Single Blog Title

This is a single blog caption

Yurt Dışındaki Kripto Borsalarına Karşı Dava Açılabilir mi?

Kripto varlık piyasasının uluslararası yapısı nedeniyle Türkiye’deki yatırımcıların önemli bir bölümü merkezleri başka ülkelerde bulunan kripto para borsalarında işlem yapmaktadır. Yatırımcının hesabının sebepsiz şekilde kapatılması, para çekme işlemlerinin engellenmesi, kripto varlıkların kaybolması, hesabın ele geçirilmesi, platformun iflas etmesi veya kullanıcının hesabındaki varlıkları teslim etmemesi hâlinde önemli bir hukuki soru ortaya çıkmaktadır:

Türkiye’deki bir yatırımcı yurt dışındaki kripto para borsasına karşı dava açabilir mi?

Yabancı bir kripto para borsasının merkezinin Türkiye dışında bulunması, bu şirkete karşı hiçbir hukuki yola başvurulamayacağı anlamına gelmez. Ancak yurt dışındaki kripto borsalarına karşı açılacak davalarda uyuşmazlık klasik bir alacak davasından daha karmaşıktır.

Öncelikle;

davanın hangi ülkede açılacağı, hangi ülke hukukunun uygulanacağı, kullanıcı sözleşmesinde yabancı mahkeme veya tahkim şartı bulunup bulunmadığı, yatırımcının tüketici sayılıp sayılmayacağı, şirketin Türkiye’yi hedefleyerek faaliyet gösterip göstermediği ve alınacak kararın hangi ülkede icra edileceği

ayrı ayrı incelenmelidir.

Türkiye bakımından bu değerlendirmede başta 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu önem taşımaktadır. Kripto varlık hizmet sağlayıcıları da 2024 yılında yapılan değişikliklerle SPK’nin düzenleme ve denetimi kapsamına alınmış, 2025 yılında yürürlüğe giren ikincil düzenlemelerle sistem ayrıntılı hâle getirilmiştir.

Yurt Dışındaki Kripto Borsasına Karşı Türkiye’de Dava Açılabilir mi?

Belirli şartlarda evet.

Bir şirketin merkezinin başka ülkede bulunması tek başına Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ortadan kaldırmaz.

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 40. maddesine göre Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, kural olarak Türk hukukundaki yer itibarıyla yetki kurallarına göre belirlenmektedir. Tüketici sözleşmeleri gibi bazı uyuşmazlıklarda ise MÖHUK özel milletlerarası yetki hükümleri öngörmektedir.

Dolayısıyla;

“Kripto borsasının merkezi Cayman Adaları’nda olduğu için Türkiye’de hiçbir şekilde dava açılamaz.”

şeklindeki genel bir yaklaşım doğru değildir.

Buna karşılık yatırımcının Türkiye’de bulunması da tek başına her yabancı borsaya karşı Türk mahkemelerinin yetkili olduğu anlamına gelmez.

Her dosyada milletlerarası yetki bağlantısının ayrıca kurulması gerekir.

Yabancı Kripto Borsasına Karşı Dava Açmadan Önce Şirketin Gerçek Merkezi Tespit Edilmelidir

Uygulamada ilk sorunlardan biri, yatırımcının hangi şirkete karşı dava açacağını bilmemesidir.

Kullanıcı yıllardır belirli bir marka adı altında işlem yapıyor olabilir. Ancak bu marka altında;

  • Türkiye şirketi,
  • Avrupa Birliği şirketi,
  • Dubai şirketi,
  • İngiltere şirketi,
  • Cayman veya başka bir offshore şirketi

ayrı ayrı faaliyet gösterebilir.

Örneğin kullanıcı uygulamanın adını biliyor olsa bile sözleşmenin tarafı uygulamanın ana şirketi olmayabilir.

