Single Blog Title

This is a single blog caption

İşyerinde Korsan Yazılım Kullanmanın Tazminat Sonuçları

İşyerinde Korsan Yazılım Kullanmanın Tazminat Sonuçları

 İşyerinde korsan yazılım kullanımı hangi tazminat risklerini doğurur? FSEK kapsamında üç kat bedel, maddi tazminat, kâr devri, ihtiyati tedbir ve işveren sorumluluğu bu kapsamlı rehberde.

Dijital iş hayatında yazılım, artık destekleyici bir araç olmaktan çıkmış; muhasebe, tasarım, mühendislik, üretim, stok yönetimi, insan kaynakları ve kurumsal iletişimin merkezine yerleşmiştir. Tam da bu nedenle işyerinde korsan yazılım kullanımı, sıradan bir lisans eksikliği veya bilgi işlem hatası olarak görülemez. Türk hukukunda bilgisayar programları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunur; kanunun amacı da eser sahiplerinin manevi ve mali haklarını korumak, bu haklara aykırı yararlanma halinde uygulanacak hukuk yollarını ve yaptırımları belirlemektir. WIPO Lex kayıtlarına göre FSEK’in güncel konsolide hali 21 Aralık 2021 tarihli 7346 sayılı Kanun değişikliğini de içermektedir.

İşyerinde korsan yazılım denildiğinde çoğu zaman yalnızca crack’li programlar veya internetten indirilen kaçak kurulumlar akla gelir. Oysa uygulamada risk bundan çok daha geniştir. Tek kullanıcı lisansının birden fazla bilgisayara kurulması, eğitim sürümünün ticari projelerde kullanılması, deneme sürümünün fiilen kalıcı çalışma aracı haline getirilmesi, abonelik süresi biten programın şirket sistemlerinde çalışmaya devam etmesi veya lisans anahtarının şube, iştirak ya da grup şirketleri arasında paylaştırılması da aynı hukuki tartışmayı doğurabilir. Çünkü mesele, yazılımın teknik olarak çalışıyor olması değil; hak sahibinin verdiği yetki sınırları içinde kullanılıp kullanılmadığıdır.

Yazılım neden telif koruması altındadır?

FSEK’te bilgisayar programı açık biçimde tanımlanmıştır. Kanuna göre bilgisayar programı, bir bilgisayar sisteminin özel bir işlem veya görevi yerine getirmesini sağlayan emir dizgesi ile bu dizgenin oluşum ve gelişimini sağlayan hazırlık çalışmalarını kapsar. Aynı kanunun 2. maddesinde bilgisayar programları ve belirli şartlarla hazırlık tasarımları ilim ve edebiyat eseri olarak sayılmıştır. Yine aynı maddede, bir bilgisayar programının öğelerine temel oluşturan düşünce ve ilkelerin eser sayılmadığı belirtilir. Bunun anlamı şudur: hukuk, soyut fikri değil, yazılımın kod ve program düzeyindeki somutlaşmış ifade biçimini korur.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Telif Hakları Genel Müdürlüğü de korumanın tescile bağlı olmadığını açıkça belirtmektedir. Bakanlığa göre FSEK kapsamındaki eserler, yaratıldıkları andan itibaren doğal korumadan yararlanır; koruma için ayrıca kayıt veya onay zorunlu değildir. Bunun sonucu olarak, işyerinde kullanılan yazılımın telif korumasından yararlanması için ayrıca kayıtlı veya tescilli olması şart değildir. Yazılım, eser niteliğini taşıyorsa koruma zaten doğmuştur. Bu nokta özellikle korsan yazılım savunmalarında önemlidir; çünkü “tescilli değilse hak iddia edilemez” şeklindeki düşünce Türk telif hukuku bakımından doğru değildir.

İşyerinde korsan yazılım hangi hakları ihlal eder?

FSEK m.18’e göre mali hakları kullanma yetkisi kural olarak eser sahibine aittir. Aynı maddede, çalışanlar tarafından görevlerinin ifası sırasında meydana getirilen eserlerde mali hakların işveren tarafından kullanılacağı da düzenlenmiştir; ancak üçüncü kişilere ait yazılımların işyerinde kullanımı bakımından esas olan, o yazılım üzerindeki mali hakların hak sahibine ait olmasıdır. FSEK m.20 ise mali hakların bağımsız olduğunu ve birinin kullanılması ya da devrinin diğerini kendiliğinden etkilemeyeceğini ortaya koyar. Bu nedenle bir yazılımın satın alınmış olması, her türlü kullanım yetkisinin de alınmış olduğu anlamına gelmez.

