
Karara konu uyuşmazlıkta ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan kefalet ilişkisi, eş rızası, kefilin hukuki sıfatı ve sözleşmenin geçerliliği tartışılmıştır.
Yargıtay, somut olayın koşulları kapsamında yerel mahkeme kararını onamıştır.
Bu karar, ticari ilişkilerde eş rızası bakımından kanuni istisnaların ve somut olayın özelliklerinin önemini göstermektedir.
Yargıtay kararları değerlendirilirken sözleşmenin tarihi, ilgili kanun hükümlerinin yürürlüğü ve kefilin ticari ilişkideki sıfatı dikkate alınmalıdır.
20. Sık Sorulan Sorular
Arkadaşıma kefil oldum, borcunu ödemiyor. Ben ödemek zorunda mıyım?
Geçerli bir kefalet sözleşmesi mevcutsa ve alacaklının kefile başvurma şartları gerçekleşmişse sorumluluğunuz doğabilir. Ancak kefaletin türü ve limiti önemlidir.
Kefil olduğum borcun tamamı benden istenebilir mi?
Kefalet sözleşmesinde belirtilen azami tutar ve kanuni sorumluluk sınırları çerçevesinde talepte bulunulabilir. Kefilin sınırsız sorumlu olduğu söylenemez.
Müteselsil kefil oldum, banka doğrudan bana icra gönderebilir mi?
TBK m. 586’daki koşulların gerçekleşmesi hâlinde asıl borçluya karşı önceden takip yapılmadan doğrudan kefile başvurulabilir.
Kefalet sözleşmesinde miktarı ben yazmadıysam geçerli mi?
Azami kefalet miktarının kefilin kendi el yazısıyla belirtilmesi geçerlilik şartıdır. Bu şartın bulunmaması kefalet sözleşmesinin geçersizliğine neden olabilir.
Eşim izin vermeden kefil olduysam borçtan kurtulabilir miyim?
Eş rızasının kanunen gerekli olduğu durumlarda yazılı rızanın bulunmaması geçersizlik nedeni olabilir. Ancak TBK m. 584’te istisnalar bulunmaktadır.
Kefil olduğum borcu ödersem arkadaşımdan geri alabilir miyim?
Evet. Kanuni şartlar çerçevesinde ödediğiniz tutar için asıl borçluya rücu edebilirsiniz.
Kefil olduğum borç nedeniyle maaşıma haciz gelir mi?
Geçerli sorumluluk ve icra şartlarının bulunması hâlinde maaş haczi gündeme gelebilir. Ancak haczedilemezlik ve maaş haczine ilişkin kanuni sınırlamalar uygulanır.
Kefalet kaç yıl sonra sona erer?
Gerçek kişi kefaletleri, geçerli uzatma veya yenileme hâlleri saklı kalmak üzere, kural olarak sözleşmenin kurulmasından itibaren 10 yıl geçmesiyle sona erer.
Kefil olduğum borç için menfi tespit davası açabilir miyim?
Evet. Kefaletin geçersizliği veya borcun bulunmaması gibi hukuki nedenlere dayanılarak menfi tespit davası açılması mümkün olabilir.
Kefil olduğum kişi öldüyse borcu ben mi öderim?
Asıl borçlunun ölmesi, kefalet borcunu kendiliğinden sona erdirmez. Ancak mirasın hukuki durumu, asıl borcun devam edip etmediği ve kefaletin geçerliliği değerlendirilmelidir.
Sonuç: Kefil Olduğunuz Borcun Tamamını Her Durumda Ödemek Zorunda Değilsiniz
Başkasının borcuna kefil olmak, ciddi mali yükümlülükler doğurabilen hukuki bir işlemdir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 581 ve devamı maddeleri uyarınca kefil, asıl borçlunun borcunu yerine getirmemesi durumunda belirli koşullarda alacaklıya karşı sorumlu olabilir.
Ancak kefaletin geçerliliği için yazılı şekil, azami kefalet miktarı, kefalet tarihi ve gerektiğinde müteselsil kefalet sıfatına ilişkin el yazısı şartlarının yerine getirilmesi gerekir.
Evli kişiler bakımından eşin yazılı rızası da kanuni istisnalar saklı kalmak üzere önemli bir geçerlilik şartıdır.
Ayrıca kefilin sorumluluğu sözleşmede belirtilen azami miktarla sınırlıdır. Adi kefalet ile müteselsil kefalet arasında, alacaklının kefile başvurma koşulları bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.
Bu nedenle arkadaşının, akrabasının veya bir şirketin borcuna kefil olan kişilerin, icra takibiyle karşılaşmaları hâlinde sözleşmenin geçerliliğini ve sorumluluk sınırlarını incelemeleri önem taşımaktadır.
Avukat Ferhat Küle Hukuk Bürosu, borçlar hukuku, kefalet sözleşmelerinin geçersizliği, banka ve ticari kredi borçları, icra takipleri, menfi tespit davaları ve kefilin rücu hakları konusunda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.
İnternet sitesi: ferhatkule.av.tr