Single Blog Title

This is a single blog caption

Uyuşturucu Madde Suçlarında Etkin Pişmanlık Hükümleri

Uyuşturucu Madde Suçlarında Etkin Pişmanlık Hükümleri

Uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları, Türk Ceza Kanunu’nda kamu sağlığına karşı suçlar arasında düzenlenmiş ve özellikle uyuşturucu madde imal ve ticareti bakımından oldukça ağır yaptırımlar öngörülmüştür. Bununla birlikte kanun koyucu, uyuşturucu suçlarının çoğu zaman birden fazla kişi tarafından, gizlilik içerisinde ve belirli bir tedarik zinciri kapsamında işlendiğini dikkate alarak suçun ortaya çıkarılmasını kolaylaştıran özel bir etkin pişmanlık sistemi kabul etmiştir.

Uyuşturucu madde suçlarında etkin pişmanlık hükümleri esas olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 192. maddesinde düzenlenmektedir. Düzenleme; suçun resmî makamlar tarafından öğrenilmesinden önce yapılan bildirimler, suç öğrenildikten sonra gerçekleştirilen iş birliği ve uyuşturucu kullanan kişinin tedavi olmak amacıyla kendiliğinden başvurması bakımından birbirinden farklı hukuki sonuçlar öngörmektedir. Bazı hâllerde fail hakkında hiç cezaya hükmedilmezken bazı hâllerde verilecek cezada dörtte birden yarıya kadar indirim yapılabilmektedir.

Bu nedenle uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık değerlendirmesinde yalnızca kişinin “suçu kabul etmiş olması” yeterli değildir. Verilen bilginin zamanı, içeriği, soruşturmaya sağladığı katkı ve daha önce kolluk makamları tarafından bilinip bilinmediği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

1. Etkin Pişmanlık Nedir?

Etkin pişmanlık, suç tamamlandıktan sonra failin gerçekleştirdiği belirli davranışlara kanunun özel bir hukuki sonuç bağlamasıdır. Bu yönüyle etkin pişmanlık, TCK m.36’da düzenlenen gönüllü vazgeçmeden ayrılmaktadır. Gönüllü vazgeçmede suç henüz tamamlanmamışken fail suçun icrasından vazgeçmekte veya neticenin gerçekleşmesini önlemektedir. Etkin pişmanlıkta ise kural olarak suç tamamlanmıştır; ancak fail daha sonra suçun ortaya çıkarılmasına, diğer faillerin yakalanmasına, suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesine veya kendi tedavisine yönelik kanunda belirtilen davranışları gerçekleştirmektedir.

Uyuşturucu suçlarındaki düzenlemenin temel amacı, özellikle uyuşturucu ticaretinin arkasındaki tedarik ilişkilerinin ortaya çıkarılması ve uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesinin kolaylaştırılmasıdır. Bu nedenle yalnızca failin subjektif anlamda “pişman olduğunu” söylemesi yeterli değildir. Pişmanlığın kanunun aradığı biçimde somut bir yardım veya katkıya dönüşmesi gerekir.

Başka bir ifadeyle, sanığın mahkemede “pişmanım” şeklinde beyanda bulunması TCK m.192’nin uygulanması için tek başına yeterli değildir. Buna karşılık, hakkında yeterli delil bulunmayan bir kişinin uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu açıklayarak kendi suçunun ortaya çıkmasını sağlaması veya bilinmeyen suç ortakları hakkında somut bilgiler vermesi belirli koşullarda etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay uygulamasında da kurumun değerlendirilmesinde verilen bilginin soruşturmaya sağladığı gerçek katkıya önem verilmektedir.

2. TCK Madde 192’nin Sistematiği

TCK m.192 dört ayrı etkin pişmanlık hâli öngörmektedir.

Birinci fıkra uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçuna iştirak eden kişiler bakımından, suç resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce yapılan bildirimleri düzenlemektedir.

