Single Blog Title

This is a single blog caption

Marka İtibarına Zarar Veren İçeriklere Karşı Dava: Şirketler Hangi Hukuki Yollara Başvurabilir?

Bir markanın değeri yalnızca ürünlerinden, mağazalarından veya maddi varlıklarından oluşmaz. Tüketicilerin markaya duyduğu güven, şirketin piyasadaki saygınlığı ve markanın yıllar içerisinde oluşturduğu itibarı da önemli bir ekonomik değerdir.

Bu nedenle Google yorumları, sosyal medya paylaşımları, YouTube videoları, haber siteleri, forumlar, Ekşi Sözlük veya rakip işletmeler tarafından yayımlanan gerçeğe aykırı içerikler markaya ciddi zarar verebilir.

Örneğin bir şirket hakkında;

“Bu markanın ürünleri sahtedir.”

“Şirket iflas etmek üzere.”

“Müşterilerin kredi kartlarından izinsiz para çekiyorlar.”

“Ürünlerinde insan sağlığına zararlı yasaklı maddeler bulunuyor.”

şeklinde hiçbir somut dayanağı olmayan içerikler yayımlanabilir.

Başka bir olayda rakip işletme, sahte sosyal medya hesapları oluşturarak markaya yönelik organize bir karalama kampanyası başlatabilir. Markanın logosunu kullanan sahte internet siteleri veya sosyal medya hesapları üzerinden tüketicileri yanıltan içerikler hazırlanabilir.

Bu tür durumlarda uygulanacak hukuk yolu içeriğin niteliğine göre değişir. Özellikle Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’ndaki marka hakkı koruması, maddi ve manevi tazminat, ihtiyati tedbir ve belirli durumlarda ceza hukuku yolları birlikte değerlendirilebilir. TTK m.55, başkalarının mallarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemeyi açıkça haksız rekabet hâlleri arasında saymaktadır.

Ancak önemli bir ayrım bulunmaktadır:

Marka hakkında yapılan her olumsuz yorum veya eleştiri hukuka aykırı değildir.

Hukuki koruma özellikle gerçeğe aykırı iddialar, tüketiciyi yanıltıcı açıklamalar, rakip tarafından gerçekleştirilen kötüleme faaliyetleri ve markanın adı veya logosunun marka hakkına tecavüz oluşturacak biçimde kullanılması hâllerinde önem kazanır.

Marka İtibarı Nedir?

Marka itibarı, tüketicilerin ve piyasanın belirli marka hakkındaki güven, kalite, dürüstlük ve ticari saygınlık algısını ifade etmek için kullanılabilir.

Örneğin yıllardır faaliyet gösteren bir gıda markasının;

  • güvenilir ürün,
  • hijyen,
  • kalite,
  • müşteri memnuniyeti

ile tanınması marka itibarı açısından önemlidir.

Bu şirket hakkında bir anda;

“Ürünlerinde yasaklı madde tespit edildi.”

şeklinde gerçeğe aykırı haberlerin yayılması markanın yıllar içerisinde oluşturduğu güven üzerinde doğrudan etki yaratabilir.

Anayasa Mahkemesi de şirketlerin ekonomik faaliyetlerini sürdürürken kazandıkları ticari itibarın korunmasının hukuki önem taşıdığını kabul etmektedir. Bununla birlikte ticari itibara yönelik koruma ile ifade özgürlüğü arasında somut olayın özelliklerine göre denge kurulması gerekir.

Marka İtibarı ile Şirketin Ticari İtibarı Aynı Şey midir?

Tam olarak değildir.

Uygulamada bu kavramlar çoğu zaman birlikte kullanılır ancak hukuki açıdan ayrım yapmak gerekir.

Örneğin;

“ABC A.Ş. borçlarını ödemiyor.”

şeklindeki açıklama doğrudan şirketin ticari itibarıyla ilgilidir.

Buna karşılık;

“ABC markalı ürünlerin tamamı sahtedir.”

şeklindeki ifade markanın ürünleri ve piyasadaki algısını doğrudan hedef almaktadır.

Aynı paylaşım hem şirketin ticari itibarını hem de markanın ekonomik değerini etkileyebilir.

Bu nedenle dava açılırken yalnızca;

“Markamızın itibarı zarar gördü.”

denilmesi yerine hangi hukuki hakkın ne şekilde ihlal edildiğinin belirlenmesi gerekir.

