Single Blog Title

This is a single blog caption

Mal Değişim Sözleşmesi Nedir? Hangi Durumlarda Yapılır ve Tarafların Hakları Nelerdir?

Mal Değişim Sözleşmesi Nedir? Hangi Durumlarda Yapılır ve Tarafların Hakları Nelerdir?

Bir aracınızı başka bir araçla değiştirmek, arsanızı farklı bir taşınmazla takas etmek ya da iki kişinin sahip oldukları malları para ödemeden karşılıklı olarak değiştirmesi günlük hayatta sıkça karşılaşılan işlemler arasındadır. Hukuki açıdan bu işlem mal değişim sözleşmesi, halk arasında ise daha çok takas sözleşmesi olarak bilinir.

Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen mal değişim sözleşmesi, iki tarafın birbirlerine ait malların mülkiyetini ve zilyetliğini karşılıklı olarak devretmeyi üstlendikleri bir sözleşme türüdür. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, tarafların birbirlerine para ödemeyi değil, sahip oldukları malları karşılıklı olarak devretmeyi taahhüt etmeleridir.

Peki takas sözleşmesi tam olarak nedir, hangi durumlarda uygulanır ve tarafların hukuki sorumlulukları nelerdir?

Mal Değişim Sözleşmesi Nedir?

Mal değişim sözleşmesi; iki tarafın, sahip oldukları bir veya birden fazla malı karşılıklı olarak birbirlerine devretmeyi kabul ettikleri sözleşmedir.

Bu sözleşmede her iki taraf da hem mal veren hem de mal alan konumundadır. Yani klasik satış sözleşmesinden farklı olarak karşılık para değil, başka bir maldır.

Örneğin;

  • İki kişinin araçlarını karşılıklı olarak değiştirmesi,
  • Bir arsanın başka bir arsayla takas edilmesi,
  • Bir iş makinesinin farklı bir iş makinesiyle değiştirilmesi,
  • Ticari işletmeler arasında ekipman değişimi yapılması,

mal değişim sözleşmesine örnek olarak gösterilebilir.

Takas Sözleşmesi ile Satış Sözleşmesi Arasındaki Fark Nedir?

Birçok kişi takas ile satışı aynı işlem olarak değerlendirebilir. Ancak aralarında önemli bir fark vardır.

Satış sözleşmesinde bir taraf malı teslim ederken diğer taraf bunun karşılığında para öder.

Mal değişim sözleşmesinde ise para yerine başka bir mal devredilir.

Bunun dışında hukuki açıdan iki sözleşme arasında birçok ortak özellik bulunur. Nitekim Türk Borçlar Kanunu da satış sözleşmesine ilişkin birçok hükmün mal değişim sözleşmesine uygulanacağını açıkça düzenlemiştir.

Mal Değişim Sözleşmesinde Tarafların Yükümlülükleri

Mal değişim sözleşmesinde her iki tarafın da yerine getirmesi gereken temel yükümlülükler vardır.

Bunların başında, sözleşmede kararlaştırılan malın mülkiyetini ve zilyetliğini diğer tarafa devretmek gelir.

Başka bir ifadeyle taraflar yalnızca malı göstermeyi değil, hukuken ve fiilen teslim etmeyi de üstlenir.

Örneğin araç takasında yalnızca anahtarın teslim edilmesi yeterli olmayabilir. Aracın devrine ilişkin resmî işlemlerin de tamamlanması gerekir.

Taşınmaz takasında ise tapu devri yapılmadan mülkiyet karşı tarafa geçmez.

Her İki Taraf da Hem Satıcı Hem Alıcıdır

Mal değişim sözleşmesinin en önemli özelliklerinden biri budur.

Taraflardan biri yalnızca satıcı, diğeri yalnızca alıcı değildir.

Her iki taraf da;

  • Devrettiği mal bakımından satıcı,
  • Teslim aldığı mal bakımından ise alıcı

olarak kabul edilir.

