Single Blog Title

This is a single blog caption

Yat Satışında Vergi, Harç ve Masraf Paylaşımı Nasıl Belirlenir?

Yat Satışında Vergi, Harç ve Masraf Paylaşımı Nasıl Belirlenir?

Yat satışında vergi, harç ve masraf paylaşımı nasıl belirlenir? Türk hukukuna göre KDV, ÖTV, damga vergisi, noter masrafı, gemi sicili ve bağlama kütüğü harçları ile survey, broker ve closing giderlerinin kim tarafından üstlenileceğini açıklayan kapsamlı hukuki rehber.

Giriş

Yat satışında vergi, harç ve masraf paylaşımı, çoğu zaman sözleşmenin sonuna bırakılan ama işlemin kaderini doğrudan etkileyen başlıklardan biridir. Çünkü bir yatın satışında yalnız satış bedeli konuşulmaz; KDV çıkıp çıkmayacağı, ÖTV boyutunun bulunup bulunmadığı, damga vergisi yükü, noter masrafı, gemi sicili veya bağlama kütüğü harçları, survey gideri, broker komisyonu, tercüme-apostil masrafı, marina çıkış borçları ve yabancı bayraklı teknelerde sicil değişikliği giderleri de toplam ekonomik yükü ciddi biçimde değiştirir. Türk hukukunda bu kalemlerin tamamı tek bir kanunda toplanmış değildir; vergi tarafında GİB mevzuatı, sicil ve bağlama tarafında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı uygulamaları, sözleşmesel paylaşım tarafında ise Türk Borçlar Kanunu birlikte değerlendirilir.

Bu yüzden “yat satışında masrafları kim öder?” sorusunun tek cümlelik bir cevabı yoktur. Bazı kalemler kanunen belirli işlem tarafına daha yakın durur, bazıları ise tamamen sözleşmeyle paylaştırılır. Örneğin bağlama kütüğünde özel tekne satışlarında alıcı adına yatırılan ruhsatname harcı uygulamada açık biçimde öne çıkar; milli gemi sicili işlemlerinde ise gemi tasdiknamesi harcı, kayıt düzeltme harcı ve satış/devir harcı başlıca işlem kalemleri arasında sayılır. Buna karşılık survey, broker, closing avukatı, escrow veya tercüme gibi giderler çoğu kez tarafların anlaşmasına bırakılır. Sağlam sözleşme, vergi ve masraf kalemlerini “sonra bakarız” demeden, daha pazarlık aşamasında görünür hale getirmelidir.

Önce temel ayrım yapılmalıdır: Vergi, harç ve masraf aynı şey değildir

Yat satışında en sık yapılan hata, vergi, harç ve işlem masrafını tek torbada toplamaktır. Oysa bunlar farklı hukukî kaynaklardan doğar. Vergi, kanundan doğan kamu alacağıdır; KDV ve bazı senaryolarda ÖTV bunun tipik örnekleridir. Harç, belirli bir kamu hizmeti veya işlem karşılığı alınan kamu geliridir; gemi sicili, bağlama kütüğü ve noter işlemleri burada öne çıkar. Masraf ise tarafların işlem güvenliği için katlandığı özel giderleri ifade eder; survey, broker komisyonu, tercüme, apostil, marina çıkış borcu, sigorta endorsement’ı ve banka transfer masrafları bu gruba girer. Bu ayrım sözleşmede yapılmazsa, taraflar “ben vergiyi ödedim, sen de harcı öde” yerine “hepsini alıcı ödesin” veya “her şey bedele dahil” gibi muğlak formüllerle ilerler ve closing günü kriz çıkar.

Pratikte doğru yöntem, her kalemi ayrı başlık altında yazmaktır. “Satışa ilişkin KDV ve varsa diğer dolaylı vergiler”, “noter/sicil/bağlama kütüğü harçları”, “broker komisyonu”, “teknik inceleme giderleri”, “marina ve muhafaza borçları”, “yabancı sicil terkin veya kayıt giderleri” gibi alt başlıklar açıkça sayılmalıdır. Böylece işlemin ekonomik tablosu görünür hale gelir. Aksi halde taraflar satış bedelinde anlaşıp, sonradan bu bedelin üstüne önemli kamu yükleri ve işlem maliyetleri bindiğini fark eder.

