Single Blog Title

This is a single blog caption

Eşten Mal Kaçırmak İçin Yapılan Tapu Devirleri İptal Edilebilir mi?

Boşanma sürecinde en sık karşılaşılan malvarlığı uyuşmazlıklarından biri, eşlerden birinin ileride diğer eşe ödemek zorunda kalabileceği katılma alacağını azaltmak amacıyla taşınmazlarını üçüncü kişilere devretmesidir.

Özellikle boşanma gündeme geldikten sonra evin, arsanın veya işyerinin kardeş, anne, baba, arkadaş ya da başka bir kişiye düşük bedelle veya görünürde satış yoluyla devredilmesi, halk arasında genel olarak “eşten mal kaçırma” olarak ifade edilmektedir.

Ancak burada önemli bir hukuki ayrım bulunmaktadır:

Eşten mal kaçırma amacıyla yapılan her tapu devri otomatik olarak iptal edilmez.

Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesine göre bir eşin mal rejiminin devamı sırasında diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla yaptığı devirler, şartlarının bulunması hâlinde tasfiye sırasında edinilmiş mallara eklenecek değer olarak dikkate alınır. Yargıtay uygulamasında da sırf TMK m.229 kapsamında bir mal kaçırma amacı bulunmasının her durumda tapunun iptal ve tesciline yol açmayacağı; taşınmaz elden çıkarılmış olsa dahi değerinin tasfiyede hesaba katılabileceği kabul edilmektedir.

Buna karşılık devir aynı zamanda muvazaalıysa, aile konutu eşin rızası olmadan devredilmişse veya işlemi sakatlayan başka bağımsız bir hukuki neden mevcutsa, tapu iptaline yönelik talepler ayrıca gündeme gelebilir. Bu nedenle “mal kaçırma” iddiasında açılacak davanın hukuki sebebinin doğru belirlenmesi son derece önemlidir.

Boşanmada Mal Kaçırma Nedir?

Boşanmada mal kaçırma, eşlerden birinin boşanma veya mal rejiminin tasfiyesi sonucunda diğer eşin elde edebileceği ekonomik hakkı azaltmak amacıyla malvarlığını elinden çıkarması olarak ifade edilebilir.

Örneğin eşin;

  • boşanma davasından kısa süre önce evini kardeşine devretmesi,
  • taşınmazını gerçekte bedel almaksızın satış yapılmış gibi göstermesi,
  • değerli bir arsayı gerçek değerinin çok altında yakın bir kişiye satması,
  • satış bedelini tahsil etmeden tapuyu üçüncü kişiye geçirmesi,
  • taşınmazları boşanma öncesinde hızlı şekilde yakın çevresine dağıtması

gibi işlemler mal rejiminin tasfiyesi bakımından incelenebilir.

Ancak her satış mal kaçırma değildir. Taşınmaz gerçek piyasa koşullarında satılmış, gerçek bedeli tahsil edilmiş ve satışın amacı diğer eşin hakkını azaltmak değilse yalnızca boşanmaya yakın bir tarihte yapılmış olması işlemi kendiliğinden hukuka aykırı hâle getirmez.

Eş Boşanmadan Önce Evini Başkasına Devredebilir mi?

Kural olarak tapuda malik olan kişi taşınmazı üzerinde tasarruf edebilir. Ancak eşler arasındaki mal rejimi ve aile konutuna ilişkin özel hükümler bu tasarrufların sonuçlarını etkileyebilir.

Türk Medeni Kanunu m.225’e göre boşanmaya karar verilmesi hâlinde eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer.

Bu nedenle özellikle boşanma davasından önce yapılan devirlerin zamanı önemlidir.

Örneğin eşlerden biri, boşanma hazırlıklarının başladığı dönemde sahip olduğu taşınmazların tamamını yakınlarına devretmişse bu işlemlerin mal rejiminden doğan alacağı azaltmak amacı taşıyıp taşımadığı araştırılabilir.

Türk Medeni Kanunu 229 Mal Kaçırmayı Nasıl Düzenliyor?

