Yabancılık Unsuru Taşıyan Uyuşmazlıklarda Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi Nedir ?
Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi
Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuk uyuşmazlıklarında Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin belirlenmesi, milletlerarası özel hukukun temel konularından biridir. Bir uyuşmazlığın yabancı unsur taşıması, davanın mutlaka yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi gerektiği anlamına gelmez. Aynı şekilde, uyuşmazlıkta Türk hukukunun uygulanması da tek başına Türk mahkemelerinin yetkili olduğu sonucunu doğurmaz.
Bu nedenle milletlerarası özel hukuk bakımından iki farklı sorunun birbirinden ayrılması gerekir:
Uyuşmazlığa hangi ülke hukukunun uygulanacağı ve uyuşmazlığı hangi ülkenin mahkemelerinin göreceği.
Uygulanacak hukukun belirlenmesi kanunlar ihtilâfı kurallarının, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin belirlenmesi ise milletlerarası usul hukukunun konusudur.
Türk hukukunda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisine ilişkin temel düzenleme 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 40. maddesi ve devamında yer almaktadır. MÖHUK’un güncel sisteminde 40. madde genel yetki kuralını ortaya koyarken, 41 ila 46. maddeler belirli uyuşmazlık türleri bakımından özel milletlerarası yetki kuralları öngörmektedir.
Milletlerarası Yetki Kavramı
Milletlerarası yetki, yabancılık unsuru taşıyan bir özel hukuk uyuşmazlığının hangi devlet mahkemelerinde görülebileceğini ifade eder.
Örneğin Türk vatandaşı ile Alman vatandaşının Almanya’da yaptığı bir sözleşmeden uyuşmazlık doğması hâlinde, davanın Türk mahkemelerinde mi, Alman mahkemelerinde mi yoksa başka bir devlet mahkemesinde mi görülebileceği milletlerarası yetki sorunudur.
Burada öncelikle uyuşmazlığın bir yabancılık unsuru taşıyıp taşımadığı belirlenmelidir. Taraflardan birinin yabancı olması, tarafların farklı ülkelerde yerleşim yerlerine sahip olması, hukuki ilişkinin yabancı bir ülkeyle bağlantılı olması veya olayın farklı ülkelerde meydana gelmesi yabancılık unsurunun ortaya çıkmasına neden olabilir.
MÖHUK, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini düzenlemektedir. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin hükümleri saklı tutulmuştur.
MÖHUK m. 40’taki Genel Milletlerarası Yetki Kuralı
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bakımından temel düzenleme MÖHUK m. 40‘tır.
MÖHUK m. 40 uyarınca:
“Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder.”
Bu hüküm, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin belirlenmesinde Türk iç hukukundaki yer itibarıyla yetki kurallarının esas alınacağını ifade etmektedir.
Başka bir ifadeyle, yabancılık unsuru taşıyan bir uyuşmazlıkta öncelikle Türk iç hukukuna göre hangi yerdeki mahkemenin yetkili olduğu tespit edilir. Eğer Türk iç hukukundaki yer itibarıyla yetki kurallarına göre bir Türk mahkemesi yetkili ise, kural olarak bu mahkeme aynı zamanda milletlerarası bakımdan da yetkili kabul edilir.
Bu nedenle MÖHUK m. 40, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bakımından genel bir yetki bağlantısı oluşturmaktadır.
İç Hukuktaki Yer İtibarıyla Yetki Kurallarının Önemi
MÖHUK m. 40’ın uygulanabilmesi için öncelikle ilgili uyuşmazlığın Türk iç hukukundaki yer itibarıyla yetki kurallarına göre hangi mahkemede görülebileceğinin belirlenmesi gerekir.
Bu noktada başta 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu olmak üzere, uyuşmazlığın niteliğine göre ilgili özel kanunların yer itibarıyla yetki hükümleri dikkate alınır.
