Single Blog Title

This is a single blog caption

Ticari İşletmenin Devri (TTK 11/3)

Ticari İşletmenin Devri: “Varlık Satışı” mı, “Bütün Halinde Devir” mi?

Uygulamada “işletme devri” denince aynı sepete atılan üç farklı işlemle karşılaşırız: (i) ticari işletmenin devri, (ii) malvarlığı/aktif-pasif devri, (iii) şirket payı devri. Hukuki sonuçlar, sorumluluk rejimi ve tescil prosedürü bu üç modelde tamamen farklıdır. Bu yazı, özellikle TTK m.11/3 çerçevesindeki ticari işletmenin bir bütün halinde devrini; sözleşme kurgusu, ticaret sicili adımları ve borç–işçi devri riskleriyle birlikte pratik bir “dosya rehberi” olarak ele alır.

1) Ticari işletmenin devri nedir, niçin “özel” bir rejime tabidir?

TTK m.11/3, ticari işletmenin içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için “tek tek tasarruf işlemleri” yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün halinde devredilebileceğini kabul eder. Aynı hüküm, aksine kararlaştırılmadıkça devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini (goodwill), kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen unsurları kapsadığı karinesini getirir.

Bu düzenlemenin pratik karşılığı şudur: “Ben sadece makineleri sattım” ile “ticari işletmeyi devrettim” aynı şey değildir. Ticari işletmenin devri, işletmenin ekonomik bütünlüğünü ve devamlılığını hedefleyen, kapsamı geniş bir işlemdir.

2) Geçerlilik için iki temel şart: Yazılı sözleşme + tescil/ilan

a) Yazılı devir sözleşmesi

Ticari işletmenin devri sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması esastır. Bu gereklilik TTK 11/3’te açıkça vurgulanır.

b) Ticaret siciline tescil ve ilan – “Kurucu etki” meselesi

Uygulamada en kritik nokta, devrin ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmesidir. Ticaret Sicili Yönetmeliği m.133/3, ticari işletmenin devrinin devir sözleşmesinin tümünün tescili ile hüküm ifade edeceğini belirtir.
Bu nedenle, sadece taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme ile “devir bitti” demek çoğu dosyada yeterli olmaz; sicil adımı doğru planlanmazsa devir, üçüncü kişiler bakımından ciddi tartışma üretir.

3) Devir sözleşmesinde zorunlu/olmazsa olmaz unsurlar

Ticaret Sicili Yönetmeliği m.133/2, ticari işletme devri sözleşmesinde yer alması gereken hususları örnekleyerek sayar; ayrıca m.133/3–4 tescilin niteliği ve tescil edilemeyecek devir tiplerine temas eder.

Uygulamada “sağlam” bir devir sözleşmesi için (asgarî olarak) şu başlıklar net olmalıdır:

  • Taraf bilgileri ve tebligat adresleri

  • Devrin konusu: ticari işletmenin bir bütün olarak ve devamlılığı sağlayacak şekilde devredildiğine dair şartsız irade

  • Sözleşme dışında bırakılan unsurlar (varsa): örn. belirli marka, belirli araç, belirli alacak kalemi vb.

  • Bedel ve ödeme şartları: peşin/taksit, teminatlar, kapanış (closing) koşulları

  • Teslim–devir tarihi: fiili teslim, stok sayımı, kasa/pos, e-ticaret hesapları, domain vb.

  • Rekabet etmeme / müşteri devri / know-how hükümleri: ölçülü ve ispatlanabilir çerçevede

  • Garanti–beyanlar: borç listesi, dava/icra yokluğu, vergi–SGK yükümlülükleri, ruhsatlar, çevre/iş güvenliği gibi riskler

  • Uyuşmazlık çözümü: yetkili mahkeme/ arabuluculuk/ tahkim (işin niteliğine göre)

    4) Devir kapsamında “kendiliğinden geçen” unsurlar ve en sık yanılgı

    TTK m.11/3’teki karine nedeniyle, aksine anlaşma yoksa devir sözleşmesinin işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanını ve fikri mülkiyet haklarını kapsadığı kabul edilir.

    Buradaki en büyük yanılgı: “Ticaret unvanı ve marka otomatik geçti” varsayımıyla hareket etmektir. TTK 11/3, kapsam karinesi kurar; fakat marka/patent/tasarım gibi hakların sicil kayıtları ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik boyutu ayrıca yönetilmelidir. Pratikte, işletmenin devriyle birlikte devredildiği kabul edilen hakların, ilgili sicillerde güncellenmesi (ve gerekiyorsa ayrı bildirim/işlem) “temiz kapanış” için önemlidir.

