Sigorta Uyuşmazlıklarında Görev: Asliye Ticaret mi, Asliye Hukuk mu?
Sigorta Uyuşmazlıklarında Görev: Asliye Ticaret mi, Asliye Hukuk mu?
1) “Görev” neden kritik?
Sigorta uyuşmazlıklarında ilk ve en belirleyici eşik “görev”dir. Çünkü görev, kamu düzenine ilişkin bir dava şartı olarak ele alınır; mahkemece re’sen gözetilir ve yanlış mahkemede açılan dava “görevsizlik” riski taşır. Bu nedenle, daha baştan uyuşmazlığın hukuki niteliğini (ticari dava mı, tüketici işlemi mi, başka bir özel görev alanı mı?) doğru kurmak gerekir.
Uygulamada aynı olay örgüsü içinde:
-
poliçeden doğan tazminat alacağı,
-
sigortacının ödediği bedel için rücu (dönüş) talebi,
-
üçüncü kişinin (zarar görenin) sigortacıya yönelttiği talep,
-
tahkim yoluna gidilip gidilemeyeceği,
gibi birden çok ihtimal iç içe geçer. Dolayısıyla “Asliye Ticaret mi, Asliye Hukuk mu?” sorusu tek cümlelik değil; kademeli bir test ile cevaplanır.
2) Kural: Sigorta uyuşmazlıkları çoğu kez “ticari dava” ekseninde Asliye Ticaret’te görülür
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) “ticari davalar”ın kapsamı belirlenirken, sigorta ilişkileri bakımından pratikte şu yaklaşım öne çıkar:
-
Sigorta hukuku, sistematik olarak TTK içinde düzenlenmiştir (özellikle sigorta kitabı ve zorunlu sorumluluk sigortaları).
-
Bu nedenle “TTK’da düzenlenen hususlardan doğan davalar”, çoğu durumda mutlak ticari dava kabul edilerek Asliye Ticaret Mahkemesi görev alanına girer.
TTK m.4’te ticari davaların tanımı ve kapsamı (ve özellikle deniz sigortalarına ilişkin vurgu) ile TTK m.5’te “ticari davalara bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olduğu” açık çerçeve sunar.
TTK m.5/1 temel cümleyi kurar: “Aksine hüküm bulunmadıkça … asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.”
3) Ama: “Asliye Ticaret yoksa” Asliye Hukuk, ticaret sıfatıyla bakar
Sahada en sık yapılan hata şudur: “İlçede Asliye Ticaret yok; o halde Asliye Hukuk görevlidir” denir ama bunun sebebi yanlış anlatılır.
Doğru ifade:
-
Uyuşmazlık ticari dava niteliğindedir.
-
Ancak yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmadığında, Asliye Hukuk Mahkemesi bu davaya ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar.
TTK m.5/3, Asliye Ticaret ile Asliye Hukuk arasındaki ilişkinin artık “iş bölümü” değil görev ilişkisi olduğunu vurgular. Ayrıca aynı maddede Asliye Ticaret bulunan yerde, TTK m.4 uyarınca ticari sayılan davalara Asliye Ticaret’te bakılacağı; hatta deniz ticareti/deniz sigortaları için ihtisaslaştırma yapılabileceği düzenlenir.
4) “Asliye Hukuk mu, Asliye Ticaret mi?” sorusunu çözen ana ayrım: Ticari dava mı, tüketici işlemi mi?
Bu noktada kilit kırılma 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’dur (TKHK).
TKHK m.3, “tüketici işlemi” tanımına sigorta sözleşmelerini de açıkça dahil eder: “eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık vb. sözleşmeler … tüketici işlemi” kapsamındadır.
Ve TKHK m.73, “tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu düzenler.
Sonuç: Uyuşmazlık tüketici işleminden doğuyorsa “Asliye Ticaret mi/Asliye Hukuk mu?” ikilemi çoğu kez yanlış ikilemdir; doğru adres Tüketici Mahkemesidir (tüketici mahkemesi yoksa Asliye Hukuk, tüketici mahkemesi sıfatıyla).