Boşanmada mal kaçırma uyuşmazlıklarının temel hükümlerinden biri TMK m.229’dur.

Kanuna göre edinilmiş mallara değer olarak eklenecek işlemlerden biri, bir eşin mal rejiminin devamı sırasında diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirlerdir.

Ayrıca mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası bulunmaksızın yapılan ve olağan hediyeler dışında kalan karşılıksız kazandırmalar da kanunda eklenecek değerler arasında düzenlenmiştir.

Bunun anlamı şudur:

Bir eş, boşanmadan önce taşınmazını üçüncü kişiye devrederek malvarlığından çıkarmış olsa bile mahkeme belirli şartlarda;

“Bu mal artık eşin üzerinde değil, dolayısıyla tasfiyede dikkate alınmaz.”

demek yerine, taşınmazın değerini mal rejiminin tasfiyesine dâhil edebilir.

Böylece diğer eşin mal kaçırma işlemi nedeniyle katılma alacağından mahrum bırakılması önlenmeye çalışılır.

Mal Kaçırmak İçin Devredilen Tapu Mutlaka İptal Edilir mi?

Hayır.

Bu konu uygulamada en fazla karıştırılan noktalardan biridir.

TMK m.229’un temel sonucu tapu kaydının doğrudan iptal edilmesi değil, belirli devirlerin mal rejimi tasfiyesinde eklenecek değer olarak dikkate alınmasıdır.

Yargıtay kararlarında da, diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla gerçekleştirildiği sabit olsa dahi, sırf TMK m.229’a dayanılarak tapu iptal ve tesciline karar verilemeyeceği; taşınmazın değerinin tasfiyede hesaba katılması gerektiği yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır.

Dolayısıyla eşin;

“Eşim evi kardeşine kaçırdı, tapuyu doğrudan kendi üzerime alabilir miyim?”

sorusunun cevabı her olayda “evet” değildir.

Öncelikle yapılan devrin niteliği belirlenmelidir.

Muvazaalı Tapu Devri Nedir?

Eşten mal kaçırmak amacıyla yapılan işlemlerde sıklıkla muvazaa iddiasıyla karşılaşılmaktadır.

Türk Borçlar Kanunu m.19’a göre sözleşmenin türü ve içeriği belirlenirken tarafların gerçek amaçlarını gizlemek amacıyla kullandıkları ifadelere değil, gerçek ve ortak iradelerine bakılır.

Örneğin eş, evini kardeşine 5 milyon TL’ye sattığını tapuda gösteriyor ancak;

  • gerçekte hiçbir ödeme yapılmamışsa,
  • kardeş taşınmazı fiilen kullanmıyorsa,
  • evi devreden eş kullanmaya devam ediyorsa,
  • satış yalnızca taşınmazı diğer eşten uzaklaştırmak amacıyla yapılmışsa

işlemin gerçek bir satış olup olmadığı tartışılabilir.

Bu durumda yalnızca TMK m.229 değil, şartları varsa TBK m.19 kapsamında muvazaa hukuki sebebi de değerlendirilmelidir. TBK m.19, görünürde kullanılan hukuki işlem biçiminden ziyade tarafların gerçek ve ortak iradesinin esas alınmasını öngörmektedir.

Eşin Evi Kardeşine Devretmesi Mal Kaçırma Sayılır mı?

Taşınmazın kardeşe devredilmiş olması tek başına mal kaçırma veya muvazaa ispatı değildir.

Ancak yakın akrabaya yapılan devir, diğer delillerle birlikte önemli olabilir.

Örneğin;

  • boşanma davasından birkaç hafta önce devir yapılması,
  • gerçek satış bedelinin ödenmemesi,
  • tapuda gösterilen bedelin çok düşük olması,
  • taşınmazın devredildikten sonra eski malik tarafından kullanılmaya devam edilmesi,
  • alıcının ekonomik olarak taşınmazı satın alabilecek durumda olmaması,
  • satış parasının banka kayıtlarında bulunmaması,
  • aynı dönemde birden fazla malın akrabalara devredilmesi

gibi olgular işlemin amacı konusunda mahkeme tarafından birlikte değerlendirilebilir.

