Eşin Eve Para Getirmemesi veya Çalışmaması Boşanma Sebebi midir? (2026)
Eşin eve para getirmemesi veya çalışmaması boşanma sebebi midir? Evlilik birliği içerisinde eşlerden birinin düzenli bir işte çalışmaması, ailesinin geçimine katkıda bulunmaması veya kazandığı parayı evin ihtiyaçları için harcamaması, boşanma davalarında sıklıkla karşılaşılan sorunlar arasındadır.
Özellikle eşinin çalışmayı reddettiğini, evin bütün masraflarını kendisinin karşıladığını veya çocukların ihtiyaçlarının karşılanmadığını belirten kişiler, bu durumun boşanma sebebi olup olmadığını merak etmektedir.
Türk hukukunda eşin çalışmaması tek başına boşanma sebebi değildir. Ancak çalışabilecek durumda olmasına rağmen aile sorumluluklarını sürekli ihmal etmesi, evin zorunlu ihtiyaçlarına katkıda bulunmaması veya ekonomik baskı uygulaması, somut olayın özelliklerine göre boşanma sebebi oluşturabilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 186. maddesine göre eşler, evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıklarıyla katılmakla yükümlüdür.
Bu nedenle aile giderlerine katkıda bulunma yükümlülüğü yalnızca para kazanmakla sınırlı değildir. Ev işleri, çocuk bakımı ve aile yaşamının sürdürülmesine yönelik emek de hukuken önem taşımaktadır.
Eşin Çalışmaması Boşanma Sebebi Sayılır mı?
Eşlerden birinin herhangi bir işte çalışmaması, otomatik olarak boşanma sebebi oluşturmaz.
Türk Medeni Kanunu, eşlerin mutlaka ücret karşılığında çalışmasını zorunlu kılmamaktadır. Bununla birlikte evlilik birliğinin sürdürülmesi için eşlerin karşılıklı yardım ve dayanışma yükümlülükleri bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesine göre eşler, evlilik birliğinin mutluluğunu birlikte sağlamak ve çocukların bakımına, eğitimine ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdür.
Aynı Kanun’un 186. maddesi ise evlilik birliğinin giderlerine eşlerin güçleri oranında katılmasını düzenlemektedir.
Örneğin eşlerden biri sağlık sorunları, işsizlik veya çocukların bakımı nedeniyle çalışamıyor olabilir. Böyle bir durumda yalnızca gelir elde etmemesi, kendisinin kusurlu olduğu anlamına gelmez.
Ancak çalışabilecek durumda bulunan bir eşin haklı bir neden olmaksızın uzun süre çalışmayı reddetmesi, aile giderlerine hiçbir şekilde katkıda bulunmaması ve diğer eşin bütün sorumlulukları tek başına üstlenmesine neden olması farklı değerlendirilebilir.
Özellikle bu davranışların evlilik birliğini temelinden sarsacak ölçüye ulaşması hâlinde Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine dayanılarak boşanma davası açılması mümkündür.
Eşin Eve Para Getirmemesi Boşanma Sebebi midir?
Eşin eve para getirmemesi, her durumda boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir.
Burada önemli olan, eşin ekonomik gücü bulunmasına rağmen aile giderlerine katkıda bulunmaktan kaçınıp kaçınmadığıdır.
Örneğin düzenli maaşı bulunan bir kişinin elde ettiği geliri yalnızca kendi ihtiyaçları için harcaması, evin kira, elektrik, su, doğalgaz ve gıda giderlerinin karşılanmasına hiçbir katkı sunmaması, somut olayda evlilik yükümlülüklerinin ihlali olarak değerlendirilebilir.
Ayrıca çocukların eğitim ve sağlık giderlerinin bilinçli şekilde karşılanmaması da kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Buna karşılık işini kaybeden, gelir elde edemeyen veya ekonomik kriz nedeniyle geçici olarak ailesinin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan kişinin durumu farklıdır.
Boşanma davalarında asıl değerlendirilmesi gereken husus, eşin ne kadar para kazandığı değil, mevcut imkânlarıyla evlilik birliğinin giderlerine ve aile sorumluluklarına uygun şekilde katılıp katılmadığıdır.
Türk Medeni Kanunu’na Göre Eşlerin Aile Giderlerine Katılma Yükümlülüğü
Türk Medeni Kanunu’nun 186. maddesi uyarınca eşler, evlilik birliğini birlikte yönetir ve aile giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıklarıyla katılırlar.