Somut olaya göre haksız rekabet, marka hakkına tecavüz, haksız fiil veya bunların birden fazlası gündeme gelebilir. TTK m.56, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören ya da zarar tehlikesiyle karşılaşan kişiye çeşitli dava hakları tanımaktadır.

Her Olumsuz Marka Yorumu Hukuka Aykırı mıdır?

Hayır.

Tüketicilerin ürün ve hizmetler hakkında gerçek deneyimlerini açıklama ve eleştiri yapma hakkı bulunmaktadır.

Örneğin müşteri;

“Bu markanın ayakkabısını aldım, iki ay içerisinde tabanı açıldı. Kalitesini beğenmedim.”

şeklinde kendi deneyimini açıklayabilir.

Buna karşılık hiçbir ürün satın almayan kişi;

“Bu marka bütün ürünlerini Çin’den kaçak getiriyor ve sahte ürün satıyor.”

şeklinde gerçeğe aykırı iddiada bulunabilir.

İki ifade aynı hukuki nitelikte değildir.

Birinci açıklama tüketicinin deneyimine dayanan değerlendirme olabilir.

İkinci açıklama ise doğruluğu veya yanlışlığı objektif olarak araştırılabilecek somut bir olgu isnadıdır.

Anayasa Mahkemesi, itibar ile ifade özgürlüğünün çatıştığı uyuşmazlıklarda ifadelerin bağlamından koparılmadan değerlendirilmesi ve haklar arasında makul denge kurulması gerektiğini vurgulamaktadır.

Markayı Gerçeğe Aykırı Şekilde Kötülemek Haksız Rekabet midir?

Somut olayın özelliklerine göre evet.

TTK m.55/1-a-1 uyarınca başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek haksız rekabet hâllerinden biridir.

Bu hüküm marka itibarı uyuşmazlıklarında son derece önemlidir.

Örneğin rakip işletme;

“ABC markasının bütün ürünlerinde sağlığa zararlı kimyasallar bulunuyor.”

şeklinde gerçeğe aykırı bir paylaşım yapabilir.

Bu açıklama nedeniyle müşteriler ürünü satın almaktan vazgeçiyorsa doğrudan rekabet ortamını ve markanın ekonomik menfaatlerini etkileyen bir durum ortaya çıkabilir.

Rakip Şirketin Marka Hakkında Karalama Kampanyası Yapması Haksız Rekabet midir?

Özellikle rakip kaynaklı saldırılarda haksız rekabet hükümleri ön plana çıkmaktadır.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren rakip işletme;

  • sahte sosyal medya hesapları açabilir,
  • rakip markaya Google’dan bir yıldız verdirebilir,
  • forumlarda sahte müşteri deneyimleri yazdırabilir,
  • YouTube kanallarına gerçeğe aykırı videolar hazırlatabilir.

İçeriklerde;

“Ürünleri sahte.”

“Firma batıyor.”

“Müşterilerin parasını ödemiyor.”

gibi gerçeğe aykırı açıklamalar bulunabilir.

TTK m.55 yalnızca doğrudan kötülemeyi değil, rakibini gereksiz yere kötüleyen karşılaştırmaları ve başkasının tanınmışlığından yararlanmayı da haksız rekabet kapsamında düzenlemektedir.

Bu durumda saldırının yalnızca internetten içerik kaldırma meselesi olmadığı, doğrudan ticaret hukuku uyuşmazlığı niteliği taşıyabileceği unutulmamalıdır.

Marka İtibarına Zarar Veren İçerik İçin Hangi Davalar Açılabilir?

Haksız rekabet şartlarının bulunması hâlinde TTK m.56 önemli dava hakları tanımaktadır.

Markası veya ticari faaliyetleri zarar gören şirket somut olayın özelliklerine göre;

  • fiilin haksız olduğunun tespitini,
  • haksız rekabetin durdurulmasını,
  • haksız rekabet sonucunda meydana gelen durumun ortadan kaldırılmasını,
  • yanlış veya yanıltıcı açıklamaların düzeltilmesini,
  • kusur varsa maddi zararın tazminini,
  • şartları oluşmuşsa manevi tazminatı

talep edebilir.

Dolayısıyla dava yalnızca;

“İçeriğin silinmesi”

talebinden ibaret olmak zorunda değildir.

Özellikle geniş çaplı karalama faaliyetlerinde yanlış bilginin düzeltilmesi ve saldırının yeniden gerçekleştirilmesinin engellenmesi de önemli olabilir.

Marka Hakkına Zarar Veren Her İçerik Marka Hakkına Tecavüz Sayılır mı?