TMK m.229 bakımından önemli olan noktalardan biri, işlemin diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla yapıldığının ortaya konulmasıdır.

Satış Bedelinin Çok Düşük Gösterilmesi Tapu İptali İçin Yeterli midir?

Tek başına yeterli değildir.

Bir taşınmazın düşük bedelle satılması şüpheli bir durum oluşturabilir ancak yalnızca düşük bedel nedeniyle her satış muvazaalı kabul edilmez.

Mahkeme;

  • taşınmazın gerçek piyasa değerini,
  • tapuda gösterilen bedeli,
  • gerçek ödeme yapılıp yapılmadığını,
  • banka hareketlerini,
  • tarafların yakınlık derecesini,
  • satışın zamanlamasını,
  • taşınmazı kimin kullanmaya devam ettiğini

birlikte inceleyebilir.

Bu nedenle boşanmada mal kaçırma davalarında banka kayıtları ve tapu işlem belgeleri son derece önemli deliller arasındadır.

Boşanmadan Birkaç Gün Önce Yapılan Tapu Devri İptal Edilebilir mi?

Devrin boşanma davasından hemen önce yapılması önemli bir emare olabilir ancak tek başına otomatik iptal sebebi değildir.

Bununla birlikte zamanlama TMK m.229 bakımından önemlidir. Kanun, mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirleri tasfiyede eklenecek değer olarak kabul etmektedir. Ayrıca mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içindeki belirli karşılıksız kazandırmaları da özel olarak düzenlemektedir.

Dolayısıyla özellikle boşanma davasından çok kısa süre önce yapılan olağan dışı devirler ayrıntılı şekilde incelenmelidir.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Yapılan Satışlar Ne Olur?

TMK m.225 gereğince boşanmaya karar verilmesi hâlinde mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Bu nedenle boşanma davası tarihinden önce ve sonra yapılan işlemlerin mal rejimi bakımından hukuki değerlendirmesi aynı değildir.

Ancak boşanma davasının açılması, eşin adına kayıtlı bütün mallara kendiliğinden satış yasağı koymaz.

Bu nedenle mal kaçırma veya satış tehlikesi mevcutsa taşınmazların başkasına devredilmesini önlemek amacıyla zamanında ihtiyati tedbir veya diğer geçici hukuki koruma yollarının değerlendirilmesi önemlidir.

Aile Konutu Mal Kaçırmak İçin Satılırsa Ne Olur?

Devredilen taşınmaz eşlerin aile konutuysa, durum yalnızca mal rejimi kurallarıyla değerlendirilmez.

Türk Medeni Kanunu m.194 uyarınca eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutunu devredemez. Anayasa Mahkemesinin aile konutuna ilişkin kararlarında da eş rızası olmadan gerçekleştirilen devirlere ilişkin tapu iptal ve tescil uyuşmazlıklarının yargı önüne taşındığı görülmektedir.

Bu nedenle aile konutu;

“Eşten mal kaçırmak için satıldı.”

iddiasına konu olmuşsa, yalnızca TMK m.229 değil, ayrıca TMK m.194 kapsamında aile konutu koruması incelenmelidir.

Bu durumda şartları varsa tapu iptal ve tescil talebi çok daha farklı bir hukuki zemine dayanabilir.

Aile Konutu Şerhi Olmaması Tapu İptaline Engel midir?

Aile konutu şerhinin bulunmaması, taşınmazın aile konutu niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte özellikle üçüncü kişinin iyiniyetinin değerlendirilmesinde tapu sicilindeki durum önem taşıyabilir. Anayasa Mahkemesinin aile konutuna ilişkin kararlarında da şerh bulunmayan taşınmazların sonraki edinimlerinde üçüncü kişinin iyiniyetinin ayrıca değerlendirildiği görülmektedir.

