Single Blog Title

This is a single blog caption

Belirsiz Alacak Davası Kalktı mı? 12. Yargı Paketi Sonrası Yeni Dava Sistemi

Hukuk yargılamasında özellikle işçilik alacakları, trafik kazası ve iş kazası tazminatları, eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, ticari alacaklar ve bilirkişi incelemesi yapılmadan gerçek miktarı belirlenemeyen diğer talepler bakımından uzun yıllardır en çok kullanılan dava türlerinden biri belirsiz alacak davası olmuştur.

Davacı, dava açtığı tarihte alacağının gerçek miktarını tam ve kesin olarak belirleyemiyorsa, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesine dayanarak alacağın tamamını baştan göstermek zorunda kalmadan belirsiz alacak davası açabiliyordu. Yargılama sırasında bilirkişi raporu, karşı tarafın sunduğu belgeler veya başka deliller sayesinde gerçek alacak miktarı ortaya çıktığında ise davacı talebini artırabiliyordu.

Ancak kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun ile bu sistem köklü biçimde değiştirilmiştir.

16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen ve 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle HMK m.107 tamamen yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece 31 Temmuz 2026 itibarıyla yeni açılacak davalar bakımından kanunda “belirsiz alacak davası” adı altında ayrı bir dava türü artık bulunmamaktadır.

Ancak bu değişiklik;

“Artık miktarı bilinmeyen alacaklar için dava açılamaz.”

veya

“Davacı dava açarken alacağının tamamını kesin olarak hesaplamak zorundadır.”

anlamına gelmemektedir.

Belirsiz alacak davası kaldırılırken aynı Kanun’un 20. maddesiyle HMK m.109’a yeni dördüncü fıkra eklenmiş ve kısmi dava sistemi önemli ölçüde genişletilmiştir. Yeni düzenlemeye göre alacağın yalnızca bir kısmı dava edilmişse davacı, talep konusunu aynı dava içerisinde bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırabilecektir. Üstelik artırılan kısım bakımından zamanaşımı da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır.

Bu nedenle 12. Yargı Paketi sonrası sistem esasen belirsiz alacak davasından güçlendirilmiş kısmi dava modeline geçiş olarak nitelendirilebilir.

Belirsiz Alacak Davası Gerçekten Kaldırıldı mı?

Evet.

  1. Yargı Paketi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi açık biçimde yürürlükten kaldırılmıştır. Kanun hükmünde herhangi bir istisna bulunmamaktadır.

Dolayısıyla 31 Temmuz 2026 sonrasında açılan yeni bir davanın;

“HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davasıdır.”

şeklinde nitelendirilmesi artık güncel kanuni sisteme uygun değildir.

Ancak yürürlükten kaldırma yalnızca yeni davalar bakımından sonuç doğurmaktadır.

7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin onuncu fıkrasında açıkça, yürürlükten kaldırılan HMK m.107’nin yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılmış davalar bakımından uygulanmaya devam edeceği düzenlenmiştir.

Bu nedenle iki farklı dönem bulunmaktadır:

31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davaları: Eski HMK m.107 uygulanmaya devam eder.

31 Temmuz 2026 itibarıyla ve sonrasında açılan yeni davalar: Belirsiz alacak davası açılamaz; yeni HMK m.109 kısmi dava sistemi değerlendirilmelidir.

Bu geçiş ayrımı uygulamada son derece önemlidir.

Eski Belirsiz Alacak Davası Nasıl Çalışıyordu?

  1. Yargı Paketi öncesinde HMK m.107, dava açıldığı tarihte alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin biçimde belirlenmesinin davacıdan beklenemediği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde belirsiz alacak davası açılmasına imkân tanıyordu. Davacı hukuki ilişkiyi ve belirleyebildiği asgari tutarı göstererek davasını açabiliyordu.

Örneğin bir işçi;

fazla çalışma süresinin,

hafta tatili çalışmalarının,

ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının

veya bazı ücret alacaklarının gerçek miktarını işveren kayıtları ve tanık anlatımları ortaya çıkmadan tam olarak hesaplayamayabilirdi.

Benzer şekilde trafik kazası geçiren bir kişinin sürekli çalışma gücü kaybından kaynaklanan tazminatı;

maluliyet oranı,

kusur oranı,

gelir durumu

ve aktüeryal hesaplama

belirlenmeden tam olarak ortaya çıkmayabilirdi.

Eski HMK m.107 sisteminde alacağın gerçek miktarı tahkikat sırasında belirlenebilir hâle geldiğinde davacı talebini artırabiliyordu.

Ancak uygulamada en önemli tartışmalardan biri, hangi alacağın gerçekten belirsiz olduğu konusunda yaşanıyordu.

Belirsiz Alacak Davası Neden Sorun Oluyordu?

Eski sistemde bir davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilmesi için alacağın dava tarihinde gerçekten belirlenemiyor olması gerekiyordu.

Yargıtay kararlarında da bu şart üzerinde özellikle duruluyor; davacının alacağının miktarını dava tarihinde objektif olarak belirleyip belirleyemeyeceği inceleniyordu.

Bu durum uygulamada çok sayıda usul tartışmasına yol açıyordu.