Hayır.

Bu ayrım özellikle önemlidir.

Bir kişinin;

“ABC markasının ürününü beğenmedim.”

şeklinde markanın adını kullanması tek başına 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu anlamında marka hakkına tecavüz değildir.

Marka hakkına tecavüzden söz edebilmek için markanın Kanun’da belirtilen şekilde izinsiz kullanılması ve diğer şartların oluşması gerekir.

SMK m.7, tescilli marka sahibine belirli izinsiz kullanımların önlenmesini isteme hakkı tanımaktadır. Özellikle Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız yarar sağlayabilecek, itibarına zarar verebilecek veya ayırt edici karakterini zedeleyebilecek aynı ya da benzer işaret kullanımları belirli şartlarda marka sahibince engellenebilir.

Dolayısıyla markayı eleştirmek ile markayı hukuka aykırı biçimde ticari işaret olarak kullanmak aynı şey değildir.

Markanın Adı veya Logosu Karalama İçeriğinde Kullanılırsa Marka Hakkına Tecavüz Oluşur mu?

Her durumda değil.

Örneğin gazetecinin şirket hakkında haber yaparken markanın ismini kullanması marka hakkına tecavüz olarak kabul edilemez.

Ancak markanın aynı veya benzer işareti;

  • sahte ürün satmak,
  • sahte internet sitesi oluşturmak,
  • tüketicide resmî marka hesabı izlenimi yaratmak,
  • haksız ticari avantaj sağlamak,
  • tanınmış markanın itibarından yararlanmak veya itibarını zedelemek

amacıyla ticari şekilde kullanılıyorsa SMK hükümleri gündeme gelebilir.

SMK m.7, işaretin ticaret alanında markanın reklamlarında, alan adında, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde ve hukuka aykırı karşılaştırmalı reklamlarda kullanılmasına ilişkin özel hükümler içermektedir.

Bu kullanımların m.29 kapsamına girmesi hâlinde marka hakkına tecavüz davası açılabilir.

Sahte Instagram veya X Hesabında Marka Logosu Kullanılırsa Ne Yapılabilir?

Örneğin markanın adı ve logosuyla;

@abcmarkaresmi

benzeri sahte hesap oluşturulmuş olabilir.

Bu hesap üzerinden tüketicilere mesaj gönderiliyor, ürün satılıyor veya markanın itibarını zedeleyen içerikler yayımlanıyor olabilir.

Bu durumda;

  • platforma sahte hesap bildirimi,
  • marka hakkına tecavüz değerlendirmesi,
  • haksız rekabet,
  • tüketicilerin yanıltılması,
  • olayın özelliklerine göre ceza hukuku

birlikte gündeme gelebilir.

Özellikle hesabın ticari amaçla markayı kullanması veya tüketicide marka sahibiyle bağlantılı olduğu izlenimini yaratması durumunda SMK kapsamındaki koruma daha güçlü hâle gelebilir.

Tanınmış Markanın İtibarına Zarar Verilmesi Durumunda Özel Koruma Var mıdır?

Evet.

SMK m.7/2-c, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından haksız yarar sağlayacak, itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek aynı ya da benzer işaretlerin haklı sebep olmaksızın kullanımının belirli şartlarda marka sahibi tarafından önlenebilmesine imkân tanımaktadır.

Örneğin yüksek itibara sahip lüks bir markanın işaretinin pornografik, yasa dışı veya markanın kalite algısını ciddi şekilde zedeleyecek ticari bir faaliyette kullanılması farklı bir değerlendirmeye konu olabilir.

Ancak yalnızca markanın eleştirel bir haber içerisinde anılması, bu düzenlemenin otomatik olarak uygulanacağı anlamına gelmez.

Kullanımın ticari niteliği ve marka fonksiyonlarına etkisi somut olarak değerlendirilmelidir.

Marka Hakkına Tecavüz Davasında Neler Talep Edilebilir?

Markanın 6769 sayılı Kanun kapsamında tecavüze uğraması hâlinde SMK m.149 marka sahibine geniş talepler ileri sürme imkânı tanımaktadır.

Hak sahibi;

  • tecavüzün tespitini,
  • muhtemel tecavüzün önlenmesini,
  • devam eden tecavüzün durdurulmasını,
  • tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılmasını,
  • maddi ve manevi zararın tazminini,
  • belirli hâllerde kesinleşen kararın ilan edilmesini

isteyebilir.

