Single Blog Title

This is a single blog caption

Miras Hukukunda Saklı Pay

Miras Hukukunda Saklı Pay 

Türk Miras Hukuku, mirasbırakanın mülkiyet hakkı kapsamında sahip olduğu “tasarruf özgürlüğü” (freedom of testation) ile aile bireylerinin iktisadi geleceğini koruma altına alan “aile dayanışması” ilkesi arasında hassas bir denge kurar. Bu dengenin en somut tezahürü Saklı Pay (Reserved Portion) kurumudur. Saklı pay, mirasbırakanın iradesinin dahi dokunamadığı, kanun koyucu tarafından belirli yakınlıktaki mirasçılar için “rezerve edilmiş” bir iktisadi değerdir.

1.1. Saklı Pay Kavramı ve “Tasarruf Edilebilir Kısım” Dengesi

Mirasbırakanın ölümüyle birlikte geride bıraktığı tüm malvarlığı (tereke), kural olarak yasal mirasçılarına intikal eder. Ancak mirasbırakan, hayattayken yaptığı bağışlamalarla veya ölümüne bağlı tasarruflarla (vasiyetname, miras sözleşmesi) bu intikali değiştirebilir. İşte bu noktada kanun, mirasçının haklarını korumak için terekeyi ikiye ayırır: Saklı Paylı Kısımve Tasarruf Edilebilir Kısım (Disposable Portion).

Mirasbırakan, sadece tasarruf edilebilir kısım üzerinde dilediği gibi hareket edebilir. Eğer bu sınırı aşarak saklı paylı mirasçının hakkına müdahale ederse, yapılan işlem kendiliğinden geçersiz (batıl) olmaz; ancak “tenkis” adı verilen ve payın iadesini sağlayan bir davanın konusu haline gelir. Bu durum, saklı payın nispi bir koruma sağladığını gösterir.

1.2. Saklı Pay Sahibi Mirasçılar: Kimler Bu Korumadan Yararlanır?

Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 505 uyarınca, saklı pay hakkı her mirasçıya tanınmamıştır. Kanun koyucu, sadece en yakın aile çemberini bu koruma kapsamına almıştır.

  • Altsoy (Çocuklar, Torunlar ve Onların Çocukları): Miras hukukunda en güçlü korunan gruptur. Derece farkı gözetmeksizin, mirasbırakanın soyundan gelen herkes bu hakka sahiptir.
  • Ana ve Baba: Eğer mirasbırakanın altsoyu yoksa, üstsoyda yer alan anne ve baba saklı pay sahibi olur.
  • Sağ Kalan Eş: Eşin saklı payı, hangi mirasçı grubuyla birlikte mirasçı olduğuna göre değişkenlik gösteren, korunması en karmaşık haklardan biridir.

Önemli Bir Tarihsel Kırılma: Kardeşlerin Durumu Eski Medeni Kanun döneminde kardeşlerin de saklı pay hakkı bulunmaktaydı. Ancak 2007 yılında yapılan değişiklikle kardeşlerin saklı payı kaldırılmıştır. Bu durum, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü genişletmiş; bireyin kardeşlerine pay vermek yerine mirasını dilediği bir vakfa veya üçüncü kişiye bırakmasının önünü açmıştır.

1.3. Saklı Pay Oranlarının Matematiksel Analizi

Saklı pay, mirasçının yasal miras payının belirli bir oranıdır. Bu oranlar, mirasçının yakınlık derecesine göre kanun koyucu tarafından şu şekilde sabitlenmiştir:

  1. Altsoy İçin: Yasal miras payının yarısı (1/2). Örneğin, tek çocuk mirasçı ise ve yasal payı mirasın tamamı (1/1) ise, saklı payı bunun yarısı olan 1/2’dir.
  2. Ana ve Baba İçin: Yasal miras payının dörtte biri (1/4).
  3. Sağ Kalan Eş İçin:
    • Altsoy veya ana-baba ile birlikte mirasçıysa, yasal miras payının tamamı (1/1).
    • Diğer hallerde (örneğin büyük ana-baba veya onların çocuklarıyla birlikteyse), yasal miras payının dörtte üçü (3/4).

