Yat Kiralama Sözleşmelerinde Tarafların Hak ve Yükümlülükleri
Yat Kiralama Sözleşmelerinde Tarafların Hak ve Yükümlülükleri
Yat kiralama sözleşmelerinde tarafların hak ve yükümlülükleri nelerdir? Türk hukukuna göre kiraya verenin teslim ve ayıptan sorumluluğu, kiracının ödeme, kullanım ve iade borçları ile ticari yat kiralamasında dikkat edilmesi gereken hususlar bu rehberde.
Giriş
Yat kiralama sözleşmelerinde tarafların hak ve yükümlülükleri, deniz hukuku ve sözleşme hukuku bakımından en çok uyuşmazlık üreten başlıklardan biridir. Bunun temel sebebi, yat kiralamasının klasik bir kira ilişkisinden daha karmaşık olmasıdır. Türk Borçlar Kanunu kira sözleşmesini, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlar. Yat kiralaması da bu genel çerçeveye girer; ancak konu bir deniz aracı olduğu için, Türk Ticaret Kanunu’nun gemi ve elverişlilik hükümleri ile deniz turizmine ilişkin özel düzenlemeler de devreye girer. TTK’ya göre tahsis edildiği amaç suda hareket etmeyi gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her araç “gemi” sayılır; ayrıca geminin denize ve yola elverişli olması, gövde, donatım, makine, yakıt, kumanya ve gemi adamlarının yeterliği gibi unsurlarla değerlendirilir.
Türk hukukunda yat kiralamasını tek bir başlık altında ayrıntılı biçimde düzenleyen özel bir “yat charter kanunu” bulunmaz. Uygulamada ilişki, çoğu kez TBK’nın genel kira hükümleri ile, ticari deniz turizmi faaliyeti varsa Deniz Turizmi Yönetmeliği hükümlerinin birlikte uygulanmasıyla yürütülür. Deniz Turizmi Yönetmeliği, deniz turizmi araçları işletmecilerini, mülkiyetlerinde bulundurdukları veya sahiplerinden kiraladıkları deniz turizmi aracını mürettebatlı veya mürettebatsız olarak gezi, spor ve eğlence amacıyla kiralayan ve pazarlayan, Bakanlıktan belgeli gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlar. Bu da, özellikle ticari yat kiralamasında sözleşme serbestisinin tek başına yeterli olmadığını; belgelendirme, kapasite, ehliyet ve seyir kurallarının da hesaba katılması gerektiğini gösterir.
Bu nedenle yat kiralama sözleşmesi hazırlanırken sadece kira bedeli ve süre değil; yatın hangi durumda teslim edileceği, kaptanlı mı kaptansız mı kiralandığı, rota ve kullanım sınırları, yakıt ve marina giderleri, sigorta, depozito, ayıp halinde izlenecek usul, teknik arıza halinde sorumluluk, kötü hava koşullarında rota değişikliği ve iade prosedürü de ayrıntılı şekilde yazılmalıdır. İyi hazırlanmış bir yat kiralama sözleşmesi, yalnızca ticari ilişkiyi kurmaz; aynı zamanda ileride çıkacak uyuşmazlıklarda delil ve risk dağılımı işlevi de görür. TBK m. 300 kira sözleşmesinin belirli veya belirsiz süreli olabileceğini, TBK m. 301 ise kiraya verenin kiralananı amaçlanan kullanıma elverişli durumda teslim ve sözleşme süresince bu durumda bulundurma borcunu açıkça düzenler.
Yat Kiralama Sözleşmesi Nedir?
Yat kiralama sözleşmesi, en temel haliyle bir yatın belirli bir süre için kullanımının bedel karşılığında kiracıya bırakıldığı sözleşmedir. Ancak uygulamada bu sözleşme tek tip değildir. Bir kısım yat kiralamaları mürettebatlı yapılır; yani kaptan ve bazen aşçı, gemici veya hostes hizmeti de paketin parçasıdır. Bir kısım kiralamalarda ise yat mürettebatsız olarak teslim edilir ve kullanım sorumluluğu büyük ölçüde kiracıya geçer. Deniz Turizmi Yönetmeliği’nin deniz turizmi araçları işletmeciliği tanımı, ticari faaliyet bakımından bu iki modeli de açıkça kabul eder.
