Yurtdışından Beyansız Altın Bilezik Getirdiği İddia Edilen Yolcu Hakkında El Koymaya İtiraz ve Geri Alma Talebi
T.C. ……………….. SULH CEZA HÂKİMLİĞİ’NE
İTİRAZ EDEN (YOLCU/ŞÜPHELİ) : …………. (T.C.: ……)
VEKİLİ : Av. Ferhat Küle – İstanbul Barosu (UETS)
KONU : Müvekkilin yurtdışından beyansız altın bilezik getirdiği iddiasıyla 5607 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen el koyma işlemine itirazımız ile el konulan altınların iadesi talebimizdir.
AÇIKLAMALAR
I. OLAYIN ÖZETİ
Müvekkil, ……… tarihinde yurtdışından ülkeye giriş yaparken yanında bulunan … adet altın bileziğin kişisel takı niteliğinde olduğunu ve bunların ticari amaç taşımadığını beyan etmiştir. Buna rağmen gümrük kontrol noktasında memurlar tarafından söz konusu altınların “beyansız getirildiği” iddiasıyla 5607 sayılı Kanun kapsamında kaçak eşya sayılarak el konulmuştur.
Müvekkilin altınları:
-
Kendi kişisel kullanımına aittir,
-
Ticari mahiyette değildir,
-
Yurt dışında uzun süredir yanında taşımaktadır veya seyahat sırasında takılı durumdadır,
-
Gümrük beyanı gerektirmeyen kişisel ziynet eşyası niteliğindedir.
Bu nedenle hem el koyma hukuka aykırıdır hem de müvekkile isnat edilen kaçakçılık suçunun unsurları oluşmamıştır.
II. HUKUKİ DEĞERLENDİRME
1. Ziynet eşyası – kişisel takılar beyana tabi değildir
Gümrük mevzuatı uyarınca:
-
Yolcunun üzerinde taşıdığı kişisel takılar,
-
Zati eşya kapsamında değerlendirilir
ve bunlar için beyanname düzenlenmesi zorunlu değildir.
Altın bilezik, yüzük, kolye gibi takılar; kullanım amacıyla taşınan kişisel eşya niteliğindedir.
2. Yargıtay’a göre ziynet niteliğindeki altınlarda kaçakçılık kastı aranamaz
Yargıtay 7. Ceza Dairesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yerleşik kararlarında şu ilkeleri açıkça belirtmiştir:
“Yolcunun kişisel kullanımına ait ziynet altını, beyana tabi tutulmadığı gerekçesiyle kaçak eşya sayılamaz. Ticari amaç ve kaçakçılık kastı yoksa 5607 uygulanamaz.”
(Yargıtay 7. CD, 2017/… E., 2018/… K.)
Yine Yargıtay’a göre:
-
Ziynet eşyası “ticari meta” değildir,
-
Üzerinde takılı olarak taşınan altınlar için ayrıca beyan aranmaz,
-
El koyma ölçüsüzdür.
Bu içtihatlar ışığında somut olayda suçun maddi ve manevi unsurları yoktur.
3. El koyma kararı ölçüsüzdür – Kişisel ziynetler geri verilmelidir
CMK m.127 ve devamı maddeleri gereği el koyma:
-
zorunlu,
-
orantılı,
-
gerekçeli
olmalıdır.
Kişisel altın bileziklere el koymak;
-
Yolcunun mülkiyet hakkına ağır müdahale niteliğindedir,
-
Kaçakçılık kastı olmadan uygulanamaz,
-
Kanun koyucunun amacına aykırıdır.
Bu nedenle el koymanın devamı hukuka aykırıdır.
4. Suçun manevi unsuru (kast) yoktur – İdari hesaplama hatası ceza sorumluluğu doğurmaz
Altınların ticari miktarda olmadığı açıktır. Ticari amaç veya bilerek vergi kaybı oluşturma kastı bulunmadığından 5607 m.3 kapsamında ceza sorumluluğu doğmaz.
Varsa da uyuşmazlık idari bir beyan uyuşmazlığıdır, ceza hukuku devreye girmez.
III. SONUÇ VE İSTEM
Açıklanan tüm gerekçelerle;
-
Müvekkilin üzerinde taşıdığı altın bileziklerin kişisel ziynet eşyası kapsamında olduğu,
-
Beyan yükümlülüğünün bulunmadığı,
-
5607 sayılı Kanun kapsamında kaçakçılık suçunun unsurlarının oluşmadığı,
-
Yargıtay içtihatlarının kişisel takılarda ceza sorumluluğunu reddettiği,
-
El koyma işleminin hukuka aykırı ve ölçüsüz olduğu,
görüldüğünden,
El koymaya itirazımızın KABULÜ ile, müvekkile ait altın bileziklerin derhal iadesine karar verilmesini arz ve talep ederiz.
Saygılarımızla
Av. Ferhat Küle