Single Blog Title

This is a single blog caption

Sınır Ötesi Şirket Hissesi Haczi: Türk İcra Dosyası Yabancı Şirket Siciline Nasıl Taşınır?

Sınır Ötesi Şirket Hissesi Haczi: Türk İcra Dosyası Yabancı Şirket Siciline Nasıl Taşınır?

Yurt Dışındaki Şirket Payı Borçluyu Korur mu?

Borçlunun Almanya’da bir limited şirket ortağı, İngiltere’de bir şirket hissedarı, Dubai’de bir serbest bölge şirketinin sahibi veya başka bir ülkede kurulu şirkette pay sahibi olması, bu hisselerin alacaklılardan tamamen korunacağı anlamına gelmez. Yabancı ülkedeki şirket hisseleri de ekonomik değeri bulunan ve şartları oluştuğunda haczedilip satılabilen malvarlığı unsurlarıdır.

Bununla birlikte Türkiye’deki icra müdürlüğünden çıkarılan haciz yazısının doğrudan yabancı şirket siciline, yabancı şirkete veya yabancı aracı kuruma gönderilmesi çoğunlukla yeterli değildir. Cebrî icra, devletin egemenlik yetkisinin kullanılması niteliğindedir. Bu nedenle şirket hissesinin bulunduğu veya kayıt altında tutulduğu ülkede, o ülkenin hukukuna göre ayrıca işlem yapılması gerekir. MÖHUK’un 33. maddesi de malların korunmasına ilişkin tedbirlerde, tedbirin alındığı ülke hukukunun dikkate alınacağını kabul etmektedir.

Yurt dışındaki şirket hisselerinin haczinde temel formül şöyledir:

Türkiye’de alacağın kesinleştirilmesi + yabancı ülkede kararın icra edilebilir hâle getirilmesi + yabancı şirket veya menkul kıymet sistemi nezdinde yerel haciz işleminin tamamlanması.

Önce Doğru Varlık Hedeflenmeli: Şirketin Malı ile Ortağın Hissesi Aynı Şey Değildir

Şirket payı haczinde en önemli ayrım, şirketin malvarlığı ile ortağın şirketteki payının birbirinden farklı olmasıdır.

Borçlu bir şirketin ortağıysa, ortağın kişisel borcu nedeniyle doğrudan şirketin banka hesabı, taşınmazı, aracı veya ticari malları haczedilemez. Haczedilecek değer, borçlunun şirketteki hissesi ile bu hisseden doğan ekonomik haklardır.

Örneğin borçlunun yabancı şirkette yüzde 40 oranında payı bulunuyorsa, alacaklının hedefleyebileceği malvarlığı unsurları şunlardır:

  • Borçluya ait yüzde 40 oranındaki şirket payı,
  • Bu paya bağlı kâr payı alacağı,
  • Dağıtılmasına karar verilmiş temettüler,
  • Tasfiye hâlinde ortağa düşecek tasfiye payı,
  • Şirketin sermaye azaltımından doğabilecek ödeme,
  • Payın satılması hâlinde elde edilecek bedel,
  • Bazı hukuk sistemlerinde ortağın şirkete verdiği borçlardan kaynaklanan alacakları.

Şirketin kendisi takip borçlusu değilse şirket malvarlığına yönelmek, şirketin tüzel kişiliğinin bağımsızlığı ilkesine aykırı olur. Ancak şirketin yalnızca borçlunun malvarlığını gizlemek için kurulmuş bir paravan olduğu, gerçek bir ekonomik bağımsızlığının bulunmadığı veya borçluyla şirket malvarlığının bilinçli biçimde birbirine karıştırıldığı ispatlanabiliyorsa tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ya da muvazaalı devirlere ilişkin yerel hukuk yolları ayrıca değerlendirilebilir.

Türkiye’de Şirket Payı Haczi Nasıl Yapılıyor?

Yabancı ülkedeki uygulamayı anlamak için öncelikle Türk hukukundaki sistemi ortaya koymak gerekir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 133. maddesine göre sermaye şirketlerinde ortağın kişisel alacaklıları, ortağa ait kâr ve tasfiye payına yönelebilecekleri gibi borçlu ortağa ait senede bağlanmış veya bağlanmamış payları da haczettirip paraya çevirebilirler.