Bu düzenleme, aile giderlerinin mutlaka eşler arasında yarı yarıya paylaşılması gerektiği anlamına gelmez.
Örneğin eşlerden biri aylık 100.000 TL, diğeri 30.000 TL gelir elde ediyorsa aile giderlerine katkıları eşit tutarda olmak zorunda değildir.
Benzer şekilde eşlerden biri ücret karşılığında çalışırken diğer eş çocukların bakımını ve ev işlerini üstleniyorsa, bu emek de aile birliğine yapılan katkı kapsamında değerlendirilmelidir.
Aile giderlerine katılma yükümlülüğünün ihlal edilip edilmediği belirlenirken eşlerin gelirleri, mal varlıkları, sağlık durumları, çalışma imkânları ve aile içerisinde üstlendikleri sorumluluklar birlikte dikkate alınır.
Çalışmayan Erkek Boşanmada Kusurlu Sayılır mı?
Erkek eşin çalışmaması, tek başına boşanmada kusurlu sayılması için yeterli değildir.
Ancak çalışabilecek durumda olmasına rağmen düzenli bir işte çalışmaması, aileyi ekonomik sıkıntıya sokması ve evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini sürekli yerine getirmemesi kusurlu davranış olarak değerlendirilebilir.
Örneğin eşinin çalışmasına rağmen hiçbir iş aramayan, gelir elde etmek için makul bir çaba göstermeyen, çocukların ihtiyaçlarıyla ilgilenmeyen ve aile giderlerini tamamen diğer eşe bırakan kişinin davranışları boşanma davasında önem taşıyabilir.
Yargıtay kararlarında da düzenli çalışmama ile birlikte aile sorumluluklarının ihmal edilmesi, kusur değerlendirmesine konu edilmektedir.
Ancak kişinin iş bulamaması, sağlık durumu veya çalışma imkânlarının bulunmaması gibi nedenler değerlendirme dışında bırakılamaz.
Dolayısıyla önemli olan yalnızca erkek eşin çalışmıyor olması değil, aile birliğine karşı sorumluluklarını hangi ölçüde yerine getirdiğidir.
Çalışmayan Kadın Boşanmada Kusurlu Sayılır mı?
Kadın eşin çalışmaması da tek başına boşanma sebebi değildir.
Türk hukukunda kadının evlilik süresince mutlaka bir işte çalışmasını zorunlu kılan genel bir hüküm bulunmamaktadır.
Özellikle çocukların bakımını üstlenen, ev işleriyle ilgilenen veya aile yaşamının sürdürülmesine emek harcayan kadının bu katkısı Türk Medeni Kanunu’nun 186. maddesi kapsamında önem taşımaktadır.
Örneğin eşlerden biri çalışırken diğerinin çocukların günlük bakımını, eğitimini ve evin ihtiyaçlarını üstlenmesi, evlilik birliğine katkıda bulunulmadığı anlamına gelmez.
Ancak kadın veya erkek ayrımı olmaksızın eşlerden birinin aile sorumluluklarını sürekli ihmal etmesi ve evlilik birliğinin sürdürülmesini ciddi biçimde zorlaştırması hâlinde, davranışları boşanma davasında kusur kapsamında değerlendirilebilir.
Bu nedenle çalışmamak ile evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmemek birbirinden farklıdır.
Eşin İş Bulmaması veya Çalışmayı Reddetmesi Boşanma Nedeni midir?
Eşin çalışabilecek durumda olmasına rağmen haklı bir neden bulunmaksızın sürekli çalışmayı reddetmesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak burada işsizlik ile çalışmaktan bilinçli şekilde kaçınmanın birbirinden ayrılması gerekir.
Örneğin uzun süredir iş arayan ancak uygun iş bulamayan bir eş ile çalışma imkânı bulunmasına rağmen aile sorumluluklarını önemsemeyen bir eşin durumları aynı değildir.
Ayrıca eşin çocuk bakımı, engelli aile bireyinin bakımı veya ev içi emek nedeniyle ücretli çalışmaması da kusur değerlendirmesinde dikkate alınmalıdır.
Mahkeme, kişinin işsizlik süresini, ekonomik durumunu, iş bulma çabasını, sağlık koşullarını ve aile yaşamına yaptığı diğer katkıları birlikte inceleyebilir.
