Single Blog Title

This is a single blog caption

Yanlış İlaç Verilmesi veya İlaç Doz Hatası Nedeniyle Tazminat Davası

Yanlış İlaç Verilmesi veya İlaç Doz Hatası Nedir?

Yanlış ilaç verilmesi veya ilaç doz hatası, hastaya uygulanması gereken ilaç yerine başka bir ilacın verilmesi, doğru ilacın yanlış dozda uygulanması, ilacın yanlış yoldan verilmesi, yanlış hastaya ilaç verilmesi, ilaç saatinin hatalı uygulanması, alerji veya ilaç etkileşiminin dikkate alınmaması, reçete hatası yapılması ya da eczane tarafından yanlış ilaç teslim edilmesi nedeniyle hastanın zarar görmesidir.

İlaç hataları, sağlık hizmetinin en hassas alanlarından biridir. Çünkü ilaç, doğrudan hastanın bedenine etki eder. Yanlış ilaç veya yanlış doz; alerjik reaksiyon, zehirlenme, organ yetmezliği, kanama, solunum baskılanması, kalp ritim bozukluğu, bilinç kaybı, koma, yoğun bakım ihtiyacı, kalıcı sakatlık veya ölümle sonuçlanabilir.

Sağlık Bakanlığı’nın ilaç güvenliği bilgilendirmesinde de ilaç güvenliği, hasta güvenliğinin en önemli bileşenlerinden biri olarak ifade edilmiştir. Bakanlık, ilacın talep edilme anından uygulama sonrası etkilerine kadar tüm süreçlerde yaşanabilecek sorunların hasta ve çalışan güvenliğini riske atabileceğini; ilaçların kullanımının takip edilmesi, kayıt altına alınması ve standart prosedürlerin oluşturulmasının riskleri azaltmada önemli olduğunu belirtmektedir.

Bu nedenle ilaç hatası yalnızca “yanlışlık oldu” denilerek geçiştirilebilecek basit bir olay değildir. Hekim, hemşire, eczacı, hastane, özel klinik veya sağlık kuruluşu; ilaç yazma, hazırlama, temin etme, saklama, uygulama, takip etme ve kayıt altına alma süreçlerinde dikkat ve özen göstermek zorundadır.

İlaç Hatası Hangi Aşamalarda Meydana Gelir?

İlaç hatası tedavinin farklı aşamalarında ortaya çıkabilir. İlk aşama reçete veya tedavi planı aşamasıdır. Doktor hastaya yanlış ilaç yazmış, yanlış doz belirlemiş, hastanın kilosunu, yaşını, böbrek-karaciğer fonksiyonlarını, gebelik durumunu, alerji geçmişini veya kullandığı diğer ilaçları dikkate almamış olabilir.

İkinci aşama ilacın hazırlanması ve temin edilmesidir. Eczane yanlış ilacı verebilir, benzer isimli ilaçlar karışabilir, aynı ilacın farklı dozu teslim edilebilir veya hastaya kullanım şekli yanlış anlatılabilir. Hastane eczanesinde de benzer görünümlü veya benzer isimli ilaçların karışması mümkündür.

Üçüncü aşama ilacın uygulanmasıdır. Hemşire veya sağlık personeli yanlış hastaya ilaç verebilir, doğru ilacı yanlış dozda uygulayabilir, ilacı yanlış damar yolundan verebilir, ağızdan alınması gereken ilacı enjeksiyon şeklinde hazırlayabilir, infüzyon hızını hatalı ayarlayabilir veya ilaç saatlerini karıştırabilir.

Dördüncü aşama takip aşamasıdır. İlaç uygulandıktan sonra hastada yan etki, alerjik reaksiyon, tansiyon düşmesi, solunum sıkıntısı, kanama, bilinç değişikliği veya laboratuvar bozukluğu gelişmiş olabilir. Bu belirtiler zamanında fark edilmez ve gerekli müdahale yapılmazsa zarar ağırlaşabilir.

Her İlaç Yan Etkisi Doktor veya Hastane Hatası mıdır?