İcra ve İflas Kanunu’nun 94. maddesi kapsamında borçlunun şirketteki payı, icra müdürlüğünün şirkete yaptığı bildirimle haczedilebilir. Haczin şirket pay defterine işlenmesi gerekir; ayrıca şirket sicili, pay senedi veya ilgili kayıt sistemi bakımından yapılması gereken işlemler payın türüne göre değişir.

Türkiye’de temel olarak;

  • Limited şirket payı şirkete tebliğ ve ilgili sicil işlemleriyle,
  • Senede bağlanmamış anonim şirket payı şirkete bildirimle,
  • Nama yazılı pay senedi senedin muhafaza altına alınması ve şirkete bildirimle,
  • Hamiline yazılı pay senedi ilgili kayıt ve muhafaza prosedürüyle,
  • Borsada işlem gören kaydileştirilmiş paylar Merkezi Kayıt Kuruluşu ve yatırım kuruluşu kayıtları üzerinden

haczedilebilir.

Yurt dışındaki şirket paylarında ise bu mekanizmanın karşılığı, şirketin kurulduğu ülkenin şirket sicili, pay defteri, merkezi saklama kuruluşu, aracı kurum veya payları tutan yediemin nezdinde uygulanır.

En Kritik Soru: Yabancı Şirket Hissesi Hukuken Nerede Bulunur?

Şirket payları taşınmazlar gibi fiziksel olarak tek bir yerde bulunmayabilir. Bu nedenle hacizden önce payın hukuki ve fiilî kayıt yerinin belirlenmesi gerekir.

Payın bulunduğu yer, payın türüne göre farklılaşabilir:

Özel şirketlerde kayıtlı paylar

Paylar çoğunlukla şirketin ortaklar sicilinde veya pay defterinde kayıtlıdır. Haciz işlemi şirketin merkezinin, kuruluş sicilinin veya pay defterinin bulunduğu ülkede yapılabilir.

Borsada işlem gören kaydileştirilmiş paylar

Paylar fiziksel senet şeklinde değil, merkezi saklama kuruluşu, banka veya yatırım kuruluşu hesabında tutulur. Haciz, şirketin kendisine değil, çoğunlukla menkul kıymet hesabını tutan aracı kurum veya merkezi saklama sistemine yöneltilir.

Fiziksel pay senetleri

Pay senetlerinin fiilen nerede bulunduğu, kimin zilyetliğinde olduğu ve şirket pay defterinde kimin kayıtlı olduğu birlikte önem taşır. Haciz için pay senedinin muhafaza altına alınması ve şirket kayıtlarına şerh verilmesi gerekebilir.

Nominee veya güvenilir kişi adına tutulan paylar

Paylar görünürde bir vekil ortak, kayyum, trust, nominee veya başka bir şirket adına kayıtlı olabilir. Bu durumda yalnızca borçlunun şirketi fiilen kontrol ettiğinin ileri sürülmesi yeterli olmaz. Borçlunun gerçek faydalanıcı olduğunu gösteren ödeme kayıtları, ortaklık sözleşmeleri, vekâletnameler, şirket talimatları, banka transferleri ve elektronik yazışmalar ortaya konulmalıdır.

MÖHUK’un 9. maddesi, tüzel kişilerin hak ve fiil ehliyetini statülerindeki idare merkezi hukukuna bağlamaktadır. Yabancı şirketin pay yapısı, payların devri, şirket kayıtlarının niteliği ve pay sahipliği sıfatının sonuçları bakımından şirketin statü hukuku belirleyici olacaktır.

Türk İcra Müdürlüğü Yabancı Şirkete Doğrudan Haciz Yazısı Gönderebilir mi?

Türk icra müdürlüğü yabancı şirkete bir bildirim veya bilgi talebi gönderebilir. Ancak bu yazının yabancı ülkede Türk hukukundaki haciz sonuçlarını doğurması kural olarak beklenemez.

Türk icra müdürlüğünün haciz yetkisi Türkiye sınırları içerisinde kullanılabilir. Yabancı ülkedeki şirket payı üzerinde tasarruf kısıtlaması oluşturulması, yabancı şirket siciline haciz kaydı düşülmesi veya yabancı saklama hesabındaki hisselerin bloke edilmesi, ilgili devletin icra ve usul hukukuna göre yapılır.