Bu ayrım hukuken çok önemlidir. Mürettebatlı kiralamada kiraya verenin borcu, sadece teknenin fiziksel kullanımını bırakmakla sınırlı değildir; güvenli kullanım, yeterli personel, hizmetin organizasyonu ve çoğu zaman seyir yönetimi de bu ilişkinin parçası haline gelir. Mürettebatsız kiralamada ise kiracının fiili hakimiyeti genişler, buna karşılık sorumluluğu da artar. Nitekim Deniz Turizmi Yönetmeliği, Türk bayraklı ve yolcu sayısı on ikiyi geçmeyen yatların mürettebatsız kiraya verilebilmesi için kiralayanlardan en az birinin yeterli nitelikte ehliyet sahibi olması gerektiğini düzenler. Bu kural, “çıplak tekne” kiralamalarının sadece özel anlaşmayla değil, emniyet ve yeterlilik şartlarıyla da sınırlı olduğunu gösterir.
Kiraya Verenin Temel Yükümlülükleri
Yat kiralama sözleşmelerinde kiraya verenin ilk ve en önemli borcu, yatı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli durumda teslim etmektir. TBK m. 301 bu borcu genel kira hukuku bakımından açıkça düzenler. Yat özelinde bu hüküm, yalnızca anahtar teslimi anlamına gelmez; yatın seyir yapabilecek, güvenli kullanılabilecek, sözleşmede vaat edilen donanımı içerecek ve kararlaştırılan gezi amacı bakımından işlevsel durumda olması gerekir. TTK m. 932’deki denize ve yola elverişlilik tanımı da bu değerlendirmeye yön verir; gövde, donatım, makine, yakıt, kumanya ve gemi adamlarının yeterliği bakımından gerekli nitelikleri taşımayan bir deniz aracının, sözleşmenin amacına uygun teslim edildiğini söylemek kolay değildir.
Kiraya verenin teslim borcu sadece başlangıç anıyla da sınırlı değildir. TBK m. 301, kiraya verenin kiralananı sözleşme süresince de bu durumda bulundurmakla yükümlü olduğunu söyler. Yani yat, kiralama süresince sözleşmede vaat edilen kullanım standardını korumalıdır. Elbette her küçük teknik aksaklık sözleşmenin ihlali anlamına gelmez; ancak motor arızası, jeneratörün çalışmaması, navigasyon cihazlarının devre dışı kalması, klima veya su sisteminin ciddi şekilde aksaması gibi sorunlar kiracının kullanımını doğrudan etkiliyorsa, kiraya verenin sorumluluğu gündeme gelir. Bu yüzden yat kiralama sözleşmelerinde “teslim anı teknik durum raporu” ve “çalışır ekipman listesi” yapılması büyük önem taşır.
Kiraya verenin ikinci önemli borcu, aksi kararlaştırılmamışsa zorunlu sigorta, vergi ve benzeri yükümlülüklere katlanmaktır. TBK m. 302 bunu genel kural olarak kiraya verene yükler. Yat kiralamasında bu hüküm özellikle teknenin kendisine ilişkin zorunlu mali yükümlülükler bakımından önemlidir. Buna karşılık yakıt, kumanya, özel marina hizmetleri, transfer veya talebe bağlı ekstra hizmetler sözleşmeyle kiracıya bırakılabilir. Uygulamada uyuşmazlığın önüne geçmek için, “hangi giderin çıplak kira bedeline dahil olduğu, hangisinin ayrıca faturalanacağı” çok net yazılmalıdır.
TBK m. 303 de kiraya verenin, kiralananın kullanımıyla ilgili olmak üzere kendisi veya üçüncü kişi tarafından yapılan yan giderlere katlanacağını düzenler. Yat kiralamasında bu genel kuralın sözleşmeyle farklılaştırılması sık görülür; örneğin bağlama ücreti temel limanda kiraya verene, konuklamaya bağlı özel marina masrafları kiracıya bırakılabilir. Ancak sözleşme susuyorsa, tartışma çıkması çok kolaydır. Bu nedenle uygulamada kiraya veren lehine ya da aleyhine yorum riskini azaltmak için gider kalemleri kalem kalem ayrılmalıdır.