Özellikle çoğaltma hakkı işyerindeki korsan yazılım ihtilaflarının merkezindedir. FSEK m.22’ye göre bir eserin aslını veya kopyalarını herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Kanun, bilgisayar programı bakımından bu hakkın sadece klasik kopyalama eylemini değil; programın yüklenmesi, gösterilmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanmasını da kapsadığını açıkça söyler. Bu nedenle bir şirketin lisanssız yazılımı bilgisayarlarına kurması, sunucuya yüklemesi veya ağ üzerinden kullandırması, yalnızca sözleşmeye aykırılık değil; çoğu zaman doğrudan telif hakkı ihlali niteliği taşır.

Buna ek olarak yayma ve umuma iletim hakları da devreye girebilir. FSEK m.23 eser nüshalarının kiralanması, ödünç verilmesi, satışa çıkarılması veya başka yollarla dağıtılmasını; m.25 ise dijital iletim dahil işaret, ses ve görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimi hak sahibine bırakır. İşyerinde kurulu lisanssız bir programın şirket ağı içinde çok sayıda cihaza dağıtılması, uzaktan erişimle kullandırılması veya farklı lokasyonlardan erişilebilir hale getirilmesi, olayın özelliklerine göre bu hakların da ihlali sonucunu doğurabilir. Bu yüzden korsan yazılım dosyaları yalnızca “kaç kurulum var?” sorusundan ibaret değildir; kullanım modeli de tazminat hesabında önem taşır.

Hukuka uygun kullanım ile korsan kullanım arasındaki çizgi

Türk hukukunda hukuka uygun kullanıcıya tanınan bazı istisnalar vardır. FSEK m.38’e göre, hukuki yollardan edinilmiş bir bilgisayar programı bakımından, sözleşmede aksi belirleyici hüküm yoksa, programın amacı doğrultusunda kullanımı için gerekli çoğaltma ve uyarlama işlemleri serbesttir. Aynı maddede, hukuka uygun edinilen programın yüklenmesi, çalıştırılması ve hata düzeltmesinin sözleşme ile engellenemeyeceği; kullanım için gerekli olduğu sürece bir adet yedekleme kopyasının da yasaklanamayacağı belirtilir. Ayrıca lisanslı kullanıcı, programın işleyişini gözlemleyebilir, test edebilir ve ara işlerlik için zorunlu bazı teknik işlemleri belirli şartlarla yapabilir.

Ancak burada kritik ayrım şudur: bu serbestiler sadece hukuka uygun edinilmiş yazılımlar için geçerlidir. Başka bir ifadeyle, crack’li kurulum, sahte lisans anahtarı, kullanıcı sınırı aşımı, süresi dolmuş abonelik veya yetkisiz çoklu kurulum bakımından m.38 bir koruma kalkanı oluşturmaz. Uygulamada işverenlerin en sık düştüğü hata, lisanslı kullanım için geçerli olan teknik serbestileri, lisanssız kullanım için de geçerli sanmalarıdır. Oysa kanun, meşru kullanıcıya belirli kolaylıklar tanımakta; korsan kullanımı ise bunların tamamen dışında bırakmaktadır.

Tazminat riski neden ceza riskinden daha yıkıcı olabilir?

İşyerinde korsan yazılım kullanımında kamuoyu çoğu zaman ceza soruşturmasına odaklanır. Oysa ticari hayat bakımından daha yıkıcı sonuç çoğu zaman özel hukuk cephesinde ortaya çıkar. Çünkü FSEK, hak sahibine sadece ihlalin durdurulmasını isteme hakkı vermekle kalmaz; aynı zamanda oldukça ağır ekonomik talepler ileri sürme imkanı tanır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Telif Hakları Genel Müdürlüğü de telif hakkı ihlali halinde açılabilecek hukuk davaları arasında FSEK m.68 uyarınca en çok üç kat bedel talebini, tecavüzün men’i davasını ve tazminat davalarını açıkça saymaktadır. Bakanlık ayrıca manevi ve mali haklara tecavüz halinde hukuka aykırı davranan kişinin elde ettiği kârın da istenebileceğini belirtmektedir.