Bu nedenle dava açılmadan önce;

kullanıcı sözleşmesinde hangi şirketin taraf olduğu, şirketin ticaret unvanı, kuruluş ülkesi, kayıtlı adresi ve hangi tüzel kişinin müşteri varlıklarından sorumlu olduğu

tespit edilmelidir.

Yanlış şirkete karşı açılan dava, uluslararası kripto uyuşmazlıklarında ciddi zaman ve masraf kaybına yol açabilir.

Kullanıcı Sözleşmesi Neden Önemlidir?

Yurt dışındaki kripto borsalarına karşı açılacak davalarda ilk incelenmesi gereken belgelerden biri Terms of Service, User Agreement veya Kullanıcı Sözleşmesidir.

Bu sözleşmelerde genellikle;

  • sözleşmenin tarafı olan şirket,
  • uygulanacak hukuk,
  • yetkili mahkeme,
  • tahkim şartı,
  • uyuşmazlıktan önce başvuru zorunluluğu,
  • platformun sorumluluk sınırları,
  • hesap kapatma yetkisi,
  • dijital varlıkların saklanması

düzenlenmektedir.

Örneğin sözleşmede;

“Bu sözleşmeye İngiltere ve Galler hukuku uygulanır.”

veya

“Taraflar arasındaki bütün uyuşmazlıklar Singapur’da tahkim yoluyla çözümlenir.”

şeklinde hükümler bulunabilir.

Ancak sözleşmede böyle bir hüküm bulunması, bunun Türk yatırımcı açısından her durumda ve hiçbir inceleme yapılmadan geçerli olduğu anlamına gelmez.

Kullanıcı Sözleşmesinde Yabancı Hukuk Seçilmişse Türk Hukuku Uygulanmaz mı?

Yabancılık unsuru bulunan sözleşmelerde tarafların uygulanacak hukuku seçmeleri mümkündür.

MÖHUK m. 24, sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde tarafların hukuk seçimini kabul etmektedir. Hukuk seçimi yapılmamışsa sözleşmeyle en sıkı ilişkili hukuk üzerinden değerlendirme yapılmaktadır.

Örneğin yabancı kripto borsasının kullanıcı sözleşmesinde İsviçre hukukunun uygulanacağı kararlaştırılmış olabilir.

Bu durumda uyuşmazlığın esasına İsviçre hukukunun uygulanması gündeme gelebilir.

Ancak yatırımcının işleminin MÖHUK m. 26 anlamında tüketici sözleşmesi niteliğinde olması durumunda özel hükümler devreye girebilir.

MÖHUK m. 26’ya göre mesleki veya ticari olmayan amaçlarla mal veya hizmet sağlanmasına yönelik belirli tüketici sözleşmelerinde yapılan hukuk seçimi, tüketicinin mutad meskeni hukukundaki emredici korumalardan yoksun bırakılması sonucunu doğurmaz.

Bu nedenle kullanıcı sözleşmesinde yabancı hukuk yazıyor olması tek başına incelemeyi sona erdirmez.

Kripto Para Yatırımcısı Tüketici Sayılır mı?

Her kripto para yatırımcısı otomatik olarak tüketici değildir.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Örneğin kendi kişisel birikimleriyle kripto varlık alan ve herhangi bir ticari veya mesleki amaçla hareket etmeyen gerçek kişinin hukuki konumu ile profesyonel şekilde kripto alım satımı yapan şirketin konumu aynı olmayabilir.

Tüketici sıfatının belirlenmesinde;

  • işlemin amacı,
  • yatırımcının gerçek veya tüzel kişi olması,
  • işlemin ticari veya mesleki faaliyet kapsamında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği,
  • platformun hangi hizmeti sunduğu

birlikte değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla;

“Davacı gerçek kişi olduğu için mutlaka tüketicidir.”

veya

“Kripto para yatırım olduğundan tüketici hukuku hiçbir şekilde uygulanmaz.”

şeklindeki iki uç yaklaşım da her somut olay bakımından doğru değildir.

