Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisi
1) Giriş: “Milletlerarası yetki” neden ilk sorudur?
Yabancılık unsuru taşıyan her uyuşmazlıkta ilk cevaplanması gereken soru, hangi devlet mahkemelerinin davaya bakacağıdır. Bu soru milletlerarası yetki (international jurisdiction) sorusudur ve uygulanacak hukukun (kanunlar ihtilafı) tespitinden bağımsızdır. Uygulamada çoğu hata, “hangi hukuk uygulanır?” araştırmasına yetki tartışması çözülmeden başlanmasından çıkar. Doğru sıra şudur:
-
Milletlerarası yetki: Türk mahkemeleri bakabilir mi?
-
Dahili (yer) yetki: Hangi Türk mahkemesi bakacak?
-
Uygulanacak hukuk: Esas uyuşmazlık hangi maddi hukuka tabi?
Türk sisteminde bu sıralama, MÖHUK m.40–47 ile HMK’nın yer itibariyle yetki kurallarının birlikte okunmasıyla işler.
2) Normatif çerçeve ve temel ilke
2.1. Ana kaynak: MÖHUK m.40–47
-
m.40 – Genel kural: Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, kural olarak iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına göre belirlenir. Kısa formül: “İç yetki = milletlerarası yetki.”
-
m.41–46 – Özel yetki kuralları: Kişi halleri (özellikle Türklerin kişi halleri), vesayet/kayyımlık/gaiplik gibi koruma kararları, miras, iş, tüketici ve sigorta sözleşmelerine özgü koruyucu ve konu odaklı yetki normları getirir.
-
m.47 – Yetki sözleşmesi: Yabancılık unsurlu borç ilişkilerinde, münhasır Türk yetkisine girmeyen konularda yabancı mahkeme seçimi yapılabileceğini kabul eder; işçi, tüketici, sigorta gibi zayıf tarafı koruyan alanlarda sözleşmesel feragat sınırlandırılmıştır.
2.2. HMK ile bağ
MÖHUK m.40, bizi HMK’daki yer itibariyle yetki kurallarına götürür:
-
Genel yetki (HMK m.6): Davalının yerleşim yeri mahkemesi.
-
Sözleşmeden doğan davalar (HMK m.10): İfa yeri mahkemesi (ve koşullarıyla sözleşmenin kurulduğu yer).
-
Haksız fiil (HMK m.16): Fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer ve zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi.
-
Kesin yetki örneği (HMK m.12): Taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi.
Önemli not: HMK’daki kesin yerel yetki kurallarının hepsi milletlerarası anlamda münhasır değildir; ancak Türk taşınmazının aynına ilişkin çekişmeler, uygulamada münhasır Türk yetkisi kabul edilen çekirdek alandır. Bu ayrımı, tenfiz aşamasındaki sonuçlarıyla birlikte aşağıda ayrıca ele alacağız.
3) Metodoloji: Bir dosyada milletlerarası yetki nasıl kurulup tartışılır?
-
Yabancılık unsurunu netleştirin. Taraf vatandaşlıkları/merkezleri, ifa, ödeme, zarar, malvarlığı, terekedeki mal, risk yeri gibi bağları kronolojik ve coğrafi haritaya dökün.
-
MÖHUK m.40 → HMK’ya atlayın. Genel/özel yer yetkisi seçeneklerini çıkarın.
-
Özel MÖHUK hükümlerini test edin (m.41–46). Konu iş/tüketici/sigorta/miras/kişi halleri ise, öncelik çoğu zaman özel norma aittir.
-
Münhasır yetki ihtimalini ele alın. Taşınmazın aynına ilişkin alanlar gibi çekirdek “münhasır” havzayı dışarı alın.
-
Yetki sözleşmesi var mı (m.47)? Varsa; konu uygun mu, yazılılık ve açıklık var mı, zayıf taraf yasağına takılıyor mu, “münhasır Türk yetkisi” alanına sızıyor mu?