Yargıtay uygulamasında da çalışmama olgusu, çoğu zaman aile giderlerini karşılamama ve birlik görevlerini ihmal etme gibi diğer davranışlarla birlikte değerlendirilmektedir.
Eşin Sürekli İş Değiştirmesi Boşanma Sebebi midir?
Eşin sık sık iş değiştirmesi veya bazı dönemlerde işsiz kalması, tek başına boşanma sebebi sayılmaz.
Ancak kişinin haklı bir neden olmadan sürekli işten ayrılması, aile gelirini bilinçli şekilde istikrarsızlaştırması ve bu nedenle aile giderlerinin karşılanamaması kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Örneğin düzenli bir işte çalışan eşin herhangi bir zorunluluk bulunmadığı hâlde sürekli işinden ayrılması, uzun süre çalışmaması ve ailenin temel ihtiyaçlarını karşılamayı reddetmesi, diğer koşullarla birlikte evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilebilir.
Buna karşılık işten çıkarılma, iş yerinin kapanması veya ekonomik nedenlerle farklı işlerde çalışma zorunluluğu, kişinin otomatik olarak kusurlu olduğu anlamına gelmez.
Bu nedenle mahkeme, iş değişikliklerinin nedenini ve aile yaşamına etkisini değerlendirmelidir.
Eşin Maaşını Eve Vermemesi Boşanma Sebebi midir?
Eşlerden birinin düzenli gelir elde etmesine rağmen aile giderlerine katkıda bulunmaması, somut olayın özelliklerine göre kusurlu davranış oluşturabilir.
Örneğin maaşının tamamını kişisel harcamalarına ayıran ve ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılamayan bir eşin bu davranışı, evlilik yükümlülüklerinin ihlali niteliğinde olabilir.
Ancak eşlerin kazandıkları bütün parayı diğer eşe teslim etmek zorunda olduğu şeklinde bir hukuki kural bulunmamaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 186. maddesinde düzenlenen yükümlülük, gelirin tamamını eşe vermek değil, aile giderlerine güç oranında katkıda bulunmaktır.
Bu nedenle maaşını kendi banka hesabında tutan ancak evin giderlerine düzenli katkı sağlayan kişinin, sırf gelirini diğer eşin hesabına aktarmaması nedeniyle kusurlu olduğu söylenemez.
Önemli olan evlilik birliğinin ihtiyaçlarının karşılanması ve eşlerin ekonomik yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğidir.
Eşin Ev Giderlerini Karşılamaması Ekonomik Şiddet midir?
Bazı durumlarda aile giderlerinin karşılanmaması, ekonomik şiddet niteliği taşıyabilir.
6284 sayılı Kanun kapsamında ekonomik şiddet de şiddet kavramı içerisinde değerlendirilmektedir.
Ekonomik şiddet; kişinin gelirini kontrol altına alma, ekonomik kaynaklara erişimini engelleme, çalışmasına müdahale etme, borçlanmaya zorlama veya ekonomik baskı yoluyla kişiyi güçsüz bırakma şeklinde ortaya çıkabilir.
Örneğin düzenli geliri bulunmasına rağmen eşine temel ihtiyaçlarını karşılayacak imkân sağlamayan, eşinin çalışmasını engelleyen ve bütün banka hesaplarını kontrol ederek diğer eş üzerinde baskı kuran kişinin davranışları ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.
Buna karşılık her maddi sıkıntı, işsizlik veya ödenemeyen fatura ekonomik şiddet oluşturmaz.
Ekonomik şiddetten söz edilebilmesi için davranışların niteliği, ekonomik imkânlar, baskı unsuru ve somut olayın bütün koşulları incelenmelidir.
Ekonomik şiddet, boşanma davalarında kusur değerlendirmesini etkileyebileceği gibi kanuni şartların bulunması hâlinde koruyucu ve önleyici tedbirlerin uygulanmasını da gerektirebilir.
Yargıtay’a Göre Eşin Çalışmaması ve Eve Para Getirmemesi Boşanma Sebebi midir?
Yargıtay kararlarında eşin çalışmaması, ev giderlerine katkıda bulunmaması ve ekonomik şiddet uygulaması farklı olaylar çerçevesinde incelenmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 12.09.2022 Tarih, 2022/5243 E., 2022/6831 K.
