Single Blog Title

This is a single blog caption

İcra Takiplerine Karşı Açılan Menfi Tespit ve İstirdat Davaları

1. Giriş: Menfi Tespit ve İstirdat Davaları Neden Önemli?

İcra takipleri, alacaklının devlet zorunu arkasına alarak alacağına kavuşmasını sağlayan etkili bir yoldur. Ancak her icra takibi hukuka uygun, her takip konusu alacak da gerçek veya muaccel olmayabilir. Borçlunun borçlu olmadığı hâlde hakkında takip yapılması veya borcunu ödemiş olmasına rağmen icra tehdidi altında bırakılması, mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkı bağlamında ciddi sorunlar doğurur.

Bu noktada borçlunun elindeki en önemli iki silah:

  • Menfi tespit davası (borçlu olmadığının tespiti),

  • İstirdat davası (haksız yere ödediği paranın geri alınması)

olmaktadır. Özellikle usulî şartların doğru kurgulanamsı; görevli ve yetkili mahkeme, dava şartları, delillerin sunulma zamanı, ihtiyati tedbir/teminat, harç, zamanaşımı, takibin aşaması gibi noktalarda yapılacak tek bir hata bile davanın reddine veya önemli hak kayıplarına yol açabilir.

SEO açısından bakıldığında da, “menfi tespit davası”, “istirdat davası”, “icra takibine itiraz”, “borçlu olmadığının tespiti”, “haksız icra takibi”, “icra hukukunda usul” gibi anahtar kelimeler, hem meslektaşların hem de borçlu/alacaklı durumundaki vatandaşların sıklıkla aradığı kavramlardır.


2. Temel Kavramlar: Menfi Tespit ve İstirdat Davasının Hukukî Niteliği

2.1. Menfi tespit davası nedir?

Menfi tespit davası, borçlunun, icra takibi olsun veya olmasın, “aslında borçlu olmadığının” tespitini mahkemeden talep ettiği bir eda öncesi tespit davası niteliğindedir. İİK m.72, menfi tespiti özellikle icra takibiyle bağlantılı olarak düzenler:

  • İcra takibinden önce açılan menfi tespit davası,

  • İcra takibi sırasında açılan menfi tespit davası.

İcra takibinden sonra, ödeme yapılmışsa artık klasik anlamda menfi tespit değil, istirdat davası gündeme gelir.

Menfi tespit davası; “borcun hiç doğmadığı, sona erdiği veya miktarının daha az olduğu” iddialarına dayanabilir. Ödemeyle sona erme, zamanaşımı, takas, ibra, sulh, bedelsizlik gibi def’iler bu davada ileri sürülebilir.

2.2. İstirdat davası nedir?

İstirdat davası, borçlunun, icra tehdidi altında ödediği bir miktarın aslında borç olmadığı veya daha az olduğu iddiasıyla, ödediği paranın iadesini talep ettiği davadır. Hukukî niteliği itibarıyla sebepsiz zenginleşme hükümleriyle yakın ilişkili olmakla beraber, İİK m.72 özel hüküm niteliğindedir.

İstirdat davası açılabilmesi için tipik şartlar:

  • Borçlu aleyhine icra takibi yapılmış olmalı,

  • Borçlu, icra tehdidi altında (mal satışı, haciz, maaş kesintisi vs.) ödeme yapmış olmalı,

  • Bu ödeme haksız veya fazla olmalı,

  • Ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde istirdat davası açılmalıdır (İİK m.72/7 özel süre).


3. Menfi Tespit ve İstirdat Davalarının İcra Takibiyle İlişkisi

3.1. Takip öncesi menfi tespit

Henüz icra takibi yokken, alacaklı olma iddiasını dile getiren bir kişi veya kurum, borçluyu ödeme baskısı altına sokabilir. Borçlu, ileride icra takibine maruz kalmamak için takip öncesi menfi tespit davası açabilir.

Bu durumda:

  • Davacı borçlu, borçlu olmadığının tespitini ister.

  • Henüz icra takibi olmadığı için İİK m.72’deki takibin durması veya teminat hükümlerinin bir kısmı uygulanmaz.

  • Dava, genel hükümler uyarınca HMK tespit davası niteliğindedir.

  • Hukuki yarar; icra tehdidinin fiilen mevcut veya yakın olmasıyla açıklanır.