İkinci fıkra kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişinin, suç resmî makamlarca öğrenilmeden önce uyuşturucuyu temin ettiği kişilere ilişkin bilgi vermesini düzenlemektedir.

Üçüncü fıkra ise suç resmî makamlar tarafından öğrenildikten sonra gerçekleştirilen etkin iş birliği bakımından cezada indirim öngörmektedir.

Dördüncü fıkra uyuşturucu kullanan kişinin hakkında soruşturma başlatılmadan önce tedavi amacıyla resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına kendiliğinden başvurmasına ilişkin özel bir cezasızlık hâlidir. 2016 yılında yapılan değişiklikle sağlık kuruluşlarına başvuru açıkça madde kapsamına alınmış ve bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensupları yönünden TCK m.279 ve m.280 kapsamındaki bildirim yükümlülüğünün doğmayacağı belirtilmiştir.

Dolayısıyla uygulamada ilk olarak etkin pişmanlık davranışının hangi fıkra kapsamına girdiğinin belirlenmesi gerekmektedir.

3. Uyuşturucu Madde Ticareti Suçunda Suç Öğrenilmeden Önce Etkin Pişmanlık

TCK m.192/1 uyuşturucu madde imal ve ticareti suçları bakımından en önemli cezasızlık hükümlerinden biridir.

Düzenlemeye göre uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçuna iştirak etmiş kişi, durum resmî makamlar tarafından öğrenilmeden önce diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri yetkili mercilere bildirirse ve verilen bilgi sonucunda suç ortakları yakalanır veya uyuşturucu madde ele geçirilirse kişi hakkında cezaya hükmolunmaz.

Buradaki en önemli hususlardan biri zamanlamadır.

Failin verdiği bilgi, suçun resmî makamlar tarafından öğrenilmesinden önce verilmelidir. Kolluk veya Cumhuriyet Başsavcılığı zaten ilgili uyuşturucu ticareti faaliyetinden haberdarsa artık birinci fıkradaki tam cezasızlık hükmü yerine şartları bulunması hâlinde m.192/3 kapsamında cezada indirim gündeme gelecektir.

İkinci önemli şart verilen bilginin sonuç doğurmasıdır. Kanun yalnızca soyut bir ihbarı yeterli görmemektedir. Verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması gerekmektedir.

Örneğin uyuşturucu ticaretine iştirak etmiş bir kişinin henüz kolluk makamlarının herhangi bir bilgisi bulunmazken Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak uyuşturucunun saklandığı depoyu, birlikte hareket ettiği kişileri ve sevkiyatın gerçekleştirileceği yeri bildirmesi ve bu bilgiler sonucunda uyuşturucunun ele geçirilmesi hâlinde TCK m.192/1 gündeme gelebilecektir.

Buna karşılık yalnızca isim verilmesi, verilen kişinin bulunmasını sağlayacak hiçbir somut bilginin paylaşılmaması veya zaten kolluk tarafından bilinen hususların tekrar edilmesi her somut olayda etkin pişmanlık için yeterli kabul edilmeyebilir.

4. Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurmada Suç Öğrenilmeden Önce Etkin Pişmanlık

TCK m.192/2 kullanıcı konumundaki kişi bakımından ayrı bir etkin pişmanlık hükmü getirmiştir.

Kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi; resmî makamlar suçtan haberdar olmadan önce uyuşturucu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini bildirir ve bu bilgi suçluların yakalanmasını veya uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa hakkında cezaya hükmolunmaz.

Bu hüküm uyuşturucu kullanıcısının cezalandırılmasından çok uyuşturucunun kaynağına ulaşılmasını teşvik eden bir düzenlemedir.

Örneğin uyuşturucu kullanan kişinin hakkında henüz herhangi bir soruşturma bulunmazken kolluğa başvurup uyuşturucuyu belirli bir kişiden aldığını, satışın gerçekleştirildiği yeri ve zamanı açıklaması ve verilen bilgiler üzerinden satıcıya veya uyuşturucu maddelere ulaşılması durumunda m.192/2 uygulanabilecektir.

