KOSGEB Desteklerinde Usulsüzlük İddiası ve Hukuki Sorumluluk
KOSGEB desteklerinden yararlanan işletmeler, başvuru aşamasından projenin tamamlanmasına ve destek sonrası denetimlere kadar KOSGEB mevzuatına, taahhütname hükümlerine ve kurul kararlarına uygun hareket etmekle yükümlüdür.
Başvuru bilgilerinin gerçeğe aykırı olduğunun, desteklenen mal veya hizmetin gerçekte alınmadığının, faturaların yanıltıcı nitelikte bulunduğunun ya da desteklenen makinenin başka bir işletmeye devredildiğinin tespit edilmesi durumunda işletme hakkında “uygunsuzluk” işlemi başlatılabilir.
Uygulamada bu durum çoğunlukla “KOSGEB usulsüzlük soruşturması” veya “KOSGEB usulsüzlük incelemesi” olarak adlandırılmaktadır. Bununla birlikte KOSGEB mevzuatında kullanılan temel kavram uygunsuzluktur.
Her uygunsuzluk aynı zamanda suç oluşturmaz. Basit bir belge eksikliği, süresinde yapılmayan bildirim veya teknik şartnameye aykırılık idari ve mali sonuç doğurabilirken; sahte fatura, gerçeğe aykırı belge, hileli başvuru veya kamu zararına neden olan kasıtlı davranışlar ceza soruşturmasına da yol açabilir.
Bu nedenle işletme hakkında usulsüzlük iddiası ileri sürüldüğünde idari, mali ve cezai sorumluluk alanlarının birbirinden ayrılarak değerlendirilmesi gerekir.
KOSGEB Uygunsuzluğu Nedir?
KOSGEB Uygunsuzluk Yönergesi’ne göre uygunsuzluk; yararlanıcı veya hizmet sağlayıcının KOSGEB desteklerinden yararlanmak amacıyla veri tabanına kayıt, destek başvurusu, destekten yararlanma veya destek sonrası süreçte mevzuata, sözleşmeye, protokole ya da taahhütnameye aykırı davranmasıdır.
Yönergede ayrıca dolandırıcılık, hile, gerçeğe aykırı beyan, resmî veya özel belgede sahtecilik, resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, belgelerin bozulması veya gizlenmesi gibi suç oluşturabilecek fiiller de uygunsuzluk kapsamında sayılmıştır. Denetim sırasında istenen bilgi, belge ve kayıtların zamanında sunulmaması da uygunsuzluk işlemi başlatılmasına neden olabilir.
Dolayısıyla uygunsuzluk yalnızca işletmeye para ödendikten sonra ortaya çıkmaz. Henüz ödeme yapılmamış olsa dahi başvuru veya değerlendirme sırasında gerçeğe aykırı bir bilgi tespit edilirse işletme hakkında işlem yapılabilir.
Usulsüzlük ile Uygunsuzluk Arasındaki Fark Nedir?
“Usulsüzlük” günlük kullanımda her türlü mevzuata aykırılığı ifade eden geniş bir kavramdır. KOSGEB’in özel mevzuatında ise ağırlıklı olarak “uygunsuzluk” ifadesi kullanılmaktadır.
Uygunsuzluk;
- yalnızca şekli bir belge eksikliğinden,
- proje koşullarına aykırı hareket edilmesinden,
- ödeme veya bildirim sürelerinin kaçırılmasından,
- gerçeğe aykırı beyandan,
- sahte belge kullanılmasından,
- suç oluşturabilecek hileli davranışlardan
kaynaklanabilir.
Bu nedenle işletme hakkında uygunsuzluk tespit edilmiş olması, tek başına yetkililerin suç işlediğinin kesinleştiği anlamına gelmez. Ceza sorumluluğu için Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen suçun bütün maddi ve manevi unsurlarının ayrıca oluşması gerekir.
KOSGEB Uygunsuzluğu Nasıl Tespit Edilir?
Uygunsuzluklar;
- KOSGEB uygulama birimlerince,
- KOSGEB denetim birimlerince,
- diğer kamu kurumlarının denetim birimlerince
yapılan incelemeler sonucunda tespit edilebilir.