Bu nedenle aile konutu mal kaçırmak amacıyla devredilmişse;

  • aile konutu şerhi,
  • alıcının eşleri tanıyıp tanımadığı,
  • taşınmazda eşlerin yaşamaya devam edip etmediği,
  • satışın gerçek olup olmadığı

gibi hususlar önem kazanabilir.

Eşin Mal Kaçırma Amacı Nasıl İspatlanır?

TMK m.229/2 bakımından temel konulardan biri katılma alacağını azaltma kastının ortaya konulmasıdır.

Bu amaç çoğu zaman doğrudan;

“Eşim hakkını almasın diye evi kardeşime devrediyorum.”

şeklinde bir belgeyle ispatlanmaz.

Dolayısıyla mahkeme somut olayın bütün koşullarından hareket edebilir.

Özellikle;

  • boşanma sürecinin ne zaman başladığı,
  • eşlerin fiilen ne zaman ayrıldığı,
  • devir tarihleri,
  • satış bedelleri,
  • banka hareketleri,
  • taşınmazı alan kişiyle yakınlık,
  • diğer malların da aynı dönemde elden çıkarılması,
  • WhatsApp ve mesaj içerikleri,
  • satıştan sonra taşınmazın kullanım şekli

önemli olabilir.

Mal Kaçırma Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?

Somut olaya göre özellikle şu deliller önem taşıyabilir:

  • Tedavüllü tapu kayıtları,
  • Tapu Müdürlüğü işlem dosyaları,
  • Resmî senetler,
  • Banka hesap hareketleri,
  • Alıcının ödeme gücüne ilişkin kayıtlar,
  • Taşınmaz değerleme ve bilirkişi raporları,
  • WhatsApp mesajları ve yazılı iletişimler,
  • Tanık anlatımları,
  • Emlak satış ilanları,
  • Tarafların boşanma ve ayrılık tarihlerini gösteren belgeler,
  • Başka taşınmazların devir kayıtları.

Özellikle satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediğinin incelenmesi muvazaa iddiası bakımından uygulamada önemli olabilir.

Üçüncü Kişiye Devredilen Malın Değeri Mal Paylaşımına Eklenebilir mi?

Evet, TMK m.229 şartlarının oluşması hâlinde mümkündür.

Kanunda belirtilen devirlerin tasfiyede edinilmiş mallara değer olarak eklenmesi öngörülmektedir. Bu nedenle taşınmaz artık davalı eşin üzerinde bulunmasa bile belirli şartlarda taşınmazın değeri hesaplamaya dâhil edilebilir.

Böylece örneğin eşin 10 milyon TL değerindeki edinilmiş malını diğer eşin katılma alacağını azaltmak için devretmiş olması hâlinde, taşınmaz fiziksel olarak artık eşin adına kayıtlı olmasa dahi bu değer tasfiye hesabında dikkate alınabilir.

Katılma Alacağı Nedeniyle Tapu Doğrudan Eşin Adına Geçer mi?

Kural olarak hayır.

Katılma alacağı temel olarak bir alacak hakkıdır. Yargıtay uygulamasında, edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağına dayanılarak taşınmazın doğrudan davacı eş adına tescilinin istenemeyeceği belirtilmektedir.

Bu nedenle;

“Bu ev evlilik içerisinde alındı, yarısı benim adıma tescil edilmeli.”

şeklindeki yaklaşım her durumda doğru değildir.

Mal rejiminin tasfiyesinde esas olarak parasal bir alacak hesaplanır. Tapu iptal ve tescili için ayrıca bu sonucu doğurabilecek bağımsız bir hukuki sebebin bulunması gerekir.

Üçüncü Kişiye Karşı Dava Açılabilir mi?

Belirli şartlarda evet.

TMK m.241, tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığının katılma alacağını karşılamaması durumunda, kanunda öngörülen hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişilere, eksik kalan miktarla sınırlı olarak başvurulabilmesine imkân tanımaktadır.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, TMK m.241’in doğrudan;

“Üçüncü kişinin tapusu iptal edilerek taşınmaz diğer eş adına yazılır.”

şeklinde bir düzenleme içermemesidir.