Örneğin;

işçilik alacağı belirsiz midir?

Kıdem tazminatı belirsiz alacak olabilir mi?

Araç değer kaybı belirsiz midir?

Eser sözleşmesinden doğan alacak belirsiz midir?

Ticari defterlerden belirlenebilecek bir alacak için belirsiz alacak davası açılabilir mi?

Tazminat bilirkişi raporu olmadan hesaplanamıyorsa belirsiz midir?

gibi sorular her dava türü için ayrıca tartışılabiliyordu.

Davacı açısından risk şuydu:

Davacı, alacağını belirsiz kabul ederek HMK m.107’ye göre dava açıyor; ancak mahkeme veya kanun yolu mercii daha sonra alacağın aslında dava tarihinde belirlenebilir olduğu sonucuna ulaşabiliyordu.

Dolayısıyla davanın türüne ilişkin tartışma, uyuşmazlığın esasından bağımsız yeni bir usul uyuşmazlığı yaratabiliyordu.

  1. Yargı Paketi ile kanun koyucunun bu tartışmayı önemli ölçüde sona erdirmeyi ve sistemi kısmi dava üzerinden yeniden yapılandırmayı tercih ettiği görülmektedir. Nitekim teklifin resmî özetinde de alacak davalarında kısmi dava açan tarafa talebini artırma imkânı verilmesi ve artırılan bölüm bakımından zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılması amaçlar arasında belirtilmiştir.

12. Yargı Paketi Sonrası Hangi Dava Açılacak?

Yeni sistemin merkezinde kısmi dava bulunmaktadır.

HMK m.109/1 uyarınca talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda alacağın yalnızca bir kısmı dava edilebilir. Kısmi dava hukuk sisteminde daha önce de bulunmaktaydı; 12. Yargı Paketi bu dava türünü kaldırmamış, tam tersine yeni m.109/4 ile daha işlevsel hâle getirmiştir.

Yeni HMK m.109/4 şu üç önemli güvenceyi getirmektedir:

Birincisi: Davacı alacağının sadece bir kısmını dava edebilir.

İkincisi: Talep aynı dava içinde bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erinceye kadar artırılabilir.

Üçüncüsü: Artırılan kısım bakımından zamanaşımı da dava tarihinde kesilmiş sayılır.

Bu üç özellik yeni sistemin temelini oluşturmaktadır.

Yeni Kısmi Davada Talep Nasıl Artırılacak?

Örneğin bir kişinin gerçek alacağının ne kadar olduğu henüz bilirkişi incelemesi yapılmadan belirlenemiyor olsun.

Davacı;

100.000 TL

üzerinden kısmi dava açabilir.

Yargılama sırasında bilirkişi raporu gelir ve gerçek alacağın;

850.000 TL

olduğu anlaşılırsa davacı, tahkikat sona ermeden talebini;

100.000 TL’den 850.000 TL’ye

çıkarabilir.

Yeni HMK m.109/4’e göre bu artırım iddianın genişletilmesi yasağına tabi değildir. Dolayısıyla karşı tarafın muvafakat vermesi aranmaz.

Ancak kanun burada çok önemli bir sınırlama getirmiştir:

Talep artırımı bir defaya mahsus yapılabilir.

Bu nedenle davacının talebini artıracağı zamanı doğru belirlemesi son derece önemlidir.

Talep Kaç Kez Artırılabilir?

Yeni HMK m.109/4 açık biçimde;

“bir defaya mahsus olmak üzere”

ifadesini kullanmaktadır.

Dolayısıyla örneğin;

dava 50.000 TL ile açılmış,

ilk bilirkişi raporu sonrası 300.000 TL’ye çıkarılmış,

ikinci bilirkişi raporu sonrası 500.000 TL’ye tekrar çıkarılmak istenmişse,

yeni özel talep artırma hakkının ikinci kez kullanılması mümkün olmayacaktır.

Bu nedenle özellikle bilirkişi hesaplamasının değişme ihtimali bulunan dosyalarda talep artırımının ilk bilirkişi raporu gelir gelmez otomatik olarak yapılması her zaman doğru strateji olmayabilir.

Rapor hatalı olabilir.

Ek rapor alınabilir.

Kusur oranı değişebilir.

Gelir hesabı yeniden yapılabilir.

Mahkeme başka bir bilirkişi heyeti görevlendirebilir.

Bu nedenle yeni sistemde davacının tek seferlik artırma hakkını hangi aşamada kullanacağı önemli bir usul stratejisine dönüşmüştür.

Talep Artırımı En Geç Ne Zamana Kadar Yapılabilir?

Yeni HMK m.109/4’e göre talep, tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir.

Bu nedenle duruşmada mahkemenin tahkikatın sona erdiğini açıklaması özellikle önemlidir.

Davacı;

“Nasıl olsa hüküm verilmedi.”

veya

“Sözlü yargılama aşamasında artırırım.”

şeklinde hareket etmemelidir.

Kanunun tanıdığı özel artırma imkânı tahkikatın sona ermesiyle birlikte ortadan kalkar.