KDV boyutu: Her yat satışında otomatik olarak aynı sonuç çıkmaz

KDV bakımından ilk belirleyici nokta, satışın ticari faaliyet kapsamında yapılıp yapılmadığıdır. GİB’in güncel KDV Genel Uygulama Tebliği, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin vergiye tabi olduğunu; buna karşılık arızi faaliyetler çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin kural olarak KDV’ye tabi tutulmadığını açıkça belirtir. Bu yüzden şirket aktifindeki yatın satışı ile özel bir kişinin ticari organizasyon dışında yaptığı tek seferlik yat satışı aynı KDV sonucunu doğurmayabilir. Yat satışında ilk sorulması gereken sorulardan biri bu nedenle “satıcı kim ve bu satış onun ticari faaliyeti içinde mi?” sorusudur.

KDV oranı bakımından da ikinci bir ayrım gerekir. GİB’in güncel açıklamalarında, 2007/13033 sayılı Karar eki listelerde yer alanlar dışındaki vergiye tabi işlemlerde genel KDV oran setinin %1, %10 ve %20 şeklinde uygulandığı görülür; ekli listelerde yer almayan işlemler için genel oran %20’dir. Yat satışı, özel bir istisna veya indirimli oran kapsamına girmiyorsa ticari satışta genel KDV yükü gündeme gelebilir. Bu nedenle “yat olduğu için KDV yoktur” gibi genel bir kanaat doğru değildir. KDV’de asıl mesele, satıcının sıfatı ve işlemin istisna kapsamında olup olmadığıdır.

KDV istisnası her yat için geçerli değildir

Uygulamada en çok karıştırılan konu, KDV Kanunu m. 13/a kapsamındaki deniz araçları istisnasıdır. GİB’in güncel KDV Tebliği, faaliyetleri kısmen veya tamamen deniz, hava ve demiryolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçların kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere bu araçların tesliminin KDV’den istisna olduğunu; buna karşılık KDV mükellefiyeti olmayanlara veya faaliyeti bu araçların kiralanması/işletilmesi olmayanlara istisna uygulanmayacağını açıkça söylüyor. Yani yat satışında 13/a istisnası “tekne satılıyor” diye otomatik çalışmaz; alıcının faaliyeti ve teknenin kullanım niteliği önemlidir.

Daha da önemlisi, aynı güncel Tebliğ özel kullanım botları ve yatlar bakımından önemli bir sınır koyar: yük taşıma amaçlı olmayan, gezi, eğlence, spor ve amatör balıkçılık gibi faaliyetlerde kullanılan, özel tekne ve özel yat kapsamında ve gövde boyu 24 metreye kadar olan deniz araçları istisna kapsamındaki deniz taşıma araçları içinde kabul edilmez. Bu nedenle özel kullanım için alınan tipik yatların büyük kısmında, sırf “deniz aracı” olması nedeniyle 13/a istisnasına güvenmek risklidir. Kısacası yat satışı dosyasında KDV istisnası konuşuluyorsa, “tekne satılıyor” değil, “hangi faaliyet için, kime, hangi sınıftaki araç satılıyor?” soruları birlikte cevaplanmalıdır.

ÖTV boyutu: Özellikle ilk iktisap ve ithalatta ayrıca kontrol edilmelidir

Yat satışında her dosyada ÖTV çıkmayabilir; ancak ÖTV boyutu hiç düşünülmeden ilerlemek de ciddi hatadır. GİB’in ÖTV Kanunu metni ve vergi bilgilendirme dokümanları, ÖTV’nin Kanuna ekli listelerdeki malların üretimi, ithalatı veya ilk iktisabı aşamasında bir kez alındığını; (II) sayılı listede de gemi, yat, eğlence ve spor tekneleri gibi taşıtların yer aldığını gösterir. Bu nedenle özellikle yeni yat alımı, ithalat, ilk tescil/ilk iktisap veya belli bayrak-sicil dönüşüm senaryolarında ÖTV ayrı bir başlık olarak kontrol edilmelidir.