Hayır. Her ilaç yan etkisi, otomatik olarak doktor, hemşire, eczacı veya hastane hatası anlamına gelmez. Tıbbi olarak doğru seçilmiş ve doğru dozda uygulanmış bir ilaç, bazı hastalarda beklenmeyen yan etkilere neden olabilir. Bu durum her zaman tazminat sorumluluğu doğurmaz.

Ancak yan etkinin öngörülebilir olup olmadığı, hastanın risklerinin değerlendirilip değerlendirilmediği, hastanın bilgilendirilip bilgilendirilmediği ve yan etki geliştiğinde zamanında müdahale edilip edilmediği önemlidir.

Örneğin hastanın bilinen penisilin alerjisi dosyada yazılı olduğu halde penisilin grubu ilaç verilmişse, bu durum basit yan etki olarak değerlendirilemez. Hastanın kan sulandırıcı kullandığı bilindiği halde etkileşim yaratabilecek ilaç verilmiş ve ağır kanama gelişmişse, ilaç etkileşimi gözden kaçırılmış olabilir. Böbrek yetmezliği olan hastaya böbrekten atılan bir ilacın yüksek doz verilmesi halinde doz ayarlama hatası gündeme gelir.

Dolayısıyla hukuki değerlendirme şu soruya dayanır: Ortaya çıkan zarar, tıbben kaçınılamaz bir yan etki midir, yoksa ilaç seçimi, doz ayarı, uygulama, takip veya kayıt sistemindeki kusur nedeniyle mi meydana gelmiştir?

Doktorun Reçete ve Tedavi Planı Sorumluluğu

Yanlış ilaç veya doz hatasında ilk sorumluluk alanı çoğu zaman hekim tarafından hazırlanan tedavi planıdır. Doktor, hastanın teşhisine uygun ilacı seçmeli, dozu doğru belirlemeli, kullanım süresini ve şeklini açıklamalı, riskli ilaçlarda gerekli tetkik ve takipleri planlamalıdır.

Hastanın yaşı, kilosu, gebelik durumu, emzirme, böbrek ve karaciğer fonksiyonları, alerjileri, mevcut hastalıkları, kullandığı diğer ilaçlar ve ilaç geçmişi dikkate alınmadan reçete yazılması hatalı tedavi iddiasına neden olabilir.

Özellikle çocuk hastalarda doz hesabı büyük önem taşır. Çocuklara yetişkin dozu verilmesi, kilogram hesabının yanlış yapılması veya şurup/ampul ölçüsünün hatalı yazılması ağır sonuçlar doğurabilir. Yaşlı hastalarda ise böbrek fonksiyonları, düşme riski, bilinç bulanıklığı, tansiyon düşüklüğü ve çoklu ilaç kullanımı ayrıca değerlendirilmelidir.

Doktorun sorumluluğu yalnızca ilacı yazmakla bitmez. Hasta, ilacın nasıl kullanılacağı, önemli yan etkileri, hangi durumda hastaneye başvurması gerektiği ve başka ilaçlarla birlikte kullanıp kullanamayacağı konusunda bilgilendirilmelidir. Hasta Hakları Yönetmeliği, hastaya kullanılacak ilaçların önemli özellikleri hakkında bilgi verilmesini, ayrıca hastanın sağlık dosyasını ve kayıtlarını inceleyip suret alma hakkını düzenlemektedir.

Hemşire ve Sağlık Personelinin İlaç Uygulama Sorumluluğu

Hastane ortamında ilaçların uygulanması çoğu zaman hemşireler veya ilgili sağlık personeli tarafından yapılır. Bu nedenle ilaç hatası davalarında hemşire uygulama kayıtları büyük önem taşır.

Hemşire veya sağlık personeli, doğru hastaya, doğru ilacı, doğru dozda, doğru zamanda, doğru yoldan ve doğru şekilde uygulamakla yükümlüdür. Uygulamada bu ilke, ilaç güvenliğinin temel kontrol adımlarından biridir. Hastanın kimlik bilekliği, dosya bilgisi, tedavi tabelası, ilaç etiketi, doz, saat ve uygulama yolu karşılaştırılmadan ilaç verilmesi ciddi hata doğurabilir.