Bu nedenle Türk icra dosyasında verilen haciz kararı, yabancı ülkedeki süreç bakımından çoğunlukla;

  • Alacağın varlığını gösteren delil,
  • Türkiye’de icra takibi bulunduğunu gösteren belge,
  • Borçlunun mal kaçırma riskini destekleyen unsur,
  • Yabancı ülkede geçici dondurma kararı talep edilmesine dayanak

olarak kullanılabilir. Ancak yabancı makamın kendi hukukuna göre ayrıca haciz veya dondurma kararı vermesi gerekir.

Birinci Senaryo: Türkiye’de Kesinleşmiş Mahkeme Kararı Bulunması

Alacaklı Türkiye’de kesinleşmiş veya ilgili yabancı hukuk bakımından icra edilebilir bir mahkeme kararı almışsa, bu karar şirket hisselerinin bulunduğu ülkede tanıma veya tenfiz işlemine konu edilir.

Türk kararının yabancı ülkedeki icrası, MÖHUK’un 50 ve devamı maddelerine göre değil, kararın uygulanacağı yabancı ülkenin milletlerarası özel hukuk kurallarına göre gerçekleştirilir. MÖHUK’un 50-57. maddeleri bunun tersini, yani yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizini düzenlemektedir. Bu hükümlere göre yabancı ilamın Türkiye’de cebren uygulanabilmesi için tenfiz kararı gerekir ve tenfiz edilen ilam Türk mahkemesi kararı gibi icra edilir.

Türk kararının yabancı ülkede icrası bakımından genel olarak şu belgeler hazırlanır:

  • Türk mahkeme kararının onaylı örneği,
  • Kesinleşme veya icra edilebilirlik belgesi,
  • Tebligatın usulüne uygun yapıldığını gösteren belgeler,
  • Apostil şerhi veya gerekli konsolosluk tasdiki,
  • Belgelerin ilgili ülke dilindeki yetkili tercümesi,
  • Borçlu ve yabancı şirketin sicil bilgileri,
  • Hisselerin borçluya ait olduğunu gösteren kayıtlar,
  • Haciz veya dondurma talebini destekleyen mal kaçırma delilleri.

Kararın icra edileceği ülke ile Türkiye arasında ikili adli yardımlaşma veya kararların karşılıklı tenfizine ilişkin sözleşme varsa öncelikle bu sözleşme uygulanır. Sözleşme bulunmuyorsa yabancı ülkenin iç hukukundaki tanıma ve tenfiz hükümlerine başvurulur.

İkinci Senaryo: Alacak Henüz Mahkeme Kararına Bağlanmamışsa

Alacak henüz ilama bağlanmamışsa iki temel yol bulunmaktadır.

Birinci yol, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkili olması hâlinde Türkiye’de alacak davası açmak ve eş zamanlı olarak payların bulunduğu ülkede geçici koruma kararı istemektir. MÖHUK’un 40. maddesine göre Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, Türk hukukundaki yer itibarıyla yetki kuralları üzerinden belirlenir.

İkinci yol, borçlunun hisselerinin bulunduğu ülkede doğrudan alacak davası açmak ve aynı mahkemeden payların dondurulmasını istemektir. Bu seçenek özellikle borçlunun ve hisselerin aynı ülkede bulunması, delillerin o ülkede toplanacak olması veya Türk kararının tenfizinin uzun ve masraflı olacağı durumlarda tercih edilebilir.

Hangi ülkede dava açılacağı belirlenirken;

  • Taraflar arasındaki yetki sözleşmesi,
  • Tahkim şartı,
  • Borçlunun yerleşim yeri,
  • Sözleşmenin ifa yeri,
  • Hisselerin bulunduğu ülke,
  • Tanıma ve tenfiz imkânı,
  • Geçici tedbir alınma hızı,
  • Yargılama ve icra giderleri

birlikte değerlendirilmelidir.

Hisseler Satılmadan Önce Nasıl Dondurulur?

Tenfiz süreci tamamlanıncaya kadar borçlu hisseleri üçüncü kişiye devredebilir, başka bir şirket üzerine geçirebilir veya hisseler üzerinde rehin kurabilir. Bu nedenle yalnızca nihai kararın beklenmesi önemli bir tahsilat riski yaratır.

