Single Blog Title

This is a single blog caption

Sigorta Şirketinin Ödediği Araç Değer Kaybı Yetersizse Ne Yapılabilir?

Sigorta Şirketinin Ödediği Araç Değer Kaybı Yetersizse Ne Yapılabilir?

Trafik kazası sonrasında araçta meydana gelen değer kaybı için kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına başvurulduğunda sigorta şirketi talebi tamamen reddedebileceği gibi belirlediği bir miktarı hak sahibine ödeyebilir. Uygulamada uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, sigorta şirketinin hiç ödeme yapmamasından değil, gerçek değer kaybının altında ödeme yapmasından kaynaklanmaktadır.

Örneğin aracın gerçek piyasa koşullarına göre 80.000 TL değer kaybına uğradığı ileri sürülmesine rağmen sigorta şirketi 25.000 TL ödeme yapmış olabilir. Böyle bir durumda sigorta şirketinin ödeme yapmış olması, kural olarak araç sahibinin kalan 55.000 TL’den vazgeçtiği anlamına gelmez.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine yapılan başvurunun verilen cevapla karşılanmaması hâlinde zarar gören kişinin dava veya Sigorta Tahkim Komisyonu yoluna başvurması mümkündür. Sigorta Tahkim Komisyonu da sigorta şirketinin talebi kısmen veya tamamen olumsuz sonuçlandırmasını tahkime başvuru bakımından yeterli kabul etmektedir.

Dolayısıyla;

“Sigorta şirketi bir miktar ödeme yaptı, artık başka değer kaybı talep edilemez.”

şeklinde genel bir hukuki kural bulunmamaktadır.

Esas araştırılması gereken husus, sigorta şirketinin ödediği miktarın araçta meydana gelen gerçek değer kaybını karşılayıp karşılamadığıdır.

Araç Değer Kaybında Sigorta Şirketinin Hesabı Kesin midir?

Hayır.

Sigorta şirketinin kendi eksperi veya hesaplama sistemi aracılığıyla belirlediği değer kaybı miktarı kesin ve tartışılmaz bir tazminat miktarı değildir.

Araç değer kaybı hukuken gerçek zararın bir unsurudur. 2026 yılı itibarıyla SEDDK tarafından getirilen güncel ekspertiz sisteminde de değer kaybının belirlenmesinde aracın markası, modeli, kullanım amacı, kilometresi, geçmiş hasarları, hasarın ağırlığı, hasara uğrayan bölgeler ve onarımda kullanılan parçaların niteliği gibi kriterlerin değerlendirilmesi öngörülmektedir. Daha önemlisi, 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 2026/11 sayılı Genelge kapsamındaki değer kaybı ekspertiz raporunda gerçek piyasa alış ve satış koşullarına göre aracın kaza öncesindeki ikinci el satış değeri ile onarım sonrasındaki ikinci el satış değeri arasındaki farkın esas alınması öngörülmüştür.

Bu nedenle sigorta şirketinin;

“Değer kaybınız 12.500 TL’dir.”

şeklindeki değerlendirmesi, gerçek piyasa araştırmasının daha yüksek bir zararı göstermesi hâlinde hukuken tartışılabilir.

Sigorta Şirketinin Eksik Ödeme Yapmasının En Sık Nedenleri Nelerdir?

Uygulamada değer kaybının eksik hesaplanmasına farklı nedenler yol açabilmektedir.

Örneğin aracın gerçek ikinci el piyasa değerinin düşük kabul edilmesi, hasarlı parçaların piyasa değerine etkisinin yeterince dikkate alınmaması, önceki hasarların etkisinin gereğinden fazla değerlendirilmesi, aracın kilometresi veya yaşı nedeniyle aşırı indirim yapılması, kusur oranının hatalı uygulanması ya da hasarın piyasa üzerindeki gerçek etkisinin araştırılmaması sonucunda değer kaybı düşük çıkabilir.

Yeni SEDDK ekspertiz şablonunun piyasa analizi yöntemini ve aracın somut özelliklerinin değerlendirilmesini açıkça öngörmesi, yalnızca soyut veya mekanik bir hesaplamanın yeterli olmadığını göstermektedir.

Bu nedenle sigorta şirketinin ödediği miktarın yeterli olup olmadığı araştırılırken yalnızca ödenen rakama değil, bu rakamın nasıl hesaplandığına bakılmalıdır.

Eksik Ödenen Araç Değer Kaybının Kalanı Talep Edilebilir mi?

Evet.

Gerçek değer kaybının sigorta şirketinin yaptığı ödemeden daha yüksek olduğunun ortaya konulabilmesi hâlinde, aradaki fark bakiye araç değer kaybı tazminatı olarak talep edilebilir.

