Türkiye’de Dijital Dolandırıcılık ve Interpol: Mehmet Aydın (Tosuncuk) Olayının Hukuki Boyutu, Kırmızı Bülten ve Rekor Cezalar
Türkiye’de Dijital Dolandırıcılık ve Interpol: Mehmet Aydın (Tosuncuk) Olayının Hukuki Boyutu ve Kırmızı Bülten Süreci
Günümüzde suç dünyası, fiziksel sınırlardan sıyrılarak siber dünyaya taşınmış durumdadır. Bu yeni nesil suç dalgasının en yıkıcı örneği ise hiç kuşkusuz dijital dolandırıcılık eylemleridir. Türkiye’nin yakın tarihinde bu suç türünün en bilinen ve en geniş çaplı vakası, “Çiftlik Bank” adı altında yürütülen organizasyondur. Kamuoyunda Tosuncuk lakabıyla tanınan Mehmet Aydın, bilişim sistemlerini birer suç aleti olarak kullanarak modern bir dijital dolandırıcılık şebekesi kurmuştur. Bu makalede, Aydın’ın kurduğu bu devasa yapının hukuki boyutu, uluslararası alanda Interpol aracılığıyla yürütülen takip süreci ve dijital dolandırıcılık suçunun Türk hukuk sistemindeki cezai karşılığı derinlemesine analiz edilecektir.
1. Dijital Dolandırıcılık Kavramı ve Çiftlik Bank Modeli
Dijital dolandırıcılık, klasik dolandırıcılık suçunun bilişim sistemleri, internet mecraları ve sosyal medya ağları kullanılarak işlenmiş halidir. Mehmet Aydın’ın kurduğu Çiftlik Bank, tam olarak bu tanımın merkezinde yer almaktadır. Sanal bir oyun platformu üzerinden insanlara “yüksek kâr payı” vaat eden bu yapı, aslında “Ponzi Şeması” (saadet zinciri) olarak bilinen bir aldatmaca üzerine kurulmuştur.
Sisteme dahil olan binlerce kullanıcı, sanal hayvanlar satın alarak gerçek dünyada kurulacağı vaat edilen çiftliklerden gelir elde edeceklerine inandırılmıştır. Ancak buradaki asıl tehlike, dijital dolandırıcılık eyleminin bir “oyun” maskesi altında meşrulaştırılmasıdır. Mehmet Aydın, dijital arayüzleri kullanarak güven inşa etmiş, ancak arka planda toplanan milyonlarca lirayı yurt dışına kaçırarak Türkiye tarihinin en büyük dijital dolandırıcılık vakalarından birine imza atmıştır.
2. Hukuki Boyutu: TCK Kapsamında Dijital Dolandırıcılık
Türk Ceza Kanunu (TCK), dolandırıcılık suçunu 157. maddede tanımlarken, suçun bilişim sistemleri kullanılarak işlenmesini (Madde 158/1-f) “nitelikli hal” olarak kabul eder. Mehmet Aydın (Tosuncuk) davasının temel hukuki boyutu da tam bu noktada şekillenmektedir.
-
Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması: Mahkeme heyeti, Çiftlik Bank organizasyonunun bir web sitesi ve mobil uygulama üzerinden yönetilmesini, suçun ağırlığını artıran bir unsur olarak değerlendirmiştir. Bu durum, dijital dolandırıcılık suçunun “nitelikli” kapsamında ele alınmasını ve cezaların katlanarak artmasını sağlamıştır.
-
Örgütlü Suç Faaliyeti: Dosyanın bir diğer önemli hukuki boyutu, bu eylemin münferit bir olay değil, hiyerarşik bir yapı içerisinde işlenmiş olmasıdır. TCK m. 220 uyarınca “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçlaması, dijital dolandırıcılık eylemine eklenmiş ve ceza alt sınırları yukarı çekilmiştir.
3. Küresel Takip: Interpol ve Kırmızı Bülten Süreci
Bir dijital dolandırıcılık failinin en büyük stratejisi, elde ettiği haksız kazançla birlikte sınır dışına kaçarak izini kaybettirmektir. Mehmet Aydın da bu yolu izlemiş; Uruguay, Brezilya ve Paraguay gibi ülkeler arasında bir kaçış rotası çizmiştir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü, Interpol mekanizmasını en üst seviyede devreye sokmuştur.
Interpol tarafından yayımlanan Kırmızı Bülten, Aydın’ı dünyanın her yerinde aranır hale getirmiştir. Dijital dolandırıcılık gibi sınır aşan suçlarda Interpol’ün I-24/7 veri ağı, şüphelilerin pasaport bilgilerinden biyometrik verilerine kadar her türlü detayı üye 196 ülke ile paylaşır. Tosuncuk lakaplı fail, Kırmızı Bülten baskısı ve finansal kaynaklarının dondurulması sonucunda hareket alanı daralarak teslim olmaya zorlanmıştır. Bu süreç, uluslararası hukukun dijital dolandırıcılık faillerine karşı ne kadar etkin kullanılabileceğinin somut bir kanıtıdır.
4. Cezasızlık Algısı ve Yargılama Süreci
Toplumda oluşan “dolandıranın yanına kâr kalıyor” şeklindeki cezasızlık algısı, Mehmet Aydın davasında verilen kararlarla büyük oranda yıkılmıştır. Türk hukuk sistemi, mağdur sayısının on binleri bulması nedeniyle “zincirleme suç” ve “her bir mağdur için ayrı ceza” prensiplerini uygulamıştır.
Yargılama sonucunda, Mehmet Aydın (Tosuncuk) hakkında verilen binlerce yıllık hapis cezası, Türkiye’de dijital dolandırıcılık suçuna karşı gösterilen en sert tepki olmuştur. Bu cezalar sadece bir hürriyeti bağlayıcı ceza değil, aynı zamanda gelecekte benzer yöntemlerle dijital dolandırıcılık yapmayı planlayan şahıslar için bir “caydırıcılık” manifestosu niteliğindedir. Davanın hukuki boyutu incelendiğinde, sanığın savunma haklarının eksiksiz kullandırıldığı ancak suçun maddi delillerinin (server kayıtları, banka transferleri vb.) inkar edilemez olduğu görülmektedir.
5. Dijital Dolandırıcılık ile Mücadelede Yeni Dönem
Mehmet Aydın vakası, Türkiye’de siber suçlarla mücadele birimlerinin (SİBERAY vb.) ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Artık dijital dolandırıcılık sadece bireysel bir mağduriyet değil, milli ekonomiye ve güvene yönelik bir tehdit olarak görülmektedir. Interpol ile yapılan anlık veri paylaşımları, blokzincir teknolojisi üzerindeki para hareketlerinin takibi ve uluslararası iade antlaşmaları, dijital dolandırıcılık şüphelileri için dünyanın artık “eskisi kadar büyük olmadığını” göstermektedir.
Sonuç
Mehmet Aydın (Tosuncuk) olayı, dijital dolandırıcılık eylemlerinin teknolojik imkanlarla ne kadar devasa boyutlara ulaşabileceğini, ancak hukukun bu imkanlardan daha güçlü olduğunu kanıtlamıştır. Interpol’ün küresel ağı ve Kırmızı Bülten’in caydırıcılığı sayesinde fail adalete teslim edilmiştir. Türk hukuk sistemi, bu davada verdiği rekor cezalarla, dijital dolandırıcılık suçunun asla cezasız kalmayacağının altını çizmiştir. Adalet, belki dijital dünyada biraz zaman alabilir; ancak hukuki boyutu tamamlandığında kaçacak hiçbir delik bırakmaz.