Ticari İşletmenin Merkezi ve Şubesi
1) Neden “Merkez–Şube” Ayrımı Bu Kadar Önemli?
Uygulamada ticari işletme “merkez adresi” ile “şube adresi” çoğu zaman yalnızca operasyonel bir tercih gibi görülür. Oysa merkez–şube ayrımı; ticaret siciline tescil ve ilan, ticaret unvanının nasıl kullanılacağı, MERSİS numaralandırması, temsil yetkisi, tebligat ve sözleşme ilişkileri, hatta dava açılacak yer mahkemesi bakımından doğrudan sonuç doğurur.
Bir işyerinin “şube” sayılıp sayılmaması; kimi zaman bankaların kredi süreçlerinde, kimi zaman sözleşmelerde imza yetkisinin tartışılmasında, kimi zaman da uyuşmazlıkta yetkili mahkemenin belirlenmesinde dosyanın kaderini etkiler.
2) Ticari İşletmenin “Merkezi” Ne İfade Eder?
Merkez, ticari işletmenin sevk ve idaresinin yapıldığı, işletmenin dış dünyaya karşı “ana kimliği”nin oluştuğu ana organizasyon noktasıdır. Ticaret sicili bakımından merkez; tacirin ticari işletmesini işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ettirdiği yerdir.
Merkez kavramı pratikte üç başlıkla karşımıza çıkar:
-
Ticaret siciline kayıtlı merkez: Resmî sicil kayıtlarında görünen merkez adresi.
-
Fiilî yönetim merkezi: Kararların alındığı, yönetimin fiilen yürütüldüğü yer.
-
İşletme merkezi: İşletmenin ana faaliyet organizasyonunun kurulduğu yer.
Çoğu dosyada bu üçü çakışır; ancak özellikle hızlı büyüyen yapılarda, holding/şirketler topluluğunda veya taşınma süreçlerinde ayrışmalar yaşanabilir. Bu ayrışmalar özellikle tebligat ve yetki itirazlarında tartışma konusu olur.
3) “Şube” Nedir? (Tanım ve Ayırt Edici Ölçütler)
Şube tanımı uygulamada tartışmalı olabildiği için, mevzuattaki tanım belirleyicidir. Ticaret Sicili Yönetmeliği m.118, şubeyi; ticari işletmeye bağlı olup, bulunduğu sicil çevresi aynı ya da farklı olsun, kendi başına sınai veya ticari faaliyetin yürütüldüğü yerler ve satış mağazaları olarak tarif eder; ayrıca bağımsız sermaye veya muhasebe tutulup tutulmaması tek başına belirleyici kabul edilmez.
Bu tanımı “uygulama filtresi”ne çevirdiğimizde şube için tipik göstergeler şunlardır:
-
Bağlılık: Şube, merkeze bağlıdır; ayrı bir tüzel kişilik değildir.
-
Süreklilik: Geçici stand/etkinlik noktası gibi değil; sürekli ve düzenli faaliyet yürütür.
-
Dışa karşı faaliyet: Üçüncü kişilerle doğrudan hukuki ilişki kurar (satış, hizmet, sözleşme, tahsilat vb.).
-
Organizasyon: Personel, operasyon akışı ve faaliyet düzeni vardır.
-
Temsil/işlem yapabilme: Şube adına işlem tesis edilebilmesi (yetki sınırlarına göre) şubeyi güçlendirir.
Sadece “depo”, “sevkiyat noktası” veya “irtibat ofisi” şeklinde çalışıp dış dünyayla bağımsız işlem kurmayan bir yer her zaman şube sayılmayabilir. Ancak fiilen üçüncü kişilerle sözleşme kurmaya başlanırsa, “adı her ne olursa olsun” şube niteliği gündeme gelir.
4) Merkez ve Şubenin Tescil–İlan Rejimi
(a) Merkez tescili: Tacir, ticari işletmesini ve ticaret unvanını, işletmenin açılmasından itibaren belirli süre içinde işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirir.
(b) Şube tescili (merkezi Türkiye’de olan işletmeler): Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları yer ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Üstelik unvan ve imza örneklerine ilişkin kurallar şube bakımından da uygulanır.
(c) Kayıtların ilişkilendirilmesi: Kural olarak merkezin bağlı olduğu sicildeki kayıtların, şubenin siciline de yansıması/tescili öngörülür; uygulamada bu, merkezdeki temel değişikliklerin şube kaydına da “ilişkili kayıt” mantığıyla işlendiği bir mekanizmadır.
(d) Yabancı merkezli işletmelerin Türkiye şubesi: Merkezi Türkiye dışında bulunan işletmelerin Türkiye’deki şubeleri de belirli esaslarla tescil edilir; ayrıca Türkiye’de yerleşik ve tam yetkili bir ticari mümessil atanması gerekir.
Bu çerçeve pratik bir sonuç doğurur: “Şubeyi açtık, tabela astık” yaklaşımı, ticaret sicili ve üçüncü kişilere karşı aleniyet bakımından risklidir. Şube fiilen çalışıyor ama sicilde görünmüyorsa; imza, temsil, sözleşme ve sorumluluk tartışmalarında aleyhe sonuç üretir.
5) Şube Ticaret Unvanı Nasıl Kullanılır?