Buradan şu pratik sonuç çıkar: Türkiye içinde daha önce vergisel rejimi tamamlanmış ikinci el bir yatın her satışında yeniden ÖTV doğacağı varsayımı doğru değildir; ama ithal, yeni teslim veya ilk iktisap niteliği taşıyan işlemlerde “yalnız KDV’ye bakmak” da eksik olur. Bu alan GTİP, kullanım amacı, teknenin niteliği ve ilk iktisap yapısına göre özel inceleme gerektirir. Güvenli sözleşme dili de buna göre kurulmalıdır: “Varsa ithalat ve ilk iktisaptan kaynaklanan ÖTV yükümlülüğü alıcıya/satıcıya aittir” gibi genel bir cümle yerine, olayın hangi aşamasında vergi doğacağı netleştirilmelidir.

Damga vergisi: Satış sözleşmesinde çoğu kez ayrıca düşünülmelidir

Yat satış sözleşmelerinde ihmal edilen bir diğer kamu yükü damga vergisidir. Damga Vergisi Kanunu’na göre ekli (1) sayılı tabloda yer alan kağıtlar damga vergisine tabidir. GİB’in güncel tablosunda, belli parayı ihtiva eden mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknameler için oran binde 9,48 olarak gösterilmektedir. Bu, yazılı yat satış sözleşmesinin niteliğine göre damga vergisi gündeme gelebileceği anlamına gelir. Ayrıca GİB’in güncel duyurusuna göre 2026 yılı için her bir kağıt bakımından uygulanacak azami damga vergisi tutarı 29.115.961,10 TL’dir. Yüksek bedelli mega yat işlemlerinde bu tavanın dahi pratik önem taşıması mümkündür.

Burada önemli bir istisna ayrıntısı da vardır: GİB’in damga vergisinden istisna edilen kağıtlara ilişkin güncel tablosu, her türlü gemi, yat ve diğer su araçlarının inşası, yenileme ve dönüşümü ile bakım ve onarımına ilişkin düzenlenen kağıtları istisna kapsamına alır. Dikkat edilirse bu istisna, satış sözleşmesini değil; inşa, dönüşüm, yenileme ve bakım-onarım kağıtlarını hedefler. Bu nedenle “gemi/yatla ilgili her sözleşme damga vergisinden muaftır” sonucu çıkarılamaz. Yat satış sözleşmesinde damga vergisi riski ayrıca analiz edilmelidir.

Noter, gemi sicili ve bağlama kütüğü harçları

Yat satışında kamu maliyetinin bir diğer ayağı harçlardır. Harçlar Kanunu, noter harçlarını da açıkça sistem içinde sayar; dolayısıyla noter önünde yapılan işlemlerde vergi dışındaki resmi işlem maliyeti ayrıca doğabilir. Bunun yanında yatın hangi kayıt rejimine tabi olduğu çok önemlidir. Eğer yat milli gemi siciline kayıtlıysa, UAB liman başkanlıklarının 2026 uygulama sayfaları satış/devir işlemleri için en az üç temel kalemi öne çıkarır: gemi tasdiknamesi harcı, gemi sicilinde yapılan kayıt düzeltmeleri harcı ve gemi sicili satış/devir harcı. UAB ayrıca bu işlemlerin Umurbey/e-Devlet altyapısı üzerinden başvuru ve borçlandırma ile yürütüldüğünü de belirtir.

Eğer tekne bağlama kütüğüne tabi özel tekne ise, uygulama farklıdır. UAB’nin 2026 bağlama kütüğü sayfalarında satış işlemlerinde 5 metre ve üzeri özel tekneler için alıcı adına yatırılan ruhsatname harç makbuzu ibrazının istendiği; alıcının 1 ile 5 yıl arasında seçtiği ruhsatname geçerlilik süresine göre harç ödediği açıkça belirtilir. İzmir Liman Başkanlığı’nın 2026 duyurusunda 1 yıllık ruhsatname harcı; 5-7 metre için 5.992,10 TL, 7-9 metre için 8.560,20 TL, 9-12 metre için 12.840,20 TL, 12-15 metre için 25.680,70 TL, 15-20 metre için 42.801,10 TL, 20-30 metre için 85.602,30 TL ve 30 metre üzeri için 171.204,70 TL olarak ilan edilmiştir. Bu kalem, satışta çoğu kez alıcı taraf bütçesine yazılır; ama taraflar sözleşmeyle farklı paylaşım kararlaştırabilir.