Örneğin bilirkişi raporu dosyaya sunulmuş ve taraflara tebliğ edilmiş, ek rapor talepleri değerlendirilmiş ve mahkeme bir sonraki duruşmada tahkikatın tamamlandığını açıklamışsa, davacının talep artırımı bakımından kanuni süreci yakından takip etmesi gerekir.

Yeni Talep Artırımı Islah mıdır?

Hayır.

Yeni HMK m.109/4 kapsamında yapılan artırım, klasik anlamda ıslah ile aynı hukuki mekanizma değildir.

Islah HMK’da ayrıca düzenlenmiş bir usul kurumudur.

Yeni m.109/4 ise kısmi dava için özel bir talep artırma hakkı vermektedir.

Kanun doğrudan;

talebin aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sonuna kadar artırılabileceğini

düzenlemektedir.

Bu nedenle yeni sistemin;

“Artık davacı ıslah yapacak.”

şeklinde özetlenmesi eksik kalır.

Davacıya HMK m.109 kapsamında doğrudan kanundan kaynaklanan yeni bir talep artırma yetkisi verilmiştir.

Islahın ayrıca hangi durumlarda ve ne ölçüde kullanılabileceği ise somut dosyada HMK’nın genel hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Yeni Sistemin En Büyük Avantajı: Zamanaşımı

Belirsiz alacak davasının kaldırılması sonrasında davacılar açısından en önemli endişelerden biri zamanaşımıydı.

Çünkü klasik kısmi davada önemli tartışmalardan biri, dava edilmeyen alacak bölümü bakımından zamanaşımının devam edip etmediğiydi.

  1. Yargı Paketi bu konuda son derece önemli bir düzenleme yapmıştır.

Yeni HMK m.109/4 açıkça;

“Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”

hükmünü getirmiştir.

Örneğin gerçek alacak 1.000.000 TL olsun.

Davacı zamanaşımı dolmadan birkaç gün önce;

50.000 TL

üzerinden kısmi dava açmış olsun.

Yargılama sırasında gerçek miktarın 1.000.000 TL olduğu belirlendiğinde davacı talebini artırırsa, artırılan 950.000 TL bakımından zamanaşımı artırma tarihinde değil, ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılacaktır.

Bu düzenleme yeni kısmi dava sisteminin davacı açısından en güçlü güvencelerinden biridir.

Belirsiz Alacak Davası ile Yeni Kısmi Dava Arasındaki Fark Nedir?

İki sistem birbirine benzer sonuçlar doğurabilse de hukuken aynı değildir.

Eski belirsiz alacak davasında temel soru şuydu:

Davacı dava tarihinde alacağını tam ve kesin olarak belirleyebiliyor mu?

Eğer belirleyemiyorsa HMK m.107 uygulanabiliyordu.

Yeni sistemde ise esas odak;

alacağın bir kısmının dava edilmesi ve daha sonra HMK m.109/4 kapsamında artırılmasıdır.

Bu nedenle artık her dosyada;

“Alacak gerçekten belirsiz mi?”

şeklindeki eski HMK m.107 tartışmasının yapılmasına gerek kalmayacaktır.

Bu durum özellikle iş ve tazminat davalarında ciddi bir usul sadeleşmesi sağlayabilir.

Artık “Belirsiz Alacak mı, Kısmi Dava mı?” Tartışması Bitecek mi?

Yeni açılan davalar açısından büyük ölçüde evet.

Çünkü HMK m.107 artık yürürlükte değildir.

Yeni davalarda seçenek artık;

“HMK m.107 mi HMK m.109 mu?”

değildir.

HMK m.107 kanundan çıkarılmıştır.

Alacağın yalnızca bir bölümü talep edilecekse yeni HMK m.109 hükümleri değerlendirilmelidir.

Bununla birlikte 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış davalarda bu tartışma bir süre daha devam edecektir. Çünkü kanun eski belirsiz alacak davalarında HMK m.107’nin uygulanmaya devam edeceğini açıkça düzenlemiştir.

Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda mahkemelerde hem eski belirsiz alacak davaları hem de yeni kısmi dava sistemi kapsamında açılmış dosyalar aynı anda görülmeye devam edebilir.

31 Temmuz 2026’dan Önce Açılmış Belirsiz Alacak Davasına Ne Olacak?

Dava aynen devam edecektir.

Belirsiz alacak davasının kaldırılması, daha önce usulüne uygun şekilde açılmış davaları kendiliğinden kısmi davaya dönüştürmez.

7589 sayılı Kanun’un geçici hükmü açık biçimde yürürlükten kaldırılan HMK m.107’nin eski davalarda uygulanmaya devam edeceğini belirtmektedir.

Örneğin davacı 15 Temmuz 2026 tarihinde HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası açmış olsun.

Mahkeme 2027 yılında bilirkişi raporu almış olabilir.

Bu davada;

“HMK m.107 artık kaldırıldı, davacı talebini artıramaz.”

denilmesi doğru değildir.

Dosya eski sisteme tabi olmaya devam edecektir.

Dava Tarihi mi, Bilirkişi Raporu Tarihi mi Önemli?

Geçiş hükmü bakımından dava tarihi önemlidir.

