Single Blog Title

This is a single blog caption

Algoritma Suç İşler mi, Yoksa Komutu Veren mi? Yapay Zekâ Kullanan Kişinin Ceza Sorumluluğu ve CMK Süreci

Algoritma Suç İşler mi, Yoksa Komutu Veren mi? Yapay Zekâ Kullanan Kişinin Ceza Sorumluluğu ve CMK Süreci

Giriş

Yapay zekâ sistemleri; metin, görüntü, ses, video, yazılım kodu ve belge üretme kapasitesi sayesinde günlük hayatın ve ticari faaliyetlerin önemli bir parçası hâline gelmiştir. Ancak aynı sistemler sahte banka dekontu düzenlemek, bir kişinin sesini taklit etmek, gerçeğe aykırı görüntü oluşturmak, kimlik avı mesajları hazırlamak, zararlı yazılım geliştirmek veya başkasına ait kişisel verileri işlemek amacıyla da kullanılabilmektedir.

Bu noktada temel soru şudur:

Bir suçun yapay zekâ aracılığıyla işlenmesi hâlinde sorumluluk yapay zekâya mı, sistemi geliştiren kişiye mi, yoksa komutu veren kullanıcıya mı aittir?

Türk hukukunda bu sorunun cevabı öncelikle Türk Ceza Kanunu’nda yer alan şahsi sorumluluk, kast, taksir, teşebbüs ve iştirak hükümlerine göre belirlenir. Ceza Muhakemesi Kanunu ise suç şüphesinin nasıl araştırılacağını, dijital delillerin hangi yöntemlerle toplanacağını, bilgisayar ve hesap kayıtlarının nasıl inceleneceğini ve bu delillerin mahkemede nasıl değerlendirileceğini düzenler.

Dolayısıyla ceza sorumluluğunun maddi şartları TCK’ya, sorumluluğun araştırılması ve ispatı ise esas olarak CMK’ya tabidir.

Yapay Zekâ Ceza Hukuku Bakımından Fail Sayılabilir mi?

Mevcut Türk ceza hukuku sisteminde yapay zekâya bağımsız bir ceza hukuku kişiliği tanınmamaktadır. Yapay zekâ hakkında hapis veya adli para cezası uygulanması mümkün değildir.

TCK’nın 20. maddesine göre ceza sorumluluğu şahsidir ve kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Aynı maddede tüzel kişiler hakkında dahi ceza yaptırımı uygulanamayacağı, yalnızca kanunda öngörülen güvenlik tedbirlerinin saklı olduğu kabul edilmiştir. Bu sistem içinde yapay zekânın insanlardan bağımsız biçimde “fail” kabul edilmesi mümkün görünmemektedir.

Bu nedenle yapay zekâ kullanılarak gerçekleştirilen bir eylemde sorumluluk;

  • Yapay zekâya komut veren,
  • Yapay zekâ çıktısını kullanan,
  • Suçun icrasını yöneten,
  • Sistemi suç amacıyla hazırlayan,
  • Suça bilerek teknik destek sağlayan,
  • Elde edilen menfaatten yararlanan

gerçek kişiler yönünden değerlendirilir.

Yapay zekâ, ceza hukuku bakımından çoğu olayda fail değil, suçta kullanılan teknik bir araç niteliğindedir.

Yapay Zekânın Araç Olarak Kullanılması Sorumluluğu Ortadan Kaldırır mı?

Bir kişinin “İçeriği ben hazırlamadım, yapay zekâ hazırladı” şeklindeki savunması tek başına cezai sorumluluğu kaldırmaz.

Kişi yapay zekâ sistemine sahte belge, tehdit mesajı, dolandırıcılık senaryosu veya zararlı yazılım üretmesi için bilinçli şekilde komut vermiş ve ortaya çıkan sonucu suçun işlenmesinde kullanmışsa fiil kendisine isnat edilebilir.