İnceleme yalnızca işletmenin sunduğu evraklar üzerinden yapılmayabilir. KOSGEB;
- fatura ve banka dekontlarını,
- elektronik fatura kayıtlarını,
- SGK hizmet dökümlerini,
- ticaret sicili bilgilerini,
- vergi kayıtlarını,
- makine seri numaralarını,
- işletmenin faaliyet adresini,
- yerinde inceleme tutanaklarını,
- tedarikçi şirketin ortaklık yapısını,
- aynı gider için alınmış diğer kamu desteklerini
karşılaştırabilir.
KOSGEB’in kendi incelemesi dışında vergi incelemesi, Sayıştay denetimi, savcılık soruşturması veya başka bir kamu kurumunun raporu üzerine de uygunsuzluk süreci başlayabilir.
Uygunsuzluk Tespit Formu Neden Önemlidir?
KOSGEB tarafından tespit edilen aykırılığın açık, net ve ayrıntılı olarak Uygunsuzluk Tespit Formuna işlenmesi gerekir. Formda genel olarak;
- yararlanıcının bilgileri,
- ilgili destek programı,
- iadesi istenen destek tutarı,
- faiz başlangıç tarihi,
- tespit edilen uygunsuzluk,
- ihlal edilen mevzuat hükümleri,
- varsa suç unsuru
gösterilmektedir.
Yönergeye göre Uygunsuzluk Tespit Formu düzenlenmemiş bir yararlanıcı hakkında KOSGEB Veri Tabanında yasaklama kararı verilemeyeceği gibi hukuki işlem başlatılması da istenemez. Bu nedenle yalnızca genel ifadeler içeren bir yazı gönderilmesi yeterli olmayabilir; tespitin hangi somut eyleme ve hangi mevzuat hükmüne dayandığı açıklanmalıdır.
İşletmenin savunma hazırlayabilmesi için formun ve karara dayanak inceleme raporlarının birer örneğini talep etmesi önemlidir.
KOSGEB Desteklerinde En Sık Karşılaşılan Usulsüzlük İddiaları
Gerçeğe aykırı başvuru bilgisi verilmesi
İşletmenin çalışan sayısı, kuruluş tarihi, NACE kodu, ortaklık yapısı, mali büyüklüğü veya faaliyet alanı hakkında yanlış bilgi vermesi uygunsuzluk oluşturabilir.
Başvuru tarihinde destek koşullarının gerçekte taşınmadığının tespit edilmesi hâlinde yalnızca belirli bir gider değil, ilgili program kapsamında ödenen desteğin tamamı geri istenebilir.
Sahte veya yanıltıcı fatura kullanılması
Gerçekte yapılmayan bir mal veya hizmet alımının yapılmış gibi gösterilmesi, faturadaki malın teslim edilmemesi veya hizmetin sunulmaması ciddi bir uygunsuzluk iddiasıdır.
Fatura gerçek bir şirket tarafından düzenlenmiş olsa dahi ekonomik işlemin gerçekte bulunmaması, faturanın destek alabilmek için şeklen hazırlanması veya bedelin sonradan tedarikçiden geri alınması hileli işlem olarak değerlendirilebilir.
Muvazaalı ödeme yapılması
Fatura bedelinin tedarikçiye banka üzerinden gönderilmesinden sonra aynı tutarın başka bir işlem görünümü altında işletmeye veya şirket ortağına iade edilmesi, desteğin gerçek bir harcamaya dayanmadığı iddiasına neden olabilir.
Yalnızca banka dekontunun bulunması, ödemenin ekonomik açıdan gerçek olduğunu her durumda kanıtlamaz. Malın teslimi, hizmetin sunulması, muhasebe kaydı ve işletmede fiilen kullanılması da araştırılabilir.
Akraba veya ilişkili şirketten alım yapılması
İlgili destek programı yasakladığı hâlde şirket ortağının, yöneticisinin veya yakınlarının sahip olduğu işletmelerden mal ya da hizmet alınması ödeme yapılmamasına ve mevcut ödemenin geri istenmesine yol açabilir.