-
Derdestlik ve usul ekonomisi. Yabancı derdestlik varsa (örneğin paralel bir dava), bekletici mesele yapılması, yetki sözleşmesinin “sürükleme” etkisi, tenfiz öngörüsü ve makul bağlantı tartışması.
-
Usul zamanlaması. Yetki itirazı ilk itiraz niteliğindedir; süresinde ve açık şekilde ileri sürülmezse zımni yetki kabulü doğabilir.
4) Genel kural: MÖHUK m.40’ın “atıf tekniği”
MÖHUK m.40, milletlerarası yetkiyi, iç yer yetkisine bağlayarak esnek ve pratik bir çerçeve kurar. Uygulamada şu sonuçlar doğar:
-
Sözleşme senaryosu: Türkiye’de ifa edilecek bir edim varsa, HMK m.10 devreye girer; böylece Türk mahkemeleri milletlerarası yetkiye sahip hale gelir.
-
Haksız fiil senaryosu: Zarar Türkiye’de doğmuşsa ya da etkileri burada hissediliyorsa HMK m.16 üzerinden Türk mahkemeleri yetkilenir.
-
Genel yetki senaryosu: Davalının Türkiye’de yerleşim yeri bulunması, zaten HMK m.6 ile Türk mahkemelerini yetkili kılar.
Pratik: Dilekçede “milletlerarası yetki – iç yer yetkisi” köprüsünü açık kurun. Sadece HMK maddesini yazmak yerine “MÖHUK m.40 yollamasıyla HMK m.… uyarınca” demek, tartışmayı doğru zemine taşır.
5) Özel milletlerarası yetki kuralları (MÖHUK m.41–46)
5.1. Türklerin kişi halleri – “basamaklı” model (m.41)
Bir Türk vatandaşının kişi hallerine ilişkin davada (boşanma, evliliğin iptali, velayet, nafaka vb.) yabancı bir ülkede dava açılmamış veya açılamıyorsa; önce Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkeme, yoksa sakin olunan yer, yoksa son yerleşim yeri, o da yoksa Ankara/İstanbul/İzmir mahkemelerinden biri yetkilenir.
Strateji: Karşı tarafın yabancı ülkede açtığı davayı somut delilleriyle ortaya koyup “açılmadı/açılamadı” koşulunun sağlanmadığını ispatlamak, Türkiye’de açılmış davanın yetkisizlikle karşılaşmasına yol açabilir. Tersi durumda, Türkiye’de dava açmak isteyen vekil, yabancı ülkede fiilen açmanın imkânsızlığını (ör. yurtdışı tebligat/ikamet engelleri, yargılama masrafı teminatı, erişim bariyerleri) somutlaştırmalıdır.
5.2. Yabancıların kişi hallerine ilişkin koruma kararları (m.42)
Türkiye’de yerleşimi bulunmayan bir yabancının vesayet, kayyımlık, kısıtlılık, gaiplik, ölmüş sayılma gibi kararları; kişinin Türkiye’de sakin olduğu yer veya mallarının bulunduğu yer mahkemesinde verilebilir. Buradaki ilke, fiili bağ ve koruma amacıdır.
5.3. Miras (m.43)
Yetki, ölenin Türkiye’deki son yerleşim yerine bağlanır; böyle bir yer yoksa Türkiye’deki tereke unsurlarının bulunduğu yer mahkemesi yetkilenir. Taşınmaz, değerli menkul veya banka alacağı gibi tereke unsurları Türk yetkisini somutlaştırır.
5.4. İş sözleşmesi (m.44)
İşçi lehine koruma belirgindir: İşçinin açacağı davalarda işçinin yerleşim yeri/mutad meskeni veya işin mutaden yapıldığı yer; işverenin açacağı davalarda ise işçinin Türkiye’deki mutad meskeni mahkemesi yetkilidir. İşçinin aleyhine sözleşmesel yetki hükmü ile bu korumadan vazgeçilemez.