Bu nedenle işyerinde korsan yazılım kullanmanın asıl tehlikesi, sonradan lisans bedeli ödenerek kapatılabilecek bir açık yaratması değildir. Tehlike, geçmiş dönemdeki izinsiz kullanıma bağlı olarak oluşan çok katmanlı bir tazminat yüküdür. Şirketin kullandığı yazılımın türü, sürümü, kullanıcı sayısı, kullanım süresi, ticari değeri, ağ üzerinden dağıtım modeli ve şirket faaliyetindeki ağırlığı dikkate alındığında, basit bir lisans bedelinin çok üzerinde taleplerle karşılaşılması mümkündür.

Üç kat bedel talebi nasıl işler?

FSEK m.68, işyerinde korsan yazılım kullanımı bakımından en kritik hükümlerden biridir. Bu maddeye göre, hak sahibinden yazılı izin alınmaksızın bir eser veya bilgisayar programı uyarlanır, çoğaltılır, icra edilir, umuma iletilir veya çoğaltılmış nüshaları dağıtılırsa, hak sahibi sözleşme yapılmış olsaydı isteyebileceği bedelin veya kanun hükümlerine göre tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç katına kadar bedel talep edebilir. Bu, klasik zarar hesabından farklı, özel ve caydırıcı bir koruma mekanizmasıdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı da kamuya açık bilgilendirme sayfasında bu hakkı açıkça teyit etmektedir.

Pratikte bu ne anlama gelir? Örneğin bir işyerinde lisans bedeli yüksek olan bir mühendislik, muhasebe, mimarlık veya tasarım yazılımı lisanssız biçimde kullanılıyorsa, hak sahibi sadece “eksik olan lisans adedi kadar ödeme” istemekle yetinmeyebilir. Yazılımın sözleşmeyle verilmesi halinde talep edebileceği bedelin üç katı gündeme gelebilir. Özellikle çok sayıda kullanıcı içeren, uzun süredir aktif kullanılan ve ticari kazanç üreten yazılımlarda bu bedel son derece yüksek seviyelere çıkabilir. Bu nedenle “nasıl olsa sonra lisans alırız” yaklaşımı çoğu zaman ekonomik açıdan en pahalı senaryoya dönüşür.

FSEK m.68 ayrıca yalnızca para isteme hakkı tanımaz. İzinsiz çoğaltılmış nüshalar henüz satışa çıkarılmamışsa, hak sahibi bunların ve çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını, üretim maliyetini aşmayan uygun bir bedel karşılığında kendisine teslimini veya yine üç kat bedel ödenmesini isteyebilir. Nüshalar satışa çıkarılmışsa da, ihlal edenin elindeki kopyalar bakımından belirli alternatif talepler gündeme gelir. Bu düzenleme, işyerindeki korsan yazılımın yalnızca “ek ücret” sorunu değil, doğrudan varlığı hedef alınabilen bir ihlal olduğunu gösterir.

Maddi tazminat ve haksız fiil sorumluluğu

Üç kat bedel talebi, FSEK’teki tek ekonomik sonuç değildir. M.70’e göre mali hakları ihlal edilen kişi, ihlalde bulunan taraf kusurluysa haksız fiil hükümlerine göre maddi tazminat talep edebilir. Aynı maddede, zarar görenin, tazminata ek olarak ihlal edenin elde ettiği kârı da isteyebileceği; ancak m.68’e göre talep edilen tutarın bu kârdan indirileceği belirtilmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı da mali haklara ilişkin ihlallerde uğranılan zarar ve kâr kaybına oranlı bedel talep edilebileceğini, ayrıca failin eylemle elde ettiği kârın da istenebileceğini açıkça belirtmektedir.

Bu hüküm işyerleri bakımından çok önemlidir. Çünkü bazı dosyalarda hak sahibi yalnızca farazi lisans bedeline dayanmak istemeyebilir; bunun yerine ihlal yüzünden uğradığı zararı, piyasa kaybını veya failin elde ettiği ticari menfaati tartışmaya açabilir. Örneğin lisanssız kullanılan yazılım, şirketin proje üretim kapasitesini artırmışsa, maliyet azaltmışsa veya belirli işlerin yürütülmesinde kilit rol oynamışsa, davacı taraf bu kullanımdan doğan ekonomik avantajın tazminat hesabında dikkate alınmasını isteyebilir. Böylece dosya, sadece teknik lisans sayımı yapılan bir uyuşmazlık olmaktan çıkıp ticari fayda analizi yapılan daha geniş bir tazminat davasına dönüşür.