Takip öncesi açılan menfi tespit davalarında, icra takibi daha sonra başlatılırsa, davacının talebi üzerine mahkeme icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verebilir; genelde alacağın belirli bir oranında teminat aranır.

3.2. Takip sırasında menfi tespit

Halihazırda devam eden bir icra takibi varsa, borçlu:

  • Ya takibe itiraz edecek (ilamsız takipte),

  • Ya da itiraz hakkını kaybetmişse veya ilama dayalı takip söz konusuysa menfi tespit davası açacaktır.

Takip sırasında menfi tespit davası açmanın en kritik usulî yönü:

  • Dava açıldığı hâlde, icra takibi otomatik olarak durmaz.

  • Borçlu, İİK m.72/2 uyarınca ihtiyati tedbir talep eder ve mahkeme, borçlunun alacağın %15’inden az olmamak üzere teminat göstermesi şartıyla takibi durdurabilir.

  • Aksi hâlde takip devam eder; tahsilat yapılırsa artık menfi tespit değil, istirdat davası söz konusu olur.


4. Görevli ve Yetkili Mahkeme

4.1. Görevli mahkeme

Menfi tespit ve istirdat davalarında kural olarak görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Ancak alacağın niteliğine göre:

  • Tüketici işlemlerinde Tüketici Mahkemesi (veya sıfatıyla Asliye Hukuk),

  • Ticari nitelikteki alacaklarda aslen Asliye Ticaret Mahkemesi (varsa),

  • İşçi-işveren ilişkilerinden doğan alacaklarda İş Mahkemesi,

görevli olabilecektir. Bu nedenle dava dilekçesi hazırlanırken:

  • Alacağın kaynağı (kira, ticari ilişki, tüketici sözleşmesi, iş ilişkisi vb.)

  • Taraf sıfatı (tacir, tüketici, işçi, işveren)

  • Özel kanunlarda öngörülen görev kuralları

mutlaka analiz edilmelidir. Görev hususu dava şartı olduğundan, yanlış görevli mahkemede açılan dava usulden reddedilir; bu da süreler bakımından telafisi zor sonuçlar doğurabilir.

4.2. Yetkili mahkeme

Yetki, genel kural olarak HMK m.6 uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak:

  • Sözleşmeden doğan borçlarda, sözleşmenin ifa yeri mahkemesi de yetkilidir.

  • Haksız fiilde, zararın meydana geldiği yer mahkemesi yetkili olabilir.

  • Taraflar yetki sözleşmesi yapmışlarsa, HMK m.17–18 çerçevesinde bu sözleşme de dikkate alınır.

İcra takibiyle bağ nedeniyle:

  • Takip yapılmış icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi de uygulamada yetki tartışmalarında öne çıkar.

  • Özellikle kambiyo senetlerine özgü takip, ilamsız takip, ilamlı takip gibi farklı takip yollarında, takip yeri ile borcun doğduğu yer farklı olabilir; stratejik seçim önemlidir.


5. Dava Şartları, Husumet ve Taraf Teşkili

5.1. Dava şartları

HMK m.114–115 çerçevesinde menfi tespit ve istirdat davaları için genel dava şartları geçerlidir:

  • Yargı yolunun caiz olması,

  • Görev, yetki,

  • Taraf ehliyeti, dava ehliyeti,

  • Vekâletname, harç, gider avansı,

  • Aynı konuda derdestlik ve kesin hüküm yasağı.

Özellikle uygulamada sık rastlanan hata, aynı icra dosyası ve aynı alacak için birden fazla menfi tespit davası açılmasıdır. Bu durumda derdestlik/Kesin hüküm itirazları gündeme gelir.

5.2. Husumet

Menfi tespit ve istirdat davalarında davalı, kural olarak icra takibinde alacaklı görünen kişidir. Eğer alacak temlik edilmişse:

  • Takip alacaklısı sıfatı kime geçmişse husumet ona yöneltilmelidir.

  • Hatalı alacaklıya açılan dava, “pasif husumet yokluğu” nedeniyle reddedilebilir.

Eğer takibe birden fazla alacaklı katılıyorsa, her biri yönünden husumet değerlendirmesi ayrı yapılmalıdır.