1.4. Saklı Payın İktisadi Karşılığı: Tereke mi, Net Malvarlığı mı?

Saklı payın hesaplanmasında en büyük yanılgı, sadece ölen kişinin bankadaki parasına veya tapudaki kaydına bakılmasıdır. Akademik düzeyde bir hesaplama için Net Tereke kavramına inilmesi gerekir.

Net tereke hesaplanırken; mirasbırakanın ölüm tarihindeki mevcut malvarlığına, sağlığında yaptığı ve kanunen “tenkise tabi” olan (saklı payı zedelemek kastıyla yapılan) bağışlamalar eklenir. Bu toplamdan mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri ve tereke mühürleme/defter tutma masrafları çıkarılır. Elde edilen rakam, saklı payın esas alınacağı “matematiksel değerdir.”

1.5. Saklı Payın Dokunulmazlığı ve Kamu Düzeni

Saklı pay, sadece bireysel bir hak değil, aynı zamanda kamu düzenini ilgilendiren bir kurumdur. Bu nedenle, bir mirasçı daha mirasbırakan hayattayken “Ben saklı payımdan vazgeçiyorum” şeklinde tek taraflı bir beyanda bulunsa bile, bu beyan resmi bir Miras Feragat Sözleşmesi şeklinde yapılmadığı sürece hukuken geçersizdir. Kanun, mirasçıyı mirasbırakanın olası baskılarına karşı bu şekilde korumaktadır.

 Saklı Payın Korunması Ve Tenkis Davası

Tenkis davası, mirasbırakanın tasarruf edilebilir kısmın sınırlarını aşarak saklı paylı mirasçıların haklarına müdahale ettiği durumlarda, bu müdahalenin kanuni sınırlara çekilmesini sağlayan yenilik doğuran (inşai) nitelikte bir davadır. Bu davanın temel amacı, mirasbırakanın iradesine saygı duymakla birlikte, kanunun emredici saklı pay kurallarını tesis etmektir.

2.1. Tenkis Davasının Konusu: Hangi Tasarruflar Tenkis Edilir?

Mirasbırakanın her işlemi tenkise tabi değildir. Tenkis davasının açılabilmesi için öncelikle bir “saklı pay ihlali” bulunmalıdır. Tenkise tabi işlemler iki ana gruba ayrılır:

  1. Ölüme Bağlı Tasarruflar: Mirasbırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesi ile yaptığı, ölümünden sonra sonuç doğuracak işlemlerdir. Bu tasarruflar, saklı payı zedelediği oranda, herhangi bir şart aranmaksızın tenkis edilir.
  2. Sağlararası Kazandırmalar: Mirasbırakanın hayattayken yaptığı karşılıksız devirlerdir (bağışlamalar). Ancak sağlararası her bağışlama tenkis edilmez; TMK m. 565 uyarınca sadece belirli nitelikteki bağışlamalar (örneğin; mirasçılık sıfatını kaybedenlere yapılan bağışlar, miras haklarını zedelemek kastıyla yapılanlar veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla yapılanlar) bu kapsama girer.

2.2. Davacı ve Davalı Sıfatı: Aktif ve Pasif Husumet

Tenkis davasını açma hakkı, sadece saklı payı zedelenen mirasçılara aittir. Mirasçının alacaklıları dahi, belirli şartlar (mirasçının iflası veya aciz belgesi alınması gibi) oluşmadıkça bu davayı ikame edemezler.

Davanın davalısı ise, mirasbırakanın saklı payı ihlal ederek kendisi lehine kazandırma yaptığı kişidir. Bu kişi bir diğer mirasçı olabileceği gibi, mirasçı olmayan bir üçüncü kişi veya bir vakıf/dernek de olabilir. Yargıtay uygulamasına göre, tenkis davasında “zorunlu dava arkadaşlığı” yoktur; saklı payı zedelenen her mirasçı kendi hakkı için bağımsız dava açabilir.

2.3. Tenkis Hesabında “Sabit Tenkis Oranı” ve Sıralama

Tenkis davasında en karmaşık aşama hesaplama aşamasıdır. Mahkeme, öncelikle terekenin net değerini (Bölüm 1’de değinilen Net Tereke) belirler. Ardından saklı paylar hesaplanır. Eğer saklı payların toplamı tasarruf edilebilir kısmı aşıyorsa, tenkis işlemi şu sırayla yapılır:

  • Öncelik: İlk olarak ölüme bağlı tasarruflar (vasiyetnameler) tenkis edilir. Eğer bunlar yetmezse;
  • İkinci Sırada: Sağlararası bağışlamalar en yeniden en eskiye doğru (kronolojik sıra) tenkis edilir.

