Yapay Zekâyı Cezalandırmak: Kavramsal ve Pratik Sorunlar
Giriş: Bir Makine Cezalandırılabilir mi?
Yapay zekâ (YZ) sistemleri gerçek dünya üzerinde giderek daha fazla etki sahibi oldukça, hukuk doktrininde zor bir soru ortaya çıkıyor: Eğer bir YZ sistemi ciddi bir zarara yol açarsa, ceza anlamında doğrudan o sistemi “cezalandırmak” mümkün veya doğru mudur?
İlk bakışta fikir cazip görünebilir. “Yanlış davranan” sistem kapatılmalı, sınırlandırılmalı veya bir tür yaptırıma tabi tutulmalıdır denebilir. Ancak biraz yaklaştığımızda, YZ’yi cezalandırma fikrinin ciddi kavramsal ve pratik sorunlar barındırdığı görülür. Ceza hukuku, bilinci ve ahlaki sorumluluğu olan insan faile göre inşa edilmiştir; makineler ise bambaşka bir kategoriye aittir.
Bu makale, YZ’nin cezalandırılmasının teorik olarak anlamlı olup olmadığını, klasik ceza teorilerinin YZ’ye nasıl (ve neden) uygulanamadığını ve AI bağlamında yaptırımların gerçekte kime yönelmesi gerektiğini tartışmaktadır.
1. Neden Cezalandırıyoruz? Klasik Teoriler ve İnsan Merkezlilik
YZ’yi cezalandırmaktan söz etmeden önce, ceza hukukunun neden ceza verdiğini hatırlamak gerekir. Başlıca teoriler şunlardır:
-
Kusura dayalı ceza (cezalandırma / retribution) – Fail hak ettiği için acı veya mahrumiyet verilir,
-
Caydırıcılık (deterrence) – Hem faile hem topluma ibret olsun diye ceza verilir,
-
İzolasyon (incapacitation) – Failin yeniden zarar vermesini engellemek için toplumdan uzaklaştırılır,
-
Islah (rehabilitation) – Failin ıslah edilmesi ve topluma yeniden kazandırılması hedeflenir,
-
İfade/iletişim teorileri – Ceza ile toplumsal değerler ve normlar açıkça ifade edilir, ortak ahlak savunulur.
Bu yaklaşımların tamamı, failin:
-
Bir ahlaki özne olduğunu,
-
Normları anlayabildiğini,
-
Cezadan ve kınamadan etkilenebildiğini varsayar.
YZ sistemlerinde ise bilinç, duygu ve ahlaki kavrayış yoktur. Bu nedenle, klasik anlamda ceza uygulamanın kavramsal temeli hemen sorgulanır.
2. Kavramsal Sorun 1: Ahlaki Fail Yoksa Hak Edilmiş Ceza da Yoktur
Kusura dayalı teorilere göre ceza, fail hak ettiği için verilir. Hak edilmişlik (desert) şu unsurları gerektirir:
-
Failin normu ve yasağı bilmesi,
-
Farklı davranma imkânına sahip olması,
-
Hukuka aykırı sonucu bilerek seçmesi.
YZ sistemleri ise:
-
Doğru–yanlış ayrımını anlamaz,
-
Ahlaki değerlendirme yerine sadece optimizasyon yapar,
-
Suçluluk, utanç veya pişmanlık hissetmez.
Bu açıdan bakıldığında, YZ gerçek anlamda “hak edilmiş cezanın” öznesi olamaz. Sistemi kapatmak veya yeniden yapılandırmak teknik bir işlemdir; kınanabilir bir ahlaki failin yaptırıma tabi tutulması değildir.
3. Kavramsal Sorun 2: Öznesiz Yaptırım
Daha sonuç odaklı teoriler (caydırıcılık, ıslah vb.) açısından dahi YZ’yi cezalandırmak sorunludur:
-
Genel caydırıcılık, potansiyel faillerin “mesajı almasını” amaçlar. YZ bu mesajı alamaz; mesaj, ancak insanlara hitap eder.