Kanun, HMK m.107’nin “yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar” bakımından uygulanacağını belirtmektedir.

Dolayısıyla;

bilirkişi raporunun 2027’de gelmesi,

talep artırımının 2027’de yapılması,

davanın 2028’de sonuçlanması

eski davayı yeni sisteme geçirmez.

Dava 31 Temmuz 2026’dan önce açılmışsa HMK m.107 uygulanmaya devam eder.

İşçilik Alacaklarında Belirsiz Alacak Davası Kalktı mı?

Evet.

31 Temmuz 2026 sonrasında açılacak iş davalarında da artık HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası bulunmamaktadır.

Bu değişiklik özellikle iş hukuku açısından önemlidir. Çünkü eski dönemde fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil gibi alacakların belirsiz alacak davasına konu olup olmayacağı uygulamada sık tartışılan meselelerden biriydi.

Yeni sistemde işçi alacağının yalnızca bir bölümünü dava etmek istiyorsa HMK m.109 kapsamında kısmi dava açılması gündeme gelecektir.

Örneğin işçi;

kıdem tazminatı,

fazla çalışma,

hafta tatili,

ulusal bayram ve genel tatil

ve ücret alacaklarının yalnızca belirli bir bölümünü talep edebilir.

Daha sonra bilirkişi raporuyla gerçek miktar ortaya çıktığında, yeni HMK m.109/4 şartları çerçevesinde talebini bir kez ve tahkikat sona ermeden önce artırabilir. Artırılan kısım bakımından zamanaşımı da ilk dava tarihinde kesilmiş sayılır.

Bu nedenle işçilik alacaklarında yeni dönemin en önemli stratejik meselelerinden biri talep artırımının doğru zamanda yapılması olacaktır.

Trafik Kazası Tazminatlarında Belirsiz Alacak Davası Kalktı mı?

Evet.

Trafik kazası sonucu;

sürekli iş göremezlik,

geçici iş göremezlik,

destekten yoksun kalma,

araç değer kaybı

ve diğer parasal talepler bakımından da yeni açılan davalarda HMK m.107 kullanılmayacaktır.

Örneğin maluliyet ve aktüerya hesabı sonucunda gerçek tazminatın 3.000.000 TL olup olmadığı dava başında bilinmiyorsa, davacı alacağın belirli bir kısmını dava ederek yeni kısmi dava sisteminden yararlanabilir.

Daha sonra bilirkişi raporuyla gerçek tazminat miktarı ortaya çıktığında HMK m.109/4 kapsamında talep bir kez artırılabilir.

Ancak trafik kazalarında sigorta poliçe limiti, yapılan önceki ödemeler, kusur oranı ve zarar kalemleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Ticari Alacaklarda Yeni Sistem Nasıl İşleyecek?

Ticari uyuşmazlıklarda da alacağın gerçek miktarı bazen ancak;

ticari defter incelemesi,

cari hesap incelemesi,

bilirkişi hesabı,

fatura ve ödeme kayıtlarının karşılaştırılması

sonrasında kesinleşebilir.

Yeni sistemde böyle bir uyuşmazlıkta belirsiz alacak davası yerine kısmi dava gündeme gelebilir.

Örneğin davacı şirket gerçek alacağının yaklaşık 2.000.000 TL olduğunu düşünüyor ancak karşı tarafın ticari defterleri incelenmeden kesin rakamı belirleyemiyorsa belirli bir tutar üzerinden dava açabilir.

Bilirkişi incelemesinden sonra alacak ortaya çıktığında bir defaya mahsus talep artırımı yapılabilir.

Burada da tahkikat sonu ve tek seferlik artırım sınırlaması özellikle önemlidir.

Yeni Kısmi Davada Harç Nasıl Olacak?

Kısmi davanın önemli pratik sonuçlarından biri başlangıçta yalnızca dava edilen tutar üzerinden nispi harç ödenmesidir.

Örneğin gerçek alacağın 2.000.000 TL olabileceği düşünülen bir dosyada davacı başlangıçta 100.000 TL’yi dava etmişse, dava başlangıcındaki harç hesabı talep edilen 100.000 TL üzerinden yapılır.

Talebin daha sonra artırılması hâlinde artırım tutarına ilişkin gerekli harcın da yatırılması gerekir.

Dolayısıyla yeni sistem davacıya alacağın tamamı henüz belirlenmeden yüksek tutarlı harcı dava başında ödemek zorunda kalmama imkânı sağlamaya devam edebilir.

Ancak davanın çok düşük sembolik bir tutarla açılmasının stratejik ve usulî sonuçları dosyanın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Kısmi Dava Açıldığında Geri Kalan Alacaktan Feragat Edilmiş Sayılır mı?

Hayır.

HMK’nın kısmi davaya ilişkin sistemi, davacının yalnızca bir bölümü dava etmesinin kalan alacaktan otomatik olarak feragat anlamına gelmediği esasına dayanmaktadır. HMK m.109 kısmi davayı bölünebilir talepler bakımından düzenlemektedir.

Yeni m.109/4 ise kalan tutarın aynı dava içerisinde artırılabilmesine ilişkin özel güvence getirmektedir.

