Yanlış Mahkemede Dava Açmanın Sonuçları
1. Giriş: Yanlış Mahkemede Dava Açmak Neden Önemli Bir Sorundur?
Türkiye’de dava açarken en sık yapılan hatalardan biri, davayı yanlış mahkemede açmaktır. Hukuk sisteminde her uyuşmazlık için görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi zorunludur. Aksi halde mahkeme, dosyayı esasına girip incelemek yerine, sadece “yanlış yerde açıldığını” tespit ederek görevsizlik veya yetkisizlik kararı verir.
Bu da:
-
Aylarca, hatta bazen yıllarca zaman kaybına,
-
Harç, gider avansı, tebligat ücreti, bilirkişi gideri gibi kalemlerde maddi kayba,
-
En önemlisi de zamanaşımı veya hak düşürücü süre gibi sürelerin kaçırılması halinde hakkın tamamen kaybına yol açabilir.
Bu makalede, yanlış mahkemede dava açmanın sonuçlarını, görevsizlik ve yetkisizlik kararının ne anlama geldiğini, zaman ve para kaybı risklerini ve bu risklerden nasıl korunulabileceğini, hem uygulamaya dönük hem de vatandaşı bilgilendirici bir dille ele alacağız.
2. Temel Kavramlar: Görev, Yetki ve Mahkemelerin Ayrımı
Yanlış mahkemede dava açmanın sonuçlarını anlamak için önce üç temel kavramı netleştirmek gerekir: görev, yetki ve yargı kolu.
2.1. Görev Nedir?
Görev, bir davaya hangi tür mahkemenin bakacağını belirleyen kurallardır. Örneğin:
-
Genel olarak özel hukuk uyuşmazlıklarına Asliye Hukuk Mahkemeleri,
-
Belirli parasal sınırın altındaki bazı uyuşmazlıklara Sulh Hukuk Mahkemeleri,
-
İş sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklara İş Mahkemeleri,
-
Tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklara Tüketici Mahkemeleri,
-
Aile ve evlilik birliğine ilişkin uyuşmazlıklara Aile Mahkemeleri,
-
Vergi uyuşmazlıklarına Vergi Mahkemeleri,
-
İdari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklara İdare Mahkemeleri,
-
Ceza yargılamasına ilişkin uyuşmazlıklara Ceza Mahkemeleri
bakmakla görevlidir.
Görev kuralları büyük ölçüde kamu düzenine ilişkindir ve mahkeme taraflar ileri sürmese bile re’sen gözetmek zorundadır. Görevli olmayan mahkemede dava açıldığında mahkeme, esas hakkında karar veremez; görevsizlik kararı vermek zorundadır.
2.2. Yetki Nedir?
Yetki, görevli mahkemenin türü belirlendikten sonra, coğrafi olarak hangi yerdeki mahkemenin davaya bakacağını ifade eder. Örneğin:
-
Genel kural olarak davalı gerçek kişi ise davalının yerleşim yeri mahkemesi,
-
Bir şirket aleyhine dava açılıyorsa şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesi,
-
Sözleşmeden doğan bazı uyuşmazlıklarda, sözleşmenin ifa yeri mahkemesi,
-
Taşınmaz mallara ilişkin uyuşmazlıklarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi
yetkili olabilir.
Yetki kurallarının bir kısmı kesin yetki, bir kısmı ise isteğe bağlı (nispi) yetki türündedir. Kesin yetki hallerinde yanlış yerde açılan dava, tıpkı görev gibi ciddi sonuçlar doğurur.
2.3. Yargı Kolu Ayrımı
Bunun bir de yargı kolu boyutu vardır:
-
Adli yargı (hukuk ve ceza mahkemeleri),
-
İdari yargı (idare ve vergi mahkemeleri),
-
Anayasa yargısı,
-
Uyuşmazlık Mahkemesi gibi.
Örneğin bir memur disiplin cezasının iptali için idare mahkemesinde, vergi tarhiyatının iptali için vergi mahkemesinde, iş kazası nedeniyle maddi-manevi tazminat için iş mahkemesinde dava açılmalıdır. Bu ayrımın yanlış yapılması da ciddi zaman ve hak kayıplarına yol açar.