Uyuşmazlığın niteliği ayrıca belirlenmelidir.

Tüketici Olan Yatırımcı Yabancı Kripto Borsasına Türkiye’de Dava Açabilir mi?

MÖHUK m. 26 kapsamına giren bir tüketici sözleşmesi söz konusuysa, MÖHUK m. 45 yatırımcı bakımından önemli bir milletlerarası yetki imkânı sağlayabilir.

Kanuna göre m. 26’da tanımlanan tüketici sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici, şartları varsa yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemelerinde dava açabilmektedir.

Örneğin İstanbul’da yaşayan bir kullanıcı, Türkiye’deki tüketicileri hedefleyen yabancı bir kripto borsasına kişisel yatırım amacıyla üye olmuş ve platform hesabındaki 100.000 USDT’yi haksız şekilde bloke etmiş olsun.

Bu olayda kullanıcının sözleşmesinin MÖHUK m. 26 kapsamına girip girmediği ve MÖHUK m. 45 uyarınca Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Ancak bu incelemenin ardından görevli mahkemenin de ayrıca belirlenmesi gerekir.

Yabancı Kripto Borsasının Sözleşmesindeki “Sadece Yabancı Mahkeme Yetkilidir” Hükmü Geçerli midir?

Bu konu özellikle tüketiciler açısından önemlidir.

MÖHUK m. 47 genel olarak yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkilerinde tarafların belirli şartlarla yabancı bir devlet mahkemesini yetkili kılmalarına izin vermektedir.

Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası açık şekilde MÖHUK m. 44, 45 ve 46’da belirlenen mahkemelerin yetkisinin tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemeyeceğini düzenlemektedir. MÖHUK m. 45 tüketici sözleşmelerine ilişkindir.

Bu nedenle MÖHUK m. 26 kapsamındaki bir tüketici sözleşmesinde yabancı kripto borsasının standart kullanıcı sözleşmesine;

“Uyuşmazlıklarda yalnızca X ülkesindeki mahkemeler yetkilidir.”

şeklinde hüküm koyması, MÖHUK’un tüketiciye tanıdığı Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Bu ayrım, yabancı kripto borsalarına karşı Türkiye’de açılacak davalarda son derece önemlidir.

Sözleşmede Tahkim Şartı Varsa Ne Olur?

Kripto para borsalarının kullanıcı sözleşmelerinde yabancı mahkeme şartının yanı sıra tahkim şartlarına da sıklıkla rastlanabilir.

Örneğin uyuşmazlığın;

  • Londra,
  • Singapur,
  • Hong Kong,
  • Dubai,
  • New York

merkezli bir tahkim kurumu önünde çözümlenmesi kararlaştırılmış olabilir.

Bu durumda tahkim şartının varlığı, kapsamı ve geçerliliği ayrı değerlendirilmelidir.

Özellikle tüketici ilişkisinde standart kullanıcı sözleşmesine konulan tahkim şartlarının geçerliliği bakımından;

tarafların sıfatı, sözleşmenin kuruluş şekli, tahkim iradesinin kapsamı, uygulanacak hukuk ve tüketiciyi koruyan emredici hükümler birlikte incelenmelidir.

Bu nedenle yatırımcının yalnızca;

“Uygulamada kabul butonuna bastım, demek ki Türkiye’de hiçbir şey yapamam.”

şeklinde hareket etmesi doğru değildir.

Yabancı Kripto Borsasının Türkiye’de Faaliyet Göstermesi Neden Önemlidir?

Türkiye’de 2024 yılında yürürlüğe giren kripto varlık düzenlemeleri yurt dışındaki platformlar bakımından da önemli hükümler getirmiştir.

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 99/A maddesi kapsamında yurt dışında yerleşik platformların Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik faaliyet göstermesi izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı kapsamında değerlendirilebilmektedir.