Örneğin bir kişi;

  • Gerçeğe aykırı banka dekontu hazırlatıp mal teslim alırsa,
  • Bir yöneticinin sesini taklit ederek şirket çalışanına para transferi yaptırırsa,
  • Başkasının yüzünü kullanarak sahte müstehcen görüntü oluşturup şantaj yaparsa,
  • Yapay zekâyla hazırladığı sahte yatırım raporları üzerinden para toplarsa,
  • Başkasına ait kimlik ve imza verilerini sahte sözleşmede kullanırsa,
  • Otomatik mesaj sistemiyle binlerce kişiye dolandırıcılık içerikleri gönderirse,

somut suçun doğrudan faili olarak sorumlu tutulabilir.

Burada önemli olan içeriğin hangi program tarafından üretildiği değil; kullanıcının amacı, verdiği komutlar, çıktı üzerindeki hâkimiyeti ve içeriği hangi şekilde kullandığıdır.

Ceza Sorumluluğunda Kast Nasıl Belirlenir?

TCK’nın 21. maddesine göre suçun oluşması kural olarak kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilinerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.

Yapay zekâ kullanılan olaylarda kastın tespiti bakımından özellikle şu hususlar önem taşır:

  • Kullanıcının yapay zekâya verdiği komutlar,
  • Aynı içeriği üretmek için yaptığı tekrarlar,
  • Sisteme yüklediği fotoğraf, ses ve kişisel veriler,
  • Gerçek kişileri hedef gösterip göstermediği,
  • Üretilen içeriği sonradan değiştirip değiştirmediği,
  • Çıktıyı kimlere gönderdiği,
  • İçeriğin sahte olduğunu bilip bilmediği,
  • Suç sonucundan ekonomik veya kişisel menfaat elde edip etmediği,
  • Suçun sonuçlarını gizlemeye çalışıp çalışmadığıdır.

Örneğin kullanıcının sisteme “Bu kişinin sesini taklit ederek çalışanından para istemesini sağlayan bir kayıt oluştur” şeklinde komut vermesi, kastın tespiti bakımından son derece güçlü bir dijital delil oluşturabilir.

Olası kast

Kullanıcı, üretilen içeriğin suç oluşturabileceğini öngörmesine rağmen içeriği kullanmaya devam etmişse olası kast gündeme gelebilir.

Bir kişi yapay zekâ tarafından üretilen belgenin sahte olabileceğini bilmesine rağmen bunu gerçek belge gibi üçüncü kişilere sunuyor ve ortaya çıkabilecek haksız sonucu kabulleniyorsa, “belgenin sahte olduğunu kesin olarak bilmiyordum” savunması her olayda sorumluluğu kaldırmaz.

Kişinin sonucu öngörüp kabullenip kabullenmediği, somut olayın bütün özelliklerine göre değerlendirilir.

Yapay Zekânın Hatalı Çıktısı Nedeniyle Kullanıcı Sorumlu Olur mu?

Yapay zekâ sistemleri gerçeğe aykırı bilgiler, uydurma kararlar, mevcut olmayan kişiler veya hatalı teknik sonuçlar üretebilir. Bu tür içerikler uygulamada “halüsinasyon” olarak adlandırılmaktadır.

Kullanıcı içeriğin yanlış olduğunu bilmiyorsa ceza sorumluluğu otomatik olarak doğmaz. TCK’nın 30. maddesi uyarınca suçun maddi unsurlarını bilmeyen kişi kasten hareket etmiş sayılmaz. Bununla birlikte ilgili suçun taksirli şekli kanunda düzenlenmişse taksir sorumluluğu ayrıca değerlendirilebilir.

Örneğin bir kişinin yapay zekâdan aldığı gerçeğe aykırı hukuki bilgiyi iyi niyetle paylaşması ile yanlış olduğunu bildiği bilgiyi bir kişiyi dolandırmak veya suç isnadında bulunmak amacıyla kullanması aynı şekilde değerlendirilemez.

Buna karşılık kullanıcı;

  • İçeriğin doğruluğunu araştırmadan resmî işlemde kullanmışsa,
  • Açık tutarsızlıklara rağmen belgeyi gerçek olarak sunmuşsa,
  • Sahte olabileceği konusunda uyarılmışsa,
  • Birden çok kez gerçeğe aykırı içerik üretmeye çalışmışsa,
  • İçeriğin aldatıcı görünmesi için özel değişiklikler yapmışsa,

kast veya olası kastın bulunduğu kabul edilebilir.