Payların bulunduğu ülkede yerel avukat aracılığıyla şu tür geçici koruma tedbirleri talep edilebilir:

  • Hisselerin devrinin yasaklanması,
  • Şirket ortaklar siciline tedbir şerhi düşülmesi,
  • Pay senetlerinin mahkeme veya icra görevlisine teslimi,
  • Menkul kıymet hesabının bloke edilmesi,
  • Şirketin borçluya kâr payı ödemesinin engellenmesi,
  • Borçluya ait hisseler üzerinde geçici haciz,
  • Hisselerin üçüncü kişilere devrini engelleyen dondurma emri,
  • Şirket veya aracı kurumun kayıt açıklamaya zorlanması.

Geçici koruma tedbirlerinin türü ve şartları ülkeden ülkeye değişir. Bazı hukuk sistemlerinde alacağın yaklaşık olarak ispatlanması yeterliyken bazı ülkelerde aciliyet, mal kaçırma tehlikesi, telafisi güç zarar ve alacaklının karşı teminat göstermesi aranabilir. Avrupa e-Adalet Portalı da üye devletlerin hukuklarında dava öncesi veya dava sırasında borçlunun malvarlığı üzerinde ihtiyati ve koruyucu tedbirler uygulanabildiğini belirtmektedir.

Türkiye’den alınan ihtiyati haciz kararı yabancı ülkede her zaman doğrudan uygulanmaz. Ancak yabancı mahkemeye sunularak alacağın ciddiyetini ve Türkiye’de başlamış hukuki süreci gösterebilir.

AB Ülkesindeki Şirket Hisseleri İçin Özel Bir Kolaylık Var mı?

Şirket hisselerinin Avrupa Birliği ülkesinde bulunması, Türk mahkeme kararının otomatik olarak o ülkede uygulanacağı anlamına gelmez.

Brüksel I bis olarak bilinen 1215/2012 sayılı AB Tüzüğü, esas olarak Avrupa Birliği üyesi devletler arasında verilen hukuk ve ticaret mahkemesi kararlarının tanınması ve icrasını kolaylaştırmaktadır. Bir üye devlette icra edilebilir karar, diğer üye devlette ayrıca icra edilebilirlik kararı alınmasına gerek olmadan uygulanabilir. Ancak Türkiye AB üyesi olmadığından bu otomatik sistem Türk mahkeme kararları bakımından doğrudan uygulanmaz.

Bu nedenle örneğin Türk mahkemesi kararının Almanya, Fransa, Hollanda veya İtalya’da icrası için ilgili ülkenin üçüncü devlet kararlarına ilişkin kuralları ve varsa Türkiye ile yapılan ikili sözleşmeler incelenmelidir.

Buna karşılık alacaklı bir AB üyesi devlette karar almış ve hisseler başka bir AB ülkesinde bulunuyorsa Brüksel I bis sisteminin sağladığı kolaylıklardan yararlanılması mümkün olabilir.

Yabancı Hissenin Türüne Göre Haciz Nasıl Uygulanır?

Özel limited veya kapalı anonim şirket payı

Haciz kararı şirkete, şirket müdürüne ve gerekiyorsa şirket siciline bildirilir. Borçlunun payı üzerinde devir yasağı veya haciz kaydı oluşturulur. Bazı ülkelerde şirkete yapılmış tebligat haciz için yeterliyken bazı ülkelerde sicile kayıt kurucu niteliktedir.

Borsada işlem gören halka açık şirket hissesi

Haciz, şirket yönetimine değil, payların bulunduğu yatırım hesabına uygulanır. Yatırım kuruluşu, banka, broker veya merkezi saklama kuruluşuna bloke kararı bildirilir. Hisselerin satışı borsa veya yetkili aracı kurum üzerinden gerçekleştirilebilir.

Fiziksel pay senedi

Pay senedinin bulunduğu yer tespit edilerek senet muhafaza altına alınır. Nama yazılı senetlerde şirket pay defterine haciz şerhi verilmesi; hamiline yazılı senetlerde ise zilyetliğin ele geçirilmesi veya merkezi kayıt sistemiyle bağlantı kurulması gerekebilir.