6. Menfi Tespit Davasında İhtiyati Tedbir ve Teminat

6.1. Takip öncesi tedbir

Takip öncesi menfi tespit davasında, henüz icra takibi başlamamış olduğundan, klasik anlamda “takibin durması” söz konusu değildir. Ancak:

  • Davacı borçlu, ileride başlatılacak bir takibin sonuçlarının ağır olacağını gerekçe göstererek,

  • Malvarlığı üzerinde tasarrufların kısıtlanması veya bankalara yazı yazılması gibi ihtiyati tedbirler talep edebilir.

Mahkeme, HMK m.389 ve devamı hükümleri uyarınca geçici hukuki koruma sağlayabilir. Bu durumda da teminat aranması kuraldır; yargıç teminatın türünü ve miktarını takdir eder.

6.2. Takip sırasında tedbir ve yüzde 15 teminat

İcra takibi başladıktan sonra açılan menfi tespit davasında en kritik usulî özellik:

  • Takip kendiliğinden durmaz.

  • Borçlu, İİK m.72 uyarınca mahkemeden takibin durdurulmasını istiyorsa, alacağın %15’inden az olmamak üzere teminat göstermek zorundadır.

Bu teminat:

  • Genellikle nakit veya banka teminat mektubu şeklindedir.

  • Daha düşük oranlı teminat gösterilmesi veya hiç gösterilmemesi hâlinde, mahkeme takibin durmasına karar veremez; yalnızca hükümle birlikte takibin haksızlığı ortaya çıkabilir.

İhtiyati tedbir kararı verildikten sonra:

  • Takip işlemleri (haciz, satış) tedbir kapsamına göre durur.

  • Tedbir kararı icra dairesine derhâl tebliğ edilmelidir; aksi hâlde icra dairesi karardan habersiz işlem yapmaya devam edebilir.


7. İstirdat Davasında Ödeme ve Süre Şartı

7.1. İcra tehdidi altında ödeme şartı

İstirdat davasının temel usulî özelliği, ödemenin:

  • Tamamen icra tehdidi altında yapılmış olmasıdır. Yani:

    • Haciz tehdidi veya fiili haciz,

    • Satış tehdidi,

    • Maaş veya banka hesaplarına bloke,

    • Borcun ödenmemesi hâlinde daha ağır sonuçlara yol açacak icra işlemleri

somut olarak mevcut olmalıdır.

Ödeme, tamamen “gönüllü” ve icra takibiyle bağlantısız ise, klasik sebepsiz zenginleşme davası açılabilir; ancak İİK m.72 anlamında istirdat davası söz konusu olmayabilir.

7.2. Bir yıllık süre

İİK m.72’ye göre istirdat davası, ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılmazsa hak düşer. Bu süre:

  • Hak düşürücü niteliktedir; mahkemece re’sen dikkate alınır.

  • Taraflarca ileri sürülmese dahi süre dolmuşsa dava reddedilir.

Bu nedenle uygulamada, ödeme tarihinin doğru tespiti son derece önemlidir:

  • Banka dekontları,

  • İcra dosyasında tahsilat makbuzları,

  • Maaş haczi yazıları ve kesinti tarihleri

süre hesabında dikkate alınmalıdır.


8. İspat Yükü ve Delillerin Sunulma Usulü

8.1. İspat yükü kime ait?

Menfi tespit davasında genel kural, alacak iddiasında bulunanın (davalı alacaklı) borcun varlığını ispat etmesidir. Ancak:

  • Taraflar arasındaki sözleşme yazılıysa ve davacı borçlu bu sözleşmedeki borcun söndüğünü (ödeme, ibra, takas vb.) iddia ediyorsa, buna ilişkin ispat yükü borçluya geçebilir.

  • Kambiyo senetlerinde, senedin varlığı ve imzası inkâr edilmemişse, borcun kaynağı karine olarak kabul edilir; bedelsizlik veya başka def’iler borçlu tarafından ispatlanmalıdır.

İstirdat davasında ise:

  • Davacı (eski borçlu) ödeme yaptığını,

  • Ödemenin icra tehdidi altında olduğunu,

  • Bu ödemenin haksız veya fazla olduğunu

ispatla yükümlüdür.