Şirketlerin farklı ticaret unvanlarına sahip olması, ortaklarının veya yöneticilerinin ilişkili olmadığı anlamına gelmez. Dolaylı ortaklık ve kontrol ilişkileri de incelenebilir.
Aynı gider için birden fazla destek alınması
Aynı faturanın veya aynı harcamanın hem KOSGEB’e hem de başka bir kamu kurumuna sunulması mükerrer destek iddiasına neden olabilir.
Aynı yatırımın farklı giderlerinin farklı kurumlarca desteklenmesi bazı programlarda mümkün olabilse de giderlerin ve ödeme belgelerinin birbirinden açıkça ayrılması gerekir.
Desteklenen makinenin devredilmesi
Destekle alınan makine, teçhizat veya yazılımın mevzuatta öngörülen süre boyunca işletmede bulunması ve proje amacıyla kullanılması gerekebilir.
Makinenin satılması, kiralanması, başka işletmenin kullanımına bırakılması, grup şirketine taşınması veya haciz altında bulunmasına rağmen KOSGEB’e bildirim yapılmaması uygunsuzluk oluşturabilir.
Personelin gerçekte çalışmaması
Personel desteği kapsamında bildirilen kişinin fiilen çalışmaması, yalnızca bordro üzerinde gösterilmesi veya başka bir işletmede de çalışması destek ödemesinin geri istenmesine neden olabilir.
SGK kaydının bulunması tek başına fiilî çalışmayı kesin olarak göstermeyebilir. İşletmedeki görev, devam durumu, ücret ödemesi, iş çıktıları ve çalışma kayıtları incelenebilir.
Belgelerin ibraz edilmemesi
KOSGEB veya denetim görevlilerince istenen bilgi ve belgelerin süresinde sunulmaması da başlı başına uygunsuzluk nedeni olabilir.
Belgenin kaybolduğu, muhasebecide bulunduğu veya eski yönetim tarafından teslim edilmediği ileri sürülecekse bu durum somut kayıtlarla açıklanmalıdır.
Uygunsuzluk Tespit Edilince İşletme Hemen Yasaklanır mı?
KOSGEB uygulama birimi tarafından uygunsuzluk tespit edilmesi hâlinde yararlanıcı veya hizmet sağlayıcı KOBİ Bilgi Sistemi’nde pasif hâle getirilebilir. Bu süreçte;
- yeni destek başvuruları kabul edilmez,
- bekleyen destek ödemeleri durdurulur,
- alacağın muhasebe kayıtlarına alınması için işlem yapılır.
Bu tedbirler, uygunsuzluk tespitinin mali sonuçları kesin olarak çözümlenmeden önce işletmenin desteklerden yararlanmasını fiilen engelleyebilir.
Bu nedenle işletmenin yalnızca geri istenen tutara değil, sistemde pasif hâle getirilme işlemine karşı da süresinde itiraz etmesi gerekebilir.
İşletmeye Eksikliği Giderme Süresi Verilir mi?
Tespit edilen uygunsuzluk giderilebilir nitelikteyse işletmeye uygunsuzluğu gidermesi için 30 gün süre verilir.
Eksikliğin giderilmesi 30 günden daha uzun sürecekse ilk süre içinde talep edilmesi ve yetkili uygulama birimi müdürünce uygun bulunması hâlinde 30 güne kadar ek süre tanınabilir. Eksikliğin giderilmesi durumunda Uygunsuzluk Giderilme Formu düzenlenerek uygunsuzluk süreci sonlandırılır.
Giderilebilir uygunsuzluklara örnek olarak;
- eksik belgenin tamamlanması,
- kayıt uyumsuzluğunun düzeltilmesi,
- bildirim eksikliğinin giderilmesi,
- teknik belgenin sunulması,
- gerekli ruhsat veya izin belgesinin ibrazı
gösterilebilir.
Bununla birlikte sahte belge kullanılması veya gerçekte yapılmayan bir harcamanın yapılmış gibi gösterilmesi gibi eylemler basit bir belge tamamlama yoluyla giderilemeyebilir.
KOSGEB Hangi Tutarı Geri İsteyebilir?
KOSGEB Uygunsuzluk Yönergesi iki temel ayrım yapmaktadır.