Nominee, trust veya holding şirket üzerinden tutulan pay

Borçlu doğrudan pay sahibi görünmüyorsa gerçek faydalanıcının tespitine yönelik ayrı bir açıklama ve delil toplama süreci gerekir. Payın görünürdeki sahibi, hisselerin kendisine ait olduğunu ileri sürerek hacze itiraz edebilir. Alacaklı, malvarlığının borçluya ait olduğunu veya nominee yapısının alacaklılardan mal kaçırma amacı taşıdığını ispatlamak zorunda kalabilir.

Kâr payı ve diğer ortaklık alacakları

Payın kendisinin haczinden ayrı olarak şirketin borçlu ortağa yapacağı temettü, tasfiye payı veya başka ödemeler üçüncü kişi nezdindeki alacak olarak haczedilebilir. Türkiye’de İİK’nın 89. maddesinde düzenlenen üçüncü kişi nezdindeki alacak haczine benzer şekilde, yabancı hukukta garnishment, third-party debt order veya benzeri kurumlar uygulanabilir. Türk hukukunda İİK’nın 89. maddesi, borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarına haciz ihbarnamesi gönderilmesini öngörmektedir.

Haciz Konulunca Borçlunun Ortaklık Hakları Sona Erer mi?

Hissenin haczedilmesi, kural olarak pay mülkiyetini hemen alacaklıya geçirmez. Borçlu, pay cebrî satışla devredilinceye kadar ortak sıfatını koruyabilir.

Ancak yerel hukuk ve mahkeme kararına göre;

  • Payın devredilmesi engellenebilir,
  • Kâr paylarının borçluya ödenmesi durdurulabilir,
  • Oy haklarının kullanımı sınırlandırılabilir,
  • Pay senetleri muhafaza altına alınabilir,
  • Şirketin sermaye azaltımı veya tasfiyesi hâlinde doğacak ödemeler icra makamına yönlendirilebilir.

Haciz alacaklıya doğrudan şirket yönetimine katılma, genel kurulda oy kullanma veya şirketin malları üzerinde tasarruf etme yetkisi vermez. Bu haklar ancak payın satışı ve alıcı adına geçerli biçimde devredilmesi sonucunda yeni pay sahibine geçebilir.

Hissenin Satışı Neden Taşınır Satışından Daha Karmaşıktır?

Yabancı şirketteki payın haczedilmesi tahsilatın tamamlandığı anlamına gelmez. Payın değerlemesi ve satışı ayrıca yürütülmelidir.

Şirket paylarının değerinin belirlenmesinde;

  • Şirketin güncel bilançosu,
  • Borçları ve vergi yükümlülükleri,
  • Banka hesapları,
  • Faaliyet gelirleri,
  • Marka ve fikrî mülkiyet hakları,
  • Ortaklık sözleşmeleri,
  • Pay üzerindeki rehin ve hacizler,
  • Azınlık payı indirimi,
  • Payın devrine ilişkin kısıtlamalar

incelenir.

Şirket ana sözleşmesinde diğer ortaklara önalım hakkı tanınmış olabilir. Payın devri şirket yönetiminin, diğer ortakların veya düzenleyici kurumun onayına bağlanmış olabilir. Bankacılık, sigortacılık, enerji, savunma, telekomünikasyon ve finans alanlarında pay devri için kamu otoritesinden izin alınması gerekebilir.

Bu kısıtlamalar payın haczedilmesine her zaman engel olmaz; ancak payın satış biçimini, alıcı çevresini ve elde edilebilecek bedeli etkileyebilir.

Hacizde Sıra ve Öncelik Nasıl Belirlenir?

Borçlunun hisseleri üzerinde daha önce kurulmuş rehin, başka bir alacaklının haczi veya üçüncü kişinin hak iddiası bulunabilir. Alacaklının satış bedelinden hangi sırada ödeme alacağı yabancı ülkenin öncelik kurallarına göre belirlenir.

Öncelik bakımından;

  • Rehnin veya haczin kuruluş tarihi,
  • Sicile kayıt tarihi,
  • Haciz bildiriminin şirkete ulaştığı tarih,
  • Merkezi saklama kuruluşundaki bloke zamanı,
  • Vergi ve kamu alacaklarının imtiyazı,
  • Yargılama ve satış masrafları

önem taşıyabilir.