Örneğin bir sözleşmeden doğan uyuşmazlık söz konusuysa, Türk hukukundaki genel ve özel yetki kuralları incelenir. İş, tüketici, sigorta, aile, miras veya başka bir özel hukuk alanına ilişkin uyuşmazlıklarda ise ilgili özel yetki kurallarının uygulanması gerekebilir.
Dolayısıyla MÖHUK m. 40 tek başına bütün uyuşmazlıkların hangi Türk mahkemesinde görüleceğini söylemez. Madde, Türk iç hukukundaki yer itibarıyla yetki kurallarını milletlerarası yetkinin belirlenmesinde esas alan bir bağlantı kuralı niteliğindedir.
Özel Milletlerarası Yetki Kurallarının Bulunması
MÖHUK m. 40 genel kural olmakla birlikte, Kanun bazı uyuşmazlık türleri için özel milletlerarası yetki kuralları da öngörmektedir.
Bu özel düzenlemeler özellikle:
- Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davaları,
- yabancıların bazı kişi hâllerine ilişkin davaları,
- miras davaları,
- iş sözleşmesi ve iş ilişkilerinden doğan davalar,
- tüketici sözleşmelerinden doğan davalar,
- sigorta sözleşmelerinden doğan davalar
bakımından önem taşımaktadır.
Bu özel yetki kurallarının bulunduğu durumlarda, öncelikle ilgili özel hüküm değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla her yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıkta doğrudan yalnızca MÖHUK m. 40’a başvurulması doğru değildir.
Türk Vatandaşlarının Kişi Hâllerine İlişkin Davalarda Yetki
MÖHUK m. 41, Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davalarında özel bir milletlerarası yetki düzenlemesi getirmektedir.
Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davalarının yabancı ülke mahkemelerinde açılamaması veya açılmamış olması hâlinde, Türkiye’de yer itibarıyla yetkili mahkemede dava açılabilir.
Türkiye’de böyle bir mahkemenin bulunmaması hâlinde, ilgili kişinin Türkiye’de sakin olduğu yer mahkemesi; Türkiye’de sakin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesi yetkili olur.
Bunların da bulunmaması hâlinde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkili kabul edilir.
Bu düzenleme, özellikle Türk vatandaşlarının aile ve kişi hâllerine ilişkin uyuşmazlıklarında Türk mahkemelerine erişimin güvence altına alınması bakımından önemlidir.
Yabancıların Kişi Hâllerine İlişkin Bazı Davalarda Yetki
MÖHUK m. 42 ise Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan yabancılar hakkında belirli kişi hâli uyuşmazlıklarında Türk mahkemelerinin yetkisini düzenlemektedir.
Bu kapsamda vesayet, kayyımlık, kısıtlılık, gaiplik ve ölmüş sayılma kararları bakımından ilgilinin Türkiye’de sakin olduğu yer mahkemesi; bunun bulunmaması hâlinde mallarının bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, m. 42’nin bütün kişi hâli davalarını değil, kanunda açıkça belirtilen bazı kişi hâli uyuşmazlıklarını kapsamasıdır.
Miras Davalarında Milletlerarası Yetki
MÖHUK m. 43, yabancılık unsuru taşıyan miras uyuşmazlıkları bakımından özel bir yetki kuralı getirmektedir.
Miras davaları kural olarak ölenin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde görülür.
Ölenin son yerleşim yeri Türkiye’de bulunmuyorsa, terekeye dâhil malların bulunduğu yer mahkemesi yetkili olur.
Bu düzenleme, miras uyuşmazlıklarının Türkiye ile bağlantısını belirlemek bakımından özel bir sistem öngörmektedir.
İş Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Yetki
İş ilişkilerinde işçinin korunması amacıyla MÖHUK özel bir milletlerarası yetki düzenlemesi getirmiştir.