Ancak uyuşturucunun kimden temin edildiğinin soyut biçimde söylenmesi yeterli değildir. Verilen bilginin belirli ölçüde doğrulanabilir ve soruşturmanın ilerlemesine elverişli olması gerekir.

Burada TCK m.191 ile TCK m.192 birbirinden ayrılmalıdır. TCK m.191 kapsamında kullanmak için uyuşturucu satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma fiili bakımından güncel sistemde kural olarak soruşturma aşamasında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve en az bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanması öngörülmektedir. TCK m.192 ise şartlarının bulunması hâlinde bundan ayrı olarak etkin pişmanlığa bağlı cezasızlık veya ceza indirimi sonucunu düzenlemektedir.

5. Suç Resmî Makamlar Tarafından Öğrenildikten Sonra Etkin Pişmanlık

Uygulamada en çok karşılaşılan etkin pişmanlık türü TCK m.192/3 kapsamındaki düzenlemedir.

Kanuna göre suç resmî makamlar tarafından haber alındıktan sonra kişi gönüllü olarak suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım ederse, hakkında verilecek ceza yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadar indirilir.

Birinci ve ikinci fıkralardan farklı olarak burada tam bir cezasızlık söz konusu değildir. Fail cezalandırılmaya devam edilmekte ancak belirlenen temel ceza üzerinden yüzde 25 ile yüzde 50 arasında indirim uygulanmaktadır.

Bu hüküm açısından dört unsur özellikle önem taşımaktadır:

Gönüllülük, bilginin somutluğu, soruşturmaya katkı ve zamanlama.

Kişi yakalanmış olsa dahi etkin pişmanlıktan yararlanabilir. Yakalanmış olmak, açıklamaların gönüllü olmasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Önemli olan, kişinin soruşturma makamlarının zaten sahip olmadığı bilgi veya delilleri kendi iradesiyle paylaşması ve bu suretle suçun ortaya çıkarılmasına gerçekten katkı sağlamasıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu da TCK m.192/3 bakımından soruşturmanın başlamasından sonra suçun ortaya çıkarılmasına veya fail ve diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet eden kişinin indirimden yararlanabileceğini, ancak yardımın gönüllü olması gerektiğini belirtmektedir. Etkin pişmanlığın hukuken dikkate alınabilmesi için yardımın hüküm verilmeden önce gerçekleştirilmesi gerektiği de Yargıtay uygulamasında vurgulanmaktadır.

6. Suçu Kabul Etmek Tek Başına Etkin Pişmanlık Sayılır mı?

Uyuşturucu davalarında en sık karşılaşılan tartışmalardan biri budur.

Her ikrar etkin pişmanlık değildir.

Sanığın kolluk tarafından uyuşturucu satışı sırasında yakalandığı, üzerinde veya aracında uyuşturucu madde bulunduğu, satış işleminin kamera görüntüleri ve fiziki takip tutanaklarıyla tespit edildiği bir olayda yalnızca “madde bana aittir” şeklindeki açıklama kural olarak zaten ortaya çıkarılmış suçun tekrar kabul edilmesinden ibaret olabilir.

Buna karşılık, kişinin ikrarı olmasa suçun kendisi tarafından işlendiğini ortaya koymaya yeterli delil bulunmayan bir durumda yapılan açıklama farklı değerlendirilebilir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin çeşitli kararlarında bu ayrım açık şekilde görülmektedir. Örneğin hakkında yeterli ve kesin delil bulunmayan bir sanığın sakladığı uyuşturucu maddeleri kendi rızasıyla teslim ederek diğer kişilere uyuşturucuyu kendisinin temin ettiğini açıklaması, kendi suçunun ortaya çıkarılmasına hizmet olarak kabul edilmiş ve TCK m.192/3’ün uygulanmaması bozma nedeni yapılmıştır.