3. Yanlış Mahkemede Dava Açmanın Tipik Görünümleri
Uygulamada yanlış mahkemede dava açılması çok farklı şekillerde karşımıza çıkar. En sık rastlanan durumları birkaç başlık altında toplayabiliriz.
3.1. Görev Yönünden Yanlış Mahkeme
Örnekler:
-
İşçi – işveren uyuşmazlığının Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması,
-
Tüketici ile satıcı arasındaki internet alışverişi uyuşmazlığının Tüketici Mahkemesi yerine Asliye’de açılması,
-
Boşanma veya nafaka davasının Aile Mahkemesi yerine Asliye’de açılması,
-
Kamulaştırma, imar, ruhsat vb. bir idari işlemin iptalinin, idare mahkemesi yerine adli yargıda açılması.
Bu hallerde mahkeme dosyayı esastan incelemeden, sadece görev yönünden değerlendirme yapar ve görevsizlik kararı verir.
3.2. Yetki Yönünden Yanlış Mahkeme
Yetki bakımından yapılan hatalara örnek:
-
Davalının yerleşim yerinden tamamen farklı ve hukukî dayanağı olmayan bir yerde dava açmak,
-
Taşınmazın bulunduğu yer dışında, başka bir ildeki mahkemede taşınmaz davası açmak,
-
Sözleşmede geçerli bir yetki sözleşmesi (mahkeme seçimi) yapılmış olmasına rağmen, bu sözleşmeyle belirlenen mahkeme yerine başka bir yerde dava açmak.
Bu durumda mahkeme, yetki itirazı zamanında yapılmışsa veya kesin yetki söz konusuysa yetkisizlik kararı verir.
3.3. Yanlış Yargı Kolunda Dava Açmak
Bir başka ağır hata da, uyuşmazlığın ait olduğu yargı kolunun yanlış seçilmesidir. Örneğin:
-
Belediyenin ruhsat vermemesi ya da yıkım kararı gibi idari işlemlerin iptali için idare mahkemesi yerine Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmak,
-
Vergi ihbarnamesine itiraz için Vergi Mahkemesi yerine Sulh Hukuk Mahkemesine başvurmak,
-
Memur disiplin cezasının iptali için adli yargıya gitmek gibi.
Bu tür hatalarda süreç hem daha uzun hem de daha riskli olabilir; çünkü yargı kolu yanlışı, kimi zaman başka bir usul kanununun tamamen devreye girmesi anlamına gelir.
4. Görevsizlik Kararı: Ne Demek, Ne Sonuç Doğurur?
4.1. Görevsizlik Kararının Hukuki Anlamı
Bir mahkeme, önüne gelen davada görevli olmadığını tespit ederse görevsizlik kararı verir. Görev, dava şartıdır ve mahkeme, görevli olup olmadığını re’sen değerlendirir. Taraflar “biz itiraz etmiyoruz” dese bile mahkeme görevsizlik kararı vermek zorundadır.
Görevsizlik kararı verildiğinde mahkeme:
-
Davanın esasına girmez, delil toplamaz (ya da topladıysa bunlar yeni mahkemeye gönderilir),
-
Dosyayı, karar kesinleştiğinde görevli olduğuna kanaat getirdiği mahkemeye gönderilmek üzere taraflara bırakır.
4.2. Görevsizlik Kararına Karşı Kanun Yolu
Görevsizlik kararına karşı genellikle istinaf yoluna başvurulabilir (bölge adliye mahkemesi). Süre, kararın niteliğine ve dosyanın türüne göre değişiklik gösterebilmekle birlikte, uygulamada çoğunlukla iki haftalık bir süre öngörülür.
Taraflar:
-
Görevsizlik kararını kabul edebilir,
-
Süresinde kanun yoluna giderek, “mahkeme görevlidir, görevsizlik kararı yanlıştır” iddiasıyla itiraz edebilir.
Kararın kesinleşmesi, dosyanın hangi mahkemeye gideceğini de netleştirir. Kesinleşme sonrasında davacı, dosyanın gönderildiği mahkemeye süre içinde başvurmak zorundadır.
4.3. Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi ve Süreler
Görevsizlik kararı kesinleştiğinde, davacı:
-
Dosyanın gönderildiği görevli mahkemeye,
-
Kanunda öngörülen süre içinde (örneğin 2 hafta) başvurmalıdır.