Bu nedenle satış sözleşmesinde taraflara yüklenen birçok hak ve sorumluluk, mal değişim sözleşmesinde de geçerliliğini korur.

Ayıplı Mal Çıkarsa Ne Olur?

Uygulamada en fazla uyuşmazlık yaşanan konulardan biri, takas edilen malın sonradan ayıplı olduğunun ortaya çıkmasıdır.

Örneğin;

  • Motorunda ağır arıza bulunan bir araç,
  • İmar sorunu olan bir arsa,
  • Çalışmayan bir iş makinesi,
  • Beklenen özellikleri taşımayan ticari ekipman,

teslim edildikten sonra fark edilebilir.

Bu durumda satış sözleşmesine ilişkin ayıba karşı sorumluluk hükümleri, uygun düştüğü ölçüde mal değişim sözleşmesine de uygulanabilir.

Her somut olayın özellikleri farklı olduğundan, tarafların sözleşmedeki düzenlemeleri ve uyuşmazlığın niteliği önem taşır.

Üçüncü Bir Kişinin Hak İddia Etmesi Durumunda Ne Olur?

Bazen takas edilen mal üzerinde üçüncü kişilerin hak iddia ettiği durumlarla karşılaşılabilir.

Örneğin;

  • Aracın çalıntı olduğunun anlaşılması,
  • Taşınmaz üzerinde başkasına ait ayni hak bulunması,
  • Malın hukuken devredilemeyecek durumda olması,

gibi hâllerde tarafların sorumluluğu gündeme gelebilir.

Türk Borçlar Kanunu’nda satış sözleşmeleri için öngörülen zapta karşı sorumluluk hükümleri, uygun olduğu ölçüde mal değişim sözleşmelerinde de uygulanır.

Takas Sözleşmesi Yazılı Yapılmalı mıdır?

Kanunen her mal değişim sözleşmesi için tek tip bir şekil şartı bulunmaz. Ancak değiştirilen malın türü önemlidir.

Örneğin taşınmazların devri söz konusu olduğunda tapuda resmî işlemlerin yapılması gerekir. Araç devrinde ise ilgili mevzuatta öngörülen resmî işlemler tamamlanmalıdır.

İspat kolaylığı ve ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından, tarafların hak ve yükümlülüklerini ayrıntılı şekilde düzenleyen yazılı bir sözleşme hazırlanması büyük önem taşır.

Sözleşmede özellikle;

  • Takas edilecek malların açık tanımı,
  • Teslim tarihi,
  • Malların mevcut durumu,
  • Varsa ek ödeme yapılacaksa bunun miktarı,
  • Tarafların sorumlulukları,
  • Uyuşmazlık hâlinde izlenecek yol,

gibi hususların açıkça belirtilmesi faydalı olacaktır.

Günlük Hayatta En Sık Karşılaşılan Takas İşlemleri

Mal değişim sözleşmeleri yalnızca ticari hayatta değil, bireyler arasında da yaygın olarak kullanılmaktadır.

En sık karşılaşılan örnekler şunlardır:

  • Araç takası,
  • Ev veya arsa takası,
  • Tarım arazilerinin değiştirilmesi,
  • İş makinelerinin takası,
  • Ticari ekipman değişimi,
  • Değer farkı ödenerek gerçekleştirilen mal değişimleri.

Özellikle araç ve taşınmaz takaslarında, resmî devir işlemlerinin eksiksiz yerine getirilmesi ve sözleşmenin dikkatle hazırlanması olası hukuki uyuşmazlıkların önüne geçebilir.

Sonuç

Mal değişim sözleşmesi, para yerine malın karşılıklı olarak devredildiği özel bir sözleşme türüdür. Hukuken birçok yönüyle satış sözleşmesine benzer ve bu nedenle satışa ilişkin önemli hükümler, uygun olduğu ölçüde takas sözleşmelerine de uygulanır. Taraflar, devrettikleri mal bakımından satıcı; teslim aldıkları mal bakımından ise alıcı konumundadır.