Sağlık Bakanlığı kaynaklarında ilaç güvenliğinin sağlanması kapsamında; hastanın kullandığı ilaçların kayıt altına alınması, tedavi planının ilaç dozu, zamanı ve uygulama şeklini içerecek şekilde okunaklı yazılması, ilaçların hemşire tarafından hastaya verilmesi, ilaç uyumu ve yan etkilerin izlenmesi, taburcu ve transferlerde hastaya ilaç listesi verilmesi ve yüksek riskli ilaçların etiketlenmesi gibi uygulamalar vurgulanmaktadır.

Örneğin aynı odada yatan iki hastanın ilaçlarının karıştırılması, yoğun bakımda infüzyon hızının hatalı ayarlanması, insülin dozunun yanlış yapılması, kan sulandırıcı ilacın fazla verilmesi, narkotik ağrı kesicinin yüksek doz uygulanması veya alerji uyarısına rağmen ilaç verilmesi hemşire ve hastane sorumluluğunu gündeme getirebilir.

Eczanenin Yanlış İlaç Vermesi

İlaç hataları yalnızca hastanede meydana gelmez. Eczaneden yanlış ilaç verilmesi de ciddi zarar doğurabilir. Eczacı veya eczane personeli, reçetede yazılı ilacı doğru okumalı, doğru dozu teslim etmeli, hastaya kullanım şekli hakkında gerekli açıklamaları yapmalı ve karışıklığa neden olabilecek durumlarda dikkatli davranmalıdır.

Benzer isimli ilaçlar, aynı ilacın farklı dozları, çocuk-yetişkin formları, şurup-damla-tablet ayrımı, kontrollü salım ilaçlar ve yüksek riskli ilaçlar eczane hatalarına açık alanlardır. Örneğin tansiyon ilacı yerine başka bir ilaç verilmesi, 5 mg yerine 50 mg doz teslim edilmesi, çocuk ilacı yerine yetişkin formunun verilmesi veya yanlış kullanım talimatı yazılması hastanın zarar görmesine neden olabilir.

Eczane hatasında deliller son derece önemlidir. Reçete, ilaç kutusu, barkod, fatura, eczane etiketi, ilaç prospektüsü, kamera kayıtları, ödeme dekontu, hasta şikâyet kayıtları ve sonrasında alınan tıbbi raporlar saklanmalıdır. Hasta ilacı kullandıktan sonra zarar görmüşse, ilacın kutusu ve kalan tablet/ampul atılmamalıdır.

Yüksek Riskli İlaçlarda Sorumluluk Daha Ağırdır

Bazı ilaçlar yanlış kullanıldığında diğerlerine göre daha ağır sonuç doğurur. İnsülin, heparin ve diğer kan sulandırıcılar, kemoterapi ilaçları, opioid ağrı kesiciler, potasyum içeren ilaçlar, sedatifler, anestezik ilaçlar, yoğun bakım ilaçları, çocuk dozuna duyarlı ilaçlar ve damar yoluyla verilen bazı antibiyotikler yüksek riskli ilaçlar arasında değerlendirilebilir.

Yüksek riskli ilaçlarda hastanenin ve sağlık personelinin dikkat yükümlülüğü daha fazladır. İlacın adı, dozu, uygulama yolu, infüzyon hızı, hazırlayan ve uygulayan kişi, kontrol eden kişi, hastanın kimliği ve uygulama sonrası takip kayıt altına alınmalıdır.

Sağlık Bakanlığı’nın ilaç güvenliği yaklaşımı da bu noktayı desteklemektedir. Bakanlık, ilaç güvenliğinde standart prosedürlerin oluşturulması, sağlık çalışanlarının bu prosedürlere titizlikle uyması ve ilaç kullanımının kayıt altına alınmasının hasta güvenliği açısından önemli olduğunu belirtmektedir.

Örneğin insülin dozunun fazla yapılması hipoglisemiye ve bilinç kaybına neden olabilir. Kan sulandırıcının fazla verilmesi iç kanama doğurabilir. Potasyumun hatalı yoldan veya hızlı verilmesi kalp durmasına yol açabilir. Kemoterapi ilacının yanlış dozda hazırlanması hayati sonuçlar doğurabilir. Bu tür ilaçlarda “yoğunluk vardı”, “sehven oldu”, “personel yanlış anlamış” gibi savunmalar çoğu zaman yeterli değildir; sistemin güvenli kurulup kurulmadığı da incelenir.

