Resmî Belgede Sahtecilik Suçunda Belge Niteliği ve Bilirkişi İncelemesinin Sınırları
Resmî Belgede Sahtecilik Suçunda Belge Niteliği ve Bilirkişi İncelemesinin Sınırları
1. Giriş
Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen resmî belgede sahtecilik suçu, yalnızca “belgeyi sahte olarak düzenleme” fiiliyle sınırlı olmayan, aynı zamanda değiştirme ve kullanma davranışlarını da kapsayan, kamu güvenini korumaya yönelik bir suç tipidir.
Uygulamada en çetrefilli meselelerden biri, sahteciliğe konu evrakın:
-
Gerçek anlamda “resmî belge” sayılıp sayılmadığı,
-
Hukuki sonuç doğurmaya elverişli olup olmadığı,
-
Sadece fotokopi, suret, tarama veya elektronik kayıt düzeyinde kalmasının suçun oluşumuna etkisi,
-
Bu tespitlerin ne ölçüde bilirkişi aracılığıyla yapılabileceği, hangi noktada hâkimin bizzat hukuki değerlendirme yapmak zorunda olduğu
sorunlarıdır.
Özellikle el yazısı veya imza incelemesi, baskı – kağıt – mürekkep analizi ve elektronik verilerin doğrulanması gibi teknik konularda bilirkişiye sıkça başvurulmaktadır. Ancak “belge niteliği” ve “suçun hukuki vasfı” gibi normatif değerlendirmeler, doğrudan hâkimin görev alanındadır; bilirkişinin bu alana müdahalesi hukuken kabul edilemez.
2. Normatif Çerçeve: TCK m.204 ve İlgili Hükümler
2.1. TCK m.204’ün Yapısı
TCK m.204 kapsamında resmî belgede sahtecilik suçu üç fıkrada düzenlenmiştir:
-
Genel hal (m.204/1):
Herkes tarafından işlenebilen, resmî belgeyi sahte olarak düzenleme, gerçek resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirme veya sahte resmî belgeyi kullanma fiilini kapsar. -
Kamu görevlisi tarafından işlenmesi (m.204/2):
Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî belge üzerinde sahtecilik yapan kamu görevlisinin daha ağır cezalandırıldığı özgü suç tipidir. -
Sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge (m.204/3):
Kanun gereği “sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli” kabul edilen resmî belgeler üzerinde sahtecilik yapılması, nitelikli hal olarak öngörülmüş ve yaptırım artırılmıştır.
Dolayısıyla, suçun konusunun resmî belge olması, hem suç tipinin hem de ceza miktarının belirlenmesinde kritik önemde olup, “belge niteliği” meselesini ceza yargılamasının merkezine yerleştirmektedir.
2.2. Resmî – Özel Belge Ayrımı
Resmî belgede sahtecilik (TCK m.204) ile özel belgede sahtecilik (TCK m.207) arasındaki temel fark, belgenin düzenleyeni ve taşıdığı kamu güvenirliğidir.
-
Resmî belge: Kamu görevlisinin, görevi gereği ve yetkisi kapsamında düzenlediği, kamu güvenirliği taşıyan belgedir.
-
Özel belge: Gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından düzenlenen, resmî nitelik taşımayan belgedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, özel belgenin resmî daireye sunulması veya kayda alınması halinde dahi, kural olarak belgenin “öz” itibarıyla özel belge niteliğini koruduğunu; sadece resmî makamın onay/şerh kısmının resmî belge rejimine tabi olacağını kabul etmektedir.
Bu ayrım, bilirkişi incelemesinden önce hâkimin yapması gereken ilk hukuki tespittir. Zira belge resmî nitelik taşımıyorsa TCK m.204 değil, m.207 ve devamı hükümler gündeme gelecektir.