Karara konu olayda erkek eşin çalışmadığı, hamile olan eşiyle yeterince ilgilenmediği ve evlilik birliğinden kaynaklanan sorumluluklarını ihmal ettiği belirlenmiştir.
Yargıtay, erkeğin çalışmamasıyla birlikte eşine karşı yükümlülüklerini yerine getirmemesini değerlendirmiş ve boşanmaya sebep olan olaylarda erkek eşin tam kusurlu olduğunu kabul etmiştir.
Bu karar, yalnızca ekonomik yetersizliğin değil, çalışmama ile birlikte aile sorumluluklarının ihmal edilmesinin kusur bakımından önem taşıdığını göstermektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.05.2024 Tarih, 2023/7349 E., 2024/3850 K.
Uyuşmazlıkta erkek eşin düzenli çalışmadığı, elektrik, su ve doğalgaz faturalarının kadın eşin ailesi tarafından karşılandığı ve ortak çocuğun ihtiyaçlarının büyük ölçüde kadın ve ailesi tarafından giderildiği ileri sürülmüştür.
İlk derece mahkemesi, erkeğin düzenli ve sürekli çalışmaması ve aile giderlerini karşılamaması nedeniyle evlilik birliğinden kaynaklanan görevlerini yerine getirmediğini kabul ederek boşanmaya karar vermiştir.
Karar, aile giderlerinin karşılanmamasının tanık anlatımları ve ödeme belgeleriyle ispatlanmasının önemini ortaya koymaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 02.07.2024 Tarih, 2023/7431 E., 2024/5247 K.
Yargıtay, bu kararında düzenli ve sürekli bir işte çalışmamak suretiyle ailenin ekonomik zorluk çekmesine neden olan eşin davranışını kusur olarak değerlendirmiştir.
Kararda diğer eşin davranışları da incelenmiş ve tarafların boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur dereceleri yeniden belirlenmiştir.
Bu karar, çalışmama nedeniyle ortaya çıkan ekonomik güçlüklerin somut olayda boşanma kusuru oluşturabileceğini göstermektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 25.04.2024 Tarih, 2023/6003 E., 2024/2845 K.
Kararda evin temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, faturaların ödenmemesi, eşin borçlanmak zorunda bırakılması ve aileye yeterli ekonomik destek sağlanmaması değerlendirilmiştir.
Yargıtay, ekonomik şiddet niteliğindeki davranışların kişilik haklarına saldırı oluşturabileceğini kabul ederek manevi tazminat bakımından değerlendirmede bulunmuştur.
Bu karar, ekonomik yükümlülüklerin ağır biçimde ihlal edilmesinin yalnızca boşanma sebebi değil, şartları bulunduğunda manevi tazminat sebebi de olabileceğini göstermektedir.
Eşin Evin İhtiyaçlarını Karşılamaması Nasıl İspatlanır?
Boşanma davasında eşin aile giderlerine katkıda bulunmadığı iddiasının somut delillerle desteklenmesi önem taşımaktadır.
Bu kapsamda banka hesap hareketleri, kira ödemeleri, elektrik, su ve doğalgaz faturaları, kredi kartı borçları, SGK kayıtları ve tanık anlatımları değerlendirilebilir.
Örneğin evin bütün giderlerinin uzun süredir yalnızca bir eşin hesabından ödendiğini gösteren banka kayıtları, aile giderlerinin fiilen kim tarafından karşılandığının belirlenmesine yardımcı olabilir.
Benzer şekilde çocukların okul ücretleri, sağlık masrafları veya temel ihtiyaçlarına ilişkin ödeme belgeleri de önem taşıyabilir.
Ancak bir eşin faturalarda veya banka dekontlarında ödeme yapan kişi olarak görünmemesi, tek başına aile birliğine hiçbir katkıda bulunmadığını ispatlamaz.
Eşin ev içi emeği, çocuk bakımı ve diğer katkıları da dikkate alınmalıdır.
Ayrıca gelir ve banka kayıtlarının hukuka uygun yöntemlerle temin edilmesi gerekir. Gerektiğinde ilgili kayıtların mahkeme aracılığıyla getirtilmesi talep edilebilir.
Eşin Eve Para Getirmemesi Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Eşin çalışmaması veya aile giderlerini karşılamaması nedeniyle boşanma talep edilecekse, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanılabilir.
