Arabuluculuk Nedir? Zorunlu Arabuluculuk, Süreç ve Hukuki Sonuçları
Arabuluculuk Nedir? Zorunlu Arabuluculuk, Süreç ve Hukuki Sonuçları
Hukuki uyuşmazlıkların çözümünde akla ilk gelen yöntem çoğu zaman mahkemeye başvurmaktır. Ancak bir uyuşmazlığın çözümü için her zaman uzun sürebilecek bir dava sürecinin yürütülmesi gerekmeyebilir. Tarafların karşılıklı görüşerek, hak ve menfaatlerini değerlendirerek ve ortak bir çözüm üzerinde anlaşarak uyuşmazlığı sona erdirmeleri de mümkündür.
Türk hukukunda bu amaca hizmet eden en önemli alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biri arabuluculuktur.
Özellikle işçi ve işveren uyuşmazlıkları, ticari uyuşmazlıklar, tüketici uyuşmazlıkları ve kira uyuşmazlıklarında arabuluculuğun yaygınlaşmasıyla birlikte; “Arabuluculuk nedir?”, “Arabulucuya gitmek zorunlu mu?”, “Arabuluculukta anlaşmak zorunda mıyım?”, “Arabuluculukta anlaşamazsak dava açabilir miyiz?” ve “Arabuluculuk anlaşması mahkeme kararı gibi geçerli midir?” soruları sıklıkla gündeme gelmektedir.
Arabuluculuk, temel olarak tarafların uyuşmazlıklarını tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin yardımıyla, kendi iradeleri doğrultusunda çözmeye çalıştıkları bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
Türk hukukunda arabuluculuğun temel düzenlemesi 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunudur. Kanuna göre arabulucu, tarafların iletişim kurmasına ve kendi çözümlerini üretmesine yardımcı olan tarafsız ve bağımsız kişidir. Tarafların çözüm üretemediğinin ortaya çıkması durumunda arabulucunun çözüm önerisinde bulunması da mümkündür. Ancak arabulucu taraflar adına karar veremez.
Arabuluculuk Nedir?
Arabuluculuğun temel amacı taraflardan birinin haklı, diğerinin haksız olduğuna karar vermek değildir.
Bir mahkeme yargılamasında hâkim delilleri değerlendirir, hukuk kurallarını uygular ve taraflar açısından bağlayıcı bir karar verir. Tahkimde de benzer şekilde hakem veya hakem kurulu uyuşmazlığı karara bağlar.
Arabuluculukta ise uyuşmazlığın sonucunu arabulucu değil, taraflar belirler.
Örneğin bir işçi 500.000 TL işçilik alacağı bulunduğunu iddia ederken işveren herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürebilir. Arabulucu bu uyuşmazlıkta “işçi haklıdır” veya “işveren haklıdır” şeklinde karar vermez. Tarafların iddia ve beklentilerini anlamalarına, hukuki ve ekonomik risklerini değerlendirmelerine ve üzerinde anlaşabilecekleri bir çözüm bulunmasına yardımcı olur.
Taraflar anlaşırsa uyuşmazlık anlaşmayla sona erer. Anlaşamazlarsa ise şartları mevcutsa uyuşmazlık mahkemeye taşınabilir.
Zorunlu Arabuluculuk Nedir?
Arabuluculuk konusunda en çok karıştırılan kavramlardan biri zorunlu arabuluculuk veya kanundaki ifadeyle dava şartı arabuluculuktur.
Zorunlu arabuluculuk, tarafların mutlaka anlaşmak zorunda oldukları anlamına gelmez.
Buradaki zorunluluk anlaşmaya değil, dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurmaya ilişkindir.
Kanunda dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmış bir uyuşmazlık söz konusuysa, doğrudan mahkemeye dava açılması mümkün değildir. Öncelikle arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir.
Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığı tespit edilirse dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Arabuluculuk görüşmeleri sonunda anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanakla birlikte mahkemeye başvurulabilir.
Dolayısıyla zorunlu arabuluculuğun anlamı:
“Anlaşmak zorundasınız” değil, “dava açmadan önce arabuluculuk aşamasını tamamlamak zorundasınız” şeklinde ifade edilebilir.
