Çocuk Düşürtme Suçu ve Kapsamı Nelerdir ?
TÜRK CEZA HUKUKUNDA ÇOCUK DÜŞÜRTME SUÇU
Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) mülga 765 sayılı Kanun döneminden bu yana ceza hukuku doktrininde ve toplumsal vicdanda en çok tartışılan, ahlaki, tıbbi, hukuki ve insan hakları boyutları en derin olan suç tiplerinden biri çocuk düşürtme suçudur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap, İkinci Kısım, “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı birinci bölümünde, “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” altında 99 ve 100. maddeler arasında düzenlenmiştir.
Bu suç tipi, hem anne adayının beden dokunulmazlığını, vücut bütünlüğünü ve sağlığını hem de ana karnındaki ceninin (fetüsün) yaşam hakkını ve gelişim potansiyelini korumayı amaçlamaktadır. Günümüzde kadın hakları, beden özerkliği, tıbbi zorunluluklar, nüfus politikaları ve ceza hukuku dogmatiği kesişim kümesinde yer alan çocuk düşürtme suçu, ulusal mevzuatımızda belirli yasal şartlar ve süre sınırları dışında sıkı cezai yaptırımlara bağlanmıştır.
SUÇUN HUKUKİ KONUSU, KORUNAN HUKUKI DEĞER VE TEMEL KAVRAMLAR
1. Korunan Hukuki Değer
Çocuk düşürtme suçunda korunan hukuki değerin ne olduğu hususu doktrinde uzun yıllardır tartışılmaktadır. Genel kabul gören görüşe göre bu suçla birden fazla hukuki değer aynı anda korunmaktadır:
-
Ana Karnındaki Çocuğun (Ceninin) Yaşam Hakkı / Gelişim Hakkı: Hukuk sistemimizde cenin, tam ve sağ doğmak şartıyla ana suterindeyken (karnındayken) dahi medeni haklardan yararlanmak üzere ehil kabul edilir (Türk Medeni Kanunu m. 28). Ceza hukukunda ise ceninin hayatı, belirli bir gebelik haftasından sonra doğrudan koruma altına alınmıştır.
-
Kadının Beden Dokunulmazlığı ve Sağlığı: Gebeliğin yasal olmayan yollarla, zorla veya rıza dışı sonlandırılması kadının vücut bütünlüğüne, ruhsal ve bedensel sağlığına ağır bir saldırı teşkil eder. Kanun koyucu kadının kendi rızasıyla dahi olsa yasal sınırlar ve yetkili merciler dışındaki müdahalelerle çocuk düşürmesini/düşürtmesini cezalandırarak kamu sağlığını ve kadının yaşamını güvenceye alır.
2. Temel Kavramlar: Çocuk Düşürme ile Çocuk Düşürtme Ayrımı
-
Çocuk Düşürme (TCK m. 100): Gebeliğin yasal süresinden sonra veya yasal koşullar oluşmaksızın, kadının kendisi tarafından bir araç kullanarak ya da bedenine fiziki müdahalede bulunarak gebeliği sonlandırmasıdır.
-
Çocuk Düşürtme (TCK m. 99): Gebeliğin, yetkili olmayan bir kimse tarafından veya yetkili kimseler tarafından ancak yasal koşullara ve sürelere aykırı olarak, kadının rızasıyla veya rızası olmaksızın başka bir kişi tarafından sonlandırılmasıdır.
TCK m. 99 KAPSAMINDA ÇOCUK DÜŞÜRTME SUÇUNUN UNSURLARI
5237 sayılı TCK’nın 99. maddesinde çocuk düşürtme suçunun nitelikli halleri, rızaya dayalı olup olmaması ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
1. Maddi Unsurlar
-
Fail: Kural olarak bu suç özgü suç (mahssus suç) niteliği taşıyabilir veya herkes tarafından işlenebilir bir suç olabilir. TCK m. 99/1’e göre, rızaya dayalı olarak yetkili olmayan bir kişi tarafından çocuğun düşürtülmesi ile yetkili bir tabip veya sağlık personelinin yasal olmayan şartlarda bu eylemi gerçekleştirmesi farklı şekillerde cezalandırılır.