Örneğin;

aracın gerçek değer kaybının 90.000 TL olduğu, kazada karşı tarafın %100 kusurlu bulunduğu ve sigorta şirketinin yalnızca 30.000 TL ödeme yaptığı varsayılsın.

Bu durumda, diğer şartların da mevcut olması kaydıyla;

90.000 TL – 30.000 TL = 60.000 TL

bakiye değer kaybı uyuşmazlığın konusunu oluşturabilir.

Ancak burada önemli olan, 90.000 TL’nin yalnızca araç sahibinin tahmini olmaması; aracın gerçek piyasa verileri, hasarın niteliği ve teknik özellikleriyle desteklenebilmesidir.

Sigorta Tahkim Komisyonunda yayımlanan değer kaybına ilişkin kararlarda da sigorta şirketi tarafından karşılanmamış değer kaybının bulunup bulunmadığının bilirkişi marifetiyle araştırıldığı ve gerçek zarar ilkesine göre aracın kaza öncesi ve onarım sonrası rayiç değerlerinin karşılaştırıldığı görülmektedir.

Değer Kaybının Gerçek Miktarı Nasıl Tespit Edilir?

Eksik ödeme iddiasındaki en önemli mesele gerçek zararın doğru belirlenmesidir.

Güncel yaklaşımda aracın kaza tarihinden hemen önceki gerçek ikinci el piyasa değeri ile hasar giderildikten sonraki gerçek ikinci el piyasa değeri karşılaştırılmalıdır.

Örneğin aracın;

kaza öncesindeki gerçek ikinci el değeri 1.800.000 TL, onarılmış hâliyle ikinci el değeri ise 1.710.000 TL ise aradaki 90.000 TL, kusur ve diğer hukuki unsurlar saklı kalmak kaydıyla değer kaybının belirlenmesinde esas alınabilecek piyasa farkını oluşturur.

Bu değerlendirme yapılırken aynı marka, model, model yılı ve yakın kilometrede bulunan emsal araçlar; aracın geçmiş hasarları; kazada zarar gören parçalar; boya, onarım veya değişim işlemleri; şasi, podye, direk veya taşıyıcı sistem hasarları; kullanım biçimi ve aracın ikinci el piyasasındaki konumu birlikte incelenmelidir.

SEDDK’nın 2026/11 sayılı Genelgesindeki rapor şablonu da gerçek piyasa koşullarının esas alınmasını ve bu unsurların birlikte değerlendirilmesini öngörmektedir.

Sigorta Şirketine Tekrar Başvuru Yapmak Gerekir mi?

Burada ilk başvurunun kapsamı önemlidir.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesine göre zarar gören kişinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısına yazılı başvuru yapması gerekir. Sigorta şirketinin başvuruyu 15 gün içerisinde cevaplamaması veya verdiği cevabın talebi karşılamaması hâlinde dava veya tahkim yolu açılır.

Dolayısıyla ilk başvuruda araç değer kaybının tamamı talep edilmiş ve sigorta şirketi bunun yalnızca bir bölümünü ödemişse, kısmi ödeme zaten başvurunun tam olarak karşılanmadığını göstermektedir. Sigorta Tahkim Komisyonunun istediği belgeler arasında da şirketin başvuruyu “kısmen ya da tamamen” olumsuz sonuçlandırdığını gösteren nihai cevap açıkça sayılmaktadır.

Bununla birlikte ilk başvuruda belirli ve sınırlı bir miktar istenmiş, sigorta şirketi de talep edilen tutarın tamamını ödemişse veya sonradan yeni bir ekspertiz raporuyla daha yüksek bir zarar tespit edilmişse, usule ilişkin tartışmaları önlemek amacıyla bakiye miktarın sigorta şirketinden ayrıca talep edilmesi daha güvenli olacaktır.

Özellikle tahkim veya dava öncesinde;

“Daha önce tarafınızca … TL değer kaybı ödemesi yapılmış olmakla birlikte aracın gerçek değer kaybı … TL olup bakiye … TL’nin ödenmesini talep ediyoruz.”

şeklinde açık bir ek başvuru yapılması, uyuşmazlığın kapsamını netleştirebilir.

Sigorta Şirketi “Dosyanız Kapanmıştır” Derse Hak Sona Erer mi?

Hayır.

Sigorta şirketinin kendi iç sisteminde hasar dosyasını “kapalı” olarak göstermesi, tek başına zarar gören kişinin maddi hukuk bakımından bakiye tazminat hakkını sona erdirmez.

Sigorta şirketinin dosyayı kapatması idari veya şirket içi bir işlemdir. Tazminat borcunun gerçekten sona erip ermediği ise yapılan ödemenin zararı tamamen karşılayıp karşılamadığına ve taraflar arasında geçerli bir sulh veya ibra bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir.