Bu nedenle marka adı veya logosunun hukuka aykırı ticari kullanımında yalnızca içeriğin kaldırılması değil, ihlalin tekrarının önlenmesi de talep edilebilir.

Marka İtibarının Zarar Görmesi Nedeniyle Ayrıca Tazminat İstenebilir mi?

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu bu konuda özel bir düzenleme içermektedir.

SMK m.150/2 uyarınca, sınai mülkiyet hakkına konu ürün veya hizmetlerin ihlal eden kişi tarafından kötü şekilde kullanılması veya uygun olmayan biçimde piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarar görürse ayrıca tazminat istenebilmesi mümkündür.

Bu hüküm özellikle taklit ürün uyuşmazlıklarında önemlidir.

Örneğin tanınmış marka adı altında çok düşük kaliteli sahte ürünler piyasaya sürülmüş ve tüketiciler bu ürünlerin orijinal olduğunu düşünmüş olabilir.

Bu durumda yalnızca kaybedilen satışlar değil, marka hakkının uğradığı itibar zararı da ayrıca gündeme gelebilir.

Ancak internet üzerindeki sıradan bir olumsuz yorum için doğrudan bu maddeye dayanılması doğru değildir. Öncelikle gerçekten sınai mülkiyet hakkına tecavüz bulunması gerekir.

Marka İtibarına Zarar Veren İçeriğin Düzeltilmesi İstenebilir mi?

Evet.

Haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı açıklamalarla gerçekleştirilmişse TTK m.56 kapsamında bu açıklamaların düzeltilmesi talep edilebilir.

Örneğin rakip şirket;

“ABC markasının faaliyet izni iptal edildi.”

şeklinde gerçeğe aykırı açıklama yayımlamış olabilir.

Yalnızca paylaşımın kaldırılması bazı durumlarda yeterli olmayabilir. Çünkü yanlış bilgi daha önce binlerce kişiye ulaşmış olabilir.

Bu nedenle mahkemeden yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesini istemek, markanın itibarının yeniden tesis edilmesi bakımından önemli bir araç olabilir.

Mahkeme Kararının Yayımlanması İstenebilir mi?

Evet.

TTK m.59’a göre mahkeme, davayı kazanan tarafın talebi üzerine kesinleşen kararın ilan edilmesine karar verebilir ve ilanın şekli ile kapsamını belirler.

Benzer şekilde sınai mülkiyet hakkına tecavüz davalarında SMK m.149, haklı sebep veya menfaat bulunması durumunda kesinleşmiş kararın yayımlanmasını veya ilgililere bildirilmesini talep etmeye imkân sağlamaktadır.

Bu imkân özellikle geniş kitlelere ulaşmış yanlış bilgilerin düzeltilmesinde önem taşıyabilir.

Marka İtibarına Zarar Veren İçerik İçin İhtiyati Tedbir İstenebilir mi?

Evet.

Dijital itibar saldırılarında dava sonuçlanıncaya kadar beklemek bazı durumlarda markaya ciddi ekonomik zarar verebilir.

Örneğin internette;

“ABC markasının bebek ürünlerinde kanserojen madde bulundu.”

şeklindeki tamamen gerçeğe aykırı iddia viral hâle gelmiş olabilir.

Her geçen saat ürün iadeleri artabilir ve büyük perakendeciler siparişlerini askıya alabilir.

Haksız rekabet uyuşmazlıklarında TTK m.61; mevcut durumun korunması, haksız rekabetin önlenmesi, meydana gelen durumun ortadan kaldırılması ve yanlış veya yanıltıcı açıklamaların düzeltilmesi gibi ihtiyati tedbirlere karar verilebilmesini öngörmektedir.

Marka hakkına doğrudan tecavüz bulunması hâlinde ise SMK m.159 kapsamında ayrıca özel ihtiyati tedbir mekanizması bulunmaktadır.

İnternetteki Haksız Rekabet İçeriğinin Geçici Olarak Kaldırılması İstenebilir mi?

Türk Ticaret Kanunu’nda bu konuda özel bir düzenleme bulunmaktadır.

TTK m.58, haksız rekabetin basın, yayın, iletişim veya bilişim sistemleri aracılığıyla gerçekleştirilmesi hâlindeki sorumluluk rejimini düzenlemektedir. Kanuna göre haksız rekabetin olumsuz sonuçlarının kapsamlı veya doğacak zararın büyük olduğu durumlarda mahkeme, ilgili hizmet sağlayıcısını dinleyerek içeriğin geçici olarak kaldırılması dâhil somut olaya uygun tedbirlere karar verebilir.