Dolayısıyla;

“100.000 TL dava ettim, demek ki geri kalan alacağımdan vazgeçtim.”

şeklinde bir sonuç doğmaz.

Ancak davacının açık feragat beyanları ve dava dilekçesinin içeriği ayrıca değerlendirilmelidir.

Talep Artırımı Yapılmazsa Ne Olur?

Davacı yeni HMK m.109/4 kapsamındaki artırım hakkını kullanmak zorunda değildir.

Örneğin dava 100.000 TL üzerinden açılmış ve bilirkişi 800.000 TL alacak hesaplamış olabilir.

Davacı herhangi bir nedenle talebini artırmazsa mahkeme kural olarak taleple bağlılık ilkesi gereği davacının istemediği kısmı kendiliğinden hüküm altına alamaz.

Bu nedenle bilirkişi raporunda yüksek alacak hesaplanmış olması tek başına davacının o tutarın tamamını kazanmasını sağlamaz.

Talep sonucunun zamanında artırılması gerekir.

Yeni sistemde bu nedenle dosyanın özellikle tahkikatın sona ermesine yakın aşaması dikkatle takip edilmelidir.

Mahkeme Talep Artırımı İçin Davacıya Süre Vermek Zorunda mı?

Yeni HMK m.109/4, davacıya kanundan doğan bir artırma hakkı tanımaktadır.

Ancak bu durum davacının dosyayı takip etmeksizin mahkemenin mutlaka kendisine;

“Talebini artır.”

şeklinde özel bir hatırlatma yapacağını varsayması gerektiği anlamına gelmez.

Özellikle profesyonel vekille takip edilen davalarda bilirkişi raporunun incelenmesi ve talep artırımının tahkikat sona ermeden yapılması önemlidir.

Bu nedenle yeni sistem, dava takibinde süre ve aşama kontrolünü daha da önemli hâle getirmektedir.

Artırılan Kısım İçin Zamanaşımı Hangi Tarihte Kesilir?

Bu sorunun cevabı yeni kanunda açık biçimde verilmiştir:

Dava tarihinde.

Yeni HMK m.109/4’e göre talep daha sonra artırılmış olsa bile artırılan kısım bakımından zamanaşımı da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Örneğin:

Dava tarihi: 1 Eylül 2026

Başlangıç talebi: 10.000 TL

Bilirkişi raporu: 1 Eylül 2027

Talep artırımı: 15 Eylül 2027

Yeni talep: 500.000 TL

Bu durumda artırılan 490.000 TL bakımından zamanaşımı 15 Eylül 2027’de değil, 1 Eylül 2026 tarihindeki ilk dava tarihinde kesilmiş sayılacaktır.

Bu özellik yeni sistemin belirsiz alacak davasının kaldırılması sonrasında hak kaybını önlemeye yönelik en önemli düzenlemelerinden biridir.

Faiz Artırılan Kısım İçin Hangi Tarihten Başlar?

Burada zamanaşımı ile faiz başlangıcının birbirine karıştırılmaması gerekir.

HMK m.109/4 açık biçimde zamanaşımının artırılan kısım bakımından dava tarihinde kesileceğini düzenlemektedir.

Ancak bu hüküm tek başına;

“Artırılan bütün alacaklarda faiz mutlaka dava tarihinden başlar.”

anlamına gelmez.

Faiz başlangıcı alacağın hukuki niteliğine göre belirlenir.

Örneğin;

işçilik alacaklarında,

haksız fiil tazminatlarında,

ticari alacaklarda,

temerrüde bağlı sözleşmesel alacaklarda

farklı faiz başlangıcı kuralları bulunabilir.

Dolayısıyla yeni HMK m.109/4’teki zamanaşımı güvencesi ile maddi hukuktaki faiz başlangıcı ayrı konulardır.

Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması Davacı Aleyhine mi?

Yeni sistemin hem avantajlı hem de dikkat gerektiren yönleri bulunmaktadır.

Davacı açısından en önemli avantajlardan biri, artık alacağın gerçekten “belirsiz” olup olmadığı konusunda HMK m.107 şartlarının tartışılmasının büyük ölçüde sona erecek olmasıdır.

Ayrıca artırılan kısım bakımından zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılması önemli bir korumadır.

Buna karşılık yeni sistemin önemli sınırlaması talep artırımının yalnızca bir kez yapılabilmesidir.

Bu nedenle davacı açısından yeni risk şudur:

Talep çok erken artırılır ve daha sonra bilirkişi hesabı yükselirse, HMK m.109/4’teki özel artırım hakkı ikinci defa kullanılamaz.

Dolayısıyla yeni sistem daha sade olsa da dava takibi açısından stratejik kararları ortadan kaldırmamaktadır.

Aksine “Talebi ne zaman artırmalıyım?” sorusu daha önemli hâle gelmiştir.

Davalı Açısından Yeni Sistem Ne Anlama Geliyor?

Yeni düzenleme davalı açısından da önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Önceki sistemde davalı;

“Bu alacak belirsiz değildir, HMK m.107 şartları oluşmamıştır.”

şeklinde önemli bir usul savunması ileri sürebiliyordu.