Bu nedenle araç sahibinin banka hesabına ödeme yapılmış olması ile hak sahibinin bütün taleplerinden hukuken vazgeçmiş olması aynı şey değildir.

Para Hesaba Yatırılmışsa Bakiye Tazminat İstenebilir mi?

Kural olarak evet.

Sigorta şirketinin hak sahibinin hesabına tek taraflı olarak bir miktar para yatırmış olması, herhangi bir sulh veya ibra anlaşması bulunmadığı sürece yapılan ödemenin miktarı kadar borcu sona erdirir.

Gerçek zarar bundan yüksekse kalan miktar ayrıca uyuşmazlık konusu yapılabilir.

Örneğin gerçek zarar 75.000 TL iken sigorta şirketi 20.000 TL yatırmışsa, hesaplamanın doğrulanması kaydıyla tartışma artık 75.000 TL’nin tamamı üzerinden değil, 55.000 TL bakiye zarar üzerinden yürütülür.

Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin yaptığı ödeme yok sayılmaz; ancak ödeme, gerçek zararın tamamını karşılamıyorsa kalan zarar da ortadan kalkmaz.

İbraname İmzalanmışsa Bakiye Değer Kaybı İstenebilir mi?

Bu durumda ayrıca Karayolları Trafik Kanunu’nun 111. maddesi değerlendirilmelidir.

KTK m.111’e göre Kanun’da öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşma ve uzlaşmalar ise yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içerisinde iptal edilebilir. Yargıtay uygulamasında da bu iki yıllık süre önem taşımaktadır.

Dolayısıyla sigorta şirketinden ödeme alınırken;

“Şirketi bütün haklarımdan ibra ediyorum.”

şeklinde bir belge imzalanmış olması, her durumda tartışmayı kesin olarak sona erdirmez.

Ödenen miktarın gerçek tazminata göre açıkça yetersiz olması hâlinde KTK m.111/2 kapsamında ibranamenin hukuki etkisi tartışılabilir.

Yargıtay uygulamasında, açık biçimde yetersiz ödeme karşılığında alınan bazı ibra belgelerinin borcu bütünüyle sona erdiren bir belge yerine kısmi ödeme veya makbuz niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin kararlar bulunmaktadır.

Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalıdır.

Hiç ibraname imzalanmamışsa KTK m.111’deki iki yıllık ibra iptali meselesi ile normal değer kaybı zamanaşımı aynı şey değildir.

İki yıllık süre özellikle tazminat miktarına ilişkin yetersiz anlaşma veya uzlaşmanın iptal edilmesi bakımından önem taşır.

İbraname Varsa İki Yıllık Süre Çok Önemlidir

Hak sahibi sigorta şirketiyle açık bir ibra, sulh veya tazminat anlaşması imzalamışsa, KTK m.111/2’deki iki yıllık sürenin geçirilmemesine özellikle dikkat edilmelidir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/11015 E. sayılı kararında, sigorta şirketi ile imzalanan tazminat makbuzu ve ibraname sonrasında iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde başvuru yapılmamasının sonuçları açıkça değerlendirilmiştir.

Bu nedenle sigorta şirketinden düşük bir ödeme karşılığında ibraname imzalamış olan kişinin;

“Zaten normal trafik kazası zamanaşımım devam ediyor.”

düşüncesiyle beklemesi önemli hak kaybı doğurabilir.

Somut belgelerin niteliği ve tarihleri ayrıca incelenmelidir.

Arabuluculukta Yapılmış Anlaşma Varsa Durum Aynı mıdır?

Her belge aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Sigorta şirketinin standart ödeme belgesi veya ibranamesi ile usulüne uygun bir arabuluculuk süreci sonucunda imzalanmış anlaşma belgesinin sonuçları aynı değildir.

Özellikle arabuluculuk anlaşma belgesinin kapsamı, tarafları, hangi taleplerin anlaşmaya dahil edildiği ve icra edilebilirlik durumu ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle değer kaybı ödemesi bir arabuluculuk anlaşması, mahkeme içi sulh veya başka bir kesin uyuşmazlık çözüm işlemi kapsamında yapılmışsa yalnızca KTK m.111 üzerinden genel bir değerlendirme yapılması doğru olmayacaktır.

Bakiye Değer Kaybı İçin Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvurulabilir mi?

Evet.

Sigorta şirketinin değer kaybını hiç ödememesi kadar eksik ödemesi de tahkim uyuşmazlığına konu olabilir.

Sigorta Tahkim Komisyonunun resmi açıklamasına göre ilgili sigorta kuruluşuna önceden başvurulması; talebin kısmen veya tamamen karşılanmaması veya trafik sigortasında 15 gün içinde cevap verilmemesi hâlinde Komisyona başvurulması mümkündür.