Konusu suç teşkil eden bir uygunsuzluk bulunması veya yararlanıcının programın başvuru şartlarını taşımadığının belirlenmesi hâlinde ilgili destek programı kapsamında ödenen desteğin tamamının iadesi istenebilir.
Diğer aykırılıklarda ise kural olarak yalnızca uygunsuzluğun meydana geldiği destek tutarının iadesi talep edilir.
Örneğin beş ayrı makine alımından yalnızca birinde teknik uyumsuzluk bulunuyorsa, diğer giderlerin de uygunsuz olduğuna ilişkin somut bir tespit yoksa yalnızca ilgili makine için yapılan ödemenin geri istenmesi gerekebilir.
Buna karşılık işletmenin başvuru tarihindeki temel uygunluk koşullarını hiç taşımadığı tespit edilirse tüm proje ödemeleri geri istenebilir.
Bu ayrım, idarenin işleminde ölçülülük ilkesine uygun hareket edip etmediğinin değerlendirilmesi bakımından önemlidir.
Geri Ödeme Yasal Faiziyle mi İstenir?
Uygunsuzluk verilen sürede giderilmezse veya giderilmesi mümkün değilse, yapılmış destek ödemesinin yasal faiziyle birlikte iadesi istenebilir.
Uygunsuzluk Tespit Formunda faiz başlangıç tarihinin ayrıca gösterilmesi öngörülmüştür. Formun açıklamasına göre taksitlerin aksatılması hâlinde taksit veya muacceliyet tarihi, diğer hâllerde ise destek ödeme tarihi faiz başlangıcı olarak esas alınabilmektedir.
Bununla birlikte somut uyuşmazlıkta;
- faiz başlangıç tarihinin doğru belirlenip belirlenmediği,
- hangi destek ödemesinin uygunsuzluğa konu olduğu,
- işletmenin kusurunun bulunup bulunmadığı,
- geri istenen tutarın mükerrer hesaplanıp hesaplanmadığı
ayrıca kontrol edilmelidir.
Kamu Zararı Sorumluluğu Doğabilir mi?
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda kamu zararı, mevzuata aykırı karar, işlem veya eylem sonucunda kamu kaynağında artışa engel olunması veya eksilmeye neden olunması şeklinde tanımlanmıştır.
Mal veya hizmet alınmadan ödeme yapılması, transfer niteliğindeki giderlerde fazla veya yersiz ödeme yapılması ve mevzuatta öngörülmediği hâlde ödeme gerçekleştirilmesi kamu zararının belirlenmesinde dikkate alınan durumlardandır. Tespit edilen kamu zararı, ilgili mevzuata göre hesaplanacak faiziyle birlikte sorumlulardan tahsil edilebilir.
Gerçekte alınmayan bir makinenin alınmış gibi gösterilmesi veya sunulmayan hizmet için ödeme alınması durumunda yalnızca KOSGEB desteğinin geri alınması değil, kamu zararı değerlendirmesi de gündeme gelebilir.
5018 sayılı Kanun, yapılmamış iş veya hizmeti yapılmış gibi gösteren gerçek dışı belgeleri bilerek düzenleyen, imzalayan veya onaylayanlar hakkında ceza kanunlarının uygulanacağını da belirtmektedir.
Her Usulsüzlük Dolandırıcılık Suçu Oluşturur mu?
Hayır. Bir işlemin KOSGEB mevzuatına aykırı olması, otomatik olarak dolandırıcılık suçunun oluştuğu anlamına gelmez.
Dolandırıcılık için genel olarak;
- hileli bir davranış,
- bu davranış sonucunda muhatabın aldatılması,
- bir kişi veya kurumun zarar görmesi,
- failin kendisine veya başkasına yarar sağlaması,
- fiilin bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesi
gerekir.
Türk Ceza Kanunu’nda kamu kurum ve kuruluşlarının zararına işlenen dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık kapsamında düzenlenmiştir. Güncel hükümde bu nitelikli hâl bakımından ağır hapis ve adli para cezası öngörülmektedir.