Bu kapsamda dava dilekçesinde eşin hangi davranışlarla aile giderlerine katılmadığı, bu durumun ne kadar süredir devam ettiği ve evlilik birliğini nasıl etkilediği somut şekilde açıklanmalıdır.
Örneğin eşin düzenli geliri bulunmasına rağmen çocukların ihtiyaçlarını karşılamadığı, kira ve faturaları diğer eşe bıraktığı veya ortak yaşamın ekonomik yükünü bilinçli olarak karşı tarafa yüklediği ileri sürülebilir.
Ancak bu iddiaların hukuka uygun delillerle desteklenmesi gerekir.
Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa en az altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Eşim Eve Para Getirmiyorsa Boşanmadan Önce Ne Yapabilirim?
Eşin aile giderlerine katkıda bulunmaması durumunda tek hukuki çözüm boşanma davası açılması değildir.
Türk Medeni Kanunu’nun 196. maddesi, eşler birlikte yaşarken aile giderlerine yapılacak parasal katkının mahkeme tarafından belirlenmesine imkân tanımaktadır.
Bu hükme göre eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, ailenin geçimi için eşlerin yapacağı parasal katkıyı belirleyebilir.
Ayrıca eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması veya diğer eşin işinde karşılıksız çalışması, parasal katkı miktarının belirlenmesinde dikkate alınır.
Bu katkılar kanuni şartlarla geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için talep edilebilir.
Örneğin gelir sahibi eşin ailenin zorunlu giderlerine katkıda bulunmaması durumunda, diğer eş TMK m. 196 kapsamında mahkemeden parasal katkının belirlenmesini isteyebilir.
Ayrıca ortak hayatın ciddi şekilde tehlikeye düşmesi ve ayrı yaşama koşullarının oluşması hâlinde TMK m. 197 kapsamında da parasal katkı ve diğer önlemler gündeme gelebilir.
Dolayısıyla evlilik birliği devam ederken de eşlerin ekonomik yükümlülüklerine ilişkin hukuki başvuru yolları bulunmaktadır.
Eşim Çalışmıyorsa Boşanma Davasında Nafaka Alabilir miyim?
Boşanma davalarında eşin çalışmaması veya gelirinin bulunmaması, nafaka taleplerinin değerlendirilmesinde önem taşımaktadır.
Tedbir Nafakası
Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi gereğince boşanma davası açıldığında hâkim, dava süresince eşlerin geçimine ilişkin gerekli geçici önlemleri alabilir.
Örneğin eşinin ekonomik desteğinden mahrum kalan ve kendi geçimini sağlamakta güçlük çeken kişi lehine şartları mevcutsa tedbir nafakası kararı verilebilir.
Tedbir nafakasında tarafların ekonomik ve sosyal durumları değerlendirilir.
Yoksulluk Nafakası
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak şartıyla yoksulluk nafakası talep edebilir.
Ancak yalnızca eşin çalışmıyor olması veya boşanma davasının açılması, otomatik olarak yoksulluk nafakası bağlanacağı anlamına gelmez.
Mahkeme, tarafların gelirlerini, mal varlıklarını, geçim durumlarını ve kusur şartlarını birlikte değerlendirir.
İştirak Nafakası
Ortak çocukların bakım ve eğitim giderlerinin karşılanması bakımından iştirak nafakası gündeme gelebilir.
Velayet kendisine bırakılmayan eş, ekonomik gücü oranında çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür.
Çalışmıyor olmak, iştirak nafakasına ilişkin yükümlülüğü her durumda ortadan kaldırmaz. Ancak nafaka miktarı ve ödeme gücü bakımından somut ekonomik durum önem taşır.
Eşin Çalışmaması Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Alınabilir mi?
Eşin çalışmaması veya aile giderlerine katkıda bulunmaması nedeniyle boşanma davası açıldığında, kanuni şartların oluşması hâlinde maddi ve manevi tazminat talep edilebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinin birinci fıkrasına göre boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş, kusurlu diğer eşten uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
Manevi tazminat bakımından ise boşanmaya neden olan olayların kişilik haklarına saldırı oluşturması ve ilgili kusur şartlarının bulunması gerekir.
Örneğin eşini sürekli ekonomik baskı altında tutan, temel ihtiyaçlardan mahrum bırakan veya bilinçli olarak borçlanmaya zorlayan kişinin davranışları somut olayda manevi tazminat bakımından değerlendirilebilir.