Benzer şekilde Yargıtay, başka bir kişinin evinde ele geçirilen uyuşturucunun kendisine ait olduğunu açıklayan ve hakkında yeterli delil bulunmayan sanığın kendi suçunun ortaya çıkmasını sağladığı olayda etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Dolayısıyla temel soru şudur:

Sanığın verdiği bilgi olmasaydı suç aynı kapsam ve kesinlikte ortaya çıkarılabilecek miydi?

Cevap olumsuzsa etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma ihtimali önemli ölçüde güçlenmektedir.

7. Uyuşturucu Maddenin Kendiliğinden Teslim Edilmesi

Uyuşturucu suçlarında diğer önemli tartışma, kolluk görevlilerinin kişinin yanına geldiği sırada uyuşturucu maddenin kendiliğinden teslim edilmesidir.

Her teslim otomatik olarak etkin pişmanlık oluşturmaz. Olayın gelişimine bakılması gerekir.

Örneğin kişinin üzerinde henüz adli arama yapılmamışken, kolluğun yalnızca kimlik kontrolü veya şüphe nedeniyle yaklaşması üzerine uyuşturucu maddeyi kendiliğinden teslim etmesi hâlinde, madde başka şekilde bulunamayacak veya kişinin suçla bağlantısı henüz belirlenemeyecek durumdaysa TCK m.192/3 bakımından ciddi bir değerlendirme yapılmalıdır.

Yargıtay kararlarında, hakkında uyuşturucu ticareti yaptığına yönelik yeterli delil bulunmayan kişilerin kendi açıklamaları veya gönüllü teslimleriyle suçlarının ortaya çıkmasını sağlamaları etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Ancak kolluğun hukuka uygun bir arama kapsamında uyuşturucunun yerini zaten belirlemiş olması ile failin henüz herhangi bir arama gerçekleştirilmeden sakladığı uyuşturucuyu kendiliğinden gösterip teslim etmesi aynı hukuki sonucu doğurmayabilir.

Bu nedenle uyuşturucu dosyalarında yakalama, durdurma ve arama tutanaklarının kronolojik sırası etkin pişmanlık savunması bakımından son derece önemlidir.

8. Suç Ortağının İsmini Vermek Yeterli midir?

Uygulamada sanıklar sıklıkla uyuşturucu maddeyi kimden aldıklarını açıklamaktadır. Ancak yalnızca bir kişinin adının verilmesi her durumda etkin pişmanlık anlamına gelmez.

Örneğin yalnızca “Ahmet isimli birinden aldım” şeklindeki, kişinin soyadı, adresi, telefon numarası, sosyal medya hesabı veya bulunabileceği yer hakkında hiçbir somut veri içermeyen açıklamanın soruşturma makamlarına gerçek bir katkı sağlayıp sağlamadığı tartışılacaktır.

Buna karşılık kişinin açık kimliği, telefon numarası, uyuşturucu satışının gerçekleştirildiği adres, kullanılan araç, depolama yeri, teslim yöntemi veya benzeri somut bilgiler verilmiş ve bunların sonucunda uyuşturucu satıcısına ulaşılmışsa etkin pişmanlık şartlarının oluşması çok daha güçlü bir ihtimaldir.

Burada önemli olan verilen bilginin yalnızca “doğru olması” değil, aynı zamanda işlevsel olmasıdır.

Mahkeme, failin verdiği bilgilerin uyuşturucu suçunun ortaya çıkarılmasına veya diğer faillerin yakalanmasına fiilen katkı sağlayıp sağlamadığını araştırmalıdır.

9. Zaten Kolluk Tarafından Bilinen Bilgilerin Verilmesi

Etkin pişmanlık bakımından diğer kritik mesele, verilen bilginin kolluk tarafından daha önce bilinip bilinmediğidir.