MÖHUK m. 44 uyarınca bireysel iş sözleşmesinden veya iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda, işçinin işini mutaden yaptığı işyerinin Türkiye’de bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
Ayrıca işçinin işverene karşı açacağı davalarda, işverenin yerleşim yeri veya işçinin yerleşim yeri ya da mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemeleri de yetkili olabilir.
Bu düzenlemenin temelinde, iş ilişkisinde ekonomik ve hukuki açıdan daha zayıf durumda bulunan işçinin korunması düşüncesi bulunmaktadır.
Tüketici Uyuşmazlıklarında Milletlerarası Yetki
Tüketici sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda da tüketicinin korunmasına yönelik özel bir milletlerarası yetki sistemi bulunmaktadır.
MÖHUK m. 45 uyarınca tüketici, belirli şartlar altında kendi yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemelerinde ya da karşı tarafın işyeri, yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemelerinde dava açabilir.
Buna karşılık tüketiciye karşı açılacak davalarda, ilgili şartların gerçekleşmesi hâlinde tüketicinin Türkiye’deki mutad meskeni mahkemesi yetkilidir.
Bu düzenleme, milletlerarası özel hukuk bakımından zayıf tarafın korunması ilkesinin önemli örneklerinden biridir.
Sigorta Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Yetki
Sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar bakımından MÖHUK m. 46 özel bir milletlerarası yetki kuralı getirmektedir.
Sigortacının esas işyerinin veya sigorta sözleşmesini yapan şubesinin ya da acentesinin Türkiye’de bulunduğu yer mahkemesi yetkili olabilir.
Bununla birlikte sigorta ettirene, sigortalıya veya lehdara karşı açılacak davalarda, bunların Türkiye’deki yerleşim yeri veya mutad meskeni mahkemesi yetkili kabul edilmektedir.
Bu düzenleme de sigorta ilişkisinin tarafları arasındaki güç dengesini dikkate alan özel bir yetki sistemidir.
Yetki Anlaşması
Yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda tarafların belirli şartlar altında yetki anlaşması yapmaları mümkündür.
MÖHUK m. 47 uyarınca, yer itibarıyla yetkinin münhasır yetki esasına göre belirlenmediği hâllerde taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Bu anlaşmanın yazılı delille ispat edilmesi gerekir.
Dolayısıyla tarafların sözleşmeye yabancı bir devlet mahkemesini yetkili kılan bir hüküm koymaları, belirli şartlar altında geçerli olabilir.
Ancak tarafların mahkeme seçme özgürlüğü sınırsız değildir.
Yetki Anlaşmasının Sınırları
MÖHUK m. 47 bakımından en önemli sınırlamalardan biri, münhasır yetki durumudur.
Bir uyuşmazlık bakımından Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi söz konusuysa, tarafların anlaşarak yabancı bir mahkemeyi yetkili kılması mümkün değildir.
Ayrıca MÖHUK m. 44, 45 ve 46’da düzenlenen iş, tüketici ve sigorta uyuşmazlıkları bakımından kanunda belirlenen mahkemelerin yetkisi tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez.
Bu nedenle bir sözleşmede bulunan yetki şartının geçerli olup olmadığı incelenirken yalnızca sözleşmedeki hükme bakılması yeterli değildir.
Uyuşmazlığın niteliği, ilgili özel yetki kuralları ve varsa münhasır yetki düzenlemeleri birlikte değerlendirilmelidir.
Münhasır Yetki
Münhasır yetki, belirli bir uyuşmazlığın yalnızca belirli bir devletin veya belirli bir mahkemenin yargı yetkisine bırakılması anlamına gelir.
Münhasır yetki bulunan durumlarda tarafların başka bir devlet mahkemesini seçmeleri kural olarak mümkün değildir.
Bu nedenle milletlerarası yetki bakımından öncelikle uyuşmazlığın münhasır yetki kapsamına girip girmediği belirlenmelidir.
Münhasır yetki bulunmuyorsa ve uyuşmazlık MÖHUK m. 47’nin kapsamına giriyorsa, tarafların yabancı mahkeme seçimine ilişkin anlaşmaları gündeme gelebilir.