Örneğin işletmenin gerçek bir harcamasına ilişkin faturada sehven yanlış kod bulunması her durumda dolandırıcılık olarak nitelendirilemez. Buna karşılık hiç satın alınmayan bir makine için sahte fatura düzenletilerek KOSGEB’den ödeme alınması, somut olayın özelliklerine göre kamu kurumunun zararına nitelikli dolandırıcılık iddiasına konu olabilir.
Sahte Belge Kullanılmasının Cezai Sonuçları
KOSGEB başvurusunda veya ödeme talebinde sahte belge kullanılması durumunda belgenin niteliğine göre resmî ya da özel belgede sahtecilik suçları gündeme gelebilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 204. maddesinde resmî belgeyi sahte olarak düzenlemek, gerçek bir resmî belgeyi aldatacak şekilde değiştirmek veya sahte resmî belgeyi kullanmak suç olarak düzenlenmiştir.
Özel belgede sahtecilik ise TCK’nın 207. maddesinde yer almaktadır. Resmî belge düzenlemeye yetkili kamu görevlisine yalan beyanda bulunulması da TCK’nın 206. maddesi kapsamında ayrıca değerlendirilir.
Bir belgenin “resmî” veya “özel” belge olup olmadığı belgenin düzenleyeni, hukuki işlevi ve mevzuattaki niteliğine göre belirlenir. Bu nedenle her fatura veya kayıt resmî belge olarak kabul edilmez.
Aynı davranışın hem dolandırıcılık hem de belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığı, belgelerin yalnızca hile aracı olarak kullanılıp kullanılmadığı ve suçlar arasındaki içtima ilişkisi somut dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.
Ceza Sorumluluğu Kime Aittir?
Türk Ceza Kanunu’na göre ceza sorumluluğu şahsidir. Hiç kimse yalnızca şirket ortağı veya yönetici olması nedeniyle başka bir kişinin fiilinden otomatik olarak sorumlu tutulamaz. Suçun oluşması kural olarak kastın, yani kanuni unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesini gerektirir.
Bu nedenle bir KOSGEB dosyasında;
- başvuru formunu kimin hazırladığı,
- elektronik onayı kimin verdiği,
- faturayı kimin temin ettiği,
- ödeme işlemini kimin yaptığı,
- makinenin alınmadığını kimin bildiği,
- muhasebe belgelerini kimin düzenlediği,
- proje danışmanının rolü,
- şirket yöneticisinin bilgi ve talimatı
ayrı ayrı araştırılmalıdır.
Şirket müdürünün yalnızca şirketi temsile yetkili olması, gerçeğe aykırı işlemi bildiğini tek başına göstermeyebilir. Buna karşılık bütün başvuru ve ödeme sürecini yöneten, sahte belge kullanımına talimat veren veya haksız ödemeden haberdar olan yönetici bakımından kişisel ceza sorumluluğu doğabilir.
Mali Müşavir veya KOSGEB Danışmanı Sorumlu Olur mu?
Başvuru ve proje dosyasının bir mali müşavir ya da danışman tarafından hazırlanmış olması, işletme yetkililerini her durumda sorumluluktan kurtarmaz.
İşletme adına elektronik taahhütnameyi veya ödeme talebini onaylayan şirket yetkilisinin belgeleri kontrol etme yükümlülüğü bulunduğu ileri sürülebilir. Bununla birlikte danışmanın veya mali müşavirin;
- sahte belge hazırlaması,
- gerçek dışı kayıt oluşturması,
- işletmeyi yanlış beyanda bulunmaya yönlendirmesi,
- hileli işlemi bilerek planlaması,
- belgenin sahteliğini bilerek sisteme yüklemesi
hâlinde fiile iştirak edip etmediği ayrıca incelenebilir.
Danışmanın yalnızca işletme tarafından verilen belgeleri sisteme aktarması ile sahte belgeyi bizzat hazırlaması veya temin etmesi aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Şirketin Ceza Sorumluluğu Var mıdır?
Türk Ceza Kanunu’na göre tüzel kişiler hakkında doğrudan ceza yaptırımı uygulanamaz. Ceza sorumluluğu, fiili işleyen gerçek kişilere aittir. Bununla birlikte kanunda öngörülen hâllerde tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri uygulanabilir.
