İcra Takibine İtiraz Nasıl Yapılır? Borca, Faize, İmzaya ve Yetkiye İtiraz
İcra Takibine İtiraz Nasıl Yapılır? Borca, Faize, İmzaya ve Yetkiye İtiraz
Bir kişinin kendisine tebliğ edilen ödeme emriyle hakkında icra takibi başlatıldığını öğrenmesi, çoğu zaman ciddi bir endişeye neden olmaktadır. Özellikle takipte belirtilen borcun gerçekte bulunmadığının, borcun daha önce ödendiğinin, talep edilen miktarın yanlış olduğunun veya faizin hatalı hesaplandığının düşünülmesi hâlinde “İcra takibine nasıl itiraz edilir?” sorusu önem kazanmaktadır.
İcra takibine karşı hangi hukuki yolun kullanılacağı, öncelikle takibin türüne göre belirlenmelidir.
Bu yazıda ağırlıklı olarak uygulamada çok sık karşılaşılan genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine itiraz ele alınmaktadır.
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu, kendisine gönderilen ödeme emrine kanuni süresi içerisinde itiraz ederek takibin durmasını sağlayabilir. İcra ve İflas Kanunu’nun 62. maddesine göre bu süre, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür.
Ancak her icra takibinde itiraz süresinin yedi gün olduğu düşünülmemelidir. Özellikle kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takiplerde farklı süreler ve farklı başvuru mercileri söz konusudur. Bu nedenle ödeme emri alındığında ilk olarak dosyanın hangi takip yoluyla başlatıldığının belirlenmesi gerekir.
İcra Takibine İtiraz Nedir?
İcra takibine itiraz, borçlunun hakkında başlatılan ilamsız icra takibinde borcun tamamına veya bir kısmına, faize, imzaya, yetkiye ya da takipte ileri sürülen diğer hususlara karşı çıkmasıdır.
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte alacaklı, elinde önceden alınmış bir mahkeme kararı bulunmadan icra takibi başlatabilir.
Bu nedenle bir kişiye ödeme emri gönderilmiş olması, o kişinin gerçekten borçlu olduğunun bir mahkeme kararıyla tespit edildiği anlamına gelmez.
Borçlu, borcun gerçekte bulunmadığını düşünüyorsa kanunda öngörülen süre içerisinde itiraz edebilir. Süresi içerisinde yapılan geçerli itiraz, genel haciz yoluyla ilamsız takipte takibi durdurur. İİK m.66 bu sonucu açık şekilde düzenlemektedir.
İcra Takibine İtiraz Süresi Kaç Gündür?
Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içerisinde itirazını bildirmelidir.
İİK m.62’ye göre itiraz dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine bildirilebilir. İtirazın takibi yürüten icra dairesi dışında başka bir icra dairesine yapılabilmesine de kanunda imkân tanınmıştır.
Buradaki en önemli nokta, sürenin kural olarak ödeme emrinin tebliğinden itibaren başlamasıdır.
Bu nedenle ödeme emri alındığında zarfın ve tebliğ tarihinin saklanması önemlidir.
Yedi günlük sürenin geçirilmesi hâlinde takip kesinleşebilir ve alacaklı şartların oluşmasıyla haciz işlemlerine geçebilir.
Bu sebeple ödeme emrinin içeriği doğru olmasa dahi “nasıl olsa gerçekten borcum yok” düşüncesiyle hiçbir işlem yapılmaması ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
Her İcra Takibinde İtiraz Süresi Yedi Gün müdür?
Hayır.
Bu konu uygulamada en fazla karıştırılan hususlardan biridir.
Yedi günlük itiraz süresi genel haciz yoluyla ilamsız takip bakımından geçerlidir.
Örneğin bono, çek veya poliçe gibi kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takiplerde borca ve yetkiye itiraz bakımından farklı süreler ve icra mahkemesine başvuru sistemi bulunmaktadır. Kambiyo takiplerinde borca veya yetkiye yönelik itiraz bakımından beş günlük süre söz konusu olabilmektedir.