Şubenin ticaret unvanı “merkezden kopuk” bir unvan değildir. Kanun, şubenin kendi merkezinin ticaret unvanını kullanmasını ve bunun yanına şube olduğunu belirten ek koymasını zorunlu tutar.
Ticaret Sicili Yönetmeliği de aynı mantığı tamamlar: Şubenin unvanı, merkez unvanı + şube olduğuna dair eklerden oluşur; yabancı merkezli işletme şubesinde ise hem merkezin hem şubenin bulunduğu yerin ve şube ibaresinin açıkça gösterilmesi gerekir.
6) MERSİS ve Şube Numarası: Neden Dosyada Delil Kıymeti Var?
Sicil işlemleri MERSİS üzerinden yürütülür; tescil edilen ticari işletmeler, şirketler ve bunların şubelerine tescille birlikte MERSİS numarası verilir. Şube MERSİS numarası, merkezin MERSİS numarasına bir sıra numarası eklenerek oluşturulur.
Bu teknik gibi görünse de pratikte çok işe yarar:
-
Aynı markayı kullanan farklı yerlerin gerçekten “şube mi, franchise mı, bağımsız işletme mi” olduğunun ilk kontrolü,
-
Banka ve kamu kurumlarında kimlik doğrulama,
-
İcra takiplerinde doğru borçlu/ünvan tespiti,
-
Şube işlemlerinden doğan davalarda uyuşmazlığın hangi birimle bağlantılı olduğunun ispatı.
7) Şube İşlemlerinde Temsil ve İmza Yetkisi: “Şube Müdürü” Her Şeyi Yapabilir mi?
Şubede işlem yapan kişilerin yetkisi, kural olarak merkezin iradesine ve tescil edilen temsil/ilzam düzenine bağlıdır. Şube müdürüne verilen yetki, çoğu kez “yalnız şube işleri” ile sınırlandırılır; bu sınırlandırmanın üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirliği ise tescil–ilan görünürlüğü ile ilişkilidir.
Bu nedenle şube açılışında yalnızca adres ve faaliyet değil; şubeyi temsile yetkili kişilerin kimliği ve temsil şekli de doğru kurgulanmalıdır (aksi hâlde imza tartışmaları ve yetkisiz işlem iddiaları büyür).
8) Dava Yetkisi (HMK m.14): Şube Nerede Dava Edilir?
Merkez–şube ayrımının en “dosya sonucunu değiştiren” alanı çoğu zaman yetkidir. HMK m.14/1’e göre bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
Bu kural, şu gibi pratik sonuçlar doğurur:
-
Sözleşme şubede kurulmuşsa veya ifa şubede gerçekleşmişse,
-
Fatura/teslimat/ayıp ihbarı şube üzerinden yürümüşse,
-
Tahsilat şube kasası/şube hesabı üzerinden yapılmışsa,
davacı taraf, merkezin bulunduğu yer dışında şubenin bulunduğu yerde de dava açabilme imkânına sahip olabilir. Yetki stratejisi (özellikle ticari davalarda hız, bilirkişi çevresi, mahkeme pratiği gibi sebeplerle) çoğu zaman bu noktada belirlenir.
9) Uygulamada En Sık Hata: “İrtibat Ofisi” Deyip Fiilen Şube Gibi Çalıştırmak
Bazı işletmeler, tescil süreçlerini geciktirmek veya mali/operasyonel sebeplerle “irtibat ofisi” adı altında bir yer açar; ancak orada satış yapılır, sözleşme imzalanır, tahsilat alınırsa fiilen şube niteliği güçlenir. Ticaret Bakanlığı’nın şube değerlendirmesinde de üçüncü kişilerle bağımsız şekilde hukuki işlem tesis edilmesi ve ticari/sınai faaliyetin yürütülmesi şube niteliğini destekleyen ana ölçütlerdendir.
Bu nedenle işletmelerin “etiket” üzerinden değil, fiilî faaliyet üzerinden pozisyon alması gerekir.
10) Şube Açılışı İçin Pratik Kontrol Listesi
-
Şube açılışına ilişkin yetkili organ kararı (şirket türüne göre)
-
Şube adresi ve faaliyet kapsamı (NACE/konu uyumu)
-
Şubeyi temsile yetkili kişi(ler) ve temsil şekli
-
Şube unvanının merkez unvanıyla uyumlu kurgulanması (şube ibaresi + gerekiyorsa ekler)
-
Ticaret sicili tescil–ilan işlemleri (şubenin bulunduğu yerde)
-
MERSİS numarası ve şube numarası kontrolü
-
Sözleşme/antet/fatura/e-posta imzası gibi dışa dönük dokümanlarda unvan standardizasyonu
Sonuç
Ticari işletmenin merkezi ve şubesi ayrımı, yalnızca “adres” meselesi değildir; ticaret sicilinin aleniyet fonksiyonu, unvanın doğru kullanımı, MERSİS kimliği, temsil–imza güvenliği ve dava yetkisi gibi kritik alanlarda doğrudan sonuç doğurur. Kanunun şube tesciline ve şube unvanına ilişkin zorunlulukları (TTK m.40 ve m.48) ile Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin şube tanımı ve tescil mantığı birlikte değerlendirildiğinde, işletmelerin şube yapılanmasını “fiilî faaliyetle uyumlu” ve hukuki risk üretmeyecek şekilde kurması gerekir.