3. Resmî Belgede “Belge Niteliği” ve Hukuki Sonuç Doğurmaya Elverişlilik
3.1. Belge Niteliğinin Temel Unsurları
TCK sisteminde hem resmî hem özel belgede sahtecilik suçlarının ortak unsuru, “belge” kavramıdır. Belge niteliği için öğreti ve içtihatlar çerçevesinde genel olarak şu unsurlar aranır:
-
Yazılılık: İçeriğin yazılı veya kalıcı veri formunda ifade edilmesi,
-
Düzenleyenin belirlenebilirliği: Belgenin kimin tarafından düzenlendiğinin anlaşılabilir olması (imza, mühür, elektronik imza vb.),
-
Hukuki sonuç doğurmaya elverişlilik: Bir hakkın ispatına, doğmasına, değişmesine veya sona ermesine elverişli, en azından ispat vasıtası olarak kullanılabilir olması,
-
Aldatma kabiliyeti: Sahteciliğe konu belgenin, makul bir kişiyi aldatabilecek görünümde olması.
Bu unsurlar bir arada bulunmuyorsa, belge niteliği yok kabul edilmekte; dolayısıyla sahtecilik suçu gündeme gelmemektedir.
3.2. Yargıtay’ın “Hukuki Sonuç Doğurmaya Elverişlilik” Kriteri
Yargıtay Ceza Genel Kurulu birçok kararında, sahteciliğe konu belgenin hukuken geçerli ve kullanılabilir nitelikte olması gerektiğini vurgulamıştır. Aksi halde, belgenin delil niteliği bulunmayacağından resmî belgede sahtecilik suçunun oluşmayacağı belirtilmektedir.
Bu ilkenin pratik sonucu şudur:
-
Henüz hukuken hüküm ve sonuç doğurmayan taslaklar,
-
İlgili makamlarca düzenlenmemiş veya onaylanmamış metinler,
-
Fiilen kullanılma imkânı olmayan veya bağlayıcı niteliği bulunmayan yazışmalar
çoğu durumda belge niteliğine ulaşmamış sayılır. Bu nedenle sanığın eylemi, başka bir suç (örneğin dolandırıcılığa teşebbüs) kapsamında tartışılabilir; ancak doğrudan TCK m.204 uygulanmayabilir.
3.3. Resmî Belge Türlerine Örnekler ve Sahteliği Sabit Oluncaya Kadar Geçerli Belgeler
TCK m.204/3’te, “kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan” resmî belgeler için nitelikli hal düzenlenmiştir. Bu gruba, örneğin:
-
Noterlikçe düzenleme şeklinde düzenlenen vekâletname, satış vaadi sözleşmesi, imza sirküleri,
-
Mahkeme ilamları (hükmün kesinleşmesi şartına bağlı olarak),
-
Bazı idari makamlarca düzenlenen resmi görev belgeleri ve tutanaklar
girmektedir. Bu belgeler, daha yüksek ispat gücüne sahip oldukları ve hukuki işlem güvenliği açısından kritik önem taşıdıkları için ceza miktarı artırılmıştır.
Buna karşılık, noterlikçe yalnızca onaylama şeklinde işlem gören belgelerde, onay kısmı (imza ve tarih) bakımından sahteliği sabit oluncaya kadar geçerlilik söz konusu iken, belgenin içeriği yönünden “aksi sabit oluncaya kadar geçerli” niteliği tartışılmaktadır.
3.4. Fotokopi, Suret ve Elektronik Kayıtların Belge Niteliği
Uygulamada en çok sorun yaratan hususlardan biri, fotokopi ve suretler ile elektronik kayıtların belge niteliğidir:
-
Onaysız fotokopi:
Yargıtay, aslına dayanmayan, imza taşımayan ve resmî makamca onaylanmamış fotokopilerin kural olarak belge niteliğinde olmadığını, bu nedenle sahtecilik suçuna konu olamayacağını kabul etmektedir. -
“Aslı gibidir” onaylı suret:
Yetkili makam tarafından onaylanan suretler, belirli ölçüde belge niteliği kazanır. Ancak sahteciliğin, suretin onay kısmında mı, yoksa belgenin öz içeriğinde mi yapıldığına göre resmî/özel belge ayrımı tekrar gündeme gelir. -
E-posta, WhatsApp yazışmaları, ekran görüntüleri:
Bunlar kural olarak özel belge veya belge niteliğinde elektronik veri olarak değerlendirilir; resmî makam sistemi üzerinden üretilmediği sürece TCK m.204 kapsamında resmî belge sayılması zordur. -
E-imzalı belgeler, UYAP ve e-Devlet çıktıları:
Elektronik imza kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca, güvenli elektronik imza ile imzalanan ve yetkili kamu sistemi üzerinden üretilen belgeler resmî belge niteliğini haizdir; bu tür evrakta sahtecilik, çoğu durumda TCK m.204 rejimine tabidir.