Bu nedenle haciz işleminden önce yalnızca borçlunun hissedar olup olmadığı değil, payların üzerinde hangi takyidatların bulunduğu da araştırılmalıdır. Yüzde 50 oranında pay sahibi olmak, payların üzerinde yüksek tutarlı bir rehin varsa alacaklıya fiilen tahsilat sağlamayabilir.

Haciz Hangi Durumlarda Kaldırılabilir?

Borçlu veya üçüncü kişi, yabancı ülkedeki yerel usule göre haczin kaldırılmasını talep edebilir.

Başlıca kaldırma sebepleri şunlardır:

  • Borcun tamamen ödenmiş olması,
  • Alacağın zamanaşımına uğraması,
  • Türk kararının yabancı ülkede tanınmaması veya tenfiz edilmemesi,
  • Kararın kesinleşmemiş ya da icra edilebilir olmaması,
  • Hisselerin takip borçlusuna ait olmaması,
  • Borçluya usulüne uygun tebligat yapılmaması,
  • Yetkisiz mahkemeden veya makamdan karar alınması,
  • Haciz isteyen alacaklının gerekli teminatı yatırmaması,
  • Haczin borç miktarına göre ölçüsüz olması,
  • Hacizden sonra kanuni süre içinde satış istenmemesi,
  • Yeterli nakit veya banka teminatı gösterilmesi,
  • Alacaklı ile borçlu arasında sulh yapılması.

Haczin teminat karşılığında kaldırılması hâlinde alacak ortadan kalkmaz. Hisseler üzerindeki kısıtlama kaldırılır; alacaklının güvence hakkı sunulan nakit, banka teminatı veya başka malvarlığı üzerinde devam eder.

Haczin Kaldırılması Borcu Sona Erdirir mi?

Haczin kaldırılması her durumda borcun ödendiği anlamına gelmez.

Haciz;

  • Usul eksikliği,
  • Yetkisizlik,
  • Sürelerin geçirilmesi,
  • Kararın henüz tenfiz edilmemesi,
  • Teminat gösterilmesi

nedeniyle kaldırılmışsa alacak varlığını sürdürebilir. Alacaklı eksikliği gidererek yeniden haciz talep edebilir veya başka malvarlığına yönelebilir.

Ancak haciz kaldırıldığında alacaklı mevcut sıra ve önceliğini kaybedebilir. Yeni haciz daha sonraki tarihte kurulacağından, arada rehin veya başka haciz tesis eden kişiler alacaklıdan önce gelebilir. Hisseler haciz kaldırıldıktan sonra üçüncü kişiye devredilirse yeniden haciz konulması önemli ölçüde zorlaşabilir.

Bu nedenle taksitlendirme veya ödeme vaadi karşılığında hisselerdeki haczin hemen kaldırılması yerine, haczin ödemeler tamamlanıncaya kadar devam etmesi veya eşdeğer bir teminatla değiştirilmesi daha güvenlidir.

Türk İcra Dosyası ile Yabancı Haciz Nasıl Birbirine Entegre Edilir?

Sınır ötesi icra işlemlerinde Türkiye ve yabancı ülkede birbirinden tamamen bağımsız iki dosya varmış gibi hareket edilmemelidir. Her iki süreç aynı alacağın tahsilini amaçlayan koordineli işlemlerdir.

Türkiye’de yapılacak işlemler

Türkiye’de;

  • Alacağın dava veya takip yoluyla kesinleştirilmesi,
  • Borçlunun yabancı hisselerinin tespit edilmesi,
  • Ticaret sicili ve banka hareketlerinin incelenmesi,
  • Türk mahkeme kararının kesinleştirilmesi,
  • Apostil ve tercüme işlemlerinin tamamlanması,
  • Türkiye’deki diğer malvarlığına haciz uygulanması

gerekir.

Yabancı ülkede yapılacak işlemler

Yabancı ülkede;

  • Şirket sicil kayıtlarının alınması,
  • Borçlunun pay oranının doğrulanması,
  • Hisselerin rehinli olup olmadığının araştırılması,
  • Geçici dondurma veya haciz kararı alınması,
  • Türk kararının tanıma veya tenfiz işleminden geçirilmesi,
  • Kararın yerel icra makamına sunulması,
  • Haczin şirket, sicil veya saklama sistemi nezdinde tamamlanması,
  • Değerleme ve satış işlemlerinin yürütülmesi

gerekir.