Yabancı Davalının Türk Mahkemelerinde Dava Edilmesi
Davalının yabancı olması, Türk mahkemelerinin otomatik olarak yetkisiz olduğu anlamına gelmez.
Yabancı gerçek veya tüzel kişinin Türkiye’de yerleşim yeri, mutad meskeni, işyeri veya uyuşmazlıkla bağlantılı başka bir hukuki bağlantısının bulunması, somut olayda Türk mahkemelerinin yetkisinin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Bu nedenle davalının vatandaşlığı tek başına belirleyici değildir.
Milletlerarası yetki bakımından esas olan, MÖHUK ve uygulanabilir diğer kurallar çerçevesinde Türkiye ile uyuşmazlık arasındaki yeterli hukuki bağlantının bulunup bulunmadığıdır.
Yabancıların Türk Mahkemelerinde Dava Açması
Yabancı bir kişi veya şirketin Türk mahkemelerinde dava açması da mümkündür.
Ancak yabancı kişinin Türkiye’de dava açabilmesi için öncelikle Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunması gerekir.
Bunun yanında MÖHUK m. 48 kapsamında yabancı gerçek ve tüzel kişiler bakımından teminat meselesi de gündeme gelebilir.
MÖHUK m. 48 uyarınca Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleri ile karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Bununla birlikte mahkeme, karşılıklılık esasına göre yabancıyı teminattan muaf tutabilir.
Bu nedenle yabancının Türk mahkemelerinde dava açması ile Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkili olması birbirinden ayrı meselelerdir.
Türk Mahkemelerinin Yetkisi ile Uygulanacak Hukukun Ayrılması
Milletlerarası özel hukuk bakımından en önemli ayrımlardan biri, yetki ile uygulanacak hukukun birbirinden ayrılmasıdır.
Örneğin Türk mahkemeleri bir sözleşmeden doğan uyuşmazlık bakımından yetkili olabilir. Ancak MÖHUK’un kanunlar ihtilâfı kurallarına göre sözleşmeye Fransız hukukunun uygulanması gerekebilir.
Bu durumda:
Davaya Türk mahkemesi bakar, fakat uyuşmazlığın esasına Fransız hukuku uygulanır.
Bunun tersi de mümkündür.
Bir uyuşmazlık bakımından Türk hukuku uygulanması gereken hukuk olabilir; ancak davanın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi söz konusu olabilir.
Bu nedenle sınavlarda ve uygulamada şu iki soru mutlaka ayrı ayrı sorulmalıdır:
Türk mahkemeleri milletlerarası bakımdan yetkili midir?
Yetkili ise uyuşmazlığa hangi ülke hukuku uygulanacaktır?
Yabancı Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi
Bir uyuşmazlık yabancı bir devlet mahkemesinde görülmüş ve karar kesinleşmiş olabilir.
Bu kararın Türkiye’de hukuki sonuç doğurması isteniyorsa, kararın niteliğine göre tanıma veya tenfiz gündeme gelebilir.
MÖHUK m. 50 uyarınca yabancı mahkemeler tarafından hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmiş ilâmların Türkiye’de icra edilebilmesi, yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.
Tenfiz davalarında görevli mahkeme ise MÖHUK m. 51 uyarınca asliye mahkemesidir. Yetki bakımından kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri veya sakin olduğu yer mahkemesi; bunların bulunmaması hâlinde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleri yetkilidir.
Bu nedenle yabancı mahkemenin verdiği kararın Türkiye’de doğrudan icra edilebilmesi ile Türk mahkemelerinin ilk derece olarak uyuşmazlığı görmesi birbirinden tamamen farklı iki konudur.
Milletlerarası Sözleşmelerin Önceliği
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin belirlenmesinde yalnızca MÖHUK hükümlerinin incelenmesi her zaman yeterli değildir.
