ABD Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tenfizi
ABD Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tenfizi
ABD Mahkemesinde Kazanılan Bir Dava Türkiye’de Kendiliğinden Geçerli Olur mu?
Küreselleşmenin etkisiyle bireyler ve şirketler artık yalnızca bulundukları ülkede değil, dünyanın farklı bölgelerinde de hukuki ilişkilere girmektedir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasında yürütülen ticari faaliyetlerin artması, Türk vatandaşlarının ABD’de yaşamaya başlaması ve uluslararası yatırım ilişkilerinin gelişmesi sonucunda Amerikan mahkemelerinde verilen kararların Türkiye’de uygulanması önemli bir hukuki konu hâline gelmiştir.
Uygulamada en sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biri, Amerika Birleşik Devletleri’nde kesinleşen bir mahkeme kararının Türkiye’de otomatik olarak geçerli olacağı düşüncesidir. Oysa yabancı mahkeme kararları, verildikleri devlet sınırları içerisinde doğrudan hukuki sonuç doğururken başka bir ülkede aynı etkiyi kendiliğinden meydana getirmez.
Örneğin New York’ta görülen bir ticari davada Türk şirketi aleyhine milyonlarca dolarlık tazminata hükmedilmiş olabilir. Aynı şekilde California’da görülen bir boşanma davasında nafaka veya mal rejimine ilişkin karar verilmiş ya da Florida’da açılan bir sözleşme davası sonucunda alacak hükmü kurulmuş olabilir. Bu kararların tamamı ABD bakımından bağlayıcı olsa da Türkiye’de icra edilebilmeleri için Türk hukukunun öngördüğü şartların yerine getirilmesi gerekir.
Türk hukukunda bu süreç, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun kapsamında yürütülen tenfiz davası ile mümkün olmaktadır. Ancak ABD bakımından tenfiz süreci, birçok ülkeden farklı olarak daha teknik bir değerlendirme gerektirmektedir. Bunun temel nedeni ise Amerika Birleşik Devletleri’nin federal devlet yapısına sahip olmasıdır.
ABD’nin Federal Yapısı Tenfiz Davalarını Neden Diğer Ülkelerden Ayırmaktadır?
İngiltere, Fransa veya Hollanda gibi ülkelerde yabancı mahkeme kararlarının tenfizi değerlendirilirken tek bir devlet hukukundan söz edilir. Amerika Birleşik Devletleri ise elli eyaletten oluşan federal bir devlettir. Her eyaletin kendine ait mahkemeleri, usul kuralları ve yabancı mahkeme kararlarının tanınmasına ilişkin düzenlemeleri bulunabilmektedir.
İşte bu özellik, Amerikan mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizi bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır.
Bir mahkeme kararının New York, California, Texas veya Florida eyaletlerinden hangisinde verildiği yalnızca şekli bir ayrıntı değildir. Çünkü Türk mahkemesi, tenfiz şartlarını değerlendirirken kararın verildiği eyalet bakımından karşılıklılık şartının gerçekleşip gerçekleşmediğini de dikkate alabilir.
Bu yönüyle ABD kararlarının tenfizi, Avrupa ülkelerinde verilen mahkeme kararlarının tenfizinden farklı bir hukuki inceleme gerektirir. Nitekim Yargıtay da federal devletlerde karşılıklılık incelemesinin federal devlet genelinde değil, kararı veren federe devlet bakımından yapılması gerektiğini kabul etmektedir.
Amerikan Mahkemelerinde Verilen Hangi Kararlar Türkiye’de Tenfiz Edilebilir?
ABD mahkemeleri tarafından verilen her kararın Türkiye’de tenfiz edilmesi mümkün değildir.
Türk hukukunda yalnızca özel hukuk alanına ilişkin ve icra kabiliyeti bulunan kararlar bakımından tenfiz yoluna başvurulabilir.
Uygulamada en sık karşılaşılan Amerikan mahkeme kararları şunlardır:
- Ticari alacak davalarına ilişkin kararlar,
- Uluslararası satış sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar,
- Haksız fiil nedeniyle hükmedilen tazminatlar,
- Boşanma davalarındaki nafaka ve mali hükümler,
- Miras hukukuna ilişkin bazı kararlar,
- Şirket birleşmeleri veya ortaklık uyuşmazlıklarına ilişkin ilamlar,
- Fikri mülkiyet ve lisans sözleşmelerinden kaynaklanan hükümler.
Buna karşılık ceza mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet hükümleri veya kamu hukuku alanına giren yaptırımlar, kural olarak tenfizin konusunu oluşturmaz.