Başvurmazsa:
-
Dava açılmamış sayılabilir,
-
Zamanaşımı veya hak düşürücü süre açısından geri dönülmesi zor hak kayıpları doğabilir.
Burada kritik nokta, görevli mahkemeye süresinde başvurulduğunda, çoğu durumda ilk davanın açıldığı tarihin korunmasıdır. Bu, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler bakımından son derece önemlidir. Ancak sürenin kaçırılması halinde, sanki dava hiç açılmamış gibi kabul edilebilmekte ve alacak veya hak tamamen kaybedilebilmektedir.
4.4. Harç, Masraf ve Vekâlet Ücreti Boyutu
Görevsizlik kararı verilen dosyalarda genellikle:
-
İlk mahkemede ödenen peşin harç,
-
Gider avansı,
-
Yapılmışsa bilirkişi, keşif, tebligat masrafları
gündeme gelir. Bunların bir kısmı yeni mahkemede de kullanılabilir, ancak çoğunlukla ek harç ve giderlere ihtiyaç duyulur.
Ayrıca yanlış mahkemede dava açan taraf aleyhine:
-
Yargılama giderleri,
-
Karşı taraf vekâlet ücreti
hükmedilmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu da maddi yükü artırır.
5. Yetkisizlik Kararı: Yanlış Yer Mahkemesinde Dava Açmanın Sonuçları
5.1. Yetkisizlik Kararının Hukuki Anlamı
Yetkisizlik kararı, mahkemenin tür olarak görevli olduğu, fakat yer bakımından yetkili olmadığı sonucuna vardığında verdiği karardır. Örneğin:
-
Davalının yerleşim yeri İzmir iken, açık bir hukuki sebep olmaksızın İstanbul’da dava açılması,
-
Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkiliyken, başka bir ilde dava açılması gibi.
Burada iki önemli ayrım vardır:
-
Kesin yetki hallerinde mahkeme, tıpkı görev gibi yetkiyi de re’sen gözetir ve yanlış yerde açılmışsa yetkisizlik kararı verir.
-
Kesin olmayan, nispi yetki hallerinde ise davalı, yetki itirazını ilk itiraz süresi içinde ileri sürmezse, o yer mahkemesinin yetkisi kesinleşir ve mahkeme artık davaya bakmak zorundadır.
5.2. Yetkisizlik Kararına Karşı Kanun Yolu ve Süreler
Yetkisizlik kararına karşı da genellikle istinaf yolu açıktır. Taraflar, “mahkeme yetkilidir, yetkisizlik yanlıştır” diyerek belirli süre içinde karara itiraz edebilir.
Karar kesinleştiğinde, davacı dosyanın gönderildiği mahkemeye yine kanunda öngörülen süre içinde başvurmak zorundadır. Süre kaçırılırsa, dava açılmamış sayılma riski ile karşılaşılır.
5.3. Yetkisizlik Halinde Zaman ve Masraf Kaybı
Yetkisizlik kararı da tıpkı görevsizlik kararı gibi:
-
Sürecin başa dönmesine,
-
Tebligatların, gider avanslarının, delil toplama işlemlerinin tekrarına,
-
Harç ve masraf kalemlerinin artmasına,
-
ve en önemlisi zamanaşımı/hak düşürücü süre riskine yol açar.
Bu nedenle dava açmadan önce yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi, en az görev kadar önemlidir.
6. Zaman Kaybı, Masraf Artışı ve Zamanaşımı Riskleri
Yanlış mahkemede dava açmanın en somut sonuçları, vatandaş açısından üç başlıkta toplanabilir:
-
Zaman kaybı,
-
Maddi kayıp (harç, gider, vekâlet ücreti),
-
Zamanaşımı ve hak düşürücü süre riski.
6.1. Zaman Kaybı Nasıl Ortaya Çıkar?
Bir davanın yanlış mahkemede açılması hâlinde çoğu zaman süreç şu şekilde işler:
-
Dava açılır,
-
Tensip zaptı düzenlenir,
-
Tebligatlar yapılır,
-
Ön inceleme duruşması gün verilir,
-
Mahkeme görev veya yetki sorunu olduğunu fark ettiğinde, duruşmada veya ara kararla görevsizlik/yetkisizlik kararı verir.