-
Özel caydırıcılık, aynı failin gelecekte suç işlemekten vazgeçmesini hedefler. YZ korku veya pişmanlık yaşamaz; ceza tehdidini “hesaba katmaz”.
-
Islah, failin ahlaki açıdan dönüşümünü hedefler. Bir algoritmanın güncellenmesi ise, ahlaki dönüşüm değil, teknik optimizasyondur.
Bu bakımdan, YZ’ye yönelik her türlü yaptırımın asıl muhatabı insandır: geliştiriciler, şirketler, kullanıcılar, düzenleyiciler ve kamuoyu. “YZ’yi cezalandırıyoruz” söylemi, ceza hukukunun iletişim işlevinin gerçek hedefini bulanıklaştırma riski taşır.
4. Pratik Sorun 1: “YZ’yi Cezalandırmak” Ne Demek?
Felsefi tartışmayı bir kenara bıraksak bile, YZ’yi cezalandırmak ciddi pratik sorunlar doğurur.
Teorik olarak uygulanabilecek yaptırımlar şunlar olabilir:
-
Tamamen kapatma – Sistemin devre dışı bırakılması,
-
Kısıtlama – Yetki veya etki alanının daraltılması,
-
Zorunlu değişiklik – Güncelleme, yeniden eğitim, mimari değişiklikler,
-
Kayıt ve gözetim – Özel denetim, raporlama, lisanslama gibi rejimler.
Ancak bu yaptırımların tamamı, fiiliyatta sistemin sahibi, geliştiricisi veya işletmecisi olan insanlar ve şirketler üzerinde etki doğurur:
-
Kapatma, ekonomik değeri yüksek bir varlığı ortadan kaldırabilir,
-
Kısıtlama, kârlı kullanım alanlarını kapatabilir,
-
Zorunlu teknik değişiklikler ciddi uyum ve maliyet yükü doğurur.
Kısacası, YZ’yi cezalandırmak aslında YZ üzerinden insan davranışını düzenlemek anlamına gelir. Makinenin kendisi “ceza”ya kayıtsızdır.
5. Pratik Sorun 2: Sembolik Günah Keçisi Tehlikesi
Bir başka risk de, “YZ’yi cezalandırma”nın saf sembolizme dönüşmesidir:
-
YZ sistemi ciddi bir zarara yol açar,
-
Kamuoyu tepki gösterir,
-
Yetkililer “sistem yasaklandı” veya “devre dışı bırakıldı” diyerek çözüm görüntüsü verir.
Kâğıt üzerinde sorun çözülmüş görünür. Ancak:
-
Aynı geliştiriciler benzer bir sistemi ileride tekrar geliştirebilir,
-
Aynı kurumsal yapı ve teşvikler varlığını sürdürebilir,
-
Asıl neden olan yönetişim, kültür ve test eksiklikleri değişmeden kalabilir.
Bu durumda YZ, bir hukuki ve siyasi günah keçisine dönüşür. Kamu öfkesi sisteme yönlendirilirken, gerçek karar vericiler ciddi bir yaptırımla karşılaşmayabilir.
6. Pratik Sorun 3: Atıf ve Karmaşıklık
Modern YZ sistemleri, çoğu zaman karmaşık ve dağınık yapılardır:
-
Veri seti, model mimarisi ve entegrasyonda birçok aktör rol oynar,
-
Sistem zaman içinde farklı ekiplerce güncellenir,
-
Üçüncü taraf eklentiler ve API’ler davranışa etki eder.
Zarar ortaya çıktığında, hangi versiyon, yapılandırma veya modülün rol oynadığını tam tespit etmek zor olabilir. “YZ’yi cezalandırmak” gibi genelleştirilmiş bir yaklaşım, aslında adaletli sorumluluk dağılımı için kritik olan insan karar zincirlerini görünmez kılabilir.
7. Asıl Mantıklı Olan Ne? Yaptırımların İnsan ve Kurumlara Yöneltilmesi
Bu güçlükler nedeniyle birçok yazar, ceza yaptırımlarının doğrudan YZ’ye değil, YZ ile bağlantılı insan ve tüzel kişilere yöneltilmesi gerektiğini savunur.