MÖHUK m. 1 açıkça Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin hükümlerini saklı tutmaktadır.
Bu nedenle uyuşmazlığın konusu bakımından Türkiye’nin taraf olduğu bir milletlerarası sözleşme varsa, öncelikle bu sözleşmenin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmelidir.
Özellikle uluslararası taşıma, aile hukuku, çocukların korunması, ticari ilişkiler ve diğer özel alanlarda milletlerarası sözleşmeler Türk mahkemelerinin yetkisine ilişkin özel hükümler içerebilir.
Yetki Konusunun Uygulamadaki Değerlendirilmesi
Yabancılık unsuru taşıyan bir uyuşmazlıkta Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi değerlendirilirken öncelikle uyuşmazlığın hukuki niteliği belirlenmelidir.
Daha sonra uyuşmazlığa ilişkin özel bir milletlerarası yetki kuralının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Özel bir yetki kuralı bulunmuyorsa MÖHUK m. 40’taki genel sistem uygulanarak Türk iç hukukundaki yer itibarıyla yetki kurallarına başvurulur.
Bunun yanında taraflar arasında bir yetki anlaşması bulunup bulunmadığı, yetki anlaşmasının geçerli olup olmadığı ve uyuşmazlığın münhasır yetki kapsamında bulunup bulunmadığı da incelenmelidir.
Son olarak Türkiye’nin taraf olduğu uygulanabilir milletlerarası sözleşmelerin bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
Sonuç
Türk mahkemelerinin yabancılık unsuru taşıyan bir uyuşmazlığa bakıp bakamayacağı, milletlerarası yetki kurallarına göre belirlenir.
MÖHUK sisteminde temel kural m. 40‘ta yer almaktadır. Buna göre Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, kural olarak Türk iç hukukundaki yer itibarıyla yetki kurallarına göre belirlenir. Bunun yanında MÖHUK m. 41-46 arasında belirli uyuşmazlık türleri için özel milletlerarası yetki kuralları düzenlenmiştir.
Yabancılık Unsuru Taşıyan Uyuşmazlıklarda Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi
Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanacak hukukun belirlenmesi kadar, uyuşmazlığın hangi ülke mahkemeleri tarafından görüleceğinin belirlenmesi de önem taşır. Bir uyuşmazlıkta yabancı hukukun uygulanması, tek başına Türk mahkemelerinin yetkisiz olduğu anlamına gelmez. Türk mahkemeleri, somut olay bakımından milletlerarası yetkiye sahip oldukları takdirde, uyuşmazlığa yabancı hukuku uygulayarak karar verebilirler.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK), Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini Kanun’un 40 ve devamındaki maddelerinde düzenlemektedir. Bu düzenlemeler; genel milletlerarası yetki kuralının yanında kişi hâlleri, miras, iş sözleşmeleri, tüketici sözleşmeleri, sigorta sözleşmeleri, yetki anlaşmaları, teminat ve yabancı devletlerin yargı muafiyeti gibi özel konulara ilişkin yetki kurallarını içermektedir.
Milletlerarası Yetkinin Genel Esası
MÖHUK m.40, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini belirleyen temel hükümdür. Buna göre Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, kural olarak Türk hukukunun yer itibarıyla yetki kurallarına göre belirlenir. Başka bir ifadeyle, yabancı unsurlu bir uyuşmazlıkta önce Türk hukukunda aynı türden bir dava bakımından hangi yer mahkemesinin yetkili olduğu tespit edilir; daha sonra bu yetki kuralının milletlerarası düzeyde Türk mahkemelerine yetki sağlayıp sağlamadığı değerlendirilir.
Bu sistem, milletlerarası yetki ile iç hukukta yer itibarıyla yetki arasındaki bağlantıyı ortaya koymaktadır. Örneğin Türkiye’de yerleşim yeri bulunan bir davalının sözleşmeden doğan bir uyuşmazlık nedeniyle dava edilmesi durumunda, Türk hukukundaki genel yetki kuralları Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin belirlenmesinde esas alınabilir.