Ayıptan Sorumluluk ve Kiracının Hakları
TBK m. 304’e göre kiralananın önemli ayıplarla teslimi halinde kiracı, borçlunun temerrüdüne veya kiraya verenin ayıptan sorumluluğuna ilişkin hükümlere başvurabilir. Önemli olmayan ayıplar bakımından da kiraya verenin sorumluluğu tamamen ortadan kalkmaz; bu durumda sonradan ortaya çıkan ayıplara ilişkin hükümler uygulanır. TBK m. 305, kiralanan sonradan ayıplı hale gelirse kiracının ayıbın giderilmesini, kira bedelinden ayıpla orantılı indirim yapılmasını veya zararının giderilmesini isteyebileceğini; önemli ayıp durumunda fesih hakkının saklı olduğunu belirtir. TBK m. 306 ise kiracıya, uygun sürede giderilmeyen ayıbı kiraya veren hesabına gidertebilme ve bedelden indirme imkanı da tanır.
Yat kiralamasında bu hükümler çok pratiktir. Örneğin bir haftalık kiralamada ana motorlardan birinin ilk günde arızalanması, klimanın tropik yaz şartlarında hiç çalışmaması veya atık su sisteminin kullanılamaz durumda olması, sıradan bir kusur olarak görülemez. Böyle hallerde kiracı sadece “şikayet eden müşteri” konumunda değildir; Türk hukukuna göre sözleşmesel hakları vardır. Uygun koşullarda kira bedelinden indirim, ayıbın giderilmesi, zarar tazmini veya ağır durumlarda fesih gündeme gelebilir. Bu yüzden kiraya verenin, sözleşmeye “her türlü teknik arıza doğal kabul edilir” benzeri geniş feragat kayıtları koyması onu her zaman korumaz. TBK’nın emredici ve koruyucu mantığı, özellikle sözleşmenin kullanım amacını boşa çıkaran ağır ayıplarda kiracıyı korur.
Kiraya veren ayrıca üçüncü kişinin ileri sürdüğü haklar sebebiyle de sorumlu olabilir. TBK m. 309’a göre, üçüncü bir kişi kiralananda kiracının hakkıyla bağdaşmayan bir hak ileri sürerse kiraya veren, kiracının bildirimi üzerine davayı üstlenmek ve kiracının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. Yat özelinde bunun anlamı şudur: kiralanan yat üzerinde marina alacağı, haciz, üstün ayni hak, zilyetlik engeli veya başka bir hukuki engel çıkarsa, bu yükü kural olarak kiracı değil kiraya veren taşır. Kiraya verenin tasarruf alanındaki hukuki sorunların, kiracının tatilini veya ticari kullanımını felce uğratması halinde ciddi sorumluluk doğabilir.
Kiracının Temel Borçları
Kiracının ilk ve asli borcu kira bedelini ödemektir. TBK m. 313 bunu açıkça söyler; m. 314 ise aksi sözleşme veya yerel adet yoksa kira bedeli ve gerekiyorsa yan giderlerin her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödeneceğini belirtir. Yat kiralamalarında ise pratik genellikle farklıdır; bedelin bir kısmı rezervasyon anında, bakiye ise teslimden önce veya teslim anında alınır. Bu nedenle sözleşmede ödeme takvimi açık yazılmalı, temerrüdün sonuçları belirlenmeli ve depozitonun kira bedelinden mi yoksa olası hasarlardan mı mahsup edileceği netleştirilmelidir. TBK m. 315 uyarınca kiracı muaccel kira bedelini veya yan gideri ödemezse, kiraya veren yazılı süre verip ifa olmazsa sözleşmeyi feshedebilir.
Kiracının ikinci temel borcu, kiralananı sözleşmeye uygun ve özenli kullanmaktır. TBK m. 316, kiracının kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmakla yükümlü olduğunu düzenler. Yat kiralamasında bu hüküm, tekneyi kapasite aşımıyla kullanmama, yasaklı sefer alanına çıkmama, fırtına veya kaptan uyarılarına aykırı hareket etmeme, yasadışı faaliyet yürütmeme, izin verilmeyen sayıda kişiyi tekneye almama ve teknenin sistemlerine bilinçsiz müdahale etmeme anlamına gelir. Özellikle mürettebatsız kiralamada bu borç çok daha görünür hale gelir; çünkü fiili kullanım kontrolü büyük ölçüde kiracıdadır.