Taksirli Sorumluluk Mümkün müdür?

TCK’nın 22. maddesine göre taksirli fiiller yalnızca kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır. Bu nedenle “yapay zekâ kullanırken dikkatsiz davranmak” tek başına genel bir suç oluşturmaz.

Ancak yapay zekâ kullanımı sonucunda meydana gelen fiilin taksirli şekli kanunda ayrıca düzenlenmişse sorumluluk doğabilir.

Örneğin sağlık, ulaşım, endüstriyel üretim veya güvenlik alanında kullanılan yapay zekâ sistemlerinin gerekli denetimler yapılmadan işletilmesi sonucunda ölüm ya da yaralanma meydana gelirse;

  • Dikkat ve özen yükümlülüğünün kapsamı,
  • Sistemi kullanan kişinin uzmanlığı,
  • Öngörülebilir riskler,
  • Üretici uyarıları,
  • İnsan denetiminin bulunup bulunmadığı,
  • Sonuç ile kullanım hatası arasındaki nedensellik bağı

araştırılmalıdır.

Kullanıcının öngördüğü sonucu istememesine rağmen riskli kullanıma devam etmesi hâlinde bilinçli taksir tartışması gündeme gelebilir. Ancak sorumluluk için meydana gelen suçun taksirle işlenebilen bir suç olması şarttır.

Yapay Zekâ Kullanımında Doğrudan Faillik ve Dolaylı Faillik

TCK’nın 37. maddesine göre suçun kanuni tanımındaki fiili gerçekleştiren kişi faildir. Suçun işlenmesinde başka bir kişiyi araç olarak kullanan kişi de dolaylı fail olarak sorumlu tutulabilir.

Yapay zekâ kusur yeteneğine sahip bir kişi olmadığından, suç amacıyla yapay zekâyı kullanan kimsenin durumu teknik anlamda çoğunlukla doğrudan faillik kapsamında değerlendirilmelidir. Çünkü suç oluşturan komutu veren, çıktıyı seçen ve kullanan insan faildir.

Örneğin sahte dekontu yapay zekâ üretmiş olsa bile bu dekontu mağdura göndererek malı teslim alan kişi dolandırıcılık eylemini bizzat gerçekleştirmektedir.

Yapay zekâ sistemi, fail ile mağdur arasındaki hileli hareketin teknik aracı hâline gelmektedir.

Birden Fazla Kişinin Sorumluluğu

Yapay zekâ kullanılarak işlenen suçlarda çoğu zaman birden fazla kişi görev alabilir:

  • Bir kişi sahte görüntüyü oluşturur,
  • Bir kişi mağdurun bilgilerini temin eder,
  • Bir kişi mesajları gönderir,
  • Bir kişi banka hesabını sağlar,
  • Bir kişi elde edilen parayı başka hesaplara aktarır,
  • Bir kişi kullanılan yazılımı suç amacıyla özelleştirir.

Suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştiren kişiler müşterek fail olarak sorumlu olabilir. Başkasında suç işleme kararı oluşturan kişi azmettiren; suçun işlenmesini kolaylaştıran, araç sağlayan veya teknik destek veren kişi ise yardım eden olarak değerlendirilebilir.

TCK’nın 39. maddesi; suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermeyi, araç sağlamayı ve suçun icrasını kolaylaştırmayı yardım etme kapsamında düzenlemektedir. Ancak iştirak sorumluluğu için kişinin suçu bilmesi ve suça kasten katkı sağlaması gerekir.

Bu nedenle genel amaçlı bir yapay zekâ uygulaması geliştiren mühendis veya hizmet sağlayıcı, uygulamanın bir kullanıcı tarafından suçta kullanılması nedeniyle kendiliğinden suç ortağı olmaz.

Geliştiricinin veya teknik sağlayıcının sorumluluğundan söz edilebilmesi için somut olarak;

  • İşlenecek suçu bildiği,
  • Suç amacına uygun özel sistem hazırladığı,
  • Suçun icrasını bilerek kolaylaştırdığı,
  • Kullanıcılara suç işleme yöntemi gösterdiği,
  • Suçun sonuçlarından menfaat sağladığı

ortaya konulmalıdır.