İşveren çalışanının kurduğu korsan yazılımdan sorumlu olur mu?

İşyerinde korsan yazılım ihtilaflarının en kritik sorularından biri budur. FSEK m.66 bu konuda hak sahibi lehine güçlü bir koruma öngörür. Maddeye göre manevi ve mali hakları ihlal edilen kişi, tecavüzün kaldırılması için ihlal edene karşı dava açabilir. Devamında ise, ihlal işletmenin temsilcileri veya çalışanları tarafından görevlerini yerine getirirken yapılmışsa, dava işletme sahibine karşı da yöneltilebilir. Üstelik aynı maddede, ihlal edenin veya işletme sahibinin kusurlu olmasının bu dava bakımından gerekli olmadığı açıkça belirtilmiştir.

Bu düzenleme, işverenler açısından son derece ağır bir sonuç doğurur. Şirket savunma olarak “programı bizim haberimiz olmadan çalışan kurdu” diyebilir; ancak çalışan bu eylemi işin yürütülmesi sırasında yaptıysa ve yazılım işyerinde kullanıldıysa, tecavüzün kaldırılması ve bağlantılı hukuk davaları bakımından şirketin hedef alınması mümkündür. Uygulamada bu, bilgi işlem personelinin, dış destek firmasının veya bölüm çalışanının yaptığı kurulumun, sonuçları itibarıyla doğrudan şirketi bağlaması anlamına gelir. Bu yüzden işyerinde korsan yazılım riski, bireysel çalışan davranışından çok kurumsal denetim eksikliği olarak değerlendirilir.

Tecavüzün önlenmesi ve iş akışının durdurulması riski

Tazminat riskinin yanında FSEK m.69, muhtemel veya devam eden ihlalin önlenmesi için dava açılabileceğini düzenler. Hak sahibinin manevi veya mali hakları ihlal tehlikesi altındaysa, olası ihlalin önlenmesi; ihlal sürüyorsa veya tekrarlanma ihtimali varsa yine önleme davası gündeme gelir. Bu hüküm, işyerinde korsan yazılım kullanımı bakımından çok önemlidir; çünkü hak sahibi sadece geçmiş dönem tazminatını değil, yazılımın kullanılmaya devam edilmesini de durdurmak isteyebilir.

Bunun daha sert görünümü ise ihtiyati tedbirdir. FSEK m.77’ye göre, hakları ihlal edilen veya ihlal tehlikesi altında bulunan kişi ya da meslek birlikleri, esas dava öncesinde veya sırasında hukuk mahkemesinden belirli davranışların yapılması ya da yapılmaması yönünde karar alınmasını isteyebilir. Mahkeme, gerekli görürse ihlalin işlendiği yerin açılması veya kapatılması yönünde karar verebilir; çoğaltılmış nüshaların veya bunların üretimine yarayan araçların muhafaza altına alınmasına hükmedebilir. Bu, işyerinde korsan yazılım kullanan şirketler için yalnızca para ödeme riski değil; iş akışını bozabilecek ve teknik altyapıyı doğrudan etkileyebilecek geçici yargısal müdahale riski anlamına gelir.

Delil baskısı ve ispat yükü nasıl ağırlaşır?

İşyerinde korsan yazılım davalarının ayırt edici yönlerinden biri, delilin büyük ölçüde şirketin kendi sistemlerinde bulunmasıdır. FSEK m.76’ya göre, bu kanun kapsamındaki hukuk davalarında davacı taraf iddiasının doğruluğu hakkında kuvvetli kanaat oluşturacak yeterli delil sunarsa, mahkeme yazılımı kullanan taraftan gerekli izin ve yetki belgelerini veya kullanılan korunan eserlerin listelerini ibraz etmesini isteyebilir. Aynı maddenin devamında, bu belgelerin veya listelerin sunulmamasının, eserlerin hukuka aykırı kullanıldığı yönünde karine oluşturacağı açıkça düzenlenmiştir.