Yeni davalarda HMK m.107 bulunmadığından bu tartışma ortadan kalkacaktır.

Buna karşılık davalı;

talep artırımının ikinci kez yapıldığı,

tahkikat sona erdikten sonra yapıldığı,

dava edilen alacağın bölünebilir olmadığı,

artırım hesabının hatalı olduğu

veya maddi hukuk bakımından alacağın zamanaşımına uğradığı

gibi diğer itirazları ileri sürebilir.

Yeni sistem davalının maddi ve usulî savunma haklarını ortadan kaldırmamaktadır.

Belirsiz Alacak Davası Kalktıktan Sonra Tespit Davası Ne Olacak?

HMK m.107 yalnızca “belirsiz alacak” kavramını değil, eski başlığı itibarıyla “belirsiz alacak ve tespit davası” sistemini de içeriyordu. Eski düzenlemede kısmi eda davasının açılabildiği durumlarda tespit davasına ilişkin özel bir hüküm de bulunmaktaydı.

Maddenin tamamen yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte HMK m.107’ye özgü bu özel mekanizma da yeni davalar bakımından ortadan kalkmıştır.

Bununla birlikte genel tespit davası HMK m.106’da ayrıca düzenlenmektedir. Dolayısıyla “HMK m.107 kaldırıldı, artık hiçbir tespit davası açılamaz” şeklinde bir sonuç çıkarılamaz.

Tespit davaları genel HMK hükümleri kapsamında varlığını sürdürmektedir.

Yeni Sistem Ne Zaman Yürürlüğe Girdi?

7589 sayılı Kanun 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve HMK m.107 ile m.109’a ilişkin değişiklikler yayım tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Kanunun yürürlük maddesinde yalnızca bazı özel hükümlerin daha sonraki tarihte yürürlüğe girmesi öngörülmüş; HMK m.107’nin kaldırılması ve HMK m.109/4’ün eklenmesi bu istisnalar arasında yer almamıştır. Bu nedenle her iki değişiklik 31 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüktedir.

Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması Hakkında Sık Sorulan Sorular

Belirsiz alacak davası kaldırıldı mı?

Evet. 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle HMK m.107 tamamen yürürlükten kaldırılmıştır.

Belirsiz alacak davası ne zaman kaldırıldı?

Düzenleme 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

2025 yılında açılmış belirsiz alacak davası ne olacak?

Dava eski HMK m.107 hükümlerine göre devam edecektir. Geçici madde bunu açık biçimde düzenlemektedir.

2026 Temmuz ayından önce açılan belirsiz alacak davaları reddedilecek mi?

Hayır. Yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda eski HMK m.107 uygulanmaya devam eder.

Artık miktarı bilinmeyen alacak için dava açılamaz mı?

Hayır. Alacağın bir kısmı HMK m.109 kapsamında kısmi dava yoluyla talep edilebilir ve yeni m.109/4 şartları kapsamında talep daha sonra artırılabilir.

Kısmi davada talep kaç kez artırılabilir?

Yeni özel düzenlemeye göre bir kez artırılabilir.

Talep ne zamana kadar artırılabilir?

Tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir.

Davalının talep artırımına onay vermesi gerekir mi?

Hayır. Yeni m.109/4, talep artırımını iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaktan çıkarmıştır.

Artırılan miktar zamanaşımına uğrar mı?

Yeni hüküm, artırılan kısım bakımından zamanaşımının da dava tarihinde kesilmiş sayılacağını açıkça düzenlemektedir.

Talep artırım tarihi mi dava tarihi mi esas alınacak?

Zamanaşımının kesilmesi bakımından ilk dava tarihi esas alınır.

Yeni talep artırımı ıslah mıdır?

HMK m.109/4’te düzenlenen talep artırımı, doğrudan bu maddeye dayalı özel bir artırma hakkıdır. Islah HMK’da ayrıca düzenlenen farklı bir usul kurumudur.

İşçilik alacaklarında belirsiz alacak davası devam ediyor mu?

31 Temmuz 2026 sonrasında açılan yeni iş davalarında HMK m.107 artık uygulanmaz. Kısmi dava ve yeni talep artırım sistemi değerlendirilmelidir.

Trafik kazası tazminatı için belirsiz alacak davası açılabilir mi?

31 Temmuz 2026 sonrasında HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası açılamaz. Şartları bulunuyorsa kısmi dava açılarak sonradan talep artırımı yapılabilir.

Bilirkişi raporu iki kez değişirse talep iki kez artırılabilir mi?

HMK m.109/4’teki özel artırma hakkı yalnızca bir defaya mahsustur. Bu nedenle özellikle bilirkişi raporlarının değişebileceği dosyalarda artırım zamanının dikkatle belirlenmesi gerekir.

Yeni Sistemde Dava Açarken Nelere Dikkat Edilmeli?

  1. Yargı Paketi sonrası alacak davalarında dava dilekçesinin hazırlanması bakımından bazı konular özellikle önem kazanmıştır.

İlk olarak alacağın bölünebilir olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Çünkü kısmi dava sistemi talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu uyuşmazlıklarda uygulanır.