Ancak MÖHUK m.40 yalnızca genel bir başlangıç noktasıdır. Kanun, bazı uyuşmazlık türleri bakımından özel milletlerarası yetki kuralları öngörmektedir. Bu nedenle somut olay önce MÖHUK m.41 ve devamındaki özel düzenlemeler kapsamında değerlendirilmelidir.
Türk Vatandaşlarının Kişi Hâllerine İlişkin Davalar
MÖHUK m.41, Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davalarında Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini özel olarak düzenlemektedir. Bu düzenlemenin amacı, Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin uyuşmazlıklarında Türkiye ile olan hukuki bağlarının korunmasını sağlamaktır.
Maddeye göre Türk vatandaşlarının kişi hâllerine ilişkin davaları, yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer itibarıyla yetkili mahkemede görülür. Türkiye’de böyle bir mahkeme bulunmuyorsa ilgilinin Türkiye’de sakin olduğu yer mahkemesi; Türkiye’de sakin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesi yetkili olur. Bunların da bulunmaması hâlinde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkili kabul edilir.
Bu hüküm özellikle boşanma, evlenme, kişisel durum ve benzeri kişi hâllerine ilişkin uyuşmazlıklarda önem taşır. Böylece Türkiye ile bağlantısı bulunan Türk vatandaşlarının bazı kişi hâllerine ilişkin davalarının Türk mahkemelerinde görülebilmesi güvence altına alınmıştır.
Yabancıların Kişi Hâllerine İlişkin Bazı Davalar
MÖHUK m.42, Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan yabancılar bakımından bazı kişi hâllerine ilişkin davalarda Türk mahkemelerinin yetkisini düzenlemektedir.
Hüküm kapsamında vesayet, kayyımlık, kısıtlılık, gaiplik ve ölmüş sayılma kararları bakımından ilgilinin Türkiye’de sakin olduğu yer mahkemesi; ilgilinin Türkiye’de sakin olduğu yer bulunmuyorsa mallarının bulunduğu yer mahkemesi yetkili kabul edilmektedir.
Bu düzenleme, kişinin Türkiye ile olan fiilî bağlantısının mahkemenin yetkisinin belirlenmesinde kullanılmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla yabancı kişinin Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması her durumda Türk mahkemelerinin yetkisiz olduğu anlamına gelmemektedir.
Miras Davalarında Türk Mahkemelerinin Yetkisi
MÖHUK m.43, mirasa ilişkin davalarda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini özel olarak düzenlemektedir. Buna göre mirasa ilişkin davalar, kural olarak ölen kişinin Türkiye’deki son yerleşim yeri mahkemesinde görülür. Ölen kişinin son yerleşim yerinin Türkiye’de bulunmaması hâlinde ise terekeye dâhil malların bulunduğu yer mahkemesi yetkili olur.
Bu düzenlemede miras bırakanın Türkiye ile olan son yerleşim yeri bağlantısı temel alınmaktadır. Son yerleşim yerinin Türkiye dışında bulunması durumunda ise terekeye ait malların Türkiye’de bulunması, Türk mahkemelerinin yetkisinin kurulmasını sağlayabilir.
İş Sözleşmesi ve İş İlişkilerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Yetki
MÖHUK m.44, bireysel iş sözleşmesinden veya iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerinin yetkisini düzenlemektedir.
İşçinin işini mutaden yaptığı işyerinin Türkiye’de bulunması hâlinde, bu yer mahkemesi yetkilidir. Ayrıca işçinin işverene karşı açacağı davalarda işverenin yerleşim yeri, işçinin yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemeleri de yetkili olabilir.
Bu düzenleme özellikle işçinin korunması amacı bakımından önemlidir. İşçinin başka bir devlet vatandaşı olması, Türkiye’de çalışması hâlinde Türk mahkemelerinin yetkisinin tamamen ortadan kalkması sonucunu doğurmaz.