Hüküm esas olarak karşılanamayan katılma alacağının belirli şartlarla üçüncü kişiden istenebilmesine yöneliktir. Akademik çalışmalarda da TMK m.241 kapsamındaki talebin, kazandırmayı tamamen geçersiz hâle getiren klasik bir tapu iptal mekanizmasından farklı olduğu belirtilmektedir.

TMK 241 Davasında Süre Ne Kadardır?

TMK m.241’e göre üçüncü kişilere karşı tanınan dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, her durumda mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle düşer.

Bu sürelerin hak kaybına yol açabilecek nitelikte olması nedeniyle, üçüncü kişilere yapılmış devirlerin bulunduğu mal rejimi uyuşmazlıklarında süre analizi ayrıca yapılmalıdır.

Muvazaalı Satışta Tapu İptali Mümkün müdür?

Şartları bulunuyorsa muvazaa ayrı bir hukuki sebep oluşturabilir.

TBK m.19’a göre tarafların görünürde kullandığı işlem biçiminden ziyade gerçek ve ortak iradeleri esas alınmaktadır.

Örneğin tapuda satış gösterilmesine rağmen tarafların gerçekte hiçbir satış yapma iradesi yoksa ve işlem yalnızca üçüncü kişilere karşı malvarlığını başka bir kişinin üzerinde göstermek için gerçekleştirilmişse muvazaanın koşulları tartışılabilir.

Ancak muvazaa iddiası ile yalnızca TMK m.229 kapsamındaki “katılma alacağını azaltma kastı” aynı kavram değildir.

Nitekim Yargıtay uygulamasını aktaran kaynaklarda, bir işlemin muvazaalı olmasa dahi katılma alacağını azaltma kastıyla yapılabileceği; buna karşılık TMK m.229’un tek başına tapu iptali sonucu doğurmadığı ifade edilmektedir.

Bu ayrım açılacak davanın hukuki niteliği bakımından son derece önemlidir.

Mal Kaçırmak İçin Yapılan Tapu Devri Nasıl Engellenir?

Henüz devir gerçekleşmemişse sonradan iptal davası açmak yerine önleyici koruma çoğu durumda daha etkili olabilir.

Özellikle boşanma veya mal rejimi uyuşmazlığı sırasında eşin taşınmazlarını satmaya başladığına ilişkin somut belirtiler bulunuyorsa mahkemeden uygun geçici hukuki korumaların talep edilmesi değerlendirilmelidir.

Taşınmaz aile konutuysa ayrıca aile konutu koruması ve aile konutu şerhi önem taşır. Aile konutunun diğer eşin açık rızası olmadan devredilmesine TMK m.194 sınırlama getirmektedir.

Bu nedenle hukuki müdahale için taşınmazın satılmasını beklemek çoğu durumda risklidir.

Sık Sorulan Sorular

Eşim boşanmadan önce evi annesinin üzerine yaptı. Tapu iptal edilir mi?

Her durumda otomatik olarak iptal edilmez. Öncelikle devir işleminin gerçek niteliği araştırılır. Devir katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılmışsa TMK m.229 kapsamında değeri mal rejimi tasfiyesine eklenebilir. Muvazaa, aile konutu veya başka bağımsız bir geçersizlik sebebi bulunuyorsa tapu iptaline yönelik talepler ayrıca değerlendirilebilir.

Eş kardeşine satış yaparsa bu mal kaçırma mıdır?

Tek başına akrabalık yeterli değildir. Devir tarihi, satış bedeli, ödeme yapılıp yapılmadığı, tarafların ekonomik durumu ve boşanma süreciyle bağlantısı birlikte değerlendirilir.

Eşim evi sattı ama para almadı. Ne yapabilirim?

Gerçekten bedelsiz veya görünürde satış niteliğinde bir işlem varsa TMK m.229 kapsamında karşılıksız kazandırma veya mal kaçırma hükümleri ile şartları varsa muvazaa hukuki sebebi gündeme gelebilir.

Boşanmadan kaç yıl önce yapılan devirler incelenebilir?