Alerjiye Rağmen İlaç Verilmesi

İlaç hatalarının en açık örneklerinden biri, hastanın bilinen alerjisine rağmen o ilacın veya benzer gruptaki ilacın verilmesidir. Hasta dosyasında alerji bilgisi bulunmasına rağmen dikkate alınmamışsa, bileklik veya elektronik sistemde uyarı yoksa, hekim hastaya alerji sormamışsa veya hemşire uyarıyı görmezden gelmişse sorumluluk doğabilir.

Alerjik reaksiyon hafif döküntü şeklinde olabileceği gibi, anafilaksi adı verilen ağır tabloya da dönüşebilir. Anafilaksi; solunum sıkıntısı, tansiyon düşüklüğü, bilinç kaybı, boğazda şişme, yaygın döküntü, kalp durması ve ölümle sonuçlanabilir.

Bu tür dosyalarda hastanın önceki alerji kayıtları, hastane başvuru formu, acil servis kayıtları, ilaç uygulama kayıtları, hemşire notları, alerji bilekliği olup olmadığı, elektronik sistem uyarıları ve anafilaksi sonrası müdahale süreci incelenmelidir. Eğer alerji bilindiği halde sistemde görünmüyorsa, yalnızca bireysel hekim değil hastane organizasyon kusuru da tartışılır.

İlaç Etkileşiminin Gözden Kaçırılması

İlaç hatalarının bir başka önemli türü ilaç etkileşimlerinin dikkate alınmamasıdır. Hasta birden fazla ilaç kullanıyorsa, yeni yazılacak ilacın mevcut ilaçlarla etkileşimi değerlendirilmelidir. Bu özellikle yaşlı hastalar, kronik hastalar, kanser hastaları, kalp hastaları, psikiyatri hastaları, böbrek-karaciğer yetmezliği olanlar ve çoklu ilaç kullanan kişiler bakımından önemlidir.

Örneğin kan sulandırıcı kullanan hastaya kanama riskini artıran başka ilaç verilmesi, ritim bozukluğu yapabilecek iki ilacın birlikte reçete edilmesi, psikiyatrik ilaçlarla etkileşim yaratacak ilaç yazılması veya böbrek fonksiyonlarını bozabilecek kombinasyonların kontrol edilmemesi tazminat sorumluluğu doğurabilir.

İlaç etkileşiminden kaynaklı zararlarda eczane, hekim ve hastane sistemi birlikte incelenebilir. Hastanın kullandığı ilaçların kayda alınıp alınmadığı, eczanenin uyarı yapıp yapmadığı, doktorun riskli kombinasyonu bilip bilmediği ve hastanın bilgilendirilip bilgilendirilmediği önemlidir.

Hastanede Yanlış Hastaya İlaç Verilmesi

Yanlış hastaya ilaç verilmesi, ilaç güvenliği ihlallerinin en ağır örneklerinden biridir. Bu hata çoğu zaman hasta kimlik doğrulamasının yapılmaması, benzer isimli hastaların karıştırılması, hasta bilekliklerinin bulunmaması, ilaç tepsilerinin karışması, yoğun bakım veya servis yoğunluğu ya da kayıt sistemindeki eksikliklerden kaynaklanır.

Yanlış hastaya ilaç verilmesi halinde, ilacın hastaya zarar verip vermediği kadar, hastanenin kimlik doğrulama sisteminin nasıl işlediği de incelenir. Sağlık kuruluşu her ilaç uygulamasından önce hastanın kimliğini doğrulamalı, ilaç tabelası ve bileklik bilgilerini kontrol etmeli, özellikle riskli ilaçlarda ikinci kontrol mekanizması oluşturmalıdır.

Bu tür olaylarda hemşire ilaç uygulama formu, hasta bilekliği kayıtları, servis nöbet çizelgesi, ilaç hazırlama kayıtları, kamera görüntüleri ve olay tutanakları delil niteliğindedir.