Bu kural, işyerinde korsan yazılım kullanan şirketlerin neden ağır bir ispat baskısı altında olduğunu açıklar. Şirketin elinde lisans sözleşmesi, fatura, abonelik kaydı, kullanıcı sayısını gösteren kayıtlar, envanter eşleşmesi ve yetki belgeleri yoksa, savunması baştan zayıflar. Çünkü dava sırasında “biz aslında lisanslı kullanıyorduk” demek tek başına yetmez; bunu belgelemek gerekir. Belgelerin sunulamaması ise kanunen davacı lehine önemli bir karine doğurur. Bu nedenle lisans yönetimi aynı zamanda bir delil yönetimi meselesidir.

Zamanaşımı ve davanın açılacağı yer

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın telif hakkı ihlali bilgilendirme sayfasına göre, FSEK kapsamındaki hukuk davaları haksız fiil de teşkil ettiğinden Borçlar Kanunu’ndaki bir ve on yıllık zamanaşımı sürelerine tabidir. Ayrıca mali haklara tecavüz aynı zamanda suç oluşturuyorsa, daha uzun olan ceza zamanaşımı süresi uygulanır. Aynı açıklamada, davaların genel hükümlere göre davalının ikametgahında veya haksız fiilin işlendiği yerde açılabileceği; FSEK m.66 bakımından ise tecavüzün önlenmesi ve kaldırılması davalarının davacının ikametgahı mahkemesinde de açılabildiği belirtilmektedir. Bu, hak sahibi bakımından forum seçimi açısından önemli bir kolaylıktır.

Uygulamada bu durum, işyerinde korsan yazılım kullanan şirketin yalnızca bulunduğu yerde dava tehdidi altında olmadığı anlamına gelir. Özellikle hak sahibi başka bir şehirde yerleşikse ve FSEK m.66 kapsamındaki dava yolunu tercih ediyorsa, uyuşmazlık davacının ikametgahında da açılabilir. Bu da savunma maliyetini, vekalet ve yargılama giderlerini ve ticari baskıyı artırabilir. Dolayısıyla tazminat sonucu sadece hükmedilecek para değildir; davanın yürütülme maliyeti de işveren aleyhine büyüyebilir.

Ceza riski neden yine de tazminatı etkiler?

Bu yazının odağı tazminat olsa da ceza boyutu tamamen göz ardı edilemez. FSEK m.71, yazılı izin olmadan eser veya yazılımı uyarlayan, çoğaltan, dağıtan, umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı çoğaltılmış kopyaları ticari amaçla satın alan, ithal eden, ihraç eden, kişisel kullanım dışında elinde bulunduran veya depolayan kişiler için bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörür. Soruşturma ve kovuşturma ise m.75 uyarınca şikayete bağlıdır ve hak sahiplerinin delil sunması gerekir. Bu ceza boyutu, hukuk davasında delil toplama ve uzlaşma dinamiklerini doğrudan etkileyebilir.

Başka bir ifadeyle, işyerinde korsan yazılım kullanan şirket yalnızca tazminat davasıyla karşı karşıya kalmayabilir; aynı zamanda şikayet tehdidi nedeniyle çok daha baskılı bir müzakere sürecine girer. Bu da pratikte çoğu şirketin tazminat pazarlığında dezavantajlı konuma düşmesine yol açar. Ceza yaptırımı ile özel hukuk baskısı birleştiğinde, lisans açığını küçük gören şirketler kendilerini çok daha yüksek maliyetli bir uyuşmazlığın içinde bulabilir.

Şirketler bu riskten nasıl korunur?

İşyerinde korsan yazılım riskinden korunmanın tek gerçek yolu, kriz çıktığında savunma üretmek değil; kriz çıkmadan önce lisans uyumu sağlamaktır. Şirketler tüm cihaz, kullanıcı, sunucu ve bulut erişim noktaları için güncel bir yazılım envanteri tutmalı; her kurulumun dayandığı lisans belgesini saklamalı; abonelik ve yenileme tarihlerini izlemeli; dış BT firmalarının yaptığı kurulumları denetlemeli; deneme ve eğitim sürümlerini ticari sistemlerden ayırmalıdır. Bu yaklaşım yalnızca teknik düzen değil, doğrudan hukuk davasında kullanılacak ispat altyapısını kurmak anlamına gelir. FSEK m.76’daki belge sunma ve karine rejimi dikkate alındığında, lisans envanteri artık bir idari tercih değil, hukuki zorunluluktur.