Araç, taşınmaz veya değerli başka malların takasında hak kaybı yaşanmaması için sözleşmenin dikkatle hazırlanması, devir işlemlerinin usulüne uygun şekilde tamamlanması ve tarafların hak ile yükümlülüklerinin açıkça belirlenmesi önem taşır. Özellikle yüksek değerli malların değişiminde, somut olayın özelliklerine göre hukuki destek alınması ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesine katkı sağlayabilir.

 

Mal Değişim Sözleşmesi İle İlgili Yargıtay Kararları :

3. Hukuk Dairesi         2022/2305 E.  ,  2023/1345 K.

“İçtihat Metni”

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1764 E., 2021/2805 K.
DAVA TARİHİ : 01.07.2016
KARAR : Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2016/1426 E., 2019/291 K.

Taraflar arasındaki ayıplı maldan kaynaklanan misli ile değişim, alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..

Belli edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı …A.Ş. vekili Avukat …’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00′ te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davacının… plakalı Jeep Marka 2012 Model otomobili Mengerler Tic. T.A.Ş’den 219.853,25 TL ‘ye satın aldığını, aracın seyir halinde iken 24/02/2016 tarihinde mekanik motor arızası vererek sürüş esnasında davacı ve harici yolcular açısından tehlike yaratacak şekilde stop ederek durduğunu, oto kurtarıcı çağrıldığını, davalı … Aş’nin servisine gönderildiğini, servis müdürü tarafından araçta motor aksamında üretim hatasına bağlı mekanik bir arızanın mevcut olduğunu, aracın motor aksamının komple değişmesi gerektiğini, ücretsiz olarak garanti süresi nedeniyle değiştirileceğini söylediğini, aracın değer kaybını düşüreceğinden bu değişim işleminin kabul edilmediğini bildirir davalılara ihtarname gönderildiğini, davalı taraflara davacının seçimlik hakları gereği aracın mümkün ise ayıpsız misli ile değiştirilmesi, mümkün değil ise sözleşmeden dönülerek satış tarihinden bu yana işletilecek faizi ile birlikte araca ilişkin bedelin tarafına geri ödenmesi ihtar edildiğini, Mengerler A.Ş. tarafından davacıya ihtarname gönderilerek motor arızası kabul edilerek rızası ve muvafakati dışında motor değişiminin yapıldığının ihtaren bildirildiğini, davacının davalılardan kaynaklanan ihmallerle oluşan zararının daha fazla artmaması adına söz konusu aracın 11.05.2016 tarihinde Mergerler A.Ş.’ye ait servisten ihtirazi kayıtlı teslim alındığını, bu durumun BK ve TKHK ‘dan kaynaklı taleplerinden feragat anlamına gelmeyeceğinin davalılara ihtaren bildirildiğini ileri sürerek aracın ayıpsız misli ile değişimine karar verilmesini bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönerek ayıplı araç bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı … Tic. T.A.Ş vekili, davanın yasada öngörülen sürelerden sonra açıldığını, araçta herhangi bir imalat hatası veya açık/gizli ayıp söz konusu olmadığını, aracın kullanılmamasından kaynaklı tazminat talebi kabul edilemeyeceğini, davacıya onarımda geçen süre boyunca araç tahsis edildiğini, davacının seçimlik haklarından onarım hakkını kullanmış olduğundan misli ile değiştirilmesi yönündeki seçimlik hakkını kullanmaya dönük talepte bulunmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Davalı Tofaş Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. vekili, davacının seçimlik hakkını onarım yönünde kullanmış olup her halükarda bu hakkın kullanmasıyla da araçtaki sorun giderildiğini, davacı tarafından yaptırılan delil tespitinde davaya konu araçta üretim kaynaklı bir soruna rastlanmadığı gibi yapılan müdahale nedeniyle araçta değer kaybının oluşmadığının tespit edildiğini, onarım hakkını kullanan davacıya tüm onarım boyunca araç tahsisi yapıldığından davacının kullanmadan başkaca bir zararı söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan tarih ve sayılı kararı ile ; toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile; her ne kadar aracın