Bu noktada, belgenin fiziksel mi elektronik mi olduğu değil, düzenleyenin sıfatı ve belgeye tanınan hukuki etki belirleyicidir.
4. Bilirkişi İncelemesinin Hukuki Temeli ve Fonksiyonu
4.1. CMK m.63, m.67 ve Bilirkişilik Kanunu
Ceza Muhakemesi Kanunu m.63’e göre, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulabilir; hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulamaz.
CMK m.67/3 ise, bilirkişinin:
-
Yalnızca teknik/özel bilgi alanına giren konularda görüş bildirebileceğini,
-
Hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirmelerde değerlendirme yapamayacağını açıkça düzenlemiştir.
Bilirkişilik Kanunu’nda da bilirkişi; hukuki değil, teknik uzmanlığıyla sınırlı bir yardımcı kişi olarak tanımlanmış; hukuk öğrenimi görmüş kişilerin ancak farklı bir teknik uzmanlığı varsa bilirkişilik yapabileceği kabul edilmiştir.
Bu çerçevede, resmî belgede sahtecilik yargılamasında bilirkişinin rolü, belgenin sahte olup olmadığına dair teknik tespitlerle sınırlıdır; belgenin resmî nitelikte olup olmadığı, sahtecilik suçunun oluşup oluşmadığı, nitelikli halin uygulanıp uygulanmayacağı gibi hususlar hâkime aittir.
4.2. Resmî Belgede Sahtecilik Dosyalarında Bilirkişi İnceleme Konuları
Pratikte bilirkişi incelemesine konu olan başlıca teknik alanlar şunlardır:
-
Grafoloji ve imza incelemesi:
İmzanın veya el yazısının sanığa ait olup olmadığı, imza taklidi veya kaligrafik farklılıklar. -
Belge materyali incelemesi:
Kağıt, mürekkep, baskı türü, yazıcı özellikleri, tarih uyumsuzluğu gibi kriminal laboratuvar analizleri. -
Mühür, kaşe ve hologram incelemesi:
Resmî mühür/kaşenin orijinalliği, baskı tekniği, sahte mühür kullanımı. -
Elektronik veri ve meta veri analizi:
E-imzalı belgelerin sertifika doğrulaması, belge üzerinde sonradan değişiklik yapılıp yapılmadığı, log kayıtlarının incelenmesi.
Bu alanlar, hâkimin genel bilgisiyle çözümleyemeyeceği teknik hususlar olduğundan, bilirkişi desteği kaçınılmazdır. Ancak bilirkişi raporu, tek başına mahkûmiyet için bağlayıcı delil niteliğinde değildir; hâkim raporu diğer delillerle birlikte serbestçe takdir eder.
5. Bilirkişi İncelemesinin Sınırları
5.1. Hâkimin Hukukun Bilirkişisi Olması ve Belge Niteliği
Ceza yargılamasında temel prensip, “hâkim hukukun bilirkişisidir” ilkesidir. Bu kapsamda:
-
Bir evrakın resmî belge sayılıp sayılmayacağı,
-
Belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli olup olmadığı,
-
Eylemin TCK m.204 mü, m.207 mi yoksa başka bir suç tipi mi oluşturduğu,
-
Sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğinin bulunup bulunmadığı,
gibi hususlar hukuki nitelendirme konusudur ve bilirkişiye bırakılamaz.