Tüketici Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Yetki
MÖHUK m.45, yabancılık unsuru taşıyan tüketici sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerinin yetkisini düzenlemektedir. Bu hüküm, tüketicinin korunmasını esas alan özel bir yetki sistemi oluşturur.
Özellikle tüketiciye karşı açılacak davalarda, tüketicinin Türkiye’deki mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olması önem taşır. Böylece tüketicinin yabancı bir ülkede dava açmak zorunda bırakılmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Sigorta Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Yetki
MÖHUK m.46, sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar bakımından özel yetki kuralları getirmektedir.
Sigortacının esas işyerinin veya sigorta sözleşmesini yapan şube ya da acentenin Türkiye’de bulunduğu yer mahkemesi yetkili olabilir. Bunun yanında sigorta ettirene, sigortalıya veya lehdara karşı açılacak davalarda, onların Türkiye’deki yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
Burada da tarafların korunması amacıyla birden fazla bağlantı noktası öngörülmektedir.
Yetki Anlaşması ve Sınırları
MÖHUK m.47, yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda tarafların yabancı bir devlet mahkemesini yetkili kılmasına imkân tanımaktadır.
Ancak bu imkân sınırsız değildir. Öncelikle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması ve borç ilişkisinden kaynaklanması gerekir. Ayrıca yer itibarıyla yetkinin münhasır yetki esasına göre belirlenmediği bir uyuşmazlık söz konusu olmalıdır. Yetki anlaşmasının geçerli olabilmesi için yazılı delille ispat edilmesi gerekir.
Yetki anlaşması yapılmış olmasına rağmen dava Türk mahkemesinde açılmışsa, yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması gibi durumlarda dava Türk mahkemesinde görülebilir. Ayrıca MÖHUK m.44, m.45 ve m.46 kapsamında belirlenen özel yetkilerin tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemeyeceği açıkça düzenlenmiştir.
Bu nedenle sözleşmeye yabancı bir devlet mahkemesini yetkili kılan bir hüküm konulmuş olması, her durumda Türk mahkemelerinin yetkisinin ortadan kalkacağı anlamına gelmez.
Teminat ve Yabancı Devletlerin Yargı Muafiyeti
MÖHUK m.48, yabancıların Türk mahkemelerinde dava açmaları veya davaya katılmaları bakımından teminat gösterme yükümlülüğünü düzenlemektedir. Bu hüküm, milletlerarası usul hukukunda karşılıklılık ve yargılama giderlerinin güvence altına alınması bakımından önem taşır.
MÖHUK m.49 ise yabancı devletlerin hangi hâllerde Türk mahkemelerinde yargı muafiyetinden yararlanamayacağını düzenlemektedir. Böylece yabancı devletlerin egemenlik faaliyetleri ile özel hukuk ilişkileri kapsamında gerçekleştirdikleri işlemler arasında ayrım yapılmasına imkân sağlanmaktadır. MÖHUK’un 40-49. maddeleri bu şekilde Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisine ilişkin temel sistemi oluşturmaktadır.
Genel Değerlendirme
MÖHUK bakımından Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi belirlenirken öncelikle uyuşmazlığın niteliği ve yabancılık unsuru tespit edilmelidir. Daha sonra uyuşmazlık bakımından MÖHUK’ta özel bir yetki kuralının bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Özel bir düzenleme bulunmuyorsa MÖHUK m.40 uyarınca Türk iç hukukundaki yer itibarıyla yetki kurallarına başvurulur.
Bu nedenle yabancıların taraf olduğu bir uyuşmazlığın Türkiye’de görülmesi mümkündür. Aynı şekilde Türk vatandaşının yabancı bir kişiyle yaptığı sözleşmeden doğan uyuşmazlık da somut olayda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini sağlayan bir bağlantı noktasının bulunması hâlinde Türk mahkemelerinde görülebilir.