Ancak bu hüküm;

“Marka hakkında istenmeyen her yorum doğrudan platformdan kaldırılır.”

şeklinde anlaşılmamalıdır.

Haksız rekabetin ve ciddi zarar tehlikesinin somut şekilde ortaya konulması gerekir.

Marka Hakkında Asılsız Haber Yayımlanırsa Dava Açılabilir mi?

Somut olayın koşullarına göre evet.

Örneğin haber sitesinde;

“ABC markası piyasadan toplatılıyor.”

başlıklı haber yayımlanmış ancak hiçbir resmî toplatma kararı bulunmamış olabilir.

İçeriğin;

  • gerçeklik temeli,
  • haber kaynağı,
  • kamu yararı,
  • başlığın içeriği yansıtıp yansıtmadığı,
  • şirketten görüş alınıp alınmadığı

gibi hususlar önem taşıyabilir.

Bununla birlikte gerçek ve kamu yararı taşıyan haberlerin yalnızca şirkete ekonomik zarar verdiği gerekçesiyle kaldırılması mümkün değildir.

Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün ticari itibar karşısında da korunması gerektiğini; iki menfaat arasında somut bir dengeleme yapılmasının zorunlu olduğunu kabul etmektedir.

Google Yorumları Marka İtibarına Zarar Veriyorsa Dava Açılabilir mi?

Gerçek müşteri değerlendirmeleri kural olarak korunabilir.

Ancak sahte hesaplar üzerinden;

“Ürünlerinden zehirlendim.”

şeklinde yaşanmamış olayların anlatılması veya rakip şirket tarafından yüzlerce sahte yorum oluşturulması farklı değerlendirilir.

Bu durumda öncelikle yorumlar delillendirilmeli, ilgili platform mekanizmasına başvurulmalı ve yorumların arkasında ticari rekabet amacı bulunuyorsa TTK’nın haksız rekabet hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle markanın puanını yapay olarak düşürmek amacıyla organize faaliyet gerçekleştirildiğinin ispatlanması, haksız rekabet iddiası bakımından önem taşıyabilir.

Sosyal Medyada Marka Boykotu Çağrısı Haksız Rekabet midir?

Her boykot çağrısı veya sert eleştiri otomatik olarak hukuka aykırı değildir.

Örneğin tüketiciler gerçek bir olay nedeniyle;

“Bu markayı satın almayacağım.”

diyebilir.

Ancak rakip şirket sahte bilgi üreterek;

“ABC markasının ürünleri insan sağlığına zararlıdır, herkes boykot etsin.”

şeklinde organize kampanya yürütüyorsa farklı bir hukuki durum doğabilir.

Burada;

  • açıklamanın gerçek olup olmadığı,
  • açıklamayı yapanın rakiple bağlantısı,
  • ticari amaç bulunup bulunmadığı,
  • kampanyanın nasıl organize edildiği

birlikte değerlendirilmelidir.

Influencer Tarafından Gerçeğe Aykırı Marka İçeriği Yayımlanırsa Ne Yapılabilir?

Bir influencer milyonlarca takipçisine;

“Bu marka sahte ürün satıyor.”

şeklinde herhangi bir somut dayanağı olmayan açıklama yapabilir.

İçeriğin sponsorlu veya rakip tarafından finanse edilmiş olması hâlinde ticari rekabet boyutu daha da belirginleşebilir.

TTK m.55’in kötüleme ve yanıltıcı karşılaştırmaya ilişkin hükümleri, somut olayın özelliklerine göre bu tür faaliyetlerde gündeme gelebilir.

İçeriğin yüksek erişime sahip olması da zarar ve ihtiyati tedbir değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Marka İtibarına Zarar Veren İçerik Nedeniyle Maddi Tazminat İstenebilir mi?

Evet, gerekli şartların bulunması hâlinde.

TTK m.56, kusurun bulunması hâlinde zarar ve ziyanın tazminini düzenlemektedir.

Örneğin karalama kampanyası nedeniyle;

  • satışlar düşmüş,
  • distribütör sözleşmesi feshedilmiş,
  • ürünler mağaza raflarından kaldırılmış,
  • müşteriler siparişleri iptal etmiş

olabilir.

Ancak maddi tazminat bakımından yalnızca saldırının bulunduğunu göstermek yeterli değildir.

Hukuka aykırı içerik ile ekonomik zarar arasındaki nedensellik bağının ortaya konulması gerekir.