Deniz Turizmi Yönetmeliği bu konuda pratik sınırlar da koyar. Bakanlıktan belgeli deniz turizmi araçları işletmelerinde, deniz turizmi araçlarının ticari faaliyetine esas kapasitesi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından düzenlenmiş belgede belirtilen kapasiteyi aşamaz. Ayrıca mürettebatsız kiralanan Türk bayraklı ve yolcu sayısı on ikiyi geçmeyen yatlarda, kiralayanlardan en az birinin yeterli nitelikte ehliyet sahibi olması gerekir. Bu hükümler, kiracının “ben bedeli ödedim, istediğim gibi kullanırım” anlayışına sahip olamayacağını gösterir. Kullanım serbestisi, emniyet, kapasite ve lisans sınırları içindedir.
Kiracı ayrıca olağan kullanıma ilişkin temizlik ve bakım giderlerini ödemekle yükümlüdür. TBK m. 317 bunu açıkça düzenler. Yat uygulamasında bu hüküm; olağan temizlik, günlük sarf malzemeleri, normal kullanıma bağlı küçük bakım giderleri ve sözleşmede kiracıya bırakılan tüketim kalemleri bakımından önemlidir. Buna karşılık büyük teknik bakım, yapısal onarım veya teslim anında var olan ağır sistem kusurları kiracının üzerine yıkılamaz. Sözleşmede “olağan kullanım gideri” ile “arıza gideri” ayrımı mutlaka netleştirilmelidir.
Kiracının bir başka önemli borcu, kendisinin gidermekle yükümlü olmadığı ayıpları gecikmeksizin kiraya verene bildirmektir. TBK m. 318, bu bildirim yapılmazsa doğan zarardan kiracının sorumlu olacağını söyler. Yat kiralamasında bu husus çok kritiktir. Örneğin su kaçağı, elektrik arızası veya dümen sistemindeki bir problem ilk gün fark edildiği halde bildirilmez ve büyürse, kiracı sonradan “zaten teslimde bozuktu” savunmasını ispatlamakta zorlanabilir. Bu nedenle sözleşmeye, arıza bildiriminin hangi kanaldan yapılacağı, ne kadar sürede yazılı teyit verileceği ve arıza kaydının nasıl tutulacağı yazılmalıdır.
TBK m. 319 gereğince kiracı, ayıpların giderilmesine veya zararların önlenmesine yönelik çalışmalara katlanmakla yükümlüdür; ayrıca bakım, satış ya da sonraki kiralama için zorunlu olduğu ölçüde kiraya verenin kiralananı gezip görmesine izin vermek zorundadır. Yat kiralamasında bu hüküm, sefer güvenliğini etkilemeyen ve makul şekilde planlanan teknik müdahaleler bakımından önem taşır. Kiraya verenin bakım hakkı vardır; ancak bunu kullanırken kiracının yararlarını da gözetmesi gerekir. Yani “bakım yapacağım” diyerek kiracının tüm tatil planını işlevsiz hale getirecek keyfi müdahaleler de hukuka uygun sayılmaz.
İade Borcu ve Normal Yıpranma Meselesi
Kira ilişkisinin sonunda kiracı, kiralananı ne durumda teslim aldıysa o durumda geri vermekle yükümlüdür. TBK m. 334 bunu açıkça düzenler; ancak aynı hüküm, sözleşmeye uygun kullanım dolayısıyla meydana gelen eskime ve bozulmalardan kiracının sorumlu olmadığını da söyler. Bu ayrım yat kiralamasında hayati önemdedir. Normal kullanım sonucu oluşan olağan aşınma ile, sözleşmeye aykırı kullanım sonucu doğan zarar aynı şey değildir. Örneğin birkaç günlük kullanımda güneş ve denizden kaynaklanan rutin yıpranma normal kabul edilebilir; buna karşılık karaya oturtma, pervaneyi darbe ile kırma, döşemelerde ciddi yanık bırakma veya elektronik sisteme yanlış müdahaleyle hasar verme normal eskime sayılmaz.