İhtiyari Arabuluculuk Nedir?
Kanunen arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmayan durumlarda tarafların kendi istekleriyle arabuluculuk yoluna başvurmaları ise ihtiyari arabuluculuk olarak adlandırılır.
Taraflar uyuşmazlık ortaya çıktıktan sonra dava açmadan önce arabulucuya başvurabilecekleri gibi belirli şartlarla dava devam ederken de arabuluculuk yolunu tercih edebilirler.
6325 sayılı Kanun uyarınca taraflar, kural olarak üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuğa başvurabilirler. Aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar ise arabuluculuğa elverişli değildir.
Örneğin taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan bir alacak uyuşmazlığı, şirket ortakları arasındaki belirli bir özel hukuk uyuşmazlığı veya tazminat talebi şartların mevcut olması hâlinde ihtiyari arabuluculuk yoluyla çözülebilir.
Hangi Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Zorunludur?
Türk hukukunda dava şartı arabuluculuğun kapsamı zaman içerisinde genişlemiştir.
Başlıca dava şartı arabuluculuk alanları şunlardır:
İşçi ve İşveren Uyuşmazlıkları
Bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacakları ile tazminat talepleri ve işe iade taleplerinde, kanunda belirtilen kapsam içerisinde, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir.
Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, ücret alacakları ve işe iade talepleri bu kapsamda karşılaşılan başlıca uyuşmazlıklardır.
Ancak iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri gibi kanunda istisna tutulan uyuşmazlıklar bulunmaktadır. Bu nedenle yalnızca uyuşmazlığın “iş hukukundan kaynaklanması”, her durumda zorunlu arabuluculuk bulunduğu anlamına gelmez.
Ticari Uyuşmazlıklar
Belirli ticari davalar bakımından da arabuluculuk dava şartıdır.
Güncel TTK m.5/A kapsamında konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, diğer şartların da bulunması hâlinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir. Bu kapsam 1 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle genişletilmiştir.
Özellikle şirketler arasındaki ticari alacaklar, sözleşmeden kaynaklanan ödeme uyuşmazlıkları ve bazı tazminat talepleri bakımından arabuluculuk önemli bir uyuşmazlık çözüm mekanizması hâline gelmiştir.
Tüketici Uyuşmazlıkları
Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda da kanundaki istisnalar dışında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekmektedir.
Bununla birlikte tüketici hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklar, tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar ve kanunda ayrıca belirtilen bazı uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuğun dışında tutulmuştur.
Kira Uyuşmazlıkları
1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar da büyük ölçüde dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır.
Kira bedelinin tespiti, kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklar ve tahliyeye ilişkin pek çok uyuşmazlıkta dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerekir.
Ancak İcra ve İflas Kanunu kapsamında ilamsız icra yoluyla tahliye hükümleri bu düzenlemenin istisnasıdır.
Ortaklığın Giderilmesi, Kat Mülkiyeti ve Komşuluk Hukuku
Taşınır veya taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlıklar ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar da dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gereken uyuşmazlıklar arasındadır.
Bunun yanında tarımsal üretim sözleşmelerinden doğan hukuk uyuşmazlıklarında da özel düzenlemeler uyarınca dava şartı arabuluculuk uygulanmaktadır.
Arabuluculuk Süreci Nasıl Başlar?
Dava şartı arabuluculukta başvuru, kural olarak uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır.
Başvurunun ardından sistem üzerinden bir arabulucu görevlendirilir. Bununla birlikte tarafların listede bulunan belirli bir arabulucu üzerinde anlaşmaları da mümkündür.
Görevlendirilen arabulucu tarafların iletişim bilgilerine ulaşarak tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.
Arabuluculuk görüşmeleri yüz yüze yapılabileceği gibi uygun koşullarda iletişim araçları kullanılarak da gerçekleştirilebilir.
Taraflar görüşmelere bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. Uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilecek uzman kişilerin de görüşmelere katılması mümkündür.
Arabuluculuk Ne Kadar Sürer?
Dava şartı arabuluculukta süreç uzun yıllar devam eden bir yargılama olarak tasarlanmamıştır.
6325 sayılı Kanun’daki genel düzenlemeye göre arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içerisinde sonuçlandırır. Zorunlu hâllerde bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir.