Uyuşturucu ticareti soruşturmaları çoğu zaman teknik takip, fiziki takip, iletişim kayıtları, gizli soruşturmacı işlemleri veya başka şüphelilerin ifadeleri üzerinden yürütülmektedir. Sanığın daha sonra kolluğun zaten bildiği kişileri söylemesi her zaman soruşturmaya yeni bir katkı anlamına gelmez.

Bu sebeple etkin pişmanlık değerlendirmesinde sanığın beyan tarihi ile kolluğun sahip olduğu bilgi ve delillerin tarihleri karşılaştırılmalıdır.

Örneğin sanık 10 Mayıs tarihinde “uyuşturucuyu X kişisinden aldım” demiş ancak kolluk 1 Mayıs tarihinden itibaren X kişisini aynı olay nedeniyle teknik ve fiziki takip altında tutuyorsa sanığın beyanının soruşturmaya ne ölçüde yeni bir katkı sağladığı ayrıca tartışılmalıdır.

Buna karşılık kolluk yalnızca sanığın uyuşturucu taşıdığını biliyor, maddenin kaynağını bilmiyorsa ve sanığın verdiği bilgiler sonucunda tedarikçiye ulaşılıyorsa m.192/3 bakımından etkin yardım söz konusu olabilir.

10. Etkin Pişmanlıkta Gönüllülük Şartı

TCK m.192/3 açıkça yardımın gönüllü olarak gerçekleştirilmesini aramaktadır.

Ancak gönüllülük kişinin mutlaka kendiliğinden karakola giderek teslim olması anlamına gelmez. Yakalanan veya gözaltına alınan kişi de yakalanmasından sonra kendi iradesiyle verdiği yeni ve faydalı bilgiler nedeniyle etkin pişmanlıktan yararlanabilir.

Bu nedenle “sanık zaten yakalanmıştı, etkin pişmanlık uygulanamaz” şeklindeki yaklaşım tek başına doğru değildir.

Esas olan yakalanmadan sonra yapılan açıklamanın gerçekten suçun ortaya çıkarılmasına veya diğer kişilerin yakalanmasına yardım edip etmediğidir.

Öte yandan kişinin susma hakkı bulunmaktadır. Sanığın etkin pişmanlıktan yararlanmak istememesi veya diğer kişiler hakkında bilgi vermemesi, ayrıca aleyhine bir cezalandırma gerekçesine dönüştürülemez. Etkin pişmanlık kanunun belirli bir davranış karşılığında sunduğu lehe bir imkândır; sanığın diğer savunma haklarının alternatifi değildir.

11. Etkin Pişmanlık İndiriminin Oranı Nasıl Belirlenir?

TCK m.192/3 uyarınca ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadar indirilmektedir.

Dolayısıyla mahkeme yüzde 25 ile yüzde 50 arasında bir indirim uygulayabilir.

Burada yardımın kapsamı belirleyicidir.

Örneğin yalnızca kendi suçunun henüz bilinmeyen küçük bir bölümünü açıklayan kişi ile verdiği ayrıntılı bilgiler sayesinde çok sayıda suç ortağının yakalanmasını, önemli miktarda uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini ve tedarik zincirinin ortaya çıkarılmasını sağlayan kişinin katkısı aynı değildir.

Bu sebeple indirim oranının belirlenmesinde;

verilen bilginin kapsamı, bilginin daha önce bilinip bilinmediği, ele geçirilen uyuşturucu miktarı, yakalanan kişi sayısı, açıklamanın soruşturmadaki önemi ve suçun aydınlatılmasına sağlanan katkı birlikte değerlendirilmelidir.

Mahkemenin indirim oranını belirlerken somut olayla bağlantılı bir gerekçe ortaya koyması gerekir.

12. Uyuşturucu Kullanan Kişinin Tedavi İçin Başvurması

TCK m.192/4 uyuşturucu kullanan kişiler bakımından ceza politikasının farklı bir yönünü ortaya koymaktadır.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın alma, kabul etme veya bulundurma nedeniyle soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse cezaya hükmolunmaz.