Bu nedenle saldırı öncesi ve sonrası satış verileri, müşteri mesajları, iptal edilen sözleşmeler ve benzeri ekonomik kayıtlar önemli hâle gelir.

Marka Hakkına Tecavüzde Yoksun Kalınan Kazanç Talep Edilebilir mi?

Evet.

SMK m.151, sınai mülkiyet hakkı sahibinin zararının fiilî kayıp yanında yoksun kalınan kazancı da kapsadığını düzenlemektedir.

Kanun, yoksun kalınan kazancın hesaplanması bakımından hak sahibine farklı yöntemler arasında seçim hakkı tanımaktadır; örneğin ihlal olmasaydı elde edilebilecek muhtemel gelir, ihlal edenin elde ettiği net kazanç veya varsayımsal lisans bedeli esas alınabilir.

Ancak bu hesaplama sistemi, marka hakkına tecavüzün bulunduğu davalar bakımından uygulanır.

Sıradan bir kötü yorum davasında doğrudan SMK m.151 uygulanmaz.

Marka İtibarına Zarar Veren İçerik İçin Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Haksız rekabet bakımından TTK m.56, TBK m.58’deki şartların gerçekleşmesi hâlinde manevi tazminat talebine imkân tanımaktadır.

Sınai mülkiyet hakkına tecavüz hâlinde SMK m.149 da maddi ve manevi zararın tazminini talep etme imkânı sağlamaktadır.

Ancak hangi tazminat türünün hangi davacı tarafından talep edilebileceği ve hangi zararın ispatlanması gerektiği somut olayın niteliğine göre belirlenmelidir.

Şirketin ticari zararı ile marka sahibinin sınai mülkiyet hakkından doğan zararı birbirine karıştırılmamalıdır.

Marka İtibarını Zedeleyen İçerik Silinmeden Önce Delil Alınmalı mı?

Kesinlikle evet.

İçerik Google, Instagram, X, YouTube veya başka platform tarafından kısa süre içerisinde kaldırılabilir.

Daha sonra içeriği yayımlayan kişi;

“Ben böyle bir paylaşım yapmadım.”

savunmasında bulunabilir.

Bu nedenle mümkün olduğunca;

  • tam URL,
  • ekran görüntüsü,
  • hesap veya kanal adı,
  • profil URL’si,
  • tarih ve saat,
  • görüntülenme sayısı,
  • beğeni ve paylaşım miktarı,
  • video söz konusuysa ilgili dakika ve saniyeler,
  • yorumlar

muhafaza edilmelidir.

Ayrıca iddianın gerçeğe aykırı olduğunu gösteren şirket kayıtlarının da eş zamanlı olarak hazırlanması önemlidir.

Marka Karalama Kampanyasında Hangi Deliller Önemlidir?

Organize saldırı iddiası varsa yalnızca tek tek içerikleri saklamak yeterli olmayabilir.

Özellikle;

  • aynı içeriklerin aynı saatlerde paylaşılması,
  • aynı metinlerin kullanılması,
  • sahte hesapların birbirleriyle bağlantısı,
  • rakip şirket çalışanlarıyla bağlantılar,
  • kampanyanın başlatılmasına ilişkin mesajlar,
  • ödeme veya sponsorluk belgeleri,
  • toplu yorum yaptırma talimatları

önemli olabilir.

Örneğin rakip işletme çalışanının;

“Herkes rakip markaya bir yıldız versin.”

şeklindeki grup mesajı, saldırının organize ve ticari amaçlı niteliğini gösterebilir.

Marka İtibarına Zarar Veren İçerik İçin Hangi Mahkemeye Başvurulur?

Görevli mahkeme hukuki sebebe göre belirlenmelidir.

Uyuşmazlık haksız rekabet hükümlerine dayanıyorsa ticari dava niteliği gündeme gelir.

Uyuşmazlık doğrudan marka hakkına tecavüz iddiasına dayanıyorsa sınai mülkiyet hukukuna ilişkin görev kuralları uygulanacaktır.

Bu nedenle;

“İnternette marka hakkında olumsuz paylaşım var, her durumda Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılır.”

şeklinde genel bir yaklaşım doğru değildir.

Öncelikle fiilin marka hakkına tecavüz mü, haksız rekabet mi, ticari itibara saldırı mı yoksa bunların birlikte mi olduğu belirlenmelidir.

Marka Hakkına Tecavüz ile Haksız Rekabet Aynı Davada İleri Sürülebilir mi?

Somut olayın şartlarına göre aynı fiil birden fazla hukuki koruma alanını etkileyebilir.