2.4. Hak Düşürücü Süreler: Zamanın Hukuki Etkisi

Tenkis davası, belirsiz bir süre boyunca açılabilir değildir. Kanun koyucu, mirasın intikaliyle ilgili hukuki güvenliği sağlamak adına kısa süreler öngörmüştür (TMK m. 571):

  • Sübjektif Süre: Mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl.
  • Objektif Süre: Her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda ise mirasın açılmasından (murisinin ölümünden) itibaren 10 yıl. Bu süreler zamanaşımı değil, “hak düşürücü” süredir; yani mahkeme tarafından re’sen (kendiliğinden) dikkate alınır.

2.5. Sabit Tenkis Oranı ve Parasal İade Meselesi

Tenkis davasında kural, malın aynen iadesi değil, değerinin nakden iadesidir. Eğer tenkis edilecek mal (örneğin bir apartman dairesi) bölünebilir nitelikte değilse, TMK m. 564 uyarınca davalıya bir seçimlik hak tanınır: Ya malı verip hakkından fazlasını nakit olarak alır ya da malın mülkiyetini koruyup saklı payı zedeleyen miktarı davacıya nakit olarak öder. Bu hesaplamada taşınmazın karar tarihine en yakın tarihteki değeri esas alınır.

2.6. Yargıtay İçtihatları ve İspat Yükü

Tenkis davalarında ispat yükü davacıdadır. Davacı, hem terekenin mevcut varlığını hem de mirasbırakanın sağlığında yaptığı tenkise tabi bağışlamaları ispat etmek zorundadır. Özellikle “saklı payı ihlal kastı” (animus donandi), sağlararası bağışlamaların tenkisinde kilit rol oynar. Yargıtay, mirasbırakanın mali durumu, aile içi ilişkileri ve yapılan bağışın büyüklüğünü bu kastın tespitinde birer karine olarak kabul etmektedir.

 Muris Muvazaası ve Tenkis Davasının Karşılaştırması

Uygulamada mirasçılar, bir taşınmazın devri karşısında hangi davayı açacakları konusunda sıklıkla tereddüde düşerler. Oysa bu iki dava; yasal dayanakları, süreleri, ispat yöntemleri ve sonuçları bakımından tamamen farklı hukuk rejimlerine tabidir.

3.1. Muris Muvazaası: Görünürdeki İşlemin Geçersizliği

Muris muvazaası (malkaçırma), mirasbırakanın mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla yaptığı, gerçek iradesine uymayan bir işlemdir. Genellikle mirasbırakan, aslında bağışlamak istediği bir taşınmazı tapuda “satış” veya “ölünceye kadar bakma sözleşmesi” gibi gösterir.

  • Hukuki Niteliği: Burada bir “irade bozukluğu” değil, “irade ile beyan arasındaki bilerek yaratılan uyumsuzluk” söz konusudur.
  • Sonuç: Muvazaa nedeniyle yapılan işlem mutlak butlan ile sakattır. Yani işlem başından itibaren geçersizdir. Bu nedenle açılan dava bir “tazminat” davası değil, Tapu İptal ve Tescil davasıdır.

3.2. Tenkis Davası ile Temel Farklar

Tenkis davası ile muvazaaya dayalı iptal davası arasındaki farkları şu tabloda özetlemek, konunun anlaşılması için elzemdir:

3.3. Hakların Yarışması ve “Terditli” Dava Açma Stratejisi

Yargıtay içtihatlarına göre, bir mirasçı aynı dilekçeyle “öncelikle muvazaa nedeniyle iptal, bu kabul görmezse tenkis” talebinde bulunabilir. Buna hukukta terditli (kademeli) dava denir.