Satış bedeli dışındaki özel işlem masrafları

Vergi ve harçlar dışında kalan masraflar, çoğu kez işlemin en görünür ama en az yazılan kısmıdır. Yat satışında survey/ekspertiz, karaya çekme, deneme seyri, klas veya teknik rapor, broker komisyonu, tercüme ve noter onayı, yabancı belge için apostil/legalleştirme, banka swift masrafı, escrow, sigorta poliçesinin devri veya yeni poliçe düzenlenmesi, marina çıkış borcu, yakıt/su dengesi, anahtar ve elektronik erişim transferi gibi birçok kalem doğabilir. Bu masrafların önemli kısmı doğrudan kamu yükümlülüğü değildir; dolayısıyla kanun bunları otomatik olarak bir tarafa yüklemez. Bu yüzden asıl belirleyici, sözleşmedir.

Uygulamada sağlıklı model, masrafları “satıcının temiz devir masrafları” ve “alıcının edinim masrafları” olarak ayırmaktır. Örneğin satıcının kendi brokerı, kendi pay-off ve terkin işlemleri, kendi marina borçları ve satış tarihine kadar doğmuş muhafaza/işletme borçları satıcıda bırakılır. Alıcının kendi surveyi, kendi avukatı, kendi financing masrafı, kendi bayrak/sicil tercihi nedeniyle doğan ek giderler ve alıcı adına doğan ruhsatname/tescil kalemleri ise alıcıya yüklenir. Bunun aksi de kararlaştırılabilir; fakat aksi yazılmadığında closing günü “bunları kim ödeyecek?” sorusu mutlaka çıkar.

Satıcı açısından gelir/kurumlar vergisi boyutu

Yat satışında vergi tartışması sadece KDV ve ÖTV’den ibaret değildir. Satış şirket tarafından yapılıyorsa veya gerçek kişi bakımından ticari organizasyon ve devamlılık unsuru varsa, satış kazancının gelir veya kurumlar vergisi boyutu da doğar. GİB’in güncel vergi rehberleri ticari kazancın temel unsurunun sermaye ve emekten oluşan bir organizasyona dayanan ve devamlılık arz eden faaliyet olduğunu vurgular; KDV Genel Uygulama Tebliği de ticari faaliyet çerçevesindeki teslimlerin vergiye tabi olduğunu, arızi faaliyetlerin ise farklı değerlendirildiğini açıkça belirtir. Bu yüzden satıcının şirket olması, yat ticareti yapması veya satışı ticari envanterden gerçekleştirmesi halinde gelir/kurumlar vergisi ve KDV boyutu birlikte düşünülmelidir.

Burada önemli bir pratik ayrım vardır: satıcıya ait gelir/kurumlar vergisi, kural olarak sözleşmeyle alıcıya devredilen bir işlem harcı gibi düşünülmemelidir. Bu, satıcının kendi kazanç vergilemesi alanına girer. Elbette taraflar ekonomik dengeyi satış bedelinde buna göre kurabilir; fakat “satıcının satış kazancı nedeniyle doğan kurumlar vergisini alıcı öder” gibi hükümler vergi tekniği bakımından ayrıca dikkat gerektirir. Güvenli yaklaşım, satıcının kendi kazanç vergisini kendisinin üstleneceğini; alıcının ise iktisap ve tescil giderlerini üstleneceğini yazmaktır. Büyük işlemlerde taraflar bu ekonomik yükü fiyat içinde pazarlıkla dengeleyebilir.

Sözleşmede masraf paylaşımı nasıl yazılmalıdır?

Yat satış sözleşmesinde “masraflar alıcıya aittir” gibi tek cümlelik hükümler çoğu zaman yetersizdir. En doğrusu, vergi-harç-masraf başlıklarını kalem kalem ayırmaktır. Örneğin sözleşme şu mantıkla kurulabilir: satış tarihine kadar doğan marina, bağlama, muhafaza, kredi/payoff, ipotek terkin ve satıcı broker komisyonu satıcıya; alıcının talep ettiği survey, deneme seyri, alıcı avukatı, financing gideri ve alıcı adına doğan yeni kayıt/ruhsatname harçları alıcıya; damga vergisi, noter gideri veya closing escrow ücreti ise yarı yarıya veya tarafların pazarlık ettiği şekilde paylaştırılır. Buradaki esas mesele, her kalemin ayrı yazılmasıdır.