Örneğin rakip firma;

  • markanın logosunu izinsiz kullanıyor,
  • tüketicide bağlantı olduğu izlenimi yaratıyor,
  • aynı zamanda marka hakkında yanlış bilgiler yayıyor

olabilir.

Bu durumda markanın kullanımı bakımından SMK, gerçeğe aykırı kötüleme bakımından ise TTK haksız rekabet hükümleri birlikte gündeme gelebilir.

Ancak her hukuki sebebin unsurları ayrı ayrı ortaya konulmalıdır. SMK m.29 marka hakkına tecavüz sayılan fiilleri açık biçimde düzenlemektedir.

Haksız Rekabet Davalarında Süre Var mıdır?

Evet.

TTK m.60’a göre haksız rekabet davaları, dava hakkı sahibinin hakkın doğduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde hakkın doğumundan itibaren üç yıl içinde açılmalıdır. Fiil aynı zamanda daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa Kanun’daki özel düzenleme ayrıca dikkate alınır.

Bu nedenle şirketlerin internet karalama kampanyalarını uzun süre cevapsız bırakması hukuki açıdan risk yaratabilir.

5651 Sayılı Kanun’un 9. Maddesiyle Marka İtibarına Zarar Veren İçerik Kaldırılabilir mi?

Bu konuda eski tarihli internet yazılarına dikkat edilmelidir.

Geçmişte kişilik hakkını ihlal eden internet içerikleri bakımından 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında sulh ceza hâkimliklerine başvurulabiliyordu.

Ancak Anayasa Mahkemesi 11 Ekim 2023 tarihli E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesini iptal etmiştir.

Bu nedenle 2026 yılı itibarıyla;

“Marka itibarına zarar veren içerik için doğrudan 5651 m.9 uyarınca sulh ceza hâkimliğine başvurulur.”

şeklindeki eski standart yaklaşım güncel değildir.

Özellikle ticari itibar ve marka uyuşmazlıklarında TTK’nın haksız rekabet hükümleri, SMK, genel hukuk yolları ve ihtiyati tedbir mekanizmaları somut olayın niteliğine göre değerlendirilmelidir. Anayasa Mahkemesinin m.9’un iptali sonrasındaki kararlarında da kişilik haklarına ilişkin genel hukuk yollarının varlığına dikkat çekilmektedir.

Marka İtibarına Zarar Veren İçeriklere Karşı Nasıl Bir Yol İzlenmelidir?

Uygulamada süreç genel olarak şu şekilde kurulabilir:

  1. Hukuka aykırı olduğu düşünülen içerikler silinmeden önce delillendirilir.
  2. Bütün URL’ler, kullanıcı hesapları ve yayın tarihleri kaydedilir.
  3. İçeriklerdeki ifadeler eleştiri, değer yargısı ve somut olgu isnadı olarak ayrıştırılır.
  4. Gerçeğe aykırı iddiaları çürüten şirket kayıtları hazırlanır.
  5. İçeriği yayımlayan kişinin rakip veya başka ticari aktörle bağlantısı araştırılır.
  6. İlgili platformların içerik şikâyet mekanizmaları kullanılır.
  7. Fiilin TTK m.55 kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı incelenir.
  8. Haksız rekabet varsa TTK m.56 kapsamındaki tespit, men, düzeltme ve tazminat talepleri değerlendirilir.
  9. Ciddi ve devam eden zarar varsa TTK m.61 kapsamında ihtiyati tedbir değerlendirilir.
  10. İnternet veya bilişim hizmeti üzerinden gerçekleştirilen ağır haksız rekabette TTK m.58 kapsamında içeriğin geçici kaldırılması dâhil tedbir olanakları incelenir.
  11. Markanın adı veya logosunun kullanımı ayrıca SMK bakımından değerlendirilir.
  12. Marka hakkına tecavüz varsa SMK m.149 kapsamındaki talepler ileri sürülebilir.
  13. Marka hakkına yönelik devam eden ihlalde SMK m.159 kapsamında ihtiyati tedbir değerlendirilir.
  14. Ekonomik zarar ve marka itibarındaki kayıp belgelenir.
  15. Fiilin ayrıca suç oluşturması hâlinde ceza hukuku seçenekleri ayrıca incelenir.

Marka İtibarını Korurken En Sık Yapılan Hata Nedir?

En sık yapılan hata, olumsuz içerik ile hukuka aykırı içeriğin birbirine karıştırılmasıdır.