Yapay Zekâ ile Suça Teşebbüs

Yapay zekâ kullanılarak hazırlanan içerik suçun tamamlanmasına yol açmamış olsa bile teşebbüs sorumluluğu doğabilir.

TCK’nın 35. maddesine göre kişi, işlemeyi kastettiği suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başladıktan sonra elinde olmayan nedenlerle tamamlayamazsa teşebbüsten sorumludur.

Örneğin yapay zekâyla sahte banka yazısı hazırlayan fail bu belgeyi mağdura göndermiş, fakat mağdur sahteciliği fark ettiği için para transferi yapmamışsa dolandırıcılığa teşebbüs gündeme gelebilir.

Ancak hazırlanan içeriğin henüz kullanılmaması ve fiilin yalnızca düşünce veya hazırlık aşamasında kalması durumunda her olayda teşebbüs oluşmaz. Hazırlık hareketi ile icra hareketi arasındaki sınır, işlenmek istenen suçun niteliğine göre belirlenmelidir.

Ayrıca yapay zekâyla üretilen materyalin hazırlanması başlı başına başka bir tamamlanmış suç oluşturuyorsa, fail bu suçtan ayrıca sorumlu olabilir. Örneğin sahte resmî belgenin hazırlanması ile dolandırıcılığa teşebbüs aynı olay içinde birlikte değerlendirilebilir.

Yapay Zekâ Kullanılarak Hangi Suçlar İşlenebilir?

Yapay zekâ kullanımı tek başına suç değildir. Ancak kullanım biçimine göre çok sayıda suç tipi gündeme gelebilir.

Dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık

Sahte belgeler, ses taklitleri, yatırım raporları, internet siteleri ve otomatik mesajlar mağdurun aldatılması ve haksız menfaat sağlanması amacıyla kullanılıyorsa TCK’nın 157 ve 158. maddeleri uygulanabilir.

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, kamu kurumlarının ya da belirli mesleki sıfatların araç olarak kullanılması hâlinde nitelikli dolandırıcılık tartışılır.

Belgede sahtecilik

Yapay zekâyla sahte kimlik, ruhsat, diploma, sözleşme, banka dekontu, fatura veya resmî kurum yazısı hazırlanıp kullanılırsa belgenin niteliğine göre resmî ya da özel belgede sahtecilik suçları oluşabilir.

Tehdit, şantaj ve hakaret

Bir kişinin sesi veya görüntüsü taklit edilerek tehdit edilmesi, sahte görüntülerin açıklanacağı söylenerek menfaat istenmesi veya kişiye gerçekte söylemediği sözlerin söyletilmesi hâlinde tehdide, şantaja veya hakarete ilişkin hükümler gündeme gelebilir.

Özel hayat ve kişisel veriler

Gerçek kişilerin fotoğraf, ses, yüz, imza, kimlik ve iletişim bilgilerinin izinsiz biçimde sisteme yüklenmesi; sahte içerik üretiminde kullanılması veya başkalarına aktarılması, somut olayın niteliğine göre özel hayatın gizliliği ve kişisel verilere ilişkin suçları oluşturabilir.

Bilişim suçları

Yapay zekâ aracılığıyla bir bilişim sistemine hukuka aykırı giriş yapılması, verilerin değiştirilmesi, silinmesi veya sistemin çalışmasının engellenmesi hâlinde TCK’nın bilişim alanındaki suçlara ilişkin hükümleri uygulanabilir.

İftira ve delil uydurma

Bir kişinin suç işlemiş gibi gösterilmesi amacıyla sahte ses, görüntü veya belge oluşturulup yetkili makamlara sunulması, somut olayın şartlarına göre iftira, suç uydurma veya suç delillerini değiştirme suçlarını oluşturabilir.

CMK Kapsamında Soruşturma Nasıl Yürütülür?

Yapay zekâ kullanılarak suç işlendiği iddiasında soruşturmanın yalnızca nihai görüntü veya belge üzerinden yürütülmesi yeterli değildir.