SPK’nin açıklamasına göre yabancı platformun;

  • Türkiye’de iş yeri açması,
  • Türkçe internet sitesi oluşturması,
  • doğrudan veya Türkiye’deki kişi ya da kuruluşlar aracılığıyla tanıtım ve pazarlama yapması

hâllerinden herhangi birinin bulunması, faaliyetin Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik olduğunun kabul edilmesine yol açabilir. SPK ayrıca bu kapsamdaki yabancı platformların söz konusu faaliyetlerini 2 Ekim 2024 tarihine kadar sonlandırmaları gerektiğini duyurmuştur.

Dolayısıyla yabancı kripto borsasının özellikle Türk kullanıcıları hedefleyip hedeflemediği hem düzenleyici süreç hem de uyuşmazlığın Türkiye bağlantısının değerlendirilmesi bakımından önem taşımaktadır.

Türkçe İnternet Sitesi Olan Yabancı Kripto Borsasına Dava Açılabilir mi?

Yabancı borsanın Türkçe internet sitesi işletmesi tek başına her özel hukuk davasında otomatik olarak Türk mahkemelerini yetkili hâle getiren genel bir kural değildir.

Ancak bu durum önemli bir bağlantı unsurudur.

Özellikle SPK mevzuatı açısından Türkçe internet sitesi oluşturulması, yabancı platformun Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik faaliyet gösterdiğinin kabulüne yol açan açık kriterlerden biridir.

Buna;

Türkiye’ye yönelik reklamlar, Türkçe müşteri desteği, Türkiye’deki kişilere yönelik kampanyalar ve yerel pazarlama faaliyetleri de ekleniyorsa platformun Türkiye ile bağlantısı çok daha güçlü hâle gelebilir.

Bu bilgiler dava açılmadan önce mutlaka belgelenmelidir.

Yabancı Kripto Borsasına Hangi Sebeplerle Dava Açılabilir?

Yurt dışındaki kripto para platformlarına karşı farklı hukuki sebeplerle dava açılması gündeme gelebilir.

Örneğin;

  • hesaptaki kripto varlıkların teslim edilmemesi,
  • para çekme talebinin hukuka aykırı şekilde engellenmesi,
  • hesabın gerekçesiz şekilde kapatılması,
  • kripto varlıkların izinsiz transfer edilmesi,
  • platformun güvenlik açığı nedeniyle varlıkların çalınması,
  • hatalı işlem gerçekleştirilmesi,
  • müşteri talimatından farklı transfer yapılması,
  • platformun iflas etmesi,
  • yanlış veya yanıltıcı bilgilendirme yapılması

durumlarında sözleşmesel veya sözleşme dışı sorumluluk gündeme gelebilir.

Ancak platformun kullanıcı hesabını AML, yaptırım veya şüpheli işlem incelemesi nedeniyle geçici olarak sınırlandırdığı her olayın hukuka aykırı olduğu da söylenemez.

Hesap kısıtlamasının dayanağı ve süresi ayrıca incelenmelidir.

Yabancı Kripto Borsası Parayı Çekmeye İzin Vermiyorsa Ne Yapılabilir?

Örneğin yatırımcının yabancı platform hesabında 250.000 USDT bulunmaktadır ve platform üç aydır para çekme işlemine izin vermemektedir.

İlk aşamada;

hesap bakiyesi, para çekme talepleri, reddedilen işlemler, platform destek yazışmaları, kullanıcı sözleşmesi ve borsa hesap hareketleri güvenli şekilde saklanmalıdır.

Platformdan hesabın neden sınırlandırıldığının yazılı olarak açıklanması istenebilir.

Sonrasında;

  • ihtar veya resmî başvuru,
  • platformun kendi uyuşmazlık çözüm sistemi,
  • ilgili ülkenin düzenleyici kurumuna başvuru,
  • Türkiye’de dava,
  • yabancı ülkede dava veya tahkim

seçenekleri birlikte değerlendirilmelidir.