Ancak yalnızca işsiz kalmak veya düşük gelir elde etmek, kendiliğinden maddi veya manevi tazminat ödeme yükümlülüğü doğurmaz.
Tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde eşlerin kusur durumları, olayların niteliği ve diğer kanuni şartlar esas alınır.
Eşin Bütün Parasını Kendisine Harcaması Boşanma Sebebi midir?
Eşlerden birinin aile giderlerine katkıda bulunabilecek ekonomik güce sahip olmasına rağmen bütün gelirini kişisel ihtiyaçlarına ayırması, somut olayda evlilik yükümlülüklerinin ihlali olarak değerlendirilebilir.
Özellikle aile üyelerinin temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, çocukların bakım giderlerinin ihmal edilmesi veya diğer eşin sürekli borçlanmaya zorlanması durumunda bu davranışların önemi artmaktadır.
Ancak eşlerin kişisel harcamalar yapması veya kendi gelirlerini yönetmesi tek başına kusurlu davranış oluşturmaz.
Önemli olan aile giderlerine güç oranında katkıda bulunulması ve evlilik birliğinin ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.
Eşin Borç Yapması ve Evin Masraflarını Ödememesi Boşanma Sebebi Olur mu?
Eşlerden birinin sürekli borçlanması, aile bütçesini olumsuz etkileyebilir.
Ancak her borçlanma işlemi boşanma sebebi değildir.
Örneğin evin ihtiyaçlarını karşılamak, sağlık giderlerini ödemek veya ticari faaliyet yürütmek amacıyla borçlanılması ile aile sorumluluklarını ihmal ederek aşırı ve kontrolsüz harcama yapılması farklı hukuki durumlardır.
Eşin sürekli kişisel borçlar yapması, aile bütçesini ciddi biçimde zarara uğratması ve temel giderleri karşılamaması, diğer davranışlarla birlikte evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilebilir.
Bu gibi durumlarda borçların hangi amaçla yapıldığı ve aile ekonomisi üzerindeki etkileri araştırılmalıdır.
Eşin Çalışmaması Çocuğun Velayetini Etkiler mi?
Eşin çalışmaması, çocuğun velayetini alamayacağı anlamına gelmez.
Velayet konusunda temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
Mahkeme; çocuğun yaşı, bakım ihtiyaçları, ebeveynlerin yaşam koşulları, eğitim ve sağlık gereksinimleri ile diğer ilgili hususları değerlendirir.
Örneğin ücretli işte çalışmayan ancak çocuğun bakımını düzenli şekilde üstlenen bir ebeveynin gelirinin bulunmaması, tek başına velayetin diğer ebeveyne verilmesini gerektirmez.
Buna karşılık çocuğun temel ihtiyaçlarını ihmal eden veya sağlıklı gelişimini tehlikeye sokan davranışlar velayet değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Bu nedenle eşin ekonomik durumu, velayet konusunda tek başına belirleyici değildir.
Ekonomik Şiddet Nedeniyle Koruma Kararı Alınabilir mi?
Ekonomik şiddete maruz kalan kişiler, kanuni şartların bulunması hâlinde 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir talebinde bulunabilirler.
Özellikle ekonomik kaynakların kontrol edilmesi, kişinin çalışmasının engellenmesi, temel ihtiyaçlardan mahrum bırakılması veya ekonomik baskıyla hareket özgürlüğünün kısıtlanması gibi durumlarda hukuki koruma mekanizmaları değerlendirilebilir.
Somut olayın özelliklerine göre geçici maddi yardım, geçici nafaka ve diğer koruma tedbirleri gündeme gelebilir.
Ancak her ekonomik anlaşmazlık veya ödeme güçlüğü 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet olarak kabul edilmez.
Koruma tedbirleri bakımından davranışların niteliği ve kanuni koşulların bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Eşim çalışmıyor, boşanma davası açabilir miyim?
Evet. Eşin çalışmamasıyla birlikte aile sorumluluklarını sürekli ihmal etmesi ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması şartlarının oluşması hâlinde boşanma davası açılabilir. Ancak yalnızca işsiz olmak tek başına boşanma sebebi değildir.
Eşim eve para getirmiyor, bu boşanma sebebi midir?
Eşin ekonomik imkânı bulunmasına rağmen aile giderlerine katkıda bulunmaması, somut olayın özelliklerine göre boşanmada kusurlu davranış oluşturabilir.