TMK m.229/1’de mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içindeki belirli karşılıksız kazandırmalar ayrıca düzenlenmiştir. Buna karşılık m.229/2’deki katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler bakımından hüküm mal rejiminin devam ettiği süre içerisindeki devirleri esas almaktadır.

Mal kaçırılan ev benim üzerime geçirilebilir mi?

Sırf katılma alacağı veya TMK m.229’a dayanılması kural olarak taşınmazın davacı eş adına tescili sonucunu doğurmaz. Tapu iptali için ayrıca muvazaa, aile konutu veya başka bir hukuki neden bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Eşin arkadaşına yaptığı satış iptal edilir mi?

Alıcının arkadaş olması tek başına yeterli değildir. Ancak alıcının ekonomik gücü, satış bedelini gerçekten ödeyip ödemediği, boşanma sürecinden haberdar olup olmadığı ve taraflar arasındaki ilişki diğer delillerle birlikte önem taşıyabilir.

Aile konutu eşten mal kaçırmak için satıldıysa ne olur?

Aile konutunun diğer eşin açık rızası olmadan devredilmesi TMK m.194 kapsamında ayrıca değerlendirilir. Şartları varsa aile konutu hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil uyuşmazlığı gündeme gelebilir.

Sonuç: Eşten Mal Kaçırmak İçin Yapılan Tapu Devirlerinde Hangi Dava Açılmalıdır?

Boşanma öncesinde veya boşanma sürecinde eşlerden birinin malvarlığını yakınlarına veya üçüncü kişilere devretmesi, diğer eşin haklarını mutlaka ortadan kaldırmaz.

Ancak burada “mal kaçırma varsa tapu kesin iptal edilir” şeklinde bir genelleme hukuken doğru değildir.

Türk Medeni Kanunu m.229 kapsamında, diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla gerçekleştirilen devirlerin değeri mal rejiminin tasfiyesine eklenebilir. Böylece taşınmaz artık eşin üzerinde bulunmasa dahi değeri belirli şartlarda tasfiye hesabında dikkate alınabilir.

Buna karşılık tapunun doğrudan iptal edilmesi için işlemin niteliğine göre muvazaa, aile konutunun rıza dışında devri veya başka bir bağımsız hukuki geçersizlik sebebinin bulunması gerekebilir. TBK m.19 muvazaalı işlemlerde tarafların görünürdeki beyanlarından ziyade gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağını düzenlemektedir.

Ayrıca borçlu eşin malvarlığının katılma alacağını karşılamadığı belirli durumlarda, TMK m.241 kapsamında karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişilere karşı da kanunun öngördüğü sınırlar içerisinde talepte bulunulması mümkündür. Bu davada bir yıllık öğrenme ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıllık hak düşürücü süreler ayrıca dikkate alınmalıdır.

Bu nedenle eşten mal kaçırma şüphesinin bulunduğu dosyalarda öncelikle taşınmazların tedavüllü tapu kayıtları, devir tarihleri, gerçek satış değerleri, banka hareketleri ve alıcılarla olan ilişkiler incelenmelidir.

Özellikle boşanma sürecinde taşınmazların yakın akrabalara devredilmeye başlandığının öğrenilmesi hâlinde, işlemler tamamlanıp mallar birden fazla üçüncü kişiye geçmeden önce hukuki koruma yollarının değerlendirilmesi önemli olabilir.

Mal kaçırma amacıyla yapılan tapu devirlerinde hangi davanın açılacağı; devrin tarihi, taşınmazın edinilmiş mal veya aile konutu olup olmadığı, üçüncü kişinin konumu ve işlemin gerçek veya muvazaalı olup olmadığına göre belirlenmelidir. Bu nedenle dava açılmadan önce tapu devir zincirinin ve mal rejiminin birlikte incelenmesi hak kaybının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Eşler arasındaki mal rejimi, muvazaa, aile konutu ve tapu iptal uyuşmazlıklarında uygulanacak hukuki yol somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Leave a Reply

Call Now Button