CMK’nın 160. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısı bir suç işlendiği izlenimini veren durumu öğrendiğinde maddi gerçeği araştırmak, şüphelinin hem lehine hem aleyhine olan delilleri toplamak ve muhafaza etmekle yükümlüdür.

Bu kapsamda aşağıdaki delillerin araştırılması gerekir:

  • Kullanıcının yapay zekâ hesabı,
  • Sisteme verilen komutlar,
  • Komutların tarih ve saatleri,
  • Üretilen ilk ve son içerikler,
  • Düzenleme geçmişi,
  • Sisteme yüklenen ses, fotoğraf ve belgeler,
  • Kullanıcının IP ve oturum kayıtları,
  • Hesabın açılış ve ödeme bilgileri,
  • Bilgisayar ve telefon kayıtları,
  • Bulut depolama verileri,
  • Mesajlaşma ve e-posta kayıtları,
  • Banka ve kripto varlık hareketleri,
  • Dosyaların metadata ve hash değerleri,
  • Şüpheliler arasındaki iletişim,
  • Suç gelirinin aktarıldığı hesaplar.

Buradaki amaç yalnızca içeriğin yapay zekâyla üretildiğini göstermek değildir. İçeriği kimin ürettiği, kimin değiştirdiği, kimin gönderdiği ve hangi suç amacıyla kullandığı da belirlenmelidir.

Bilgisayar ve Telefonlarda Arama ve Elkoyma

Yapay zekâ kullanımı çoğunlukla bilgisayar, telefon, tablet veya bulut hesapları üzerinden gerçekleştiği için CMK’nın 134. maddesi önem taşımaktadır.

Bu maddeye göre bir suç soruşturmasında somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka şekilde delil elde etme imkânının olmaması hâlinde şüphelinin kullandığı bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, kayıtların kopyalanmasına ve çözülmesine karar verilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının verdiği karar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulmalıdır.

Arama ve elkoyma sırasında özellikle;

  • Orijinal cihazın durumu kayıt altına alınmalı,
  • Adli bilişim kopyası çıkarılmalı,
  • Hash değerleri hesaplanmalı,
  • Orijinal veri üzerinde değişiklik yapılmamalı,
  • İncelemeyi yapan kişiler belirlenmeli,
  • Delilin teslim ve inceleme süreci tutanağa bağlanmalı,
  • Silinen veriler teknik yöntemlerle araştırılmalı,
  • İncelemenin kapsamı verilen kararla sınırlı tutulmalıdır.

Anayasa Mahkemesi de dijital materyallerin klasik delillerden farklı özelliklere sahip olduğunu ve bu materyaller üzerinde delil araştırmasının kendine özgü yöntemler gerektirdiğini vurgulamaktadır.

Yapay Zekâ Şirketinden Kayıt İstenebilir mi?

Suçta kullanılan yapay zekâ hizmetinin kullanıcı kayıtları soruşturma açısından belirleyici olabilir. Ancak hizmet sağlayıcının Türkiye’de veya yurt dışında bulunmasına göre izlenecek yöntem değişebilir.

Cumhuriyet savcılığı;

  • Hesap sahibinin kimlik bilgilerini,
  • Hesaba giriş yapılan IP adreslerini,
  • Ödeme kayıtlarını,
  • Komut ve çıktı geçmişini,
  • Dosya yükleme kayıtlarını,
  • Oturum tarihlerini,
  • Hesapla bağlantılı e-posta ve telefon bilgilerini

talep edebilir.

Sağlayıcının yurt dışında bulunması hâlinde uluslararası adli yardımlaşma usulleri, veri saklama politikaları ve ilgili ülke hukuku devreye girebilir. Bu nedenle dijital kayıtların silinmesini önlemek amacıyla soruşturmanın erken aşamasında koruma ve muhafaza taleplerinin yöneltilmesi önemlidir.

Hizmet sağlayıcıdan gelen kayıtların da doğrudan doğruya kesin delil olduğu kabul edilmemelidir. Kayıtların hangi sistemden, hangi yöntemle, kim tarafından çıkarıldığı ve belirli kullanıcıyla bağlantısının nasıl kurulduğu araştırılmalıdır.