Bu nedenle, görev tespitinde önce şu soruyu sormalısınız:
Sigorta ettiren/sigortalı/lehtar, bu sözleşmeyi ticari/mesleki amaçla mı yaptı; yoksa kişisel (tüketici) amaçla mı?
-
Tüketici amaçlı ise: görev çoğunlukla Tüketici Mahkemesi.
-
Ticari/mesleki amaçlı ise (ör. şirket poliçesi, ticari araç, ticari faaliyet): uyuşmazlık çoğunlukla ticari dava ekseninde Asliye Ticaret.
5) Uyuşmazlık tiplerine göre pratik görev haritası
Aşağıdaki başlıklar, uygulamada en çok karşılaşılan senaryoları görev bakımından sınıflandırır.
A) Poliçe tarafları arasındaki uyuşmazlıklar (sigortalı/lehtar ↔ sigortacı)
Örnekler:
-
kasko/konut/işyeri poliçesinde hasar bedeli,
-
poliçenin feshi/iptali,
-
prim alacağı,
-
teminat dışı iddiası,
-
tazminatın eksik ödenmesi.
Kural:
-
Sigortalı/lehtar “tüketici” ise: Tüketici Mahkemesi (yoksa Asliye Hukuk – tüketici sıfatıyla).
-
Sigortalı/lehtar ticari/mesleki amaçla hareket ediyorsa: çoğunlukla Asliye Ticaret (TTK m.4-5).
Uygulamada sigorta sözleşmesinin tüketici işlemi sayılması ve görevin tüketici mahkemesine ait olacağı yönündeki yaklaşım, içtihat örneklerinde de açıkça görülür: “sigorta sözleşmeleri 6502 kapsamında tüketici işlemidir… uyuşmazlık tüketici mahkemesi tarafından çözümlenmelidir” şeklindeki değerlendirme bu çizgiyi yansıtır.
B) Zorunlu Trafik Sigortası (ZMSS) ve üçüncü kişinin sigortacıya yöneldiği talepler
Bu alanda iki katman var:
-
Zarar gören üçüncü kişi doğrudan sigortacıya dava açar.
-
Sigortacı ödediği bedeli, poliçe ilişkisi/kanuni rücu sebepleriyle sigortalısına veya sürücüye rücu eder.
İkinci katman (rücu) bakımından Yargıtay karar metinlerinde, sigorta hukukunun TTK’da düzenlenmesi ve uyuşmazlığın “mutlak ticari dava” sayılması üzerinden Asliye Ticaret görevi vurgulanabilmektedir. Nitekim örnek bir görev uyuşmazlığında, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının rücu davasında TTK m.4-5 ve sigorta hükümlerine atıfla yargı yerinin Asliye Ticaret olarak belirlendiği görülür.
Pratik öneri: Trafik kazası dosyalarında “davalılar arasında sigorta şirketi var mı?”, “talep doğrudan poliçeden mi, yoksa haksız fiilden mi?” ayrımı yapılmalı; özellikle sigortacıya yönelen veya sigortacının rücu ettiği taleplerde ticari dava/tüketici işlemi testini mutlaka işletmelisiniz.
C) Sigortacının halefiyete dayalı rücu davaları (sigortacı → zarar verene rücu)
Sigortacı, sigortalısına ödeme yaptıktan sonra halefiyet ve rücu mekanizmasıyla zarar verene yönelir. Bu senaryoda uyuşmazlığın kaynağı çoğu kez sigorta ödeme ilişkisi + rücu hakkıdır; görev tayininde yine “tüketici işlemi mi/ticari dava mı?” testi önem kazanır. Uygulama örneklerinde (ör. konut sigortası sonrası, yangına sebep olduğu iddia edilen üretici/servise rücu) bu ayrımın tartışıldığı görülür.
6) “Asliye Hukuk gerçekten görevli olabilir mi?”
Evet; ama çoğu kez iki nedenle:
-
Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerde: ticari davaya Asliye Hukuk, ticaret sıfatıyla bakar.
-
Tüketici Mahkemesi bulunmayan yerde: tüketici uyuşmazlığına Asliye Hukuk, tüketici mahkemesi sıfatıyla bakar (TKHK m.73 çizgisi).