Dolandırıcılık sonucunda tüzel kişi lehine haksız menfaat sağlanması hâlinde şirkete özgü güvenlik tedbirleri gündeme gelebilir.
Şirket bakımından ayrıca;
- KOSGEB desteğinin geri alınması,
- sistemde pasif hâle getirilme,
- yeni desteklerden yararlanamama,
- teminatın paraya çevrilmesi,
- kamu alacağının tahsili,
- ticari itibar kaybı
gibi ağır mali ve idari sonuçlar ortaya çıkabilir.
Destek Tutarının Geri Ödenmesi Ceza Sorumluluğunu Kaldırır mı?
Kural olarak destek tutarının geri ödenmesi, suç şüphesini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
KOSGEB Uygunsuzluk Yönergesi’nde suç unsuru taşıyan bir durum tespit edildiğinde, alacağın tahsil edilmesi veya sulh ve taksitlendirme yapılması hâlinde dahi suç duyurusunda bulunulması için dosyanın Hukuk Müşavirliğine gönderilmesi öngörülmektedir. Ödeme yapılmamışsa da suç duyurusu amacıyla dosya Hukuk Müşavirliğine gönderilebilir.
Bununla birlikte zararın giderilmesi, ceza yargılamasında etkin pişmanlık, temel cezanın belirlenmesi veya takdiri indirim nedenleri bakımından somut suç tipine göre sonuç doğurabilir. Bu nedenle ödeme yapılmadan önce hem mali hem de cezai savunma birlikte planlanmalıdır.
KOSGEB’e Borcu Ödemek Suçlamayı Kabul Etmek Anlamına Gelir mi?
İşletme, faiz artışını veya teminatın paraya çevrilmesini önlemek amacıyla talep edilen tutarı ödemeyi düşünebilir. Ancak ödeme yapılırken hukuki konumun açıkça belirtilmesi gerekir.
Borç ve uygunsuzluk iddiası kabul edilmiyorsa ödemenin;
- ihtirazi kayıtla yapıldığı,
- itiraz ve dava haklarından vazgeçilmediği,
- ödemenin yalnızca mali zararın büyümesini engellemek amacı taşıdığı
yazılı olarak bildirilmelidir.
Bununla birlikte ihtirazi kayıt, kaçırılmış bir itiraz veya dava süresini yeniden başlatmaz. İdari ve adli başvuru süreleri ayrıca takip edilmelidir.
Taksitlendirme Yapılabilir mi?
Uygunsuzluk nedeniyle istenen KOSGEB alacağının tamamının ödenmesi veya taksitlendirilmesi mümkündür. Taksitlendirme yapılması ve ilk taksidin peşin ödenmesi sonrasında uygunsuzluk durumu idari yönden sonlandırılabilir. Alacağın ödenmemesi veya taksitlendirilmemesi hâlinde dosya hukuki işlem başlatılmak üzere Hukuk Müşavirliğine gönderilebilir.
Taksitlendirme başvurusu hazırlanırken;
- borcun kabul edilip edilmediği,
- başvurunun ihtirazi kayıt içerip içermediği,
- dava hakkının saklı tutulması,
- ödeme planının şirketin mali gücüne uygunluğu,
- teminatların durumu
açıkça düzenlenmelidir.
KOSGEB Uygunsuzluk İddiasına Nasıl İtiraz Edilir?
İşletme, öncelikle tespitin hangi destek programına ve hangi mevzuat hükmüne dayandığını belirlemelidir.
İtiraz veya savunmada şu hususlara yer verilmelidir:
- Uygunsuzluk tespit formunun tarih ve sayısı,
- Tebliğ tarihi,
- İddia edilen aykırılık,
- KOSGEB’in dayandığı belgeler,
- İşletmenin olayla ilgili açıklaması,
- İşlemin gerçekliğini gösteren deliller,
- İşletmenin kastının bulunmadığına ilişkin hususlar,
- Eksikliğin giderilebilir olup olmadığı,
- Geri istenen tutarın kapsamı,
- Faiz hesabındaki hata,
- Uygulanan yaptırımın ölçüsüzlüğü,
- Destek tutarının tamamının geri istenmesine itirazlar.