En doğru yol yalnızca uyuşmazlığın miktarına değil, platformun malvarlığının ve gerçek merkezinin bulunduğu ülkeye göre belirlenmelidir.

Yabancı Kripto Borsasının İflası Hâlinde Türkiye’de Dava Açmak Yeterli Olur mu?

Her zaman değil.

Kripto borsası yabancı ülkede resmen iflas veya tasfiye sürecine girmişse, yatırımcının öncelikle ilgili ülkedeki tasfiye prosedürünü incelemesi gerekir.

Örneğin yabancı ülkedeki iflas idaresi yatırımcılara;

“Alacak bildirimlerinin 60 gün içinde yapılması gerekir.”

şeklinde süre vermiş olabilir.

Türkiye’de ayrıca dava açılması, bu yabancı iflas sürecindeki süreyi otomatik olarak durdurmayabilir.

Bu nedenle yabancı kripto borsasının iflasında;

  • şirketin kuruluş ülkesi,
  • iflas kararını veren makam,
  • alacak kayıt süresi,
  • müşteri kripto varlıklarının hukuki statüsü,
  • saklama sistemi,
  • müşterinin iflas alacaklısı mı yoksa doğrudan varlık sahibi mi olduğu

araştırılmalıdır.

Özellikle yüksek tutarlı dosyalarda yabancı ülkedeki iflas prosedürü ile Türkiye’deki hukuki imkânların eş zamanlı incelenmesi gerekir.

Türkiye’de Açılan Davada Yabancı Kripto Borsasına Nasıl Tebligat Yapılır?

Yabancı şirkete karşı Türk mahkemesinde dava açılması hâlinde dava dilekçesinin ve diğer yargılama belgelerinin usulüne uygun şekilde yabancı şirkete tebliğ edilmesi gerekir.

Şirketin bulunduğu ülkeye göre;

  • Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmeler,
  • ikili adli yardımlaşma anlaşmaları,
  • ilgili ülkenin tebligat sistemi

gündeme gelebilir.

Bu nedenle yabancı şirketin doğru ticaret unvanı ve kayıtlı adresinin dava açılmadan önce tespit edilmesi önemlidir.

Platformun yalnızca internet sitesindeki destek e-posta adresinin bilinmesi, milletlerarası tebligat bakımından her durumda yeterli olmayabilir.

Yabancı Kripto Borsasına Karşı Açılacak Davada Hangi Deliller Kullanılmalıdır?

Kripto uyuşmazlıklarında dijital deliller büyük önem taşımaktadır.

Özellikle şu kayıtların muhafaza edilmesi gerekir:

  • Kullanıcı sözleşmesi,
  • hesabın açıldığı tarih,
  • kullanıcı kimlik bilgileri,
  • hesap bakiyesi,
  • işlem geçmişi,
  • para yatırma ve çekme kayıtları,
  • banka transferleri,
  • cüzdan adresleri,
  • TXID veya transaction hash kayıtları,
  • platformun gönderdiği e-postalar,
  • destek birimi yazışmaları,
  • hesap kısıtlama bildirimleri,
  • ekran görüntüleri,
  • şirketin Türkiye’ye yönelik reklam ve tanıtımları.

Özellikle kullanıcı sözleşmesinin uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan sürümü saklanmalıdır.

Kripto borsaları kullanıcı sözleşmelerini zaman içerisinde değiştirebildiğinden dava tarihinde internet sitesindeki güncel metin, uyuşmazlık tarihinde geçerli olan metinden farklı olabilir.

Blockchain Kayıtları Yabancı Borsaya Karşı Delil Olabilir mi?

Evet.

Blockchain üzerindeki transfer kayıtları, özellikle cüzdanlar arasındaki kripto varlık hareketlerinin ortaya konulması bakımından önemli teknik delillerdir.

Örneğin yatırımcı;

platformun kendisine ait olduğunu bildirdiği cüzdana 20 Bitcoin göndermiş ve platform sonradan bu transferi inkâr etmiş olabilir.