Yanlış İlaç Nedeniyle Hangi Zararlar Doğabilir?

Yanlış ilaç veya doz hatası çok farklı zararlara neden olabilir. Hafif durumlarda bulantı, kusma, döküntü, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü veya geçici halsizlik görülebilir. Ağır durumlarda organ yetmezliği, böbrek hasarı, karaciğer hasarı, iç kanama, kalp ritim bozukluğu, solunum baskılanması, nöbet, koma, yoğun bakım ihtiyacı, kalıcı sakatlık veya ölüm meydana gelebilir.

İlaç hatasının zararı bazen hemen ortaya çıkar; bazen de günler veya haftalar sonra fark edilir. Örneğin fazla doz kan sulandırıcı alan hastada birkaç gün sonra iç kanama gelişebilir. Böbreğe zararlı ilaç hatalı dozda verildiğinde kreatinin değerleri sonradan yükselebilir. Kemoterapi ilaçlarında doz hatası bağışıklık sistemini ağır şekilde baskılayabilir.

Bu nedenle zarar ile ilaç hatası arasındaki illiyet bağı tıbbi kayıtlar, laboratuvar sonuçları, ilaç uygulama saatleri ve klinik seyir üzerinden değerlendirilmelidir.

Özel Hastanede Yanlış İlaç veya Doz Hatası

Yanlış ilaç veya doz hatası özel hastanede, özel klinikte, tıp merkezinde veya özel sağlık kuruluşunda meydana gelmişse özel hukuk sorumluluğu gündeme gelir. Özel hastane yalnızca doktorun veya hemşirenin bireysel hatasından değil; ilaç güvenliği sisteminden, eczane organizasyonundan, servis kayıtlarından, personel eğitiminden, hasta kimlik doğrulamasından ve denetim eksikliğinden de sorumlu olabilir.

Özel hastanede hasta ile sağlık kuruluşu arasında sağlık hizmeti sunumuna dayalı sözleşmesel ilişki bulunur. Somut olayın niteliğine göre tüketici hukuku, sözleşmeye aykırılık, haksız fiil ve malpraktis hükümleri birlikte değerlendirilebilir.

Örneğin hastane eczanesinde benzer isimli ilaçlar karışmış, hemşire yanlış ampul uygulamış, hasta yoğun bakıma alınmışsa; hastane “hemşire hatası” diyerek sorumluluktan kurtulamaz. Çünkü hastane, güvenli ilaç yönetimi sistemini kurmak ve denetlemekle yükümlüdür.

Devlet Hastanesinde Yanlış İlaç veya Doz Hatası

Yanlış ilaç verilmesi veya ilaç doz hatası devlet hastanesinde, şehir hastanesinde, eğitim ve araştırma hastanesinde veya kamu üniversitesi hastanesinde meydana gelmişse hukuki yol çoğu durumda idare hukuku kapsamındadır. Devlet hastanesinde sağlık hizmeti kamu hizmetidir. Bu hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi halinde idarenin hizmet kusuru gündeme gelir.

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi, idari eylemlerden hakları ihlal edilen kişilerin dava açmadan önce eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiğini düzenlemektedir. Başvurunun reddi veya otuz gün içinde cevap verilmemesi halinde dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir.

Devlet hastanesinde ilaç hatası iddiasında davalı çoğu zaman Sağlık Bakanlığı veya ilgili kamu idaresidir. Kamu üniversitesi hastanesinde ilgili üniversite; başka kamu sağlık kurumlarında ise ilgili idare belirlenmelidir. Yanlış idareye başvuru, sürelerin kaçırılması veya zarar kalemlerinin başvuruda eksik belirtilmesi hak kaybına neden olabilir.

Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?

Yanlış ilaç veya doz hatası nedeniyle zarar gören hasta, şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talep edebilir.

Maddi tazminat kapsamında tedavi giderleri, yoğun bakım masrafları, ilaç giderleri, yeni tedavi giderleri, rehabilitasyon masrafları, fizik tedavi giderleri, medikal cihaz giderleri, ulaşım giderleri, bakıcı giderleri, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, kazanç kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması talep edilebilir.