2016 yılında 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle “sağlık kuruluşlarına” başvuru da açık şekilde hükme eklenmiştir. Ayrıca bu durumda kamu görevlileri ve sağlık mesleği mensuplarının TCK m.279 ve m.280 kapsamındaki suçu bildirme yükümlülüğünün doğmayacağı kabul edilmiştir.

Bu düzenlemenin amacı uyuşturucu bağımlılığı bulunan kişilerin cezai soruşturma korkusuyla tedaviden kaçınmalarının önüne geçmektir.

Ancak burada zamanlama yine belirleyicidir.

Kişi hakkında uyuşturucu kullanmak veya kullanmak amacıyla bulundurmak nedeniyle soruşturma başlatıldıktan sonra yalnızca tedaviye başvurmak suretiyle m.192/4’teki tam cezasızlık hükmünden yararlanamaz. Böyle bir durumda TCK m.191 kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi, denetimli serbestlik ve gerektiğinde tedavi hükümleri ayrıca gündeme gelecektir. Güncel TCK m.191 sisteminde soruşturma aşamasında beş yıllık kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve en az bir yıllık denetimli serbestlik sistemi bulunmaktadır.

13. TCK 191 ile TCK 192 Arasındaki Fark

Uyuşturucu kullanma suçlarında bu iki madde uygulamada sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır.

TCK m.191 esas olarak kullanmak amacıyla uyuşturucu satın alma, kabul etme, bulundurma veya uyuşturucu kullanma suçunun yaptırımını ve soruşturma usulünü düzenlemektedir.

TCK m.192 ise uyuşturucu suçlarına özgü etkin pişmanlık hükümlerini içermektedir.

TCK m.191 kapsamındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi, kişinin mutlaka uyuşturucuyu kimden aldığını açıklamasına bağlı değildir. Buna karşılık TCK m.192/2 kapsamında tam cezasızlıktan yararlanmak isteyen kişinin uyuşturucunun kaynağı hakkında kanunun aradığı nitelikte bilgi vermesi ve bu bilginin suçluların yakalanmasını veya uyuşturucunun ele geçirilmesini kolaylaştırması gerekir.

Dolayısıyla iki kurumun şartları ve hukuki sonuçları birbirinden farklıdır.

14. Uyuşturucu Madde Ticareti Davalarında Savunma Açısından Etkin Pişmanlığın Önemi

Uyuşturucu madde ticareti suçunda öngörülen cezaların ağırlığı dikkate alındığında TCK m.192/3 kapsamındaki yüzde 25 ila yüzde 50 oranındaki indirim sanığın sonuç cezasını önemli ölçüde değiştirebilir.

Ancak etkin pişmanlık savunması yapılırken dosyanın bütünlüğü gözden kaçırılmamalıdır.

Özellikle sanığın suçlamayı kabul edip etmediği, hakkında etkin pişmanlık beyanından önce ne tür deliller bulunduğu, uyuşturucunun nasıl ele geçirildiği, sanığın hangi bilgileri ilk kez verdiği ve bu bilgilerin soruşturma sonucunda nasıl kullanıldığı tek tek incelenmelidir.

Savunma açısından yalnızca “müvekkil etkin pişmanlık göstermiştir” şeklindeki soyut bir ifade yeterli değildir.

Daha güçlü bir hukuki değerlendirme için;

sanığın beyanından önce dosyada bulunan deliller, sanığın verdiği yeni bilgiler, bu bilgiler üzerine gerçekleştirilen kolluk işlemleri ve elde edilen yeni deliller arasında nedensellik bağının ortaya konulması gerekir.

Örneğin sanığın verdiği adres üzerine arama yapılmış ve uyuşturucu ele geçirilmişse ilgili ifade tutanağı, arama kararı, arama tutanağı ve el koyma tutanağının kronolojik olarak birlikte değerlendirilmesi etkin pişmanlık talebini önemli ölçüde güçlendirebilir.

