Murisin Mal Kaçırması (Muris Muvazaası) Nedir?
Murisin Mal Kaçırması Nedir?
Uygulamada “murisin mal kaçırması” denildiğinde çoğunlukla kastedilen; miras bırakanın (muris), mirasçılarını miras hakkından mahrum bırakma saikiyle malvarlığını belirli kişilere devretmesidir. Bu davranış tek bir hukuki kuruma indirgenemez; ancak tapulu taşınmazlar bakımından en sık başvurulan yol muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) iddiasıdır.
Muris muvazaası, genellikle murisin taşınmazını gerçekte bağışlamak istediği hâlde tapuda satış (veya ölünceye kadar bakma gibi ivazlı bir sözleşme) göstererek devretmesi ve böylece mirasçıların payını fiilen “boşaltması” şeklinde karşımıza çıkar.
Hukuki Dayanak: “Gerçek İrade” ve Muvazaa Mantığı
Muvazaada ana mesele şudur: görünürdeki işlem ile tarafların gerçek iradesi aynı değildir. Türk Borçlar Kanunu m.19, sözleşmenin niteliği ve yorumunda “lafza” değil gerçek ve ortak iradeye bakılacağını kabul eder.
Muris muvazaası dosyalarında mahkeme, tapuda yazan “satış”a bakıp geçmez; muris gerçekten satmak mı istemiş, yoksa bağış iradesini mi satış gibi göstermiş? sorusunu yanıtlamaya çalışır. Bu nedenle “muris mal kaçırması” iddiası, teknik olarak muvazaa + mal kaçırma saiki birleşimidir.
Muris Muvazaasının Şartları Uygulamada Nasıl Kurulur?
Pratikte dilekçe ve ispat kurgusu şu dört başlıkta toplanır:
1) Görünürde ivazlı bir işlem
En sık: satış; bazen ölünceye kadar bakma sözleşmesi veya benzeri ivazlı gösterimler.
2) Gizli işlem: gerçekte bağış (karşılıksız kazandırma)
Tapudaki satış bedeli çoğu dosyada ya ödenmez ya da sembolik kalır; fakat tek başına “bedel ödenmedi” demek yetmez. Yargıtay uygulaması, olayın tamamından murisin iradesini çıkarır; murisin “haklı sebebi” (bakım, birlikte çalışma, aile içi özel durum) olup olmadığı dahi tartışılır. Bu tartışmaya örnek olarak HGK’nın 19.02.2019 tarihli kararının doktrinde geniş şekilde değerlendirildiği görülür.
3) Mal kaçırma saiki (mirasçıları yoksun bırakma amacı)
Dosyanın “kalbi” burasıdır. Murisin gerçekten satma ihtiyacı var mıydı? Mirasçılarla ilişkisi nasıldı? Diğer mirasçılara yeter mal bıraktı mı? Örf-adet, aile içi denge, murisin ekonomik durumu neydi? Bu soruların tamamı “saik” analizine hizmet eder.
4) Karşı tarafın muvazaaya katılması
İşlemin diğer tarafı (çoğunlukla bir evlat/akraba), murisin gerçek amacını bilerek işlemde yer almış olmalıdır. Bu unsur çoğu kez tanık anlatımları + hayatın olağan akışı + bedel/ödeme izleri ile kuruluyor.
“Satış Gibi Gösterilen Bağış”ı Ele Veren Tipik Emareler
Uygulamada muris muvazaası iddiasını güçlendiren emareler şunlardır:
-
Satış bedelinin rayicin çok altında kalması ve bedelin ödendiğini gösteren bankacılık izinin olmaması
-
Murisin satışa “ekonomik ihtiyaç” duymaması (düzenli gelir, başka malvarlığı)
-
Taşınmazın devrinden sonra kullanımın muriste kalması (kira yok, fiili tasarruf muriste)
-
Devrin, mirasçılarla çekişmenin başladığı döneme denk gelmesi
-
Alıcının ödeme gücünün zayıf olması (öğrenci/gelirsiz vb.)