Bu nedenle yabancı mahkeme kararının niteliğinin doğru belirlenmesi, dava açılmadan önce yapılması gereken ilk hukuki değerlendirmelerden biridir.
MÖHUK Kapsamında ABD Mahkeme Kararlarının Değerlendirilmesi
Türk hukukunda yabancı mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin temel düzenleme 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’dur.
Kanunda yer alan sistem, yabancı mahkeme kararının yeniden yargılanmasını değil, belirli şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesini esas almaktadır.
Bu kapsamda Türk mahkemesi öncelikle;
- kararın kesinleşmiş olup olmadığını,
- kararın özel hukuk alanına ilişkin bulunup bulunmadığını,
- kamu düzenine açık aykırılık oluşturup oluşturmadığını,
- davalının savunma hakkının korunup korunmadığını,
- kanunda öngörülen diğer tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini
incelemektedir.
Bununla birlikte ABD bakımından inceleme burada sona ermez. Federal yapı nedeniyle karşılıklılık şartının hangi eyalet bakımından değerlendirileceği de önem taşır.
Karşılıklılık (Mütekabiliyet) Şartı ABD Bakımından Nasıl Değerlendirilir?
ABD mahkeme kararlarının tenfizinde en çok tartışılan konulardan biri karşılıklılık şartıdır.
5718 sayılı Kanun uyarınca yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için belirli hâllerde karşılıklılık unsurunun bulunması gerekir. Ancak Amerika Birleşik Devletleri bakımından bu inceleme, tek bir devlet üzerinden yapılamaz.
Yargıtay’ın benimsediği yaklaşıma göre federal devletlerde karşılıklılık, Amerika Birleşik Devletleri’nin tamamı esas alınarak değil, kararı veren eyalet bakımından değerlendirilmelidir. Dolayısıyla New York Eyalet Mahkemesi tarafından verilen bir karar ile Texas Eyalet Mahkemesi tarafından verilen karar aynı hukuki değerlendirmeye tabi olmayabilir.
Özellikle New York eyaletinde yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin düzenlemeler ile uygulamanın, Türk mahkemelerince karşılıklılık değerlendirmesinde dikkate alındığı görülmektedir. Doktrinde de New York bakımından hem hukuki hem de fiilî karşılıklılığın bulunduğuna ilişkin değerlendirmeler yer almaktadır.
Bu nedenle ABD’de verilen her karar bakımından “karşılıklılık vardır” veya “yoktur” şeklinde genel bir sonuca ulaşmak mümkün değildir. Değerlendirme, kararı veren mahkemenin bağlı bulunduğu eyalet esas alınarak yapılmalıdır.
Türk Mahkemesi Amerikan Mahkemesinin Kararını Yeniden İnceleyebilir mi?
Tenfiz hukukunun en temel ilkelerinden biri, yabancı mahkeme kararının esasının yeniden incelenememesidir. Öğretide revision au fond yasağı olarak adlandırılan bu ilke, Amerikan mahkeme kararları bakımından da geçerlidir.
Buna göre Türk mahkemesi;
- Amerikan hâkiminin delilleri doğru değerlendirip değerlendirmediğini,
- Tanık anlatımlarının isabetini,
- Bilirkişi raporlarının yeterliliğini,
- ABD hukukunun doğru uygulanıp uygulanmadığını
inceleyemez.
Mahkemenin görevi, uyuşmazlığı ikinci kez çözmek değildir. İnceleme yalnızca MÖHUK’ta yer alan tenfiz şartlarıyla sınırlıdır. Bu yaklaşım, hem uluslararası hukuk güvenliğini korumakta hem de aynı davanın farklı ülkelerde tekrar görülmesini engellemektedir. (İctihatlar)
Devamında (2. Bölümde) ABD yazısını diğer ülke makalelerinden tamamen ayıran konuları işleyeceğim:
- Punitive damages (cezalandırıcı tazminat) kararlarının Türkiye’de tenfizi
- New York, California, Florida ve Texas eyaletleri bakımından uygulamadaki farklılıklar
- ABD boşanma kararlarının Türkiye’deki etkisi
- Ticari alacak ve şirket davaları
- Uygulamada yapılan hatalar
- Yargıtay kararları ışığında değerlendirme
- Sonuç
ABD Mahkeme Kararlarının Tenfizinde Eyalet Sisteminin Pratik Önemi
Amerika Birleşik Devletleri’nde mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizi bakımından dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri, kararın hangi eyalet mahkemesi tarafından verildiğinin belirlenmesidir. Bunun nedeni, Amerika Birleşik Devletleri’nin federal bir devlet yapısına sahip olması ve yabancı mahkeme kararlarının tanınmasına ilişkin kuralların eyaletler arasında farklılık gösterebilmesidir.