Bunun dışında, uyuşmazlık sigorta ilişkisinin “çekirdeği”nden kopup tamamen farklı bir özel görev alanına (ör. iş mahkemesi, idare yargısı, vs.) kayıyorsa ayrıca değerlendirmek gerekir; fakat sizin sorunuzun ekseni bakımından uygulamada en sık karşılaşılan “Asliye Hukuk” gerekçeleri yukarıdaki iki başlıktır.
7) Alternatif yol: Sigorta Tahkimi (Sigorta Tahkim Komisyonu)
Sigorta uyuşmazlıklarında çoğu dosya için “mahkeme mi/tahkim mi?” sorusu da en az görev kadar stratejiktir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30, sigortacılıkta tahkim sistemini ve başvuru çerçevesini düzenler; “Komisyon”, “sigorta tahkimi”, başvuru/inceleme mekanizması bu maddede normatif temelini bulur.
Bu çerçevede Sigorta Tahkim Komisyonu, özellikle:
-
hızlı sonuç alma ihtiyacı,
-
bilirkişi süreçlerinin yönetimi,
-
daha öngörülebilir zaman planı,
gibi nedenlerle tercih edilebilir. Ancak her dosyada tahkim mümkün/uygun olmayabilir; poliçenin türü, taraf sıfatları ve uyuşmazlığın kapsamı ayrıca incelenmelidir.
8) Ticari davalarda “dava şartı arabuluculuk” uyarısı (sigorta dosyalarına doğrudan etki eder)
Sigorta uyuşmazlığı “ticari dava” sayılıyorsa ve konu “bir miktar para” olan alacak/tazminat gibi taleplerse, TTK m.5/A uyarınca arabulucuya başvuru dava şartı olabilir.
Bu nokta sigorta tazminatı, rücu alacağı, itirazın iptali gibi birçok sigorta dosyasında “ilk kapı”dır. Görev tespiti yaparken, bir yandan da dava şartı arabuluculuk gerekip gerekmediğini kontrol etmek, usul ekonomisi açısından kritik olur.
9) Hızlı karar ağacı: Dosyanız hangi mahkemeye gider?
Aşağıdaki akış, pratikte çoğu dosyada doğru sonuca ulaştırır:
-
Sözleşme var mı?
-
Poliçe ilişkisi (sigortacı–sigortalı/lehtar) mı?
-
Yoksa üçüncü kişinin doğrudan sigortacıya yöneldiği bir talep mi?
-
-
Tüketici testi (TKHK m.3):
-
Sigortalı/lehtar gerçek kişi ve ticari/mesleki amaç yok → tüketici işlemi
-
Ticari/mesleki amaç, şirket poliçesi, ticari faaliyet → tüketici değil
-
-
Görev sonucu:
-
Tüketici işlemi → Tüketici Mahkemesi (yoksa Asliye Hukuk – tüketici sıfatıyla)
-
Ticari dava (TTK m.4) → Asliye Ticaret
-
Asliye Ticaret yoksa → Asliye Hukuk, ticaret sıfatıyla
-
-
Ek kontrol:
-
Ticari para alacağı/tazminat ise arabuluculuk dava şartı olabilir (TTK m.5/A).
-
Tahkim yolu (Sigortacılık Kanunu m.30) dosya için uygun mu?
-
Sigorta uyuşmazlıklarında “Asliye Ticaret mi, Asliye Hukuk mu?” sorusunun doğru cevabı, çoğu zaman tek bir mahkeme adı değil; uyuşmazlığın niteliğine göre değişen bir görev rejimidir:
-
Sigorta ilişkisi ticari dava niteliği taşıyorsa, kural olarak Asliye Ticaret görevlidir.
-
Asliye Ticaret’in bulunmadığı yerlerde, Asliye Hukuk ticaret sıfatıyla bakar.
-
Sigorta sözleşmesi tüketici amaçlı kurulmuşsa, uyuşmazlık tüketici işlemi sayılabilir ve görev Tüketici Mahkemesine kayar.
-
Alternatif çözüm olarak sigorta tahkimi, kanuni dayanağı bulunan etkili bir yoldur.