Bu durumda;

  • gönderici adres,
  • alıcı adres,
  • TXID,
  • transfer tarihi,
  • miktar

blockchain üzerinden doğrulanabilir.

Ancak yalnızca blockchain kaydı her zaman belirli cüzdanın hangi şirkete ait olduğunu ispatlamaya yetmez.

Cüzdan adresinin platformla bağlantısının da ayrıca kurulması gerekir.

Yabancı Kripto Borsasına Karşı İhtiyati Tedbir veya İhtiyati Haciz İstenebilir mi?

Somut olayın şartlarına göre geçici hukuki koruma tedbirleri değerlendirilebilir.

Ancak burada önemli bir pratik sorun vardır:

Türkiye’deki mahkemenin verdiği kararın yabancı borsanın bulunduğu ülkede veya varlığın saklandığı yerde fiilen nasıl uygulanacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Örneğin borsanın Türkiye’de banka hesabı, şirketi veya haczedilebilir başka bir malvarlığı varsa durum farklıdır.

Buna karşılık borsanın bütün malvarlığı Singapur’da bulunuyorsa, Türkiye’de alınan bir kararın Singapur’da etki doğurması için ilgili ülke hukukuna göre ek işlemler yapılması gerekebilir.

Bu nedenle yüksek miktarlı uyuşmazlıklarda yalnızca “hangi ülkede dava açmak daha kolay?” sorusu değil;

“Kararı aldıktan sonra parayı hangi ülkedeki malvarlığından tahsil edeceğiz?”

sorusu da başlangıçta sorulmalıdır.

Türkiye’de Kazanılan Dava Yurt Dışında Nasıl İcra Edilir?

Türk mahkemesinden yabancı kripto borsasına karşı tazminat veya alacak kararı alınması, paranın otomatik olarak Türkiye’ye geleceği anlamına gelmez.

Borsanın Türkiye’de haczedilebilir malvarlığı bulunmuyorsa Türk mahkemesi kararının, şirketin malvarlığının bulunduğu ülkede tanınması veya tenfiz edilmesi gerekebilir.

Bu süreç Türk hukukundan ziyade kararın icra edilmek istendiği ülkenin;

  • milletlerarası özel hukuk mevzuatına,
  • Türkiye ile arasındaki anlaşmalara,
  • yabancı kararların tanınmasına ilişkin şartlarına

göre belirlenir.

Bu nedenle dava stratejisinde şirketin malvarlığı haritası son derece önemlidir.

Bazı durumlarda doğrudan borsanın merkezinin veya önemli varlıklarının bulunduğu ülkede dava açmak, Türkiye’de dava açıp daha sonra yabancı ülkede tenfiz istemekten daha etkili olabilir.

Yabancı Ülkede Dava Açmak Daha Avantajlı Olabilir mi?

Bazı dosyalarda evet.

Örneğin borsanın;

merkezi, banka hesapları, yönetimi ve bütün operasyonu belirli bir ülkede bulunuyorsa o ülkede açılacak dava daha kolay icra edilebilir olabilir.

Ayrıca kullanıcı sözleşmesinde belirli bir ülke mahkemesi yetkilendirilmiş olabilir.

Bu nedenle dava açılmadan önce en az üç seçenek karşılaştırılmalıdır:

Türkiye’de dava açılması, borsanın merkez ülkesinde dava açılması veya sözleşmede geçerli bir tahkim şartı bulunması hâlinde tahkim yoluna başvurulması.

Bu karşılaştırmada;

  • dava masrafları,
  • avukatlık giderleri,
  • yargılama süresi,
  • delillere ulaşma imkânı,
  • ihtiyati tedbir imkânları,
  • kararın icra edilebilirliği

birlikte değerlendirilmelidir.

Yurt Dışındaki Borsaya Karşı SPK’ye Başvuru Yapılabilir mi?

Yabancı platform Türkiye’deki kişilere mevzuata aykırı biçimde hizmet sunuyorsa SPK’ye başvuru yapılması değerlendirilebilir.