TBK m. 335’e göre kiraya veren, geri verme sırasında kiralananın durumunu gözden geçirmek ve kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri ve ayıpları ona hemen yazılı olarak bildirmek zorundadır; bu bildirim yapılmazsa, olağan incelemeyle anlaşılabilecek eksiklikler bakımından kiracı sorumluluktan kurtulur. Bu hüküm, depozito uyuşmazlıklarında belirleyicidir. Uygulamada en sağlıklı yol, teslimde ve iade anında ayrıntılı check-list, fotoğraf ve mümkünse video kaydı kullanmaktır. Aksi halde, tatil bittikten günler sonra ileri sürülen hasar iddiaları ciddi ispat sorunları yaratır.
Ticari Yat Kiralamasında İşletmeciye Özgü Yükümlülükler
Ticari yat kiralamasında taraflardan biri çoğu zaman profesyonel işletmecidir. Bu durumda yalnızca TBK hükümleri değil, Deniz Turizmi Yönetmeliği’ndeki belgelendirme ve çalışma esasları da önem kazanır. Yönetmelik, deniz turizmi araçları işletmeciliği için turizm işletmesi belgesi öngörür; başvuruda gemi tasdiknamesi veya bağlama kütüğü ruhsatnamesi ile denize elverişlilik belgesi, iç sularda faaliyet gösteren araçlar için elverişlilik veya muayene belgesi istenir. Bu, ticari yat kiralamasının “sadece sözleşmeyle kurulan serbest bir ilişki” olmadığını; kamu düzeni, emniyet ve turizm denetimi boyutu taşıdığını gösterir.
Ayrıca ticari deniz turizmi araçları, Türk karasularında ticari seferlerinde seyir izin belgesi ile seyreder ve bu belgenin doğru, eksiksiz doldurulup araçta bulundurulması zorunludur. Yönetmelik ayrıca sefer tamamlandıktan sonra bildirim yükümlülüğü de getirir. Dolayısıyla kiraya veren işletmecinin borcu sadece tekneyi teslim etmek değildir; gerekli belge ve idari şartları sağlayarak hukuka uygun ticari faaliyet yürütmektir. Sözleşmede de bu yükümlülüklerin hangi tarafça ve hangi maliyetle yerine getirileceği açıkça gösterilmelidir.
Depozito, Sigorta, Yakıt ve Marina Masrafları
Yat kiralama sözleşmelerinde uyuşmazlıkların büyük bölümü depozito, sigorta muafiyeti, yakıt ve marina giderlerinden çıkar. Türk kanunlarında bu kalemlerin her biri yat özelinde tek tek düzenlenmiş değildir; bu yüzden sözleşme metni belirleyici hale gelir. Yine de TBK’nın kira sistematiği, temel çerçeveyi verir: kira bedeli ve yan giderler sözleşmeyle açıklaştırılmalı; kiraya verenin teslim ve elverişlilik borcu, kiracının özenli kullanım ve iade borcu ile dengelenmelidir. Bu nedenle iyi bir yat kiralama sözleşmesinde depozitonun amacı, iade koşulları, hangi zararların depozitodan kesileceği, sigortanın kapsamı ve muafiyetin kime yükleneceği açıkça yazılmalıdır.
Özellikle yakıt konusunda belirsizlik ciddi sorun yaratır. “Full-full”, “teslimdeki seviye kadar iade”, “harcanan kadar tahsil” gibi modeller uygulamada kullanılır. Aynı durum marina ve liman ücretleri için de geçerlidir. Ana bağlama yeri kira bedeline dahil olabilir; ancak rota üzerindeki özel marinalar, transferler veya ekstra talepler kiracıya bırakılabilir. Sözleşme bu ayrımı yapmazsa, sonradan her kalem ayrı bir tartışma konusu olur. Hukuken sorun çoğu zaman “gider kime ait?” sorusundan değil, “önceden açıkça kararlaştırıldı mı?” sorusundan çıkar.