İlamlı icra takiplerinde de genel haciz yolundaki “icra dairesine itiraz ederek takibi durdurma” sistemi aynen uygulanmaz.
Dolayısıyla ödeme emri veya icra emri alan kişinin yalnızca belgedeki borç miktarına değil, belgenin başlığına, takip türüne ve kendisine tanınan başvuru süresine bakması gerekir.
Borca İtiraz Nedir?
Borçlu, takip konusu borcun tamamının bulunmadığını ileri sürüyorsa borcun tamamına itiraz edebilir.
Örneğin;
borcun hiç doğmadığını,
borcun daha önce ödendiğini,
sözleşmenin geçersiz olduğunu,
alacağın sona erdiğini,
talep edilen kişinin gerçek borçlu olmadığını
veya başka bir hukuki sebeple borcun bulunmadığını ileri sürebilir.
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlunun her durumda ayrıntılı bir hukuki savunma dilekçesi sunması zorunlu değildir. Bununla birlikte itirazın kapsamının açıkça ortaya konulması ileride çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından önemlidir.
Özellikle senede dayalı takiplerde itirazın nasıl ifade edildiğinin ayrıca önemi bulunmaktadır. Çünkü imzaya itirazın açıkça yapılmasına ilişkin özel hükümler vardır.
Borcun Bir Kısmına İtiraz Edilebilir mi?
Evet.
Borçlu borcun tamamını reddetmek zorunda değildir. Borcun belirli bir bölümünü kabul edip kalan kısmına itiraz edebilir.
Buna kısmi itiraz denilmektedir.
Örneğin alacaklı 500.000 TL üzerinden takip başlatmış ancak borçlu gerçek borcun 300.000 TL olduğunu düşünüyorsa, 200.000 TL’lik bölüme itiraz etmesi gündeme gelebilir.
Ancak kısmi itirazda itiraz edilen miktarın açık şekilde ortaya konulması önemlidir.
İtiraz yalnızca borcun bir bölümüne ilişkinse, kabul edilen bölüm yönünden takip devam edebilir. İİK m.66’da borçlunun yalnızca borcun bir kısmına itiraz etmesi hâlinde takibin kabul edilen miktar bakımından devam edeceği düzenlenmiştir.
Faize İtiraz Edilebilir mi?
Evet.
Borçlu ana para borcunu kabul ettiği hâlde takipte talep edilen faizin tamamına veya bir bölümüne itiraz edebilir.
Örneğin;
faiz oranının yanlış olduğu,
uygulanması gereken faiz türünün farklı olduğu,
faizin yanlış tarihten başlatıldığı,
temerrüdün henüz gerçekleşmediği
veya yapılan faiz hesabının hatalı olduğu
ileri sürülebilir.
Özellikle ticari alacaklarda faiz türleri ve oranları uyuşmazlığın niteliğine göre farklılaşabileceğinden, yalnızca ana borca bakılarak ödeme emrinin doğru olduğu sonucuna varılmamalıdır.
Takipte yer alan ana para, işlemiş faiz, faiz başlangıç tarihi ve diğer ferilerin ayrı ayrı incelenmesi gerekir.
İmzaya İtiraz Nedir?
Takip bir adi senede dayanıyor ve borçlu senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürüyorsa imzaya itirazın ayrıca ve açıkça yapılması gerekir.
Bu konu son derece önemlidir.
Borçlu yalnızca “borca itiraz ediyorum” şeklinde genel bir ifade kullanır ve senetteki imzayı ayrıca reddetmezse, takip hukuku bakımından imzayı kabul etmiş sayılması sonucuyla karşılaşabilir. İcra hukukunda imzanın inkârının açık şekilde bildirilmesine özel önem verilmektedir.