Başvuruda esas talep;

“Gerçek araç değer kaybından sigorta şirketince daha önce ödenen miktarın mahsubu sonucunda kalan bakiye değer kaybının tahsili”

şeklinde oluşturulabilir.

Örneğin bilirkişi tarafından değer kaybı 100.000 TL olarak belirlenmiş ve sigorta şirketi daha önce 35.000 TL ödemişse, uyuşmazlık 65.000 TL bakiye tazminat üzerinden yürütülebilir.

Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvuruda Hangi Belgeler Kullanılmalıdır?

Eksik değer kaybı uyuşmazlıklarında mümkün olduğunca kapsamlı bir dosya hazırlanması önemlidir.

Özellikle;

  • sigorta şirketine yapılan ilk değer kaybı başvurusu,
  • başvurunun şirkete ulaştığını gösteren belge,
  • sigorta şirketinin cevap veya ödeme yazısı,
  • yapılan ödemenin banka dekontu,
  • sigorta şirketinin değer kaybı ekspertiz raporu veya hesap cetveli,
  • bağımsız ekspertiz raporu varsa bu rapor,
  • kaza tespit tutanağı,
  • kusur oranını gösteren belgeler,
  • araç ruhsatı,
  • hasar ve servis faturaları,
  • ekspertiz raporları,
  • kaza ve onarım fotoğrafları,
  • aracın geçmiş hasar kayıtları,
  • ikinci el piyasa rayiç araştırmaları

dosyada bulunmalıdır.

Sigorta Tahkim Komisyonu da başvuru sırasında şirketin kısmi veya tam ret yazısını, sigorta şirketine gönderilmiş müracaat dilekçesini ve talebi ispatlayan belgeleri istemektedir.

Bağımsız Ekspertiz Raporu Almak Gerekir mi?

Her uyuşmazlık bakımından önceden özel ekspertiz raporu alınması zorunlu değildir. Bununla birlikte özellikle sigorta şirketinin yaptığı ödemenin neden düşük olduğunun gösterilmesi bakımından teknik ve piyasa verilerine dayalı rapor son derece faydalı olabilir.

1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren SEDDK 2026/11 sayılı Genelgesi uyarınca trafik sigortası kapsamında araç hasarı için eksper atanması hâlinde eksperin değer kaybı hesabına da standart raporda yer vermesi öngörülmüştür.

Bu raporda yalnızca teorik bir formül değil;

aracın gerçek piyasa koşulları, geçmiş hasarları, kilometresi, hasarın ağırlığı, hasarlı bölgeleri ve onarımın niteliği değerlendirilerek piyasa analizine göre değer kaybı belirlenmektedir.

Bu nedenle sigorta şirketinin yaptığı ödemenin ekspertiz raporundaki gerçek piyasa değerlendirmesiyle uyumlu olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Sigorta Şirketinden Ekspertiz Raporu İstenebilir mi?

Eksik ödeme yapıldığında yalnızca ödeme rakamının öğrenilmesi yeterli değildir.

Sigorta şirketine;

“Ödenen değer kaybının hangi kriterlere göre hesaplandığının ve varsa buna ilişkin ekspertiz raporu ile hesap cetvelinin tarafımıza gönderilmesi”

talebi yöneltilebilir.

Böylece uyuşmazlığın;

aracın rayiç değerinden mi, geçmiş hasardan mı, kilometreden mi, kusur oranından mı veya hasarlı parçaların değerlendirilmesinden mi kaynaklandığı daha net anlaşılabilir.

2026 Yılında Değer Kaybı Ekspertiz Sisteminde Ne Değişti?

SEDDK’nın 13 Mayıs 2026 tarihli ve 2026/11 sayılı Genelgesi 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genelge, motorlu araç sigortalarında sigorta eksperlerinin kullanacağı raporları standartlaştırmış ve trafik sigortasında araç hasarı eksperi atanması hâlinde değer kaybı hesabının da raporda gösterilmesini öngörmüştür.

Yeni şablonda özellikle piyasa analiz yöntemine göre değer kaybı tespit tutarı, kusur oranına göre değer kaybı ve sigorta şirketinin sorumluluğu ayrı ayrı gösterilmektedir.

Bu düzenleme eksik ödeme uyuşmazlıkları bakımından önemlidir. Çünkü artık;

“Sigorta şirketi ne kadar ödeme yaptı?”

sorusunun yanında;

“Eksper gerçek piyasa analizine göre ne kadar değer kaybı belirledi ve sigorta şirketi neden bundan daha az ödeme yaptı?”

sorusu da sorulmalıdır.