Ancak uyuşmazlığın türüne göre özel süreler öngörülebilir.
Örneğin ticari davalarda arabuluculuk süresi altı hafta, zorunlu hâllerde ise buna ek olarak en fazla iki hafta olarak düzenlenmiştir.
Bu nedenle arabuluculuk süresinin belirlenmesinde uyuşmazlığın hangi kanun kapsamında bulunduğu ayrıca değerlendirilmelidir.
Arabuluculuk Görüşmeleri Gizli midir?
Arabuluculuğun önemli avantajlarından biri gizlilik ilkesidir.
Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, arabuluculuk kapsamında kendisine sunulan bilgi ve belgeleri gizli tutmakla yükümlüdür. Taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişiler de gizlilik yükümlülüğü altındadır.
Ayrıca arabuluculuk görüşmelerinde yapılan belirli teklifler, açıklamalar ve kabuller daha sonra açılacak bir hukuk davasında veya tahkim yargılamasında kural olarak delil olarak kullanılamaz.
Örneğin bir tarafın arabuluculuk görüşmesi sırasında sırf uyuşmazlığı sona erdirmek amacıyla belirli bir miktar ödeme teklif etmesi, tek başına borcu kabul ettiği şeklinde değerlendirilerek sonraki davada aleyhine kullanılamaz.
Bu özellik, tarafların müzakereleri daha serbest biçimde yürütmesini sağlar.
Arabuluculukta Anlaşmak Zorunlu mudur?
Hayır.
Dava şartı arabuluculukta dahi anlaşma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Taraflar süreci sonunda anlaşabilecekleri gibi anlaşamayabilirler. Arabulucunun taraflardan birini belirli bir anlaşmayı kabul etmeye zorlaması mümkün değildir.
Bu nedenle bir kişinin arabuluculuk toplantısına katılması, karşı tarafın iddiasını kabul ettiği anlamına gelmez.
Ancak dava şartı arabuluculuk kapsamında ilk toplantıya geçerli bir mazeret olmadan katılmamanın, daha sonra açılacak davada yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden hukuki sonuçları bulunmaktadır. 2024 yılında yapılan değişiklik sonrasında bu sonuçlar yeniden düzenlenmiştir. Özel kanunlardaki istisnalar ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle “nasıl olsa anlaşmayacağım” düşüncesiyle arabuluculuk davetinin tamamen cevapsız bırakılması doğru bir yaklaşım olmayabilir.
Arabuluculukta Anlaşma Sağlanırsa Ne Olur?
Taraflar uyuşmazlığın tamamında veya belirli bir bölümünde anlaşabilirler.
Anlaşmanın kapsamını taraflar belirler ve anlaşma sağlanması hâlinde bir arabuluculuk anlaşma belgesi düzenlenebilir.
Arabuluculuk sonunda üzerinde anlaşmaya varılan hususlar hakkında tarafların daha sonra dava açması kural olarak mümkün değildir.
Bazı koşullarda anlaşma belgesi ayrıca mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alınması suretiyle ilam niteliğinde belge hâline getirilebilir.
Üstelik kanunun aradığı imza koşullarının bulunduğu bazı hâllerde icra edilebilirlik şerhi alınmaksızın da anlaşma belgesinin ilam niteliğinde belge sayılması mümkündür.
Bu nedenle arabuluculuk anlaşması yalnızca taraflar arasında yapılan sıradan bir “iyi niyet protokolü” olarak görülmemelidir. İmzalanan metnin önemli ve bağlayıcı hukuki sonuçları olabilir.
Taşınmaz Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Mümkün müdür?
Mevzuatta yapılan değişikliklerle birlikte taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıkların da arabuluculuğa elverişli olduğu açıkça düzenlenmiştir.
Bu tür anlaşmalarda kanunda özel güvenceler bulunmaktadır ve anlaşma belgesi bakımından icra edilebilirlik şerhi alınması zorunludur.
2024 yılında yapılan değişiklikle, gerekli icra edilebilirlik şerhinin alınmasından sonra anlaşma belgesinin taraflarından birinin tapu müdürlüğünden tescil talebinde bulunabilmesine ilişkin düzenleme de getirilmiştir.