Bilirkişi İncelemesinin Önemi

Bir içeriğin yapay zekâyla üretilip üretilmediği, hangi sistemin kullanıldığı veya dosyanın sonradan değiştirilip değiştirilmediği teknik uzmanlık gerektirebilir.

CMK’nın 63. maddesi, çözümü uzmanlık veya teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişi görüşü alınmasına imkân tanımaktadır. CMK’nın 67. maddesine göre bilirkişi yaptığı işlemleri ve ulaştığı sonuçları açıklamalı; taraflara rapora itiraz etme ve uzmanından bilimsel mütalaa alma olanağı tanınmalıdır.

Yapay zekâ içeriklerine ilişkin bilirkişi raporunda en azından;

  1. İncelenen dosyanın niteliği,
  2. Orijinal dosyanın bulunup bulunmadığı,
  3. Dosyanın hash değeri,
  4. Oluşturulma ve değiştirilme tarihleri,
  5. Kullanılan inceleme araçları,
  6. Yapay üretime işaret eden teknik bulgular,
  7. Yeniden kodlama ve düzenleme izleri,
  8. Ses ve görüntü tutarlılığı,
  9. İncelemenin hata payı,
  10. Kesin sonuca ulaşılamıyorsa bunun nedeni

gösterilmelidir.

Yapay zekâ programının verdiği “Bu içerik yüzde 90 sahtedir” biçimindeki otomatik sonuç, tek başına bilirkişi raporu sayılamaz. Sonuç, uzman kişi tarafından açıklanmalı, bilimsel olarak doğrulanmalı ve savunmanın denetimine açık olmalıdır.

Yapay Zekâ Çıktısı Delil Olarak Kullanılabilir mi?

CMK’nın 217. maddesine göre hâkim kararını ancak duruşmaya getirilen ve huzurunda tartışılan delillere dayandırabilir. Yüklenen suç yalnızca hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir.

Bu nedenle yapay zekâ çıktısının delil değeri değerlendirilirken;

  • Kaynağı,
  • Gerçekliği,
  • Bütünlüğü,
  • Elde edilme yöntemi,
  • Kullanıcıyla bağlantısı,
  • Başka delillerle doğrulanması,
  • Savunma tarafından incelenebilir olması

araştırılmalıdır.

Bir yapay zekâ hesabından alınan ekran görüntüsü, o komutu mutlaka sanığın verdiğini tek başına ispatlamayabilir. Hesabın başkası tarafından kullanılmış olması, cihazın ele geçirilmiş olması veya görüntünün sonradan hazırlanmış olması mümkündür.

Bu nedenle hesap kaydı; IP bilgileri, cihaz verileri, ödeme kayıtları, yazışmalar ve diğer maddi delillerle desteklenmelidir.

Hukuka Aykırı Dijital Deliller

CMK’nın 206. maddesine göre kanuna aykırı biçimde elde edilen delilin ortaya konulması reddedilir. CMK’nın 217. maddesi de yalnızca hukuka uygun delillerin kullanılabileceğini kabul etmektedir. Hukuka aykırı delile dayanılması ayrıca temyizde kesin hukuka aykırılık nedenleri arasında sayılmıştır.

Örneğin;

  • Hâkim veya savcı kararı bulunmaksızın yapılan hukuka aykırı bilgisayar incelemesi,
  • Arama kararının kapsamı dışında elde edilen veriler,
  • Özel hesaba hukuka aykırı giriş yapılarak alınan komut kayıtları,
  • Delilin bütünlüğünü ortadan kaldıracak şekilde değiştirilmiş dosyalar,
  • Kaynağı ve elde edilme yöntemi açıklanamayan dijital içerikler

hukuka uygunluk ve delil değeri bakımından ayrı ayrı incelenmelidir.

Bir içeriğin gerçeği göstermesi, onun her koşulda hukuka uygun delil olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde usulüne uygun elde edilen bir dosyanın da gerçek veya güvenilir olduğu otomatik olarak kabul edilemez.

Savunma Hakkı Nasıl Kullanılmalıdır?

Yapay zekâ kullanıldığı iddiasıyla yürütülen bir ceza soruşturmasında savunma yalnızca “Hesap bana ait değildir” veya “İçeriği yapay zekâ hazırlamıştır” şeklinde genel açıklamalarla sınırlandırılmamalıdır.