-
Mağdur: Mağdur kavramı ikilidir. Hem rızası olsun veya olmasın gebeliği sonlandırılan kadın hem de hayat hakkı ihlal edilen cenin suçun mağdurudur.
-
Fiil ve Elverişli Araçlar: Gebeliğin sona erdirilmesine yönelik her türlü tıbbi müdahale, kimyasal ilaç kullanımı, fiziksel darp veya zorlama çocuk düşürtme fiilini oluşturur. Eylemin elverişli araçlarla işlenmesi gerekir.
2. Manevi Unsur
Çocuk düşürtme suçu kasıtlı bir suçtur. Failin, kadının gebe olduğunu bilerek ve isteyerek bu gebeliği sonlandırma kastıyla hareket etmesi gerekir. Taksirle çocuk düşürtme (örneğin hamile bir kadına dikkatsizlik sonucu çarparak çocuğunu düşürmesine neden olma) TCK m. 99 kapsamında çocuk düşürtme suçunu oluşturmaz; ancak somut olayın koşullarına göre taksirle yaralama veya taksirle ölüme neden olma suçlarının unsurlarını değerlendirmeyi gerektirebilir.
SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ VE CEZAİ YAPTIRIMLAR
TCK m. 99 hükmü, suçun işleniş biçimine ve mağdurun rızasına göre kademeli bir ceza rejimi öngörmektedir:
1. Rızaya Dayalı Çocuk Düşürtme (TCK m. 99/1)
Tıbbi zorunluluk bulunmadığı halde, gebelik süresi 10 haftadan fazla olan bir kadının rızasına dayalı olarak çocuğun düşürtülmesi durumunda, fail hakkında hapis cezası öngörülmüştür. Eğer bu eylem 10 haftalık yasal süreyi aşmamış olsa bile, yetkili olmayan kişiler tarafından gerçekleştirildiğinde yine suç teşkil eder (Ancak yasal düzenlemelerde 10 haftaya kadar olan gebeliklerde kadının rızası ve yetkili tabip tarafından steril şartlarda yapılması durumunda cezasızlık veya yasal istisnalar söz konusudur; ancak yetkisiz kişilerin merdiven altı müdahaleleri her halükarda suçtur).
2. Rıza Olmaksızın Çocuk Düşürtme (TCK m. 99/2)
Kadının rızası olmaksızın, darp, cebir, tehdit veya hile ile ya da iradesini sakatlayarak gebeliğinin sonlandırılması durumunda ceza çok daha ağırlaştırılmıştır. Bu halde fail, uzun süreli hapis cezası ile cezalandırılır. Bu durum, kadının beden dokunulmazlığına ve iradesine karşı yapılmış en ağır saldırılardan biridir.
3. Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Haller (TCK m. 99/3 ve 99/4)
Çocuk düşürtme fiili sonucunda kadının sağlığının bozulmasına, yaralanmasına veya ölümüne neden olunması durumunda suçun niteliği değişir:
-
Kadının Yaralanması veya Sağlığının Bozulması: Müdahale sonucunda kadın bedensel bir zarara uğrarsa, ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı değil, TCK m. 99’un ilgili fıkrasındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış ceza hükümleri uygulanır.
-
Kadının Ölümü: Çocuk düşürtme eylemi sonucunda kadının hayatını kaybetmesi halinde, fail çok ağır hapis cezalarıyla (müebbet hapis cezasına varan yaptırımlarla) karşı karşıya kalır.
YASAL ÇERÇEVE VE İSTİSNALAR (NÜFUS PLANLAMASI KANUNU)
Türk ceza hukukunda çocuk düşürtme suçunun sınırlarını çizen en önemli yasal metinlerden biri de 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’dur. Bu kanun ve ilgili yönetmelikler, hangi hallerde gebeliğin yasal olarak sonlandırılabileceğini net bir şekilde belirlemiştir:
-
10 Haftalık Süre Sınırı: Gebeliğin ilk 10 haftası içinde, kadının sağlığı açısından tıbbi bir sakınca bulunmadığı ve kadının rızası olduğu takdirde yetkili tabip tarafından rahim tahliyesi (kürtaj) yasal olarak yapılabilir. Bu durumda çocuk düşürtme suçu oluşmaz.
