Single Blog Title

This is a single blog caption

Yabancı Ülkelerdeki Terekenin Türkiye’deki Etkisi

1. Giriş

Küreselleşmenin ve uluslararası hareketliliğin artmasıyla birlikte, miras hukuku uyuşmazlıklarında yabancılık unsuru taşıyan olayların sayısı da önemli ölçüde artmıştır. Günümüzde Türk vatandaşları farklı ülkelerde taşınmaz veya taşınır malvarlıklarına sahip olabilmekte, yabancı uyruklu kişiler de Türkiye’de taşınmazlar, şirket payları veya banka hesapları bulundurabilmektedir. Bu durum, bir kimsenin ölümüyle ortaya çıkan mirasın yalnızca tek bir ülke hukuku ile değil, birden fazla ülkenin hukuk düzeniyle ilişkili hale gelmesine neden olur.

İşte bu noktada, yabancı ülkedeki terekenin Türkiye’deki etkisi kavramı devreye girer. Bu kavram, yabancı bir ülkede bulunan tereke unsurlarının Türk hukuk sistemi içerisindeki geçerliliğini, uygulanacak hukuk kurallarını, Türk mahkemelerinin yetkisini ve yabancı kararların Türkiye’deki sonuçlarını kapsamaktadır.


2. Türk Milletlerarası Özel Hukukunda Mirasın Düzenlenişi

Miras hukukunda yabancılık unsuru içeren olaylarda uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) hükümleriyle belirlenir.
Bu kapsamda en temel hüküm MÖHUK m.20 maddesidir.

2.1. Esas Hukuk

MÖHUK m.20/1 hükmüne göre;

“Miras, ölenin millî hukukuna tâbidir.”

Bu kural uyarınca, murisin ölüm anındaki millî hukuku mirasın esasına uygulanır. Yani murisin kimlerin mirasçı olacağı, pay oranları, saklı pay kurumu ve tenkis hükümleri gibi hususlarda murisin vatandaşı olduğu ülkenin hukuku esas alınır.

2.2. Taşınmazlara İlişkin İstisna

Aynı maddenin ikinci cümlesinde yer alan istisna oldukça önemlidir:

“Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır.”

Bu düzenleme, lex rei sitae (eşyanın bulunduğu yer hukuku) ilkesinin bir yansımasıdır. Murisin yabancı olması ya da terekenin yurtdışında açılmış olması, Türkiye’de bulunan taşınmazların intikali bakımından Türk hukukunun uygulanmasına engel teşkil etmez. Türk mahkemeleri ve tapu daireleri, bu konuda yalnızca Türk Medeni Kanunu’nu esas alır.


3. Mirasın Açılması, İktisabı ve Taksimi

MÖHUK m.20/2 uyarınca, mirasın açılması, iktisabı ve taksimi terekenin bulunduğu ülke hukukuna tabidir.
Bu düzenleme, terekenin fiilen nerede bulunduğuna göre farklı hukukların devreye girmesine neden olabilir.
Örneğin:

  • Murisin Almanya’daki banka hesapları için Alman hukuku,

  • Türkiye’deki taşınmazlar için Türk hukuku uygulanır.

Böylece, tek bir miras ilişkisi dahi birden fazla hukuk düzenine göre sonuç doğurabilir. Bu karma yapı, uygulamada “parçalanmış miras” olarak anılır.


4. Türk Mahkemelerinin Yetkisi

Yabancı ülkede tereke açılmış olsa bile, Türkiye’de bulunan taşınmazların intikali veya aynına ilişkin davalarda Türk mahkemeleri yetkilidir.

4.1. Münhasır Yetki

HMK m.12 hükmü gereğince, taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Bu kesin yetki, milletlerarası özel hukuk bakımından münhasır yetki anlamına gelir.

Dolayısıyla, yabancı bir mahkemenin Türkiye’deki taşınmazın mülkiyeti veya intikali konusunda verdiği kararlar Türkiye’de tenfiz edilemez. Çünkü konu Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmektedir.

4.2. Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevi

Türkiye’de terekeye ilişkin işlemler esasen Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından yürütülür.
Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) alınması, terekenin korunması, paylaşım ve tescil işlemleri bu mahkemenin görev alanına girer.


5. Yabancı Veraset İlamlarının Türkiye’deki Geçerliliği

Yabancı ülkede düzenlenmiş bir veraset ilamı (mirasçılık belgesi), Türk hukukunda doğrudan hüküm doğurmaz.
Çünkü Türk hukuku bakımından veraset ilamı, çekişmesiz yargı işlemi olup, yabancı mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin genel hükümlere tabi değildir.

Yargıtay uygulamasında da bu husus açıkça kabul edilmiştir:
Yabancı mahkemeden alınan mirasçılık belgesi, Türkiye’de ancak delil niteliğinde değerlendirilebilir; ancak doğrudan geçerli bir belge olarak tapu müdürlüğünde işlem yapılamaz.
Bu nedenle, murisin Türkiye’de malvarlığı bulunuyorsa, mirasçılar Türk Sulh Hukuk Mahkemesi’nden veraset ilamı almak zorundadır.


6. Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi

6.1. Genel Şartlar

MÖHUK m.50-57 hükümleri, yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizi şartlarını düzenler.
Buna göre bir yabancı kararın Türkiye’de hüküm ve sonuç doğurabilmesi için:

  1. Karar kesinleşmiş olmalı,

  2. Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmemeli,

  3. Türk kamu düzenine aykırı olmamalı,

  4. Taraflara savunma hakkı tanınmış olmalıdır.

6.2. Taşınmazlara İlişkin Kararların Durumu

Türkiye’deki taşınmazlar üzerinde hüküm doğurmak isteyen yabancı mahkeme kararları, münhasır yetki engeline takılır.
Bu kararların tanınması veya tenfizi mümkün değildir.
Böyle bir durumda, Türk mahkemelerinde yeni bir dava açılarak hüküm alınması gerekir.


7. Yabancı Uyrukluların Mirasçılığı ve Taşınmaz Edinimi

Yabancı bir kişinin Türkiye’de miras yoluyla taşınmaz edinmesi, Tapu Kanunu m.35 hükmü çerçevesinde mümkündür. Ancak bu edinim bazı şartlara bağlıdır:

  • Mirasçının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık bulunmalı,

  • Taşınmaz, askeri yasak bölgeler veya özel güvenlik alanları dışında olmalıdır,

  • Toplam yüzölçümü belirli sınırları aşmamalıdır.

Şartların sağlanmadığı hallerde, mirasçıya taşınmazın bedelini talep etme hakkı tanınabilir.
Böylece mülkiyet devri yerine tazminat yoluyla hak dengesi korunur.


8. Ölüme Bağlı Tasarrufların Türkiye’deki Etkisi

Vasiyetnameler ve miras sözleşmeleri, miras bırakanın iradesini yansıttığı için özel bir öneme sahiptir.
Bu belgelerin şekil ve esas geçerliliği iki ayrı aşamada değerlendirilir.

8.1. Şekil Geçerliliği

MÖHUK m.7 ve m.20/4 uyarınca, ölüme bağlı tasarrufun yapıldığı yer hukuku veya murisin millî hukuku bu konuda uygulanabilir.
Dolayısıyla Almanya’da düzenlenmiş bir vasiyetname, Alman hukuku şekil şartlarına uygunsa, Türkiye’de de şeklen geçerli sayılabilir.

8.2. Esas Geçerlilik

Ancak vasiyetin içeriği (örneğin saklı pay ihlali, mirasçılar arasında eşitsizlik gibi) bakımından uygulanacak hukuk MÖHUK m.20/1 gereği belirlenir.
Türkiye’deki taşınmazlara ilişkin vasiyet hükümleri, Türk Medeni Kanunu’nun saklı pay ve tenkis hükümleriyle sınırlanır.


9. Kamu Düzeni Müdahalesi

Türk mahkemeleri yabancı bir miras kuralını veya kararını uygularken, Türk kamu düzenine açıkça aykırı bir sonuç doğması halinde bu hükmü uygulamayabilir.
Örneğin, yabancı hukukta saklı pay sisteminin hiç bulunmaması ve mirasçıların tamamen dışlanması gibi bir sonuç, Türk kamu düzeniyle bağdaşmaz.
Bu durumda Türk mahkemesi, kamu düzeni gerekçesiyle yabancı hukukun ilgili hükmünü dışlayabilir.

. Sonuç

Yabancı ülkelerdeki terekenin Türkiye’deki etkisi, milletlerarası özel hukuk bakımından oldukça karmaşık ancak sistematik biçimde düzenlenmiş bir alandır.
Türk hukukunda muris milliyeti ilkesi, taşınmazlarda lex rei sitae kuralı, münhasır yetki ilkesi ve kamu düzeni müdahalesi birlikte değerlendirilir.

Bu çerçevede:

  • Türkiye’de bulunan taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıklarda yalnızca Türk hukuku uygulanır.

  • Yabancı mahkemelerden alınan veraset ilamları doğrudan hüküm doğurmaz.

  • Yabancı kararların tanınması ve tenfizi, ancak kamu düzeni ve münhasır yetki engeli bulunmadığı sürece mümkündür.

Sonuç olarak, uluslararası miras işlemlerinde doğru strateji, her ülke hukukunun kapsamını doğru belirlemek, belgeleri usulüne uygun şekilde hazırlamak ve Türk mahkemeleri nezdinde yetki sınırlarını gözetmektir.

Bu ilkeler ışığında hareket edildiğinde, hem mirasçıların hak kaybı önlenir hem de uluslararası mirasın Türkiye’deki etkileri hukuka uygun şekilde yönetilmiş olur.

Leave a Reply

Call Now Button