Eğer mirasbırakanın yaptığı işlem gerçekten bir satışsa ve bedeli ödenmişse, ne iptal ne de tenkis kararı verilebilir. Ancak işlem “gizli bir bağış” ise ve muvazaa ispatlanabiliyorsa, taşınmazın tamamı terekeye geri döner. Eğer muvazaa ispatlanamaz ancak işlemin saklı payı zedelediği anlaşılırsa, bu kez tenkis hükümleri uygulanarak mirasçının payı nakden tazmin edilir.

3.4. İspatın Estetiği: Muvazaa Karineleri

Muvazaayı ispat etmek, gizli bir iradeyi açığa çıkarmak anlamına geldiği için zordur. Yargıtay, bu zorluğu aşmak için belirli karineler (belirtiler) geliştirmiştir:

  1. Düşük Bedel: Tapudaki satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fahiş fark.
  2. Aile İçi Durum: Mirasbırakanın diğer mirasçılarla arasının bozuk olması veya devri yaptığı kişiyle aşırı yakınlığı.
  3. Ekonomik Durum: Mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacının olmaması veya alıcının o malı alacak mali gücünün bulunmaması.
  4. Geleneksel Yapı: Özellikle kız çocuklarından mal kaçırıp erkek çocuklara devretme yönündeki bölgesel veya toplumsal eğilimler.

3.5. Hukuki Sonuçlar: İade mi, Tazminat mı?

Muvazaa davası kazanıldığında, mahkeme tapu kaydını iptal eder ve taşınmazın miras payları oranında mirasçılar adına tesciline karar verir. Bu, ayni bir haktır. Tenkis davasında ise mal genellikle davalıda kalır, ancak davalı saklı payın karşılığını güncel değer üzerinden nakit olarak öder. Bu ayrım, özellikle taşınmaz fiyatlarının hızla arttığı ekonomik konjonktürde davanın kaderini belirleyen en önemli unsurdur.

3.6. Üçüncü Kişilerin Durumu ve İyiniyetin Korunması

Eğer muvazaalı şekilde malı devralan kişi, davadan önce bu malı iyiniyetli bir üçüncü kişiye satmışsa, Türk Medeni Kanunu m. 1023 uyarınca bu üçüncü kişinin mülkiyeti korunur. Bu durumda mirasçı, taşınmazı geri alamaz; ancak malı kaçıran mirasçıdan bunun bedelini tazminat olarak talep edebilir. Tenkis davasında ise zaten hedef mülkiyet değil, parasal değer olduğu için üçüncü kişilere karşı iddia ileri sürülmesi çok daha sınırlıdır.

 Miraslıktan Çıkarma (Iskat) ve Saklı Payın Kaybedildiği Haller

Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakanın yapacağı tek taraflı bir ölüme bağlı tasarrufla (vasiyetname), saklı paylı bir mirasçısını miras hakkından ve dolayısıyla saklı payından tamamen veya kısmen yoksun bırakmasıdır. Bu işlem, miras hukukundaki en ağır yaptırımdır.

4.1. Mirasçılıktan Çıkarma Türleri: Cezai ve Koruyucu Iskat

Türk Medeni Kanunu, çıkarma işlemini iki farklı amaca yönelik olarak düzenlemiştir:

  1. Cezai Çıkarma (TMK m. 510): Mirasçının kusurlu davranışlarına dayanan çıkarma türüdür.
  2. Koruyucu Çıkarma (TMK m. 513): Mirasçının borç ödemeden aciz içinde olması durumunda, onun miras payını kendi çocuklarına (mirasbırakanın torunlarına) koruma amacıyla aktarmasıdır. Burada mirasçıya bir ceza değil, malvarlığının alacaklılara gitmesini engelleme amacı güdülür.

4.2. Cezai Çıkarma Sebepleri: Hangi Durumlarda Saklı Pay Kaybedilir?

Mirasbırakanın bir mirasçıyı saklı payından mahrum edebilmesi için şu iki şarttan en az birinin gerçekleşmiş olması gerekir:

  • Ağır Suç İşlenmesi: Mirasçının; mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemiş olması gerekir. Burada suçun “ağır” olup olmadığı hakim tarafından takdir edilir; ancak genel kabul, bu suçun aile bağlarını koparacak nitelikte (öldürmeye teşebbüs, ağır yaralama, haysiyete ağır saldırı vb.) olması yönündekidir.
  • Aile Hukuku Ödevlerinin İhlali: Mirasçının, mirasbırakana veya aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi. Örneğin; bakıma muhtaç olan anne/babaya bakmamak, onları terk etmek, ağır hastalık anında ilgilenmemek gibi durumlar bu kapsama girer. Yargıtay, bu ihlalin “sürekli ve ağır” olması gerektiğini vurgulamaktadır.