Yabancılık Unsuru ve Uygulanacak Hukuk
Yat kiralama sözleşmeleri çok sık yabancılık unsuru taşır. Kiracı yabancı olabilir, yat başka bayrak taşıyabilir, sözleşme farklı dilde düzenlenebilir ya da teslim Türkiye’de yapılıp kullanım başka sularda planlanabilir. 5718 sayılı MÖHUK m. 24’e göre sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabidir; hukuk seçimi yoksa sözleşmeyle en sıkı ilişkili hukuk uygulanır. Bu yüzden uluslararası yat kiralamalarında uygulanacak hukuk, yetkili mahkeme veya tahkim mercii ve sözleşmenin hangi dil metninin esas alınacağı mutlaka açıkça yazılmalıdır. (mgm.adalet.gov.tr)
Eğer ilişki tüketici boyutu taşıyorsa, MÖHUK m. 26 uyarınca tüketicinin mutad meskeni hukukunun emredici hükümlerine ilişkin asgari koruma ayrıca gündeme gelebilir. Dolayısıyla özellikle profesyonel işletmeci ile mesleki olmayan amaçla yat kiralayan gerçek kişi arasında yapılan uluslararası sözleşmelerde, yalnız “İngiliz hukuku seçilmiştir” veya “X ülkesi mahkemeleri yetkilidir” yazmak her zaman riskleri tamamen ortadan kaldırmaz. Uygulanacak hukuk maddesi bilinçli kurulmalıdır. (LEXPERA)
Uygulamada En Sık Görülen Uyuşmazlıklar
Yat kiralama sözleşmelerinde en sık görülen uyuşmazlıklar; ayıplı teslim, rota değişikliği, kaptan ile kiracı talimatının çatışması, depozito iadesi, yakıt hesabı, kapasite aşımı, iade sırasında hasar tespiti, mücbir sebep ve kötü hava koşulları nedeniyle kullanılamayan günlerin bedeli üzerinedir. Türk hukukundaki genel kira hükümleri bu uyuşmazlıkların çoğuna temel çerçeve sunar: kiraya veren elverişli teslim ve ayıptan sorumluluk alanında, kiracı ise ödeme, özenli kullanım, bildirim ve iade alanında yükümlüdür. Ticari yat kiralamasında ise belgelendirme, kapasite ve seyir evrakı gibi kamusal yükümlülükler bu çerçeveye eklenir.
Bu nedenle güçlü bir yat kiralama sözleşmesinde şu başlıklar mutlaka açık olmalıdır: teslim limanı ve saati, yatın teknik ve görsel durumu, mürettebatın kim olduğu, rota değiştirme yetkisi, yakıt ve marina giderleri, depozitonun kapsamı, sigorta ve muafiyet, teknik arıza halinde prosedür, iade kontrol yöntemi, uygulanacak hukuk ve yetkili merci. Kötü hazırlanmış sözleşmelerde taraflar çoğu zaman aynı tatili değil, aynı ihtilafı farklı biçimde hayal etmiş olur. İyi hazırlanmış sözleşmede ise tarafların beklentileri baştan hizalanır.
Sonuç
Sonuç olarak, yat kiralama sözleşmelerinde tarafların hak ve yükümlülükleri Türk hukukunda tek bir maddeden değil, birden çok düzenlemenin birlikte yorumlanmasından çıkar. TBK, kira sözleşmesinin temel omurgasını kurar: kiraya veren elverişli teslim, sözleşme süresince bu hali koruma, ayıptan ve üçüncü kişi haklarından doğan sorumluluk alanında yükümlüdür; kiracı ise kira bedelini ödeme, yatı özenle ve sözleşmeye uygun kullanma, ayıpları bildirme, gerekli müdahalelere katlanma ve iade sonunda tekneyi uygun durumda geri verme borcu altındadır. TTK’nın gemi ve elverişlilik kavramları ise bu genel çerçeveye denizcilik boyutu kazandırır.
Ticari yat kiralamasında buna bir de Deniz Turizmi Yönetmeliği eklenir. Belgelendirme, denize elverişlilik belgesi, kapasite sınırı, mürettebatsız kiralamada ehliyet şartı ve seyir izin belgesi gibi hususlar, sözleşmenin sadece özel hukuk değil, aynı zamanda kamu hukuku ve emniyet boyutu taşıdığını gösterir. Bu nedenle yat kiralama sözleşmesi hazırlanırken standart metinlerle yetinilmemeli; somut yatın niteliğine, kullanım amacına, mürettebat durumuna, sefer planına ve tarafların sıfatına göre özel düzenleme yapılmalıdır. Güçlü bir sözleşme, denizde doğabilecek hukuki fırtınayı daha limandan çıkmadan önemli ölçüde azaltır.