1 Eylül 2026’da Başlayacak Yeni Hasar Başvuru Sisteminin Etkisi

Ayrıca SEDDK’nın 22 Temmuz 2026 tarihli 2026/22 sayılı Genelgesi 1 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir. Genelge kapsamında oluşturulan sistemde başvuru sahiplerinin hasar ve tazminat süreçleri hakkında bilgilendirilmesi ve araç hasarıyla birlikte değer kaybı hesabının da yapılacağının bildirilmesi öngörülmektedir.

Dolayısıyla 2026 yılı içerisinde yapılan düzenlemelerin genel eğilimi, araç değer kaybının hasar dosyasından kopuk ve soyut bir hesap olmaktan çıkarılarak ekspertiz ve piyasa analizi içinde değerlendirilmesi yönündedir.

Tahkimde Eksik Ödeme Nasıl Hesaplanır?

Tahkim dosyasında hakem, teknik değerlendirme gerektiğinde bilirkişi incelemesine başvurabilir.

Örneğin;

gerçek değer kaybı: 85.000 TL

sigorta şirketinin daha önce yaptığı ödeme: 22.000 TL

bakiye zarar:

85.000 – 22.000 = 63.000 TL

olarak belirlenebilir.

Ancak kusur oranı %75 ise hesap;

85.000 x %75 = 63.750 TL

şeklinde yapılır.

Sigorta şirketinin daha önce yaptığı 22.000 TL bu miktardan düşüldüğünde;

63.750 – 22.000 = 41.750 TL

bakiye değer kaybı gündeme gelir.

Bu örnek, sigorta şirketinin yaptığı ödemenin doğrudan gerçek zarardan düşülmesinden önce kusur ve sigorta sorumluluğunun doğru belirlenmesinin önemini göstermektedir.

2026 Yılında Sigorta Tahkiminde Parasal Sınırlar Nelerdir?

22 Ocak 2026 tarihinden itibaren Sigorta Tahkim Komisyonunda uygulanan güncel parasal sınırlara göre 35.000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı Komisyon nezdinde itiraz mümkündür.

122.000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarda en az üç kişilik hakem heyeti oluşturulması zorunludur.

383.000 TL’yi aşan uyuşmazlıklarda ise itiraz hakem heyeti kararına karşı Yargıtay nezdinde temyiz yoluna başvurulabilir.

Hakem kararına itiraz hakkı bulunan dosyalarda itiraz süresi kararın bildiriminden itibaren 10 gündür.

Bu parasal sınırlar dönemsel olarak değişebildiğinden başvuru tarihindeki güncel tutarların ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Sigorta Tahkimi mi, Mahkeme mi Daha Uygundur?

Sigorta şirketi eksik ödeme yaptığında iki temel hukuki yol bulunmaktadır:

Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru veya mahkemede dava açılması.

Tahkim uygulamada yalnızca sigorta şirketine yönelik uyuşmazlığın daha özel ve sınırlı bir yargılama yöntemi içerisinde çözülmesini sağlayabilir. Komisyon başvurularının ön incelemeden geçirilmesi ve gerektiğinde bağımsız sigorta hakemine gönderilmesi öngörülmektedir.

Mahkeme yolunda ise sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası kural olarak ticari dava niteliği taşıdığından görevli mahkeme ve dava şartı arabuluculuk hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir. Ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri bakımından dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.

Somut olayda sürücü, işleten ve sigorta şirketinin birlikte veya ayrı ayrı sorumlu tutulması gündeme geldiğinde görev, yetki ve dava şartları ayrıca incelenmelidir.

Aynı Alacak İçin Hem Tahkim Hem Dava Açılabilir mi?

Aynı uyuşmazlığın eş zamanlı olarak iki ayrı yargı yoluna taşınması doğru değildir.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu kapsamındaki sistemde mahkemeye intikal etmiş uyuşmazlıklarla ilgili olarak daha sonra Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulmasına sınırlama getirilmiştir.

Bu nedenle eksik değer kaybında hak arama yolu seçilirken başlangıçta stratejik karar verilmesi önemlidir.

Sigorta Şirketinin Poliçe Limiti Yetmezse Ne Olur?

Sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe teminat limitiyle sınırlıdır.

Araçta meydana gelen toplam maddi zarar, aynı kazadan kaynaklanan diğer maddi zararlarla birlikte sigorta teminatını aşarsa sigorta şirketinden poliçe limitinin üzerinde ödeme alınamayabilir.

Ancak gerçek zararın sigortacıdan tahsil edilemeyen bölümü bakımından kazaya neden olan sürücü, işleten veya diğer hukuken sorumlu kişiler yönünden ayrıca değerlendirme yapılabilir.