Kocam çalışmıyor, bütün masrafları ben ödüyorum. Boşanabilir miyim?
Evlilik birliğinin giderlerinin sürekli tek tarafa bırakılması ve diğer eşin haklı bir neden bulunmadan aile sorumluluklarını ihmal etmesi, TMK m. 166 kapsamında değerlendirilebilir. Ancak eşin diğer katkıları ve çalışmama nedenleri de incelenir.
Karım çalışmıyor, bu nedenle boşanma davası açabilir miyim?
Kadının ücretli bir işte çalışmaması tek başına boşanma sebebi değildir. Ev işleri, çocuk bakımı ve diğer emek katkıları da evlilik birliğine katılma kapsamında değerlendirilir.
Eşim maaşını bana vermiyorsa boşanabilir miyim?
Eşlerin kazandıkları bütün parayı birbirlerine teslim etme zorunluluğu yoktur. Ancak gelir sahibi eşin aile giderlerini sürekli ihmal etmesi, şartları varsa boşanma sebebi olabilir.
Eşim işten ayrıldı ve yeniden çalışmıyor, kusurlu mudur?
İşten ayrılmanın sebebi, iş bulma imkânları, sağlık durumu ve aileye yapılan diğer katkılar değerlendirilmelidir. Haklı nedenle işsiz kalmak otomatik olarak kusur oluşturmaz.
Eşim faturaları ödemiyor, boşanma davasında nasıl ispatlarım?
Banka dekontları, fatura kayıtları, kredi kartı ödemeleri, tanık anlatımları ve diğer hukuka uygun belgelerle aile giderlerinin kim tarafından karşılandığı ortaya konulabilir.
Eşim eve para getirmiyorsa nafaka alabilir miyim?
Kanuni şartların bulunması hâlinde tedbir veya yoksulluk nafakası talep edilebilir. Çocuklar bakımından iştirak nafakası da değerlendirilebilir. Ayrıca boşanmadan önce TMK m. 196 veya 197 kapsamında parasal katkı talep edilmesi mümkün olabilir.
Ekonomik şiddet nedeniyle manevi tazminat alınabilir mi?
Evet. Ekonomik şiddet niteliğindeki davranışların kişilik haklarına saldırı oluşturması ve diğer kanuni koşulların bulunması hâlinde manevi tazminat talep edilebilir.
Çalışmayan eş mal paylaşımından pay alabilir mi?
Evet. Ücretli işte çalışmamak, mal rejiminden doğan hakları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mal paylaşımı, eşler arasındaki mal rejiminin türü ve ilgili kanuni hükümler doğrultusunda değerlendirilir.
Sonuç: Eşin Çalışmaması veya Eve Para Getirmemesi Boşanma Sebebi Olabilir mi?
Türk hukukunda eşlerden birinin çalışmaması veya düzenli gelirinin bulunmaması, tek başına boşanma sebebi değildir.
Ancak eşin çalışabilecek durumda olmasına rağmen haklı bir neden bulunmaksızın aile giderlerine katkıda bulunmaması, evlilik sorumluluklarını sürekli ihmal etmesi veya diğer eş üzerinde ekonomik baskı oluşturması, somut olayda evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 185 ve 186. maddeleri gereğince eşler, aile birliğinin mutluluğunu birlikte sağlamak ve giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıklarıyla katkıda bulunmakla yükümlüdür.
Yargıtay kararlarında da düzenli çalışmama, aile ihtiyaçlarının karşılanmaması ve ekonomik şiddet niteliğindeki davranışların kusur değerlendirmesinde önem taşıdığı görülmektedir.
Ayrıca ekonomik yükümlülüklerin ihlali nedeniyle boşanma davası açılmadan önce veya dava sırasında parasal katkı, nafaka ve gerekli diğer hukuki önlemler talep edilebilir.
Sonuç olarak eşin çalışmaması değil, mevcut imkânlarına rağmen evlilik birliğine karşı sorumluluklarını yerine getirmemesi ve bu davranışların evlilik birliğini temelinden sarsması boşanma bakımından hukuki önem taşımaktadır.
Bu nedenle dava açılmadan önce eşlerin ekonomik durumlarının, aile giderlerine yaptıkları katkıların, çalışmama nedenlerinin ve mevcut delillerin birlikte değerlendirilmesi önemlidir.