yetkili servisinde orjinaline uygun olarak motor değişimi yapıldıysa da, davacının 6502 sayılı Kanun’un 8, 10, 11 inci maddeleri gereğince ayıplı malın iadesi ve diğer seçimlik haklarının doğduğu, davacının ayıplı malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi seçimlik hakkını kullandığı, bu talebinde haklı olduğu, davalıların davacı tüketicinin rızası hilafına davaya konu aracın motorunu değiştirerek aracın 11.05.2016 tarihinde davacı tüketiciye teslim edildiği anlaşıldığından ve davalıların satıcı ve ithalatçı olarak davada yer aldıkları, 6502 sayılı kanun 11 inci Maddesi gereğince bu hakkın satıcıya, üreticiye ve ithalatçıya karşı da kullanılabileceği dolayısıyla davalıların davacıya karşı müteselsil olarak sorumlu oldukları, seçimlik hakların kullanılması nedeniyle doğacak masrafların bu hakkı yerine getirecek tarafça karşılanması gerektiği anlaşılmakla, açıklanan tüm gerekçelerle; davanın kabulüne, 34 JZ 6518 plakalı 1C4RJFBM3DC541104 şasi numaralı 2012 model Jeep marka aracın değişim masrafları davalılara ait olmak üzere ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davalı … Tic. A.Ş. vekili, araçtaki ayıbın giderildiği, misliyle değişime karar verilmesinin hatalı olduğunu, değer kaybının da 12.000TL olarak belirtildiği, verilen misli ile değişim kararı ile değer kaybı arasında da orantısızlık bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Tofaş Türk Oto. Fabrikası A.Ş. vekili, yerel mahkemenin ayıpsız misli ile değişim kararının hukuka, yasaya ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, her halükarda hak ve menfaatler dengesine aykırı olduğu, davacının arıza tarihi itibariyle neredeyse garantinin sonuna gelmiş ve kullanılıp faydalandıktan sonra davaya konu sorunu yaşamış bir araç olduğunu, ayıbı ve değer kaybını kabul anlamına gelmemekle birlikte, bilirkişi raporunda da sadece %5,4’lük araç bedeline oranlar düşük bir bedel kaybı oluşturacağının tespit edildiğini, hal böyle iken yerel mahkemeden beklenen mevcut durumun ayıpsız misli ile değişim hakkını haklı çıkarıp çıkarmayacağı, diğer seçimlik hakların kullanılmasının hak ve menfaatler dengesine uygun olup olmayacağının irdelenmesi olduğunu, buna rağmen misli ile değişim kararı verilmesinin yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan tarih ve sayılı kararı ile; her ne kadar davacı taraf, onarım talebi olmadığını belirtmiş ise de, aracın 22.02.2016 tarihinde arızalanıp, aynı tarihte servise alındığı ve dosya içerisinde bulunan ariyet sözleşmesinden 25.02.2016 tarihinden 12.04.2016 tarihine kadar davacıya ücretsiz olarak araç tahsis edildiği, sözleşmede davacının da imzasının bulunduğu ve davacının ikame araç verildiği konusunda itirazının bulunmadığı, sadece tamirat süresi konusunda itiraz ettiği değerlendirildiğinde, davacının 6502 s.TKHK’unu 11 inci maddesi uyarınca seçimlik haklarından onarım hakkını kullandığı, bu seçimlik hakkın kullanım sonrası yeni bir seçimlik hakkın kulanılmasını gerektirmeyecek şekilde araçtaki arızanın tamamen giderildiği, denetime açık,hüküm kurmaya elverişli uzman bilirkişi heyeti raporu kapsamına göre araçtaki değer kaybı 12.000 TL yönünden karar verilmesinin 6502 s.y.nın 11/3 üncü maddesi hükmündeki hak ve nesafete daha uygun olduğu, bu değerlendirmeler doğrultusunda, davalıların istinaf başvurularının kabulü ile HMK m. 353/1-b-2 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 12.000 TL değer kaybı bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, dilekçedeki hususları tekrar ederek, kendilerinin aracın ücretsiz onarımına muvafakat etmediklerini, ayıplı aracın misli ile değişim taleplerini davalılara bildirdiklerini beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, malın ayıplı olduğu iddiasıyla seçimlik haklardan ayıpsız misli ile değişim istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’nun 8 inci maddesi: (1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.