Dolayısıyla;

“Sigorta şirketi poliçe limiti kadar ödedi, kalan zarar ortadan kalktı.”

sonucu her durumda doğru değildir.

Sigorta teminatının sona ermesi ile zarar veren kişinin haksız fiil sorumluluğunun sona ermesi farklı hukuki meselelerdir.

Kusur Oranı Yanlış Hesaplanmışsa Eksik Ödeme Çıkabilir

Sigorta şirketinin değer kaybını düşük ödemesinin nedeni bazen değer kaybı hesabının kendisi değil, kusur oranıdır.

Örneğin gerçek değer kaybı 100.000 TL olarak belirlenmiş ancak sigorta şirketi zarar gören araç sürücüsünü %50 kusurlu kabul ederek yalnızca 50.000 TL ödeme yapmış olabilir.

Daha sonra kusur oranının zarar gören bakımından %20 olduğu tespit edilirse sigorta şirketinin sorumluluğu farklılaşacaktır.

Bu nedenle eksik ödeme dosyasında sadece ekspertiz hesabı değil, kusur tespiti de kontrol edilmelidir.

Güncel SEDDK ekspertiz raporunda da değer kaybı tespit tutarı ile kusur oranı nispetindeki değer kaybı tazminat tutarı ayrı ayrı gösterilmektedir.

Sigorta Şirketinin Geçmiş Hasar Nedeniyle İndirim Yapması Doğru mudur?

Aracın geçmiş hasarı değer kaybı hesabında dikkate alınabilir. Ancak önceki kazanın bulunması, sigorta şirketine herhangi bir gerekçe göstermeksizin değer kaybını keyfî biçimde düşürme hakkı vermez.

Güncel SEDDK ekspertiz raporunda geçmiş hasarların araştırılması ve hasarlı parçaların daha önce işlem görüp görmediğinin tespiti öngörülmektedir. Aynı zamanda gerçek piyasa koşullarının esas alınması gerektiği belirtilmektedir.

Dolayısıyla önceki hasar nedeniyle indirim yapılacaksa;

önceki hasarın hangi parçaya ilişkin olduğu, yeni kazadaki hasarla ilişkisi, aracın yeni kazadan hemen önceki piyasa değerine etkisi ve yeni kazanın ayrıca ne kadar ekonomik kayıp meydana getirdiği açıklanmalıdır.

Sigorta Şirketinin Ödemesi Alınmalı mı, Yoksa Reddedilmeli mi?

Hak sahibinin hesabına yapılan kısmi ödemenin alınması kural olarak bakiye zararın talep edilmesini kendiliğinden engellemez.

Ancak ödeme yapılması için hak sahibinden;

ibraname, sulhname, feragatname, arabuluculuk anlaşması veya benzeri bir belge imzalaması isteniyorsa belgenin kapsamının ödeme alınmadan önce dikkatle incelenmesi gerekir.

Özellikle;

“Her türlü dava ve talep hakkımdan gayrikabili rücu olarak feragat ediyorum.”

gibi geniş ifadeler içeren belgeler daha sonra ayrı bir hukuki uyuşmazlık yaratabilir.

Bu nedenle salt para transferi ile geniş kapsamlı ibra belgesinin imzalanması birbirinden ayrılmalıdır.

Eksik Ödeme İçin Faiz Talep Edilebilir mi?

Evet.

Sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarihten itibaren bakiye değer kaybı bakımından faiz talebi gündeme gelebilir.

Karayolları Trafik Kanunu’nun 99. maddesi ve Yargıtay uygulamasında, gerekli bilgi ve belgelerle yapılan başvurudan sonra sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde temerrüt tarihinin belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Yargıtay kararlarında gerekli belgelerle başvuru yapılmış olması hâlinde sekiz iş günlük ödeme süresinin temerrüt bakımından dikkate alındığı görülmektedir.

Bununla birlikte faiz türü; kazaya karışan aracın kullanım niteliği, uyuşmazlığın ticari iş niteliği ve talebin yöneltildiği kişilere göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle tahkim veya dava talebinde yalnızca ana para değil, uygun faiz türü ve doğru faiz başlangıç tarihi de talep edilmelidir.

Sigorta Şirketinin İlk Ödemesi Faiz Hesabında Nasıl Değerlendirilir?

Sigorta şirketinin yaptığı kısmi ödeme, hesaplamada yok sayılamaz.

Yargıtay’ın tazminat hukukundaki yaklaşımında önceden yapılan ödemenin gerçek zararın belirlenmesinde mahsup edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Özellikle ödeme ile nihai hesap tarihi arasındaki ekonomik etkinin nasıl dikkate alınacağı bakımından Yargıtay kararlarında ödeme tutarının güncellenmesine ilişkin değerlendirmeler bulunmaktadır.