Bu aşamaya gelene kadar aylar, yoğun mahkemelerde ise bazen 1–2 yıl geçmiş olabilir. Böylece taraflar, uyuşmazlığın esasına hiç girilmeden ciddi bir zaman kaybı yaşar.
6.2. Harç ve Giderlerdeki Artış
Yanlış mahkemede dava açıldığında:
-
Başvurma harcı, peşin harç,
-
İlk tebligat giderleri,
-
Gerekliyse bilirkişi, keşif, tanık giderleri
boşa gidebilir veya tamamen olmasa da önemli ölçüde tekrar edilmesi gerekebilir.
Ayrıca yanlış mahkemede açılan davanın kaybedeni olarak görülen taraf, karşı taraf avukatına vekalet ücreti ödemek durumunda kalabilir. Dosya yeni mahkemeye gittiğinde bu kez orada da:
-
İlave harçlar,
-
Yeni tebligatlar,
-
Yeni masraf kalemleri
gündeme gelir. Bu da toplam maliyeti çarpan etkisiyle artırır.
6.3. Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler Açısından Risk
Birçok kişi için en tehlikeli sonuç buradadır. Genel olarak:
-
Dava açılması, zamanaşımını kesen bir işlemdir.
-
Ancak dava sonradan açılmamış sayılırsa, ilk açılış tarihi hiç var olmamış gibi kabul edilebilir.
Örneğin:
-
2 yıllık zamanaşımı süresi olan bir alacak için, sürenin dolmasına birkaç ay kala yanlış mahkemede dava açıldıysa,
-
Görevsizlik/yetkisizlik kararı kesinleşene ve dosya doğru mahkemeye gidene kadar süre dolabilir,
-
Eğer kanunun öngördüğü süre içinde görevli/yetkili mahkemeye başvurulmazsa, dava açılmamış sayılır ve bu arada zamanaşımı süresi geçmiş olabilir.
Bu durumda alacaklı, hukuken haklı olsa bile davası zamanaşımından reddedilebilir.
Hak düşürücü sürelerde ise durum daha da katıdır; süre geçtikten sonra dava hakkı tamamen ortadan kalkabilir. Bu nedenle yanlış mahkemede dava açmak, bazı dosyalarda telafisi imkânsız hak kaybına yol açabilir.
7. Yanlış Mahkemede Dava Açmamak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler
Vatandaşın kendi başına dava açarken en çok zorlandığı nokta, hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğunu tespit etmektir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bazı başlıklar şunlardır:
7.1. Uyuşmazlığın Konusunu Doğru Tespit Edin
Önce şu sorular netleştirilmelidir:
-
Bu uyuşmazlık iş ilişkisinden mi kaynaklanıyor?
-
Taraflardan biri tüketici mi?
-
Uyuşmazlık bir aile hukuku ilişkisine mi dayanıyor?
-
Konu bir idari işlem mi (ruhsat, ceza, vergi tarhiyatı, disiplin cezası vb.)?
-
Taşınmaz (ev, arsa, işyeri) ile ilgili mi?
Sorunun kaynağı netleştirildikten sonra, buna karşılık gelen mahkeme türü belirlenmelidir.
7.2. Sözleşme ve Belgelerdeki Yetki Kayıtlarını Kontrol Edin
Özellikle:
-
Banka sözleşmeleri,
-
Kira sözleşmeleri,
-
Ticari sözleşmeler,
-
Hizmet sözleşmeleri
gibi belgelerde sıkça yetki kaydı (uyuşmazlık halinde şu mahkeme yetkilidir) bulunur. Bu kaydın geçerli olup olmadığı ve kesin yetki doğurup doğurmadığı mutlaka değerlendirilmelidir.
Yanlış yerde dava açmamak için:
-
Sözleşmedeki yetki hükmünü dikkatlice okuyun,
-
Bu hükmün kanuna uygun ve geçerli olup olmadığı konusunda tereddüt varsa profesyonel destek alın.
7.3. Davalının Yerleşim Yerini Esas Alın
Genel kural şudur: Özel hukuk uyuşmazlıklarında davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Davalının yerleşim yerini bilmeden, rastgele başka bir yerde dava açmak yetkisizlik riski doğurur.