Aynı Kanun’nun 11 inci maddesi: “(1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;
a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,
seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
(2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz.
(3) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.
(4) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur. Ancak, bu Kanunun 58 inci maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik eki listede yer alan mallara ilişkin, tüketicinin ücretsiz onarım talebi, yönetmelikte belirlenen azami tamir süresi içinde yerine getirilir. Aksi hâlde tüketici diğer seçimlik haklarını kullanmakta serbesttir.
(5) Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhâl tüketiciye iade edilir.
(6) Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir.” düzenlemesine amirdir.

3. Değerlendirme
Davacının satın almış olduğu araçta, üretimden kaynaklı ayıp olduğu, bu ayıbın baş göstermesi üzerine, davacı tarafından aracın davalı satıcıya teslim edildiği, davalı satıcının araç üzerinde yaptığı incelemeler sonucunda, araçtaki arızanın ücretsiz komple motor değişimi yapılarak giderildiği hususu ihtilaf konusu değildir. Davacının dava dilekçesi ekindeki 06.04.2016 tarihli ihtarnamesinde, açıkça, aracın ücretsiz onarımını kabul etmediğini, aracın ayıpsız misli ile değişimini talep ettiklerini, motor değişim işlemine muvafakatinin bulunmadığını belirtilmiş olup bu ihtarname 08.04.2016 tarihinde davalılara tebliğ edilmiştir. Ancak, 18.04.2016 tarihli davalı ihtarnamesinde, araçta motor arızası tespit edildiği, garanti kapsamında motor değişim işleminin bedelsiz gerçekleştirildiği, aracın teslim alınması hususu davacıya bildirilmiştir. Tüm bu safahat, araçtaki arıza, ayıbın önemi, arızanın giderilmesinin ancak motor değişimi yapılarak mümkün olması, bu haliyle, sıfır alınmış bir araçta oluşan değer ve nitelik kaybı, Tüketicinin Korunması Hakkı Kanunu kapsamında davacı tüketicinin seçimlik haklardan ayıpsız misli ile değişim talebine öncelik tanınması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesi kararının yerinde, kanun ve somut olaya uygun olduğu anlaşılmaktadır. O halde Bölge Adliye Mahkemesince bu yönde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 8.400 TL Yargıtay
duruşma vekalet ücretinin davalı … den alınarak davacıya verilmesine,