Bu nedenle, bilirkişiden “bu belge resmî belgedir”, “sanık resmi belgede sahtecilik suçunu işlemiştir” şeklinde görüş alınması, CMK m.67/3’e açıkça aykırıdır.
5.2. Bilirkişinin Hukuki Değerlendirme Yapma Yasağı
Uygulamada bazı bilirkişi raporlarında, teknik tespitin ötesine geçilerek:
-
“Suçun unsurları oluşmuştur / oluşmamıştır”,
-
“Eylem resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmaktadır”
gibi ifadeler yer aldığı görülmektedir. Bu tür değerlendirmeler, bilirkişinin yetki aşımı niteliğindedir ve hâkim açısından bağlayıcı olmadığı gibi, raporun sağlıklı yorumlanması açısından da sakıncalıdır.
Hâkim, bilirkişi raporundaki teknik bulguları alıp, bunları kendi hukuki bilgisini kullanarak normatif sonuca dönüştürmek zorundadır.
5.3. Bilirkişi Raporunun Değerlendirilmesi ve Çelişkilerin Giderilmesi
CMK m.217 uyarınca hâkim, hükmünü durulmada tartışılan ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillere dayandırmak zorundadır. Bilirkişi raporu da bu delillerden biridir. Ancak:
-
Rapor açık, gerekçeli ve denetlenebilir olmalıdır.
-
Tarafların rapora karşı itiraz ve ek rapor talep etme imkânı güvence altındadır.
-
Birden fazla rapor varsa ve aralarında çelişki bulunuyorsa, bu çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz; yeni rapor veya üst kurul incelemesi gerekebilir.
Sadece bilirkişi raporuna dayanarak, diğer delilleri tartışmaksızın verilen mahkûmiyet kararları; gerekçeli karar hakkı, silahların eşitliği ve adil yargılanma bakımından Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararlarında da eleştiri konusu yapılmaktadır.
5.4. Asıl Belge Üzerinden İnceleme Zorunluluğu ve Fotokopi Sorunu
Yargıtay, sahtecilik suçlarında belgenin aslı üzerinden inceleme yapılmasını, istisnai haller dışında zorunlu görmekte; yalnızca fotokopi üzerinden yapılan incelemeleri çoğu durumda yetersiz kabul etmektedir.
Fotokopi, hem belge niteliği hem de teknik analiz açısından sınırlı veri sunar:
-
İmza ve el yazısı özellikleri tam anlamıyla tespit edilemeyebilir,
-
Kağıt, mürekkep, baskı türü gibi fiziksel unsurlar fotokopide incelenemez,
-
Fotokopinin kendisi de ayrı bir sahtecilik müdahalesine konu olmuş olabilir.
Bu yüzden savunma makamının, asıl belgenin getirtilmesi, getirilemiyorsa nedenlerinin açıklanması ve fotokopinin tek delil olarak kullanılmaması yönünde ısrarlı talepte bulunması, adil yargılama bakımından kritik önemdedir.
5.5. Sadece Bilirkişi Raporuna Dayalı Mahkûmiyet Sorunu
Resmî belgede sahtecilik dosyalarında zaman zaman, başka hiçbir delile dayanılmaksızın sadece bilirkişi raporuna göre mahkûmiyet verildiği görülmektedir. Oysa:
-
Bilirkişi raporu serbest takdire tabi delildir; hâkim raporu tartışmalı delillerle birlikte değerlendirmek zorundadır.
-
Sanığın savunması, tanık beyanları, belgeyi düzenleme süreci, belgenin kullanıldığı işlem, maddi olayın akışı gibi unsurlar da birlikte analiz edilmelidir.
Böyle bir durumda savunma açısından etkili strateji; rapora metodolojik ve teknik itiraz yöneltmek, ek rapor veya yeni bilirkişi talep etmek ve hâkimin bizzat belgeyi duruşmada incelemesini sağlamaktır.