7.4. Taşınmaz Davalarında Taşınmazın Bulunduğu Yer Çok Önemlidir
İmar, tapu iptali ve tescil, kat karşılığı inşaat sözleşmesi, ecrimisil gibi taşınmazla yakından ilgili davalarda çoğu zaman taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir ve bu yetki çoğunlukla kesin niteliktedir. Taşınmaz başka bir ildeyse, o ildeki mahkemede dava açmak gerekebilir.
7.5. İdari İşlem ve Vergi Uyuşmazlıklarında Yanlış Yargı Koluna Gitmeyin
-
Vergi cezası, vergi tarhiyatı, gümrük işlemleri gibi konular için Vergi Mahkemeleri,
-
Belediye encümen kararları, ruhsat işlemleri, memur disiplin cezaları gibi idari işlemler için İdare Mahkemeleri
yetkilidir. Bunları Asliye veya Sulh Hukuk Mahkemelerinde dava konusu yapmak çoğu zaman baştan kaybedilmiş bir süreç anlamına gelir.
8. Yanlış Mahkemede Dava Açıldıysa Ne Yapılmalı?
Her şeye rağmen dava yanlış mahkemede açıldıysa, paniğe kapılmadan usulü doğru işletmek gerekir.
8.1. Görevsizlik veya Yetkisizlik Kararını Dikkatlice Okuyun
Mahkeme, kararında:
-
Neden görevli/yetkili olmadığını açıklar,
-
Genellikle hangi mahkemenin görevli/yetkili olduğunu belirtir,
-
Karara karşı kanun yolunu (istinaf vs.) ve süreyi gösterir.
Bu kararı dikkatlice okumak ve ne yapılacağına bu çerçevede karar vermek gerekir.
8.2. Kararı Kabul Edecek misiniz, İtiraz mı Edeceksiniz?
Bazen mahkemenin görevsizlik veya yetkisizlik kararı hatalı olabilir. Örneğin:
-
İş davasında gerçekten iş mahkemesi yerine Asliye’yi görevli sanmış olabilir,
-
Tüketici davasında tüketici mahkemesini değil Asliye’yi işaret etmiş olabilir,
-
Yetki sözleşmesinin geçerliliğini yanlış değerlendirmiş olabilir.
Bu durumda taraflar, süreyi kaçırmadan kanun yoluna başvurmayı düşünebilirler. Aksine, mahkemenin değerlendirmesi doğruysa, kararı kabul ederek dosyanın gönderileceği mahkemeye süre içinde başvurmak gerekir.
8.3. Dosyanın Gönderildiği Mahkemeye Süresinde Başvurun
Görevsizlik veya yetkisizlik kararının kesinleşmesi sonrası:
-
Davacı, dosyanın gönderildiği mahkemeye kanunda öngörülen süre içinde başvurmazsa,
-
Dava açılmamış sayılabilir ve zamanaşımı/hak düşürücü süre bakımından telafisi zor sonuçlar ortaya çıkabilir.
Bu nedenle:
-
Kararın tebliğ tarihini mutlaka not edin,
-
Süreyi takip edin,
-
Süre bitmeden yeni mahkemeye başvuru için dilekçenizi hazırlayın.
8.4. Yeni Mahkemede Sürecin Nasıl Devam Ettiğini Takip Edin
Dosya görevli/yetkili mahkemeye gittiğinde:
-
Genellikle dava, ilk açıldığı tarih itibarıyla devam eder,
-
Daha önce toplanan deliller, alınan beyanlar varsa yeni mahkeme bunları da dikkate alabilir,
-
Yeni mahkeme yeni tensip zaptı düzenleyerek süreci kaldığı yerden götürebilir.
Ancak her dosyanın kendine özgü koşulları olduğundan, yeni mahkemenin yaklaşımı ve usulî işlemler değişiklik gösterebilir.
9. Sık Sorulan Sorular (SSS)
Soru 1: Yanlış mahkemede dava açtım, davam tamamen boşa mı gitti?
Hayır, her zaman değil. Eğer:
-
Mahkeme görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermişse,
-
Bu karar kesinleştikten sonra süresinde görevli/yetkili mahkemeye başvurursanız,
çoğu durumda dava sanki baştan beri görevli/yetkili mahkemede açılmış gibi devam eder ve ilk dava tarihi korunur. Ancak bu süreyi kaçırırsanız, dava açılmamış sayılabilir ve zamanaşımı gibi riskler devreye girer.