-
Tıbbi Zorunluluk Hali (10 Hafta Sonrası): Gebelik 10 haftayı geçmiş olsa bile, anne adayının hayatını kurtaracak veya hayati tehlikesini ortadan kaldıracak tıbbi zorunluluklar varsa ya da doğacak çocuğun ağır maluliyet veya kalıtsal bir hastalığı olacağı yetkili uzman hekimler heyeti raporuyla belgelenmişse, gebelik yasal olarak sonlandırılabilir.
-
Tecavüz (Cinsel Saldırı) Durumu: 2827 sayılı Kanun’a göre, cinsel saldırı suçu sonucu oluşan gebeliklerde bu sürenin 20 haftaya kadar uzatılabileceği ve yetkili mahkeme kararı veya savcılık izniyle tahliye edilebileceği hükme bağlanmıştır.
Bu yasal sınırların dışına çıkılarak yapılan her türlü müdahale TCK m. 99 kapsamında “çocuk düşürtme” suçunu oluşturur.
KADININ KENDİ ÇOCUĞUNU DÜŞÜRMESİ (TCK m. 100)
Türk Ceza Kanunu’nun 100. maddesi, gebelik süresi 10 haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu kendisi düşürmesini veya düşürtmesine rıza göstermesini ayrı bir suç olarak düzenlemiştir.
-
Bu durumda kadın hakkında daha hafif bir hapis cezası öngörülmüştür.
-
Eğer eylem yasal süreler içinde (10 haftaya kadar) gerçekleştirilmişse suç oluşturmaz; ancak 10 haftadan sonra kadının kendi iradesiyle gebeliği sonlandırması kanuni yaptırıma tabidir.
-
Maddenin ikinci fıkrasında ise kadının rızası olmaksızın onu bu suça azmettiren veya zorlayan kişilerin cezalandırılması düzenlenmiştir.
UYGULAMADAKİ KRİTİK NOKTALAR VE YARGITAY İÇTİHATLARI
Yargıtay Ceza Dairelerinin çocuk düşürtme suçuna ilişkin kararlarında şu hususlar öne çıkmaktadır:
-
Gebeliğin Tespiti ve Raporlama: Suçun oluşabilmesi için müdahale anında kadının gebe olduğunun tıbbi olarak (laboratuvar testleri, ultrasonografi vb.) kanıtlanması şarttır. Yanılgılı bir gebelik şüphesiyle yapılan müdahalelerde suçun maddi unsuru eksik kalabilir.
-
Yetkisiz Kişilerin Müdahaleleri: Sağlık personeli olmayan (ebesiz, hemşiresiz, hatta tıp fakültesi mezunu olmayan) kişilerin, merdiven altı tabir edilen yerlerde ve steril olmayan koşullarda gebelik sonlandırma işlemi yapması hem çocuk düşürtme suçunu hem de 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’a muhalefet suçunu oluşturur (Fikrî içtima kuralları çerçevesinde en ağır cezayı içeren hüküm uygulanır).
SONUÇ
Türk Ceza Kanunu’nda yer alan çocuk düşürtme suçu (TCK m. 99 ve m. 100), bireyin beden dokunulmazlığı, yaşam hakkı, tıp etiği ve ceza hukuku ilkelerinin kesiştiği hassas bir alanı düzenlemektedir. Kanun koyucu, bireysel özgürlükler ile ceninin yaşam hakkı ve kamusal sağlık dengesini gözeterek belirli bir süre sınırı (10 hafta) ve tıbbi zorunluluk kriterleri getirmiştir. Bu sınırların ihlal edilmesi, rızanın varlığı veya yokluğu ile neticenin ağırlığına göre ağır hapis cezalarını kaçınılmaz kılmaktadır. Adli mercilerin bu suçla ilgili yapacağı yargılamalarda tıp bilimiyle hukukun ortak paydada buluşması, adaletin eksiksiz teşkili açısından hayati önem taşımaktadır.