İkinci olarak başlangıçta dava edilecek tutar doğru belirlenmelidir.

Üçüncü olarak fazlaya ilişkin alacak bakımından dava stratejisi açık kurulmalıdır.

Dördüncü olarak bilirkişi raporları dikkatle takip edilmelidir.

Beşinci olarak tek seferlik HMK m.109/4 artırım hakkının çok erken kullanılmamasına dikkat edilmelidir.

Altıncı olarak mahkemenin tahkikatı sona erdirme aşaması yakından takip edilmelidir.

Çünkü bu aşamadan sonra yeni özel talep artırma hakkı kullanılamaz.

Yeni Kısmi Dava Sistemi Hak Arama Özgürlüğünü Nasıl Etkileyebilir?

Yeni düzenlemenin temel yaklaşımı, davacının alacağının tamamını başlangıçta belirleyemediği durumlarda mahkemeye erişimini korurken, ayrı bir “belirsiz alacak” dava türünün doğurduğu nitelendirme tartışmalarını azaltmaktır.

TBMM’deki teklif özetinde de alacak davalarında kısmi dava açan tarafın talebini artırabilmesi ve zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılması açık biçimde düzenlemenin amaçları arasında gösterilmiştir.

Bu açıdan yeni sistemde davacı;

alacağın tamamının belirlenmesini beklemeden dava açabilmekte,

alacağın bir kısmını talep edebilmekte,

bilirkişi ve deliller sonucu gerçek miktar ortaya çıktığında talebini artırabilmekte

ve artırılan bölüm bakımından da dava tarihindeki zamanaşımı kesilmesinden yararlanabilmektedir.

Buna karşılık tek seferlik artırım şartı, davacı vekilinin dosya takibini daha kritik hâle getirmektedir.

Sonuç: Belirsiz Alacak Davası Kalktı, Yerine Güçlendirilmiş Kısmi Dava Sistemi Geldi

  1. Yargı Paketi ile hukuk yargılamasında uzun yıllardır uygulanan önemli bir dava türü sona ermiştir.

7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle HMK m.107 yürürlükten kaldırılmış ve belirsiz alacak davası yeni açılacak davalar bakımından hukuk sisteminden çıkarılmıştır.

Ancak bu değişiklik, alacağının miktarını dava tarihinde tam olarak belirleyemeyen davacının dava açamayacağı anlamına gelmemektedir.

Kanun koyucu belirsiz alacak davasını kaldırırken HMK m.109’a yeni bir dördüncü fıkra eklemiş ve kısmi dava sistemini önemli ölçüde güçlendirmiştir.

Yeni düzenlemeye göre;

alacağın sadece bir kısmı dava edilebilir,

talep aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir,

artırım tahkikat sona erinceye kadar yapılabilir,

artırım iddianın genişletilmesi yasağına tabi değildir

ve

artırılan kısım bakımından zamanaşımı da ilk dava tarihinde kesilmiş sayılır.

Bu nedenle yeni sistemi yalnızca;

“Belirsiz alacak davası kaldırıldı.”

şeklinde açıklamak eksik olacaktır.

Daha doğru ifade şudur:

Belirsiz alacak davası kaldırılmış, ancak davacının alacağın tamamı belirlenmeden dava açabilmesini sağlayan koruma yeni ve genişletilmiş kısmi dava sistemi içerisinde yeniden düzenlenmiştir.

Yeni sistemin özellikle zamanaşımı bakımından güçlü bir güvence içerdiği görülmektedir.

Örneğin 1.000.000 TL olduğu daha sonra belirlenen bir alacak için başlangıçta yalnızca 20.000 TL dava edilmişse, davacı tahkikat sona ermeden talebini 1.000.000 TL’ye çıkarabilir ve artırılan 980.000 TL bakımından da zamanaşımı ilk dava tarihinde kesilmiş sayılır.

Bununla birlikte yeni düzenlemenin davacı açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir yönü bulunmaktadır:

Talep artırımı yalnızca bir kez yapılabilir.

Bu nedenle bilirkişi raporunun ilk kez dosyaya sunulduğu anda hemen artırım yapmak her davada en güvenli yöntem olmayabilir.

Örneğin;

bilirkişi raporuna itiraz edilmişse,

ek rapor alınacaksa,

maluliyet oranı tartışmalıysa,

kusur raporu kesinleşmemişse,

işçilik alacağı hesabında ücret veya çalışma süresi tartışılıyorsa,

ticari defter incelemesinin tamamlanması bekleniyorsa,

davacının tek seferlik talep artırma hakkını ne zaman kullanacağı dikkatle değerlendirilmelidir.

Çünkü HMK m.109/4 özel hakkı ikinci kez kullanılamaz.

Aynı zamanda artırımın tahkikat sona ermeden yapılması zorunludur.

Bu nedenle mahkemenin;

“Başka araştırılacak husus kalmadığından tahkikatın sona erdirilmesine…”

yönündeki usul işlemi yeni sistem bakımından kritik bir sınır oluşturacaktır.

Davacı bilirkişi raporunu almış ancak talebini artırmadan tahkikat sona ermişse HMK m.109/4’teki özel artırma imkânından yararlanamayabilir.