Tahsil edilen bedelin Türk dosyasına işlenmesi

Yabancı ülkede satış veya temettü haczi yoluyla tahsil edilen tutar, Türkiye’deki icra dosyasındaki borçtan mahsup edilmelidir.

Alacaklı aynı alacak için hem Türkiye’de hem de yabancı ülkede takip yapabilir; ancak ana para, faiz ve masrafları aşacak şekilde iki kez tahsilat yapamaz. Yurt dışında tahsil edilen kısım Türk dosyasına bildirilerek bakiye borç buna göre hesaplanmalıdır.

Uygulanabilir Yol Haritası

Yurt dışındaki şirket hisselerine haciz konulmasında şu sıra izlenmelidir:

  1. Borçlunun doğrudan ve dolaylı hissedarlıkları tespit edilmelidir.
  2. Şirketin kuruluş ülkesi, sicil numarası ve hukuki türü belirlenmelidir.
  3. Payların özel şirket payı mı, borsa hissesi mi, fiziksel senet mi yoksa nominee yapı üzerinden mi tutulduğu araştırılmalıdır.
  4. Hisseler üzerindeki rehin, haciz ve devir sınırlamaları incelenmelidir.
  5. Şirketin gerçek ekonomik değeri ve payların muhtemel satış bedeli hesaplanmalıdır.
  6. Türk mahkemelerinin yetkili olması hâlinde alacak Türkiye’de ilama bağlanmalıdır.
  7. Mal kaçırma riski varsa hisse ülkesinde derhâl geçici dondurma kararı istenmelidir.
  8. Türk kararı apostil, kesinleşme belgesi ve yetkili tercümesiyle hazırlanmalıdır.
  9. İlgili ülkede tanıma veya tenfiz başvurusu yapılmalıdır.
  10. Tenfizden sonra yerel icra makamı aracılığıyla şirkete, sicile, aracı kuruma veya saklama kuruluşuna haciz bildirimi yapılmalıdır.
  11. Kâr payları ve şirketten doğan diğer ödemeler ayrıca haczedilmelidir.
  12. Hisselerin değerlemesi ve satışı için gerekli kurumsal onaylar incelenmelidir.
  13. Satış bedelinden önceki rehin ve hacizler düşüldükten sonra alacaklıya düşecek tutar hesaplanmalıdır.
  14. Yabancı ülkede tahsil edilen tutar Türkiye’deki takip dosyasından mahsup edilmelidir.

Sonuç: Yabancı Şirket Payını Bulmak Yetmez, Yerel Sistemde Kilitlemek Gerekir

Yurt dışındaki şirket paylarının haczi, Türk icra müdürlüğünün yabancı şirkete tek bir haciz müzekkeresi göndermesiyle tamamlanmaz. Türk icra makamlarının cebrî icra yetkisi yabancı devletin ülkesinde kendiliğinden sonuç doğurmaz.

Öncelikle alacak Türkiye’de veya yetkili başka bir ülkede icra edilebilir bir karara bağlanmalı; ardından karar payların bulunduğu ülkede tanınmalı veya tenfiz edilmelidir. Payların elden çıkarılma riski varsa tenfiz süreci beklenmeden yabancı mahkemeden yerel dondurma, devir yasağı veya geçici haciz kararı alınmalıdır.

Haczin uygulanma yöntemi payın türüne göre değişir. Özel şirket paylarında şirkete ve ticaret siciline; borsa hisselerinde aracı kurum ve merkezi saklama sistemine; fiziki pay senetlerinde ise senedin zilyetliğine ve şirket pay defterine yönelmek gerekir.

Yabancı ülkedeki haciz ile Türkiye’deki icra takibi birbirinin alternatifi değil, aynı tahsilat sürecinin iki ayrı ayağıdır. Başarılı bir sınır ötesi tahsilat için alacağın kesinleştirilmesi, payın gerçek sahibinin tespiti, yabancı ülkede hızlı bir koruma kararı alınması ve yerel satış prosedürünün doğru işletilmesi birlikte planlanmalıdır.

Leave a Reply

Call Now Button