4.3. Iskatın Şekil Şartı ve “Sebep Gösterme” Zorunluluğu

Mirasçılıktan çıkarma işleminin en kritik noktası, vasiyetnamede çıkarma sebebinin açıkça belirtilmesidir.Mirasbırakan sadece “Oğlum Ahmet’i mirasçılıktan çıkardım” derse, bu işlem geçersiz kalır. Çıkarmanın geçerli olabilmesi için sebebin dayandığı olayların (tarih, yer, eylem) somutlaştırılması gerekir.

  • İspat Yükü: Çıkarılan mirasçı bu karara itiraz edip dava açarsa, çıkarmanın haklı olduğunu ve gösterilen sebebin doğru olduğunu ispat etme yükü, çıkarmadan yararlanan diğer mirasçılara geçer. Eğer sebep ispat edilemezse, mirasçı saklı payını her halükarda alır.

4.4. Mirasçılıktan Çıkarmanın Hukuki Sonuçları

Mirasçılıktan çıkarılan kişi, mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası açma hakkını da kaybeder.

  • Payın Kaderi: Çıkarılan kişinin miras payı, sanki o mirasbırakandan önce ölmüş gibi, varsa kendi altsoyunageçer. Eğer altsoyu yoksa, diğer yasal mirasçılar arasında paylaştırılır.
  • Nafaka ve Destek: Çıkarılan mirasçı, mirasbırakandan herhangi bir hak talep edemez; ancak bu durum onun diğer yasal haklarını (örneğin sosyal güvenlik hakları) etkilemez.

4.5. Koruyucu Çıkarma (Borç Ödemeden Aciz Sebebiyle Iskat)

TMK m. 513 uyarınca, hakkında aciz belgesi bulunan bir mirasçı, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarılabilir. Ancak bu payın mutlaka çıkarılanın doğmuş veya doğacak çocuklarına bırakılması şarttır. Bu sayede malvarlığı aile içinde kalır ve alacaklıların doğrudan müdahalesinden korunmuş olur.

4.6. Af Mekanizması

Mirasbırakan, mirasçısını çıkardıktan sonra sağlığında onu affederse, çıkarma işlemi kendiliğinden hükümsüz kalır. Af, açık bir beyanla olabileceği gibi, mirasbırakanın mirasçıyla tekrar aile bağlarını tesis ettiğini gösteren davranışlarıyla da (zımnen) gerçekleşebilir. Affedilen mirasçı, tüm saklı pay haklarını yeniden kazanır.

 Saklı Payın Hesaplanması: Net Tereke, Sabit Oranlar ve Vaka Analizleri

Saklı payın hesaplanması süreci, bir davanın kazanılıp kazanılmayacağını belirleyen en kritik aşamadır. Bu hesaplama; mirasbırakanın malvarlığının netleştirilmesi, yasal payların belirlenmesi ve nihayetinde saklı pay oranlarının bu paylara uygulanması şeklinde üç basamaklı bir algoritma üzerinden yürür.

5.1. Hesaplamanın Temeli: Net Tereke (Reel Değer)

Saklı payın hesaplanacağı değer, mirasbırakanın ölüm anında elinde bulunan aktif malvarlığından ibaret değildir. Akademik ve adli hesaplamalarda “Net Tereke” esas alınır.

  • Aktifler: Ölüm anındaki taşınır ve taşınmaz mallar, banka hesapları, alacaklar ve tenkise tabi sağlığında yapılan bağışlar (TMK m. 565 uyarınca geri alınabilecek kazandırmalar).
  • Pasifler (İndirilecek Borçlar): Mirasbırakanın şahsi borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri ile mirasbırakan ile birlikte yaşayanların 3 aylık geçim giderleri.
  • Formül:
    (AktifMalvarlıg˘ ı+TenkiseTabiBag˘ ıs\c lar)−Pasifler=NetTereke

5.2. Sağ Kalan Eşin İntifa Hakkı ve Saklı Pay İlişkisi

Eski Medeni Kanun döneminde sağ kalan eşe tanınan “mülkiyet yerine intifa hakkı (kullanım hakkı) seçme” yetkisi, modern miras hukukunda saklı pay hesaplamalarında farklı bir boyuta evrilmiştir.