5.5. Tüketici sözleşmesi (m.45)
Tüketicinin açacağı davalarda seçimlik yetki geniştir: Tüketicinin yerleşim yeri/mutad meskeni veya karşı tarafın işyeri/yerleşim yeri/mutad meskeni. Tüketiciye karşı açılacak davalarda ise yalnızca tüketicinin Türkiye’deki mutad meskeni yetkilidir. Bu koruma, yetki sözleşmesiyle bertaraf edilemez.
5.6. Sigorta (m.46)
Sigorta ettiren/sigortalı/lehdar aleyhine davalarda onların Türkiye’deki yerleşim yeri/mutad meskeni; sigortacıya karşı davalarda sigortacının esas işyeri/şube/acentenin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Bu da zayıf tarafın korunması ilkesinin yansımasıdır.
6) Yetki sözleşmesi (m.47): Şartlar, etki ve sözleşme tasarımı
6.1. Geçerlilik şartları
-
Yabancılık unsuru bulunmalıdır (tarafların tabiiyeti, merkezleri, ifa/ödeme yeri, malvarlığı bağlantısı vb.).
-
Konu borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlık olmalıdır.
-
Münhasır Türk yetkisi alanına giren konular dışarıda tutulur (özellikle Türkiye’deki taşınmazın aynına ilişkin çekişmeler).
-
Yazılı ispat güvencesi gerekir; hüküm açık olmalı, “münhasır” ifade varsa belirsizlik kalmamalıdır.
-
İşçi–tüketici–sigorta alanlarında zayıf taraf aleyhine getirilen korumayı ortadan kaldıracak şekilde geçerli kılınamaz.
6.2. Etkisi
Geçerli bir yetki sözleşmesi, kural olarak Türk mahkemelerinin yetkisini dışlar (derogasyon). Ancak süresinde yetki itirazı yapılmazsa Türk mahkemesi davaya bakabilir; ya da yabancı mahkeme kendini yetkisiz sayarsa davanın Türkiye’de görülmesinin önü açılır.
6.3. Sözleşme tasarımı için pratik öneriler
-
Çoklu forum yerine net ve münhasır bir forum seçimi yazın; ancak ihtiyati tedbir/teminat gibi acil korumalar için “forumun korunması” amaçlı yardımcı yetki cümlesi ekleyin.
-
Governing law ile forum arasında makul bağ kurun (ifa/teslim yerine yakın forum seçimi, taraf merkezleri). Bu, tenfizde “aşkın yetki” eleştirisini azaltır.
-
Zayıf taraf sözleşmeleri (işçi, tüketici, sigorta) için Türkiye’de dava açma hakkının saklı olduğu açık bir kayıt düşünün.
-
Delil ve tebligat lojistiğini planlayın: Yetki sözleşmesi seçtiğiniz ülke, tebligat ve delil sunumu bakımından erişilebilir olmalı.
7) Münhasır yetki ve “aşkın (exorbitant) yetki”
7.1. Münhasır yetki
Uygulamada Türkiye’deki taşınmazın aynına ilişkin çekişmeler, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi kapsamında kabul edilir. Münhasır yetkinin doğal sonucu şudur: Bu konuda verilmiş bir yabancı mahkeme kararı Türkiye’de tanınmaz/tenfiz edilmez. Benzer biçimde, bazı “statü” ve “statik malvarlığına bağlı” konularda da münhasır yetki alanları tartışılır; fakat münhasır alanın dar yorumlanması genel eğilimdir. “Her kesin yerel yetki = münhasır milletlerarası yetki” değildir; dosya bazlı ayırım yapmak gerekir.