Türk mahkemeleri, tenfiz talebini incelerken yalnızca kararın kesinleşmiş olmasına veya özel hukuk alanına ilişkin bulunmasına bakmaz. Gerektiğinde kararın verildiği eyalette Türk mahkemesi kararlarının hangi şartlarda tanındığı ve uygulanabildiği de değerlendirme konusu olabilir. Bu nedenle New York, California, Florida, Texas veya Illinois eyaletlerinden verilen kararlar bakımından yapılacak hukuki inceleme aynı dosya içerisinde dahi farklı hukuki değerlendirmeleri gündeme getirebilir.
Özellikle uluslararası ticaretin yoğun olduğu New York ve California gibi eyaletlerde yabancı mahkeme kararlarının tanınmasına ilişkin uygulamanın gelişmiş olması, bu eyaletlerden verilen kararların tenfiz davalarında daha ayrıntılı hukuki inceleme yapılmasını gerektirmektedir. Bununla birlikte her somut olay kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmekte, yalnızca kararın verildiği eyalete bakılarak otomatik bir sonuca ulaşılmamaktadır.
ABD Hukukuna Özgü “Punitive Damages” Kararları Türkiye’de Tenfiz Edilebilir mi?
Amerikan hukukunu diğer birçok hukuk sisteminden ayıran en önemli özelliklerden biri, “punitive damages” olarak adlandırılan cezalandırıcı tazminat kurumudur.
Türk hukukunda tazminatın temel amacı, zarar gören kişinin uğradığı maddi veya manevi kaybın giderilmesidir. Buna karşılık Amerikan hukukunda bazı durumlarda mahkemeler, yalnızca zararın karşılanmasına değil, aynı zamanda davalının cezalandırılmasına ve benzer davranışların önlenmesine yönelik yüksek miktarlı tazminatlara da hükmedebilmektedir.
Örneğin ağır ihmal, kötü niyetli davranış veya kasıtlı hukuka aykırılık hâllerinde hükmedilen cezalandırıcı tazminatlar, çoğu zaman gerçek zararın çok üzerinde olabilmektedir.
Bu durum, söz konusu kararların Türkiye’de tenfizi bakımından önemli hukuki tartışmalara yol açmaktadır.
Türk mahkemeleri, yabancı mahkeme kararının esasını yeniden inceleyememekle birlikte, kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı sonuç doğurup doğurmadığını değerlendirebilir. Bu nedenle cezalandırıcı tazminat içeren Amerikan mahkeme kararları bakımından, hükmedilen tazminatın niteliği, amacı ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak kamu düzeni incelemesi yapılması mümkündür.
Dolayısıyla ABD’de verilen her cezalandırıcı tazminat kararının Türkiye’de aynı şekilde tenfiz edileceği ya da edilemeyeceği yönünde genel bir sonuca ulaşmak doğru değildir. Her olay, kararın içeriği ve Türk hukukunun temel ilkeleri çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmektedir.
ABD’de Verilen Boşanma Kararlarının Türkiye’deki Etkisi
Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan Türk vatandaşlarının sayısının artmasıyla birlikte aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar da uygulamada daha sık görülmektedir. Özellikle boşanma kararlarının Türkiye’de hangi sonuçları doğuracağı, uygulamada en çok merak edilen konular arasında yer almaktadır.
Boşanma kararları yalnızca evlilik birliğinin sona ermesini değil; nafaka, velayet, iştirak nafakası, mal paylaşımı, maddi ve manevi tazminat gibi birçok farklı hukuki sonucu da içerebilmektedir.
Bu nedenle Amerikan mahkemesi tarafından verilen boşanma kararı incelenirken, kararın hangi hükümlerinin Türkiye’de uygulanmasının talep edildiği açık biçimde belirlenmelidir. Özellikle para ödenmesine ilişkin hükümler bakımından, kararın Türkiye’de icra edilebilir hâle gelebilmesi için tenfiz sürecinin tamamlanması gerekir.
Bunun yanında çocukların velayetine ilişkin hükümler veya kişisel ilişki kurulmasına dair kararlar bakımından uluslararası sözleşmeler ve çocuk haklarına ilişkin düzenlemeler de ayrıca dikkate alınmalıdır.
Ticari Uyuşmazlıklarda Amerikan Mahkeme Kararlarının Önemi
Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik ilişkiler yalnızca büyük ölçekli yatırımlarla sınırlı değildir. Yazılım sözleşmeleri, teknoloji transferleri, lisans anlaşmaları, uluslararası satış sözleşmeleri, danışmanlık hizmetleri, finansman işlemleri ve e-ticaret faaliyetleri nedeniyle Amerikan mahkemelerinde çok sayıda ticari uyuşmazlık çözüme kavuşturulmaktadır.