8.2. Delillerin sunulma zamanı

HMK hükümleri gereğince:

  • Davacı dava dilekçesinde, davalı cevap dilekçesinde dayandığı tüm delilleri açıkça belirtmelidir.

  • Özellikle icra dosyası, banka kayıtları, yazılı sözleşmeler, dekontlar, yazışmalar, tanıklar ilk aşamada bildirilmeli; sonradan “delil bildirimi” için ek süre istenmesi hem zaman kaybına hem de bazı durumlarda delilin hiç dikkate alınmamasına yol açabilir.

  • Menfi tespit davasında icra dosyası neredeyse zorunlu delildir; mahkemeden ilgili icra müdürlüğünden dosyanın celbi talep edilmelidir.


9. Harç, Değer ve Faizle İlgili Usulî Noktalar

9.1. Dava değeri

Menfi tespit davasında dava değeri:

  • Kural olarak, icra takibine konu edilen alacak miktarıdır.

  • Alacağın bir kısmı tartışmalıysa, yalnızca o kısım dava değeri olarak gösterilebilir (kısmi menfi tespit davası).

İstirdat davasında dava değeri:

  • İcra tehdidi altında fiilen ödenen tutardır.

  • Fazlaya ilişkin hak saklı tutularak kısmi istirdat davası da açılabilir; ancak zamanaşımı/süre riskleri gözetilmelidir.

9.2. Harç ve faize ilişkin talepler

  • Dava açılırken nispi peşin harç dava değerine göre ödenir.

  • Menfi tespit davasında, borçlu olmadığının tespiti yanında icra inkar tazminatı gibi talepler gündeme gelebilir; ancak bunun için alacaklının kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu ortaya konmalıdır.

  • İstirdat davasında, ödenen tutarın iadesi yanında:

    • Ödeme tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmeli,

    • Gerekiyorsa en yüksek mevduat faizi talebi de gerekçelendirilerek ileri sürülmelidir (özellikle haksız takip, mülkiyet hakkına ağır müdahale iddiaları).


10. İcra Takibinin Akıbeti: Menfi Tespit Davası Kazanılırsa Ne Olur?

Menfi tespit davasında borçlu lehine verilen kararın usulî sonuçları:

  • Mahkeme, borcun hiç olmadığına veya daha az olduğuna karar verirse:

    • Karar kesinleştiğinde, icra takibinin iptali veya takip borcunun düzeltilmesi talep edilir.

    • Fazladan tahsil edilen kısım varsa, bu tutar için ayrıca istirdat davası açmaya gerek kalmadan mahkeme hükmüne dayanılarak icra yoluna gidilebilir veya alacaklıdan iade istenebilir (uygulamada yol tercihi stratejiktir).

  • Takip davası sırasında alınmış ihtiyati tedbir varsa; dava sonucuna göre tedbir kalkar veya davanın kabulüyle icra tamamen sona erer.

Eğer menfi tespit davası reddedilmiş ve dava konusu alacak “borçlu tarafından haksız yere inkâr edilmiş” sayılmışsa;
alacaklı lehine icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir. Bu da borçlu için ek bir mali yük demektir.


11. İstirdat Davası Kazanılırsa Ne Olur?

İstirdat davası kabul edilirse:

  • Mahkeme, icra tehdidi altında ödenen tutarın borçluya iadesine karar verir.

  • Bu hükme dayanarak, eski alacaklı aleyhine (artık davalı) ilamlı icra takibi yapılabilir.

  • Davacı lehine:

    • Yargılama giderleri,

    • Vekâlet ücreti,

    • Talep edilmişse ve koşulları oluşmuşsa faize hükmedilir.

İstirdat davasının reddi hâlinde ise:

  • Ödeme hukuka uygun kabul edilir; borçlunun ödediği tutar üzerinde tekrar talep hakkı kalmaz.

  • Dava, haksız açılmış sayılacağından davalı lehine vekil ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilir.


12. Menfi Tespit ve İstirdat Davalarında Stratejik Usulî Öneriler

12.1. Hangi dava, hangi aşamada?

  • Takip öncesi: İcra tehdidi kuvvetle muhtemelse, hukuki yarar varsa takip öncesi menfi tespit davası düşünülebilir.

  • Takip başlamış ancak ödeme yapılmamış:

    • İlamsız takipte itiraz imkânı varsa, öncelik takibe itiraz olmalıdır.