Bu nedenle uzun zaman geçmiş dosyalarda yalnızca;

“100.000 TL zarar vardı, 20.000 TL ödendi, 80.000 TL kaldı.”

şeklinde basit aritmetik işlem yapılması her dosyada yeterli olmayabilir.

Ödeme tarihi, temerrüt tarihi, faiz ve yapılan ödemenin hukuki niteliği ayrıca incelenmelidir.

Araç Satılmışsa Eksik Değer Kaybı Yine Talep Edilebilir mi?

Aracın kazadan ve onarımdan sonra satılmış olması, daha önce meydana gelmiş değer kaybının kendiliğinden ortadan kalkması anlamına gelmez.

Zarar, esasen kazanın ve onarımın aracın ekonomik değeri üzerindeki etkisiyle meydana gelmektedir.

Hatta aracın satış fiyatı ile benzer hasarsız araçların satış fiyatları arasındaki fark, somut olayın özelliklerine göre piyasa değerlendirmesinde yardımcı veri olarak kullanılabilir.

Ancak gerçekleşen satış fiyatının tek başına değer kaybı miktarına eşit olduğu kabul edilmemeli; aracın satış koşulları ve emsal piyasa ayrıca araştırılmalıdır.

Eksik Ödeme Sonrasında Araç Sahibinin İzlemesi Gereken Yol

Sigorta şirketinin ödediği araç değer kaybının yetersiz olduğu düşünülüyorsa öncelikle şirketin yaptığı hesabın hangi kriterlere dayandığı öğrenilmelidir.

Ardından aracın kaza tarihindeki gerçek piyasa değeri, onarım sonrası değeri, hasarlı parçaları, kilometresi, geçmiş kazaları ve kusur oranı birlikte incelenmelidir.

Gerçek değer kaybı sigorta şirketinin ödediği miktardan yüksekse aradaki fark belirlenmeli ve gerekiyorsa sigorta şirketine bakiye ödeme talebi yöneltilmelidir.

Talebin karşılanmaması hâlinde dosyanın özelliklerine göre Sigorta Tahkim Komisyonu veya mahkeme yolu tercih edilebilir.

Eğer sigorta şirketine daha önce ibra, sulh veya feragat belgesi verilmişse KTK m.111 kapsamında özellikle iki yıllık süre gözden kaçırılmamalıdır.

Örnek Olay: Sigorta Şirketi 20.000 TL Ödedi, Gerçek Değer Kaybı 70.000 TL

2024 model, düşük kilometreli bir aracın trafik kazasında kaput, ön çamurluk, ön panel ve sürücü kapısının hasar gördüğünü düşünelim.

Sigorta şirketi kendi değerlendirmesi sonucunda 20.000 TL değer kaybı ödemiş olsun.

Daha sonra yapılan piyasa incelemesinde;

aracın kaza öncesindeki ikinci el değerinin 2.000.000 TL,

onarım sonrasındaki gerçek piyasa değerinin 1.930.000 TL

olduğu tespit edilirse teorik piyasa değer kaybı 70.000 TL olacaktır.

Karşı araç %100 kusurluysa ve poliçe limiti bakımından sorun yoksa;

70.000 TL gerçek zarar – 20.000 TL sigorta ödemesi = 50.000 TL bakiye değer kaybı

talebi gündeme gelebilir.

Sigorta şirketinin daha önce 20.000 TL ödemiş olması 50.000 TL’lik bakiye zararın kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez.

Örnek Olay: 50.000 TL Ödeme Yapılmış ve İbraname İmzalanmışsa

Başka bir olayda sigorta şirketi 50.000 TL ödeme karşılığında araç sahibinden bütün değer kaybı taleplerinden feragat ettiğini belirten bir ibraname almış olabilir.

Daha sonra yapılan güvenilir hesaplama gerçek değer kaybının 150.000 TL olduğunu ortaya koyarsa yalnızca bakiye miktarın hesaplanması yeterli olmayacaktır.

Öncelikle ibranamenin kapsamı ve KTK m.111/2 koşulları incelenmelidir.

Ödeme ile gerçek zarar arasındaki açık orantısızlığın bulunması ve iki yıllık sürenin geçirilmemiş olması hâlinde yetersiz anlaşmanın hukuki etkisine itiraz edilmesi gündeme gelebilir.

Bu nedenle sigorta şirketinin eksik ödeme yapması ile eksik ödeme karşılığında hukuken bağlayıcı olduğu ileri sürülen bir anlaşma yapılması birbirinden farklıdır.

En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?

Eksik değer kaybı taleplerinde en sık karşılaşılan hatalardan biri, sigorta şirketinin ödediği tutarın hiçbir teknik inceleme yapılmaksızın kabul edilmesidir.