09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

3. Hukuk Dairesi         2025/386 E.  ,  2025/4201 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2422 E., 2024/2584 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2022/43 E., 2023/560 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davacının davalılardan bir adet sıfır kilometre … marka otomobili satın aldığını, bu aracın alındığı günden itibaren sürekli arıza çıkardığını, alındıktan itibaren geçen 10 ay içerisinde 7 kez motor arızası ile davalı şirketlerin servisine teslim edildiğini, yetkili servisin kontrolüne rağmen araç arızasının bir türlü tespit edilemediğini, sözü edilen arızanın basit bir arıza olmayıp araç seyir halindeyken aniden araç içi elektriğin kesildiğini, motorun durduğunu ve aracın çalıştırılması için yeniden kontak anahtarının kapatılıp açılması gerekmekte olduğunu, bu durumunun müvekkili açısından katlanılır olmaktan çıktığını ileri sürerek; asli talepleri olarak aracın muadili olan ayıpsız bir araçla misli ile değiştirilmesini terditli olarak araç bedelinin tazminat olarak ödenmesini veya ayıp oranında bedel indirimi yapılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … A.Ş. vekili; eczacı olan davacının tacir olması ve aracın ticari amaçla kullanılması nedeniyle mahkemenin görevsiz olduğunu, davacının seçimlik haklarında ücretsiz onarım hakkını tercih etmesi akabinde onarımı yapılan aracın davacı tarafından ihtirazi kayıt konulmadan teslim alındığını, davacının davaya konu … model aracı, 29.01.2021 tarihinde müvekkili şirketten satın aldığını, davaya konu aracın müvekkili şirkete son olarak 29.09.2021 tarihinde periyodik bakım için getirildiğinde “Aracınızın arızası kullanım kaynaklıdır” şeklinde ibare bulunan İş Kapanış Belgesinin davacı tarafından imzalanarak davaya konu aracın teslim alındığını, buna göre davacının imzasını havi ilgili kayıtlardan da anlaşılacağı üzere davacının şikayetlerinin ücretsiz onarım hakkı kapsamında giderilerek aracın davacıya teslim edildiğini ve davacı tarafından iş bu teslim esnasında ihtirazi kayıt konulmadığı gibi aracın arızasının kullanım kaynaklı olduğu da kabul edilerek dava konusu aracın teslim alındığını, dava konusu araçta imalattan kaynaklı herhangi bir ayıp olmamakla birlikte davacının sorunsuz şekilde dava konusu aracı halen kullandığı da gözetildiğinde davacının misli ile değişim ve bedel indirimi taleplerinin menfaatler dengesine ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğunu ihbar yükümlülüklerine uyulmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı … A.Ş. vekili; mahkemenin görevsiz olduğunu, süresinde ve usule uygun ayıp ihbarı bulunmadığını, davacının iddia ettiği arızaların yapılacak bir yazılım işlemi ile ortadan kaldırılabilecek nitelikte olduğunu, davacının aracını servise götürdüğünde yapılan kısa testlerde araçta bir arıza tespit edilmediğini, davacının aracını servisten alırken “aracın arızası kullanım kaynaklıdır” ibaresi bulunan iş emri kapanış belgesini ihtirazi kayıt koymaksızın imzaladığını, davacının taleplerinin ücretsiz onarım kapsamında giderilmiş olduğunu, bedel iadesi ve değişim koşullarının oluşmadığını, davanın kabulüne karar verilecek olursa ayıpsız misli ile değişim yerine ayıp oranında bedel indirimine hükmedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu araç ile ilgili alınan 07.02.2023 tarihli ve 31.07.2023 tarihli bilirkişi heyet raporlarında aracın arızasının giderilmediğinin ve son raporda gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği, gizli ayıplı sıfır kilometre bir araçtan beklenen faydanın elde edilemeyeceği dolayısıyla misli ile değişim gerektiği gerekkçesiyle davanın kabulü ile dava konusu … plaka sayılı … marka 2021 yılı … Şasi Nolu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, misliyle değişim mümkün olmadığı hallerde İİK 24. maddesinin uygulanmasına karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;aracın imalattan kaynaklı ayıplı olduğu, davalıların kullanım nedeniyle oluşan değer kaybına yönelik mahsup taleplerini ise, yasal süre içerisinde cevap dilekçesiyle öne sürmedikleri, dava konusu araçtaki ayıbın esaslı nitelikte ve imalattan kaynaklanmakta olduğu, kullanıcı hatasına dayanan herhangi bir sorunun bulunmadığı, davacıların mevcut haliyle otomobilden bekledikleri faydayı sağlamalarının mümkün olmadığı ve 6502 Sayılı Kanun’un 11. maddesi gereğince seçimlik haklarını, bu kapsamda olmak üzere