Bu davalar sonucunda verilen mahkeme kararlarının Türkiye’de uygulanabilmesi, özellikle borçlunun malvarlığının Türkiye’de bulunması hâlinde önem taşır. Alacaklı tarafın ilamlı icra yoluna başvurabilmesi veya mahkeme kararını Türkiye’de yerine getirebilmesi için, yabancı mahkeme kararının Türk mahkemesi tarafından tenfiz edilmesi gerekir.
Özellikle uluslararası şirketler bakımından tenfiz kurumu, yalnızca usule ilişkin bir işlem değil; mahkeme kararının ekonomik değerinin korunmasını sağlayan önemli bir hukuki araçtır.
Tenfiz Davasında Sık Karşılaşılan Hatalar
ABD mahkeme kararlarının tenfizi sırasında yapılan usul hataları, davaların uzamasına veya talebin reddedilmesine neden olabilmektedir.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, kararın kesinleştiğini gösteren belgelerin eksik sunulmasıdır. Bunun yanında kararın usulüne uygun tercümesinin yapılmaması, taraf bilgilerinde farklılık bulunması veya yabancı mahkeme kararının yalnızca belirli sayfalarının dosyaya eklenmesi de yargılama sürecini olumsuz etkileyebilmektedir.
Bir diğer önemli hata ise kararın hangi eyalet mahkemesi tarafından verildiğine ilişkin bilgilerin yeterince açıklanmamasıdır. ABD bakımından eyalet sistemi önem taşıdığı için, kararın kaynağına ilişkin bilgilerin eksiksiz şekilde mahkemeye sunulması sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından büyük önem taşır.
Ayrıca bazı başvurularda tanıma ve tenfiz kavramlarının birbirine karıştırıldığı görülmektedir. Oysa yabancı mahkeme kararının yalnızca kesin hüküm etkisinin Türkiye’de kabul edilmesi ile kararın cebri icra yoluyla uygulanması farklı hukuki sonuçlar doğurur. Bu nedenle dava açılmadan önce hangi hukuki yolun izleneceği doğru şekilde belirlenmelidir.
Yargıtay’ın ABD Mahkeme Kararlarına Yaklaşımı
Yargıtay’ın yabancı mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin içtihatları incelendiğinde, Amerikan mahkemeleri bakımından da Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’da yer alan temel ilkelerin esas alındığı görülmektedir.
Yargıtay, Türk mahkemesinin yabancı mahkeme kararının esasına giremeyeceğini ve tenfiz incelemesinin yalnızca kanunda öngörülen şartlarla sınırlı olduğunu istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Bunun yanında ABD’nin federal devlet yapısı nedeniyle karşılıklılık değerlendirmesinin somut olayın özelliklerine göre ve gerektiğinde kararın verildiği eyalet esas alınarak yapılabileceği yönünde kararlar vermektedir.
Ayrıca kamu düzeni istisnasının dar yorumlanması gerektiği yönündeki yaklaşım da Amerikan mahkeme kararları bakımından önemini korumaktadır. Böylece hem uluslararası hukuk güvenliği sağlanmakta hem de Türk hukuk düzeninin temel ilkeleri korunmaktadır.
Sonuç
Amerika Birleşik Devletleri mahkemeleri tarafından verilen kararlar, kesinleşmiş olsalar dahi Türkiye’de doğrudan icra edilemez. Bu kararların Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi için, kural olarak Türk mahkemeleri tarafından tenfiz kararı verilmesi gerekir.
ABD bakımından tenfiz sürecini diğer ülkelerden ayıran en önemli özellik ise federal devlet yapısıdır. Kararın hangi eyalet mahkemesi tarafından verildiği, bazı tenfiz şartlarının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir. Bunun yanında Amerikan hukukuna özgü cezalandırıcı tazminat kararları da Türk kamu düzeni bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken konular arasında yer almaktadır.
Uluslararası ticaretin gelişmesi, Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin çeşitlenmesi ve iki ülkede yaşayan kişilerin hukuki ilişkilerinin artması nedeniyle Amerikan mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizi uygulamada giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu süreçte kararın niteliğinin doğru belirlenmesi, gerekli belgelerin eksiksiz hazırlanması ve tenfiz şartlarının somut olay çerçevesinde değerlendirilmesi, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de etkili şekilde uygulanabilmesi açısından belirleyici rol oynamaktadır.