Diğer önemli hata ise tam tersine, aracın gerçek piyasa değeri araştırılmadan internet üzerindeki otomatik hesaplama araçlarından çıkan rakamların kesin zarar olarak kabul edilmesidir.

Ayrıca;

önceki hasarların gizlenmesi, yanlış kusur oranının esas alınması, sigorta şirketine yapılan ilk başvurunun saklanmaması, ödeme dekontunun dosyaya konulmaması, imzalanan ibranamenin dikkate alınmaması ve zamanaşımı sürelerinin kaçırılması ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

Özellikle KTK m.111 kapsamında bir ibra veya anlaşma varsa iki yıllık süre ile normal trafik kazası zamanaşımı birbirine karıştırılmamalıdır.

Araç Değer Kaybında Genel Zamanaşımı Ne Kadardır?

Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesine göre motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl içerisinde zamanaşımına uğrar.

Kazanın aynı zamanda ceza kanunları kapsamında cezayı gerektiren bir fiil oluşturması hâlinde KTK m.109/2’deki daha uzun ceza zamanaşımının uygulanması ayrıca gündeme gelebilir.

Ancak tekrar vurgulamak gerekir ki KTK m.109’daki genel zamanaşımı ile KTK m.111’deki yetersiz tazminat anlaşmasının iptaline ilişkin iki yıllık süre aynı hukuki kurum değildir.

Sigorta Şirketinin Eksik Ödeme Yaptığı Nasıl İspatlanır?

İspatın merkezinde iki husus bulunmaktadır:

  1. Gerçek değer kaybının ne kadar olduğu,
  2. Sigorta şirketinin ne kadar ödeme yaptığı.

İkinci husus banka dekontu ve sigorta şirketi kayıtlarıyla kolaylıkla ispatlanabilir.

Asıl uyuşmazlık birinci konuda ortaya çıkar.

Bu nedenle gerçek değer kaybının;

teknik ekspertiz, araç hasar fotoğrafları, servis belgeleri, piyasa araştırmaları, emsal araçlar ve gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle ortaya konulması gerekir.

Güncel SEDDK sistemi de değer kaybının piyasa analiziyle tespit edilmesini esas almaktadır.

Sonuç: Sigorta Şirketi Az Değer Kaybı Ödediyse Hak Kaybedilmiş Sayılır mı?

Hayır. Sigorta şirketinin yaptığı değer kaybı ödemesinin düşük olması hâlinde, kural olarak gerçek zarar ile yapılan ödeme arasındaki bakiye tazminat talep edilebilir.

Sigorta şirketinin kendi belirlediği tazminat miktarı kesin değildir. Değer kaybında esas olan, aracın somut özellikleri dikkate alınarak belirlenen gerçek ekonomik zarardır.

1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren SEDDK 2026/11 sayılı Genelgesinde de piyasa analiz yöntemi esas alınmış; aracın kaza öncesindeki ikinci el satış değeri ile onarımdan sonraki ikinci el satış değeri arasındaki farkın değerlendirilmesi öngörülmüştür.

Bu nedenle sigorta şirketinin örneğin 20.000 TL ödeme yapması, aracın gerçek değer kaybının 60.000 TL olduğunun teknik ve hukuki olarak ortaya konulması hâlinde kalan 40.000 TL’nin talep edilmesini engellemez.

İlk başvurunun yalnızca kısmen karşılanması hâlinde KTK m.97 kapsamında tahkim veya dava yoluna başvurulması mümkündür. Sigorta Tahkim Komisyonunun resmi düzenlemelerinde de sigorta şirketinin başvuruyu kısmen karşılaması tahkim başvurusu açısından açıkça kabul edilmektedir.

Ancak ödeme karşılığında ibraname, sulhname veya benzeri bir belge imzalanmışsa KTK m.111 kapsamında ayrı bir değerlendirme yapılmalı ve özellikle iki yıllık süre dikkate alınmalıdır.

Sonuç itibarıyla sigorta şirketinin eksik değer kaybı ödemesiyle karşılaşan araç sahibi bakımından doğru yöntem; sigorta şirketinin hesabını teknik olarak incelemek, aracın gerçek piyasa değer kaybını tespit etmek, yapılan ödemeyi mahsup etmek ve kalan bakiye zarar için süresi içerisinde tahkim veya dava yoluna başvurmaktır.

Araç değer kaybı uyuşmazlıklarında belirleyici olan, sigorta şirketinin dosyayı hangi rakamla kapattığı değil, kazanın araç sahibinin malvarlığında gerçekte ne kadar ekonomik kayıp meydana getirdiğidir.

Leave a Reply

Call Now Button