İtirazın yalnızca “işlem gerçektir” şeklinde genel ifadelerle yapılması yeterli değildir. Fatura, dekont, teslim tutanağı, seri numarası, fotoğraf, e-posta, nakliye belgesi, stok kaydı ve muhasebe fişi gibi deliller birlikte sunulmalıdır.
İşletme Hangi Belgeleri Toplamalıdır?
Usulsüzlük veya uygunsuzluk iddiasıyla karşılaşan işletme en azından şu belgeleri muhafaza etmelidir:
- Destek başvuru formu,
- Proje dosyası,
- Taahhütname,
- Kurul kararları,
- Revizyon talepleri,
- Ödeme talep formları,
- Fatura ve e-fatura kayıtları,
- Banka dekontları,
- Teklif ve proforma faturalar,
- Satış ve hizmet sözleşmeleri,
- Teslim ve kurulum tutanakları,
- Nakliye belgeleri,
- Makine seri numaraları ve fotoğrafları,
- Demirbaş ve amortisman kayıtları,
- Personel bordroları,
- SGK kayıtları,
- Puantaj ve ücret ödeme belgeleri,
- Ticaret sicili kayıtları,
- Ortaklık ve temsil belgeleri,
- KOSGEB yazışmaları,
- Yerinde inceleme tutanakları,
- E-tebligat ve KBS kayıtları.
Belgelerin sonradan oluşturulması veya gerçeğe aykırı biçimde düzeltilmesi savunmayı güçlendirmek yerine yeni bir sahtecilik iddiasına yol açabilir.
Ceza Soruşturmasında Savunma Nasıl Kurulmalıdır?
KOSGEB’in suç duyurusunda bulunması, işletme yetkilisinin suçlu olduğu anlamına gelmez. Cumhuriyet savcılığı olayın ceza kanununda tanımlanan suçlardan birini oluşturup oluşturmadığını ayrıca araştırır.
Savunmada özellikle;
- işlemin gerçek olup olmadığı,
- mal veya hizmetin teslim edilip edilmediği,
- belgenin sahte olup olmadığı,
- şüphelinin belgenin sahteliğini bilip bilmediği,
- hile kastının bulunup bulunmadığı,
- şüphelinin şirketteki görevi,
- başvuru sürecine fiilen katılıp katılmadığı,
- KOSGEB’in hangi bilgi nedeniyle ödeme yaptığı,
- kamu zararının oluşup oluşmadığı,
- zarar ile şüphelinin eylemi arasındaki bağ
incelenmelidir.
İşletme adına savcılığa verilecek ifade ile KOSGEB’e sunulan idari itirazın birbiriyle çelişmemesi gerekir. İdari dosyada kabul edilen bir husus, ceza soruşturmasında şüpheli aleyhine kullanılabilir.
Uygunsuzluk İşlemine Karşı Dava Açılabilir mi?
KOSGEB tarafından tesis edilen işlemin niteliğine göre idari veya adli yargı gündeme gelebilir.
KOSGEB’in Uygunsuzluk Yönergesi kapsamında tek taraflı kamu gücü kullanarak tesis ettiği yasaklama, pasife alma veya destek geri alma işlemlerinin idari işlem niteliğinde olduğu ileri sürülebilir. Buna karşılık taahhütname, teminat veya borç ilişkisinden doğan bazı uyuşmazlıklar adli yargının görev alanına girebilir.
Danıştay uygulamasında, KOSGEB Uygunsuzluk Yönergesi’ne dayanılarak kamu gücüyle tesis edilen ve sözleşmeden ayrılabilir nitelikte bulunan destek geri alma işlemlerinden doğan uyuşmazlıkların idari yargıda görülmesi gerektiği yönünde kararlar bulunmaktadır.
Bu nedenle dava açılmadan önce uyuşmazlığın;
- başvuru veya ret işleminden,
- uygunsuzluk tespitinden,
- KBS’de pasife alınmadan,
- destek iade kararından,
- taahhütnameden,
- teminatın paraya çevrilmesinden,
- icra takibinden
hangisine ilişkin olduğu belirlenmelidir.
Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi?