Bir tüketicinin;

“Bu ürünü beğenmedim.”

demesi ile rakibin;

“Bu ürünün içinde yasaklı kanserojen madde vardır.”

şeklinde tamamen gerçeğe aykırı açıklama yapması aynı değildir.

İkinci hata, her marka eleştirisinin otomatik olarak marka hakkına tecavüz sayılmasıdır.

Marka hakkına tecavüz için SMK’daki özel şartların gerçekleşmesi gerekir.

Üçüncü hata, içerik kaldırılmadan önce delil alınmamasıdır.

Dördüncü hata ise maddi zarar talep edilirken satış düşüşü ile karalama kampanyası arasındaki bağlantının ortaya konulmamasıdır.

Etkili bir hukuki dosyada;

hangi açıklamanın yanlış olduğu, doğru durumun ne olduğu, bu yanlışlığı hangi belgenin gösterdiği ve yanlış açıklamanın markaya hangi somut zararı verdiği

açık biçimde ortaya konulmalıdır.

Sonuç

Marka itibarına zarar veren internet içeriklerine karşı dava açılması mümkündür. Ancak hangi davanın açılacağı içeriğin niteliğine göre belirlenmelidir.

Marka veya şirket hakkında yanlış, yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici açıklamalarla ticari kötüleme yapılması hâlinde Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri önemli bir hukuki koruma sağlamaktadır. TTK m.55 bu tür kötüleme davranışlarını haksız rekabet kapsamında düzenlemekte; TTK m.56 ise tespit, men, yanlış açıklamaların düzeltilmesi ve şartları varsa maddi ve manevi tazminat taleplerine imkân vermektedir.

Karalama faaliyetinin internet, sosyal medya veya başka bilişim hizmetleri üzerinden yürütülmesi hâlinde TTK m.58 ayrıca önem taşımaktadır. Haksız rekabetin olumsuz sonuçlarının kapsamlı veya doğacak zararın büyük olduğu durumlarda mahkeme, şartların oluşması hâlinde içeriğin geçici olarak kaldırılması dâhil uygun tedbirlere karar verebilir.

Buna karşılık markanın adı veya logosunun hukuka aykırı biçimde ticari işaret olarak kullanılması hâlinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri ayrıca gündeme gelebilir. Özellikle tanınmışlık düzeyine ulaşan markanın itibarından haksız yarar sağlayan veya markanın itibarına zarar veren belirli izinsiz işaret kullanımları SMK m.7 kapsamında önlenebilir; bu kullanımların m.29 kapsamında tecavüz teşkil etmesi hâlinde marka sahibi SMK m.149’daki dava ve tazminat haklarından yararlanabilir.

Ayrıca marka hakkına tecavüz nedeniyle sınai mülkiyet hakkının itibarı ayrıca zarar görmüşse SMK m.150 kapsamında marka itibarındaki zarara ilişkin ek tazminat gündeme gelebilir.

Bununla birlikte gerçek tüketici deneyimleri, ürün incelemeleri ve hukuka uygun eleştirilerin yalnızca markaya ekonomik zarar verdiği gerekçesiyle ortadan kaldırılması mümkün değildir. Ticari itibarın korunması ile ifade ve basın özgürlüğü arasında somut olayın özelliklerine göre denge kurulması gerekir.

Son olarak, kişilik hakkına yönelik internet içeriklerinde geçmişte kullanılan 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi Anayasa Mahkemesinin E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla iptal edildiğinden, 2026 yılı itibarıyla marka veya şirket itibarını zedeleyen içeriklerde eski m.9 sisteminin halen yürürlükteymiş gibi kullanılması doğru değildir.

Marka hakkında hukuka aykırı bir içerik fark edildiğinde ilk yapılması gereken işlem, içeriği hemen sildirmeye çalışmadan önce URL’yi, kullanıcı veya kanal bilgilerini, tarih ve saati, ekran görüntülerini, görüntülenme ve paylaşım sayılarını ve iddianın gerçeğe aykırılığını gösteren ticari belgeleri güvenli biçimde muhafaza etmektir.

Ardından fiilin haksız rekabet mi, marka hakkına tecavüz mü, ticari itibara saldırı mı yoksa bunların birden fazlası mı olduğu belirlenerek; platform başvurusu, ihtiyati tedbir, düzeltme, haksız rekabet davası, marka hakkına tecavüz davası ve tazminat taleplerinden somut olaya uygun olanlar birlikte değerlendirilmelidir.

Leave a Reply

Call Now Button