Bu nedenle takip dayanağında bir sözleşme, borç senedi veya başka bir imzalı belge bulunuyorsa dosyanın dayanak belgeleri görülmeden standart bir itiraz dilekçesi kullanılması riskli olabilir.
Ayrıca kambiyo senetlerine özgü takipte imzaya itirazın usulü genel ilamsız takipten farklıdır. Bu nedenle bono, çek veya poliçeye dayalı takiplerde ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
Yetkiye İtiraz Nedir?
Borçlu, icra takibinin yetkisiz bir icra dairesinde başlatıldığını düşünüyorsa yetkiye itiraz edebilir.
Para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde icra dairesinin yetkisi belirlenirken İİK m.50’nin atfıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetkiye ilişkin hükümleri dikkate alınmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 8 Ekim 2025 tarihli kararında ilamsız icra takiplerinde yetkisizlik iddiasının ödeme emrine itiraz yoluyla ileri sürülmesi gerektiğini ve yetki itirazında yetkili icra dairesinin de gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Bu nedenle “bu icra dairesi yetkisizdir” şeklindeki genel bir beyan her durumda yeterli görülmeyebilir.
Yetki itirazı hazırlanırken takip konusu hukuki ilişkinin niteliğine göre gerçekten hangi icra dairesinin yetkili olduğu ayrıca belirlenmelidir.
İcra Takibine İtiraz Edilirse Ne Olur?
Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde süresi içerisinde yapılan geçerli itiraz takibi durdurur.
Alacaklı artık mevcut takip üzerinden doğrudan haciz talep ederek devam edemez.
Ancak bu durum borcun ortadan kalktığı veya borçlunun davayı kazandığı anlamına gelmez.
İtiraz yalnızca icra takibinin ilerlemesini durdurmaktadır.
Alacaklı, itirazı hükümden düşürmek amacıyla şartlarına göre;
itirazın iptali davası
veya
itirazın kaldırılması
yoluna başvurabilir.
Hangi yolun kullanılabileceği özellikle alacaklının elindeki belgelere göre değişir.
İtirazın İptali Davası Nedir?
Alacaklı, borçlunun itirazının haksız olduğunu düşünüyorsa İİK m.67 kapsamında itirazın iptali davası açabilir.
Kanuna göre alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacağının varlığını genel hükümler çerçevesinde ispat edip itirazın iptalini talep edebilir.
İtirazın iptali davasında mahkeme uyuşmazlığın esasını inceler.
Alacaklı alacağını ispat ederse borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesi mümkün olabilir.
Şartlarının bulunması hâlinde icra inkâr tazminatı da gündeme gelebilir.
Dolayısıyla borçlunun sırf takip dursun düşüncesiyle gerçekte mevcut ve ispatlanabilir bir borca itiraz etmesi de ileride mali sonuçlar doğurabilir.
İtirazın Kaldırılması Nedir?
Alacaklının elinde İcra ve İflas Kanunu’nun aradığı niteliklerde belge bulunması durumunda genel mahkemede itirazın iptali davası açılması yerine icra mahkemesinden itirazın kaldırılması talep edilebilir.
İİK m.68 kapsamında örneğin imzası ikrar edilmiş veya noterlikçe tasdik edilmiş borç ikrarını içeren bazı belgeler bu yol bakımından önem taşımaktadır.
Kanunda belirtilen şartların bulunması hâlinde alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içerisinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir.
İtirazın kaldırılması ile itirazın iptali aynı hukuki yol değildir. Başvuru mercii, inceleme biçimi, süre ve kullanılabilecek belgeler bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.
Yedi Günlük İtiraz Süresi Kaçırılırsa Ne Olur?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte yedi günlük itiraz süresinin geçirilmesi hâlinde takip kesinleşebilir.
Ancak borçlunun kendi kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresi içerisinde itiraz edememesi durumunda gecikmiş itiraz gündeme gelebilir.