Somut olarak;

  • Hesap kayıtlarının tamamının getirtilmesi,
  • IP ve cihaz eşleşmesinin yapılması,
  • Orijinal dosyaların incelenmesi,
  • Adli bilişim imajlarının savunmaya açılması,
  • Hash değerlerinin karşılaştırılması,
  • Yapay zekâ modelinin sürümünün belirlenmesi,
  • İçeriğin üretim ve değişiklik geçmişinin araştırılması,
  • Bağımsız bilirkişi incelemesi yapılması,
  • Ham verilerin bilirkişiye sunulması,
  • Uzman mütalaası için süre verilmesi,
  • Lehe olan dijital verilerin de toplanması

talep edilmelidir.

Anayasa Mahkemesinin yaklaşımında dijital deliller üzerinde yapılacak teknik inceleme, suçun ve sanıkla bağlantısının tespiti bakımından belirleyici olabileceğinden, sanığın delilleri etkili şekilde inceleyebilmesi ve bunlara karşı savunma geliştirebilmesi önem taşımaktadır.

Yapay Zekâ Kullanan Şirketlerde Sorumluluk

Bir yapay zekâ sistemi şirket faaliyeti içinde kullanılmışsa şirketin yöneticisi, çalışanı ve teknik personeli otomatik olarak birlikte sorumlu tutulamaz.

TCK’nın 20. maddesindeki şahsilik ilkesi gereğince her kişinin;

  • Suçtan haberdar olup olmadığı,
  • Suça ilişkin talimat verip vermediği,
  • Çıktıyı bilerek kullanıp kullanmadığı,
  • Suçun gerçekleşmesine somut katkısı,
  • Kusuru ve kastı

ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Tüzel kişi hakkında ceza yaptırımı uygulanamasa da kanunun açıkça öngördüğü suçlarda tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri gündeme gelebilir. Ayrıca suçtan elde edilen gelir ve suçta kullanılan araçlar bakımından müsadere hükümleri uygulanabilir.

Şirket yöneticisinin sırf yönetici sıfatı nedeniyle cezalandırılması mümkün değildir. Buna karşılık suç talimatını vermiş, suçu organize etmiş veya bilerek önlememişse kendi fiili çerçevesinde sorumluluğu doğabilir.

Sonuç

Yapay zekâ Türk ceza hukuku bakımından bağımsız bir fail değildir. Suç teşkil eden sonucun sorumluluğu, sistemi bilinçli olarak kullanan, yönlendiren ve ortaya çıkan çıktıyı suçun işlenmesinde değerlendiren gerçek kişilere aittir.

Bununla birlikte yapay zekâ kullanılması her durumda otomatik cezai sorumluluk doğurmaz. Sorumluluğun belirlenebilmesi için;

  • Suç oluşturan insan davranışı,
  • Kast veya kanunda öngörülmüşse taksir,
  • Yapay zekâ çıktısı ile meydana gelen sonuç arasındaki nedensellik,
  • Kullanıcının çıktı üzerindeki bilgisi ve hâkimiyeti,
  • Suça yapılan somut katkı,
  • Fiilin belirli bir suç tipine uygunluğu

ortaya konulmalıdır.

CMK bakımından ise soruşturmanın yalnızca nihai içerik üzerinden değil; komutlar, hesap kayıtları, cihazlar, IP bilgileri, dosya geçmişi ve finansal hareketler üzerinden yürütülmesi gerekir. Dijital deliller usulüne uygun şekilde elde edilmeli, bütünlükleri korunmalı, teknik incelemeye tabi tutulmalı ve savunmanın denetimine açılmalıdır.

Sonuç olarak ceza hukukunun soracağı temel soru “Yapay zekâ ne yaptı?” değil, “İnsan yapay zekâyı hangi amaçla kullandı, hangi sonucu istedi ve suçun gerçekleşmesine nasıl katkı sağladı?” sorusudur.

Algoritma karar vermiş gibi görünse bile ceza sorumluluğunun merkezinde hâlen insanın iradesi, kusuru ve somut fiili bulunmaktadır.

Leave a Reply

Call Now Button