6. Uygulamada Sorunlu Alanlar ve Örnek Senaryolar
6.1. Noter Belgeleri ve İki Katmanlı Sahtecilik
Noterlik işlemleri, TCK m.204/3 kapsamında çoğu zaman “sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge” grubunda yer alır.
Örneğin, imza sirküleri veya noter düzenleme şeklinde vekâletnamelerde sahtecilik iddiası söz konusu olduğunda:
-
İmza ve kimlik tespiti bakımından bilirkişi incelemesi gerekebilir.
-
Ancak belgenin resmî niteliği, sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge sayılıp sayılmadığı, hangi fıkranın uygulanacağı hâkim tarafından belirlenmelidir.
Özel bir belgenin noter tarafından onaylanması durumunda ise, Yargıtay özel belgenin içeriği bakımından hâlâ özel belge rejiminin, onay kısmı bakımından ise resmî belge rejiminin uygulanacağını kabul etmektedir. Sahteciliğin hangi katmanda gerçekleştiğine göre suç tipi değişecektir.
6.2. Sağlık Raporları, İş Göremezlik ve Engellilik Belgeleri
Sağlık raporları ve heyet raporları, kamu hastaneleri veya yetkili kurumlarca düzenlendiklerinde genellikle resmî belge niteliği taşırlar. Bu raporlarda:
-
Doktorun gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi, fikrî sahtecilik (içerik yönünden gerçeğe aykırılık) olarak,
-
İmzanın taklit edilmesi veya raporun sahte baskıyla üretilmesi maddî sahtecilik olarak gündeme gelebilir.
Bu tür dosyalarda bilirkişinin tespiti; imza ve mühür incelemesi, sistem kayıtlarının (HBYS, e-nabız vb.) kontrolü ve raporun fiilî sürece uygunluğunu teknik olarak değerlendirmekle sınırlıdır. Hangi davranışın hangi sahtecilik türüne girdiği ise hukuki nitelendirme olup hâkime ait olmalıdır.
6.3. Elektronik Sistemler ve E-İmza Sahteciliği
UYAP, e-Devlet, SGK ve vergi sistemleri üzerinden üretilen belgelerin artması, elektronik sahtecilik iddialarını da artırmıştır. Bu bağlamda:
-
E-imza sertifikasının izinsiz kullanılması,
-
Sisteme yetkisiz girişle belge üretme,
-
Elektronik belge üzerinde sonradan değişiklik yapma
gibi fiillerde, bilirkişi çoğunlukla bilişim uzmanı olarak devreye girer. Ancak:
-
Elektronik çıktının resmî belge sayılıp sayılmadığı,
-
TCK m.204 mü, yoksa bilişim suçları mı (örneğin m.243-244) ön planda uygulanacağı,
-
Tek fiil – fikri içtima tartışması
hukuki meselelerdir ve hâkimin takdirindedir.
6.4. İhale, SGK ve Vergi Belgelerinde Sahtecilik
Kamu ihale dosyalarında, SGK bildirimlerinde, vergi ve muhasebe belgelerinde sahtecilik iddiaları pratikte oldukça sık görülmektedir. Bu dosyalarda:
-
İş deneyim belgeleri, geçici/kesin teminat mektupları, kapasite raporları,
-
Sahte sigorta giriş bildirgeleri veya hizmet dökümleri,
-
Gerçeğe aykırı resmi yazı ve onaylar
çoğu kez resmî belge niteliği taşır. Bilirkişi; belge üzerindeki teknik sahteciliği ortaya koyar, ancak belgenin ihale hukuku veya SGK mevzuatı bakımından sonuçlarını, “kamu zararının oluşup oluşmadığını” hukuken değerlendiremez.
Bu tür dosyalarda savunma stratejisi; hem belge niteliği hem de aldatma kabiliyeti yönünden ayrıntılı hukuki tartışma yürütmek, bilirkişi raporunu teknik sınırlarıyla çerçevelemek ve hâkimin hukuki takdir yetkisinin devredilemeyeceğini vurgulamak olmalıdır.