Bu sebeple yeni sistem, eskisine kıyasla dava türü tartışmasını azaltırken dava takip disiplinini daha önemli hâle getirmektedir.

Geçiş dönemi de özellikle dikkate alınmalıdır.

31 Temmuz 2026’dan önce usulüne uygun şekilde açılmış belirsiz alacak davaları yeni düzenleme nedeniyle ortadan kalkmamaktadır.

Kanun açık bir geçiş hükmü getirmiş ve kaldırılan HMK m.107’nin bu davalarda uygulanmaya devam edeceğini düzenlemiştir.

Dolayısıyla örneğin;

2024’te açılmış bir işçilik alacağı davası,

2025’te açılmış bir trafik kazası tazminat davası

veya

30 Temmuz 2026’da açılmış bir belirsiz alacak davası

eski HMK m.107 şartları kapsamında görülmeye devam edecektir.

Buna karşılık 31 Temmuz 2026 sonrasında yeni açılan davalarda artık HMK m.107’ye dayanılması mümkün değildir.

Yeni dava stratejisinin HMK m.109 üzerinden kurulması gerekir.

Özellikle işçilik alacakları, trafik kazası tazminatları, iş kazası tazminatları, destekten yoksun kalma tazminatları ve bilirkişi incelemesi sonucunda kesinleşen ticari alacaklarda bu değişiklik doğrudan uygulama alanı bulacaktır.

Yeni dönemde bir alacak davası açılırken artık şu soruların cevaplandırılması önem taşımaktadır:

Alacağın tamamı dava başında belirlenebiliyor mu?

Talep bölünebilir nitelikte mi?

Alacağın ne kadarı başlangıçta dava edilmeli?

Bilirkişi incelemesi gerekli mi?

Talep artırımının yapılması için en doğru zaman ne zaman?

Ek bilirkişi raporu ihtimali var mı?

Tahkikat sona ermek üzere mi?

HMK m.109/4 kapsamındaki tek seferlik artırma hakkı kullanıldı mı?

Artırılan kısım bakımından zamanaşımı ne zaman kesilmiş sayılıyor?

Faiz başlangıcı ayrıca hangi maddi hukuk kuralına göre belirleniyor?

Bu sorular doğru cevaplandırılmadan yeni sistemde alacak davasının sağlıklı şekilde yürütülmesi güç olabilir.

Özellikle zamanaşımı bakımından yeni HMK m.109/4 son derece önemli bir güvence getirmiştir. Artık kısmi dava açıldıktan sonra sonradan artırılan alacak miktarı bakımından zamanaşımının talep artırım tarihinde değil, ilk dava tarihinde kesilmiş sayılması kanunda açıkça kabul edilmiştir.

Bu yönüyle yeni sistem, belirsiz alacak davasının davacıya sağladığı en önemli korumalardan birini farklı bir hukuki mekanizma içerisinde sürdürmektedir.

Ancak zamanaşımı ile faiz konusu birbirine karıştırılmamalıdır.

HMK m.109/4 artırılan bölüm bakımından zamanaşımının dava tarihinde kesildiğini söylemektedir. Bu hüküm, her uyuşmazlıkta artırılan kısma mutlaka dava tarihinden faiz uygulanacağı anlamına gelmez.

Faiz başlangıcı;

alacağın türüne,

temerrüt tarihine,

özel kanun hükümlerine

ve uyuşmazlığın hukuki niteliğine

göre ayrıca belirlenir.

Sonuç itibarıyla 12. Yargı Paketi sonrası alacak davalarındaki yeni dönem şu şekilde özetlenebilir:

Belirsiz alacak davası, 31 Temmuz 2026 itibarıyla yeni açılacak davalar bakımından kaldırılmıştır.

Bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davaları eski HMK m.107 hükümlerine göre devam edecektir.

Yeni davalarda bölünebilir bir alacağın yalnızca bir kısmı HMK m.109 kapsamında dava edilebilecektir.

Davacı talebini aynı dava içerisinde bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erinceye kadar artırabilecektir.

Bu artırım için davalının muvafakati aranmayacaktır.

Artırılan bölüm bakımından zamanaşımı da ilk dava tarihinde kesilmiş sayılacaktır.

Dolayısıyla “Belirsiz alacak davası kalktı mı?” sorusunun kısa cevabı evettir.

Ancak asıl önemli cevap şudur:

Belirsiz alacak davası kaldırılmış olsa da alacağının gerçek miktarını dava başında tam olarak belirleyemeyen davacı için hukuk yolu kapanmamıştır. Yeni sistem bu ihtiyacı, zamanaşımı koruması güçlendirilmiş ve tahkikat sonuna kadar tek seferlik talep artırma imkânı bulunan kısmi dava modeli üzerinden karşılamaktadır.

Bu nedenle 12. Yargı Paketi sonrasında özellikle yüksek tutarlı veya bilirkişi incelemesi gerektiren alacak davalarında, davanın başlangıç tutarının belirlenmesi ve tek seferlik talep artırım hakkının doğru zamanda kullanılması, dava stratejisinin en önemli unsurlarından biri hâline gelmiştir.

Leave a Reply

Call Now Button