    • İtiraz süresi geçmiş veya ilamlı takip söz konusuysa, takip sırasında menfi tespit davası açılmalı; gerekirse teminatla takibin durması sağlanmalıdır.

  • Ödeme yapılmış: Artık menfi tespit davası değil, istirdat davası gündemdedir. 1 yıllık süre çok kritik.

12.2. Delil ve dosya yönetimi

  • Dava daha açılmadan önce, mevcut tüm belge ve kayıtlar kronolojik olarak bir araya getirilmeli:

    • Sözleşmeler,

    • İcra dosyası tutanakları,

    • Dekontlar, makbuzlar,

    • Yazışmalar, ihtarnameler.

  • Dilekçede deliller numaralandırılarak gösterilmeli, her iddia hangi delille ispatlanacaksa açıkça belirtilmelidir.

  • HMK m.140 çerçevesinde ön inceleme duruşmasına hazırlıklı gidilmeli;

    • Uyuşmazlık noktaları netleştirilmeli,

    • Sulh veya kısmi feragat/ibra ihtimalleri değerlendirilmelidir.

12.3. Tedbir ve teminat konusunda realistik olmak

  • Borç miktarı yüksek ve müvekkilinizin teminat gücü sınırlıysa; takibin tamamen durmasını talep etmek yerine kısmi tedbir veya farklı çözüm yolları (örneğin ödeme planı, taksitlendirme, sulh) düşünülmelidir.

  • Yüksek teminat riski, bazen menfi tespit davasının pratikte anlamını azaltabilir. Bu durumda:

    • Önce takip hukuku içi itiraz yolları (örneğin icra mahkemesi şikâyetleri, imza itirazı, yetki, zamanaşımı def’ileri),

    • Ardından gerekirse menfi tespit/istirdat stratejisi birlikte kurgulanmalıdır.


13. SEO Açısından Öne Çıkarılabilecek Alt Başlıklar ve Anahtar Kelimeler

Bu makale içeriği, bir hukuk bürosu blogunda veya kişisel avukat sitesinde kullanıldığında, şu başlık ve anahtar kelimelerle güçlendirilebilir:

13.1. Önerilen alt başlıklar

  • “İcra Takibine Karşı Menfi Tespit Davası Nasıl Açılır?”

  • “İstirdat Davası Şartları ve 1 Yıllık Süre”

  • “Takip Sırasında Menfi Tespit Davasında Yüzde 15 Teminat”

  • “Borçlu Olmadığınızı Nasıl İspat Edersiniz?”

  • “Haksız İcra Takibine Karşı Hukukî Koruma Yolları”

  • “İcra Takiplerinde Menfi Tespit ve İstirdat Davalarının Farkı”

13.2. Odak anahtar kelimeler (örnek)

  • menfi tespit davası

  • istirdat davası

  • icra takibine itiraz

  • haksız icra takibi

  • borçlu olmadığının tespiti

  • icra hukukunda usul

  • icra inkâr tazminatı

  • istirdat davası 1 yıllık süre

  • menfi tespit davasında teminat

  • icra takibine karşı açılan davalar

Bu anahtar kelimeler, makale içinde doğal akış bozulmadan birkaç kez ve özellikle başlık, giriş, sonuç ve ara başlıklarda kullanıldığında SEO açısından olumlu sonuçlar doğuracaktır.


14. Sonuç: Hak Kaybını Önlemenin Anahtarı Usul Kurallarını Bilmek

Sonuç olarak; icra takiplerine karşı açılan menfi tespit ve istirdat davaları, sadece maddi hukuka ilişkin bir değerlendirme meselesi değil, aynı zamanda son derece teknik usulî özellikler içeren davalardır. Yanlış görevli mahkemede açılan dava, süresinde açılmayan istirdat davası, teminat yatırılmadan takibin durmasının beklenmesi, delillerin geç sunulması gibi hatalar, borçlunun ciddi hak kayıpları yaşamasına neden olur.

İyi kurgulanmış bir menfi tespit veya istirdat davasında ise:

  • Borçlu olmadığı hâlde icra tehdidi altında bırakılan kişiler korunur,

  • Haksız icra takipleri caydırılır,

  • Hukuk güvenliği ve mülkiyet hakkı korunur.

Leave a Reply

Call Now Button