İİK m.65’e göre borçlu, kusuru olmaksızın bir engel sebebiyle süresinde itiraz edememişse kanundaki şartların oluşması hâlinde gecikmiş itirazda bulunabilir. Borçlunun engelin ortadan kalktığı tarihten itibaren üç gün içinde mazeretini gösteren delillerle birlikte itirazını bildirmesi gerekir.
Gecikmiş itiraz olağan itiraz süresini kaçıran herkesin kullanabileceği ikinci bir yedi günlük süre değildir.
Borçlunun süresinde itiraz etmesini kusuru olmaksızın engelleyen haklı bir neden bulunması gerekir ve bu husus icra mahkemesi tarafından değerlendirilir.
Tebligat Usulsüzse Ne Olur?
İcra takiplerinde ödeme emrinin tebliği son derece önemlidir. Çünkü itiraz süresi kural olarak tebliğ tarihinden itibaren başlamaktadır.
Borçlu ödeme emrinin kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini düşünüyorsa, doğrudan “itiraz süresini kaçırdım” sonucuna varmadan önce tebligat işleminin hukuka uygunluğu ayrıca değerlendirilmelidir.
Usulsüz tebligat ile gecikmiş itiraz birbirinden farklı hukuki kurumlardır ve başvuru yöntemleri de aynı değildir.
Bu nedenle özellikle UYAP’ta daha önce kesinleşmiş bir icra dosyasının sonradan öğrenilmesi veya borçlunun hiç yaşamadığı bir adrese tebligat yapıldığının düşünülmesi hâlinde tebligat evraklarının incelenmesi önemlidir.
İcra Takibine İtiraz Ederken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Ödeme emri alındığında ilk olarak takip türünün belirlenmesi gerekir.
Ardından ödeme emrinin tebliğ tarihi, ana para miktarı, faiz, takip dayanağı belge, borcun sebebi ve icra dairesinin yetkisi incelenmelidir.
Özellikle;
borcun tamamına mı yoksa bir kısmına mı itiraz edileceği,
faize ayrıca itiraz gerekip gerekmediği,
takip dayanağındaki imzanın borçluya ait olup olmadığı,
yetki itirazında bulunulup bulunulmayacağı
ve takipte zamanaşımı gibi başka bir savunmanın mevcut olup olmadığı değerlendirilmelidir.
İnternetten bulunan standart bir “borca itiraz dilekçesinin” her icra dosyasında aynen kullanılması doğru olmayabilir.
Özellikle imza ve yetki itirazlarının açık şekilde ileri sürülmesi gereken durumlarda eksik hazırlanan bir itiraz daha sonraki aşamada borçlunun savunma imkânlarını sınırlandırabilir.
Sonuç
Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde takibe itiraz edebilir. Süresinde yapılan geçerli itiraz takibi durdurur.
İtiraz borcun tamamına yönelik olabileceği gibi yalnızca belirli bir miktara, faize veya icra dairesinin yetkisine yönelik de olabilir. Takip adi senede dayanıyorsa ve senetteki imza borçluya ait değilse imzaya itirazın ayrıca ve açık şekilde yapılması önemlidir.
Bununla birlikte icra takibine itiraz edilmesi, uyuşmazlığın tamamen sona erdiği anlamına gelmez. Alacaklı şartlarına göre itirazın iptali veya itirazın kaldırılması yoluna başvurabilir.
Öte yandan her icra takibinde aynı itiraz süresi ve aynı başvuru yöntemi uygulanmaz. Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipler ve ilamlı icra takipleri farklı kurallara tabidir.
Bu nedenle ödeme emri veya icra emri tebliğ edildiğinde öncelikle takibin türü, tebliğ tarihi, borcun dayanağı, talep edilen ana para ve faiz ile kullanılabilecek itiraz sebeplerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
İcra hukukunda sürelerin kısa olması nedeniyle özellikle ödeme emrinin tebliğinden sonra gecikmeden hareket edilmesi, hak kaybının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.