-
“Herkesten gizli” yapılan devir, aile içi saklama
Bu emareler tek tek değil, birlikte değerlendirildiğinde saik ve muvazaa daha ikna edici şekilde kurulur.
Kimler Dava Açabilir? “Saklı Pay” Şart mı?
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal–tescil davalarının en kritik farkı şudur: Davacı olmak için saklı paylı mirasçı olmak şart değildir.
Bu noktada uygulamada yapılan hata şudur: “Saklı payım yok, dava açamam.” Muris muvazaasında doğru yaklaşım; saklı paydan bağımsız şekilde, mirasçının miras payı oranında tapu iptali ve tescil talep edebilmesidir.
Görevli–Yetkili Mahkeme: Dosya Nereye Açılır?
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları taşınmazın aynına ilişkin olduğundan, HMK m.12 gereği taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Görev bakımından ise uygulamada genel olarak Asliye Hukuk Mahkemesi önünde görülür.
Zamanaşımı Var mı? “Her Zaman Açılır” Sözü Ne Kadar Doğru?
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal–tescil davaları yönünden uygulamada genel kabul, kural olarak özel bir zamanaşımı/hak düşürücü süre bulunmadığı yönündedir. Ancak çok kritik bir istisna vardır: taşınmazın hukuki zemini kadastro tespiti ile şekillenmişse, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ndaki 10 yıllık hak düşürücü süre tartışması gündeme gelebilir. Bu süre ve geçiş hükümleri kadastro mevzuatında yer alır.
Muris Muvazaası ile Tenkis Davası Arasındaki Fark
“Muris mal kaçırması” her zaman muris muvazaası değildir. Bazen işlem gerçekten bağıştır ve şeklen de bağış yapılmıştır; o zaman çoğu dosyada tenkis gündeme gelir.
-
Muris muvazaası: Muvazaalı işlem nedeniyle tapu iptali–tescil; saklı pay şart değil.
-
Tenkis davası: Saklı paylı mirasçının, saklı payını zedeleyen kazandırmaların indirilmesini istemesidir. Tenkiste süreler önemlidir: TMK m.571’e göre öğrenmeden itibaren 1 yıl, her hâlde 10 yıl içinde açılmalıdır.
Doğru dava türünü seçmek, davanın kaderini belirler. Uygulamada aynı olay hem muris muvazaası hem tenkis tartışmasına açık olabilir; bu durumda olayın şekli (tapudaki işlem türü), murisin gerçek iradesi ve delil yapısı birlikte değerlendirilir.
İspat ve Delil Stratejisi: Bu Davalar “Belge + Tanık + Hayatın Olağan Akışı”dır
Muris muvazaası davalarında çoğu zaman yazılı “itiraf” bulunmaz. Bu yüzden ispat, güçlü bir delil örgüsü kurmayı gerektirir:
Belgesel deliller
-
Tapu kayıtları, resmi senet, tedavül zinciri
-
Banka hareketleri (bedel ödendi mi?)
-
Emlak rayiçleri, vergi/harç beyanları
-
Murisin gelir–gider/SGK kayıtları (satış ihtiyacı var mı?)
Tanık delili
-
Aile içi ilişkiler, murisin beyanları, satış iradesi var mıydı?
-
Bedelin ödenip ödenmediği, devir sonrası kullanım kimin elinde kaldı?
Bilirkişi
-
Devir tarihindeki gerçek piyasa değeri (rayiç)
-
Bedel–değer farkının boyutu (tek başına yeterli değil ama çok etkili emare)
Dava Sonucu Ne Olur?
Mahkeme muris muvazaasını kabul ederse, muvazaalı temlik işlemi nedeniyle tapu kaydı iptal edilir ve taşınmaz (genellikle) miras payları oranında mirasçılar adına tescil edilir. Bazı hâllerde aynen iade mümkün olmazsa tazminat gündeme gelebilir (özellikle üçüncü kişilere devrin hukuki sonucu ve iyi niyet tartışmaları nedeniyle).