Örneğin yanlış doz kan sulandırıcı nedeniyle beyin kanaması geçiren hasta kalıcı sakat kalmışsa; tedavi, bakım, rehabilitasyon, iş gücü kaybı ve manevi zarar birlikte değerlendirilmelidir. Yanlış insülin dozu nedeniyle beyin hasarı oluşmuşsa, yaşam boyu bakım ihtiyacı ve ekonomik gelecek zararı gündeme gelebilir.

Manevi tazminat ise hastanın yaşadığı acı, korku, yoğun bakım süreci, ölüm tehlikesi, kalıcı sakatlık, psikolojik yıkım, beden bütünlüğünün ihlali ve yaşam kalitesinin düşmesi nedeniyle talep edilir. Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri ve manevi tazminat isteyebilir.

Yanlış İlaç Hatası Nasıl İspatlanır?

İlaç hatası davalarında ispat süreci son derece önemlidir. Çünkü hangi ilacın, ne zaman, hangi dozda, kim tarafından, hangi yolla ve hangi gerekçeyle verildiği kayıtlarla ortaya konulmalıdır.

Delil olarak reçete, tedavi tabelası, ilaç uygulama formu, hemşire gözlem kayıtları, doktor order kayıtları, eczane çıkış kayıtları, ilaç kutusu, barkod, ilaç hazırlama kayıtları, elektronik hasta kayıtları, laboratuvar sonuçları, vital bulgu kayıtları, yoğun bakım kayıtları, epikriz, alerji kayıtları, advers etki bildirimleri, kamera kayıtları, olay tutanakları ve tanık beyanları kullanılabilir.

Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın sağlık durumu ile ilgili dosya ve kayıtları doğrudan, vekili veya kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebileceğini ve suret alabileceğini düzenlemektedir. Bu nedenle hasta veya yakınları, ilaç hatası şüphesinde tüm hasta dosyasını ve özellikle ilaç uygulama kayıtlarını yazılı olarak talep etmelidir.

Eczane kaynaklı hatalarda reçete, ilaç kutusu, barkod, eczane faturası, teslim fişi, kamera görüntüleri ve ilacı veren kişinin beyanı önemlidir. Hastane kaynaklı hatalarda ise hasta dosyası, hemşire uygulama çizelgesi, ilaç tabelası ve elektronik kayıtlar belirleyicidir.

Bilirkişi Raporunun Önemi

Yanlış ilaç veya doz hatası davalarında bilirkişi raporu davanın kaderini belirler. Bilirkişi heyetinde olayın niteliğine göre ilgili branş hekimi, klinik farmakoloji uzmanı, eczacı, hemşirelik uygulamaları uzmanı, yoğun bakım uzmanı, adli tıp uzmanı veya toksikoloji uzmanı bulunmalıdır.

Bilirkişi şu sorulara cevap vermelidir: Hastaya hangi ilaç verilmiştir? Verilen ilaç, tanı ve tedavi planına uygun mudur? Doz hastanın yaşı, kilosu ve organ fonksiyonlarına göre doğru mudur? İlaç alerjisi veya etkileşim dikkate alınmış mıdır? İlaç doğru hastaya mı verilmiştir? Uygulama yolu ve zamanı doğru mudur? Yan etki geliştiğinde takip ve müdahale yeterli midir? Zarar ile ilaç hatası arasında illiyet bağı var mıdır?

Eksik bilirkişi raporlarına mutlaka itiraz edilmelidir. Özellikle yalnızca “ilaç yan etkisi olabilir” veya “komplikasyondur” denilerek dosyanın kapatılması yeterli değildir. Rapor, ilaç uygulama kayıtlarını, dozları, laboratuvar değerlerini, klinik seyri ve zarar mekanizmasını somut şekilde incelemelidir.

Ceza Soruşturması Açılabilir mi?

Yanlış ilaç veya ilaç doz hatası ağır yaralanma, kalıcı sakatlık veya ölümle sonuçlanmışsa ceza soruşturması da gündeme gelebilir. Olayın niteliğine göre taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçları tartışılır.