15. Yargıtay Uygulamasında Temel Yaklaşım

Yargıtay’ın uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlığa ilişkin yaklaşımında özellikle bir prensip öne çıkmaktadır:

Failin açıklamasının suçun ortaya çıkarılmasına gerçek bir katkı sağlaması gerekir.

Ancak bu katkı yalnızca başka suçluların yakalanması şeklinde ortaya çıkmak zorunda değildir. Bazı olaylarda sanığın kendi suçunun ortaya çıkarılmasını sağlayan ikrarı da etkin pişmanlık kapsamında kabul edilmektedir.

Nitekim Yargıtay 10. Ceza Dairesi, hakkında yeterli delil bulunmayan sanığın kendi rızasıyla uyuşturucu maddeleri teslim ederek uyuşturucuyu diğer sanıklara kendisinin temin ettiğini açıklamasını m.192/3 kapsamında değerlendirmiştir.

Yine başka bir kararda, başka kişinin evinde bulunan uyuşturucunun kendisine ait olduğunu açıklayarak kendi suçunun ortaya çıkarılmasını sağlayan sanık bakımından etkin pişmanlık uygulanmaması bozma nedeni kabul edilmiştir.

Ceza Genel Kurulu ise m.192/3 bakımından yardımın gönüllü olması, suçun meydana çıkarılmasına veya faillerin yakalanmasına katkı sağlaması ve etkin pişmanlığın zamanında gerçekleştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Dolayısıyla uyuşturucu davalarında etkin pişmanlık değerlendirmesi şekli değil, esas itibarıyla somut olay ve delil temelli yapılmalıdır.

16. Sonuç

Uyuşturucu madde suçlarında etkin pişmanlık, Türk ceza hukukunda sanık lehine son derece önemli sonuçlar doğurabilen özel bir kurumdur. Ancak TCK m.192 kapsamında etkin pişmanlığın uygulanması yalnızca kişinin suçunu kabul etmesine veya pişman olduğunu açıklamasına bağlı değildir.

Suç resmî makamlar tarafından öğrenilmeden önce uyuşturucu ticaretine ilişkin etkili bilgi verilmesi durumunda TCK m.192/1; kullanmak amacıyla uyuşturucu bulunduran kişinin uyuşturucunun kaynağını açıklaması hâlinde m.192/2 kapsamında cezaya hükmolunmaması mümkün olabilir.

Suçun resmî makamlar tarafından öğrenilmesinden sonra ise failin gönüllü biçimde suçun ortaya çıkarılmasına veya diğer faillerin yakalanmasına hizmet ve yardım etmesi hâlinde TCK m.192/3 uyarınca verilecek cezanın dörtte birden yarısına kadar indirilmesi mümkündür.

Uyuşturucu kullanan kişinin henüz hakkında soruşturma başlatılmadan önce tedavi amacıyla resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurması ise m.192/4 kapsamında ayrıca cezasızlık sonucunu doğurabilir.

Özellikle uyuşturucu ticareti davalarında etkin pişmanlığın uygulanıp uygulanmayacağı belirlenirken sanığın ilk ifadesinden önce hakkında hangi delillerin bulunduğu, uyuşturucu maddenin nasıl ele geçirildiği, sanığın verdiği bilgilerin daha önce bilinip bilinmediği ve bu bilgiler sonucunda hangi yeni delillere veya faillere ulaşıldığı ayrıntılı olarak incelenmelidir.

Sonuç olarak etkin pişmanlıkta belirleyici unsur yalnızca ikrar değil, suçun aydınlatılmasına sağlanan gerçek ve somut katkıdır. Bu nedenle TCK m.192’nin uygulanması her uyuşturucu dosyasında olayın kronolojisi, delillerin elde edilme biçimi ve sanığın açıklamalarının soruşturmaya etkisi üzerinden ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Leave a Reply

Call Now Button