Ayrıca KDV/ÖTV gibi dolaylı vergiler için de net ifade gerekir. “Yasal olarak doğacak KDV alıcıya aittir” ile “fiyat KDV dahil olarak belirlenmiştir” arasında çok büyük fark vardır. Aynı şekilde ithal/ilk iktisap yapılarında “varsa ÖTV ve ithalat vergileri alıcıya aittir” ibaresi ile “satıcı tekneyi tüm vergileri ödenmiş ve serbest dolaşımda olarak teslim eder” ibaresi de farklı risk dağılımı yaratır. Vergi ve masraf paylaşımı maddesi, satış bedelinin gerçekten net mi yoksa brüt mü olduğunun da cevabını vermelidir. Aksi halde bedel üzerinde anlaşılmış görünse bile, kamu yükleri fiyatı fiilen değiştirebilir.

En sık yapılan hatalar

Bu alandaki en yaygın hata, KDV istisnasını fazla geniş yorumlamaktır. Özellikle “deniz aracı satılıyor, o halde KDV istisnası vardır” düşüncesi tehlikelidir. GİB’in güncel Tebliği, özel tekne ve özel yat kapsamında, gövde boyu 24 metreye kadar olan ve gezi/eğlence/spor amaçlı kullanılan deniz araçlarını istisna kapsamı dışında açıkça bırakmaktadır. İkinci hata, bağlama kütüğü harcını veya milli sicil satış/devir harçlarını son ana bırakmaktır. Üçüncü hata, damga vergisi ve noter giderini “küçük kalem” sayıp sözleşmede hiç yazmamaktır. Dördüncü hata, satıcının geçmiş marina borçları veya ipotek/payoff giderlerini alıcıya sürpriz olarak bırakmaktır.

Bir başka hata da, vergi ile masrafı birbirine karıştırmaktır. Örneğin survey, tercüme, apostil, escrow ve broker komisyonu vergi değildir; bunlar özel işlem maliyetidir ve kanun bunları otomatik olarak bir tarafa yüklemez. Bu kalemlerin “alışkanlık gereği” değil, açık sözleşme hükmüyle paylaştırılması gerekir. Uygulamada en sorunsuz closing’ler, bedelin yanında tüm yan kalemlerin de baştan yazıldığı dosyalardır.

Sonuç

Yat satışında vergi, harç ve masraf paylaşımı nasıl belirlenir? sorusunun doğru cevabı şudur: Önce işlem bir vergi haritasına çıkarılır; sonra harç ve özel işlem giderleri ayrı ayrı tasnif edilir; en sonunda bütün bu kalemler sözleşmede tek tek dağıtılır. Ticari satışlarda KDV ana başlıktır; ancak 13/a istisnası her yat için geçerli değildir ve özel kullanımdaki 24 metreye kadar yatlarda çoğu zaman güvenli liman oluşturmaz. ÖTV özellikle ilk iktisap ve ithalatta ayrıca düşünülmelidir. Damga vergisi, belli parayı içeren satış sözleşmelerinde başlıca kalemlerden biridir; inşa/refit kağıtları için tanınan istisna satış sözleşmesine otomatik uygulanmaz. Milli sicil ve bağlama kütüğü işlemlerinde ise gemi tasdiknamesi, satış/devir ve ruhsatname harçları ayrıca bütçelenmelidir.

Kısacası, yat satışında en iyi sözleşme sadece mülkiyeti devreden sözleşme değildir; aynı zamanda vergi ve masraf sürprizlerini ortadan kaldıran sözleşmedir. Bedel üzerinde anlaşmak yetmez; o bedelin KDV dahil mi hariç mi, harçlar kime ait, survey ve broker kimden, eski marina borçları kimin, ithal ve ilk iktisap vergileri hangi tarafa yüklenmiş olduğu da açık yazılmalıdır. Yat satışında gerçek pazarlık çoğu zaman satış fiyatında değil, fiyatın etrafındaki vergisel ve işlem maliyeti halkasında yapılır. Bu halka net kurulursa, closing günü kriz değil kapanış olur.

Leave a Reply

Call Now Button