Ceza soruşturmasında doktorun, hemşirenin, eczacının veya ilgili sağlık personelinin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal edip etmediği araştırılır. Ancak ceza soruşturması ile tazminat davası farklıdır. Ceza dosyası kişilerin cezai sorumluluğunu; tazminat davası ise hastanın veya yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesini amaçlar.

Sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yürütülecek soruşturmalarda özel izin süreçleri de gündeme gelebilir. 3359 sayılı Kanun Ek 18 kapsamında kamu veya özel sağlık kurumlarında görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılacak soruşturmalarda Mesleki Sorumluluk Kurulu süreci öngörülmektedir.

Hasta veya Yakınları Ne Yapmalıdır?

Yanlış ilaç veya doz hatası şüphesi varsa ilk yapılması gereken işlem, hastanın sağlık durumunu belgelemektir. Yan etki, alerjik reaksiyon, bilinç kaybı, kanama, organ hasarı, yoğun bakım ihtiyacı veya başka zarar oluşmuşsa derhal tıbbi rapor alınmalıdır.

İkinci olarak tüm kayıtlar yazılı şekilde istenmelidir. Hastaneden ilaç uygulama formları, doktor order kayıtları, hemşire gözlem kayıtları, eczane çıkış kayıtları, laboratuvar sonuçları, yoğun bakım kayıtları ve epikriz talep edilmelidir. Eczane kaynaklı olaylarda ilaç kutusu, barkod, fatura ve reçete saklanmalıdır.

Üçüncü olarak olay kronolojisi çıkarılmalıdır. İlaç ne zaman yazıldı? Kim hazırladı? Kim uyguladı? Hangi doz verildi? Hastanın şikâyeti ne zaman başladı? İlk müdahale ne zaman yapıldı? Zarar ne zaman teşhis edildi? Bu kronoloji, bilirkişi incelemesi için hayati önemdedir.

Dördüncü olarak özel hastane-devlet hastanesi ayrımı yapılmalıdır. Özel hastanede özel hukuk, tüketici hukuku ve malpraktis sorumluluğu; devlet hastanesinde idareye başvuru ve tam yargı davası gündeme gelir. Eczane hatalarında ise eczacı ve eczane işletmesinin özel hukuk ve ceza sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir.

Sonuç: İlaç Hataları Ciddi Hukuki Sorumluluk Doğurabilir

Yanlış ilaç verilmesi veya ilaç doz hatası, sağlık hizmetlerinde en ağır sonuçlar doğurabilen hasta güvenliği ihlallerinden biridir. İlaç güvenliği; reçete yazma, ilacı temin etme, hazırlama, uygulama, takip etme ve kayıt altına alma süreçlerinin tamamını kapsar. Bu zincirin herhangi bir halkasındaki hata, hastanın sağlığını kalıcı şekilde etkileyebilir.

Her ilaç yan etkisi tazminat sebebi değildir. Ancak yanlış ilaç seçimi, yanlış doz, yanlış hastaya ilaç verilmesi, alerjiye rağmen ilaç uygulanması, ilaç etkileşiminin gözden kaçırılması, yüksek riskli ilaçlarda kontrol yapılmaması, hemşire uygulama hatası, eczane teslim hatası veya yan etkinin geç fark edilmesi halinde hukuki sorumluluk doğabilir.

Hasta; tedavi giderleri, yoğun bakım masrafları, rehabilitasyon giderleri, iş göremezlik zararı, bakıcı giderleri, ekonomik gelecek zararı ve manevi tazminat talep edebilir. Hasta hayatını kaybetmişse yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat isteyebilir.

Bu nedenle ilaç hatası şüphesi bulunan olaylarda vakit kaybetmeden ilaç kutusu, reçete, barkod, fatura, ilaç uygulama kayıtları, hemşire gözlem formları, doktor orderları, laboratuvar sonuçları ve hasta dosyası toplanmalıdır. Güçlü bir hukuki süreç, yalnızca “yanlış ilaç verildi” iddiasıyla değil; ilacın ne olduğu, hangi dozda ve kim tarafından verildiği, zararın nasıl doğduğu ve bu zarar ile ilaç hatası arasındaki illiyet bağının somut delillerle ortaya konulmasıyla mümkündür.

Leave a Reply

Call Now Button