Cezanın muhatabı olabilecek aktörler:
-
Güvenlik ve hukuka aykırılık riskini bile bile görmezden gelen geliştirici ve mühendisler,
-
Bilinen risklere rağmen sistemi piyasaya süren veya kullanımını sürdüren şirket yöneticileri,
-
YZ araçlarını bilerek suç işlemek için kullanan kullanıcılar,
-
Sistematik olarak yeterli YZ yönetişimi kurmayan örgütler.
Bu çerçevede klasik ceza teorileri anlamını korur:
-
Kusura dayalı ceza: Tehlikeli sistemi kasıtlı veya ağır kusurlu şekilde hayata geçirenler cezalandırılır.
-
Caydırıcılık: Başkaları benzer ihmallerden uzak durmaya teşvik edilir.
-
İfade işlevi: Toplum, sorumsuz YZ uygulamalarını açıkça kınar.
YZ sistemi, delil ve bağlam bakımından merkezde kalmaya devam eder; ancak cezanın öznesi insan ve tüzel kişidir.
8. YZ’ye Karşı Değil, YZ Hakkında Yaptırımlar: Düzenleyici–Ceza Hibrit Modelleri
YZ’yi doğrudan cezalandırmak yerine, hukuk düzenleme ve ceza yaptırımlarını birleştiren hibrit modeller geliştirebilir:
-
Ex ante düzenleme: Lisanslama, risk sınıflandırması (örneğin “yüksek riskli YZ”), zorunlu etki analizleri, şeffaflık ve insan gözetimi yükümlülükleri,
-
Ex post ceza sorumluluğu: Bu yükümlülüklerin ağır ihlali ve ciddi zarar hâlinde ceza yaptırımlarının devreye girmesi.
Bu bağlamda yaptırımlar şunları içerebilir:
-
Şirketler için ağır para cezaları ve telafi yükümlülükleri,
-
Yönetici ve sorumluların belirli görevlerden yasaklanması,
-
Ağır veya tekrarlayan ihlallerde ceza sorumluluğu,
-
Belirli YZ sistemlerinin zorunlu olarak geri çekilmesi veya yeniden tasarlanması.
Bu modelde YZ’ye yönelik teknik tedbirler (kapatma, kısıtlama vb.), toplumu korumaya yönelik araçlardır; YZ’nin ceza anlamında “fail” sayılmasından değil, insan eylemlerinin sonuçlarından kaynaklanır.
9. Sonuç: YZ’yi Değil, YZ’yi Yöneten İnsanları Cezalandırmak
YZ’yi cezalandırma fikri hem kavramsal olarak zayıf hem de pratikte yanıltıcıdır. YZ sistemleri:
-
Ahlaki öznellikten yoksundur,
-
Cezayı “anlamaz” veya deneyimlemez,
-
İnsanların tasarladığı sosyo-teknik yapıların içinde işleyen araçlardır.
Bu nedenle ceza hukuku, YZ’yi gerçek bir ceza süjesi olarak çerçevelemekten kaçınmalıdır. Bunun yerine:
-
YZ’yi tasarlayan, devreye sokan ve kötüye kullanan insan ve tüzel kişilere odaklanmalı,
-
YZ hakkında alınan teknik tedbirleri (kapatma, kısıtlama, yeniden tasarım) toplumu korumaya ve insan davranışını yönlendirmeye yönelik araçlar olarak görmeli,
-
Sorumluluğun, otonomlaşan makineler dünyasında bile esas itibarıyla insan merkezli kaldığını açıkça vurgulamalıdır.
Sonuç olarak sorulması gereken soru “YZ nasıl cezalandırılır?” değil; “YZ’nin karıştığı haksızlıklar karşısında kim, hangi ölçüde cezalandırılmalıdır?” sorusudur. Cevap ise hâlâ aynıdır: makineler değil, insanlar ve örgütler.