KOSGEB işlemi nedeniyle işletmenin bütün destek ödemeleri durmuş, yeni başvuruları engellenmiş veya yüksek tutarlı bir borç tahakkuk ettirilmişse idari davada yürütmenin durdurulması talep edilebilir.
Talebin kabulü için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ile uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması şartlarının birlikte gösterilmesi gerekir.
İşletmenin;
- faaliyetini durdurma riski,
- kredi limitlerinin kapanması,
- teminatın nakde çevrilme ihtimali,
- çalışanların işsiz kalması,
- projenin tamamen sona ermesi,
- yeni destek başvurularının reddedilmesi
gibi sonuçları mali tablolar ve somut belgelerle açıklanmalıdır.
Uygunsuzluk İddiasında Yapılmaması Gereken Hatalar
İşletmelerin bu süreçte en sık yaptığı hatalar şunlardır:
- KOSGEB yazısını cevapsız bırakmak,
- Belge ibraz süresini kaçırmak,
- Yalnızca telefonla açıklama yapmak,
- Savunmayı hiçbir delil sunmadan hazırlamak,
- Muhasebeciyi veya danışmanı genel biçimde suçlamak,
- Sonradan gerçeğe aykırı belge düzenlemek,
- KOSGEB ve savcılık beyanlarında çelişkiye düşmek,
- Borcu ihtirazi kayıt olmadan ödemek,
- Taksitlendirme talebinin sonuçlarını incelememek,
- Dava açılınca tahsilatın otomatik duracağını düşünmek,
- Teminat süresini takip etmemek,
- Şirket yöneticilerinin kişisel ceza sorumluluğunu göz ardı etmek.
KOSGEB Usulsüzlük İddiasında Hukuki Yol Haritası
Usulsüzlük veya uygunsuzluk tespiti yapılan işletmenin izlemesi gereken süreç genel olarak şöyledir:
- Tebliğ tarihi ve cevap süresi belirlenir.
- Uygunsuzluk Tespit Formu ve inceleme raporu temin edilir.
- İddia edilen her aykırılık ayrı ayrı incelenir.
- Başvuru tarihindeki KOSGEB mevzuatı tespit edilir.
- İşlemin gerçekliğini gösteren belgeler toplanır.
- Eksikliğin giderilebilir olup olmadığı belirlenir.
- Gerekirse 30 günlük ek süre içinde tamamlama yapılır.
- Geri istenen ana para ve faiz yeniden hesaplanır.
- Şirket ve gerçek kişilerin sorumlulukları ayrıştırılır.
- Ceza soruşturması riski değerlendirilir.
- İdari itiraz ve dava süreleri hesaplanır.
- Tahsilat, teminat ve icra riskleri için ayrıca önlem alınır.
Sonuç
KOSGEB desteklerinde uygunsuzluk iddiası, işletme bakımından yalnızca destek ödemesinin geri istenmesi sonucunu doğurmaz. İşletmenin KOSGEB sisteminde pasif hâle getirilmesi, bekleyen ödemelerin durdurulması, yeni başvuruların kabul edilmemesi, desteğin yasal faiziyle geri alınması ve suç duyurusunda bulunulması mümkündür.
Bununla birlikte her mevzuata aykırılık suç değildir. Belge eksikliği, teknik uyumsuzluk veya sürenin kaçırılması ile sahte belge kullanılması ve hileli başvuru arasında hukuki açıdan önemli farklar bulunmaktadır.
Suç oluşturan bir uygunsuzluk veya işletmenin başvuru şartlarını baştan itibaren taşımaması hâlinde program kapsamında ödenen desteğin tamamı geri istenebilir. Diğer durumlarda ise yalnızca uygunsuzluğun ilgili olduğu destek tutarının geri alınması gerekir.
İşletme hakkında usulsüzlük incelemesi başlatıldığında Uygunsuzluk Tespit Formu, inceleme raporu, başvuru dosyası, ödeme belgeleri ve uygulanacak mevzuat birlikte incelenmelidir. İdari savunma, mali itiraz ve ceza hukuku savunmasının birbiriyle uyumlu yürütülmesi, sonradan doğabilecek hak kayıplarının önlenmesi bakımından büyük önem taşır.