  • Günümüzde eş, yasal miras payının tamamı üzerinde saklı paya sahiptir. Ancak mirasbırakan, vasiyetname ile eşe malın mülkiyetini değil de sadece kullanım (intifa) hakkını bırakmışsa, bu durumun eşin saklı payını ihlal edip etmediği teknik bir hesapla çözülür.
  • Eğer intifa hakkının aktüeryal değeri (eşin yaşam süresi beklentisine göre hesaplanan mali değeri), eşin saklı pay tutarının altında kalıyorsa; eş, aradaki fark için tenkis davası açabilir.

5.3. Mirasın Reddi Durumunda Saklı Payın Akıbeti

Mirasın reddi (reddi miras), saklı pay hesaplamalarını doğrudan etkileyen bir irade beyanıdır.

  • Kural: Mirası reddeden mirasçı, sanki mirasbırakandan önce ölmüş gibi kabul edilir.
  • Saklı Pay Etkisi: Mirası reddeden kişinin saklı payı “serbest kalmaz”. Bu pay, mirasbırakanın tasarruf edilebilir kısmına eklenmez. Reddeden kişinin payı, kendi altsoyuna (çocuklarına) geçer ve saklı pay koruması bu altsoy üzerinden devam eder. Eğer reddedenin altsoyu yoksa, pay diğer mirasçılara dağıtılır ve hesaplama yeni paylar üzerinden yeniden yapılır.

5.4. Somut Vaka Analizleri (Matematiksel Uygulama)

Aşağıdaki vakalar, doktrindeki en yaygın senaryoların matematiksel çözümlemesidir:

Vaka 1: Eş ve Çocukların Birlikteliği

  • Mirasçılar: Sağ kalan eş (E) ve 2 Çocuk (Ç1, Ç2).
  • Net Tereke: 1.200.000 TL.
  • Yasal Pay Dağılımı: Eşin payı 1/4 (300.000 TL), Çocukların payı toplam 3/4 (Kişi başı 450.000 TL).
  • Saklı Pay Hesaplama:
    • Eş: Yasal payının tamamı saklı paydır (1/1) = 300.000 TL.
    • Çocuklar: Yasal paylarının yarısı (1/2) = Kişi başı 225.000 TL.
  • Sonuç: Mirasbırakan bu terekede toplam 750.000 TL’lik saklı payı korumak zorundadır. Geriye kalan 450.000 TL üzerinde serbestçe tasarruf edebilir.

Vaka 2: Çocuksuz Mirasbırakan ve Anne-Baba

  • Mirasçılar: Sağ kalan eş (E) ve Mirasbırakanın Annesi (A) ile Babası (B).
  • Net Tereke: 1.000.000 TL.
  • Yasal Pay Dağılımı: Eşin payı 1/2 (500.000 TL), Anne ve Babanın payı toplam 1/2 (Kişi başı 250.000 TL).
  • Saklı Pay Hesaplama:
    • Eş: Yasal payının tamamı (1/1) = 500.000 TL.
    • Anne ve Baba: Yasal paylarının dörtte biri (1/4) = Kişi başı 62.500 TL.
  • Sonuç: Saklı paylar toplamı 625.000 TL’dir. Tasarruf edilebilir kısım 375.000 TL’dir.

_ Sabit Oranların Adalet Dağılımındaki Rolü_

Saklı pay oranlarının sabitliği, miras hukukunda öngörülebilirliği sağlar. Ancak bu oranlar, her davanın kendine has dinamikleriyle (örneğin muris muvazaası iddialarıyla) birleştiğinde karmaşıklaşır. Hesaplama yapılırken taşınmazların ölüm tarihindeki değerleri değil, tenkis davasında karar tarihine en yakın tarihteki değerlerinin esas alınması, enflasyonist ortamlarda hak kaybını önleyen en önemli Yargıtay ilkesidir.

Leave a Reply

Call Now Button