misli ile değişim seçimlik hakkını kullanabilecekleri, davacıların ayıplı mal niteliğindeki otomobili kabul etmeye ve kullanmaya zorlanamayacakları, bu sebeple davacının misli değişim talebinin kabulüne yönelik mahkeme kararında hukuka aykırılık görülmediği, ancak, ayıplı malın davacı tarafından neden olunan her türlü takyidatttan arındırılmış halde davalılara teslimi esas olduğu, hal böyle olunca, mahkemece, davanın kabulü ile birlikte, dava konusu aracın üzerindeki tüm takyidatlardan ari bir şekilde davalı tarafa teslimine karar verilmemesinde ise isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulü ile dava konusu… plaka sayılı … marka 2021 yılı … Şasi Nolu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, misliyle değişim mümkün olmadığı hallerde İİK 24. Maddesinin uygulanmasına, dava konusu aracın davacı tarafından tüm takyidatlarından arındırılmış şekilde davalılara iadesine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı … AŞ vekili; davacının eczacı olduğunu ve tacir sayıldığını, mahkemenin görevli olmadığını, raporlar arasında çelişki olduğunu, üniversitelerin ilgili bölümünden rapor alınması gerektiğini, davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiğini, değişim kararının hakkaniyetli olmadığını, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davacının elindeyken uğranılan kazalar nedeniyle mahsup yapılması gerektiğini, arızanın kullanım hatasından kaynaklandığını, bu hususun yeterince araştırılmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı … A.Ş. vekili; davanın zaman aşımı dolduktan sonra açıldığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, ücretsiz onarım hakkının kullanıldığını, araçta ayıp bulunmadığını, alınan raporun usul ve yasaya aykırı olarak düzenlendiğini, üniversitelerin ilgili bölümünden rapor alınması gerektiğini, davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiğini, değişim kararının hakkaniyetli olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, malın ayıplı olmasından kaynaklanan misli ile değişim yada bedeli iadesi veya ayıp oranında bedel indirimi istemine ilişkindir.
1. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 8 inci maddesi; (1) Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.
2. 6502 sayılı Kanun’un 9. maddesi; (1) Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür.
3. 6502 sayılı Kanun’un 11. maddesi; (1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici,
a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
(2) Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Bu fıkradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz.
4. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere; özellikle dosya içeriğine, taraf ve Yargıtay denetimine uygun bilirkişi raporunda; dava konusu aracın elektrik aksamında yaşanan arızalardan dolayı gizli ayıplı olduğunun, aracın elektrik aksamının bilgisayar destekli olması ve yetkili servisçe değiştirilen mekanik/elektronik parçaları da dikkate alındığında mekanik/elektronik onarımının tek başına yeterli olmayacağının, davaya konu arızanın süreklilik arz ettiği ve araçta kronik arıza durumunun mevcut olduğunun, araçtaki ayıbın yapılan değerlendirmeler neticesinde gizli ayıp niteliğine sahip olduğunun, aracın söz konusu arızaya tekrar sebebiyet vermesi durumunda hem davacının hem de kamunun can ve mal kaybında yüksek risk oluşturacağı dikkate alındığında aracın trafikten çekilmesi gerektiğinin belirtilmesine, davalıların üreticisi ve satıcısı olduğu aracın elektrik aksamındaki arızanın giderilemediği, bu durum gizli ayıp niteliğinde olup imalat hatasından kaynaklandığının anlaşılmasına göre, 6502 sayılı Kanun’un 11/(1)-ç maddesi uyarınca davacı seçimlik hakkını misli ile değiştirme yönünde kullandığından hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa yukarıda yer verilen hukuk kurallarının doğru şekilde uygulandığı anlaşılmakla davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
5. Bölge Adliye Mahkemesince aracın fatura bedeli olan 633.751,49 TL üzerinden davacı yararına karar tarihinde yürürlükte olan tarife esas alınarak hesaplanacak vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (9) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine,
“9-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir olunan 99.062,72-TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,” yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Leave a Reply

Call Now Button