Aynı şekilde ihtarname geldiğinde panikle cihazlardan yazılım silmek, log kayıtlarını temizlemek veya geçmiş kurulumları görünmez hale getirmeye çalışmak da doğru bir strateji değildir. Çünkü bu yaklaşım geçmiş ihlali ortadan kaldırmaz; aksine delil yönetimini daha karmaşık hale getirebilir. Doğru yol, mevcut durumun soğukkanlı biçimde tespiti, hangi yazılımın hangi kapsamda kullanıldığının belirlenmesi ve buna göre hukuki stratejinin kurulmasıdır. Bazı dosyalarda lisans tamamlama ve uzlaşma ekonomik olabilir; bazı dosyalarda ise talebin kapsamına, belge yapısına ve fiili kullanıma göre savunma imkanları doğabilir. Ancak her durumda belgesizlik, işverenin en zayıf noktasıdır.

Sonuç

İşyerinde korsan yazılım kullanmanın tazminat sonuçları, çoğu şirketin ilk anda düşündüğünden çok daha ağırdır. Türk hukukunda bilgisayar programları eser olarak korunur; yazılımın yüklenmesi, çalıştırılması ve depolanması dahi çoğaltma hakkı kapsamında değerlendirilebilir. Bu nedenle lisanssız kurulum veya lisans sınırını aşan ticari kullanım, yalnızca sözleşme ihlali değil; FSEK kapsamında mali hak ihlali niteliği taşıyabilir. Bunun sonucu olarak hak sahibi tecavüzün kaldırılmasını ve önlenmesini isteyebilir, ihtiyati tedbir talep edebilir, m.68 uyarınca üç kat bedel isteyebilir, m.70 uyarınca maddi tazminat ve failin elde ettiği kârın devrini talep edebilir. Üstelik çalışan tarafından yapılan ihlal, görev sırasında gerçekleşmişse işletme sahibine de yöneltilebilir ve bu dava bakımından kusur şartı aranmaz.

Kısacası işyerinde korsan yazılım kullanmak, kısa vadede maliyet tasarrufu gibi görünse de orta ve uzun vadede çok daha yüksek bir mali yük doğurur. En ağır sonuç çoğu zaman ceza mahkumiyeti değil; üç kat bedel, maddi tazminat, kâr devri, tedbir kararları, ispat baskısı ve itibar kaybının birleştiği toplam hukuki tablodur. Bu nedenle yazılım lisans yönetimi artık yalnızca BT departmanının sorunu değil; şirket yönetiminin, hukuk biriminin ve mali işlerin ortak uyum başlığıdır.

Sık Sorulan Sorular

İşyerinde tek bir bilgisayarda korsan yazılım bulunması da tazminat riski doğurur mu?
Evet. Kullanımın kapsamı tazminat miktarını etkiler; ancak tek cihazda kurulu olması ihlal riskini ortadan kaldırmaz. Özellikle yazılım ticari faaliyet içinde kullanılıyorsa, çoğaltma ve lisans dışı yararlanma tartışması yine doğar.

Hak sahibi mutlaka fiili zararını mı ispatlamak zorundadır?
Hayır. FSEK m.68, sözleşme yapılmış olsaydı talep edilebilecek bedelin veya rayiç bedelin en çok üç katına kadar isteme imkanı verir. Bu, klasik zarar hesabından bağımsız özel bir koruma yoludur.

Çalışan kurduysa şirket yine de sorumlu olur mu?
Evet, olabilir. FSEK m.66’ya göre ihlal çalışan veya temsilci tarafından görev sırasında yapılmışsa dava işletme sahibine de yöneltilebilir; bu dava bakımından kusur şartı aranmaz.

Şirket lisans belgelerini sunamazsa ne olur?
FSEK m.76 uyarınca mahkeme gerekli izin ve yetki belgelerini veya kullanılan korunan eserlerin listesini isteyebilir. Belgelerin sunulmaması, hukuka aykırı kullanım yönünde karine oluşturur.

Sonradan lisans almak geçmiş dönemin riskini ortadan kaldırır mı?
Kural olarak hayır. Sonradan lisans alınması ileriye dönük uyumu sağlayabilir; ancak geçmişteki izinsiz kullanım nedeniyle doğmuş üç kat bedel, tazminat ve diğer talepleri kendiliğinden silmez. Bu sonuç FSEK m.68 ve m.70 sistematiğinden çıkar

Leave a Reply

Call Now Button