Soru 2: Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilince yeniden tam harç öder miyim?
Uygulamada çoğu dosyada:
-
Daha önce ödenmiş harçların bir kısmı dikkate alınsa da,
-
Görevli/yetkili mahkemede devam edebilmek için ek harç veya harç ikmali gerekebilir.
Ayrıca yanlış mahkemede açtığınız dava nedeniyle karşı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri doğabileceğini unutmamak gerekir. Bu durum dosyanın türüne ve mahkemenin kararına göre değişiklik gösterebilir.
Soru 3: Görevsizlik kararı verildi, mutlaka dosyanın işaret edilen mahkemeye gitmesini mi istemeliyim?
Hayır. Eğer mahkemenin kendisini görevsiz veya yetkisiz görmesi hukuken hatalıysa, karara karşı kanun yoluna başvurabilirsiniz. Örneğin sizce görevli mahkeme gerçekten dosyanın açıldığı mahkemeyse, karara itiraz ederek davanın aynı yerde görülmesini sağlamaya çalışabilirsiniz.
Soru 4: Zamanaşımı sürem az kaldı, dava açarken yanlış mahkeme seçersem ne olur?
Zamanaşımı süresinin sonuna yaklaşmış dosyalarda yanlış mahkemede dava açmak ciddi risk taşır. Eğer:
-
Süre çok darsa,
-
Görevsizlik/yetkisizlik kararının verilmesi ve kesinleşmesi zaman alacaksa,
-
Sonrasında dosyanın gideceği mahkemeye süresinde başvurulmazsa,
alacak hakkınız zamanaşımına uğrayabilir. Bu nedenle zamanaşımı riski olan dosyalarda mahkeme seçimi konusunda özellikle dikkatli olmak gerekir.
Soru 5: Taraflar anlaşsa bile görev ve yetki sorunları önemini yitirir mi?
Görev bakımından kural olarak tarafların anlaşması yeterli değildir; görev çoğu zaman kamu düzenine ilişkindir ve mahkeme bunu kendiliğinden dikkate almak zorundadır. Yetki bakımından ise bazı hallerde tarafların yetki sözleşmesi yapması mümkündür ve bu sözleşme, belirli şartlar altında mahkemeyi yetkili kılabilir. Ancak özellikle kesin yetki hallerinde, tarafların anlaşması dahi yetmez; kanunun öngördüğü yer mahkemesi esas alınır.
10. Sonuç: Doğru Mahkeme Seçimi, Davanın Kaderini Belirler
Yanlış mahkemede dava açmak, ilk bakışta sadece “usulî bir hata” gibi görünse de, gerçekte:
-
Aylarca, hatta yıllarca zaman kaybı,
-
Harç, gider, vekâlet ücreti gibi kalemlerde ciddi maddi yük,
-
Zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle hakkın tamamen kaybı
gibi sonuçlara yol açabilen son derece önemli bir sorundur.
Özellikle:
-
İş, tüketici, aile, taşınmaz, vergi ve idari uyuşmazlıklar gibi özel uzmanlık gerektiren alanlarda,
-
Görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi, davanın sonucunu olduğu kadar sürecin sağlıklı işlemesini de doğrudan etkiler.
Bu nedenle:
-
Dava açmadan önce uyuşmazlığın türünü, tarafların durumunu, sözleşmelerdeki hükümleri ve yerleşim yerlerini dikkatle analiz etmek,
-
Görevli ve yetkili mahkeme tespiti konusunda tereddüt varsa profesyonel hukuki destek almak,
-
Görevsizlik veya yetkisizlik kararı halinde süreleri titizlikle takip ederek dosyanın doğru mahkemeye süresinde taşınmasını sağlamak
büyük önem taşır.
Doğru mahkemede, doğru zamanda açılmış bir dava, hem hızlı sonuç alınmasını, hem de hak kaybı riskinin en aza indirilmesini sağlar. Yanlış mahkemede açılmış bir dava ise çoğu zaman, hukuken haklı olan tarafı bile usulî hata nedeniyle mağdur duruma düşürebilir. Bu nedenle mahkeme seçimi, davanın kaderini belirleyen stratejik bir karardır