    5) Borçlardan sorumluluk: TBK 202’nin iki yıllık müteselsil sorumluluğu

    Ticari işletmeyi aktif ve pasifleriyle devralan kişi, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için ilan yoluyla duyurduğu anda devralınan borçlardan sorumluluk rejimi TBK m.202 ekseninde şekillenir. Bu maddede; devralanın borçlardan sorumlu olacağı, ayrıca devredenin de iki yıl süreyle devralanla birlikte müteselsilen sorumlu kalacağı düzenlenmiştir.
    Ayrıca TBK 202, bu iki yıllık sürenin başlaması için bildirim/duyuru yükümünün yerine getirilmesine özel önem verir; bildirim veya ilan yapılmadıkça iki yıllık sürenin işlemeye başlamayacağı hükme bağlanır. “Borçları devralmıyorum” diye sözleşmeye yazmak tek başına yetmez. Alacaklıların korunması nedeniyle, hangi borcun dışarıda bırakıldığı, alacaklı onayı/bildirim mekanizması ve devir ilanının zamanlaması hukuki sonucu belirler.

    6) İşçi devri: İş Kanunu m.6 ile “kendiliğinden geçiş” ve iki yıllık sorumluluk

    Ticari işletmenin devri, çoğu kez aynı zamanda bir işyeri devri sonucunu doğurur. İş Kanunu m.6’ya göre işyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak devredildiğinde, devir tarihinde mevcut iş sözleşmeleri bütün hak ve borçlarıyla devralana geçer; devralan işveren kıdeme bağlı haklarda işe giriş tarihini devreden işveren yanındaki başlangıca göre dikkate almakla yükümlüdür.

    Bu başlıkta iki kritik pratik sonuç çıkar:

    1. “Personeli seçerek devralırım” yaklaşımı çoğu olayda mümkün değildir; devrin niteliği işyeri devri ise sözleşmeler kendiliğinden geçer.

    2. Devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken bazı işçilik alacaklarında devreden–devralanın birlikte sorumluluğu ve süre sınırlaması tartışmaları gündeme gelir (dosyayı iş hukuku bakışıyla da kapatmak gerekir

      7) Ruhsatlar, izinler, sözleşmeler: “Devredilebilirlik” kontrolü

      Ticari işletme bir bütün olarak devredilebilir; fakat işletmenin faaliyetini sürdürebilmesi için gerekli ruhsat/izin/lisans seti her zaman otomatik geçmez. Özellikle belediye ruhsatları, özel izinler, franchise sözleşmeleri, tedarikçi sözleşmeleri, banka POS ve ödeme kuruluşu sözleşmeleri, pazar yeri mağazaları, domain–hosting sözleşmeleri gibi kalemlerde “devre izin” şartları bulunabilir.

      Bu nedenle uygulamada iki aşamalı kapanış güvenlidir:

      • Ön koşullar (conditions precedent): ruhsat devri/yenileme, kira sözleşmesi devri/yenileme, ana tedarikçi onayları

      • Kapanış (closing): bedelin kalan kısmı, teslim tutanağı, stok sayımı, ticaret sicili tescili

        8)Rekabet hukuku boyutu: Bazı devirler bildirim gerektirebilir

        Ticari işletmenin devri, ekonomik olarak “kontrol devri” doğuruyorsa ve belirli ciro eşikleri aşılıyorsa, 4054 sayılı Kanun çerçevesinde birleşme/devralma bildirimi gündeme gelebilir. Rekabet Kurumu’nun 2010/4 sayılı Tebliği, kontrol devri ve malvarlığı devri gibi işlemleri birleşme-devralma kapsamında ele alır.
        Ayrıca ciro eşiklerinin güncellendiği ve bazı alanlarda (ör. teknoloji teşebbüsleri) ilave bildirim yaklaşımının benimsendiği Kurum duyurularında yer alır.

        Pratik not: Rekabet bildirimi gerekip gerekmediği, sözleşmenin “kapanış şartı” olarak baştan yazılmazsa sonradan ağır gecikme ve yaptırım riski doğurabilir.

        9) Pratik “iş akışı”: Ticari işletme devri nasıl güvenle kapatılır?

        1. Ön inceleme (due diligence): sicil kayıtları, vergi/SGK borçları, dava–icra, kira/ruhsat, sözleşmeler, çalışan listesi

        2. Devir sözleşmesi taslağı: kapsam + hariç unsurlar + bedel + teminat + kapanış şartları

        3. Tescil dosyası hazırlığı: TSY 133’e uygun evrak seti, imza/kimlik, oda/sicil prosedürü

        4. Alacaklı bildirim/ilan stratejisi: TBK 202’ye uygun şekilde (özellikle borç ve risk yönetimi için)

        5. Kapanış: teslim tutanağı, stok sayımı, hesap/şifre teslimleri, personel bilgilendirme, ödeme

        6. Kapanış sonrası: marka/domain güncelleme, sözleşme devri onayları, veri güvenliği ve KVKK uyumu

        Sonuç

      • Ticari işletmenin devri, “satış sözleşmesi imzalandı, bitti” denecek bir işlem değildir. TTK m.11/3 işletmeye bütünlük kazandırır; TSY m.133 tescil/ilanın hüküm doğurmasını (pratikte kurucu etkiyi) öne çıkarır; TBK m.202 ise borçlardan sorumlulukta bildirim/ilan ve iki yıllık müteselsil sorumlulukla alacaklıları korur; İş Kanunu m.6 da çalışanların sözleşmelerinin devralana geçmesini düzenleyerek iş gücü boyutunu “otomatik” hale getirir.

Leave a Reply

Call Now Button