SPK, yabancı platformların Türkiye’de iş yeri açması, Türkçe internet sitesi oluşturması veya Türkiye’de yerleşik kişilere yönelik tanıtım ve pazarlama faaliyetinde bulunması hâllerini Türkiye’ye yönelik faaliyet bakımından açık kriterler arasında saymıştır. Bu faaliyetlerin gerekli izin olmaksızın sürdürülmesi 6362 sayılı Kanun’un 99/A ve 109/A maddeleri kapsamında sonuç doğurabilir.

Ancak SPK’ye şikâyet edilmesi ile yatırımcının bireysel zararının tazmini aynı şey değildir.

SPK başvurusu düzenleyici ve idari süreç açısından önem taşıyabilirken, yatırımcının parasını veya kripto varlığını geri almak için ayrıca özel hukuk yollarına başvurulması gerekebilir.

Yabancı Borsanın Türkiye’de Yerel Şirketi Varsa Kime Dava Açılmalıdır?

Bu nokta özellikle dikkatle incelenmelidir.

Global kripto platformlarının bazıları Türkiye’de ayrı tüzel kişilik kurarak faaliyet gösterebilir.

Ancak kullanıcının global platformdaki hesabından Türkiye’deki şirketin otomatik olarak sorumlu olduğu sonucuna varılamaz.

Öncelikle;

  • kullanıcı sözleşmesinin hangi şirketle yapıldığı,
  • paranın hangi şirkete gönderildiği,
  • hesabın hangi tüzel kişi tarafından işletildiği,
  • saklama hizmetinin kim tarafından verildiği

tespit edilmelidir.

Markaların aynı olması, tüzel kişilerin de aynı olduğu anlamına gelmez.

Bu nedenle dava açılmadan önce grup şirketleri arasındaki hukuki yapı araştırılmalıdır.

Yabancı Kripto Borsasına Karşı Dava Açmak İçin Asgari Bir Zarar Tutarı Var mıdır?

Genel olarak dava hakkının kullanılabilmesi için “en az şu kadar kripto para kaybedilmiş olmalıdır” şeklinde genel bir parasal sınır bulunmamaktadır.

Bununla birlikte milletlerarası uyuşmazlıklarda;

tebligat, yabancı hukuk incelemesi, çeviri, yurt dışındaki avukatlık hizmetleri ve kararın tenfizi gibi ek maliyetler ortaya çıkabilir.

Bu nedenle özellikle düşük miktarlı zararlar bakımından dava ekonomisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Yüksek bedelli kripto uyuşmazlıklarında ise baştan doğru ülkenin ve doğru davalının belirlenmesi çok daha önemlidir.

Yabancı Kripto Borsasına Karşı Dava Açmadan Önce Ne Yapılmalıdır?

Dava açılmadan önce öncelikle dosyanın milletlerarası yapısı çıkarılmalıdır.

Şu soruların cevaplandırılması önemlidir:

  • Borsanın tam ticaret unvanı nedir?
  • Şirket hangi ülkede kurulmuştur?
  • Kullanıcı hangi şirketle sözleşme yapmıştır?
  • Kullanıcı sözleşmesinde hangi hukuk seçilmiştir?
  • Yetkili mahkeme veya tahkim hükmü var mıdır?
  • Yatırımcı tüketici sayılabilir mi?
  • Platform Türkiye’deki kullanıcılara yönelik faaliyet göstermiş midir?
  • Uyuşmazlık konusu kripto varlıklar nerede bulunmaktadır?
  • Şirketin hangi ülkede haczedilebilir malvarlığı vardır?
  • Hesap hareketleri ve blockchain kayıtları korunmuş mudur?

Bu sorular cevaplandırılmadan yalnızca platformun marka adına bakılarak dava açılması önemli usul sorunlarına yol açabilir.