Bu durum özellikle mirasçılar veya paydaşlar arasındaki bazı taşınmaz uyuşmazlıklarının dava dışında çözümlenmesi açısından önemli bir imkân sağlayabilir.
Arabuluculuğun Avantajları Nelerdir?
Arabuluculuğun en önemli özelliği uyuşmazlığın sonucunun üçüncü bir kişi tarafından dayatılmaması, çözümün taraflar tarafından oluşturulmasıdır.
Mahkemenin verebileceği karar çoğunlukla hukuki taleplerle sınırlıyken arabuluculukta taraflar, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydıyla daha esnek çözümler geliştirebilir.
Örneğin ticari bir borcun tamamının hemen ödenmesi yerine taksitlendirilmesi, tarafların devam eden ticari ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi veya uyuşmazlığın belirli bölümlerinin karşılıklı tavizlerle sona erdirilmesi mümkün olabilir.
Arabuluculuğun öne çıkan avantajları arasında daha kısa sürede çözüm ihtimali, gizlilik, tarafların süreç üzerinde kontrol sahibi olması, ticari ve kişisel ilişkilerin korunabilmesi ve dava masraflarının önüne geçilebilmesi sayılabilir.
Bununla birlikte arabuluculuk her uyuşmazlıkta mutlaka anlaşmayla sonuçlanacak bir yöntem değildir. Anlaşmanın tarafın hukuki ve ekonomik menfaatlerine uygun olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Arabuluculukta Avukat Gerekli midir?
Arabuluculuk görüşmesine avukatla katılmak her durumda zorunlu değildir. Ancak özellikle önemli miktardaki alacaklar, ticari uyuşmazlıklar, işçilik alacakları, kira uyuşmazlıkları ve taşınmaz uyuşmazlıklarında anlaşma metninin hukuki sonuçlarının önceden değerlendirilmesi önem taşır.
Çünkü arabuluculukta yalnızca “ne kadar para ödeneceği” kararlaştırılmaz.
Ödeme tarihi, taksitler, faiz, feragat ve ibra hükümleri, temerrüt durumunda ne olacağı, uyuşmazlığın hangi bölümünün sona erdiği, hangi hakların saklı tutulduğu ve anlaşmanın icra edilebilirliği gibi konular ileride ciddi sonuçlar doğurabilir.
Örneğin tarafın yalnızca belirli bir alacak kaleminde anlaşmak isterken hazırlanacak metin nedeniyle uyuşmazlıktan kaynaklanan diğer haklarından da vazgeçmesi istenmeyen bir sonuç yaratabilir.
Bu nedenle özellikle yüksek değerli veya hukuken karmaşık uyuşmazlıklarda arabuluculuk sürecinin yalnızca toplantıya katılmak olarak değil, müzakere ve sözleşme süreci olarak değerlendirilmesi gerekir.
Sonuç
Arabuluculuk, uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan veya devam eden dava sırasında tarafların karşılıklı müzakereleri yoluyla çözümlenmesine imkân sağlayan önemli bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
Türk hukukunda bazı uyuşmazlıklarda arabuluculuk tamamen tarafların tercihine bırakılmışken; iş uyuşmazlıkları, belirli ticari uyuşmazlıklar, tüketici uyuşmazlıkları, kira uyuşmazlıkları, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşuluk hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar ile bazı özel kanunlarda düzenlenen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı hâline getirilmiştir.
Bununla birlikte zorunlu arabuluculuk, tarafların mutlaka anlaşması gerektiği anlamına gelmez. Taraflar anlaşamazsa son tutanak düzenlenir ve kanuni şartların mevcut olması hâlinde uyuşmazlık mahkemeye taşınabilir.
Anlaşma sağlanması durumunda ise hazırlanacak anlaşma belgesi tarafların gelecekteki haklarını doğrudan etkileyebilir ve belirli koşullarda ilam niteliğinde belge gücüne sahip olabilir. Bu sebeple arabuluculuk görüşmeleri sırasında yalnızca uyuşmazlığın mevcut durumunun değil, yapılacak anlaşmanın ileride doğurabileceği hukuki sonuçların da değerlendirilmesi önem taşımaktadır.