7.2. Aşkın yetki
Tenfiz hukukunda, yabancı mahkemenin davayla makul bağlantı kurmadan yetki tesis etmesi, tanıma/tenfiz reddi riskidir. Örneğin sırf davacının vatandaşlığı sebebiyle veya tesadüfi bir bağ üzerinden forum seçilmesi, “aşkın yetki” itirazına açık kapı bırakır. Bu sebeple hem yetki sözleşmesi kurarken hem de tenfiz davası kurgularken bağlantı noktalarını somutlaştırmak gerekir: ifa yeri, zarar yeri, malvarlığının yeri, taraf merkezleri, sözleşme dili/para birimi vb.
8) Derdestlik (lis pendens), bekletici mesele ve usul ekonomisi
Türk hukukunda milli derdestlik (aynı uyuşmazlığın Türkiye’de iki kez açılması) bir dava şartıdır; ancak yabancı derdestlik için kanuni çerçeve genel dava şartı şeklinde değildir. Gene de mahkeme, usul ekonomisi ve çelişik kararların önlenmesi ilkeleri doğrultusunda yabancı davayı bekletici mesele yapabilir.
İstisna: MÖHUK m.41’de “yabancı ülkede açılmadığı veya açılamadığı takdirde” şartı, Türklerin kişi halleri için özel bir derdestlik filtresi getirir.
Pratik:
-
Bekletici mesele talebinde, yabancı davanın seyri, kararın tenfiz kabiliyeti ve somut fayda açık yazılmalı.
-
Yabancı derdestlikte gecikme ve adil yargılanma dengesi kurulmalı; sırf beklemek için bekleyen taktikler karşısında “yargılamanın sürüncemede bırakılması” argümanı kullanılabilir.
-
Anti-suit injunction benzeri araçların Türk hukukunda doğrudan kabul görmediğini gözetin; bunun yerine bekletme, tensipte hızlandırma, ihtiyati tedbir gibi iç araçlarla dosyayı yönetin.
9) Usulî çerçeve: Yetki itirazı, süre ve ispat
-
Yetki itirazı ilk itirazlardandır. Süresinde ve açık şekilde ileri sürülmelidir; aksi hâlde zımni yetki kabulü riski vardır.
-
İspat yükü: Yetkiyi ileri süren taraf, dayandığı bağlantı noktalarını (ifa yeri, zarar yeri, yerleşim yeri, mutad mesken, şube/acentelik vb.) belge ile ortaya koymalıdır.
-
Delil stratejisi:
-
Sözleşmeler için lojistik: Teslim/ifa/ödeme yeri, INCOTERMS belgeleri, taşıma evrakı, banka Swift kayıtları.
-
Haksız fiil için dijital/lojistik izler: IP logları, kargo/teslim, kullanım yeri, zararın doğum zamanı/ yeri.
-
İş–tüketici–sigorta dosyalarında zayıf tarafın Türkiye bağlantısını (yerleşim/mutad mesken, işin mutaden gördürüldüğü yer, riskin gerçekleştiği yer) somutlaştırın.
-
Sonuç ve özet
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, MÖHUK m.40 ile HMK yer yetkisi kurallarının iç içe geçtiği bir yapıda belirlenir; m.41–46 ise konu bazlı özel koruma getirerek özellikle işçi, tüketici, sigorta ve miras/kişi halleri alanlarında Türk mahkemelerine erişimi kolaylaştırır. Yetki sözleşmesi (m.47) yabancı mahkeme lehine derogasyon sağlar, fakat münhasır alan ve zayıf taraf koruması sınırları belirgindir. Derdestlik ve tenfiz boyutları, yetki tartışmasını ilk andan kararın icrasına kadar uzanan bir süreklilik haline getirir.
Bir avukat için başarının anahtarı; yabancılık bağlarını eksiksiz haritalamak, m.40–HMK köprüsünü açık kurmak, özel normları isabetle uygulamak, münhasır/aşkın yetki tuzaklarını erken görmek ve usul zamanlamasını (özellikle ilk itiraz süresini) asla kaçırmamaktır.