Yabancı Kripto Borsasına Karşı Dava Açarken En Önemli Strateji Nedir?

Uluslararası kripto uyuşmazlıklarında en önemli mesele yalnızca haklı olmak değil, alınacak kararın uygulanabilir olmasıdır.

Örneğin yatırımcı Türkiye’de 500.000 USDT karşılığında bir tazminat kararı alabilir.

Ancak davalı şirketin Türkiye’de hiçbir malvarlığı bulunmuyorsa bu kararın şirketin malvarlığının bulunduğu yabancı ülkede icra edilmesi gerekebilir.

Bu nedenle dava açılmadan önce;

yetki + uygulanacak hukuk + doğru davalı + geçici tedbir + kararın icrası

bir bütün olarak planlanmalıdır.

Kripto varlık uyuşmazlıklarında klasik dava stratejisinin yanında blockchain hareketlerinin ve şirketler grubunun yapısının da incelenmesi gerekir.

Sonuç

Yurt dışındaki kripto para borsasının Türkiye dışında kurulmuş olması, Türk yatırımcının hukuki korumadan tamamen yoksun olduğu anlamına gelmez. Yabancı kripto borsalarına karşı Türkiye’de veya borsanın bulunduğu yabancı ülkede dava açılması, somut olayın özelliklerine göre mümkün olabilir.

Türkiye’de açılacak davalarda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun önem taşır. MÖHUK m. 40 genel olarak Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukuktaki yer itibarıyla yetki kurallarına bağlarken; MÖHUK m. 45, şartları oluşan tüketici sözleşmelerinde tüketicinin yerleşim yeri veya mutad meskenindeki Türk mahkemelerine de başvuru imkânı tanımaktadır.

Ayrıca MÖHUK m. 47/2 gereğince tüketici sözleşmelerine ilişkin m. 45’te belirlenen mahkemelerin yetkisi tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez. Bu nedenle yabancı kripto borsasının standart kullanıcı sözleşmesinde yabancı mahkeme şartı bulunması, yatırımcının Türkiye’deki dava hakkını her durumda otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Türkiye’deki kripto varlık düzenlemeleri de yabancı platformları tamamen kapsam dışında bırakmamıştır. SPK, yabancı platformların Türkiye’de iş yeri açması, Türkçe internet sitesi oluşturması veya Türkiye’deki kişilere yönelik tanıtım ve pazarlama yapması hâllerinde faaliyetin Türkiye’ye yönelik kabul edilebileceğini açıklamıştır. İzin olmaksızın bu şekilde faaliyet gösterilmesi 6362 sayılı Kanun kapsamında sonuç doğurabilir.

Bununla birlikte yabancı kripto borsalarına karşı açılacak davalarda yalnızca Türk mahkemelerinin yetkili olup olmadığına bakılması yeterli değildir. Davalı şirketin gerçek tüzel kişiliği, kullanıcı sözleşmesindeki hukuk ve tahkim hükümleri, yatırımcının tüketici sıfatı, şirketin malvarlığının bulunduğu ülke ve alınacak kararın nerede icra edileceği dava açılmadan önce birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle yüksek miktarlı Bitcoin, Ethereum, USDT veya diğer kripto varlıkların yabancı platformda bloke edilmesi ya da kaybolması hâlinde kullanıcı sözleşmesi, hesap hareketleri, cüzdan adresleri, TXID kayıtları, para çekme talepleri ve platformla yapılan bütün yazışmaların gecikmeden muhafaza edilmesi önem taşımaktadır.

Yurt dışındaki kripto borsalarına karşı hukuki süreçlerde en doğru yaklaşım, yalnızca “nerede dava açabiliriz?” sorusuna değil, “hangi ülkede açılan dava sonunda kripto varlığa veya borsanın malvarlığına gerçekten ulaşabiliriz?” sorusuna da cevap verecek şekilde milletlerarası bir dava stratejisi oluşturmaktır.

Leave a Reply

Call Now Button